Blog

  • Balkondaki Mülteci:Unutmayacağım, Affetmeyeceğim!

    Balkondaki Mülteci:Unutmayacağım, Affetmeyeceğim!

    “Bugün, Birleşmiş Milletler insan hakları sistemi ve benim için çok önemli bir zafer. Ancak bu zafer, mahkumiyet kararı olmadan zindanda, ev hapsinde ve beş yıldır bu elçilik binasında geçen güneşsiz günleri silmeye yetmeyecek. Yedi yıldır bensiz büyümek zorunda bırakılan çocuklarımın acısını silemeyecek. Bu, benim unutabileceğim, affedebileceğim bir şey değil. Yolumuz daha uzun, gerçek savaş daha yeni başlıyor”

     

     

    Bu sözler, tam beş yıldır Londra’nın merkezindeki Knightsbridge’te bulunan 6 katlı kırmızı tuğlalı binanın birinci katında bulunan beyaz balkonundan, bazen de pencerelerinden gördüğümüz 46 yaşındaki Avusturalyalı Julian Assange ait. Ekvador’un Londra büyükelçiliğinde mülteci olarak yaşayan Assange’ın Cuma günü o balkondan yaptığı on dakikalık konuşmada sarf ettiği bu sözler içindeki isyanın ve kızgınlığın tercümesi.

    ‘Adaletin olmadığı yerde, ahlâktan bahsedilemez’ demişti Fransız yazar bundan tam beşyüz yıl önce. Maalesef halen adaletsiz bir dünyada, ahlaktan bahsedemeden yaşıyoruz. Beşyüz yıl sonra (tabi son gaz tükettiğimiz dünya’nın ömrü yeterse) bu zamanın ahlaksızlıklarının yazıldığı tarih kitaplarından eğitim görecek yeni nesiller. Yeni nesiller bu kitaplarda yazılanların kendi yaşadıklarının yanında lafı edilmez mi bulacak, yoksa gerçekliğine inanamayacağı kadar adaletli bir dünyada mı yaşıyor olacaklar bilemiyoruz.

    Kendi ülkemin adaletsizliklerini yazmak zor geliyor artık. Yaşanan barbarlığa giydirebilecek kelimeler bulamıyor, cümlelerim yetersiz kalıyor. Mesela sadece oğlunun kemiklerini almak için 85 gün boyunca bedenini açlığa yatıran Kemal Amcaların, 22 yıldır yorulmadan Galatasaray Meydanı’nda her hafta çocuklarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri’nin olduğu bir ülkenin adaletsizlikleri nasıl yazılabilir ki.

    Bu yüzden bu sefer mülteci olarak yaşadığım bu ülkede, 5 yıldır başka bir ülkenin büyükelçiliğinde ofisten dönüştürülen bir odada gece yattığında aynı duvara bakan, sabah aynı duvarla uyanan, öğlen aynı duvara bakarak öğlen yemeği yiyen bir mülteciyi yazayım dedim. Adaletsizliği ifşa eden gizli belgeleri yayınlarken tanıdık onu. Dünya tarihinin en büyük sızıntı organizasyonu Wikileaks’ten…

    ‘‘Dünyanın pek çok yerinde iktidarda olan otoriter hükümetler, demokratik hükümetlerde artan otoriter eğilimler ve sorumsuz şirketlere verilen artan miktardaki güç yüzünden, bugün açıklık ve saydamlığa olan gereksinim her zamankinden daha fazladır. Wikileaks bu gereksinimi gideren bir araçtır.’’

    1971 yılında Avusturalya’da savaş karşıtı bir aktivistin çocuğu olarak dünyaya gelen Julian Assange, daha 16 yaşındayken ABD’nin Pentagon, Savunma Bakanlığı, Deniz Kuvvetleri, NASA ve benzeri kuruluşlarını hackleyerek savaş ve nükleer karşıtı bir internet aktivisti olarak adını Mendax olarak duyurur.

