Blog

  • Britanya’daki Kürtler Coronavirüse karşı Kriz Merkezi oluşturdu

    Britanya’daki Kürtler Coronavirüse karşı Kriz Merkezi oluşturdu

    Britanya Kürt Halk Meclisi, Koronavirüs salgını nedeniyle ‘Newroz kutlamaları’ başta olmak üzere ülkedeki tüm eylem, etkinlik ve kitlesel programlarını erteleyerek, halkın acil ihtiyaçlarını karşılamak için Kriz Merkezi oluşturdu. 

    Britanya Kürt Halk Meclisi başta Londra olmak üzere ülkedeki tüm eylem, etkinlik, kutlama, panel ve gecelerini tedbir amaçlı olarak iptal ederken, toplumun bu süreçteki acil ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla Kriz Merkezi oluşturdu. Kürt Halk Meclisi, sağlık, kültür, örgütlenme ve basın gibi bir çok komisyonun sözcü ve çalışanlarından oluşan Kriz Merkezi Londra’daki Kürt Toplum Merkezi binasından yönetilecek. Merkez binasını sterilize eden Halk Meclisi, bir dizi kararlar alarak özellikle Kürdistan ve Türkiyeli topluma dönük bir çağrı ve açıklamada bulundu.

     

    KRİZ MERKEZLERİ OLUŞTURDUK

    Tüm dünya da olduğu gibi Koronavirüs (Covid 19) denilen salgın hastalığın Britanya’da da giderek büyüyen bir sorun olduğu ifade edilen açıklamada, Britanya’da teşhis konulmuş kişi sayısının bin beş yüzü aştığına dikkat çekildi. Açıklamada, virüsün giderek yayıldığı ve ölümlerin gerçekleştiği yine bilim insanlarının ile sağlık elemanlarının ilk belirlemelerine göre 70 yaş üzeri insanlarda daha tehlikeli olabildiği hatırlatıldı. Britanya sağlık sistemi NHS salgın ihtimali olan hastalara “7 gün evinizde kendinizi izole edin” diyerek hiçbir sorumluluk almadığına dikkat çekilen açıklamada, Britanya Kürt Halk Meclisi’nin halkın sağlığı ve sorumluluğu gereği başta Londra olmak üzere bir çok şehir de Kriz Merkezleri oluşturduğu belirtildi. 

     

    TÜM ETKİNLİKLER İPTAL EDİLSİN

     Kriz Merkezi’nin, evlerinde izole olmuş, gıda sorunu yaşayan, sağlık merkezleri ile iletişim kurmakta zorlanan ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmak için çalışmalarına başladığı ifade edilen açıklamada, şunlara yer verildi: “Britanya Kürt Halk Meclisi olarak koronavirüse karşı tedbirler çerçevesinde Kürt halkının ve ortadoğu halklarının özgürlük bayramı olan Newroz etkinliklerinin tümünü kriz aşılana kadar iptal etme kararı aldık. Kriz aşıldıktan sonra Newroz’u tüm halkımızla coşkuyla kutlayacağız. İkinci bir husus bu süreçte halkımızın da uzmanların, sağlık otoritelerinin ve yetkililerin uyarılarına göre tedbirlerini alıp yaşamını düzenlemesi hayati önemdedir. Bu kapsamda özellikle kalabalık ve kitlesel etkinlikler derhal iptal edilmelidir ve ileri tarihlere ertelenmelidir. Özellikle büyük bir tehlike arz eden düğün, nişan, sünnet ve taziye gibi tüm etkinliklerin ertelenmesi çağrısında bulunuyoruz. Böylesi bir dönemde acil durumlar dışında derneklerimizin zorunlu olmadıkça ziyaret edilmemesini sadece zorunlu ihtiyaç halinde gelinmesini istiyoruz.”

     

    DAYANIŞMA İLE AŞACAĞIZ 

    Kriz Merkezleri’nin yerel yönetimler ve ilgili kurumlar ile iletişime geçtiği ve ortak bir çalışma ve eşgüdümlü bir mekanizma kurulmasına dönük çalışmalar yapıldığı ifade edilen açıklamada, insanlığın zorlu bir süreçten geçtiği bu günlerde Kürt halkının da dayanışmayı güçlendirerek bu salgın krizini aşılabileceği vurgulandı.

     

    Kriz Merkezlerine salgın belirtileri olduğunu düşünüp sağlık merkezlerine ulaşmada sorun yaşayanlar, evde izole olması istenen ancak dışarıda ihtiyacı karşılanamayan, engelli yada yaşlı olduğu için ulaşım sorunu yaşayanlar ve kriz sürecinde herhangi bir sorun yaşayanların ulaşabileceği vurgulandı.

