Blog

  • Yüzbinler, Cameron’u istifaya çağırdı

    Yüzbinler, Cameron’u istifaya çağırdı

    Londra merkezinde toplanan yaklaşık 200 Bin aktivist, Halklar Meclisi tarafından organize edilen ve hükümetin kemer sıkma politikalarını protesto ile Cameron’a ‘sert bir mesaj’ niteliği taşıyan büyük yürüyüşte, Başbakan Cameron’u istifaya çağırdı.

    Fotoğraflar: Erem Kansoy

    IMG_6282

    IMG_6262

    IMG_6257

    IMG_6203

    IMG_6245

    IMG_6290

    IMG_5952

    IMG_5947

    IMG_5931

    IMG_5920

    IMG_5880

    IMG_5801

    IMG_5866

    IMG_5863

    IMG_5537

    IMG_5621

    IMG_5734

    IMG_5547

    IMG_5821

    IMG_5753

    IMG_5851

    IMG_6025

    IMG_6033

    IMG_6043

    IMG_5991

    IMG_6101

    IMG_6122

    IMG_5432

    IMG_5435

    IMG_6084

    IMG_6136

    IMG_6195

    IMG_6232

    IMG_5618

    IMG_5876

    IMG_5900

    IMG_5897

    IMG_6164

    IMG_6267

    IMG_6386

    IMG_6330

    IMG_6325

    IMG_6372

    IMG_6066

    IMG_5639

    IMG_5574

    IMG_6308

    IMG_6302

    IMG_5456

    IMG_5507

    IMG_5469

    IMG_5388

    IMG_5464

    IMG_5419

    IMG_5480

    IMG_5402

    IMG_5356

    IMG_5367

    IMG_5358

    IMG_5383

    IMG_5320

    IMG_5322

    IMG_5328

    IMG_5344

    IMG_5310

    IMG_5315

  • Londra`da Almanya Büyükelçiliği önünde protesto

    Londra`da Almanya Büyükelçiliği önünde protesto

    15 Nisan 2015 tarihinde Almanya başta olmak üzere Avrupa`nın Yunanistan, İsviçre ve Fransa ülkelerinde eş zamanlı gerçekleştirilen bir operasyon ile tutuklanan 10 ATİK faaliyetçisi ve Almanya`da tutsak olan devrimci ve yurtsever tutsaklar için, İngiltere`nin başkenti Londra`da bir eylem gerçekleştirildi.

    Londra`da Almanya Büyükelçiliği önünde protesto 2

    Almanya Büyükelçiliği önünde Londra ATİK tarafından çağrısı yapılan eyleme Britanya Demokratik Güçbirliği bileşenleride destek verdi.

    Londra`da Almanya Büyükelçiliği önünde protesto 1

    ATİK li devrimcilere özgürlük isteyen bir pankartın açıldığı eylemde hazırlanan basın açıklaması okundu. Açıklamada Alman Devleti`nin 2012 yılında başlattığı ve 2015 yılında tutuklmalarla sonlandırdığı operasyon teşhir edildi. yapılan hukuksuzlukların son bulması ve 129/a ve b maddelerinin iptal edilmesi talebinde bulunuldu.

    Londra`da Almanya Büyükelçiliği önünde protesto 1

    Açıklamanın ardından Almanca olarak hazırlanan dosya Büyükelçilik görevlilerine teslim edildi.
    Eylem politik tutsaklara özgürlük istyen sloganlarla sona erdirildi.

  • Mehmet Yüksel Dede: Alevilerin Kimlik ve Kültürleri Ellerinden Alınmak İsteniyor

    Mehmet Yüksel Dede: Alevilerin Kimlik ve Kültürleri Ellerinden Alınmak İsteniyor

    Sinemilli Ocağı Piri Mehmet Yüksel, AKP rejiminin Maraş’ta Kızılbaş Kürt Alevilerinin yoğunlukta yaşadığı Terolar bölgesine AFAD eliyle yapacağı kamp ile Alevilerin kimlik ve kültürlerinin ellerinden alınmak istendiğini söyledi. Yüksel, “Maraş coğrafyasını terk edip gitmemiz isteniyor. Bu coğrafyayı terk edip gitmeyeceğiz. Bu kadar katliama rağmen burada kaldık. Bizim açımızdan burası çok önemli” dedi.

    Maraş’taki Kürt Alevilere 1978’de yaşatılan devlet destekli katliam ile Aleviler, Avrupa ve Türkiye metropollerine kaçırtılırken, şimdiler ise bu kez AKP rejimi Alevi topluluğunun yaşadığı bölgede AFAD kampı yaparak geriye kalanları göçertmek ve saldırılarla yüz yüze bırakmak peşinde. Maraş’ın merkez Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Terolar bölgesinde yapılmak istenen kamp ile daha Maraş Katliamı’nın travmasını atlatamayan Aleviler, kampa yerleştirilmeleri beklenen çete ardıllarının saldırıları ile karşı karşıya kalmamak adına ve yaşam alanlarının işgaline karşı direnişe geçti.

