Blog

  • AB Referandumu: Ayrılık 500 Bin Oy İle Önde

    Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliği referandumunda oy sayımı, sandıkların kapandığı saat 22:00’den itibaren devam ediyor. Açıklanan sonuçlarda, %51.3 oy ile AB’den ayrılma (Leave) tarafı önde.

    Toplamda açıklanması gereken 382 seçim bölgesinden, saat 04:00’dan itibaren 231 bölge açıklandı.

    Katılım oranı genel ve yerel seçimlere göre daha yüksek oranla, %71.5’te.

    İskoçya ve Londra’nın sonuçları AB’de kalma tarafını (Remain) bir süreliğine öne geçirse de, Leave tekrar öne geçti.

    Oldukça yakın ve başabaş ilerleyen seçim sonuçlarının tümünün açıklanmasıyla net sonuç kesinleşecek. Tüm bölgelerin sonuçlarının açıklanması saat 08:00’e kadar sürebilir.

    Londra, ağırlık olarak AB üyeliğinden yana.

    Haringey- Remain 79,991 oy ile %75.57 – Leave 25,855 oy ile %24.43. Katılım oranı %70.52.

    Islington- Remain 76,420 oy ile %75.22- Leave 25,180 oy ile %24.78. Katılım oranı %70.31.

    İskoçya’da ağırlıklı olarak AB’den kalmaktan yanayken, İngiltere (Londra haricinde) ve Galler ayrılmaktan yana.

    Leave’in önde olması, Sterlinde büyük düşüşe yol açtı.

  • Britanyalılar Sandık Başında: Kalmak mı Ayrılmak mı?

    Britanyalılar Sandık Başında: Kalmak mı Ayrılmak mı?

    Birleşik Krallık seçmeni bugün sabah saat 7’den itibaren Avrupa Birliği üyeliği referandumundan oylarını kullanmaya başladı.

    Akşam saat 10’a kadar sürecek olan oylamanın sonucunda ülkenin AB üyeliği ya devam edecek, ya da sonlanacak.

    Oy kullanmak için kaydınızı yaptıysanız, oy hakkınızı kullanarak, yaşadığınız ülkenin geleceğine ilişkin kararda katkıda bulunacaksınız.

    Ev adresinize gelmiş olan seçim kartında (Poll Card) oyunuzu kullanabileceğiniz seçim merkezinin bilgilerini bulabilirsiniz. Bu bilgiye http://www.aboutmyvote.co.uk/uk-voters web sayfasından da ulaşabilirsiniz. Oy kullanmak için kimlik ya da seçim kartı gerekmemektedir.

    Son yapılan anketler dahil olmak üzere, referandum sonucuna ilişkin net tahminler henüz yok. Sandıklar kapandığında açıklanacak çıkış anteti sonuca dahil gösterge olabilecek, fakat yanılma olasılığı da olabilir.

    Bölgenin seçmen sayısına göre, ilk sonuçların gece yarısında açıklanması bekleniliyor; her hangi bir gecikme yaşanmazsa, resmi sonuç yarın sabah 08:00 gibi açıklanabilir.

    Aylar süren kampanya süresinde ayrılmaktan yana olan, Leave tarafı genelde yabancı ve göçmen karşıtlığı üzerine tartışmasını yürüttü. Leave tarafında olan, Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi, Ukip’in genel başkanı geçen hafta yayınladığı kampanya afişinde Suriye ve Afganistan gibi ülkelerden kaçmak zorunda olan göçmenleri kullanması büyük tepki toplamıştı.

    AB üyeliğinin devam etmesini savunan Stronger In tarafı, AB’nin ülkeye sağladığı ekonomik faydaları ve ayrılmanın getireceği belirsizlik üzerine kampanya yürüttü.

    Muhafazakar Part’li, başbakan David Cameron ve Jeremy Corbyn öncülüğünde İşçi Parti AB üyeliğinin devam etmesi için kampanya yürüttüler.

    Muhafazakar Parti hükümetinin kabinesinde çıkma taraftarı olan isimler de yer alırken, bu kampanya genelde eski Londra Büyükşehir Başkanı ve Muhafazakar milletvekili Boris Johnson ve Nigel Farage tarafından yürütüldü.

