Blog

  • Londra Merkezi Gökkuşağı Rengine Büründü

    Londra Merkezi Gökkuşağı Rengine Büründü

    Londra’da şimdiye kadar düzenlenen en büyük LGBTi yürüyüşü olduğu belirtilen etkinlikte 26 binden fazla kişi yürüdü.

     Haber-Foto: İmren Öztaş

    Her yıl geleneksel olarak düzenlenen bu yürüyüş bu yıl biraz özeldi, çünkü Birleşik Krallık’ta erkek eşcinsel haklarının yasallaştırılmasından bu yana 50 yıl geçti. O nedenle teması bu yıl ‘Aşk Burada Yaşanır’ olan yürüyüş, eşcinselliğin İngiltere ve Galler’de yasallaşmasından bu yana geçen 50 yıla işaret etmekteydi.

    Londra merkezde Kürt LGBTi’lerin de kendi renkleri ile katıldığı yaklaşık 2km güzergahta gerçekleşen yürüyüşe rengarenk bir insan seli aktı. LGBTi olmanın hala yasadışı olduğu ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerini temsil eden bayrak taşıyıcıları da katıldılar.

    Londra’nın en işlek metro istasyonlarının bazılarının LGBTi topluluğunun haklarını savunan bu kampanyaya gökkuşağı tasarımı ile bezenmiş olması göze çarptı. Yine büyük sokak dükkanları ve kaldırımları, İngiltere’de eşcinselliğin yasalaştırılmasından bu yana Londralıların yarım yüzyıldır kutladığı gibi aynı desenler ile bezenmişti.

    Onur Yürüyüşü organizatörleri yaptıkları açıklamada, ‘Aşk Burada Yaşanır’ teması ile Londra’da nefret suçları ile mücadele etmek ve eşitlik için küresel mücadeleye dikkat çekmeyi amaçladıkları yürüyüş ile “umut, kabul etme, aktivizm ve aşk mesajını” her zamankinden daha fazla dile getirebildiklerini söylediler. Yine Londra Belediye Başkanı Sadıq Khan bizzat katıldığı Onur Yürüyüşüne dair Twitter hesabından paylaştığı “Burada Londra’da, sevmek istediğiniz herkesi sevme ve olmak istediğiniz kişi olma özgürlüğüne sahipsiniz” mesajı ile LGBTi haklarına tam destek verdiğini bir kez daha duyurdu.

    Londra Onur Yürüyüşü ne zaman başladı?

    İlk Onur haftasonu 1969’da New York’ta gerçekleşti. Londra, Gay Liberation Front örgütünün İngiltere şubesinden yaklaşık 200 aktivistten oluşan bir grubun Londra merkezinde yürümesi ile iki yıl sonra  katıldı. İlk resmi Londra Onur Yürüyüşü ise 1972’de düzenlendi ve 2.000 kişi katıldı.

     

     

     

  • YPG Saflarında Savaşan Bir İngiliz Daha Yaşamını Yitirdi

    YPG Saflarında Savaşan Bir İngiliz Daha Yaşamını Yitirdi

    Reqa’yı özgürleştirme hamlesinde yaşamını yitiren 3 enternasyonalist savaşçıdan birisi Luke Rutter adlı İngiliz devrimci. İngiltere’nin Liverpool kentinde doğup büyüyen Luke Rutter bu yılın Mart ayında Rojava’ya giderek YPG saflarına katılmıştı.

     

    6 Haziran’da Reqa şehir merkezinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren enternasyonalist savaşçılar için YPG tarafından yayınlanan açıklamada ‘‘DAİŞ barbarlığının son bulması ve sadece Rojava halklarının değil tüm dünya halklarının beraber ve özgürce bir yaşamın sahibi olması uğruna kendilerini feda etmişlerdir’’ denildi. YPG genel komutanlığı tarafından ailesine gönderilen mektupta ise Luke Rutter’in özgür bir dünya için yaşamını feda ettiği ve Kürt halkının kalbinde yaşayacağı belirtildi

    Luke Rutter ile birlikte ikisi Amerikalı 6 YPG’li savaşçı yaşamını yitirmişti. Yaşamlarını yitiren Amerikalılar Demhat Goldman (Robert Grodt) ve Rodi Deysie (Nicholas Warden).