    Terolar bölgesindeki 7 Alevi köyünün ortasına denk gelecek şekilde mera alanına yapılmaya çalışılan AFAD kampına ilişkin konuşan Sinemilli Ocağı Piri (Dede) Mehmet Yüksel, kampın söylenenin aksine Alevilerde yarattığı algının çok masumane ve sadece “mültecilerin” yerleştirileceği bir proje olarak ele alınmadığını kaydetti. Kampın yapıma dönük kamp alanında alınan askeriye önlemlerin projenin altında yatan niyeti ortaya koyduğunu dile getiren Yüksel, neden Maraş ve neden Terolar sorusuna ise şöyle açıklık getirdi: “Maraş Kürt Kızılbaş Alevi kimliği açısından oldukça önemli bir bölge. Burası tarihsel olarak da Türkiye ve Ortadoğu açısında birkaç önemli merkezden bir tanesidir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalan Dersim ve Koçgiri bölgesinin haricinde en önemli bölge burasıdır. Maraş denince Maraş sınırlarıyla matuf tutmamak lazım. Adıyaman’a ve Urfa’ya, Karsa kadar büyük bir etkisi olan Sinemilli Ocağı’nın etki alanı burası. 1500’lü yıllardan itibaren Selçuklusundan Osmanlıya devreden ve oradan da Türkiye Cumhuriyeti’ne geçen asıl derin devlet algısıyla Alevilere karşı yürütülen politikaların sürdürülmeye çalışıldığı bir yer. Bütün bu devletlerin bu bölge üzerindeki Alevilere dönük planları hiçbir zaman bitmedi.”

    Mehmet Yüksel Dede: Alevilerin Kimlik ve Kültürleri Ellerinden Alınmak İsteniyor 2

    ‘BU MARAŞ KATLİAMININ BİR BAŞKA VERSİYONUYLA DEVAM EDEN HALİ’

    Maraş Aleviliğinin aynı zamanda Mezopotamya ve Ortadoğu topraklarından Türkiye coğrafyasına giriş kapısı olarak en önemli güzergah olduğunu söyleyen Yüksel, “Burası çok etkili bir coğrafya. Bu anlamda Dulkadiroğulları Beyliği zamanından bu yana hakim olan egemenin burayla olan savaşları ve davası hiç bitmedi. Buradaki dokuyu hep asimile etmek, hep parçalamak projesi her zaman sürdü. Yavuz Selim zamanından başlayan, Kanuni dönemiyle Şah Kalender Çelebi ve etrafındakilerin hunharca katledilerek bu politikaların devamının günümüze kadar gelen dediğini biliyoruz. O tarihten bu yana Nurhaklar ve Pazarcık her zaman bir direniş yeri oldu. Her zaman bir demokrat kimliğin ifade edildiği ve yeşerdiği alanlar oldu. Buradaki Kürt Kızılbaş Alevi kimliğinin özellikle bu dokuyu besleyen, üreten bir kimlik olduğu için resmi algı bundan kurtulmak istiyor. Yakın tarihte 78 Maraş Katliamı bunun en tepe noktalarından bir tanesidir. Bu da 78 Maraş katliamının başka bir versiyonuyla devam eden hali” dedi.

    ‘KÜLTÜRÜMÜZ VE KİMLİĞİMİZ ELİMİZDEN ALINMAK İSTENİYOR’

    Alevilein yaşam alanı olan Terolar bölgesinde yapılmak istenen kamp ve hayata geçirilmeye çalışılan kirli oyunlar ile kültürlerinin ve kimliklerinin ellerinden alınmak istendiğini vurgulayan Yüksel, “1978’de Maraş’ta bir provokasyon ve vahşi bir katliam ile Maraş’ta ekonomiye hakim Alevi kitlesi sindirilip, yok edilmek ve gönderilmek istendi. Bunda da kısmen başarılı olundu. Şimdi o dönem orayı besleyen ve halen büyük çoğunluğu Alevilerin elinde Pazarcık Ovası’nda da bu hareketin devamı sağlanmak isteniyor. Bu bir tek Maraş ile sınırlı bir proje değil. Özellikle Suriye savaşının bize yansımaları ve Suriye savaşına yangına körükle giden bir AKP’nin yeşil İslami faşizminin Suriye’deki savaşı bir başka şekliyle buraya taşımaya çalışmasıdır. Burada bizim endişemizi arttıran daha önce başka şehirlerde Antep, Kilis, Konya ve İstanbul’da gördüğümüz bu Suriye’den geldiği iddia edilen ya da oradan gerçekten getirilenlerin o kamplarda cihadi-selefi eğitimlere tabi tutulduğudur. Dolayısıyla burada da öyle şeyler olacak diye çok haklı gerekçelerimiz var. Çünkü buranın nüfusunu da aşan yoğunlukta bir şehir (kamp) yapıyor ve buraya 25-30 bin kişi yerleştirileceğinden bahsediliyor. Yerleştirilecek mıntıkaya baktığımızda böyle bir nüfusu buranın kaldırması mümkün değil. Bu nüfus değil sadece burayı değil, Maraş’taki bütün dokuyu da şöyle veya bu şekilde zedeler. Bu anlamda biran önce bundan vazgeçilmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    ‘BU KADAR KATLİAMA RAĞMEN KALDIK, COĞRAFYAMIZI TERK ETMEYECEĞİZ’

    “Maraş coğrafyasını terk edip gitmemiz isteniyor. Bu coğrafyayı terk edip gitmeyeceğiz. Bu kadar katliama rağmen burada kaldık. Bizim açımızdan burası çok önemli” diyen Yüksel, şöyle devam etti: “Bizim mücadelesini verdiğimiz özellikle günümüzde Alevilerin kendi içlerinde de çok yoğun bir asimilasyona tabi tutulduğu bu zaman diliminde Alevilik mücadelesinin çok daha bilinçli, sağlıklı ve doğru bir Alevilik çerçevesinde verdiğimiz mücadeleyle buraya bakarak ve bu tür yerlere daha fazla sahip çıkarak; donanımlı, üst boyutlu ve örgütlü bir şekilde yürütme zorunluluğumuz var. Türkiye’nin veya Avrupa’nın her nerede yaşıyorsak bütün Alevilerin, Kürtlerin, Anadolu’da ve Türkiye’de yaşayan herkesin bu artık memleketi bir uçuruma götürdüğü çok açık aşikar olan, uzun yıllardır eğitimde, kanunlarda, yürürlükte ve yönetmeliklerde yaptığı ‘düzenlemeler’ ile memleketi şer-i idareye götüren İslami tanımda faşist bir idareye götüren zalim, zorba ve diktatöryal eğilime biran önce herkesin güç birliği ederek dur demek zorunluluğu var. Kendi kanunlarını, Anayasasını, hukuku çiğniyorlar. Dünyanın gözü önünde yapıyor bunu. Buradaki ekonomik, demografik dokuyu gözümüzün içine baka baka parçalayıp bizi buralardan ya göndermek ya da asimile edip kendi egemen resmi ideolojisinin içerisine çekmeye çalışmak gibi gayesi var. Bunu da gizlemiyor. Bunu eğitimde, ekonomide, iş hayatında, inanç merkezlerimizde ve normal günlük sosyal yaşantıda olmak üzere yaşamın her alanında yapıyor ve dayatıyor. Bizi bunun karşısında marjinalize ve terörize etmeye çalışıyor. Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek demeden katletmekte herhangi bir beis görmüyor. Bunu da bütün dünyaya çok normal bir şeymiş gibi anlatıyor.”