    Leave kampanyası, AB üyeliğinin ülkeye yüksek sayıda göçe yol açmaya devam edeceğini savunmak amacıyla, Türkiye’nin yakın bir zamanda AB üyesi olacağını söylemeleri büyük tepki toplamıştı.

    Londra’nın, yoğun olarak, AB’de kalmaktan yana oy kullanacağı tahmin ediliyor.

  • Londra`da çadır eylemine büyük ilgi

    Londra`da çadır eylemine büyük ilgi

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a özgürlük talebiyle 10 gün sürecek ve Avrupanın çeşitli başkentlerinde başlatılan çadır eylemlerinin Londra ayağı büyük ilgi görüyor.

    Erem Kansoy

     Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve savaş karşıtı yürütülecek büyük kampanyanın başlangıcı olan çadır eylemlerinde Avrupa kentlerinde duyarlılığın artırılması da hedefleniyor.

    Londra’da öncelikle Kürt ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı Woodgreen bölgesinde başşlatılan çadır eylemi bu günde Londra merkezindeki ünlü Trafalgar meydanına taşındı. Özellikle gençlerin yoğun çalışmaları ile hız kazanan ve güçlü bir şekilde duyurulan eylem büyük ilgi gördü.

    İngilizce basılıp dağıtılan bildiriler ve çevredekiler ile bire bir sohbetler duyarlılığın artırılmasında büyük etken olurken Kürt Toplum Merkezi ve Ciwanen Azad UK çadır eylemini büyük etkinlik ile sonladıracağını açıkladı. Ay sonuna kadar devam edecek çadır eylemi her gün Londra’nın farklı bir noktasında gerçekleşecek.

    Londra`da çadır eylemine büyük ilgi 1

    Londra`da çadır eylemine büyük ilgi 2 Londra`da çadır eylemine büyük ilgi 1 Londra`da çadır eylemine büyük ilgi 1

  • 1.3 Milyon Üyeli Britanyalı Sendikadan Kürtlerle Dayanışma Çağrısı

    1.3 Milyon Üyeli Britanyalı Sendikadan Kürtlerle Dayanışma Çağrısı

    Britanya’nın ikinci büyük işçi sendikası olan Unison’un yıllık konferansında Kürtleri konu alan özel bir toplantı yapıldı.

    Kürtlerin Ortadoğu’da demokratik bir sistemi inşa ettiği vurgulanan toplantıda ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ çerçevesinde çalışmaların yürütüleceği belirtildi. Sendika tarafından delegelere dağıtılan broşürde, Kürtlere yönelik saldırıların derhal durdurulması istenirken, Öcalan’ın özgürlüğü istenerek barış görüşmelerinin tekrar başlaması çağrısı yapıldı.

    Kürt gündemli toplantı

    Britanya genelinde 1.3 milyon üyesi bulunan Unison Sendikası İngiltere’nin Brighton kentinde yüzlerce delegenin katılımıyla gerçekleştirdiği yıllık konferansında Kürt sorununa özel bir yer ayırdı. Dört gün sürecek olan konferansın ilk gününde Kürtleri konu alan özel bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya Kürdistan Ulusal Kongresi’nden Erdelan Baran ve Michelle Alison, Kürdistan Öğrenciler Birliği’nden (YXK) Elif Sarıcan ve Unison Sendikası adına Stephen Smellie katıldı.

    Stephen Smellie
    Stephen Smellie

    Demokratik sistemin mimarı
    Toplantının açılış konuşmasını yapan Unison yöneticisi Stephen Smellie, Kürt sorununu yakından takip ettiğini ve birçok kez Kürdistan’ı ziyaret ettiğini belirtti. Smellie, Kürt halkının çok kritik bir süreçten geçtiğini belirterek Türk devletinin kendi vatandaşları olan Kürtlere karşı topyekün savaş açtığını dile getirdi. Türk devletinin Rojava’ya da düşmanca yaklaştığını kaydeden Smellie, “Kürt halkı DAİŞ’e karşı büyük ve başarılı bir mücadele veriyor. Ancak Türk devleti Kürt halkına karşı büyük düşmanlık sergiliyor. Kürtler tüm saldırılara rağmen Ortadoğu’da demokratik, insan haklarına saygılı, cinsiyet özgürlüğünü benimseyen eşit bir sistem yaratıyor. Bu sistemin ideolojik yaratıcısı Kürt Özgürlük Hareketi lideri Abdullah Öcalan’dır. Öcalan, 17 yıldır tecrit altında yaşıyor. Buna rağmen Rojava’da onun ideolojisinden faydalanarak demokratik özerk bir sistem ruh buluyor” dedi.