    Luke Rutter

    Rojava’da yaşamını yitiren dördüncü İngiliz savaşçı

    İngiltere’nin Liverpool kentinden bu yılın Mart ayında YPG’ye katılan 24 yaşındaki Soro Zinar (Luke Rutter) son iki yıl içerisinde Rojava’da yaşamını yitiren dördüncü İngiliz oldu. Berxwedan Givara kod adlı Ryan Lock Aralık 2016, Konstandinos Erik Scurfield Mart 2015’te, Dean Evans, ise 21 Temmuz 2016’da Rojava’da yaşamını yitirmişti. YPG genel komutanlığı tarafından ailesine gönderilen mektupta Luke Rutter’in özgür bir dünya için yaşamını feda ettiğini ve Kürt halkı kalbinde yaşayacağı belirtildi.

    Luke Rutter, kısa bir süre önce çekilen bir videoda sevdiklerinden Rojava’ya gittiğini söylemediği için özür dilediği görülüyor. “Rojava’ya gelişimle ilgili sevdiklerime yalan söyledim. Onlara başka bir yere gideceğimi söyledim. Bunun için hepsinden özür diliyorum. Bunun dışında vardığım karardan asla pişmanlık duymuyorum. Hepinizin de bu kararıma saygı göstereceğinizi umut ediyorum. YPG, bölgeye barışın gelmesi açısından en büyük şans.’’

    ‘Rojava Devrimi, tüm dünya halklarının devrimidir’

    YPG Genel Komutanlığı tarafından her üç enternasyonalist savaşçı ile ilgili yapılan açıklamada ‘Enternasyonalist şehitlerimiz şahsında da bu devrimi tüm insanlığın özgürlüğüne kadar sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz.’ denildi.

    ‘‘Reqa’yı Özgürleştirme Hamlesi tüm hızıyla sürüyor. Şimdiye kadar DAİŞ faşizminin beynine ciddi darbeler vurduk ve vurmaya devam ediyoruz. Bu savaş büyük bir savaş ve DAİŞ çetelerinin yok edilmesi savaşıdır. İnsanlık düşmanı DAIŞ faşizmine karşı ilk günden bugüne aralıksız bir mücadele veren YPG ve YPJ savaşçıları, inanılması zor zaferlerin ve insanlığa mal olmuş bir devrimin yaratıcısı olmuşlardır. Bu devrimin gerçekleşmesinde başta Kürtler, bölge halklarının ve Kobanê direnişinden sonra dünyanın dört bir yanından yüzlerce genç Rojava devriminin bir parçası olmak ve devrimi bir dünya devrimi haline getirmek için kesintisiz bir mücadele gerçekliği ortaya koymuşlardır.

    ‘Enternasyonalist savaşçılar Rojava devrimini dünya halklarına mal etmişlerdir’

    Rojava devrimi başladığından bu yana insanlığın özgürlüğü için kendi ülkelerinde emek veren devrimciler, Rojava’yı insanlığın kurutuluş umudu olarak görmekte ve devrime katılmaktadır. Devrime en ön cephelerden katılıp şehit düşen enternasyonalist savaşçılar Rojava devrimini dünya halklarına mal etmişlerdir. Reqa’da da Daiş faşizmine karşı en ön cephelerde savaşıp şehit düşen 6 yoldaşımızdan üçü enternasyonalist savaşçılardan oluşmaktadır. Demhat, Rodi ve Soro yoldaşlarımız tıpkı diğer yoldaşları gibi sonuna kadar DAIŞ barbarlığının son bulması ve sadece Rojava halklarının değil tüm dünya halklarının beraber ve özgürce bir yaşamın sahibi olması uğruna kendilerini feda etmişlerdir.