    ‘KİMLİKLE OLAN AİDİYET İLİŞKİMİZ KOPARILMAK İSTENİYOR’

    Kürt coğrafyasında Kürtlere yapılan zulüm başta olmak üzere Alevilerin yaşam alanlarında yapılacak her türlü kanunsuzluğa, insansızlaştırma ve her türlü zorbalığa ülkedeki bütün kesimlerin bir güç birliği, bir örgütlenme ve doğru bir siyasi mücadeleyle karanlık günlerden biran önce sıyrılma çabasına girmesi gerektiğini dile getiren Yüksel, “Maraş coğrafyası bizler açısından bize miras kalan bir coğrafyadır. Kızılbaş Kürt Alevi kimliğinin çok önemli bir merkezidir burası. Hangi dağına, tepesine, taşına baksanız, hangi köyüne gitseniz mutlaka her yörede bir ziyaretgah, türbe, bir dergah, insanların gidip niyaz oldukları bir kutsal mekan ile karşılaşırsınız. İnsanların halen manevi hislerini besleyen bir coğrafyadır burası. Birazda o anlamda bir saldırıyla karşı karşıya. Çünkü burayı çökerttiği ve bu duyguyu bertaraf ettiği, bu bağı kopardığı zaman kimlikle olan aidiyet ilişkimizi koparacak. Bizler de Sinemilli pirleri olarak bu yolun, bu hizmetin birer gönüllü neferi ve hizmetkarı olarak; dedelerimizden atalarımızdan bize miras kalan ama bizimde gönül borcumuz bulunan buradaki insanlarımıza, talip kitlemize, dostlarımıza bir vefa borcumuz var. Buraları asla ve asla terk etmeye niyetimiz yok” dedi.

    ‘BURADA ZAFER DUYGUSUNU ZALİMLERE YAŞATMAYACAĞIZ’

    Yüksel son olarak şunları dile getirdi: “Zorla ve cebirle buraya girebilir. Tankıyla topuyla silahıyla buraya girebilir. Şehirleri yıktığı gibi. Ama burayı fethe-demez. Burada bir zafere ulaşamaz. Nasıl ki pirlerimizin dediği gibi. Dersim’e sefer olur ama zafer asla. Aynı şey Maraş içinde geçerli. Burada o zafer duygusunu bu zalimlere yaşatmayacağız. Biz var oldukça, yaşadıkça, taliplerimiz burada oldukça, bu coğrafya ve mekanlarımız ile kutsalımız durdukça bizim mücadelemiz hayatın her alanında sürmeye devam edecek. Bu coğrafya, bu vatan, bu toprak bizim. Başka yerde nefes alma şansımız yok. Geçmişimiz burada bugünümüz burada, yarınımız da burada olacak.”

    HASAN YOLDAŞ-Maraş-ANF

  • Toplumun Yüzkarasına 13 Yıl Hapis Cezası

    Toplumun Yüzkarasına 13 Yıl Hapis Cezası

    Hackney bölgesinde çalıştığı kafede bir kadına tecavüz eden ve diğer bir kadına da tecavüz girişiminde bulunan Zeynel Ulcay adlı mahlukat mahkemede aleyhinde açılan dava neticesinde 13 yıl hapse mahkum edildi. Ulcay iki yıl önce de istasyonda merdivenlerden yürürken cep telefonunun kamerasıyla kızların etek altı fotoğraflarını çekmekten ceza almıştı.

    Wood Green Crown Court’ta  hakim karşısına çıkan Ulcay, tecavüz, tecavüz girişimi ve cinsel saldırılarda bulunmaktan dolayı  suçlu bulundu. Mahkeme, suçlu bulduğu Hackney, Morning Lane’de oturan Zafer Ulcay’a 13 yıl hapis cezası verdi. Ulcay’ın, cezasının üçte ikisini çektikten sonra denetimli serbestlikten yararlanabileceği ancak ömür boyu cinsel suçlular listesinde yer alacağı açıklandı.

    Çalıştığı kafede, 25 yaşındaki garson kadını, ilk işe başladığı gün öpmeye çalışan, birkaç gün sonra arka odada  tecavüz etme girişiminde bulunan Zeynel Ulcay’ın, onun bağırması üzerine vazgeçtiği öğrenildi. Ulcay’ın bir gün sonra ise kafede müşteri bulunmadığı akşam saatlerinde, kapıları kilitledikten sonra arka odaya giden garsonu takip ederek tecavüz ettiği kaydedildi.

    Genç kadının, 25 Aralık 2014’te  kendisine ilk gün yapılan sarkıntılıktan sonra, çalışmak zorunda olması nedeniyle buna ses çıkarmadığı ancak tecavüz olayı nedeniyle altı ay sonra polise başvurduğu belirtildi.