     

    Britanya Kürt Halk Meclisi Kriz Merkezi iletişim numaraları ve adresi ise şöyle:

    Ercan Akbal: 07424289128

    Besime Bardak: 07507187771

    Nejla Ari: 07780179787

    Mehmet Kardu: 07734360980

    Adres: 11 Portland Gardens Haringey/London N4 1HU”

     

  • Britanya’da Newroz etkinlikleri iptal

    Britanya’da Newroz etkinlikleri iptal

    Kürt Halk Meclisi tarafından düzenlenecek olan 21 Mart Newroz kutlamaları koronavirüs salgını dolayısıyla iptal edilerek ileri bir tarihe ertelendi. İptal edilen etkinlikler arasında 11. Londra Kürt Film Festivali’de bulunuyor.

     

    Özelde Kürtlerin ve genelde Ortadoğu halklarının ‘özgürlük bayramı’ olarak nitelediği 21 Mart Newroz kutlamaları için tüm dünyayı etkisi altına alan Coronavirüs salgını nedeniyle iptal edildi. Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan açıklama da, coronavirüs salgınının ciddi boyutlara ulaştığı ve giderek yayılarak ölümlere neden olduğu bir dönem de halkın sağlığını tehlikeye atacak tüm etkinlikleri iptal ettiklerini duyurdu. Halk Meclisi, Londra’da her yıl Yurtsever Gençlik Hareketi tarafından ateşler yakılarak 21 Mart akşamı kutlanan Newroz etkinliğinin yanı sıra, 22 Mart’ta İskoçya, 24 Mart’ta Liverpool, 29 Mart Sheelfield ve 5 Nisan’da Londra Baf yerleşkesinde yapılması planlanan final Newroz’unun iptal edildiğini duyurdu.

     

    Yine Londra Kürt Halk Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu tarafından 24 Mart günü Britanya Parlamentosu’nda yapılacak olan Newroz resepsiyonu da zorunlu olarak iptal edildi. Bu yıl ki resepsiyona İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn’den bir çok milletvekili, yazar, akademisyen ve sanatçı katılacaklarını bildirirken, birer de mesaj göndermişti.

     

    LKFF ERTELENDİ  

    Newroz etkinliklerinin yanı sıra Coronavirüs dolayısı ile iptal edilen bir diğer etkinlik ise 11’inci Londra Kürt Film Festivali oldu. Festival Komitesi tarafından yapılan açıklama da, 24 Nisan ile 2 Mayıs arasında yapılacak festivalin halkın sağlığı açısından riskli olduğu ve koronavirüs tehlikesinden dolayı ertelemek zorunda kaldıkları için büyük üzüntü duydukları belirtildi. Festivalin sadece ertelendiğini ve virus riskinin en düşük seviyeye inmesi ile birlikte daha zengin bir programla festivalin gerçekleştirileceği kaydedildi. LKFF bu yıl ki festivalin açılış filmini son zamanlar da sinemaseverlerin dikkatini çeken ve Sur Direnişi’ni anlatan ‘Ji bo Azadiye’ filmi ile gerçekleştirecekti.

  • DGB’den ‘corona’ fırsatçılarına sert tepki; ‘Gerekirse teşhir ederiz!’

    DGB’den ‘corona’ fırsatçılarına sert tepki; ‘Gerekirse teşhir ederiz!’

    Diren Dicle Erden

    Koronavirüs salgınını fırsat bilip özellikle hijyen ve gıda ürünlerin de fiyatları 5-10 misline yükselterek fahiş fiyatlarla satış yapan esnaf ve işletmelere sert tepki göstererek, “Gerekirse teşhir ederiz. Fahiş fiyatlara derhal son verin” dedi.

    Aralarında Kürt Halk Meclisi, Day-Mer, Gik-Der, BAF, Alevi örgütleri, Dersim-Der gibi bir çok demokratik kitle örgütünün bulunduğu Britanya Demokratik Güç Birliği, koronavirüs salgınına yönelik Kürdistan ve Türkiyeli topluma dönük bir açıklama yaptı. DGB tarafından yapılan açıklamada, Koronavirüs olarak bilinen Covid-19 adlı virüsün Britanya’da etkisini çok hızlı bir biçim de göstermeye başladığını belirterek, virüsün semptomlarının ve yarattığı etki hafif olsa bile ölümle sonuçlanabilecek bir virus tipi olduğu hatırlatıldı. Britanya’da hükümet tarafından hala ciddi bir önlem alınmadığı için yüzbinlerce insanın ölümüne neden olabileceğine dikkat çekilen açıklamada, virüsün özellikle yaşlı ve hasta olan insanlar üzerinde ciddi bir tehlike yarattığının bilindiği belirtildi.

