Muhammed Huseyin, Kürdistan’dan çıkıp aylar süren zorlu yolculuktan sonra hayalindeki İngiltere’ye vardıktan 7 saat sonra saklandığı Tır’ın altından düşerek yaşamını yitirdi. Kürdistanlı genç, 2016 yılında İngiltere’de yaşamını yitiren ilk mülteci olarak kayıtlara geçti.
Muhammed Huseyin, henüz 17 yaşındaydı. Nice hayallerle ailesini, ülkesini geride bırakarak çıktığı umut yolculuğu büyük bir acıyla sonuçlandı. Genç Muhammed aylar süren yolculuktan sonra Cuma günü bir tırın altında İngiltere’ye giriş yaptıktan 7 saat sonra Oxford şehri yakınlarında otoban üzerinde cansız bedeni bulundu.
DUNKIRK KAMPINDA AYLAR SÜREN ZORLU BİR YAŞAM
Muhammed Hüseyin Güney Kürdistan’dan çıktıktan sonra zorlu bir yolculuğun ardından Fransa ile İngiltere arasında krize neden olan Fransa’nın liman kenti Calais’te bulunan vahşi orman kampına (the jungle) altı ay önce ulaştı. Bir kuzeni ve amcası ile 6 ay boyunca Calais’teki Dunkirk kampında zorlu koşullarda kalan Muhammed en son Cuma günü İngiltere’ye gelen bir tırın altına saklanarak İngiltere’ye giriş yaptı.
CANSIZ BEDENİ OXFORD YAKININDA BULUNDU
İngiltere’nin liman kenti Dover’daki güvenliği geçtikten sonra Tır’ın hiç durmadan hareket ettiği biliniyor. Akşam üzeri saat 5 civarında Muhammed’in cansız bedeni Oxford kenti yakınındaki Banbury kasabasındaki Beaumont Road ile Southam road arasındaki kavşakta bulundu.
Muhammed’in uzun saatler boyunca kaldığı tırın altında daha fazla soğuğa dayanamayıp saklandığı yerden düştüğü düşünülüyor.
KÜRDİSTAN’A GÖTÜRÜLECEK
Manchester kentinde yaşayan amcası Kadim ile telefonda yaptığımız görüşmede olayla ilgili çok bilgisi olmadığını belirtti. Amca Kadim telefon üzeri gazetemize şunları anlattı; ‘En son Cuma sabahı Muhammed ile telefonda görüştüm. Sonra saatlerce aramama rağmen ulaşamadım. Telefonuna cevap vermedi. Akşam üzeri en son telefonu açıldı. Ancak cevap veren Muhammed değil polisti. Polis önce bana bilgi vermedi, beni Manchester’daki polis merkezine çağırdı. Gittiğimde Muhammed’in öldüğünü bana söylediler, bunun dışında çok bilgi vermediler. Pazartesi günü Oxford’a gideceğim. Resmi işlemleri yaptıktan sonra Muhammed’i Kürdistan’a götüreceğiz.’’
DUNKİRK KAMPININ ÇOĞUNLUĞU KÜRTLERDEN OLUŞUYOR
Fransa’nın liman kenti Calais’e 20 mil uzaklığındaki Dunkirk mülteci kampındaki çadırlar acılara ev sahipliği yapıyor. Dunkirk’te bulunan 2 binden fazla mültecinin çoğunluğu Güney Kürdistanlılardan (Irak) oluşuyor. Tamamının amacı Britanya’ya geçip yeni bir yaşama başlamak.
Calais
CALAİS AVRUPA’NIN GÖBEĞİNDE İNSANLIK ADINA KARA BİR LEKE
Avrupa’nın göbeğinde vahşi ormanın (the jungle) ortasında derme çatma çadırlarda umut nöbetinde olan binlerce kadın, çocuk ve genç. Kendilerinin deyimiyle hiç kimsenin bu koşullarda yaşamayı hak etmediği bir yer.
Fransa’nın liman kenti Calais’te İngiltere’ye geçebilmek için kayıtsız kamp alanında bekleyen kayıtsız insanlar. Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden 5 bine yakın mültecinin kaldığı kampta 500’e yakın güney Kürdistanlı kalıyor.