    Polis tarafından tutuklanan Zeynel Ulcay’ın kafede çalışan 26 yaşındaki bir başka kadına da elle sarkıntılık da bulunduğu ortaya çıktı. Kadının, Ulcay’ın verdiği 600 sterline rağmen polise giderek olayı bildirdiği, parayı da onlara verdiği kaydedildi. İkinci saldırısı kafenin CCTV’sinden de tspit edilen Ulcay, çıkarıldığı mahkeme tarafından kefaletle serbest bırakıldı.

    Scotland Yard Cinsel Suçlar Birimi’nden dedektif müfettişi Sophie Matthews, Zeynel Ulcay’ın cinsel hazlarını savunmasız kadınlara yönelten biri olduğunu söyleyerek, mağdurlara cesurca davranarak yaşadıklarını rapor etmeleri nedeniyle teşekkür etti.

    SAPIKLIKTAN ALDIĞI İLK CEZA DEĞİL

    Bir yıl önce de Londra’da, bir metro istasyonunun yürüyen merdivenlerinde cep telefonu kamerasıyla kadınların etek altı görüntülerini çekerken yakalanan Zeynel Ulcay adlı sapık 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. 620 sterlin para cezası verilen Ulcay iki yıl boyunca kamusal alanda görüntü çekebilen herhangi bir cihaz taşıması da yasaklanmıştı.

  • Britanyalı Siyasetçiler Newroz Alanından Türk Devletine Saldırıları Durdur Çağrısı Yaptı

    Britanyalı Siyasetçiler Newroz Alanından Türk Devletine Saldırıları Durdur Çağrısı Yaptı

    Pazar günü, Lee Valley Athletics Centre’da gerçekleşen Newroz kutlaması programında bir çok siyasetçi Newroz mesajlarını iletmek için konuşma yaptı.

    Konuşmacılar gelişen siyasi süreçte Kürtlerle dayanışma içerisinde olmaya devam ettiklerini söyledi ve bir çoğu Öcalan için özgürlük çağrısında bulundu.

     

    Britanyalı Siyasetçiler Newroz Alanından Türk Devletine Saldırıları Durdur Çağrısı Yaptı 2
    Kate Osamor

    Edmonton İşçi Parti milletvekili Kate Osamor kısa bir konuşma yaparak, geçen yıl dahil olarak, her yıl Newroz kutlamalarına katılan, fakat, İşçi Parti lideri olmasından kaynaklı yoğun programı dolayısıyla bu yıl kutlamalarda bulunamayan İslington milletvekili Jeremy Corbyn adına kısa bir mesaj okudu.

    ‘‘Geçen yıl milletvekili adayı olarak buradaydım, şimdi de milletvekiliyim,’’ diyerek konuşmasına başlayan Osamor, Kürt halkının Newrozunu kutladı ve seçimlerde verdikleri destek için teşekkür etti.

    Corbyn’nin İskoçya’da olduğunu belirten Osamor, İşçi Part liderinin Kürt halkı ile dayanışma içerisinde olmaya devam ettiğini ifade etti.

    Corbyn’nin mesajı şöyleydi: ‘‘Kürt halkıyla dayanışmamı iletiyorum. Ve, tüm topluma, Birleşik Krallık’ta yaptıklarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Baskılara rağmen, kimliğinize, dilinize tutunduğunuz için teşekkür ediyorum.’’

    Diğer konuşmacıların söylediklerinden kesitler şöyle:

    Enfield North İşçi Parti milletvekili Joan Ryan:

    IMG_3938
    Enfield Milletvekili Joan Ryan

    Newroz Piroz Be. Bugün burada, yeni yılı kutlamak için bu kadar insanı görmek çok güzel. Özellikle de Suriye ve Türkiye’de Kürtler, Aleviler ve Sünnilerin yaşadıkları şartları göz önünde bulundurursak. Onlar acı çekiyorlar ama güçlü olduklarını biliyorum.

    Parlamenterler olarak sesimizi yükseltmeliyiz ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir an önce HDP, CHP ve Alevilerle oturup konuşması gerektiğini açıkça belirtmeliyiz. Ateşkes vardı, tekrar ateşkes istiyoruz. Ama Erdoğan harekete geçmesi gerekiyor.

    Türkiye’de yaşananlar yanlış: sokağa çıkma yasakları; masum insanların öldürülmesi; tutuklu gazeteciler; ifade özgürlüğünün kaybı; sokaklarda öldürülenlerin sayısı. Bu sona ermeli. Ben Türkiye’yi Avrupa Birliğinde görmek istiyorum. Fakat, Türkiye bütün toplumları tanıyıp adalet ve insan hakları sağlayana kadar ilerleyemezler.

    Türkiye’nin, savaşıp Kobane ve Rojava’yı koruyan Kürtleri düzgün bir şekilde desteklediğini görmek istiyorum.

    Kürtler, müşterek düşman Daiş’e karşı, hayatlarını riske atarak en ön cephedeler. Onların yaptıklarını ve ilerlerken müzakerelere dahil edilme haklarını tanımalıyız.

    Bu ülke açısında, benim seçim bölgem, Enfield North’da, çoğunlukla Türkiye’den olan, çok sayıda Kürt var. Şunu söylemek istiyorum, Kürtler ve Aleviler, şahane toplumsunuz, Enfield’e çok şey katıyorsunuz. Çalışkansınız, olumlusunuz, ve aile odaklısınız. Bu da, güçlü ve iyi bir toplum yaratıyor. Benim size sözüm, ileriye giderken sizinle birlikte çalışmaya devam edeceğim ve barış, adalet, insan hakları, tanınma ve özgürlük için dayanışmayla yanınızda olacağım.

