Blog

  • HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi?

    HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi?

    Seçim çalışmaları boyunca 60’dan fazla seçim noktasında saldırıya maruz kalan HDP, son olarak bu sabah Adana ve Mersin’de parti binalarına bombalı saldırıya maruz kaldı. AKP genel başkan yardımcısı Süleyman Soylu üç hafta içerisinde iki defa ‘orayı başınıza yıkarız’ diye HDP’yi tehdit etmiş ve saldırı haberini vermişti.

    HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi? 1
    Eski DP genel başkanı Süleyman Soylu Erdoğan tarafından özel bir çalışma ile AKP’ye transfer edilmişti

    Bir dönem faili meçhul cinayetlerin arkasındaki isimlerden olan Mehmet Ağar’ın en yakınındaki isim olan ve Recep Tayip Erdoğan’ın özel davetiyle AKP’ye katılan ve şuan AKP Genel Başkan Yardımcılığı yapan Süleyman Soylu tüm Türkiye’nin önünde HDP ve eş genel başkanını açıkça tehdit etmiş ve bu saldırıların haberini vermişti. Soylu bir hafta önce Demirtaş’a ‘Kandilinizi söndürürüm’, yaklaşık iki hafta önce de ‘Orayı başınıza yıkarız’ diyerek açıkça tehdit etmişti.

    AKP Genel Başkan yardımcısı Süleyman Soylu iki hafta önce Karadeniz’de seçim bürosunun açılışında konuşmuş ve HDP’yi açık bir dille tehdit etmişti. Soylu: “hiç kimse endişe duymasın o Demirtaş bize vız gelir tırıs gider” dedikten sonra “Buradan Demirtaş’a söylüyorum. Haddinizi, hukukunuzu bilin, söylüyorum sana Demirtaş, buradan Türkiye’ye ilan ediyorum, orayı kafana yıkarız” demişti.

    HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi? 2
    Soylu bir dönem Meğmet Ağar’ın en yakınındaydı

    Geçen haftada yaptığı konuşmada yine Demirtaşı hedef alan Soylu ‘Kandilini Söndürürüz’ demişti. Soylu: ‘‘O da Diyanet’i kapatacakmış. Gücü yeterse. Ben ona bir cevap vereyim de alsın ağzının payını, biz de senin Kandil’ini söndürürüz Selahattin efendi. Öyle kolay değil bu işler. Bu memleketin birliği, beraberliği ile istiklalinin nasıl oluştuğunu ve ülkede tek bir çakıl taşının kimseye verilemeyeceğini biz siyasetimizin birinci ilkesi olarak biliriz”

  • Çocukluğu Gezi Parkında Geçen Ressamdan 50 metrekarelik Gezi tablosu

    Çocukluğu Gezi Parkında Geçen Ressamdan 50 metrekarelik Gezi tablosu

    21 yıl boyunca Gezi Parkı’yla ilgilenen bahçıvanın ressam oğlu, Gezi Parkı eylemlerinin 2. yılına özel dev bir tablo yaptı. Tabloda Gezi eylemleri sırasında öldürülen Berkin Elvan’dan Hasan Ferit Gedik’e, TOMA kovalayan POMA’dan TMMOB Mimarlar Odası üyesi Mücella Yapıcı’ya kadar pek çok önemli figüre de yer verilmiş.

    s-d928e4d1178303a001a70e3c3b61452d9702441c
    Tablo 50 Metre Kare

    Çocukluğu Gezi Parkı’nda parkta geçen ressam Haydar Özay, 50 metrekarelik dev Gezi tablosunu tamamladı. Tablo, Gezi olaylarının 2’nci yıldönümünü olan 30 Mayıs’tan itibaren görülebilecek.