129 ÇOCUK KAYIP
Toplamda 4946 mültecinin 514 tanesi çocuk ve bunlardan 294 çocuk kimsesiz. Geçen ay Fransız polisinin saldırılarından sonra kampın bir bölümü boşaltılmış ve bu süreç içerisinden kampta yaşayan sahipsiz 294 çocuktan 129 tanesinden bir aydır hiç bir haber alınamıyor.
Başkent Londra’da demokratik kitle örgütleri Maraş’ta yapılmak istenen mülteci kampı direnişine destek verdi. AKP Hükümeti’nin Avrupa birliği ile yaptığı mülteci anlaşması sonrası alınan kararlardan sonra Kahramanmaraş’ta Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Sivricehöyük köyü yakınlarında mülteci kampı yapılması kararlaştırıldı. Yapılmak istenen kampta IŞİD çetelerinin barındırılacağına dikkat çeken bölge halkı Maraş katliamının anmasına bile izin verilmezken yapılmak istenen politikalar ile Maraş katliamının endişesini bir kez daha dile getiriyor.
18 Mart 2016 tarihinde AKP hükümeti ile Avrupa Birliği’nin yapmış olduğu anlaşma kapsamında Türkiye, Suriyeli mültecilerin Türkiye’de ikamet etmesini taahhüt etmiş bunun karşılığında Avrupa birliği Türkiye’ye para ödeme kararı almıştı. Suriyeli mültecilerin barınmaları için AKP Hükümetinin yapmış olduğu arayış çalışmaları ile Karaman, Akhisar, Yozgat, Maraş gibi bir çok şehrin adı gündeme gelmeye başladı. Ancak AKP hükümeti, Alevi kesiminin yoğun olarak yaşadığı Sivricehöyük köyü yakınlarına kamp yapılmasını kararlaştırdı.
Maraş katliamının yıldönümüne bile izin verilmeyen Maraş’ta; yapılmak istenen mülteci kampı, Alevi vatandaşları başta olmak üzere bölge halkının hükümetin sınır güvenliğini sağlayamadığı ve kamplarda IŞİD çetelerinin barınabileceğine ilişkin düşünceleri taşımalarına ve bu nedenlerden dolayı Kampın yapılmasına karşı çıkmalarına neden oldu.
Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Sivricehöyük’te yapılmak istenen Konteynır mülteci kampına karşı bir haftadan fazladır direniş gösteren vatandaşlar çadırlarıyla bekleyişe devam ediyor. Alevi ve solcuların hedef alındığı 1978 Maraş katliamı hatırlatılarak yapılmak istenen kampın yeni bir katliama neden olabileceği aktarılıyor.
Maraş ile dayanışma amaçlı yapılan basın açıklamasına Londra’dan 17 kurum destek verdi
LONDRA’DAKİ KURUMLARDAN DESTEK
Londra’da faaliyet yürütmekte olan 17 dernek Maraş’ta devam eden çadır direnişine destek verdi. İngiltere Pazarcıklılar derneği (Paz-der) binasında toplanan 17 derneğin yöneticileri ve halk bir basın açıklaması yayınladı.
Londra’da yapılan basın açıklaması öncesinde bölgede yaşanan olaylara ait son gelişmeleri almak üzere Maraş Yaşam Platformu’nun içinde yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şubesi Başkanı Salman Akdeniz ile bir telefon bağlantısı gerçekleştirildi.
EYLEM MÜLTECİLERE KARŞI DEĞİL
Mültecilere karşı bir tavır içerisinde olmadıklarını IŞİD cihatçılarına karşı ve Maraş’ta daha önce yaşanmış katliamlara karşı tedirginlik içinde olduklarını belirten Maraş Yaşam Platformu’nun içinde yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şubesi Başkanı Salman Akdeniz sözlerine şöyle devam etti:
Gelecek olan Suriyeli yurttaşların içerisine karışabilecek IŞİD’li, El Nusracı çeteler, katil sürüleri olabilir. Bu bakımdan insan kaygılı, tedirgin. Yoksa direkt ilkel ve gayri insani değildir bu karşı çıkış.