    Kurucularından ve baş editörlerinden birisi olduğu WikiLeaks, Küba’daki Amerikan üssü Guantanamo’da esirlere yapılan muameleye dair kurallar, Kenya’daki yargısız infazlar, Afganistan ve Irak savaşındaki sivil ölümlerine dair belgeler yayınladı.

    2010’da Wikileaks’in teşhirinden sonra pisliklerinin ortalığa yayılmasını hazmedemeyen ABD, Julian Assange’a karşı savaş açtı. Bu savaşa ilk müttefik İsveç oldu. 2010 yılının Ağustos ayında İsveç’teki bir savcı Julian hakkında ‘cinsel taciz’ suçlamasıyla dava açtı. Ancak suçsuz bulunup dava düşürüldükten bir zaman sonra başka bir savcı davayı tekrar açarak Julian hakkında kırmızı bülten çıkardı.

    7 Aralık 2010 günü hakkındaki ‘cinsel taciz’ iddialarıyla ilgili gönüllü olarak ifade vermeye gittiği Londra’daki polis merkezinde tutuklandı. 14 Aralık 2010 tarihinde çıkarıldığı duruşmada kefaletle şartlı tahliye edilen Julian Assange, 19 Haziran 2012 tarihinden itibaren bulunduğu Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’ndeyken 16 Ağustos 2012 tarihi itibarıyla talep ettiği siyasi sığınma hakkı Ekvador hükümeti tarafından onaylandı.

    Karara itiraz eden Birleşik Krallık hükümeti resmi olarak Ekvador hükümetini uyarmış ve Assange’ın ülkeden çıkmasına izin vermeyeceğini ve gerekirse elçilik binasına girileceğini açıkladı. Ama bu durum Viyana Sözleşmesi’ne aykırıydı. Elçiliğe giremeyen Birleşik Krallık hükümeti elçilik binası önünde 7/24 polis bekletti. Elçilik binası önünde Julian Assange tutuklamak için bekletilen polislerin maliyeti halkın cebine 12 Milyon Sterlin olarak yansıdı.

    Geçtiğimiz Cuma günü İsveçli başsavcı Marianne Ny, Julian Assange hakkında 7 yıldır devam eden ‘cinsel taciz’ soruşturmasının düşürüldüğünü açıkladı.

    Dosya düşürülmesine düşürüldü ama ABD halen onun peşinde. Metropolitan Polisi yakalama kararının halen geçerli olduğunu ve Assange’in binadan çıkması halinde yakalanacağını açıkladı.

    Anlaşılan bir süre daha Julian Assange’i kırmızı tuğlalı binanın beyaz balkonundan görmeye devam edeceğiz.

  • Manchester’daki İntihar Saldırısında 22 Ölü, 59 Yaralı

    Manchester’daki İntihar Saldırısında 22 Ölü, 59 Yaralı

    Ülkenin kuzeyindeki Manchester kentinde bulunan konser salonu Manchester Arena’da dün akşam saatlerinde bir patlama meydana geldi. İntihar saldırısı olduğu açıklanan patlamada çoğunun genç ve çocuk olduğu 22 kişi yaşamını yitirirken 59 kişi de yaralandı.

     

    Saldırı Kentin en büyük kapalı konser salonu olarak bilinen Manchester Arenada yapılan Ariana Grande’nin konserinde gerçekleşti. Emniyet Müdürü Ian Hopkins, yaşamını yitirenler arasında çocukların da olduğunu ve şu aşamada bir kişi tarafından gerçekleştirildiğini düşündüklerini açıkladı.

    Hopkins, gazetecilere yaptığı açıklamada, üzerindeki patlayıcı düzeneği ateşleyen saldırganın olay yerinde öldüğünü de sözlerine ekledi. Hopkins, soruşturmanın şu aşamadaki önceliğini saldırganın tek başına mı hareket ettiği, yoksa bir örgütün üyesi mi olduğunu tespit edilmesi olarak açıkladı.

    Emniyet Müdürü, bu patlamayı, “Manchester Bölgesi’nde yaşanan en korkunç olay” olarak nitelendirdi.

