Blog

  • Londra’da Rojhilat (Doğu Kürdistan) Günleri Düzenlenecek

    Londra’da Rojhilat (Doğu Kürdistan) Günleri Düzenlenecek

    Başkent Londra’da Doğu Kürdistan’ın tarihi ve kültürünü tanıtma amaçlı ‘Doğu Kürdistan Günleri’ adı altında iki günlük bir etkinlik düzenlenecek.

     

    Bir grup gönüllü Kürdistanlı tarafından düzenlenecek olan ‘Rojhilat Günleri’ etkinliği programında panel, film gösterimi ve müzik yer alacak. 29 Ekim’de başlayacak olan etkinlik iki gün devam edecek.

    Koçgiri Toplum Merkezinde düzenlenecek olan etkinliğin ilk gününde yapılacak açılış konuşmalarından sonra üç tane kısa film gösterimin yanı sıra Nahid Ghobadi’nin yönetmenliğini yaptığı‘111 Girls’ adlı uzun metrajlı filmi gösterilecek.

    Etkinliğin ikinci gününde ise Doğu Kürdistanlı akademisyenler Bayan Kailmi ve Hemn Seyedi’nin konuşmacı olarak katılacağı, akademisyen Deniz Çiftçi tarafından yönetilecek bir panel düzenlenecek. Panelde Doğu Kürdistan’ın tarihi ve kültürü konusundan sunumlar yapılacak.

    Etkinlik Londra’da yaşayan bir grup yerel sanatçının vereceği konserlerle son bulacak.

    PROGRAM:

    29 Ekim Cumartesi: Saat 14.00

    Açılış konuşması

    111 Girls Film gösterimi

    30 Ekim Pazar: Saat 14:00

    Panel: Bayan Kailmi, Hemn Seyedi, Deniz Çiftçi

    Saat 16:00

    Müzik:Bergüzar Erdoğan, Salman Aybars, Genco Özkan

    Yer: Koçgiri Toplum Merkezi (4 Booker Road, N18 2US, 02088878945)

    rojen-rojhilat
    Londra Rojhilat Günleri

     

  • HDP’li Öztürk: Demokratik Süreç Başlamazsa Darbe Riski Devam Edecek

    HDP’li Öztürk: Demokratik Süreç Başlamazsa Darbe Riski Devam Edecek

    Londra merkezli Centre for Kurdish Progress önceki gün HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk ve Kuzey Irak Bölgesel Kürt Parlamentosu Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Salar Mahmood’un konuşmacı olarak katıldıkları bir panel düzenledi.

    İngiliz Parlamentosu Lordlar Kamarası’nda 11 Ekim 2016’da gerçekleşen, “Türkiye’de darbe girişimi sonrası demokrasi ve Kürt Bakış Açısı” konulu panelin ev sahipliğini ve başkanlığını Richmond Barones’i Angela Harris yaptı.

    Harris’in açılış konuşmasından sonra sözü alan HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, Türkiye’de bugün yaşananların idrak edilmesi için geçmişin anlaşılıp, analiz edilmesi gerektiğini, özellikle demokratikleşme ve Kürt sorununa değinmeden bugün yaşanılanların anlaşılmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

    Öztürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Haziran seçimleri sonrasında HDP’nin başarısını kabul etmeyerek, erken seçime gidilmesi kararı aldığını ve buna rağmen 2 Kasım’daki seçimlerde de HDP’nin yine %10 barajını geçtiğini söyledi.

    Öztürk şöyle devam etti; “Türkiye’de kalan son demokratik rejimin kırıntılarının da HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ile tehlike altında olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda Alevi ve diğer azınlık gruplara yapılan saldırılarda, Türkiye’de artık politik olarak iletişim kurulmasına izin verilmeyeceği mesajı veriliyor.”

    HDP olarak darbeye karşı olduklarını ve bunu darbe girişimi sonrasında derhal belirttiklerini söyleyen Öztürk, Türkiye’de demokratikleşme süreci başlatılmadığı sürece her zaman askeri darbe riski olacağını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi bu demokratikleşme sağlanamadığı sürece Türkiye’de hâlâ askeri darbeyi umut edecekler olacağını dile getirdi.