Paz-der, Britanya Alevi Federasyonu, El-com(Elbistan), Kaşanlılar, Kırkısrak, Tohum Kültür Merkezi, Alxas-Kistik, Bozca-der Londra, Yüz çiçek Açsın Kültür Merkezi, Kızkapanlılar, Dersim-der, Gik-der, Nurhak Kültür Evi, Koçgirililer, Kürt Halk Meclisi, Day-Mer ve Tilkililer Dernekleri tarafından yapılan basın açıklaması ile Maraş’taki çadır direnişine selam gönderilerek destek verdikleri ifade edildi.
https://youtu.be/Eat1byDU5jw
İYİ NİYETLİ BİR GİRİŞİM DEĞİL!
Kurumlar adına İsrafil Erbil’in okuduğu basın açıklamasında şunlar belirtildi;
‘‘Maraş/Terolar Köy sınırları içinde yapılması planlanan ve Maraş Valiliği tarafından çalışmaları başlatılmış olan ‘yirmi yedi bin kişilik Mülteci Kampı’ projesi derhal durdurulmalıdır. -Savaş mağduru Suriye halkları için Türkiye sınırları içinde daha uygun alanların olduğu bilinmesine rağmen köylerin ortasına denk gelecek şekilde ve bölgede yaşayan insanları mağdur edecek bir konumda bu kampın yapılması kesinlikle iyi niyetli bir girişim değildir.
TELEFASİ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLAR DOĞURACAK
Toplumların yaşadığı alanlardan başka bir alana göç etmesi söz konusu olduğu durumlarda, barınma ve gıda kadar önemli olan ve uzmanlarında üzerinde durduğu en önemli konulardan biriside sosyal, siyasal ve kültürel entegrasyondur. Bölge halkı ile iç içe kurulacak olan bu kamp, halkları guruplaştıracak ve telafisi olmayan olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
Maraş/Terolar köyü sınırları içinde planlanan kamp alanı, hiçbir açıdan 27 bin kişinin fazladan yerleşebileceği bir alan değildir. Bölge halkının sosyal yaşam tarzı, inancı, arazinin yetersizliği, tarımsal kaynakların yetersizliği, alt yapı yetersizliği ve hayvancılık imkanlarının yetersizliği göz önüne alındığında bu projenin bu alana dayatılması kabul edilemez.
SURİYELİ HALKLARIN ACILARINI PAYLAŞIYORUZ
Türkiye başta olmak üzere emperyalist ve işbirlikçi ülkelerin savaş politikaları yüzünden yerinden yurdundan olan ve zorunlu olarak göç eden Suriye halklarının acılarını paylaşıyoruz. Fakat yapılacak ilk yardım onlar için bir kamp kurmak olmamalıdır. Suriye halkına yapılacak en acil yardım Türkiye nin Suriye’den elini çekmesidir. Türkiye devletinin Suriye halkı için en başta atması gereken adım Suriye üzerindeki de savaş politikalarını durdurmak ve Suriye’deki iç savaşa silah göndermekten vazgeçmek olmalıdır.
AKP BİR TEHDİT OLARAK KULLANIYOR
Elbette, savaş yüzünden göç etmek zorunda kalan Suriye halklarına devlet tarafından güvenlik, barınma, giyinme ve gıda yardımlarının yapılması bir insanlık hakkı gereğidir. Fakat mülteci konumuna düşürülmüş ve savaş mağduru olan bu insanların mağduriyeti AKP hükümeti tarafından siyasal bir alet ya da AKP’nin oy almadığı bölge insanı için bir tehdit olarak kullanılmamalıdır. Fakat Maraş’ta yapılmak istenen aynen budur. Türkiye devletinin siyasal ve ekonomik politikaları yüzünden İngiltere ye göçmen olarak gelmiş ve yaklaşık 30 yıldır İngiltere de yaşayan Türkiyeli halklar olarak; Türkiye Devleti ve AKP Hükümeti’nin gerici, ırkçı, faşizan ve savaş yanlısı tavrını kınıyoruz! Türkiye içinde ve Suriye başta olmak üzere sınır ötesindeki tüm komşu ülkelere karşı düşman tavrını ve savaş çığırtkanlığını lanetliyoruz! AKP’nin Maraş’ta yapmak istediği kamp projesini istemiyoruz! Yaşam alanlarını koruyan Maraşlı Köylülerin endişelerini paylaşıyoruz! Maraş Yaşam Platformu’nun mücadelesini destekliyoruz.’’
