Blog

  • Haringey’de kız kaçırma girişimi

    Haringey’de kız kaçırma girişimi

    Kürtçe ve Türkçe konuşan toplumumuzun yoğun olarak bulunduğu Haringey belediyesinin, Hornsey bölgesinde geçtiğimiz gün 4 kız çocuğunu kaçırma girişiminde bulunuldu. Aranan siyahi sabıkalı, ‘ben polisim’ yalanıyla kız öğrencileri kandırmaya çalıştı.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Scotland Yard’ın konu ile ilgili açıklamasında  20-30 yaşları arasında, siyahi ve orta boylu bir erkeğin kendini polis diye tanıtarak, 4 kız çocuğunu kaçırma girişiminde bulunulduğu bilgisi verildi. Olay, yaşları 11 ile 14 arasında değişen kız çocuklarının konuyu polise bildirmesi ile ortaya çıktı. Bölgede panik havası yaratan olayın ardından Scotland Yard dedektifleri geniş çaplı bir operasyon başlattı. Yaşanan olay geçtiğimiz hafta içerisinde ‘sahte polis’ tarafında bir kaç kez tekrarlanmış olduğu bilgisini veren kız çocukları olayın sabah 7.50 ile 9.00 arasında gerçekleştiğinide bildirdi.

    4

    Scotland Yard’dan edinilen bilgiye göre, ayni bölgede yine ayni şekilde kaçırma girişimi bu hafta içerisinde 2 kez tekrarlanmıştı. Pazartesi günü 3 kız öğrenciye, Salı günü ise 1 kız öğrenciye kaırma girişiminde bulunan şahıs yine yine ‘polis’ olduğu yalanıyla kaçırma girişimde bulunmuştu. Kız öğrencilerden şuana kadar herhangi bir fiziksel zarar gören olmaması ile birlikte İngiliz polisi de konuya hassas yaklaşarak tüm mağdur kız öğrencilerin ifadelerini aldı.

    Yaşanan olayın ardından bölgede yaşam süren öğrenci çocuklar ve ençler bilgilendirilereki uyarıldı. Özellikle kendilerine üniformasız ve kartsız birisinin yaklaşıp, polis olduğunu söylemesi takdirinde derhal orayı hızlıca terketmeleri uyarısı yapılan öğrenciler, ayni zamanda suçluları polise rapor etme konusunda da bilgilendirildi. Bununla beraber bölgede bulunan okullar da konuyla ilgili bilgilendirilirken, İngiliz polisi bölgedeki devriye araç ve polis memuru sayısını çoğalttı.

    Kısa sürede İngiliz basınında yer alan haberlerin ardından, The Guardian gazetesinde yer alan habere göre, konu ile ilgili açıklamada bulunan Haringey polis departmanından CI Jude Beehag-Fisher, “sade giyimli birisinin geçerli bir kart göstermeden polis olduğunu söylemesi sıradan bir olay değildir, derinlemesine araştırıyoruz. Polislere geçerli polis kartlarını sorma hakkı vatandaşlarımızda vardır. Yaşanan olayla benzer bir şey eğer bir çocuğun başına gelirse hemen ordan uzaklaşıp yardım çağırmalı, ebeveyinlerine ve öğretmenlerine bildirerek en kısa süre 999’u arayarak olayı polise bildirmeleri gerekmektedir.” İfadelerini kullandı.

    6

    Lüks restaurantları, pahalı evleri ve ‘iyi’ düzeydeki okulları ile bilinen Hornsey bölgesinde yaşanan olaydan kısa bir süre sonra Haringey belediyeside, “bu nitelikteki suç ve vakalar Haringey’de ender rastlanmaktadır. Yaşanan bu olayın aileler üzerindeki olumsuz etkisini çok iyi anlıyoruz. Çocuklarımızın güvenliği belediyemiz için önceliklidir. Okullarımız da ‘yabancı tehlikeler’ açısından çocukları bilgilendirme konusunda çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Belediye olarak polisi bölgedeki araştırmalarında destekliyoruz.” İfadelerini içeren bir açıklama yaptı.