    Bizler YPG olarak şehitlerimize zafer sözümüzü yineliyoruz ve anılarına bağlılığımızı devrimi zafere ulaştırarak göstereceğimizi belirtiyoruz. Enternasyonalist şehitlerimiz şahsında da bu devrimi tüm insanlığın özgürlüğüne kadar sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz. Halkımız da Rojava’yı kendi yurdu bilip gelen ve burda Rojava halkını kendi halkı olarak kabul edip uğrunda savaşan ve şehit düşen kahramanları unutmayacak ve anılarına bağlı kalacaktır.’’

    Demhat Goldman (Robert Grodt)

    Demhat bir hafta önce gazetemize konuşmuştu

    Yaşamını yitiren üç enternasyonalist savaşçıdan Demhat Goldman bir hafta önce şuan Reqa’da bulunan gazetemizin muhabiri Erem Kansoy’a röportaj vermiş ve insanlığın Rojava’yı yalnız bırakmaması çağrısı yapmıştı.

    “İnsanları savaş üzerinden motive etmek çok daha kolaydır, çünkü savaş daha dramatiktir ve insanları etkiler. Buna rağmen savaş sürerken de yoğunlaşılması gereken şey yeniden yapılanmadır; okullar, hastaneler, yollar yapılması savaşmak kadar önemlidir. Uygar insanlığın bu konuda Rojava’yı ve Kürtlerin öncülüğündeki demokratik güçleri yalnız bırakmaması lazım.”

    Şimdiye kadar YPG saflarında yaşamını yitiren uluslararası gönüllü savaşçıların sayısı 24’ü buldu.

     

     

     

     

  • 40’tan Fazla Belediye’nin Resmi Sitesi Hacklendi

    40’tan Fazla Belediye’nin Resmi Sitesi Hacklendi

    Türkiye ve Kürdistan’daki onlarca belediye AriHackTeam adlı hack grubu tarafından hacklendi.

     

    40’tan fazla belediyenin resmi internet sitesini hackleyen grup belediyelerin ana sayfalarına 14 Temmuz direnişinde yaşamlarını yitiren devrimcilerin resimlerini koydu.

    Bel.tr uzantılı belediyelerin web sayfasına girildiğinde karşınıza ’14 Temmuz direnişini selamlıyoruz’ yazılı mesaj çıkarken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve 14 Temmuz direnişinde yaşamlarını yitirenlerin fotoğrafları da ana sayfalara yerleştirilmiş. Bir süre sonra otomotik olarak http://www.mezopotamiahackers.org/KurdishHackers.html adresine yönlendirilirken burada da 14 Temmuz direnişiyle ilgili müzik ve sloganlara yer veriliyor.

     

  • Londra’da ‘‘Öcalan’a Özgürlük, Efrin’i Sahiplen’’ Yürüyüşü Düzenlenecek

    Londra’da ‘‘Öcalan’a Özgürlük, Efrin’i Sahiplen’’ Yürüyüşü Düzenlenecek

    Başkent Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük, Efrin’i Sahiplen’ şiarıyla yarın (Pazartesi) bir yürüyüş düzenlenecek.

     

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi ve Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla Londra’da bir yürüyüş düzenlenecek.

    Yürüyüş 10 Temmuz Pazartesi günü saat 19:00’da Edmonton Angel Corner’da başlayacak. Londra Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan açıklamada halka katılım çağrısı yapıldı.

    KCDK-E’den Eylemlere Katılım Çağrısı

    Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi (KCDK-E), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve Efrîn’i sahiplenmek için Avrupa genelinde düzenlenecek yürüyüş ve mitinglere ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı.