    Öztürk, darbe girişimi sonrasında ilân edilen OHAL sonrasında, devlet kademelerinde 40-50 sene görev yapmış, Fethullah Gülen’in cemaatine mensup üyelerin temizlenmesi bahanesiyle, hükümet aleyhine düşünen herkesin uzaklaştırılmasının hedeflendiğini öne sürdü.

    Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye parlamenter demokrasiden tek kişiye bağlı bir sisteme geçiş yapmış durumdadır. OHAL sonrasında 93 bin kişi açığa alındı. 40 bin kişi halen gözaltında.

    Üniversitelerde 5,247 akademisyen gözaltında. 3,392 hakim ve savcı görevlerinden alındı. 28.163 eğitim müdürü,2,018 sağlık müdürü,1,642 finans müdürü görevden alındı. 35 adet sağlık merkezi kapatıldı, 1.061 eğitim kurumu kapatıldı.

    En önemlisi 11.301 öğretmen görevden, terörist oldukları gerekçesiyle açığa alındı. Bu sayısal figürler olayın vahametinin görülmesi açısından çok önemli.”

    Özellikle hapishanelerde insan hakları ihlali yapıldığını belirten Öztürk, insanların kendi memleketlerinden çok uzak şehirlerde hapishanelere koyulduğunu ve ekonomik durumları iyi olmayanların ailelerinin ve avukatlarının onları görmeye gidemediklerini belirtti. Avukat görüşmelerinin kayıt altına alındığını söyleyen Öztürk, böyle bir uygulamanın demokratik bir ülkede olmaması gerektiğini, 4 kişilik koğuşlarda tutukluların 12 kişi kaldığını ve dönüşümlü olarak uyuduklarını dile getirdi.

    HDP’nin demokratik seçimle kazandığı 24 belediye başkanının tutukladığını ve bu belediyelere AKP hükümetinden kişilerin atandığını söyleyen Öztürk, yasalara göre bu belediyelere HDP’nin havuzundan kişilerin atanması gerektiğini belirtti.

    Öztürk sözlerine şöyle devam etti; “Darbe girişimi sonrasında Kürt kasabalarındaki belediye başkanlarına saldırılar düzenlendi. Bu kasabalardaki insanların iradesi göz ardı edildi ve AKP mensubu kişiler bu kasabaların idaresine atandı.”

    Muhalif olan yerel televizyon ve radyo kanallarının kapatıldığını belirten Öztürk, bunların arasında Alevi kanalının da olduğunu ileri sürdü.

    Son olarak Türkiye’deki, hapishanelerdeki baskının son bulması ve demokratik sürecin başlatılması gerektiğinin altını çizen Öztürk, Öcalan’ın serbest kalmasının milyonlarca Kürt’ün ortak arzusu olduğunu belirterek bu baskının son bulması gerektiğini belirtti.

    Kürtler yerine Araplar desteklendi…

    Salar Mahmood konuşmasına Britanya’nın Kürt sorunlarında oldukça pasif kaldığını belirterek başladı. Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü sonrasında, Kürt ulusunun dörde ayrıldığını öne süren Mahmood, dönemin başbakanı Lloyd George’un Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmasında Kürtlerin kendi özerk bölgelerini kurma hakları olduğunu dile getirdiğini, o dönemde birçok umut aşılandığını fakat 1920 sonrasında yapılan anlaşma sonrasında Büyük Güçlerin etkisiyle bu anlaşmaların geçersiz kılındığının altını çizdi.

    “O dönem Türkiye, Irak ve İran birlikte hareket ederek, Kürt ülküsü hareketinin ve devriminin önünde durdular. Bölgede yeni bir haritanın kurulmasının karşısındaydılar. Sykes Picot Anlaşması 100.yıldönümünde Kürt insanına çok şey borçludur. Diğer uluslar Sykes Picot anlaşmasında yapılan hataları düzelterek, Kürtlerin haklarını tanımaları gerekmektedir. Bu bizim geçtiğimiz 100 yıl içerisindeki tarihimiz ve bu nedenle bölgede bir türlü istikrar sağlanamıyor. Bu istikrarsızlığın sebeplerini sormamız gerekiyor.”