     

    YARDIMLARINIZ YERİNE ULAŞACAKTIR

     Türkiyeli ve Kürdistanlı toplumun içerisinde de azımsanmayacak derece de hasta ve yaşlı bir nufüs söz konusu olduğu ifade edilen DGB açıklamasında

    “Bu süre zarfında bütün kurumlarımız virüsün dağılmasını asgari ye indirmek bakımından bütün eylem ve etkinliklerini iptal etmiş olmalarına rağmen bir çok kurumumuzun kapısı ihtiyaç sahibi insanlarımızın ihtiyaçlarını gidermek bakımından açık tutulmuştur. Bu süre zarfında halkımızdan ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere gelen yardımlar kurumlarımız aracılığı ile ihtiyaç sahibi olan insanlarımıza gönülülülerimiz tarafından ulaştırılacaktır. DGB olarak sadece kendi kurumlarımızın ortak çalışmasını değil, aynı zamanda belediye ve başkaca kamu kuruluşları ile de ortak çalışılarak bizlerin yetmediği yerlerde bu kurumlardan yardım talep edilecektir. Hastaneler de, özel muayeneler de ve başkaca sağlık alanlarında çalışan toplumumuza mensup yüzlerce uzman arkadaşımız söz konusudur. Bu arkadaşlarımızdan da bu süre zarfında gerek hastalıkla mücadele, gerekse de bilgi akışı için yardım talep edilecektir” dedi.

     

    TOPLUMSAL DAYANIŞMA ZAMANI…

    DGB, özellikle toplumun yaşayacağı maddi sorunları merkezi hükümete ve ilgili kurumlara ileterek acil çözüm oluşturmaya çalışacaklarını kaydetti. Toplumsal dayanışmaya en fazla ihtiyaç duyulan bugünler de salgını yenecek yegane gücün toplumsal dayanışma olduğunun altı çizilen açıklamada, tüm halkı bu süre zarfında birbiri ile dayanışma içerisinde olmaya ve birbirlerinin sorunlarını çözmek için adım atmaya davet eden DGB, bir kez daha büyük bir risk ve tehlike arz eden düğün, nişan, sünnet ve toplu yemekler gibi etkinliklere ertelemeye çağırdı. Toplumun panik havasından çıkarak stoklamaya derhal son vermeye çağrılan açıklamada, bu durum ihtiyaç sahibi olan kişilerin ihtiyaçlarını karşılayamaması anlamına geldiğine dikkat çekildi.

     

    FIRSATÇILIĞA SON VERİN  

    Salgını fırsat bilerek fiyat artışında bulunan ticari işletmelere sert tepki gösteren DGB, “Bunu yapan ticari işletmelere de buradan tüketici haklarını hatırlatıyor, yaptıklarının yasadışı olduğunu bildirmek istiyoruz. Bu tarz istismarda bulunan işletmelerin takipçisi olacağımızı ve kendilerini gerektiğinde teşhir edeceğimizi buradan ilan ediyoruz. Bu işletmeleri fahiş fiyat uygulamasına derhal son vermeye çağırıyoruz” dedi.

     

    Zorunlu olmadıkça kahvehane ve sosyal etkinlik alanlarından uzak durulması istenen açıklamada, herkesi sorumluluk bilinci ile hareket etmeye çağırdı.

    Bu virüsün belirtilerini taşıyanların kendilerini karantinaya almaya ve bir an önce 111 sağlık servisini arayarak durumu bildirmesi gerektiğine işaret eden DGB, herkesi her mahallede Covid-19 Mutual Aid adı altında oluşan destek ve yardımlaşma gruplarına katılmaya çağırdı. Covid-19 Mutual Aid adlı destek grubu ile ilgili ayrıntılı bilgiye https://covidmutualaid.org/ adlı siteden ulaşılabilir.

  • İngiltere perakendicilerinden ‘Panik Yapmayın’ çağrısı

    İngiltere perakendicilerinden ‘Panik Yapmayın’ çağrısı

    İngiliz Perakendeciler Konsorsiyumu, alışveriş çılgınlığında bulunanlara ‘panik yapmayın’ çağrısında bulunarak, “Endişelerinizi anlıyoruz, ancak gerekenden fazlasını satın almak bazen başkalarının mahrum bırakılacağı anlamına gelebilir. Hepimiz birlikte çalışırsak herkes için yeterli ürün var” denildi.

    İngiltere‘nin gıda perakendecileri koronavirüs salgını nedeniyle alışveriş çılgınlığı yapanlara, gazete ilanı ile ‘Panik Yapmayın’ çağrısı yaptı. Süpermarket gruplarını temsil eden İngiliz Perakendeciler Konsorsiyumu (BRC), perakendecilerin müşterilerine seslenerek, alış veriş çılgınlığına gerek olmadığı çağrısı yaptı.