MARAŞ YAŞAM PLATFORMU: HALK TEDİRGİN
Hükümetin uyguladığı politikalarla sınır güvenliğini yeterince sağlayamadığını kamplara cihatçı kişilerin de girebildiği yönünde bilgiler olduğunu anımsatan ve aynı zamanda çadır eyleminin çağrısını yapan Maraş Yaşam Platformu avukatlarından Mustafa Torun, konuyla ilgili olarak bölge halkının büyük bir tedirginlik içinde olduğunu ifade etti.
Konteynır kampın bölgedeki evlere sadece birkaç metre mesafede olduğunu söyleyen Torun şöyle konuştu:
Daha önceki kamplardan, Kahramanmaraş’ın içinde yapılmış olan kamplardan, İslâhiye’deki kamplardan edinilen tecrübeler şu yönde: Orada terör unsurları da yer aldı. Birçok adli vaka gerçekleşiyor. Bölge, Kahramanmaraş’ta adli vakaların neredeyse hiç olmadığı bölgelerden bir tanesi. ‘Bu kadar itidalli bir yere, ne motivasyonla geldiğini bilmediğimiz insanların getirilmesini istemiyoruz’ diyor halk aslında.
İŞİD ALEVİLERE KARŞI KATLİAM YAPIYOR
IŞİD’in Suriye’de Alevilere karşı katliamlar yaptığını hatırlatan torun kurulacak olan konteyner kampına 27.000 insanın yerleştirilmesinin söz konusu olduğunu ifade ederek bölge halkının Maraş katliamını unutmadıklarını ancak yakın tarihe bakıldığında, iki yıl önce sığınmacılar ile halk arasında gerginlik yaşandığını bir kez daha anımsatıyor ve kampın yapılması kararlaştırılan mevkinin Kent merkezine uzak olması nedeniyle olabilecek herhangi bir olumsuzluk neticesinde müdahale şansının da zor olduğunu sözlerine ekliyor.
AKP hükümetinin Suriyeli sığınmacılar için yapmayı kararlaştırdığı mülteci kampının bölge halkı tarafından çadır eylemi ile protesto edilmesine, siyasi partilerde destek verdi. Geçtiğimiz günlerde HDP ve CHP milletvekilleri de yapmış oldukları ziyaretlerle AKP’nin almış olduğu karardan geri adım atması gerektiğini aksi taktirde kampın halklar arasında çatışmayı arttıracağı ifade edildi.
Suriyeli mültecilerin barınma sorununu çözebilmek için yapılması planlanan kamp için bir çok şehrin adı geçerken neden Maraş seçildi? Yanıtlanması gereken sadece bu soru değildi elbette, kampın yapılacağı arazinin hukuksal yapısı tartışmaları da beraberinde getiriyor. Maraş Yaşam Platformu avukatlarından Mustafa Torun, arazinin hukuki yapısı ile ilgili olarak yaşanan hukuksuzluğu şu sözler ile aktarıyor:
Mera Komisyonu’nun o araziyi mera vasfından Hazine arazisine çevirdiğini ve TOKİ’ye devredildiğini öğrendik. TOKİ de, Kalyon İnşaat adında Gaziantep merkezli bir şirkete ihale etmiş. Alelacele cumartesi günü iş makineleri geldi, konteynerler getirilmeye başlandı. Mera vasfında olan arazinin Hazine arazisine usulsüz şekilde çevrildiği gerekçesiyle, İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açacağız.
1974 yılında Gaziantep’te kurulan Kalyon inşaat kent-doğa mücadelesi yürütenlerin oldukça yakından bildiği bir şirket. Gelişen süreç içerisinde giderek büyüyen Kalyon inşaat 2013 yılında İstanbul 3’üncü Havalimanı ihalesini de alarak AKP Hükümeti döneminde en parlak dönemini yaşıyor.
Kalyon inşaat’ın faaliyetlerine gelince, Türkiye’de en bilinen projeleri şöyle: Yeşil Vadi Konakları (2004), Bakırköy Adalet Sarayı (2005), İstanbul Metrobüs Hattı (2006), Kalen HES Projesi (2006), Taksim Meydanı (2013), İstanbul 3. Havalimanı (2013), Başakşehir Stadı (2013), Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı (2013).
Kalyon İnşaat, sadece Türkiye’de değil, Katar, Rusya, Libya, BAE, Suudi Arabistan ve Irak gibi birçok ülkede faaliyet gösteriyor.
