Blog

  • Eşcinsel Evlilik Artık Yasal

    Yasak Ne Ayol! Eşcinsel Evlilik, Eşitlik Meselesi

    İngiltere ve Galler’de eşcinsel evliliğin resmi olarak kabul edilmesini öngören yasa tasarısı onaylandı

     

    İngiliz Parlamentosu’nun alt kanadı Avam Kamarası’nın Sözcüsü John Bercow, milletvekillerinin önceki gün üzerinde anlaştığı eşcinsel evliliğin resmileşmesiyle ilgili yasa tasarısının Kraliçe 2. Elizabeth tarafından onaylandığını açıkladı.

    [image src=”http://telgraf.co.uk/wp-content/uploads/2014/04/Gay-Marriage-2002091.jpg” lightbox=”no” align=”left”]

    Gelen yasa ile beraber bir çok eşcinsel çiftler hem resmi, hem de dini törenlerle evlenebilecek, kadın-erkek evliliklerindeki aynı hak ve düzenlemelere sahip olacak. Ayrıca daha önce “medeni ortaklık” yoluyla hayatını birleştirmiş eşcinsel çiftler, bunu “evliliğe” çevirebilecek.

    Kanun değişikliği geçtiğimiz yıl Temmuz ayında yapılmıştı. 13 Mart’tan itibaren yurt dışında yapılan eşcinsel evlilikler tanınmaya başlandı. 29 Mart’tan itibarense yurt içinde evliliklere izin verildi.

    İngiltere ve Galler’de eşcinsel evliliğin resmi olarak kabul edilmesiyle beraber evlilik eşitliğini tanıyan ülke sayısı 17. oldu. Britanya’da evlilik eşitliğinin olmadığı tek ülke olarak Kuzey İrlanda kaldı.

    Eşcinsel evlilikleri tanıyan ülkeler arasında; Hollanda, Belçika, İspanya, Kanada, Güney Afrika, İsveç, İzlanda, Portekiz, Arjantin, Danimarka, Uruguay, Fransa, Brezilya, Birleşik Krallık, Yeni Zelanda İsloçya, gibi ülkeler varken eşcinseliğin suç sayıldığı ülke sayısı 126.

    [image src=”http://telgraf.co.uk/wp-content/uploads/2014/04/Gay-Marriage-2002091.jpg” lightbox=”yes” align=”left”]Hapis cezasının yanı sıra, eşcinselliği ölümle cezalandıran ülkeler arasında ise İran, Moritanya, Suudi Arabistan, Sudan ve Yemen gibi ülkeler, Nijerya ve Somali’nin kimi kesimleri var.

    Lezbiyen, Gey, Biseksüel, ve Trans (LGBT) bireylerin örgütleri yıllardır sokak infazlarına ve sokak şiddetine, nefret cinayetlerine, haksız gözaltı ve para cezalarına, işten, evden, okuldan ve yurttan atılmalarına neden olan genel ahlak anlayışına karşı ses çıkarıyorlar. Cinsiyet kimliği ya da cinsel yönelim kaynaklı şiddet ve ayrımcılığın önüne geçilmesi için, devletten yasal korumaların oluşturulmasını talep ediyorlar.

    Kimi ülkelerde eşcinsel ilişkiye ilişkin yasalar çelişiyor, aynı anda eşcinselleri hem koruyan hem cezalandıran yasalar mevcut. Bazı ülkelerde de bölge bölge farklı yasalar uygulanıyor.

    Eşcinsellerin evlilik hakkı eşitlik meselesidir

    Mesele, eşit haklara sahip olmaktır. Daha çok özgürlük, daha fazla eşitlik için, daha güçlü bir toplum ve farklılıklarının kabul edildiği bir ülke için eşcinsel evliliklerin resmi olarak kabul edilmesi bir eşitlik meselesidir. Bu yasa tasarısıyla beraber daha eşit bir ülkeye olma yolunda bir adım atmış olduk. Fakat daha çok yol almamız gerekiyor ‘eşitlik’ kelimesinin hakkını vermemiz için.

     

  • Yerel seçimler ve olması gerekenler…

    Yerel seçimler ve olması gerekenler…

     

    Uzaklarda olsak da hepimiz ülkede yapılacak yerel seçimlere ilişkin gelişmeleri takip ediyoruz. Bir kısmımız merakını gidermeye çalışırken, bir kısmımız da kendilerine görev çıkarıyordur. Hiç kuşkusuz bu, doğru ve olması gereken bir tutum.