    HERKES İÇİN YETERLİ ÜRÜN VAR

    Tesco, Sainsbury’nin, Asda, Morrisons, Aldi, Lidl, Coop, Waitrose, M&S, İzlanda, Ocado ve Costcutter tarafından imzalanan açıklama Pazar günü ulusal gazetelerde ilan olarak yayınlandı.Açıklamada, “Endişelerinizi anlıyoruz, ancak gerekenden fazlasını satın almak bazen başkalarının mahrum bırakılacağı anlamına gelebilir. Hepimiz birlikte çalışırsak herkes için yeterli ürün var” denildi.

    SORUMLU DAVRANMALIYIZ

    Sosyal medyada yaygın olarak yapılan paylaşımlarda, geçen hafta İngiltere’nin büyük süpermarketlerine ait, özellikle kurutulmuş makarna, tuvalet ruloları ve konserve yiyecekler raflarının boşaldığını gösteren fotoğraflar dikkati çekmişti.

    İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock da konuyla ilgili yaptığı açıklamada, hükümetin gıda kaynaklarının güvenli olduğundan emin olduğunu, ancak herkesin ulusal çabaların bir parçası olarak sorumlu davranması gerektiğini ifade etmişti. Başbakan Boris Johnson‘un virüsün hafif semptomlarını gösterenlerin bile en az yedi gün kendinden izole edilmesi gerektiğini söylediği Perşembe gününden bu yana virüsün yayılması daha da artmıştı. Sağlık otoriteleri, Cumartesi günü İngiltere’deki COVID-19 için pozitif test yaptıktan sonra 21 kişinin öldüğünü doğruladı.

     

    Gıda perakendecilerinin tüketicilere yönelik yayınladığı açıklamada, sistemin hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlamak ve rafların stoklanmasını sağlamak için mağazalara daha fazla teslimat yapmak için hükümet ve tedarikçilerle yakın çalıştıkları hatırlatıldı. Ayrıca, çevrimiçi dağıtım yapan ve tıklama ve toplama hizmetlerine sahip perakendecilerin tam kapasite çalıştığı da hatırlatıldı.

    Tesco Başkanı John Allan Perşembe günü yaptığı açıklamada, İngiltere market piyasasında yüzde 27,2 paya sahip olan perakendecinin belirli ürünlerin “çok kısa vadeli, geçici” eksikliği yaşanacağını belirtmişti.

     

  • İhtiyaç sahipleri için BAF ‘Kriz Merkezi’ oluşturuldu

    İhtiyaç sahipleri için BAF ‘Kriz Merkezi’ oluşturuldu

    DİREN DİCLE ERDEN

    Koronavirüs’ten kaynaklı faaliyetlerine ara veren Britanya Alevi Federasyonu virüse karşı bir kriz masası oluşturarak,  devlet kurumlarına ulaşmadan, evlerinde izole olmuş ‘gıda sorunu’ olan tüm ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmaya hazır olduklarını belirtti. Demokratik Güç Birliği de kriz masası oluşturmak üzere bir araya gelirken, belediyeler ile görüşme yaparak eşgüdümlü bir çalışma yürütülmesi üzerine görüşmeler de bulunacak. 

    Britanya ve Londra’da özellikle Kürdistan ve Türkiyeli demokratik kitle örgütleri Koronavirüs salgını dolayısıyla tedbir amaçlı faaliyetlerine ara verirken, topluma ise virüsün bulaşma ihtimalinin yüksek olduğu düğün, nişan, sünnet ve doğum günü gibi kalabalık etkinliklerden uzak durulmasını istedi.

    Merkezi Londra’da bulunan Britanya Alevi Federasyonu ise koronavirüse karşı topluma yardımcı olabilmek ve kurumsal sorumluluk gereği BAF ana binasında ‘kriz merkezi’ oluşturdu.

     

    İHTİYAÇ SAHİPLERİNİN YANINDA OLACAĞIZ 

    Merkeze ilişkin bilgi veren BAF Genel Başkanı İsrafil Erbil, Britanya genelinde şu ana kadar 30’u aşkın kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, “İlk belirlemelerine göre 70 yaş üzeri insanlarda daha tehlikeli olabiliyor. Britanya sağlık sistemi NHS salgın ihtimali olan hastalara “7 gün evinizde kendinizi izole edin” diyerek hiçbir sorumluluk almıyor. Sosyal sorumluluk gereği Federasyon Genel Merkezi yerleşkesinin ‘Kriz Merkezi’ olarak belirlenmesi ve devlet kurumlarına ulaşmadan, evlerinde izole olmuş gıda sorunu olan canlarımıza kadar tüm ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmaya çalışacağız. İmkanlarımızın kısıtlı olduğunu biliyoruz. Fakat bir kişiye dahi el uzatabilirsek en büyük başarı olarak değerlendireceğiz. Başarılı olabilmek için toplumumuzun sağlık elemanlarına, basın emekçilerine, restoran sahiplerine, taksi şoförlerine, market sahiplerine, İngilizce bilen çevirmenlere ve gönüllü yardımcılar başta olmak üzere cümle canların yardımına ihtiyacımız olacaktır” dedi.