    Türk devletinin Ortadoğu’yu derin bir kaosa sürüklemek istediğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “AKP-MHP faşizmi katliam, inkar, soykırım politikalarını Kuzey Kürdistan’dan sonra şimdi de Şengal, Rojava ve Efrîn Kantonunda hayata geçirmek istemektedir. Kürdistan’da Mehmet Tunç’ların, Asya Yüksel’lerin, Arin Mirkan’ların direnişi ile sömürgeci TC büyük yenilgiye uğratılmıştır. Türk devleti tarihinin en büyük çıkmazlarını yaşamaktadır. Sistem tıkanmış, hem dünyada hem de bölgede çözümsüz noktaya gelmiştir. Daralan TC sömürgeciliği tıkanmışlığını gündem değiştirerek, milliyetçi söylemleri bayrak yaparak işgalci emellerine ulaşmak niyetindedir. Bu nedenle şimdi de Efrîn’i hedef haline getirmek istemektedir. Tüm bu işgalci, sömürgeci emeller para etmemektedir.

    ‘KÜRTLERİN VE İLERİ İNSANLIĞIN GÖREVİ’

    Kürt Halk Önderi Başkan Apo’nun Ortadoğu ve dünya halklarına sunduğu demokratik konfederal paradigma bu emelleri boşa çıkarmakta ve gittikçe kabul gören alternatif sistem halini almaktadır. Halklar ve inançlar arasında özgür ve eşit bir yaşamı kurma projesiyle insanlığa çözüm sunmaktadır. Bu paradigmanın pratikleştiği Rojava modeli bugün insanlık için umut ve tek çözüm olmuştur. Bu nedenle Rojava Devrimi ve halkımızın kazanılan tüm değerlerinin korunması hayati olduğu kadar tüm Kürtlerin ve ileri insanlığın onur ve yurtseverlik görevidir.

    ‘SONLARINI ÖNLEYEMEYECEKLER’

    Halkımız Kobanê’de tarihi direnişi ile Erdoğan iktidarının yarattığı DAİŞ’e tarihi yenilgiyi insanlık adına nasıl yaşattıysa, şimdi de DAİŞ’in merkezi Reqqa’yı özgürleştirerek bir adım ileriye götürecektir. Özgürlük mücadelemizin Ortadoğu devriminin öncülüğünü yaparak Erdoğan-DAİŞ zihniyetinin merkezini yerle bir edeceği günler kesindir. Erdoğan ve bölge gericilikleri bu korku içinde çaresiz bir şekilde saldırganlaşmaktalar lakin bu çırpınışları sonlarını önlemeye yetmeyecektir.

    Yalan üzerinden geliştirdiği dış politikası çökmüş, tüm dünyada maskesi düşmüş Erdoğan gericiliğinin en sadık destekçisi Merkel’in ülkesi Almanya’da konuşma yapacak yeri dahi bulamayacak hale düşmüştür. Açığa çıkan ve deşifre olan politikaları nedeniyle Avrupa Konseyi üyeliğinin durdurulması halkımızın kararlı ve haklı mücadelesi sonucu olmuştur.

    Tüm yaşanan bu gelişmeler, büyük kazanımlar ve bunun karşısında çılgına dönen gericiliğin saldırıları karşısında Öndeliğimizi ve Efrîn’i sahiplenme eylemleri Erdoğan diktatörlüğüne bir cevap, bir şamar olacaktır. Türk sömürgeciliğinin işgal emellerine karşı mücadele ve Başkan Apo’nun özgürleştirilmesi için eylemlerimizi Kobanê ruhu ile yükseltmek için mücadeleyi büyütelim.

    ‘KOBANÊ RUHU İLE KATILALIM’

    KCDK-E olarak 8-9-10 Temmuz günlerinde Almanya, Kanada, Japonya, Fransa, Avusturya, İsviçre, İngiltere, Belçika, Danimarka, Hollanda ve Yunanistan’da gerçekleştirilecek yürüyüş ve mitinglere halkımızı ve dostlarımızı Kobanê ruhu ile katılmaya çağırıyoruz.”