    Başbakan Theresa May konuyla ilgili ilk açıklamasında, düşüncelerinin “polis tarafından dehşet verici bir terör saldırısı olarak ele alınan olaydan” etkilenenlerle birlikte olduğunu söyledi.

    Ambulans ekipleri de, konser alanından hastaneye en az 59 yaralının kaldırıldığını duyurdu. Hastaneye kaldırılan bazı yaralılar da ayakta tedavi edildi.

    Patlamanın ardından Muhafazakar Parti, İşçi Partisi, İskoçya Ulusal Partisi ve Liberal Demokratlar, 8 Haziran’daki genel seçim kampanyası kapsamında Salı günü yapacakları programlarını askıya aldıklarını açıkladı.

    Acil güvenlik komitesi COBRA toplanıyor

    Acil güvenlik komitesi COBRA’nın sabah saatlerinde Başbakan May başkanlığında toplanması bekleniyor.

    May yaptığı ilk açıklamada ayrıca, Manchester’da yaşanan olayın tüm ayrıntılarının ortaya çıkarılması için çalışmaların devam ettiğini de söyledi.

    Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn de, Twitter’dan paylaştığı mesajda, “Manchester’da korkunç olay. Düşüncelerim olaydan etkilenenler ve acil durum ekipleriyle” dedi.

    Manchester Arena, yaklaşık 18 bin kişilik kapasitesiyle şehrin en büyük kapalı konser salonu olma özelliğini taşıyor.

    23 yaşındaki ABD’li pop şarkıcısı Grande’nin özelikle gençler ve çocuklar arasında popüler olduğu biliniyor.

    Grande, Twitter hesabıdan paylaştığı mesajda ‘çok üzgün olduğunu, söyleyecek sözü olmadığını’ ifade etti. Grande, ayrıca dünya turnesini askıya aldı.

    Görgü tanıkları patlamanın ardından büyük bir panik yaşandığını aktarıyor.

    İnsanların yangın çıkışlarına doğru yönelirken büyük bir kaosun yaşandığı ve etrafa cep telefonu, kıyafet, ayakkabı gibi kişisel eşyaların saçıldığı vurgulanıyor.

  • Halen Seçmen Kaydı Yapmayan 7Milyon’dan Birisiyseniz, Sadece 5 Dakikanızı Ayırın

    Halen Seçmen Kaydı Yapmayan 7Milyon’dan Birisiyseniz, Sadece 5 Dakikanızı Ayırın

    Birleşik Krallık’ta 8 Haziran’da yapılacak erken genel seçimlerde oy kullanma hakkı elde etmek için seçmen kaydınızı yapmanız için son gün bugün. Bu gece saat 11:59’a kadar 5 dakikanızı ayırarak cep telefonunuzdan veya bilgisayardan seçmen kaydınızı yapabilirsiniz.

     

    Birleşik Krallık genelinde halen seçmen kaydı bulunmayan 7 Milyon vatandaştan 1 Milyonu Londra’da yaşıyor. Siz de bunlardan birisiyseniz ve 18 yaşınızı doldurmuşsanız kayıt için son saatler. Erken seçim açıklaması yapıldığından bu yana 2 milyon vatandaş kayıt oldu. Bu şimdiye kadarki en yüksek seçmen kaydı oranı. Son gün olan bugün de bir milyon vatandaşın kayıt yaptırması bekleniyor.

    Seçimlerin kaderini değiştirmek sizin elinizde. Benim oyum neyi değiştirecek?, siyasetçilere güvenim yok, uğraşacak zamanım yok, siyasetçilere tepkiliyim, umudum kalmadı gibi düşüncelerle halen seçmen kaydınızı yaptırmadıysanız bir seferliğine bu düşünceleri bir kenara bırakıp 8 Haziran’da oy kullanmak için bu gece saat 23:59’a kadar kaydınızı yapın lütfen.