    Elif Sarıcan
    Elif Sarıcan

    Dayanışma hayati önemde
    İngiltere’nin AB’den çıkıp çıkmayacağının kararlaştırılacağı  referandum çalışmalarından dolayı toplantıya katılamayan Unison Sendikası Uluslararası Şefi Simon Dubbins bir mesaj gönderdi. Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırılarla insanlık değerlerini ayaklar altına aldığını ve bunun demokrasi adına büyük bir utanç olduğunu vurgulayan Dubbins, “Sur başta olmak üzere birçok Kürt kenti devlet tarafından yıkılarak çok sayıda sivil yaşamını yitirdi. Türk devleti, DAİŞ ve El Nusra gibi vahşi çetelere destek vererek Kürt düşmanlığı yapıyor. Böylesi çok kritik bir süreçte Kürt halkıyla dayanışmak hayati önem taşıyor” diye belirtti.

    Erdelan Baran
    Erdelan Baran

    Kampanyaya biz de katılacağız
    26 Nisan’da Britanya Parlamentosu’nda ülkenin en büyük sendikalarından GMB ve Unite, Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’nı başlatmış, o toplantıda Sinn Fein Partisi ile birilkte Unison da kampanyaya destek açıklamasında bulunmuştu. Dubbins mesajında, bundan sonra ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası kapsamında çalışma yürüteceklerini ifade etti.
    KNK üyesi Erdelan Baran, YXK üyesi Elif Sarıcan da yaptıkları konuşmalarda, Kürt halkına yönelik Kuzey Kürdistan’da devam eden saldırılar ve Rojava devrimi hakkında bilgi verdi.

    Michelle Alison
    Michelle Alison

    Sendikaların desteği büyüyor

    Britanya’nın en büyük emek örgütleri olan Unite ve GMB sendikaları geçtiğimiz ay İngiliz parlamentosunda yaptıkları bir resepsiyonla ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası başlatmışlardı. Yoğun ilginin gösterildiği tarihi toplantıda Öcalan üzerindeki tecrit eleştirilirken, Öcalan’ın özgürlüğünün bölge barışına büyük katkı sunacağı ifade edilmişti. Unite sendikasının 1.5 milyon, GMB’nin ise 650 bin üyesi bulunuyor. En son 400 bin üyeli İngiliz Öğretmenler Sendikası (NUT) da kampanyaya desteğini bildirmişti.

    1.3 Milyon Üyeli Britanyalı Sendikadan Kürtlerle Dayanışma Çağrısı 5

  • AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı!

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı!

    Britanya’da bu gün tarihi bir gün. AB referandumunda göçmen toplumların oyları belirleyici en önemli etkenlerden. Özellikle Kürtçe ve Türkçe konuşan gömen toplumlarımızın çok büyük oranını temsil eden Demokratik Güç Birliği bileşenlerinin hem fikir olamadığı AB referandum sürecinde sonuç merakla bekleniyor.

    Haber: Erem Kansoy

     Özellikle İşçi Partisinin tutumu ile ve göçmen toplumlarında yaklaşımı ile ‘EVET’cilerin önde olduğu gözlerden kaçmıyor. Britanya  siyasetinde ve sosyo-ekonomik yapısında belirleyici metropellerin başında gelen Londra çok ulusluğu ile ve yine İşçi Partisi yanısıra sol kesimin yoğun olarak yaşadığı Britanya’nın belirleyici başkenti konumunda.

    Göçmen toplumların nüfusunu büyük oranda oluşturduğu Londra’da aktif kurum ve kuruluşlarımızda ise AB referandumu ile ilgili ortak bir fikir ortaya çıkmadı. Avrupanın başkenti diye nitelendirilen Londra’da AB referandumu sürecinde, göçmen Kürt ve Türk toplumları olarak ortak bir karar sağlanamaması ile sürecin lobi çalışmalarına yönelik iyi değerlendirilememesi ise düşündürücü.