    Hürriyet’ten Ali Dağlar’ın görüştüğü ressam Haydar Özay, 1 yıldır 50 metrekarelik Gezi tablosu üzerinde çalışıyor. Yağlıboya tabloda, Gezi sürecinde yaşamını yitiren çocuklar, anneleri, Çarşı, penguenler, kırmızılı kadın, turnalar, Soma, Mücella Yapıcı, sarı kanarya, TOMA kovalayan POMA, doğum sahnesi gibi soyutlamalar var. Turnalar Anadoluya, Alman Şair Schiller’in “Turnalar siz anlatın katillerimi!” tiradının yer aldığı baladı “Ibicus’un Turnaları”na gönderme. Sponsor yok; masrafları Gezi’deki gibi imece usulü karşılanan tablo, 30 Mayıs’ta, yapıldığı yer olan İstanbul Taksim’deki Mimarlar Odası’nın terasında sergilenecek, sonbaharda yurtdışı turnesine çıkacak.

    gezi-tablo7
    Ressam Haydar Özay

    Mimar Sinan Üniversitesi (MSÜ) Resim bölümü mezunu ve aynı bölümde yüksek lisans yapmış ressam Haydar Özay anlatıyor: “Babam Cemal Özay 1979’da, Gezi Parkı’na bahçıvan olarak girmiş. 21 yıl park ve ağaç düzenlemesini yaptı, Gezi’den sorumluydu. Canla başla çalışırdı. Orada geçti çocukluğum. Bu resmi yapmamı çok istedi. Anadolu insanının sanata duyarlığı benzersizdir. Köyde koyun otlatırken çizdiğim desenleri zaman zaman sergilerim. Çoban ressamlığı ile akademi eğitimini birleştirdim.”

    gezi-tablo6
    Gezi’de yaşamını yitiren birçok kişi gibi Gezi İsyanının sembol isimlerinden Berkin Elvan da tabloda yerini almış

    “2006’da, Şan Tiyatrosu’nda Büyük İstanbul Resmi’ni yaptım, 14×5 metre ebadında. Gezi’yi resimlemek, yeni bir üslup ihtiyacı doğurdu. Birbirine çok uzak, belki çok yakın pek çok şeyin yan yana getirilmesi var, duygusal zorluk var. Resmini yaptıklarımızın anne-babası ziyarete geliyor. Berkin’in, Hasan Ferit’in ailesi geldiler.”

    gezi-tablo3

    “Gezi devam ederken desenler çizdim, notlar tuttum, fotoğraflar çektim. Çok yakınındaydım sürecin. Mücella Hanım’a resim için yer aradığımı söyledim, buraya davet etti. Acele etmeden, çok inanarak çalışmamda ısrarcı oldular. Mücella Yapıcı’yı, kendisini İstanbul’a adamış, onu koruyan bir tatlı cadı olarak resmettim. Süpürgesinin üstünde, kucağında Haydarpaşa binası. İstanbul’a tutkusunu, mücadelesini biliyorum. Özgecan var son eklediğim, Berkin Elvan var bilyeleri ve köpeğiyle, uçurtmasıyla. Mehmet Ayvalıtaş Berkin’in uçurtma ipini tutuyor, resmi yaparken yitirdiğimiz annesi saçını tarıyor. Ethem Sarısülük kararlılığıyla burada, Hasan Ferit, kravatlı Medeni Yıldırım. Uğur Kurt çocuğuyla. Hatay’dan üç çocuk; Ahmet Atakan, Ali İsmail, Abdullah Cömert. Soma var. Timsah ile kılıç balığının kavgasını Gezi savaşlarını sembolleştirmek için koydum. Penguenleri basın eleştirisi olarak, kayıp düşerken. Umudu sembolleştirmek için yunus balığının doğum sahnesi. Kurukafanın dişleri, kepçenin dişlerine karışmış; ölümün dişleri gibi. Çarşının çubuk forması. Ben de varım.”

    gezi-tablo4

    Ressam Haydar Özay, Taksim Dayanışması’nın en önemli bileşeni Mimarlar Odası’nın terasında yaptığı çalışma için “Gezi ruhuna keşif gezisi bu. O ruhu bir romancı bakışıyla resmettim” diyor.