    İster politik nedenlerle, isterse de ekonomik nedenlerle gelmiş olalım, hepimiz ülkede yaşama şansımızı kaybettiğimiz için buralardayız. Hiç kuşkusuz, bizi buralara taşıyan koşullar ortadan kalktığında hepimizin yüreğinde yatan, ülkede yaşamak olacaktır. Bu nedenledir ki ülkedeki her gelişmeye yüzümüzü ve yüreğimizi dönmemiz tamamen doğru.

    Fakat buradan, yaşadığımız coğrafyaların sorunlarına kulaklarımızı, gözlerimizi kapamamız anlamı çıkarılamaz. Aksine, bulunduğumuz coğrafyalarda ne kadar güçlü olabilir, yerli işçi ve emekçilerle ve onların sendikal ve siyasal örgütleri ile ne kadar yan yana, omuz omuza olabilirsek o kadar ülkedeki eşitlik ve özgürlük mücadelesine yararımız olacaktır.

    Irkçılığın, ayrımcılığın bu kadar arttığı, yasalara girmeye başladığı, devlet kurumlarınca göçmenlere yönelik “geri dön” kampanyalarının örgütlendiği, “kelle avcılığı” yaptırıldığı bir zaman diliminde yerli sınıf kardeşlerimizle bir araya gelmek, birleşik mücadeleyi örmek oldukça önemli.

    Önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimler, bu nedenlerle önemlidir. Gerek ırkçılığa, ayrımcılığa karşı mücadele bakımından ve gerekse de dünya halklarına yönelik emperyalist saldırganlığa, işçi ve emekçilere yönelik politik, örgütsel ve ekonomik saldırılara karşı yerli işçi ve emekçilerle yerel seçimler üzerinden buluşmak, mücadeleyi ortaklaştırmak mümkün.

    Türkiye’den farklı olarak İngiltere’de yerel yönetimler, meclis örgütlenmeleri daha kolektif ve işlevsel özelliktedir. Genel politikanın belirlenmesinde de özel bir yere sahiptir. Yerel yönetimlerin yetkileri arasında ilk ve orta dereceli eğitim ve sağlık hizmetleri gibi hizmetler de bulunur.Merkezi olarak belirlenen politikaların yerellerde hayata geçip geçmemesi yerel yönetimlere bağlıdır. Örneğin merkezi hükümet eğitim ve sağlıkta kesinti programı kararı alsa da yerel yönetimler buna direnebilir ve kendi alanlarında bu politikaları hayata geçirmeyebilirler.

    İşte bu nedenle burjuva partiler yerel yönetimleri ele geçirmek için özel çaba harcarlar. Bunu, genel politikadaki yerlerini güçlendirmek, yerel yönetimler üzerinden politik etkilerini arttırmak açısından önemserler.

    Bu bakımdan deyim yerindeyse bütünü ele geçirmek için parçadan olmaktan da vazgeçmezler. Tıpkı İşçi Parti’nin yaptığı gibi. Dünya halklarını sömürgeleştirmeye çalışan, topraklarını işgal eden İngiliz emperyalizminin çıkarları için milyonlarca işçinin karşı çıkmasına, protestosuna rağmen hükümet olduğu dönemde savaşa devam eden İşçi Partisi’nin kendi listelerinden göçmenleri aday göstermesi tamamen bir aldatmacadır. İşçi ve emekçileri, göçmenleri kendi silahları ile kendilerini vurdurmaya çalışmasıdır.

    Avrupa’da politikaya müdahalenin önemli bir yolunun yerel seçimlerden geçtiğini özellikle belirtmeliyiz.Bu nedenle burjuva düzen partilerini güçlendirici rol oynayabilecek, yerli sınıf kardeşlerimizle ilişkilerimizi baltalayacak politikalardan uzak durmak durumundayız.

    Kesinti programlarına, işten çıkarmalara, ırkçı ve ayrımcı politikalara karşı 2010 yılında burjuva düzen partilerine karşı alternatif olarak kurulan Sendikacılar ve Sosyalistler Koalisyonu (TUSC) ezilen ve sömürülen göçmenler için en iyi alternatiftir.