     

    İZOLE OLANLARA YARDIM EDİLECEK 

    Erbil, öncelikli olarak salgın belirtileri olduğunu düşünüp sağlık merkezlerine ulaşmada sorun yaşayanlar, evde izole olması istenen ancak dışarıda ihtiyacı karşılanamayan, engelli yada yaşlı olduğu için ulaşım sorunu yaşayanlar ve kriz sürecinde herhangi bir sorun yaşayanların kendilerine ulaşabileceklerini kaydetti. Britanya Alevi Federasyonu Kriz Merkezi’nin irtibat adresleri ise şöyle: “Britanya Alevi Federasyonu Telefon 0208 245 8482britanyaalevifederasyonu@gmail.com Churcfields Recreation Ground, Great Cambridge Rd, Enfield, N9 9LE”

     

    Kriz Merkezi’nin yanı sıra Britanya Alevi Federasyonu, Britanya da faaliyet yürüten tüm Alevi Kültür Merkezi ve Cemevlerindeki kurs, toplantı ve etkinliklerin bir sonraki yapılacak olan duyuruya kadar iptal edildiğini duyurdu.

    DGB Kriz Masası oluşturdu

     

    DGB

     Bu arada aralarında Day-Mer, Kürt Halk Meclisi, Gik-Der ve Dersim-Der ve Alevi örgütlerinin bulunduğu Demokratik Güç Birliği de Kriz Masası oluşturarak, Koronavirüs salgınına yakalanan tercümanlık, gıda ve ulaşım gibi ihtiyacı olanlara dönük bir çalışma başlattı. Bu kapsam da belediyeler ile görüşecek olan DGB bileşenleri ortak bir çalışma yürütülmesine dönük görüşmeler de bulunacağı öğrenildi.

     

  • 32 yıldır kanayan yara: Halepçe

    32 yıldır kanayan yara: Halepçe

    Bundan 32 yıl önce 5 bini aşkın kişi Saddam rejimi tarafından kimyasal gazlarla vahşice katledildi. Halepçe Katliamı, Enfal harekatı adı altında Kürtleri hedef alan soykırımın bir parçasıydı. Onlarca yıl geçti, bıraktığı yaralar halen kanıyor.

     

    Darbelerle iş başına gelen Irak yönetimleri tarafından, Başurê (Güney) Kürdistan’da verilen Kürtlük mücadelesinden ötürü her zaman katliamlar yapıldı En büyük saldırılar 1975 yılından sonra başladı. Saldırılar, İran ve Irak arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi için yapılan bir anlaşmadan sonra başlatıldı.

    1975 yılında ABD İran ile Irak arasında yaşanan sorunu çözmek için her iki ülkeyi Cezayir’de bir araya getirmişti. İki ülke arasında yapılan görüşmeler sonucunda, belli bazı bölgelerin tampon bölge olarak kalması şeklinde sınır sorunu çözülmüştü. Kürtlerin “Aş Betal” olarak adlandırdığı bu anlaşma daha ilan edilmeden, Irak savaş uçakları ile Süleymaniye’den Behdinan’a, Qendil’den Xakurkê, Zap, Gare’ye kadar boydan boya Başur’un köy, kasaba, ilçe, şehir ve dağlarını bombalamaya başladı. Binlerce köy boşaltıldı. Boşaltılan köyleri Irak askerleri yaktı. Peşmerge güçlerinin bir bölümü Kürdistan’ın kuzeyine (Bakûr), bir kısmı doğusuna (Rojhilat), bir bölümü de dağlık alanlara çekildi.

    ENFAL SOYKIRIMI

    Aş Betal’ın etkileri uzun yıllar sürdü. 1978 yılında Saddam Hüseyin tarafından iktidara getirilen Ahmed Hesen Bekir, Hewler, Ranya, Süleymaniye, Zaxo ve Duhok çevresinde kamplar oluşturdu. Yakılıp yıkılan köylerden kurtulan insanlar bu kamplara zorla sokuldu. Köylerini terk etmeyenlerde asker zoru ile köylerinden çıkarılarak bu kamplara yerleştirildi.

    1978’in sonlarında Saddam Hüseyin, kendi eliyle iktidara getirdiği Ahmed Hesen Bekir’i devirdi. Saddam, Bekir’in Kürtlere yönelik başlattığı Enfal katliamlarını kaldığı yerden devam ettirdi. İlk Enfal, 1982 yılına kadar dört yıl sürdü.