     

  • Terör Eylemi Planlayan Gence Ömür Boyu Hapis Cezası

    Terör Eylemi Planlayan Gence Ömür Boyu Hapis Cezası

    Geçtiğimiz yıl Londra’da eylem hazırlığı yaptığı iddiasıyla yakalanan 19 yaşındaki Harun Ali Seyid’e ömür boyu hapis cezası verildi.

     

    Pazartesi günü Londra’daki Old Bailey Mahkemesi tarafından terör eylemi planlamak suçundan mahkum edilerek, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 9 Eylül saldırısının yıldönümünde eylem yapmayı planlayan Harun Ali Seyid, makinalı silah, tabanca, intihar bombacısı yeleği ve bomba temin etmeye çalışırken yakalanmıştı. Bir süre polis ve MI5 tarafından takibe alınan Seyid, bir süre silah satıcısı kılığına giren polisler ile online görüşmeler gerçekleştirmişti.

    Mahkeme tarafından suçlu bulunan ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Harun Ali Seyid, şartlı tahliye değerlendirmesi için 16 yıl cezaevinde kalmış olacak. Şartlı tahliye değerlendirmesinde şartlı olarak serbest kalması 16 yıllık cezaevi pratiğine bağlı olacak.

    Londra’nın Hounslow bölgesinde ikamet eden Seyid Londra’da konser ve festivallere dönük terör eylemi planlıyordu.

    Harun Ali Seyid’e ait elektronik aygıtlar üzerinde yapılan incelemede, Seyid’in bomba yapım rehberi ve kadın ve çocukların ölümünü haklı gören makaleler okuduğu ortaya çıkmıştı.

     

  • Edmonton’da Bıçaklı Suçlara Karşı Yürüyüş Yapıldı

    Edmonton’da Bıçaklı Suçlara Karşı Yürüyüş Yapıldı

    Son dönemde özellikle Kuzey Londra’da artan bıçaklama olaylarını protesto etmek amacıyla Edmonton bölgesinde bir yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe aralarında Edmonton Milletvekili Kate Osamor ve yerel yöneticilerin de bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

    Young Soldiers (Genç Askerler) adlı grup tarafından organize edilen eylemde son dönemde bıçaklı saldırılar sonucu yaşanan ölümlere dikkat çekildi.

    Nisan ayından bu yana Enfield bölgesinde 12 bıçaklı olay yaşanmış, üç kişi hayatını kaybetmişti.

    Geçtiğimiz Cumartesi günü ‘silah ve bıçaklı cuçlara karşı durun’ adı altında yapılan yürüyüşe Edmonton Milletvekili Kate Osamor, Enfield Belediye Başkanı Doug Taylor, Ponders End Belediye lideri ve çok sayıda meclis üyesi de katılarak destek verdi.

    Silah ve bıçaklı suçlara karşı yapılan yürüyüşe bölgede yoğun yaşamalarına karşın Kürt ve Türk toplumundan kimsenin katılmaması dikkat çekti.

     

  • Amara’nın Gülüşü

    Amara’nın Gülüşü

    Heval Amara bölüğünün de, taburunun da en genç üyesi. YPJ’nin gülen gözleri, Deriklidir kendisi. Üç yıldır YPJ saflarında DAİŞ’e karşı ön mevzilerde. Mevziler ve arkadaşları onun tek mutluluğu. Gülüşü ise adeta dünyalara mutluluk veren bir güçte. Günlerdir cepheye her gidip gelişimde Heval Amara’nın bulunduğu noktadan geçiyorum. Son birkaç gündür de Amara beni dış cepheden iç cephelerdeki noktaya götürüyor. Sırtında keleşi, yüreğinde inancı, kocaman kalbinde dünyaya sığamayacak insan sevgisi ve gülen güzel gözleri ile… Mayınlarla, tünellerle suikastçı çetelerle, intihar saldırısı yapan çetelerle dolu Reqa sokaklarında güvenliğimi sağlıyor. Beni dış cepheden çatışmaların olduğu iç cephelerdeki mevzilere ve çekimlerim bittiğinde yine güvenli bölgeye götürüyor. Yüzü hep gülüyor.