    Mahmood, Türkiye’nin Irak sınırlarını, DAEŞ ile mücadele bahanesiyle ihlal ettiğini ve sadece geçen hafta Irak Parlamentosu’ndan bir deklarasyon yayınlanarak Türkiye’nin sınır ihlali yaptığının açıklandığını söyledi.

    Türkiye, Britanya ve Amerika ve diğer büyük ülkelerin, bölgede kendi çıkarları, doğal kaynaklar ve zenginlikler için mücadele ettiklerini ileri süren Mahmood, bu ülkelerle ekonomik ilişkilerin önem taşıdığını fakat geçmişe dayanan tarihi ve ulusal sorunlar olduğunun da bilinmesi gerektiğini belirtti.

    Çok Uluslu Proje’ye Kürtler ve diğer etnik kökenler de dahil…

    Mahmood sözlerine şöyle devam etti; “Uzun süredir Rojova ve Başur’da DAİŞ’le mücadele ediliyor. Kürt kadınları DAİŞ’le savaşırken efsanevi bir mücadele veriyorlar. Türkiye, Irak ve Suriye’deki hükümetler bilindiği gibi oldukça zayıflar ve büyük güçler bunları iktidarda tutarak daha küçük kültürlerle uğraşmalarına izin veriyorlar. Kürtlerin şuan çok uluslu bir projesi var. Sadece Kürtlerden bahsetmiyoruz, Türkmenler ve diğer etnik kökenler de bu proje dahilindedir.”

    Ulusal işbirliği ve kendi davaları için mücadele ettiklerini, demokrasi ile problem yaşadıklarını dile getiren Mahmood, bu sorunun uluslararası toplumun sorumluluğunda olduğunu, Kürdistan’daki demokratik sürecin gözlemlenip, desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

    Güney Kürdistan’da bu zamana kadar uygulanmamış bir model olduğunu ileri süren Mahmood, Irak Parlamentosu sözcüsünün dünyadaki tüm parlamentolarda konuşabildiğini fakat kendi parlamentosuna giremediğini belirtti. Mahmood, Kürdistan bölgesinde sınırlı politik elit bir grubun bulunduğunu ve her şeyi kontrol ettiğini ve bunun demokratik ilerleme için bir yük olduğunu dile getirdi.

    Kürdistan’da demokratik süreç için büyük çaplı bir değişim yapılması gerektiğine dikkat çeken Mahmood, halk olarak hem büyük bir riskin hem de büyük bir başarının önünde olduklarını belirtti.

    Sivil toplum örgütlerinin Kürt toplumunu desteklemesi gerektiğinin altını çizen Mahmood sözlerine şöyle devam etti; “Batı’ya baskı uygulayarak onlardan sadece silah yardımı değil, ayrıyeten demokrasi inşası ve barış için destek almalıyız. Şengal’de 2 yıl öncesinde yapılan soykırım sonrasında şunu belirtmek isterim ki Kürtler , Kürdistan’ın diğer üç bölgesinde hâlâ katliam riski ile karşı karşıyadır. Soykırım uluslararası bir suçtur ve bununla ilgili uluslararası bir yasa çıkarılması gerekmektedir.”

    Mahmood konuşmasına, uluslararası toplumun özellikle Kürtlerle ilişkisi bulunanların, politikalarında radikal değişimler yapmadığı takdirde Orta Doğu’nun huzur göremeyeceğini, Kürtlerin, bölgedeki diğerleri gibi kendi bağımsız devletlerine ihtiyaçları olduğunu söyleyerek bitirdi.

  • ‘Avrupa’da Aleviler’ Kitabının Tanıtımı Yapıldı

    ‘Avrupa’da Aleviler’ Kitabının Tanıtımı Yapıldı

    Dr. Tözün İsa tarafından kaleme alınan ve birçok farklı yazarların destek verdiği “Alevis in Europe” (Avrupa’da Aleviler) kitabı geçtiğimiz hafta Metropolitan Üniversitesi Holloway kampüs binasında gerçekleşti.