Maraş Narlı Ovasında Alevi köylerinin merasına yapılmak istenen Suriyeli Mülteci kampına karşı yürütülen direnişe destek olmak için İngiltere’nin başkenti Londra’da 31 Mart günü basın açıklaması yapıldı.
https://www.youtube.com/watch?v=FemrqBXhbnw
İngiltere Pazarcıklılar Derneği’nin çağrısı ve Britanya Demokratik Güçbirliği’nin desteğiyle yapılan basın açıklması PAZ-DER lokalinde yapıldı.
Açılış konuşmasından sonra kurumlar adına basın açıklaması metnini BAF (Britanya Alevi Federasyonu) Başkanı İsrafil Erbil okudu.
Okunan basın açıklamasında şunlara değinildi:
“Maraş/Terolar Köy sınırları içinde yapılması planlanan ve Maraş Valiliği tarafından çalışmaları başlatılmış olan ‘yirmi yedi bin kişilik Mülteci Kampı’ projesi derhal durdurulmalıdır.
Savaş mağduru Suriye halkları için Türkiye sınırları içinde daha uygun alanların olduğu bilinmesine rağmen köylerin ortasına denk gelecek şekilde ve bölgede yaşayan insanları mağdur edecek bir konumda bu kampın yapılması kesinlikle iyi niyetli bir girişim değildir.
https://www.youtube.com/watch?v=Eat1byDU5jw
Maraş/Terolar köyü sınırları içinde planlanan kamp alanı, hiçbir açıdan 27 bin kişinin fazladan yerleşebileceği bir alan değildir. Bölge halkının sosyal yaşam tarzı, inancı, arazinin yetersizliği, tarımsal kaynakların yetersizliği, alt yapı yetersizliği ve hayvancılık imkanlarının yetersizliği göz önüne alındığında bu projenin bu alana dayatılması kabul edilemez.
Türkiye başta olmak üzere emperyalist ve işbirlikçi ülkelerin savaş politikaları yüzünden yerinden yurdundan olan ve zorunlu olarak göç eden Suriye halklarının acılarını paylaşıyoruz. Fakat yapılacak ilk yardım onlar için bir kamp kurmak olmamalıdır. Suriye halkına yapılacak en acil yardım Türkiye nin Suriye’den elini çekmesidir. Türkiye devletinin Suriye halkı için en başta atması gereken adım Suriye üzerindeki de savaş politikalarını durdurmak ve Suriye’deki iç savaşa silah göndermekten vazgeçmek olmalıdır.
Türkiye devletinin siyasal ve ekonomik politikaları yüzünden İngiltere ye göçmen olarak gelmiş ve yaklaşık 30 yıldır İngiltere de yaşayan Türkiyeli halklar olarak;
Türkiye Devleti ve AKP Hükümeti’nin gerici, ırkçı, faşizan ve savaş yanlısı tavrını kınıyoruz!
Türkiye içinde ve Suriye başta olmak üzere sınır ötesindeki tüm komşu ülkelere karşı düşman tavrını ve savaş çığırtkanlığını lanetliyoruz!
AKP’nin Maraş’ta yapmak istediği kamp projesini istemiyoruz!
Yaşam alanlarını koruyan Maraşlı Köylülerin endişelerini paylaşıyoruz!
Maraş Yaşam Platformu’nun mücadelesini destekliyoruz!”
Basın metninin okunmasının ardından kurum temsilcileri ve dinleyiciler görüşlerini açıkladılar. Yapılan konuşmalarda Maraş’taki direnişe destek olunması çağrısı yapıldı.
Destek veren kurumlar: Paz-Der, BAF, El-Com, Tohum Kültür Merkezi, Nurhak Kültür Evi, Kırkısraklılar, Bozca-Der, Alxas-Kistik, Dersim-Der, Kürt Halk Meclisi, Day-Mer,Kaşanlılar Dernegi, Tilkililer, Gik-Der, Koçgirililer
Sussex Kürt Toplum Merkezi, İngiltere’nin Brighton&Hove kentinde Newroz için üçüncü resepsiyonunu düzenledi. Toplum Merkezinin geleneksel hale getirdiği Newroz resepsiyonuna çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Şehrin merkezindeki BHASVIC Koleji’nin tarihi salonunda başlayan resepsiyonun katılımcıları aralarında Brighton&Hove Belediye Başkanı Lynda Hyde, Yeşiller Partisi, İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti’den (Conservative Party) çok sayıda belediye meclis üyesi yer aldı.