    Erem Kansoy-Reqa

    Beni her karşıladığında yanındaki YPJ’li arkadaşlarıyla kulaktan kulağa bir şeyler konuşuyor, yine gülümseyerek. Her karşıladığında ve her noktaya gittiğimizde önce bana su veriyor, sonra kendisi içiyor. ‘Aw (Kürtçede su)’ deyişimi komik buluyor.

    DAİŞ çetelerinin operasyon yapacağını telsizinden duyuyor, gülümsüyor ve gözleri heyecan doluyor! Çünkü tüm kadınların özgürlüğü ve devrim için savaşıyor.

    Geçtiğimiz gün dış cephede bulunan lojistik noktasına gitmiştim, sabahın erken saatleriydi. Amara kısacık boyu, küçücük elleriyle 100 kiloluk ağır metal güvenlik kapısını açmış, beni içeri almıştı. Artık beni ‘hello’ diye karşılıyordu, bense çok zayıf Kürtçemle  ‘ser çava, merhaba hevala min, rojbaş, iro çawanî’ diyordum.

    Gözleri parıl parıl gülümsüyor

    Heval Amara kömür gözleri parıl parıl parlayarak yine gülümsedi. Ona ön cepheye gitmek istediğimi söyledim. İki YPJ’li arkadaşıyla beni önce 300 metre ilerideki bir mevziye, ardından 800-850 metre ileride bulunan ve düşman hattında olan sıcak noktaya götürdü. Simsiyah gözleri kartal gibiydi ve küçücük ellerinde keleş adeta kayboluyordu; gözü düşman arıyor, eli tetikteydi… Gideceğimiz noktaya beni götürüp yine suyumu verdikten sonra mevzisindeki arkadaşlarının yanına gitti. Onların mevzisini görebiliyordum.

    Yaklaşık iki saat sonra çetelerin yoğun havan bombardımanı başladı. Gözümün önünde olan Amara ve arkadaşlarının bulunduğu mevzinin etrafına adeta havan yağıyordu; yüreğim kan ağlasa da kameramı bırakmadım, çünkü Amara gülen yüzüyle silahını asla bırakmamayı öğretti bana. Uzun büyük lensimi, ağır kameramı gördüğü ilk gün, “bu ne, füze mi” diye yanındakilerle gülüşmüş, sonra bana “bu devrimde herkesin bir görevi var, bu devrimi ve mücadelemizi en iyi sen duyuracaksın, dünya bizi duyacak” demişti… Amara o gün ilk kez bana gülümsemeden bir cümle kurmuştu.

    Ne mutlu ki çetelerin hiçbir havanı Amara ve arkadaşlarının bulunduğu mevziye isabet etmedi.

    Keskin nişancıların fink attığı dakikalar!

    Artık öğleden sonraydı, geri dönmem gerekiyordu… O gün sabah Reqa sokaklarında yürürken Heval Amara’yı çektiğim fotoğrafları gazetemize göndermem gerekiyordu. Bulunduğum noktadan çıktım, en yakın mevziye koşarak geçtim ve orada Heval Amara’nın beni lojistik noktasına geri götüreceğini söylediler. Bir iki saat onu bekledim, akşam üzeri olmuş, artık güneş inmeye başlamıştı. Tam da keskin nişancıların fink attığı dakikalar!

    Heval Amara belirdi kapıda, yine gülümseyerek yüzüme baktı. Çoktan gitmemiz gerektiğini anlamıştım bir bakışıyla ve hemen hazırlanıp çıktık. Koşa koşa beni lojistik noktasına götürdü. O esnada lojistiğe yiyecek gelmişti. Nefes nefese kalsa da Amara yine unutmadı, bana önce suyumu verdi ve hemen oradaki arkadaşlarına kamyonu yüklemek için yardım etti. İşi bittiğinde dinlenirken fotoğraflarını çektim.