    Üstelik, TUSC adına seçimlere katılan kurumların, sendikacıların ve sosyalistlerin kendi özerk kampanyalarını yürütme hakları da bulunuyor. Ayrıca tüm adaylar, çalışma yürütülen ve seçim kazanılan her bölgede TUSC’un ana taleplerinden biri olan sosyalizmi savunmakla yükümlüdürler.

    İçerisinde Demiryolu Sendikası (RTM), Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmen örgütlerden GİK-DER, sendikacılar, değişik dernek ve örgütlenmeler, Sosyalist İşçi Partisi ve Sosyalist Parti gibi İngiltere partilerinin de yer aldığı TUSC, 2010 yılından bu yana yüzlerce aday ile yerel ve ara seçimlere katılıyor. Tüm medya sansürüne rağmen bazı bölgelerde seçimleri de kazanan TUSC, 2012 yılında oy oranını 6.2%’ye çıkarmış bulunuyor.

    Ezilen ve sömürülenlerin kürsüsü olabilecek TUSC adayları etrafında yerel seçimlerde aktif rol alınması temennisi ile…

     

  • Bizden asla iyi niyet beklemesinler

    Bizden asla iyi niyet beklemesinler

    30 yıldan bu yana adı konulmamış bir iç savaş devam ediyor ülkemizde. Taraflar, hırsız evsahibi misali, bir taraftan özgür yaşamak isteyen ev sahibi Kürt halkı, diğer yandan 1071 yılında Kürtlerin iyi niyetinden yararlanıp, Anadolu’yu ve Mezopotamya’yı işgal eden Türk halkıç

    (more…)

  • ANADOLU ALEVİLİĞİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ (1)

    ANADOLU ALEVİLİĞİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ  (1)

    Bu haftaki yazımda iki yıl önce karara bağlanan bir davadan bahsetmek istedim. Hikayesi ve sonuçları bazında ders alınması gereken bir karar olduğunu düşünüyorum. Davanın hikayesi kısaca şöyle:

    Anadolu Aleviliği: Özünde tek tanrıcı dinlerin şeriatından bir özgürleşme olgusudur. Alevilik, aydınlanma, yani akıl hareketidir. Dört Kapı Kırk Makam eğitim sürecinde beliren inançtır. Akılla ulaşılan sonuçları kutsayan, düşüncenin evrimine koşut olarak değişimler – dönüşümler geçirerek olgunlaşan yaşam biçimi. Kimine göre de bır dindir.

    İlkçağ doğacılığından kaynağını alan ve Ortaçağ’da yeni bir yorumla yansıtılan bir aydınlanma hareketidir. Akıl yürütmekle ulaşılan nesnel – toplumsal bir anlayışı temel alır. Bu nedenle Alevi inancı halkın manevi yoğunluğu olarak adlandırılır. Bir bakıma akıl Tanrı, beden ise onun don’u dur. Bu da laikliğin toplumsal temelidir. 18. Yüzyılda Batı Burjuvazisi laikliği kurumsallaştırdı. Bizde ise, Cumhuriyetle ismi geldi ama, halen kendisi kurumsallaşmadı. Laik olmayan Alevi, kimliğini inkar etmiş olur.

    Alevilik, hümanist bir evren görüşüdür. Toplumsallaştırdığı insanı, inanç varlığından bir yorum ve yetenek varlığına dönüştürdü. İnsanlık sorunlarına akılcı çözümler bulma yolunda hizmet verdi. Şeriata karşı hümanizmi yarattı. Uygarlık öncesi eşitlikçi toplum değerlerinin yaratılmasında halktan yana oldu. Bu potada, yani mazlumlar katında 72 milleti eritti. “72 millete aynı nazarla bakar” sözün kaynağı buradan gelir.

    Anadolu Alevileri, Mistik maya hizmetinde algıladıkları hümanizmi, egemene yönelik isyanla bugünlere taşıdılar. Kuyulara doldurulduklarında, sürüldüklerinde, onbinlerce katlediklerinde, günümüzde canlı, canlı (Sivas’ta) yakıldıklarında, kör bıçakla karınları (Maraş’ta) deşildiğinde, ödedikleri bedel, toplumcu hümanizmi yaşama geçirebilmek içindi. Bu hümanizmin en net boyutlu anlamı; Şeyh Bedrettin’in, “Yarın yanağından gayri her şey her yerde ortak olmak için” ileri haykırışında buluyordu.