    Konu ile alakalı her hangi bir bilgi olan veya tanıklık etmiş vatandaşların derhal 101 numaralı telefondan polise haber vermeleri veya 0800 555 111 numaralı telefondan suçla mücadele ekiplerine bildirmeleri gerekiyor, acil durumlarda ise derhal 999 numaralı acil çağrı merkezi aranmaıdır.

     

  • Londra’da öğrenci isyanı

    Londra’da öğrenci isyanı

    Uzun süredir İngiliz hükümetinin sosyal yardım, sağlık ve eğitim yardımlarında kesintiye gitme politikasına karşı çeşitli kesimler sessiz kalmazken son olarak da öğrenciler Londra’da sokağa döküldü.

    Haber-Fotoğraf: Sven Kaeuler

    Öğrenci yardımlarında kesintiye gidilmesinin olumsuzlukları öğrenciler üzerinde etkilerini göstermeye başlaması ile yaklaşık 100 öğrenci Westminister köprüsünü işkal etti. Yaklaşık 2 saat süren öğrencilerin köprü eyleminde hükümete ‘yalnış politikalardan’ vazgeçilmesi çağırısı yapıldı.

    Geçtiğimiz Salı parlamentoda Labour parti ile Tori’lerin, öğrenci kesintleri ve eğitim harçlarını tartıştığı esnada, Parlametonun karşısında toplanan kalabalık bir süre burada sloganlar atarak sesini yönetime duyurmaya çalıştı. Parlamento karşısında yapılan konuşmalar ve atılan sloganların ardından Westminister köprüsüne doğru yürüyüşe geçen öğrenciler, kısa süre içerisinde köprüyü işkal ederek 2 saat süresince etkili bir eylem gerçekleştirdi.

    İngiliz polisinin müdahale ettiği olayda herhangi bir gözaltı ve polis şiddeti yaşanmadı. Köprü işkalinin ardından yeniden parlamento önüne dönen öğrenciler burada atılan sloganların ardından eylemlerini sonlandırarak sessizce dağıldı.

    4

     

    1

    3

  • NUT 350 bin üyesi adına Londra Büyükelçiye ‘Türkiye’de şiddet sona ersin’ mektubu yolladı

    NUT 350 bin üyesi adına Londra Büyükelçiye ‘Türkiye’de şiddet sona ersin’ mektubu yolladı

    NUT 350 bin üyesi adına Londra Büyükelçiye ‘Türkiye’de şiddet sona ersin’ mektubu yolladı 2

    Britanya’nın en büyük öğretmen sendikası NUT’tan Londra büyükelçisine Kürt illerinde şiddetin sonlandırılması ve okulların tekrar eğitim vermesini talep eden özel mektup gönderildi.

    İngiltere ve Galer’in öğretmen sendikası NUT (National Union of Teachers- Ulusal Öğretmen Sendikası), Londra Büyükelçisi Abdurrahman Bilgiç’e yazdığı, ‘Türkiye’de Eğitime Saldırı’ başlıklı mektubuyla, devam eden şiddet ve eğitim engeli hakkında endişelerini dile getirdi.

    ‘‘NUT, okulların güvenli bölge olmaları gerektiğine ve çatışma sırasında kullanılmamaları gerektiğine inanıyor’’, ifadelerinin kullanıldığı mektupta, Kürt illerinde çocukların eğitime dönebilmeleri için şiddetin derhal sonlandırılması talebi dile getirildi.

    ‘‘Ulusal Öğretmen Sendika’nın 350 bin üyesi adına, sendikamızın Türkiye’de, eğitime yönelik devam eden saldırılarına ilişkin endişelerimize ilişkin yazıyorum’’ diye başlayan mektupta, ‘‘Türkiye’nin doğusunda sürmekte olan şiddetten de büyük endişe’’ duyulduğu ifade edildi.