    Muhafazakar Parti 2015 genel seçimlerinde sadece 1 milyon 900 bin oy farkla iktidara gelmişti. Son anketlere göre şuan İşçi Partisi ile Muhafazakar Parti arasındaki fark 1 milyondan bile az. Bir partinin tümüyle sizi temsil etmediğini düşünseniz bile hiç istemediğiniz bir partinin iktidara gelmesini engellemek için bile olsa kayıt olup 8 Haziran’da sandık başına gidilmeli.

    Diktatörler, faşistler ve sağcılar artık darbe ile değil seçimlerle işbaşına geliyor. Bunun nedeni de siyasetten umudunu kesmiş, sessiz kalmayı tercih eden milyonlardır. Oy kullanmak pasif bir eylem veya vatandaşlık görevinin ötesinde ülkenin geleceğini belirlemektir.

    2015 genel seçimlerinde 17 milyon civarında seçmen oy kullanmadı, 7 milyon civarında vatandaş kayıt yapmadı. Yani 24 milyon vatandaş sessiz kalmayı tercih etti. Muhafazakar Parti ise sadece 11 milyon oy alarak iktidara geldi.

    Muhafazakar Parti geçen hafta seçim manifestosunu açıkladı. Bu manifesto biz göçmenler ve emekçiler için büyük bir felaketin ayak sesleri. Sosyal devlet olgusunu ortadan kaldırmayı amaçlayan Muhafazakar Parti, ülkenin tüm kaynaklarını belli bir elit kesimin hizmetine sunuyor. Bu durumu değiştirmek, tehlikeleri bertaraf etmek, daha eşitlikçi sosyal bir ülke yaratma sizin kayıt olup seçim günü gidip oy kullanmanıza bağlı.

    Şimdi yaptığınız işe ara verip bu linkten gov.uk seçmen kaydınızı yapınız. Size lazım olacak bilgi sigorta numaranız ve kişisel bilgilerinizdir.

  • Washington’daki Koruma Terörü, TC Londra Büyükelçiliği Önünde Kınandı

    Washington’daki Koruma Terörü, TC Londra Büyükelçiliği Önünde Kınandı

    Türk Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın korumalarının, Türkiye’nin Washington büyükelçiliği önünde yapılan barışçıl eyleme yönelik saldırıya tepki ve kınamalar artarak devam ediyor. ABD ve Birleşik Krallık basını başta olmak üzere tüm dünyanın gündemine oturan saldırı Türkiye’nin Londra büyükelçiliği önünde kınandı.

     

    Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump Salı günü Beyaz Saray’da 20 dakika süren bir görüşme gerçekleştirmişti. Erdoğan’ın korumaları, Washington’daki Türk büyükelçilik konutu önünde toplanan ve ellerinde ‘Demirtaş’a özgürlük’ pankartı taşıyan bir gruba saldırmıştı.

    Bugün akşam üzeri Türkiye’nin Londra büyükelçiliği önünde toplanan bir grup saldırıyı protesto etti. Kürdistan Solidarity Campaign-KSA (Kürdistan dayanışma kampanyası) öncülüğünde düzenlenen protestoya çok sayıda Kürdistanlı da katıldı. ‘Washington’dan Kürdistan’a Kürtlere yönelik şiddete son’ yazılı dövizler taşıyan grup sık sık Türk devleti karşıtı sloganlar attı.

    Bir saatten fazla süren protesto eyleminde KSA adına konuşma yapan Mark Campbell ve Paula, saldırıyı sert ifadelerle kınayarak sorumluların yargılanması çağrısını yaptılar. Saldırı emrinin Erdoğan tarafından verildiğinin kameralara da yansıdığı ifade edilirken, Kürtlere yönelik sınır tanımayan bu şiddetin kabul edilemez olduğu belirtildi. Londra Demokratik Kürt Halk Meclisi eşbaşkanı Devrim Has’ın da  hazır bulunduğu eylem yapılan konuşmalardan sonra sona erdi.