     

    Yeşil Parti Avrupa Parlamentosu Milletvekili Jean Lambert:

    IMG_3720
    Jean Lambert

    Şunu sormamız gerekiyor: Daiş ve Suriye’deki Esad’tan kaçan bir Kürt isen, kendini Türkiye’de güvende hisseder misin? Ve cevap hayırdır. Türkiye güvenli bir ülke değildir. Özellikle de Kürtler için güvenli değildir.

    Avrupa Parlamentosundaki yenilikçi siyasi gruplar arasındaki bir çoğumuz, bu konuda netiz. Şiddetin sonlandırılmasını istiyoruz, barış müzakeresi için masaya dönülmesini istiyoruz ve bunun olabilmesi için, bir çoğumuz, PKK’nin terör listesinden çıkartılmasını istiyoruz.

    Kürtler Suriye’de müzakere masasında olmalılar ve bölgede barış ve sürdürülebirlik için çözümün bir parçasılar.

    Ama yardımınız Birleşik Krallık’ta da gerekli. Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliğine ilişkin 23 Haziran’da yapılacak referandumdan bahsetmek istiyorum. Çünkü, Türkiye’de, Suriye’de, İran’da, Irak’ta olanlara ilişkin masada sesimiz olsun istiyorsak, dışarıdan olmaktansa, AB üyesi olarak masada güçlü bir sesimiz olursa daha güçlü oluruz.

    Lütfen, 23 Haziran’da oyunuzu kullanın ve AB’de kalmak için oyunuzu kullanın. Böylece, utanç verici anlaşmalar yapıldığında ve bölgede Kürtler için barışçıl çözüm aranırken sesiniz duyulur.

    IMG_3792
    Trevor Rayne

    Devrimci Komünist Grubundan Trevor Rayne:
    ‘Orta Doğu’da demokrasinin gelişimi için Kürdistan ve Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme mücadeleleri için kilittir. Bu ikisi bağlantılıdır. Britanya’daki halkın Kürtlerin kaderleri için, Sykes-Picot ve 1923’teki Lozan Antlaşmalarına uzanan, siyasi ve ahlaki sorumlulukları var.

    Orta Doğu’nun demokrasi mücadelesi için öncelikle Abdullah Öcalan’ın serbest kalması, ikinci olarak da PKK’nin yasağının kalkması şarttır. PKK terör listesinden çıkartılsın. PKK bir suç örgütü değildir. Erdoğan ve Türkiye devleti uluslararası teröristlerdir.’’

    Sosyalist İşçi Parti’den Simon Rhodes:

    IMG_4034
    Simon Rhodes

    David Cameron Kürtlere yapılan katliamlarla ilgili bir şey söylemedi çünkü, katil Erdoğan ile arkadaş olmakla daha ilgili. Sessizliğinden dolayı, Cameron’ın ellerinde de o insanların kanı var.

    Britanya başbakanı Cameron, Nato, ırkçı Avrupa Birliği Kürtlerin geleceğiyle ilgilenmiyorlar, onun yerine, sınırları kapatması için, Erdoğan’a 3 milyar avro rüşvet veriyorlar. Cameron ve AB, mültecş ve göçmenlerin Avrupa’ya girmelerini önlemek için Avrupa’nın kalelerini güçlendiriyorlar. Sosyalist İşçi Parti’si olarak, ‘sınırları açın, mültecileri içeri alın’ diyoruz ve sizin de öyle söylediğinizden eminim.

    Emperyalist güçler Orta Doğu ülkelerini bombalayıp işgal etmekten memnunlar ama mağdurların güvenli bölgeye kaçmalarına izin vermeyi red ediyorlar. Bu büyük ölçüde bir suçtur.

    Kürtler, siz kendi gücünüze güvenmelisiniz. Kürtlerin yanında durup, uluslararası dayanışma içerisinde olmak, benim gibi insanlar, Britanya solu ve işçi hareketine kalıyor.

    SWP olarak ‘kahrolsun Erdoğan, kahrolsun Türk devleti, PKK’yi terör listesinden çıkartın’ diyoruz.

    Biliyorsunuz, bu ülkede, bugün, dev bir kriz var. David Cameron yalancı, sahtekar, iki yüzlü ve vergi kaçakçısı olduğunu gösterdiği için büyük bir siyasi kriz var. Muhafazakar Hükümet ortadan ayrılmış durumda, zayıflar ve boyunu aşmış durumda. Çok fazla kesinti yapıyorlar, çok fazla özelleştirme. Simdi de pratisyen doktorlar greve gidiyorlar, öğretmenler greve girecekler. Önümüzdeki haftalar ve günler içerisinde, David Cameron ve Muhafazakar hükümeti düşürmek için birlikte örgütlenmemiz gerekiyor. Yeter artık- David gitmeli! David Cameron gitmeli!

  • Kürt Dostu Eric Avebury Şahsına Özel Teşekkür Plaketi

    Kürt Dostu Eric Avebury Şahsına Özel Teşekkür Plaketi

    Londra’daki Newroz kutlaması kapsamında, geçtiğimiz aylarda yaşamını yitiren, Kürt dostu Lord Avebury’nin Kürt halkı mücadelesine verdiği destekten kaynaklı Kürdistan Ulusal Kongresi-KNK adına eşi Lady Linsdey Avebury’e teşekkür plaketi verildi.

    Plaketi takdim eden KNK temsilcisi Akif Wan, Lord Avebury’nin 25 yıl boyunca Kürt halkı için çalışma yürütüp dayanışma içerisinde olduğunu belirterek, siyasetçiyi unutmayacaklarını ve kendisine minnet duyduklarını ifade etti.

    Plaketin takdim edildiği Lady Avebury, teşekkür konuşmasında ara ara duygusal anlar yaşadı. Kocasının her zaman ezilen halkların dostu olduğunu ifade eden Lady Avebury, Kürtlerin mücadelesini özellikle önemsediğini dile getirdi.