    Sendikanın Genel Sekreteri Christine Blower’nın imzasını taşıyan mektupta, uluslararası sendika federasyonu, Uluslararası Eğitim’in de söz edilen endişeleri taşıdıkları ve Türkiye’deki Eğitim Sen sendikasının kendilerine konuya ilişkin bilgi verdikleri yazılıyor.

    ‘‘Önde gelen, belirli endişemiz Kürt bölgelerindeki öğrenci ve öğretmenlerin güvenliği ve refahı. Öğretmen sendikasındaki (Eğitim-Sen) meslektaşlarımız, asker ve polisin okul binalarına el koyduklarına dikkatimizi çektiler’’ diye yazılan mektupta, öğretmenlerin Cizre ve Silopi’den Eğitim Bakanlığı tarafından geri çekilmesine de vurgu yapılıyor. Mektup şöyle devam ediyor: ‘‘Açıklama yapılmadan, öğretmenlerin, yetkililerden aldıkları mesajlarla, bölgeden ayrılıp geçici eğitim programlarına katılmaları istenildiğini de öğrendik. Sonuç olarak da yüz binlerce okul öğrencisi okula gidemiyor.’’

    Blower, Türkiye’den şiddetin derhal sonlandırılıp, eğitim alanlarının açılmasını talep ediyor: ‘‘NUT, Cizre ve Silopi dahil, öğretmenlerin iş yerlerine dönebilmeleri için, Doğu Türkiye’deki şiddetli yüzleşmenin Türk yetkilileri tarafından sonlandırılmasını, ve askeri ve polis güçlerinin, derslerin en kısa zaman devam edebilmesi için, şu an işgal ettikleri, bütün okul binalarını terk etmelerini talep ediyor.’’

    Mektup, aynı zamanda, Türkiye’deki Britanya Elçisi Richard Moore, Türkiye sorumlu yardımcısı Janet Douglas, İstanbul konsolosu Leigh Turner ve Birleşik Krallık Dış İlişkiler Bakanlığına gönderildi.

    NUT 350 bin üyesi adına Londra Büyükelçiye ‘Türkiye’de şiddet sona ersin’ mektubu yolladı 3

  • İngiliz Bakan, Kürt Halkını Kriminalize Etmeyi, Terörle Mücadele Olarak Türklere Anlattı

    İngiliz Bakan, Kürt Halkını Kriminalize Etmeyi, Terörle Mücadele Olarak Türklere Anlattı

    Geçtiğimiz hafta Ankara’da resmi temaslarda bulunan İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, Hürriyet’e verdiği röportajda, Britanya hükümetinin Kürt halkını kriminalize etme politikasını terör ile mücadele olarak lanse etti.

    Türkiye’nin başkenti Ankara’yı ziyaret eden İngiltere Dışişleri bakanı Philip Hammond, Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada genç Kürt kızı Şilan’ın cezalandırılmasını PKK ile mücadele olarak anlattı.

    ŞİLAN’IN TUTUKLANMASI PKK İLE MÜCADELE!

    ‘PKK’ye katılmaya niyetlenmekten’ hapis cezasına çarptırılan Şilan Özçelik için Hammond şunları belirtti; ‘‘Her şeyden önce, PKK terörünü kesinlikle kınadığımızın altını çizmek istiyorum. Fakat biz sadece açıklamalar yapmakla yetinmiyoruz, aynı zamanda Birleşik Krallık’ta PKK’nın finans temin kaynaklarını hedefleyen ciddi çalışmalar yürütüyor ve örgütün uluslararası ağ ve faaliyetlerini deşifre edip engelleyebilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Örneğin, kısa bir süre önce Birleşik Krallık’ta bir kadın, terör faaliyeti işlemek niyetiyle yasaklı bir örgüte üye olma hazırlığı yapmak suçundan hüküm giydi. Polisin konuyla ilgili yaptığı soruşturma söz konusu şahısın PKK’ya katılma niyetinde olduğunu ortaya koymuştu.’’