    Erdoğan’ın korumlaranın Washington şiddeti Londra’da kınandı
  • Kürdistanlı Gençlerden Londra’da Kültür ve Spor Etkinliği

    Kürdistanlı Gençlerden Londra’da Kültür ve Spor Etkinliği

    İngiltere’de çalışmalarını yürüten Ciwanên Azad UK (Özgür Gençlik) ‘Mayıs ayı şehitleri kültür spor etkinliği’ düzenliyor.

     

    Her yıl geleneksel olarak yapılan etkinlik bu yıl 4 Haziran Pazar günü Woodgreen’de bulunan New River Sport and Fitness Centre’da gerçekleşecek. Bu yılki etkinlik yaşamlarını yitiren devrimciler Çekdar Botan, Lecwan Munzur, Tijda Ekecik, Dean Evans, Erik Scurfield ve Ryan Lock anısına yapılacak.

    Etkinlik kapsamında düzenlenecek futbol turnuvasının yanında, programda Voleybol, çocuk oyunları, yüz boyama, müzik ve halk dansları gösterisi olacak.

    Futbol turnuvası kapsamın birinci gelen takıma kupa verilecek. Turnuvaya katılmak isteyen takımların en geç 29 Mayıs’a kadar kayıt yaptırmalı gerekiyor. Her takımın en az yedi oyuncudan oluşması gerekiyor.

    Londra’da yaşayan tüm Kürdistanlı gençleri etkinliğe katılmaya çağıran Ciwanên Azad UK,  kapitalizmin yarattığı ve gençleri çürüttüğü sisteme karşı mücadele etmek ve gençlerin örgütlü duruşunu sağlamak açısından bu türlü sportif ve kültürel etkinliklerin önemini vurgulayan bir açıklama yaptı.

    Etkinlikle ilgili daha fazla bilgi almak için 07925 072 753 ve 07960 853 239 numaralı telefonlardan iletişime geçilebinir.

    Ciwanen Azad UK Kültür ve Spor Etkinliği
  • Doğuş Seçim Kampanyasının Startını Verdi

    Doğuş Seçim Kampanyasının Startını Verdi

    Birleşik Krallık genelinde 8 Haziran’da yapılacak erken genel seçimlerde İşçi Partisinden milletvekili adayı olan İbrahim Doğuş seçim kampanyasının startını verdi. Doğuş Londra’nın merkezi olan ‘The Cities of London and Westminster’ seçim bölgesinde İşçi Partisi’den milletvekili adayı olarak gösterilmişti.

    Doğuş’un milletvekili adayı olduğu seçim bölgesi Birleşik Krallığın kalbi sayılıyor. Kraliçe’nin resmi ikametgahı olan Buckingham Palace Sarayı’nın yanı sıra, İngiliz Parlamentosu, Bakanlık binalarının bulunduğu Whitehall, Başbakanlık konutunun yer aldığı Downing Street ile Londra’nın en pahalı bölgeleri olarak tarif edilen Mayfair, Belgravia ve Knightsbridge semtlerinin de yer aldığı seçim bölgesinde 65 bin dolayında seçmen bulunuyor.

    Seçim Bölgesi Conservative Partinin Kalesi Sayılıyor

    ‘The Cities of London and Westminster’ seçim bölgesi olarak kabul edildiği 1950’den bu yana Conservative Parti (Muhafazakar)’nin elinde bulunuyor. Conservative Partisi’nin kalesi sayılan seçim bölgesi 2015 genel seçimlerinde oyların yüzde 54’ünü alarak Mark Field’i parlamentoya gömdermişti. İkinci sırada ise Labour Parti adayı Nick Slingsby oyların yüzde 27’sini almıştı. 2015’te yapılan son genel seçimlerde katılım yüzde 59’ta kalmıştı.

    Toplam 110 bin kişinin yaşadığı seçim bölgesinin yarısından fazlasını Britanya dışında bir ülkede doğmuş göçmenlerin oluşturduğu bölge geniş sosyal konutların da bulunduğu Bayswater ve Pimlico gibi yerleşim merkezlerini de kapsıyor.