    Kocasını kışı bir zaman önce kaybetmenin üzüntüsüyle zorlukla konuşan Lady Avebury şunları ifade etti: ‘‘İlk olarak burada bulunup sizinle yeni yıl festivalinizi kutlamaktan memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. Çok zor bir durum. Kocamın yeri doldurulamaz, ama onun inandığı bir çok şey benin de bir parçam oldu.

    ‘‘Kürtlerin durumu, henüz çözümlenmemiş bir yurttaşlık sorununu temsil ediyor. kendi kaderini tayin etme hakkı, Birleşmiş Milletler’in kurulmasındaki temel ilkelerdendi. Dünya emperyalist dönemden, insanların kendi halklarıyla devlet kurdukları bir dünya için ilham aldıkları döneme geçmişti. Ama, ne yazık ki, bu heves yok oldu.

    ‘‘Kocam Eric, dünyanın her yerinde, zulümden kurtulmak için direnen bir çok halka karşı büyük empati duyuyordu. Ama, öyle düşünüyorum ki, Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ta zulme karşı on yıllardır direnen, Kürtlerin direnç ve cesaretine özellikle saygı duyuyordu.

    ‘‘Baskılara karşı direnmek ve özgürlük elde etmek için barışçıl yöntemler kullanmaları için Öcalan, Barzani ve Talabani gibi çeşitli Kürt liderleriyle konuşmak için elinden geleni yaptı. Eric, bunların hepsinin mümkün olması için imkanların gelişeceği günün geleceğini biliyordu. Ve biliyorum ki, tüm dünyada insanların devam eden mücadelelerini desteklerdi. Eric, bir çok Kürdün sahip olduğu sosyal gelişme ve yenilikçi sosyal görüşten de oldukça etkilenmişti.’’

    IMG_4244
    Lord Eric Avebury’nin eşi Lady Linsdey Avebury
  • Konca: Sivas’ta Diri Diri Yaktılar, Şimdi de Cizre’de Diri Diri Yakıyorlar

    Konca: Sivas’ta Diri Diri Yaktılar, Şimdi de Cizre’de Diri Diri Yakıyorlar

    Başkent Londra’da yapılan Newroz kutlamasında konuşan Halkların Demokratik Partisi Siirt milletvekili Besime Konca AKP hükümetinin Kürdistan’daki saldırılarının büyük bir katliam olduğunu belirterek yaşananların her zamankinden daha ağır olduğunu ifade etti.

    ‘Direnen Cizre’nin ruhuyla, direnen Sur’un, direnen Nusaybin’in, direnen Gever’in, direnen Azad’ın ruhuyla merhaba’ diye konuşmasına başlayan HDP Milletvekili Besime Konca, konuşmasında Türkiye gündemine ilişkin geniş bir değerlendirme yaptı. Konca özellikle Cizre’de yaşananları Sivas katliamına benzeterek, ‘nasıl Sivas’ta bizi diri diri yaktılarsa, Cizre’de de diri diri yaktılar’ dedi.

    Kürdistan’daki direniş, dört parça Kürdistan’daki direniş, bütün dünya’da onurlu Kürt halkının direnişi, tarihten günümüze kadar, çağdaş Kawaların direnişi gibi, günümüze kadar bizleri onurlu bir halk olarak 21. Yüz Yılda yerimizi aldığımızın günlerini yaşıyoruz. Rojava devrimini, Arin Mirxan ruhuyla selamlıyoruz. Kuzey Kürdistan’daki direnişi, Mehmet Tunç’ların. Teslim olmayacağız, direneceğiz. Şehit düşersek, bizimle gurur duyan, kahraman Mehmet Tunç’un ruhuyla, direnişinizi Newroz’unuzu selamlıyorum.

    DAYATILAN KATLİAM HER ZAMANKİNDEN DAHA AĞIR

    Evet, Kürt halkı olarak bugün tarihi bir süreçten geçiyoruz. Bu tarihi süreç, orta doğu halkları için tarihi olduğu kadar, demokratik bir Türkiye cumhuriyeti, özgür, demokratik bir Kürdistan için mücadelenin en kritik aşamasını yaşıyoruz. Tarihten günümüze kadar çok bedel ödedik. Kürtlere reva görülen katliam soykırım, asimilasyon olmuştur. Ancak, bugün, AKP faşizmini saray faşizmini Kürt halkına dayattığı katliam, soykırım politikası, hiç bir süreçte yaşanmadığı kadar, ağır bir katliamdır. Ağır bir süreçtir. Dersim’de yaşananların çok daha fazlası bugün dayatılıyor. Ancak, Kürt halkı, ne yüz yıl önceki Kürt halkıdır, ne 50 yıl önceki Kürt halkıdır, ne de 20 yıl önceki Kürt halkıdır. İdeolojimizle, örgütlülüğümüzle, kurumsallaşmamızla, özgür irade ve cesaretimizle AKP faşizminin tekrar tarihte Cumhuriyet geleneğini yaşatmayacak.