     

    Tanıtım gecesine; Üniversite Rektörü Prof. Dr. John Raftery, Haringey Belediye Başkanı Ali Özbek, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil’in yanısıra geçen yıl yaşamını yitiren Tözün İsa’nın ailesi. dernek temsilcileri ve toplum üyelerinden kalabalık bir katılım oldu.

    Gecenin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. John Raftery, kitabın, Alevilerin göçmenlik serüveni ve nedenlerine ışık tuttuğunu belirterek kitabın yazılmasında emeği geçen ve aramızda olmayan Dr. Tözün İsa başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti.

    Prof. Dr. John Raftery, “öğretmek” kelimesini “devrimci” olarak niteleyerek, “Bütün dünyayı ancak böyle değiştirebiliriz” dedi.

    Kendisinin de İrlandalı bir göçmen olduğunu belirten Prof. Dr. John Raftery, “İrlanda’dalı ikinci kuşak göçmenler, göç serüveninde ne tür bedeller ödendiğini bilmiyorlar.  İrlanda’daki ruh sağlığı bozuklukları, eğitimdeki olumsuzluklar, intiharlar gibi pek çok olumsuz toplumsuz grafiklerle göçmen İrlandalıların grafikleri kıyaslandığında bu bedel bilimsel olarak da kanıtlanmaktadır. Alevis in Europe gibi çalışmalar bu bedelin tarihini anlatma açısından çok önemli” diye konuştu.

    Avrupa’da Aleviler kitabının yayın koordinatörlüğünü üslenen Prof. Dr. Alistair Ross da, İsa Tözün’ün emek verdiği kitabın yayınlandığını görememesinden büyük bir hüzün duyduğunu söyledi. Prof. Dr. Alistair Ross, kitabın ortaya çıkmasına kadar Alevilerle ilgili ayrıntılı bilgisi olmadığını belirterek, “İyi bir ekiple kalıcı bir eser ortaya çıktı. Kutluyorum” dedi.

    Kitabın bölüm yazarları Filiz Çelik, Hüseyin Mirza Karagöz ve Burcu Şentürk Gökpek de kitapta kaleme aldıkları bölümü özetleyerek Alevilerin tarihine ışık tutmaktan memnun olduklarını dile getirdiler.

    BAF Başkanı İsrafil Erbil de “Alevis in Europe” kitabının yalnızca Alyevilerin değil göçmenlerin bir rehberi olduğunu belirterek, “Kitaba emeğe geçen herkese teşekkür ediyoruz. Kitabın editörü değerli dostumuz İsa Tözün toplum için büyük bir kayıp. Onun eserini geniş okur kitlesine ulaştırmak için elimizden geleni yapacağız. Devri daim olsun” dedi.

    ALEVIS IN EUROPE?

    Routledge yayınlarından çıkan kitap Tözün İsa tarafından edit edildi. Alevilerin kimliğini anlatan kitap, Alevilerin Türkiye’deki konumları ve Avrupa’daki serüvenlerini anlatan farklı makalelerden oluşuyor. 252 sayfa ve 8 illistürasyonun yer aldığı kitabın kapağında, Vehbi Koca’nın çektiği Londra’daki Trafalgar Meydanı’nda semah dönerek barış güvercini uçuran  Alevilerin fotoğrafı yer alıyor.

    alevism-2
    Avrupa’da ALeviler kitabı
  • HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş Britanya Parlamentosunda Konuşacak

    HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş Britanya Parlamentosunda Konuşacak

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bir dizi etkinlik ve toplantıya katılmak üzere Londra’ya geliyor. Demirtaş, 23 Ekim’de yapılacak olan Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesinden sonra 24 Ekim’de de Britanya parlamentosunda yapılacak toplantıya katılacak.

     

    Centre for Kurdish Progress/Kürt Araştırmalar Merkezi’nin organize ettiği halka açık bir toplantıda Selahattin Demirtaş İngiliz parlamenterler ile görüşmelerinin yanı sıra Türkiye’deki siyasi gelişmeleri değerlendirecek.