    ‘Partimin talebi üzerine aday oldum’

    Adaylığına ilişkin bir açıklama yayınlayan Doğuş, adaylığının partisinin talebi üzerine gündeme geldiğini vurgularken, ticaret yaptığı ve yaşadığı bu bölgede aday olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Seçim bölgesinin demografik yapısı ile İngiltere’nin en kozmopolit bölgelerinden birisi olduğunu kaydeden Doğuş, seçim kampanyasını Brexit tartışmaları, hava kirliliğine karşı mücadele, konut sorunlarının çözümü üzerine yoğunlaştıracağını söyledi.

    Bölgede yaşayanların yüzde 20’sinden fazlasının Avrupa ülkelerinden geldiklerine dikkat çeken Doğuş, Brexit sürecinden direkt olarak etkilenecek olan bölge sakinlerinin, oluşturulduğu tarihten bu yana milletvekili sandalyesini koruyan Muhafazakar Parti’nin kontrolüne son verebileceğini savundu. AB referandumunda ayrılmaya karşı oy kullanan ‘The Cities of London and Westminster’ seçmenlerinin sağcı partilere bir ders vereceğini umduğunu belirten Doğuş, bölgede yaşayan vatandaşlara da destek çağrısında bulundu.

    İbrahim Doğuş

     

  • Karanlık dönemlerin ezgilerden doğan belgesi

    Karanlık dönemlerin ezgilerden doğan belgesi

    Yakın zamanda ”Kalbim” isimli yeni albümünün Londra’daki tanıtımı için müzikseverlerle buluşan sanatçı Canan Sağar gazetemizin sorularını yanıtladı. Gezi’den Suruç’a, taş atan çocuklardan dost yarasına kadar bir çok konuyu işlediklerini söyleyen Sağar’ın albümü adeta bir toplumsal sorumluluğun ürünü.

     

    Suna Alan

    Çoğu söz ve müziğin size ait olduğu bu albümdeki besteleriniz esin kaynağını nereden alıyor, nereden besleniyor?

    Albümde altı şarkının sözleri ve beş şarkının müzikleri bana ait. Yine kıymetli dostlarım Alp Murat Alper, Cemil Gülüm ve Dostali Yaşar’a da ait söz ve müzikler var. Gerek kendi yaşadığım mevzular, gerek tanıklık ettiğim olaylar ya da yakından takip ettiğim konular beni ciddi derecede etkiliyor ve çoğu zaman yazarak-beste yaparak biraz nefes alabiliyorum. Örneğin, taş atan çocukların hikayelerini ve o dönem bu sebepten ötürü ceza alan araştırmacı gazeteci insanları yakından takip ettim. Bu konunun o kadar çok etkisi altında kaldım ki hemen bir şarkı yapma gereği duydum. Çocukların güvenilir ve savaşların olmadığı ortamlarda büyümesini önemsiyorum. Hiçbir çocuk şiddet içeren duygularla doğmuyor, onların neden şiddete başvurduğunu sormak ve orada yatan cevaba kulak vermek gerekiyor.

    ‘Kalbim’ albümünüzde yeralan eserler ve bunların hikayelerinden bahsedebilir misiniz? Yine kimlerle çalıştınız?

    “Kalbim”de yer alan bir çok şarkının hikayesi ve yaşanmışlığı var. Gezi’den Suruç’a, taş atan çocuklardan dost yarasına kadar bir çok konuyu işledik. Albüme adını veren “Kalbim” isimli eser, aşkı ve ayrılığı anlatan bir şarkı, özellikle vurguladığı ise insan ne yaşarsa yaşasın zaman geçiyor, herkes gidiyor ve yalnızlık başucunda bekliyor. “Bir Başka Haziran” Gezi olayları, “Oyuncaklarım” Suruç ve “Taş Atma Çocuk” taş atıp ceza alan çocuklar için yazıldı. “Yan Koca Dünya” adı gibi dünyaya çatan ve belki de dünyanın sonlanıp yeniden yeşermesi gerektiğini vurgulayan, sorgulayan bir şarkı. “Kayıp”, yaşadığımız çağın en büyük sorunlarından biri olan ruhsal çöküşleri ve kişinin kendini aramasını sorguluyor, “Yavrucak” karanlık günlerin biteceğini ve yeniden güneşin doğacağını vurgularken umut veriyor, “Dost Yarası” bütün insanların günün birinde muhakkak yaşayacağı dostundan göreceği acının ne denli olabileceğini anlatıyor. Kısaca şarkıların hikayeleri böyle… Bu albümün kayıtlarını çoğunluk olarak Tamer Süerdem ve İlker Yurtcan yaptılar, yanı sıra Okay Barış, Nihad Jamsher ve Ali Bayar da üç şarkıya can verdi.