    Saddam ayrıca ABD arabuluculuğu ile 1975 yılında imzalanan ve Kürtlerin katliamının önünü açan Cezayir anlaşmasını tanımadığını ve bu anlaşmada belirlenen sınırları da tanımayacağını ilan etti. Böylece İran ile başlayacak bir savaşın hazırlıklarını başlatmış oldu. 1979 yılı ortalarında İran-Irak savaşı olarak tarihe geçen ama gerçekte Kürdistan topraklarında devam eden 9 yıllık savaş başladı.

    1988 yılında BM’nin arabuluculuğu ile savaş bitirildi. Ancak savaşın bitme ihtimalinin olduğu dönemde hem İran hem de Irak, güçlerini Kürtlere karşı mevzilendirmeye başladı.

    EL MECİD: 15 GÜN KİMYASAL SİLAHLARLA SALDIRACAĞIM

    Kimyasal Ali lakaplı Ali Hasan El Mecid, 26 Mayıs 1987’de Baas Partisi yetkilileri önünde şu açıklamayı yapmıştı: “Sürgünleri tamamladığımızda, onlara (peşmergelere) her yerde saldırmaya başlayacağız (…) Küçük birimlerde çembere alacağız ve kimyasal silahlarla saldıracağız. Onlara kimyasal silahlarla sadece bir gün saldırmayacağım, 15 gün boyunca saldırmaya devam edeceğim…”

    Bu proje, 1988 Şubatı’nda Eylül 1988’e kadar, altı aşamalı soykırımcı Enfal kampanyasının hayata geçirilmesine yol açtı.

    Böylece İran ve Irak savaşının bitmesine bir kaç ay kala, çatışmaların yavaşlamasını fırsata çeviren Saddam 15 Mart 1988 yılında Halepçe’yi kimyasal silahlarla bombaladı. 5 binin üzerinde Kürt kimyasal silahla katledildi. Enfal harekatı sırasında ise 200 bin dolayında Kürdün katledildiği belirtiliyor. Bu soykırım sırasında Kürt köylerinin yüzde 90’ı yerle bir edildi.

    32 YIL GEÇTİ, HALA KANIYOR

    Halepçe Katliamının üzerinden 32 yıl geçti. Ancak Halepçe hala Kürtlerin kanayan yarası olmaya devam ediyor. Katliamın yapıldığı sırada uluslararası alandan tepki gelmedi. O dönem Sovyetler Birliği, Batılı ülkeler ve Arap dünyasının tamamı Irak rejimini, İran’a karşı destekliyordu. Fransa sadece, nerede olursa olsun kimyasal silah kullanılmasını kınayan bir açıklama yaptı. BM, 26 Nisan 1988’de basit bir şekilde Irak ve İran’da kimyasal silahların kullanıldığını not etti.

    AİLESİNDEN KALAN TEK KİŞİ: ARAS ABİD EKREM

    Daha sonra, Halepçe katliamında kaç kişinin katledildiği, kaç kişinin kayıp olduğu, kaç kişinin kimyasal silahtan etkilenerek hastalandığına dair çalışmalar yürütüldü. Bu çalışmaları yürüten kurumlardan biri merkezi Halepçe’de bulunan Kimyasal Silah Kurbanları Derneğiydi.

    Dernek, uzun yıllar yürüttüğü çalışmalar sonucunda katliamda 5600 kişinin katledildiğini ortaya çıkardı. Derneğin ortaya çıkardığı verilere göre, katliamdan kurtulmak için Rojhilatê Kürdistan’a kaçan onlarca çocuktan hala haber alınamıyor.

    Yine derneğin yürüttüğü çalışmalarda Halepçe’de katliamdan her evden en az bir kişinin kimyasal silahla katledildiği sonucuna ulaşıldı.

    Ortaya çıkan diğer bir sonuç ise her evde en az bir kişi olmak üzere 12 şehide kadar ölü veren ailelerin de olduğuydu. Katliamdan ötürü onlarca aile yok edildi. 31 aileden ise sadece birer kişi kaldı. Bu kişilerden biri olan Aras Abid Ekrem Merkezi Halepçe’de bulunan Kimyasal Silah Kurbanları Derneğine başkanlık yapıyor.

    Halepçe katliamının 32. yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aras Abid Ekrem, Kürt yönetimi ve Kürt partilerini eleştirdi. Ekrem, yaşananların uluslararası güçler tarafından Kürt soykırımı olarak kabul edilmemesi, Bakur, Rojava ve Rojhilat’ta Kürtlere yönelik soykırımın önünü açık bıraktığı tepkisinde bulundu.

    EKREM: PARTİLERİN İKTİDAR SAVAŞI, KATLİAMLARIN ÖNÜNÜ AÇTI!