    Ev sahipliğini Edmonton bölgesi İşçi Partisi Milletvekili Kate Osamor’un yapacağı toplantı 24 Ekim akşam 19:00-21:00 saatleri arasında Parlamento’nun Portcullis House binasında Boothroyd odasında gerçekleşecek.

    Toplantıya katılmak için kurdishprogress2014@gmail.com adresine kayıt yaptırılabilir.

    HDP Eşgenel başkanı Selahattin Demirtaş’ın katılacağı Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesi 23 Ekim Pazar akşamı saat 18:00’de Wood Green’de bulunan Dominion Centre’da gerçekleşecek.

     

  • Bozca-Der Dayanışma Gecesi Gençlerin Eğitimlerine Katkı Sunacak

    Bozca-Der Dayanışma Gecesi Gençlerin Eğitimlerine Katkı Sunacak

    Bozca-der her yıl gerçekleştirdiği geleneksel dayanışma gecesini eğitim ve sosyal çalışmalarına destek olmasını hedefliyor.

    İrfan Sağır’ın başkanlığındaki dernek, bu yıl eğitim ve sanat çalışmalarına öncelik vererek, geceden elde edeceği geliri bu çalışmaların devamına yatırım yapmayı hedefliyor.

    Genel sekreter Ergül Kömür’ün öncülüğünde yürütülen eğitim çalışmaları akademik ve sanatsal kurslardan oluşuyor.

    Derneğin kurulmasındaki temel hedefin gençlere hizmet olduğunu hatırlatan Kömür, şöyle konuştu: ‘‘İngiltere’de büyüyen toplumumuzun en büyük sorununun eğitim olduğunu düşünüyoruz. Kurumumuza düşen bu görevin farkında olarak, Bozca-der, altyapı çalışmalarını tamamlayıp eğitimde halkımıza hizmet vermeye başlamıştır.’’

    Dernek, ek hizmet olarak, kurslara katılan bütün öğrencilere, ücretsiz olarak mentoring hizmeti sunuyor. Öğrenci koçluğu olarak da bilinen, bu danışmanlık hizmeti Rafet Dügencili tarafından veriliyor.

    Akademik alanda 5. ve 6. sınıf öğrencilerini Sats sınavlarına hazırlık dersleri ve orta okul sonu sınavları olan GCSE hazırlık dersleri verilmektedir.

    Derneğin sanatsal eğitim programı, Mersin Üniversitesi orkestra şefliği ve kompozisyon bölümü mezunu ve eski öğretim görevlisi, Murat Sığırcı tarafından yürütülüyor. Sanat eğitimi kapsamında bağlama, gitar, piyano ve perküsyon dersleri verilmekte.

    img_0627

    Ayrıyeten, tiyatro dersleri, Dalston’da bulunan Arcola Tiyatrosunda çalışma yürüten, Tuncay Akpınar tarafından verilmekte.

    Bozca-der eğitim alanı yanı sıra, sosyal alanda da çalışmalara yer veriyor. Dernek yönetimi, en son, Dalston’da bulunan Cemevinde Hasan Ergisi dede ile Birlik Cemi organize etti.

    Eğitim kursları için kayıtlar devam etmekte.

    Bozca-der’in geleneksel dayanışma gecesi, 26 Ekim Çarşamba, saat 18:00-23:00 arası, Kervan Düğün Salonunda gerçekleşecek.

    Gecede Grup Abdal, Emre Saltık ve Zuhal sahne alacak.

    Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Bozhüyük ve Camiliyurt köylelerine ait Bozca-der, 2008 yılında kuruldu.

    img_0626

  • ‘Hormonlu’ Kongrede Hasan Dikme Başkan Seçildi

    ‘Hormonlu’ Kongrede Hasan Dikme Başkan Seçildi

    Kurulduğu günden bu yana iç tartışmaların ve hizipçiliğin bitmek bilmediği CHP İngiltere Birliği dün kongresini gerçekleştirdi. Kongreye ‘hormonlu büyüme’ tartışması damgasını vurdu. İki adayın yarıştığı seçimde Hasan Dikme birliğin yeni başkanı olarak seçildi.