    Bir toplumsal sorumluluğun ürünüdür bu çalışma diyebilir miyiz?

    Brecht der ki; ''-Karanlık dönemlerde peki,
    
    Şarkı da söylenecek mi?
    
    -Elbette şarkılar da söylenecek
    
    Belgeleyen karanlık dönemleri.''

    Bu sözler yürüdüğüm yolda edindiğim çizgimdir, öyle kıymetlidir. Politikadan çok anlayan biri olarak nitelendirmiyorum kendimi fakat eşit ve adaletli bir dünya, sınıfsız toplumlar istediğimi biliyorum. Muhalif olduğum bir çok konu var. Bu yüzden, müzikte de inatçıyım. Her ne kadar zaman zaman biraz çizgimin dışında şarkılar söylemiş olsam da bundan sonra ne şekilde ilerlemek istediğimden fazlasıyla eminim. Her şeyin hızla tüketildiği bir çağda yaşıyoruz, müzik de çoğunluk olarak popüler kültüre hizmet ediyor, ne tutarsa herkes onu yapmaya çalışıyor fakat sanatın bir dili, söylemek istediği ve yaşadığı çağı biraz olsun yansıtabilmesi gerekiyor. İlk albümüm “13” ülkemiz ve dünyada gitgide artan içimizi kanatan cinsel taciz, tecavüz ve çocuk gelinlere (pedofili) dokunmuştu. “Kalbim” ise Suruç, Gezi ve taş atan çocuklara dokunuyor. Türkiye’nin içinde olduğu bu karanlık dönem elbette geçecek, nelere şahitlik etmiş tarih, bunun da elbet bir sonu var. Korku cumhuriyetini yaratmayı başardılar, insanların üzerine o kadar çok gittiler ki sindirdiler, fakat halkımıza inancım sonsuz. Savaşın bittiği, barışın ülkemize gülümsediği günleri el birliğiyle yeniden kuracağız.

    Önümüzdeki süreçte çalışmalarınız, projelerinizden bahseder misiniz?

    Önümüzdeki süreçte kendi Youtube kanalımdan paylaşacağım yeni bestelerin kayıtlarını yapıyoruz. Aslında yeni diyorum fakat o kadar çok şarkı birikti ki hepsini albümlerde toplamam zorlaşacağı için bu şekilde dinleyici ile buluşturmak istiyorum. 2017’nin başlarından bu yana etkinlik ve konserlerde sahne aldım. Önümüzdeki günlerde çeşitli mekanlarda dinleti yapacağım, fakat henüz tarihler belli değil.

    Canan Sağar: Aslen Sivaslı olan sanatçının müziğe olan ilgisi, babasının ona 13 yaşındayken aldığı bağlama ile başladı. Sonraları gitara ilgi duydu, müzik dersleri aldı. Gitar, armoni, melodi, söz yazarlığı gibi konuları içeren derslerin verdiği birikimle uzun yıllar sahne müziği yaptı. Sahne repertuvarında özgün, türkü, nostaljik pop ve soft rock karakterinde eserler yer aldı. Londra Birbeck Üniversitesi’nde bestecilik üzerine eğitim aldı ve yine “Beşeri Bilimler ve Müzik” okudu. Kendi şarkılarından oluşan ilk albümü “13”, 2015 yılında çıktı.

    Canan Sağar