    Ortaçağ’dan günümüze kadar feodal değerlere / kurumlara karşı verdiği kavganın, bu yolda kazandığı deneyimlerin güvencesinde, kendisini geleceğe hazırlıyor. İnsanın özgürce gelişebileceği ve insanlığın hızla ilerliyebileceği insanlık çağına geçişin koşullarını yakalama uğraşında kararlı gözüküyor. Çünkü, diyalektiğe inanıyor…

    İnsanı aşağılaştırarak, uşaklaştırarak, kullaştırarak, biat ettirerek hümanizmi boğmaya çalışan sistemin dayatmasını, insanın insanı sömürmesine son verecek asıl kimliği, emekçi kimliğini – halk kimliğini öne çıkararak – onurlandırarak, “72 millete bir nazarla bakarak” çözmeye çalışıyor Anadolu Aleviliği…

    Anadolu Aleviliği, doğaüstü ya da ötesi bir gücü anlayış merkezine koymaz. Tam tersine şeriattan özgürleşilerek insanı merkeze alır. Onu kutsar, onu sever. Bu da laikliğin insalsal – toplumsal zeminidir. Aleviler bunu hep taşımıştır. Bu nedenle Alevi hem laik ve hem de hümanisttir.

    Öte yandan Alevi ahlakı, doğa ötesinden geldiğine inanılan Tanrı’nın görüşlerine göre düzenlenmiş bir ahlak değil, tersine çalışanın / yaratanın (insanın) yer aldığı halkın geleneklerine – göreneklerine göre düzenlenmiş bir ahlaktır. Bu zemine, ancak şeriattan özgürleşilerek taşınabildiği için bir Alevi, kendi ahlakını yaşama geçirirken laik olmak zorundadır.

    Anadolu Aleviliği, İnsan merkezli, kimine göre bir fesefe, yaşam şekli ve kimine göre ise bir dindir. İçinde yaşadığı dünyanın karşısına konulan insanın, doğanın ve toplumun bir parçası olarak, doğayla ve toplumla bir hesaplaşmasıdır. Metafizik düşünceyi dönüşüme uğratarak aklı belirleyici kılmanın, dogmalara pirim vermeyerek, sorgulayıcı ve çileli bir çabasıdır. İnsanlığı kurtuluşa götürecek “KAMİL BİR TOPLUM PROJESİDİR” Bu da, yukarda sözünü ettiğimiz Dört Kapı Kırk Makam öğretisiyle hayata geçer. Çağımızda hayali kurulan ve onun hayat bulması için uğraş verilen Sosyalizm’in ta kendisidir.

    Bu proje, sınıfların olmadığı, paranın ortadan kalktığı, herkesin gerksinmesine göre tükettiği, özlemine göre yaşadığı bir “RIZA ŞEHRİ”ni kurmak, geleceğe yönelik rüyanın projeye bağlanmış bir miçimidir. Yahya Kemal Beyatlı, demiyor mu “İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar”. Sözümüzü sürdüreceğiz….

    Kaynak: Esat Korkmaz, Anadolu Aleviliği, Berfin Yayınları, 2008 İkinci baskı.

  • Sayın Başbakana açık mektup!

    Sayın Başbakana açık mektup!

    Sayın Başbakan, bu mektubu sizlere yazmam konusunda hayli zorlandım, yazayım mı, yazmıyayım mı diye. Duyarlı bir yurtseverin sorumluluğuyla yazmaya karar verdim. Sekiz yıldan buyana iktidardasınız ve hemde tekbaşınasınız. Yapacaklarınıza, mecliste engel olacak kimseler de yok.

    (more…)

  • Bu oyunlar nereye kadar sürecek?

    Bu oyunlar nereye kadar sürecek?

    Kürt sorunun çözümüyle ilgili yüzlerce yazı yazıldı, onlarca kitab yayınlandı. Bugün başka bir açıdan bakma gereğini duydum: Ülkedeki tekelleşen holdingler, devleti yedeğine aldılar. Onunla kaynaşıyorlar, onu kendi çıkarlarına bağlayarak ülke içindeki sömürüyü katmerleştırıyorlar.

    (more…)