     

    CHP İngiltere Birliği’nin dün Hackney bölgesinde bulunan Epic Dalston salonunda gerçekleştirdiği kongreye, üyelerle birlikte CHP’nin örgütlemeden sorumlu genel başkan yardımcısı Tekin Bingöl de katıldı. Önceden başkanlık için adaylıklarını açıklayan Erol Başarık, Davut Karataş ve İlhan Kale başkanlık yarışından çekilirken, kongre günü adaylığını açıklayan Dursun Boran ve Hasan Dikme yarıştı.

    ‘350 ÜYENİN PARASI ORTADA YOK’

    Birlik başkanı Suna Akartuna kongreye dönük rahatsızlığını dile getirerek, “Tüzüğe göre genel kurulda toplam üyelerin yarısından 1 fazlasının hazır olması gerekiyordu. Ancak çoğunluk sağlanmadan hatta sayım bile yapılmadan oylama başladı. Toplu üyelikler yapıldı. 350 üyenin parası da ortada yok” şeklinde konuştu.

    ‘BU HORMONLU BİR BÜYÜMEDİR’

    Kongrenin favori başkan adaylarından birisi olan Davut Karataş, son haftalarda çok sayıda yeni üyenin kaydedilmesine tepki göstererek başkanlık yarışından çekildiğini açıkladı. Kongreye damgasını vuran konuşmada Karataş, uzunca marketlerdeki organik ve hormonlu gıdalardan örnekler verdikten sonra, ‘‘CHP İngiltere Birliği, son bir hafta hatta son iki üç gün içerisinde üye sayısında organik olmayan bir büyüme gösterdi. Bu hormonlu bir büyümedir, sağlıklı değildir, güzel bir tadı olmayacaktır. Ben bunu demokratik bulmuyorum. Bu her şeyden önce eski üyelerimizin iradesine haksızlıktır.’’ dedi.

    ‘GRUPLAŞMA VE AYRIŞTIRMAYA SON VERECEĞİZ’

    Tartışmalı kongrede başkan seçilen Hasan Dikme, “Amacımız ayrıştırmak değil birleştirmektir ve birlikte daha güçlü, daha büyük bir CHP yaratmaktır” dedi. Kendilerinin CHP’nin kapısını herkese sonuna kadar açık tutarak gruplaşma ve ayrıştırma politikasını tamamen bitireceklerini kaydeden Dikme, “CHP’nin ihtiyacı olan büyük birliği tesis edeceğiz” şeklinde konuştu. Seçim çalışmaları çerçevesinde hazırladıkları seçim manifestosunu da üyeler ve basın mensupları ile paylaşan Hasan Dikme CHP’nin Londra’da hak ettiği çalışma merkezine kavuşacağını da sözlerine ekledi.

    KONGREDE BLOK LİSTELER YARIŞTI

    406 üyenin oy kullandığı kongrede, 16 oy geçersiz sayılırken, 390 geçerli oydan 208’ini Hasan Dikme, 182’sini ise Dursun Boran’ın listesine verildiğini açıklandı. Hasan Dikme’nin başkanlığında Sibel Özçelik, Elif Gelirli, Sibel Alp, Seyit Gencay, Kazım Gül, Sidar Yıldırım, Ayhan Peker ve Latif Balcı yönetim kuruluna, Seher Giyer, Şükrü Gülşen ile Seyda Aksu ise yedek üye olarak seçildiler.

    chp-ingiltere-yeni-yonetim
    CHP İngiltere Birliği yeni yönetimi FOTO: eurovizyon.co.uk
  • 3 İnanç, Aynı Kazan ve 3 Ali

    3 İnanç, Aynı Kazan ve 3 Ali

    Yaşlı dünyamız; inançlar, mezhepler ve devletler arası savaştan çok çekti, yoruldu ama tanrı adına savaşanlar yorulmadı, hayallerindeki cennet uğruna, gerçeği cehenneme dönüştürmekten yorulmadılar.