Etkinlikte, Brighton & Hove Belediye Başkanı Lynda Hyde bir konuşma yaptı. Konuşmasına Newroz’u kutlayarak başlayan Hyde, faklı toplumların ve kültürlerin bir arada yaşadığı bir yer olan Brighton&Hove şehrine Kürt toplumunun birçok açıdan; kültürel olarak, yapılan etkinlik ve çalışmalarla kentlerine değerli bir katkıda bulunduklarını ve bunun çok önemli olduğunu söyledi.
‘KÜRTLER DEMOKRASİ VE ADALET İÇİN MÜCADELEDE’
Etkinliğin konuk konuşmacılardan Greenwich Üniversitesi’nden Prof. Mehmet Uğur ise Kürtlerin demokratik öz yönetim istediğini ve özünde demokrasi ve adalet için mücadele ettiğini belirtti. Kürtlerin yıllar süren mücadelesinin, Türkiye’deki öz yönetim isteklerinin ve Rojava’daki demokratik yapılanmanın kendisini heyecanlandırdığını ifade etti. Prof. Dr. Uğur, barış isteyen akademisyen topluluğunun bir parçası olduğunu ve bundan da gurur duyduğunu belirtti.
‘DAİŞ’E KARŞI MÜCADELE DESTEKLENMELİ’
Etkinliğin diğer bir konuşmacısı BBC Ortadoğu Muhabiri Jiyar Gol ise DAİŞ’e karşı savaşan Kürt kadınlarını anlatan kısa haber videosunun ardından, Êzidî halkına yönelik katliamdan sonra bölgeye giden ilk muhabirlerden biri olarak gözlemlerini anlattı. Şengal Dağı’na sığınan Êzidîlerin kurtarılması için gerillaların verdiği mücadeleye birebir tanıklık ettiğini belirten Gol, Rojava’da Kürt halkının DAİŞ’e karşı yürüttüğü mücadelenin bütün insanlık için yürütülen bir mücadele olduğunu ve bunun desteklenmesi gerektiğini, aksi taktirde DAİŞ’in Avrupa sınırlarına kadar dayanabilecegini ifade etti. Ayrıca Rojava’da PYD öncülüğünde kurulan sistemin hiçbir Ortadoğu ülkesinde olmayan, herkesi kapsayan son derece demokratik bir sistem olduğunu vurguladı.
Resepsiyonda konuklara Kürt müziği dinletisi yapıldı. Koma Raye ve grubun solisti Suna Alan’ın stranları da büyük ilgiyle dinlendi.
Yaklaşık iki yıl önce DAİŞ çetelerinin Şengal’e saldırısı sonrası zorla alıkonululan ve daha sonra bir şekilde kurtulabilen Êzîdî kadınlara yönelik Diyarbakır’da bir Rehabilitasyon ve Güçlendirme Merkezi’nin kurulması için Londra’da destek konseri düzenleniyor.
Arp sanatçısı Tara Jaff ve Suna Alan’ın sahne alacağı destek konseri, 2 Nisan, Cumartesi günü, 19:30’da, Clissold Park karşısında bulunan St Mary’s Kilisesi’nde düzenlenecek. Konserin geliri, DAİŞ çetelerinin elinden bir şekilde kurtulabilen Êzîdî kadınlara yönelik çalışmalar yürüten Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu’nun Diyarbakır’da açacağı Rehabilitasyon ve Güçlendirme Merkezi’nin kurulması için iletilecek.