    Toplumlarımızı temsil eden birçok kurum ve kuruluşların yönetimlerine AB referandumuna yönelik ayni soruyu yönlendirsekte kurumlarımızın çoğu ‘dernek içerisinde konu ile ilgili fikir birliği sağlanamadığı’gereçesiyle haberimizde görüş beyan etmeyi uygun görmedi.

    Özellikle çoğunluğunu göçmen toplumların oluştuduğu Londra’da da Türkçe ve Kürtçe konuşan toplumda AB’ye tamam mı devam mı tartışmaları son güne kadar devam etti.

    Dernek, kurum ve örgütlerimiz içerisinde yoğun tartışmalara neden olan 23 Haziran Britanya’nın AB referendumu ile ilgili bazı oluşumlarımız Britanya’nın AB’den çıkmasından yana dururken bazıları ise AB’ye devam diyor. Son dönemlerde Fransa ve çeşitli AB ülkelerinde işçi ve emekçlerin kazanılmış haklarına yönelik değişimler gündeme gelirken toplumlar da tepkilerini ortaya koyarak sokaklara dökülüyor. Çalışma saatleri, emeklilik yaşı, konut haklarındaki kazanımlar uluslar arası ticari anlaşmalar gibi özellikle işçileri koruyan yasal düzenlemelerin AB dayatmaları ile değiştirilmeye çalışılması büyük tepkiler ile karşılanırken Britanya’da da hükümetin kesinti politikalarının kaynağında AB yasal düzenlemeleri ve politikaları olduğu, sol kesimlerce gündeme getiriliyor.

    İngiliz Başbakanı David Cameron’un kemer sıkma poitikaları zaman zaman büyük tepkiler ile karşılaşmaya devam ederken AB referandumu ile ilgili tartışmalarıda gündeme getiriyor. Özellikle İşçi Partisi ve liderleri Jermy Corbyn’in de AB referandumuna yaklaşımı ülkede sol oluşumlar için bir merkez haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Lexit çatısı altında toplanan birçok sol görüşlü oluşum da AB referandumunda ‘hayır’ için çalışmalarını yürüttü.

    Yine ırkçı bir saldırı ile yaşamını yitiren İşçi Partisi millet vekili Joe Cox’un ülkede şok etkisi yaratması ile kampanyalarını durduran taraflardan kazananın kim olacağı ve Britanya’nın ‘yarın’ları merak konusu.

    Özellikle Londra’da göçmen nüfusun baskın olması nedeniyle bölgede referanduma ilişkin nasıl bir netice çıkacağı da merakla beklenirken yine İngiltere ve özellikle Londra’da yaşam sürdüren Türkçe-Kürtçe konuşan toplumumuz bünyesindeki kurumlarda üst düzey görevli yöneticimilerimize AB referandumuna ilişkin fikirlerini sorduk.

    Telgraf: Britanya 23 Hazirana süratle yaklaşıyor. AB referandumuna yönelik ‘in’ veya ‘out’ tartışmaları devam ederken toplumlarımızda ciddi bir popülasyonu oluşturan kurumlarımızda referendum ile ilgili sağlanan fikir birliği ne yönededir? Neden?

    Evrim Yılmaz- Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı

    “Biz Kürt Halk Meclisi olarak referandum da ırkılğa karşı AB’de kalma yönünde bir yaklaşım içindeyiz. Ama AB’nin mevcut haliyle eleştrilecek çok yönü var ve revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

    Irkçılığa karşı ortak yaşamı savunuyoruz. Göçmen halklarının devletler nezdinde garanti altına alınması gerektiğini düşünuyoruz. Bu anlamda AB’nin göçcmen politikalarının değişmesi ve insan hakları çercevesinde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.  Fakat günümüz gereği biz göçmenleri mağdur edecek politikaları destekleyemeyiz. Bu anlamda salt ekonomik değil sosyal haklar anlamında da AB’de kalınması gerektiği eğilimindeyiz.”