    Aladdin Sinayiç

     

    Tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasıyla beraber, aynı tanrının gücünü paylaşamayanlar mezheplere ayrılıp yıllarca birbirleriyle savaştılar, on yıllar boyunca toprakları kanlarla suladılar. Sonra Tanrı’nın gücü daha da bölündü, ve bu sefer dinler çoğaldı. Tabi ki bu sefer dinler, Tanrılarının gücü sadece kendisi olsun adına savaşacaktı. Ve savaştılar. Yorulmadan, bıkmadan savaştılar. Sonra da bu muazzam Tanrı’nın gücünü aynı dinden olanlara da yetmedi, bu sefer de oluşturulan soysuz ulus devletler arasında savaşlar başladı. Yüzyıllarca bu kara bulut yeryüzünün üzerinden gitmek bilmedi.. Katoliklerle Protestanlar arasındaki 30 yıl savaşları, Haçlı seferleri, İslami fetihler, Şii Sünni çatışması, birinci ve ikinci dünya savaşları…

    En sonunda da sert kışa dönüşen Arap baharıyla Tanrının gölgeleri olan diktatörlere karşı verilen savaş…

    Bu karabulut ‘kör İslam’ın’ esir aldığı Ortadoğu coğrafyasına asılı kaldı.

    Şimdi, karabulutların altında, geleceğe umut eken bu üç Ali’ye dönersek;

    Bu topraklarda doğan farklı inançlar hep ortak kültürden beslendi. Birbirlerinden koparak farklılaşsalar da ortak değerleri hep vardı. ‘Ali’ ismi bu ortak yanlardan birisi…

    Ali Atalan: Êzidi… Êzîdî Dernekleri Federasyonu (FKÊ) eski Eş Başkanı.. HDP Batman Milletvekili

    Ali Aslan: Müslüman… Mıhallemi Derneği’nin kurucu başkanı. HDP Batman Milletvekili…

    Ali Kenanoğlu: Alevi… Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği kurucu başkanı… Erdoğan darbesine maruz kalan 7 Haziran 2015 seçimleri HDP İstanbul Milletvekili..

    hdp-milletvekilleri-as%cc%a7ure
    Erol Dora, M Ali Aslan, Dilek Öcalan, Feleknas Uca, Ali Kenanoğlu, Ali Atalan

    Bu üç Ali de kendi inançlarında liberal değiller, aksine her biri kendi inançları için aktif çalışan, emek veren ve bu konuda radikal olan insanlar… Ama nedense farklı inançlardan olanların kafalarını kesmiyorlar, hakaret etmiyorlar, yok saymıyorlar. Çünkü başka bir şeye de inanıyor bu Ali’ler; farklı inançların, dillerin, renklerin bir arada yaşayabileceğine de radikal bir şekilde inanıyorlar.

    Ve bu radikal inanç HDP’de ruh buluyor.

    Bu üç Ali dün, HDP’nin Süryani milletvekili Erol Dora, Yezidi milletvekili Feleknas Uca, Sünni milletvekili Dilek Öcalan ile aynı kazandan Aşure dağıttılar.

    Bir yandan bu umutlu tablo dururken karşımızda ve geleceğe dair birazcık güzellik bahşederken, diğer tarafta kendisi dışındaki herkesi hain ilan eden, ‘adam gibi’ ölmek isteyen bir diktatör var. Bu ‘adam’ bir haftadır yatıp kalkıp kendi dindaşına düşmanlık edip, Musul operasyonuna Şiiler katılmasın diye .ötünü yırtıyor. Ve utanmadan, katliamcı dedesi Yavuz Sultan Selim’in Safevilere (Şiilere) karşı verdiği işgal muharebesini (Çaldıran muharebesi) gündemleştiriyor. Kendince İran ve Irak’ın Şii yapısını tehdit ediyor.

    Kısacası tekrardan Mezhep savaşları naralarının atıldığı bu günlerde bu 3 Ali’nin duruşu hak yolundaki en hakiki duruştur, ve bu duruştur geleceğimize rehber olacak olan. Din faşizmine, Irk faşizmine inat bu üç Ali’nin duruşudur geleceğimizi inşa edeceğimiz temel…

    Yiyene helal, yedirene delil ola.

    Hak saklaya, Hızır bekleye.

    Gerçeğe Hû… Mümine Ya Ali