    Ekrem, katliamın yaşanmasının Kürt parti, örgüt ve güçlerinin birlik olmamasının bir sonucu olduğuna dikkat çekti.

    Kürt parti ve örgütleri arasındaki iktidar mücadelesi ve egemenlik kavgasının bir sonucu olarak Kürtlerin başta Halepçe ve birçok katliamı yaşadığını savunan Ekrem şunları söyledi: “Herkesin bildiği gibi 32 yıl önce Halepçe kimyasal silahlarla vuruldu. Kürdistan’ın dört parçasındaki siyasi partilerin birbiri ile anlaşmaması, birbiri ile iktidar mücadelesini vermesi, birbirini kabul etmemesi Kürdistan’daki katliamların önünü açmıştır ne yazık ki. Partilerin birbiri ile bu kavgası, iktidar mücadelesi Halepçe başta olmak üzere Kürdistan’ın dört parçasındaki katliamların önünü açmıştır. Birlik olma, birlikte mücadele etme gibi bir siyasetleri, politikaları projeleri olmaması bu felaketleri başımıza getirmiştir.”

    ‘ULUSLARARASI GÜÇLER SOYKIRIMIN SUÇ ORTAĞIDIR’

    Binlerce insanın kimyasal silahla katledilmesinin hala uluslararası güçler tarafından bir Kürt soykırımı olarak değil de, İran Irak savaşının bir sonucu olarak ele alınmasını da sert bir şekilde eleştiren Abid Ekrem şöyle konuştu: “Halepçe soykırımının Kürt soykırımı olarak uluslararası alanda kabul edilmemesi, İran-Irak savaşının bir sonucu olarak kabul edilmesinin nedeni de partilerimiz arasındaki anlaşmazlık, birlik olmamasından kaynaklanıyor. Bu işin bir boyutudur. Diğer önemli bir boyutu ise Saddam Hüseyin’e destek veren, silah satan uluslararası güçlerin de bu katliamda suç ortağı olduğu boyuttur. Uluslararası güçler katliamdan sadece Saddam Hüseyin sorumlu olmadığı, bu katliamda kendilerinin de payları olduğu için Kürt katliamını, soykırımı olarak görmüyorlar. Çünkü katliamdan sonra dönemin ABD Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada İran’a karşıtlığından ötürü katliamın başka ülkelerin de yapmış olabileceği yönünde şüpheleri olduğu, Saddam’ın yapmadığı gibi bir durumun da olabileceğini savunmuştu. Irak ve İran’a, Saddam Hüseyin’e silah veren, onlara yardım eden onlarca Avrupa şirketine ilişkin belgeler de ortaya çıktı. Bu açıklama ve belgeler bu katliamda hepsinin ortak olduğunu gösteriyor. Katliamdaki ortaklıklarından dolayı bu soykırımın bir Kürt soykırımı olarak kabul edilmesi önünde engel oluyorlar.”

    KÜRT PARTİLERİ BİRLİK OLMADIĞI İÇİN…

    Diğer parçalarda da katliamların önünün alınması için Kürt parti ve örgütlerinin birlik olması gerektiği, ancak bunun yapılmadığı tepkisinde bulunan Ekrem, bu nedenle diğer parçalarda da birçok katliamın yapıldığının altını çizdi.

    Abid Ekrem, “Saddam Hüseyin’in yıkılmasından sonra Başur’da oluşan Kürt yönetimi Halepçe, Barzan ve Başur’un diğer yerlerinde yaşanan katliamların uluslararası alana taşınmasını sağlasaydı, bunun diplomatik ve siyasi faaliyetlerini sürdürseydi, bugün Kürdistan’ın diğer parçalarından Bakur, Rojhilat, Rojava’daki katliamlar olmazdı. Şengal’de bu katliamlar olmazdı” diye konuştu.

    32 yıl önce yapılan bu katliamın yaraları hala sarılmadığını, yaranın hala ilk günkü gibi taptaze ve durmadan kanadığını söyleyen Abid Ekrem, sözlerini şöyle noktaladı: “Hala onlarca insan o katliamlardan aldığı yaralarla inliyor. Ailesini, çocuklarını, yakınlarını kaybedenler hala inliyor. Binlerce çocuk katledildi. Yaşlı, kadın demeden insanlar kimyasal silahla katledildi. Yaralı, kayıplarla birlikte 5 bin 600 kişi kimyasal silahlarla katledildi. Son altı ay içinde Halepçe’nin kimyasal silahla bombalanmasından sonra yaralananlardan 900 kişinin tedavisi daha yeni bitti.