DAİŞ çetelerinin Şengal’e saldırısı üzerinden yaklaşık iki yıl geçti. Binlerce insanın katledildiği, 4 bin kadınının zorla alıkonulduğu ve yüzbinlerce Êzîdî’nin yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldığı bu saldırının acısı tazeliğini koruyor. Önemli bir bölümü kadın ve çocuklardan oluşan binlerce Êzîdî, DAİŞ’in elinde hala tutsak. 2015 yılı başlarında Şengal’de DAİŞ’in kaçırdığı Êzîdî kadınlar için Diyarbakır’da kurulan “Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu”, öncelikle Şengal’den Rojava’ya ziyaretlerde bulunarak DAİŞ’in elindeki kadınlara ilişkin bilgileri toparladı. DAİŞ’in elinde kalmış, tecavüze uğramış bazı kadın ve çocukları Güney Kürdistan’dan Diyarbakır’a getirerek, burada rehabilitasyonlarına destek verdi. Bunun yanı sıra ileride bir soykırım başvurusu yapılabilmesi için Güney Kürdistan ve Türkiye’deki Êzîdî kamplarında, DAİŞ’in vahşet ve tecavüzüne maruz kalmış kadınlarla görüşerek yaşadıklarını kayıt altına aldı. Platform Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde dava açma çalışmaları başlattı; DAİŞ’in hangi ülkelerde köle pazarları kurduğuna dair bir harita oluşturuldu.
Şuan 4000-7000 arasında kadın DAİŞ tarafından zorla alıkonulmakta. Bu kadınların çoğu Êzîdî olmakla beraber içlerinde Süryani, Türkmen, Arap, Kürt kadınlar da var. Son iki yıl içerisinde DAİŞ’in elinden kurtulan ya da kurtarılan kadınların sayısı ise 2000 civarında. Kurtarılan kadınlara rehabilitasyon hizmeti verebilecek bir merkez tam anlamıyla kurulabilmiş değil. Bu amaçla “Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu”, kurtulabilen Êzîdî kadınlara yönelik Diyarbakır’da bir Rehabilitasyon ve Güçlendirme Merkezi’nin kurulması için ciddi bir proje başlattı.
Bu projeyi desteklemek amacıyla sanatçılar Tara Jaff ve Suna Alan’ın organize ettiği konser 2 Nisan, Cumartesi günü saat: 19:30’da St Mary’s Parish Church, Stoke Newington Church Street, London, N16 9ES adresinde gerçekleşecektir. Bilet ücreti £15.00’dır.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Centre for Kurdish Progress, ‘Demokratik Konfederalizm’ sisteminin ele alınacağı önemli bir toplantı düzenliyor.
Amerikalı yazar Janet Biehl’in konuşmacı olarak katılacağı toplantı 18 Nisan Pazartesi akşamı İngiliz Parlamentosu’nun 10 numaralı komite odasında gerçekleştirilecek. Knowsley milletvekili George Howarth’ın ev sahipliği yapacağı toplantıda Biehl, sosyalist düşünür Murray Bookchin’in geliştirdiği toplumsal ekoloji ve toplumsal özyönetim gibi kavramları içeren siyaset anlayışını değerlendirecek. Biehl toplantıda, yaklaşık 20 yıl birlikte çalıştığı Bookchin’in düşünce modelinin, daha önce ziyaret ettiği Irak Kürdistanı ve bir süre önce ‘Kuzey Suriye Federasyonu’nun kuruluşunu ilan ettiği Rojava bölgesine etkilerini irdeleyecek.
Murray Bookchin, Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın uzun süredir Kürt sorunu için öngördüğü Demokratik Konfederalizm modelinin esin kaynağı olarak biliniyor.
İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da bir araya gelen Kurdistanlılar, dostları ile birlikte Newroz’u kutladı. Pazar günü erken saatlerde Southside Community Centre’de bir araya gelen çok sayıda kişi zengin bir program ve halaylarla kutlama yaptı.
Devrim şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan kutlama konuşmalar ve müzikle devam etti. Yapılan konuşmalarda Türk devletinin son dönemde Kürdistana yönelik yaptığı vahşi saldırılar sert bir şekilde kınandı.
Kürdistan ve Iskocya Dayanışma Grubu, PYD, PJAK, MLKP, GORAN, PIR-DER temsilcileri ile İskoçya İsçi Partisi ve İskoçya Ulusal Partisi milletvekilleri de kutlamaya katıldılar.
Sık sık ‘Biji Newroz’, ‘Biji Serok Apo’, ‘Biji Kurd u Kurdistan’ sloganlarının atıldığı kutlama gün boyu devam etti. İskoçya Kürt Halk Meclisi Halkoyunları Grubu- İskoçya Kürt Kurt Halk Meclisi Çocuk Grubu, İskoçya Kürt Halk Meclisi Muzik Grubu, Hozan Sezgin Coşkun ve Koma Zelal’in sahne aldığı Newroz kutlaması çekilen halaylar ile son buldu.