    AKP’NİN KÜRT HALKINA DAYATTIĞI ‘BAŞ VERME’ POLİTİKASIDIR

    ‘Bize ‘ya baş eğersiniz, ya da baş verirsiniz’ diyorlar. Baş vermek İşid’in Orta Doğuda geliştirdiği politikadır. İşid baş kesiyor. Bugün AKP’nin de Kürt halkına dayattığı, baş kesme politikası, Kürt halkının cesaretini Kürt halkının onurlu mücadelesinin karşısında zayıf olduğunun göstergesidir. Özel savaş uyguluyorlar. Vatandaşlıktan çıkarmayı düşünüyorlar. Parlamentoda dokunulmazlığı kaldırmak istiyorlar. Aydınları cezaevine alıyorlar. 90 gün Sur’da on binlerce askeriyle, özel timiyle, JÖH ile, PÖH’ü ile, Kürt gençlerinin karşısında güç olamadılar. Kıbrıs’tan asker getirdiler. Özel hareket timlerini Kıbrıs’tan getirdiler. 74 yılında Kıbrıs’ı dört günde aldıklarıyla övündüler. Ama bugün, ne Sur’da, ne Cizre’de, ne Nusaybin’de, ne Gever’de, başarı elde ettikleri siyaset bir, politika bir güç gerçeklikleri yoktur. Nasıl ki tarihte katlettiğiniz Kürtler daha da büyüyerek, Kürtler daha da örgütlenerek, Kürtler sesini daha da yükselterek, özgürlüğe yakınlaştı. Ve egemenler bütün tarihteki süreçte, tekrar tekrar anılmayacak utançlarıyla katliamlarıyla, toplumların halkların vicdanlarında mahkum oldularsa AKP faşizmi de, AKP çeteciliği de demokrasinin, özgürlüğünün, Kürt gençlerinin, Kürt kadının iradesi ve vicdanı onurlu duruşu karşısında tarihe gömülecekler, mahkum olacaklar.

    Sadece Kürdistan’da, Cizre’de, Nusaybin’de, Derik’te, Silopi’de direniş yok arkadaşlar. Türkiye toplumu karşısında da, AKP faşizminin yok sayma politikaları Kürdistan’a paralel, daha derinleştiriliyor.

    IMG_4632
    HDP Siirt Milletvekili Besime Konca Londra’da Konuştu 

    ÇOCUKLARA TECAVÜZÜ AKLAYAN BİR YAPI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

    Çocuklara Türkiye’de toplu tecavüz ediliyor. 45 çocuğa tecavüz edildi, AKP iktidarı, parlamentoda verdiğimiz Gensoru ve araştırma komisyonları için ‘tecavüz araştırılmasın’ diye el kaldırdılar. Tecavüzün karşısında durmayan, Tecavüzü gizleyen, aydını, demokratı, gazeteciyi, ceza evine koyan bir iktidar, iktidar değildir. Böylesi hükümet, hükümet değildir. Toplumun nezdinde bu gücün bu iktidarın, bu faşizmin bir hükmü yoktur. Askeri güçle, rantla, hırsızlıkla bugün kendilerini yönetiyor olabilirler, bu bir geçiş sürecidir, bu bir kriz sürecidir, bu bir kaos sürecidir.

    Bu kaosu savaşla yönetmek isteyebilirler, ama halklar, demokrasi, Kürtler, Aleviler, Süryaniler, Asuriler, sosyalistler, demokratlar, çok daha güçlüdür. Onların askeri gücü olabilir, onların para gücü olabilir. Dünyanın bütün tarihsel süreçlerinde, başarıya ulaşan, zafer olan, hakikattir, özgürlüktür, onurdur, barıştır ve demokratik yaşamdır.

    SİVAS’TA NASIL DİRİ DİRİ YAKTILARSA BUGÜN CİZRE’DE AYNISINI YAPIYORLAR

    Acılarımız büyüktür. Nasıl Sivas’ta bizi diri diri yaktılarsa, Cizre’de de diri diri yaktılar. Bu bir politika değil. Bu bir siyaset değil. Bu ahlaki, vicdani olarak, Türkiye siyasetinin çürümüşlüğünün en son noktasıdır.

    Acılarımızı, şehitlerimizi ve değerlerimizi güce dönüştürmeyi bilen bir hareketiz. Ve biz Mehmet Tunçların şahsında, Seve’lerin şahsında, Fatmaların şahsında, yüzlerce katledilen gençlerimizin şahsında 70 yaşında, üç aylık bebeğin şahsında bu mücadeleyi, Newroz ateşiyle, Newroz direnişiyle çok daha büyüterek özgürlüğe yakınlaştığımızın, tekrar tekrar mücadelesini büyüteceğimizi ve zaferle taçlandıracağımızı söylüyoruz.

    MARAŞ MALATYA HATTI ÖZGÜRLÜK HATTIDIR, YILMAZ

    Bugün, Kürdistan’daki direniş, bir hat olarak, aynı zamanda bu mücadele Maraş, Pazarcık’ta sürdürülüyor. Pazarcık’taki direnişi de selamlıyoruz. AKP faşizmi, yıllardır, yüz yıldır, Kürtleri nasıl direnişleri katliamları dayatmışlarsa, Alevi halkı olarak da bizleri asimilasyona tabii tutarak, göçertmek, Sünnileştirme politikalarını her zaman yürüttüler. Maraş, Adıyaman, Malatya hattı 70’lerde Denizlerin, Mahirlerin, Sinanların koluyla özgürlüğü, demokrasiyi geliştiren bir özgürlük hattıydı. Bunun karşısında geliştirilen darbeler, kurulan idam sehpaları bu halkı yıldırmadı.

    78’lerde Maraş katliamı gerçekleştirilerek, Maraş katliamı şahsında bütün Alevi halkın katletmek, öldürmek ve asimile etmek sindirmek istediler.