    Devrimi yüreğinde hissedenler anlar

    Zırhlı araç beni akşam gün batımı ile dış cepheye geri getirdi, burada Amara’nın fotoğraflarını gösterdiğim arkadaşlarım, “bu kadın arkadaş çok güzel gülümsüyor” dediler, bu kez ben de gülümsedim. Amara’nın gülüşü devrimi yüreğinde hisseden ve içinde gerçek sevgi taşıyan insanlarca fark edilebiliyordu sadece, bu benim tek mutluluğum olmuştu son günlerde.

    Saatler geçti… Gece çetelerin havan saldırılarını duyabiliyordum. Amara aklımın ucundan bile geçmedi, çünkü emindim; kendini koruyabiliyor, üzerine gelen düşmanı ya imha ediyor ya da geri püskürtüyordu. Şehit haberi gelmişti, bulunduğum nokta aynı zamanda ilk yardım merkezi… Yaralılar da vardı. Kalabalık yaratmamak, doktorun işini rahatlatmak için pek de ortada dolaşmıyordum o gece. Arka bahçede arkadaşlarla sohbete dalmışken, acı acı çığlık atarcasına ambulans sesi uzaktan yaklaşıyordu. İçimden “bu normal değil” dedim, nedense ani bir reflekse koşarak ön tarafa geçtim, ambulans çığlığı içime zehir döküyor, yüreğimin eridiğini hissediyordum…

    Amara’nın gülen gözleri kapalıydı 

    Zırhlı ambulans hışımla tam önümde durdu, kapı açıldı ve ilk gördüğüm şey, Amara’nın gülen gözlerinin kapalı olduğuydu! Dünya bana haram olmuştu, ama kameramı bırakmadım, çünkü Amara da silahını bırakmamıştı… Arkadaşları koşarak onu indirip içerideki sedyeye taşıdılar. Kameramın daha iyi bir görüntü kaydetmesi için elimin sallanmaması gerekiyordu. İçimde depremler olsa da, elim kolum taş kesilmişti, Amara’yı hak ettiği şekilde görüntüleyebilmek için!

    Amara sedyeye konulduktan kısa süre sonra hızlıca doktorların müdahalesi ile gözünü açtı. Kalleş bir çetenin kurşunu ayağına isabet etmişti, aynı zamanda çok yakınına bir havan düşmüş ve patlamanın etkisiyle baygınlık geçirmişti. Amara dakikalar sonra gözünü açtı, ayağına baktı, tam karşısındaydım, kafasını kaldırıp bana baktı ve gülümsedi. Heval Amara hep gülümsüyor!

    Devrimci gülüşlerle dolu hikayemiz

    Kısa süre sedyede kaldı, tüm arkadaşları sevince boğulmuştu çünkü Amara halen gülümsüyordu. Ona gülümsediği fotoğrafını gösterdim, yine gülümsedi, yaralıyken de. Benle fotoğraf çekti, doktoru da yanımıza almıştık. Artık Heval Amara’yla bir karede ölümsüzleşmişti, devrimci gülüşlerle dolu hikayemiz…

    Faşizm mi, DAİŞ mi; mayın, keskin nişancı, bombardımanlar mı! Vız gelir, Heval Amara gülüp geçer! Kalleş kurşununuz yaralasa da Amara mevzisine döner.

    Heval Amara ilk yardımı yapıldıktan sonra birkaç saat bizimle sohbet etti, dinlendi ve Hesekê’deki hastaneye sevk edildi. Giderken “geri döneceğim” dercesine cepheye doğru bakıyordu. Durumu iyi ve kısa süre sonra DAİŞ çetelerinin karanlık gecelerinde karabasanları olmak için geri dönecek.

    Heval Amara Reqa’da gülüyor bugün. Yarın soysuzlara karşı diğer mevzilerde olacak ve onun bir gülüşü DAİŞ’leşen tüm zihniyetlerin çürümesine yetecek…