    BU PARTİLER ÜSTÜ BİR MESELE

    Halepçe’de 31 aileden sadece birer kişi kaldı. Her aileden şehit var. Bir şehitten 12’ye kadar şehidi olan aileler var. Onlarca çocuk hala kayıp. Bombalamadan sonra İran ve Rojhilat’a geçmişler bir daha dönmemişler. Yaşayıp yaşamadıkları da belli değil. Halepçe soykırımı uluslararası düzeyde bir Kürt soykırımı olarak kabul edilmek zorundadır. Çünkü bir halkın ülkenin bir şehri kimyasal silahlarla bombalanmış binlerce sivil, savunmasız insan, kadın, çocuk, yaşlısı katledilmiştir. Kürtler açısından söylenmesi gereken bu mesele, siyasi partiler üstü bir sorundur. Partilerimiz bunu bilerek mücadele vermeli, uluslararası güçlere Kürt soykırımı olduğunu kabul ettirmek için çalışmalı.”

  • ‘Yeni Halepçelerin yaşanmaması için ulusal birlik sağlanmalı’

    ‘Yeni Halepçelerin yaşanmaması için ulusal birlik sağlanmalı’

    Kürtlere yönelik katliamların devam ettiğini belirten DTK ve Kürdistani İttifak Çalışması, yeni Halepçelerin yaşanmaması için Kürt ulusal birliğinin sağlanması gerektiğini kaydetti.
    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halepçe katliamının 32’nci yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, son yüzyıllık tarihin, sömürgeci devletlerin, Kürt halkının varlığına kasteden sayısız katliam ve jenosoid uygulamalarıyla dolu bir tarih olduğuna dikkati çekilerek, “Yüzyıllık tarih, aynı zamanda, halkımızın varlığını yaşatmak ve özgürlüğünü sağlamak için gerçekleştirdiği kahramanlıklarla dolu bir direniş tarihidir. İnsanlığın tarihine kara bir leke olarak geçen ve belleklerden asla silinmeyecek olan Halepçe katliamının üzerinden 32 yıl geçti. Kürt halkı şahsında insanlığa ve insanlığın tüm değerlerine karşı gerçekleştirilen Halepçe katliamı bir insanlık suçu olarak tarihteki yerini almıştır” denildi.
    ‘KATLİAMLAR DEVAM EDİYOR’
    Katliamda 5 binin üzerinde sivil ve savunmasız insanın yaşamını yitirdiği hatırlatılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Aradan otuz yıl geçmiş olmasına rağmen Halepçe katliamının insanlığın yaşamındaki ve vicdanındaki yara ve tahribatlar kapanmadığı gibi, Afrin’deki yeni soykırım uygulamalarıyla daha da derinleşmiştir. Halepçe katliamı, sömürgeci devletlerin halkımıza karşı gerçekleştirdikleri ne ilki, ne de sonuncusudur. 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan ve sonrasında da derinleştirilerek stratejik bir yok etme ve tarihten silme politika ve uygulamaları ile sürekli güncellenerek sürdürülmüştür. Koçgiri, Ağrı, Zilan, Genç, Dersim, Maraş, Qamışlo, Gazi, Roboski, Şengal, Sur, Cizre, Nusaybin, Silopi, Şırnak ve daha bir çok Kürt ili ve ilçesinde bu yıkım ve yok etme stratejisi büyük katliamlarla sürdürülmüştür.”
    ‘KÜRT ULUSAL BİRLİĞİ SAĞLANMALI’
    Kürt halkının tüm tarih boyunca bu soykırım uygulamaları karşısında asla geri adım atmadığı ve teslimiyeti kabul etmediği belirtilen açıklamada, “Bu bilinç ve inançla, Halepçe katliamını 32’nci yılında bir kez daha lanetliyoruz. Halepçe’ye benzer katliamların bir kez daha yaşanmaması için, halkımız başta olmak üzere tüm sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcilerini Kürt ulusal birliğinin geliştirilmesi noktasında çalışmalarına hız vermeye çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
    KÜRDİSTANİ İTTİFAKI ÇALIŞMASI’NDAN AÇIKLAMA
    Kürdistani İttifak Çalışması da katliamın yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Halepçe’nin yaraları, Kürt birliğinden geçer” mesajı verdi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Kürt halkı bu jenosit ve insanlık düşmanlığına karşı endişe içerisinde yaşıyor. Tarihe baktığımızda Kürt halkı benzer felaketlere uğramıştır. Kürtler temel haklarını elde etmek için büyük bedeller ödedi. Bu nedenle elde ettiği kazanımları korumak ve büyütmek için Kürt ulusal birliğini tarihsel sorumluluk olarak görmeli. Böyle bir dönemde Kürdistani parti ve oluşumlar Kürt ulusu gerçekliğini görmeli ve Kürt birliğinin sağlanması için çaba göstermeli. Kürtler ancak bu şekilde Halepçe benzeri jenositlerin önünde durabilir. Halepçe jenosidini kınıyoruz.”