    Abdullah Gülerk – Tohum Kültür Merkezi Yönetim Kurulu

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 1

    “Avrupa Birliği, emperyalist sermayenin bir bileşenidir. Avrupalı büyük tekeller, ilk başlarda sınırlı bir iş birliğinden yola çıkmışlar, ihtiyaçlarının büyümesi ve gelişmesi sonucunda pazardan daha fazla pay almanın bir aracı olarak, Avrupa Birliği’ni daha da güçlendirmek zorunda kalmışlardır. Avrupa Birliği ezilen emekçilerin ve halkların bir birliği değildir. Bu birlik onların ortak iradeleriyle alınmış bir karar hiç değildir. 1990’lı yıllarda dünyada gelişen yeni tartışmaların en popüler tezi ulus devletlerde yaşanan ve yaşanacak değişimler konusunda ileri sürülen tezlerdi. Bu tezleri güçlendirmek için verilen başat örneklerden biri de Avrupa Birliği oluşumuydu. Sınırların kontrollü ‘kaldırılması’, ortak para birimi, ortak ticaret antlaşmaları bu tezi güçlendiren argümanlar olarak ortaya atıldılar.

    Avrupa Birliği’nin kendi içinde gümrük duvarlarının kaldırılması tamamen bir ihtiyacın ürünüdür. Gümrük duvarlarının kaldırılması meta dolaşımının önündeki engelleyici faktörlerin kaldırılmasıdır. Ulus devletlerin bir bütün ortadan kaldırılması söz konusu değildir. Burada söz konusu olan durum,  tekellerin önündeki tüm sınırların kaldırılmasından ibarettir. Bu anlamda oluşturulan bu birlik; işçi-emekçileri daha fazla sömürmek ve baskı altında tutmak için ortaya çıkmıştır. Anti-emperyalist demokratik bir kitle örgütü olan Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonuna bağlı tüm dernek ve kurumlarımız, AB projesini, emperyalist sermayenin birliği olarak görür ve buna karşı mücadele eder.”

    Aslı Gül- Day-Mer Yönetim Kurulu Başkanı

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 1

    “AB aslında bir zenginler kurumu, sermaye kesmini temsil ediyor özellikle Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerin hegomonyasında olan bunların çıkarlarını temsil eden bir yapıdır. İşçi ve emekçilerin haklarına yönelik nekadar saldırı varsa AB’den geliyor. İşçileri savunan bir grup değildir AB. Zenginlerin ve onların çıkarlarını koruyorlar bunu Yunanistandaki krizden sonra başta Almanya AB’nin dayatmaları ile Yunan halkının sosyal haklarının budandığını görerek anlaya biliriz. Fransa’da geçirilmeye çalışılan yeni iş yasasıda örnektir, kazanılmış haklara saldırıyorlar.

    Böyle bir birlikten bizim çıkarımız olamaz, toplumuzda AB referandumu ile ilgili suan esnaf eşyalarının giriş çıkışıyla ilgili kaygı duyabilir yada seyahat ile ilgili kaygı duyabilir gerçek olan şudur ki. Bizim burada yerli ve göçmen emekçilerle birlikte mücadele etmemiz gerekir. Referandum sonucu önemli değildir fakat sınıfsal olarak çok büyük saldırılar var haklarımıza yönelik dolayısla birlik olmak gerek ve mücadeleyi bu yönde yükseltmek gerek.”

    Yusuf Açıl – YÇKM Yönetim Kurulu

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 2

    “AB’ye “evet” demek onun bütün gerici yasalarnını, uygulamalarını ve hedeflerini kabul etmek demektir. Globalizme “evet” demek, hak kesintilerinin, yaşam standartlarının kısıtlanmasının devam edilmesine evet demektir, Evet”çilerin birinci grubunun savları bellidir. Emperyalist tekelleri, sermayeyi dahada güçlendirmek, önünü açmak, her türlü yatırım imkanı, kar ve fırsatı sonuna kadar önlerine sunmaktır. Daha fazla egemenlik üretmek, bu egemenliği derinleştirmek  esas amaçlarıdır. Bunların, yoksulların durumlarını düzeltmek için lafta dahi ileri sürdükleri hiç bir proje yok.