    Şilan Özçelik, 16 Ocak’ta üç ay kaldığı Almanya’dan Londra’ya gelirken Stansted havaalanında gözaltında ifadesi alındıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 11 Mart’ta Westminster Magistrates’ mahkemesinde görülen davada, ‘PKK’ye katılmaya teşebbüs etmek’ suçundan tutuklanarak cezaevine konulmuştu. 17 Kasım’da görülen davada Özçelik 21 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Londra belediye başkanı Boris Johnson, Şilan’ın cezalandırılması için ‘saçmalık’ olarak tanımlamıştı.

    HAMMOND’DAN BÜYÜK YALAN

    Dışişleri bakanı Hammond açıklamasının devamında PKK’nin finans kaynaklarını kesme kapsamında operasyonda buldukları paraya el koyduğunu belirtti. Hammon açıklamasının devamında şunları belirtti; ‘‘Ayrıca Britanyalı yetkililer, PKK’yı desteklemek üzere denizaşırı ülkelere gönderilecek olduğuna inandıkları paralara da el koydu ve PKK’yı destekleyecek etkinlikleri engelledi.’’

    PARİS EYLEMİNE GİDENLERİN ÜZERİNDEKİ 50 STERLİNE BİLE EL KONULMUŞTU

    Hammond’un sözünü ettiği el koyulan paralar, geçen yıl üç Kürt kadın siyasetçinin anması için Paris’e giden Kürt kadınlarının üzerlerinden çıkan 50 ve 100 sterlindi. Geçen yıl Parise giden kadınlar otobüsten indirilerek saatlerce bekletilmiş ve üstlerindeki tüm paralara el konulmuştu. Bazılarının üzerindeki 20 sterlin bile alınmıştı. Üzerlerinde çay içebilecek para bile bırakılmayan kadınlara polis, ‘arkadaşlarınız size bakar Paris’te’ gibi sözler kullanmıştı. Konu kadınlar tarafından yargıya taşınmıştı. Henüz mahkeme sonuçlanmadığı halde Hammond’un bu tür açıklama yapması dikkat çekti.

    PKK SALDIRILARINI DURDURSUN

    İngiliz dış işleri bakanı Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırılarını görmezden gelerek, PKK’nin saldırılarını durdurması çağrısı yaptı.

    ‘‘PKK’nın Türkiye’ye yönelik yıkıcı saldırılarını durdurması gerektiği konusunda netiz. Cesur Türk askeri ve polisinin ve bu şiddetin arasında kalan diğerlerinin hayatlarını kaybetmeleri bu ülke için son derece üzücü bir durum. Ve biz Türkiye’nin PKK’ya karşı kendisini savunma konusunda meşru bir hakkı olduğuna inanıyoruz. Ama gene de, kalıcı barışı sağlamak için Türkiye’nin en kısa süre içerisinde yeniden diyalog ortamına döneceğini umuyoruz. Istikrarlı bir güneydoğu Anadolu sadece Türkiye için değil, daha geniş anlamıyla bölge için de son derece önemlidir.’’

    DİPLOMATALARIN PARASINA EL KONULMASI İLE İLGİLİ TÜRK YETKİLİLERLE YAKIN TEMASTAYIZ

    Türkiye’nin Londra Büyükelçiliğinde görevli bazı Türk diplomatların banka hesaplarının dondurulması konusuyla ilgili Hammond şunları belirtti; ‘‘Bu Britanya hükümetinin yaptığı bir şey olmamasına rağmen, bu davanın farkındayız. Yetkililerim, hem Ankara’da hem de Londra’daki Türkiye Büyükelçiliği aracılığıyla Türk hükümeti ile yakın temas halinde. Ayrıca, bu dava ile ilgili olarak mahkemeyle de görüşüyoruz. Dava devam etmekte olduğundan bu konuda daha fazla konuşmam uygun olmaz.’’