    IMG_4786
    HDP Siirt Milletvekili Besime Konca

     

    ALEVİLERE KATLİAM DAYATILIYOR

    Maraş hattında Daiş çetelerinin kendini örgütleyeceği, eğiteceği, donatacağı mekanlar için, tekrar bir katliam, tekrar bir asimilasyon, tekrar bir sindirme politikasını Alevi halkı olarak bize dayatıyorlar. Biz bunu kabul etmeyeceğiz. Alevi halkı olarak, Alevi kadınları ve gençleri olarak, ne 60’lardaki, ne 1925’lerdeki, ne 1980’lerdeki halk değiliz. Devlet nasıl kendini faşizmle örgütlüyorsa, devlet nasıl kendisini militarizmle güç haline getirmek istiyorsa, halklar da, Kürtler, Türkler, Aleviler, Sünniler, Ermeniler, Ezidiler, Asuriler de kendini özgürlükle örgütlüyor. Hiç bir zaman, egemenler, hiç bir zaman iktidarlar baki olmamıştır. Ama özgürlükler, ama inançlar, ama halklar her zaman, baki olmuştur. Ve bugün, Kürdistan’daki bütün direnişler AKP faşizmin son süreçlerini yaşadığının, moralini, motivasyonunu, emeğini, başarısını yaşamak zorundayız arkadaşlar. Özel savaşla politika yürütülüyor. Psikolojik savaşla ayakta durmak istiyorlar. Baş isteyen hükümet bunun ifadesidir.

    KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ YETERLİ DENEYİME SAHİPTİR

    Yüz yıldır, Kürtlere yaptıkları şuydu. Katliamlarla başarılı olamadılar. 90’lardan günümüze, Türkiye siyasetinde Kürtler, örgütlülüğüyle, iradesiyle, parlamentoda siyaset yapmak istediler, buna da izin vermediler. Bunda da başarılı olmadılar. 7 Haziran seçimlerindeki duyguyu, başarıyı, zaferi hep birlikte yaşadık. Burada da, İngiltere, özellikle de Londra’nın büyük bir emeği oldu. Burada yaşayan halkımızın çok büyük fedakarlıkları ve seçimde en başarılı oldukları yerlerden biriydi.

    Katliamlar karşısında daha da büyüdüysek, soykırımlar karşısında daha da büyüdüysek, zindanları göğüslediysek, burada da bu psikolojik savaş karşısında örgütlülüğümüzü büyüterek eylemliklerimizi büyüterek buna da karşı duracağımızı belirtmek istiyorum. Kürt özgürlük hareketi bu deneyimlere fazlasıyla sahiptir.

    KÜRTLER BU SÜRECİ NASIL GÖĞÜSLEYECEK

    Bazen soruyorlar, Kürtler bu süreci nasıl göğüsleyecek. Kürtler yıllardır dişini tırnağına takarak mücadele ediyorsa. İlmik ilmik bütün mücadele alanlarını örgütlüyorsa her kaleyi, her evi, her sokağı, her mevziyi, bir direnişe dönüştürdüyse, milyonlarca Kürdün çok daha fazla yapacağı şeyler vardır. Bunun için diyoruz ki, geçmişte Türkiye’nin söylediği, yıllardır Türkiye bölünüyor, Türkiye’yi bölmek istiyorlar diyenlere. Siz bugün Türkiye’yi sadece bölmüyorsunuz. Türkiye’nin bir parçası demokratik temelde, bir parçası olmak isteyen Kürdistan’ı haritadan siliyorsunuz.

    Kürdistan’ı katlederek, coğrafyasıyla, kültürel tarihi, dokuz bin yıllık, yedi bin yıllık Sur’u yok ederek, bir tarihi yok etmek istiyorsunuz.

    TÜRKİYE BİR GÜN AKP’NİN YAPTIKLARINDAN UTANÇ DUYACAKTIR

    Erdoğan şunu söylüyor. Türkiye tarihinin en büyük operasyonlarını yapıyoruz diyor. Evet, Türkiye tarihinin en büyük katliamını bugün AKP yapıyor. Hitler, İkinci Dünya Savaşında milyonlarca insanı katletti. Ama bugün Alman toplumunun yarısından çok fazlası, Hitler’in adını anmak istemez, Hitler’den utanır. Türkiye Cumhuriyeti tarihi de bir gün AKP faşizminin de bu yaptıklarını, bu yaptıkları karşısında utanç duyacaktır. Bunun öz eleştirisini halklara, inançlara, kadına verecektir.

    Biz bu değerlerimizi, biz bu doğru yolumuzu, biz ödediğimiz bu bedellerle açığa çıkardığımız mücadelemizi daha da büyüterek Cizre’ye, Sur’a, Nusaybin’e ulaşmayı, oradan inşayı güçlendirmeyi, tekrar başaracağız.

    IMG_3991
    Londra Newroz 2016

    MÜCADELEYİ YÜKSELTMELİ

    Önümüzde bu direnişlerimizi güçlendirecek tek gerekçemiz Kuzey Kürdistan’ındaki mücadeleyi daha da büyütmektir. Bugün ablukaları Sur’da sürdürüyorlar. Bugün Cizre’de abluka kalkmış diyebilirler. İnanın ki ablukayı sadece kendileri için kaldırmışlar, sokağa çıkma yasağını sadece kendileri için kaldırmışlar. Halkımız, büyük bir onurla, büyük bir gururla sokağa çıkma yasağının kalktığı gün, herkes, bir taş üstünde taş kalmasa da mekanına döndü ve inşaa için elinden gelen bütün çabaları sergiledi. Bu çabayı burada da büyütmek, burada da Kürdistan’ın dört parçası olarak el ele vermek bu mücadeleyi büyütmek, hepimizin görev ve sorumluluğudur.

    Sözün de bittiği bir süreci yaşıyoruz, ancak faşizm tekrar tekrar söz ürettiği için biz de onlar anlayana kadar, onlar ikna olana kadar, ikna olmazlarsa da aşılana kadar sözümüzü tekrar tekrar söyleyeceğiz.

    Sonuç olarak şunu söylüyorum, Kobane zaferi, Cizre zaferidir, Şengal zaferi Sur zaferidir. Her gün Newroz diyorum, her gün direniş diyorum, her gün özgürlük diyorum. Ve özgür Kürdistan’da, özgür coğrafyada buluşmak dileğiyle diyorum.’’