    İkincisi gurup ise “AB’den çıkmalıyız” diyenler. Demokratlar, liberallarin bir bölümü, anarşistler, ırkçılar, faşistler, anti-faşistlerin bir bölümü, çevrecilerin bir kesimi, bazı önemli patronlar. Yani hayır diyenler de genel politik bakışta birbirlerine tamamen karşıt güçlerin bir bölümünden oluşmaktadır. AB’ye Hayır diyen faşist-ırkçı gurupların yaklaşımları tahmin edilebilir: “Britanya yabancıların istilasına uğramış durumdadır. Ülkede mevcut iş imkanları, olanakları, önemli ölçüde biz yerlilerin ellerinde alınarak yabancılara verilmiştir. Britanya Britanya’lılarındır. Yabancıları istemiyoruz. Ülkenin mali imkanlarının bir bölümü AB’ye üye olan ancak ekonomik bakımında zayıf olan kriz içindeki ülkelere aktarılıyor, bunu kabul etmiyoruz. Dahası, Türkiye yakın zaman içinde Avrupa Birliği üyeliğine alınacak. 80 Milyon nufuslu ve her yıl nufusu 1 milyon artan dinamik bir toplumun AB’ye giriyor olması, Britanya’yı yaşanmaz hale getirecektir” deniliyor.”

    Helin Peköz – Gik-Der Yönetim Kurulu

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 3

    Sözde demokrasinin beşiği ve sonsuz savunucusu gibi gözüken AB Suriye’de yaşanan savaş sonrası patlak veren göç krizini çözmek bir tarafa göçmenlere sırtını dönmüş, Suriyedeki savaşın birinci derece de sorumlusu olan Türkiye ile gerici ilişkiler içerisine girmiştir.

    Referandumda hayır demek AB ile Türkiye arasında yapılan bu gerici anlaşmaya hayır demektir, referandumda hayır demek işçi ve emekçilerin kazanılmış haklarına yönelik yaşınılan saldırılara hayır demektir. AB referandumunda hayır demek bugün AB yanlısı çalışma yürüten muhafazakar hükümetin güvenoyu kaybetmesi ve düşmesi anlamına gelmektedir.  Avrupa Birliğinin işçi ve emekçilerinin hak ve özgürliklerini teminat altına aldığı koca bir yalandan başka birşey değildir. AB ülkelerinde işçi ve emekçiler haklarını kendi verdikleri mücadeleler ile kazandı, kazanılan hiç bir hak Avrupa Birliğinin armağan ettiği haklar değildir. AB işçi ve emekçilerin haklarını vermek bir yana işçi ve emekçilere karşı sürekli bir saldırı furyası içerisindedir.  Avrupa Birliği referandumunda hayır demek aynı zamanda sermayenin birliğine hayır demektir.

    Göçmen İşçiler Kültür Derneği olarak Britanyada yaşayan Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı halkımızı 23 Haziran 2016 tarihinde gerçekleşecek olan referandumda çıkmak yönünde oy kullanmaya çağırıyoruz. Sermayenin birliğine hayır!”

    İsrafil Erbl – İngiltere Alevi Federasyonu Başkanı

    AB Referandumu ile ilgili fikir birliği sağlanamadı! 4

    “İngiltere’nin Suriye’yi bombalaması Suriye’deki demokrasiye asla katkı sunmaz. Fakat daha önceki aylarda batılı gazetecilerin boğazları kesilirken ve Kobane düştü düşecek kaygıları yaşanırken sivil toplum örgütleri olarak İngiliz başbakanlığı önünde “Britanya uyuma” diye sloganlar atıldı. İŞİD ve benzeri örgütlerin yaratılmasında emperyal devletlerin katkısının büyük olduğunu biliyoruz. Güçlü devletler Suriye’deki demokrasi güçlerine destek vermelidir. Fakat doğrudan hava saldırısı gibi tüm sivillerinde öldürüldüğü harekatlarda bulunmaları yanlıştır.

    İngiltere’deki tehditleri yeterince algılamış değiliz. Daha dikkatli ve örgütlü olmalıyız.

    Britanya’da ırkçı bir katil tarafından öldürülen Milletvekili Jo Cox’u saygı ile anıyoruz! Ömrü boyunca ırkçılığa karşı mücadele eden ve mültecilerin dostu olan bayan Cox, Avrupa Birliğine “EVET” dediği için öldürüldü. Britanya’nın Avrupa Birliğinde kalmasını desteklediği için öldürülen Jo Cox’un “EVET” kampanyasını destekliyoruz.
    Çünkü;
    Aynı dili konuştuğumuz, aynı inancı paylaştığımız milyonlarca canımız Avrupa topraklarında yaşıyor. Binlerce insanımızın Avrupa ile ticari ilişkileri var, yüzlerce Alevi ve demokratik kurumlarımız Avrupa topraklarında faaliyet yürütmektedir. Bu kurumlarımız ile ortak faaliyetler yürütüyoruz.

    Britanya’nın ırkçı gurupları İngilizlerin “üstün” bir ırk olduğunu savunuyor. Halen ölçü, tartı birimlerinin ve teafik kurallarının farklı kullanılmasını bile bu düşünceye bağlayabiliriz. Avrupa Birliğinden ayrılmaları bu düşünceyi ve ırkçılığı yükseltecektir. Avrupa ve Britanya’nın birliğini savunmak için sadece bu nedenler bile yeterliyken daha eklenebilecek birçok nedenimiz var. Göçmen aileler olarak Britanya’nın yeni göçmenlere kapılarını kapatmasına razı olamayız.

    Tüm bu nedenlerden dolayı, ırkçılığa karşı referandumda “EVET” demek önemlidir. Aksi halde ingiliz ırkçı ve yabancı düşmanları ile Aylan bebeklere Akdeniz i mezar edenlerle aynı safta oluruz.”

     

  • Middlesex Hastanesi Acil Bölümü ‘Hastaların Hayatlarını Tehlikeye Atıyor’

    Middlesex Hastanesi Acil Bölümü ‘Hastaların Hayatlarını Tehlikeye Atıyor’

    Edmonton’da bulunan Middlesex Hastanesinin acil bölümü hastaların hayatlarını tehlikeye attığı ve yeterli hizmet sunamadığı için kapatılmayla karşı karşıya olduğu ortaya çıktı.

    Günde 500 hastanın ziyaret ettiği acil bölümdeki ciddi derecedeki sorunlara rağmen, bu bilginin gizli tutulması bölgede büyük topladı.

    Guardian gazetesinin ortaya çıkardığı bilgiye göre, sağlık hizmetlerini denetleyen GMC ve Health Education England’ın hastanenin acil bölümünün kapanma ile tehdit edildiği fakat bu bilginin halkla paylaşılmadığı aktarıldı.

    Haberin yayınlanmasının üzerine bölgenin milletvekilleri bu bilgilerin halktan gizlenerek, hastaları daha da tehlikeye attılmalarına tepki gösterdiler ve sağlık bakanı Jeremy Hunt’ın sorularını yanıtlamalarını talep ettiler.

    Middlesex Hastanesi, NHS tarihinde acil bölümü güvenlik gerekçesiyle kapatılma tehlikesi yaşayan ilk hastane.

    İşçi Parti’li Edmonton milletvekili Kate Osamor web sayfasında yayınladığı açıklamada, ‘‘Middlesex Hastanesinin acil bölümünün kapatılmayla tehdit edildiğinin haberi beni oldukça üzdü ve endişelendirdi’’ ifadelerini kullandı.

    Osamor, Enfield North milletvekili Joan Ryan ile Hunt’a mektup yazdıklarını ifade etti.

    Ryan da, hastanenin durumuna ilişkin yayınladığı açıklamada seçim bölgesindeki halkına hastaneyi kullandıklarında ‘güvenli ve etkili acil hizmet’ verileceğinin güvencesini talep etti.

    Ryan, 2013 yılında Chase Farm hastanesinin acil bölümünüm kapatılmasının, Kuzey Londra’da, özellikle Barnet ve Middlesex hastanelerini zorladığını ekledi.

    NHS’in, hastanelerin acil bölümlerine gelen hastaların yüzde 95’inin dört saat içerisinde tedavi görmelerini hedeflediğini hatırlatan Ryan, Middlesex hastanesinde bu rakamın yüzde 68 olduğunu belirtti. Bu rakam, hastanenin acil hizmetinin ne derecede tehlikede olduğunu sergiliyor.

    Kürt ve Türk toplumunun yoğun olarak kullandığı hastanede geçtiğimiz bir yılda hastanenin acil bölümünde iki şüpheli ölüm yaşandı. İlk olarak 30 yaşındaki Murat Alaboğaz hayatını kaybetti, daha sonra da Nisan ayında üç yaşındaki Armağan Denli aynı hastanede hayatını kaybetti. Her iki ölümle ilgili aileler hastanenin ihmali olduğunu düşünerek şikayette bulundular. Soruşturmalar devam ediyor.

    İşçi Parti Tottenham milletvekili David Lammy bölge milletvekilleri olarak hastanenin sorunlarına ilişkin ‘karanlıkta bırakılmalarını’ anlamadığını ifade ederek, Hunt’ın durumu düzeltmek için ‘neden bir şey yapmadığını’ öğrenmek istediğini ve konuya ilişkin soruları yanıtlamak için Parlamentoda çıkması gerektiğini belirtti.

    Guardian gazetesinin haberine göre, hastanenin acil bölümünde bir çok zaman yeterli doktor olmadığı ve deneyimsiz doktorların sorunlu olarak yalnız bırakılıyorlar.

  • Mahkemeden Sanık Kaçırma Teşebbüsü Davasında Hapis Cezaları Belli Oldu

    Mahkemeden Sanık Kaçırma Teşebbüsü Davasında Hapis Cezaları Belli Oldu

    Wood Green Magistrates Mahkemesine çıkartılacak İzzet Eren’i kaçırmayı planlama davasında, sanıkların hapis cezaları belli oldu.

    Haber: Egemen Arkut

    Özcan Eren (32), tutuklu olan İzzet Eren’i kaçırmaya yardımcı olmakla suç işlemeye teşebbüs ve suç işleme niyetiyle imitasyon silah taşımak suçundan sekiz buçuk yıl ceza aldı. İzzet Eren (33), tutukluyken kaçmaya teşebbüs etmekten ve suç işleme amaçlı imitasyon silah taşımaktan sekiz buçuk yıl ceza aldı.

    Aralık 2015’te çete suçlarından kaynaklı mahkemeye çıkartılırken İzzet Eren’i kaçırma teşebbüsü esnasında, çetenin aracında bulunan, Jermaine Baker, polis tarafından vurularak öldürüldü.

    Baker’ı vuran polisin yargılanması ve olayın soruşturulması devam ediyor.

    İzzet Eren’i kaçırmaya teşebbüs ve suç işlemek amacıyla imitasyon silah bulundurmak suçlarından, Nathan Mason dokuz yıl ve Gökay Soğucaklı beş buçuk yıl hapis cezası aldılar.

    Eren Hasyer, İzzet Eren’i kaçırmaya teşebbüs suçundan 26 Mayıs’ta, çıkarıldığı Woolwich Crown Court mahkemesinde suçlu bulunmuştu, fakat cezası henüz belirlenmedi.

    Polis, İzzet Eren’in, uzun süre hapiste kalmak istemediği için Özcan Eren’e bir çete toparlayarak mahkemeye giderken kaçmasını sağlaması için tuttuğunu düşünüyorlar.

    İzzet Eren’i, mahkemeye gelen polis vanından kaçırmak isteyen Mason, Soğucaklı ve Baker, sabah saat 08:00’den itibaren Wood Green mahkemesinin önünde beklemeye başladılar. Araca dinleme cihazı yerleştiren polis, müdahalede bulundu. Özcan Eren ve Hasyer diğer bir araçta eylemi kontrol ettikleri bildirildi.

    İzzet Eren ve Amoah-Gyamfi 13 Ekim’de çalıntı motosiklet kullanırken silahlı polisler tarafından durduruldular. Üzerlerinde Skorpion otomatik silah ve Tokarov el silahı bulunan sanıklar, öldürme ve yaralama amacıyla silah taşıma suçundan tutuklandılar. Polis, tutuklamanın ‘öldür, yarala ya da sakatla’ eylemine gidilirken gerçekleştiğini açıkladı. İki sanık, 29 Ekim’de çıkarıldıkları Wood Green Magistrates mahkemesinde suçlarını kabul ettiler. İzzet Eren ve Amoah-Gyamfi, kaçırılma teşebbüsünün gerçekleştiği, 11 Aralık’ta mahkemeye çıkarılarak, 14’er yıl hapis cezası aldılar.