    Kaynak: Radikal

  • Haringey Belediyesi Yeni Yönetimi Belirlendi: Özbek Başkan Yardımcılığına Seçildi

    Haringey Belediyesi Yeni Yönetimi Belirlendi: Özbek Başkan Yardımcılığına Seçildi

    Perşembe akşamı yapılan yıllık belediye toplantısında Haringey Belediye Başkanlığına , Yardımcılığına da aslen Alxaslı Kürt Alevi olan Ali Gül Özbek Seçildi.

    haringey12
    Haringey’in yeni belediye başkanı Jennifer Mann ve başkan yardımcısı Ali Gül Özbek

    Aynı zamanda Haringey Belediyesi’nin 50. kuruluş yıldönümüne denk gelen törene çok sayıda davetli katılırken eski başkan Kaushika Amin görevini Jennifer Mann’e devretti. Alexandra Palace’ta yapılan törene yeni seçilen İşçi Partili Milletvekilleri Joan Ryan, Catherine West ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi de katıldı.

    aladdin
    Alaxendra Palace’ta yapılan törene çok sayıda davetli katıldı

    Belediye başkan yardımcılığına seçilen Ali Gül Özbek toplumun yakından tanıdığı bir isim. Aslen Alxaslı Alevi Kürt olan Özbek uzun yıllardır İşçi Parti içerisinde siyaset yapıyor. Geçtiğimiz yıl yapılan yerel seçimlerde St Anns bölgesinden Haringey belediye meclis üyeliğine seçilen Ali Gül Özbek Haringey Green Lanes’ta eczane işletmenin yanında toplum içerisinde yaptığı sosyal çalışmalarıyla da tanınıyor.

    haringey10

    Önümüzdeki dönem bir sorun yaşanmadığı takdirde belediye başkanı görevine seçilmesi beklenen başkan yardımcısı Özbek bugüne kadar kendisini yalnız bırakmayan kurumlara teşekkür etti. Haringey bölgesinde yaşayan tüm halklara hizmet edeceğini belirten Özbek, bu hizmetin kendisi için bir şeref olduğunu ifade etti. Özbek şunları belirtti; ‘‘Belediye meclisi üyeliğimden tutunuz bugüne kadar benden yardımını esirgemeyen basın mensuplarına ve tüm sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

    haringey7

    Özellikle yerel ve genel seçimlerde bize yardımlarını esirgemeyen başta UCFL (United community’s For LABOUR), UCFL içerisinde yer alan KURD for LABOUR’a, Britanya Kürt Halk Meclisine, ITSEB, Cemevi ve Kırkısraklılar derneği olmak üzere tüm derneklerimize; tüm sivil toplum kuruluşlarına, en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

    Onları Haringey belediyesinde temsil etmek benim için şereftir, onurdur.’’

    Haringey Belediye Başkanlığına seçilen Jennifer Mann de bir konuşma yaparak herkese teşekkür etti.

    haringey13

    haringey4

    haringey9

    haringey1
    Ali Gül Özbek

    haringey11

     

  • “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek”

    “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek”

    “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek” 1

    Kobani Kantonu Yönetimi Başkanı Enver Müslim: “Kobani’yi yeniden inşa ederken, kendi irademizle ve gücümüzle; halkımızı, topraklarımızı, onurumuzu savunmaya da devam edeceğiz.”

    Kobani’nin yeniden inşası için Amed’de 2-3 Mayıs tarihlerinde düzenlenen konferansın sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi: “İnançla el ele vererek tüm sömürgeci güçlere en güzel cevabı Kobani’yi hep birlikte inşa ederek vereceğiz. Birlik ruhu ile korunmuş Kobani’nin, inşasının da bu ruhla gerçekleştirilmesi gerekmektedir.”

    Kobani’nin demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir şekilde yeniden inşasının yanı sıra direnişin yarattığı etkilere de yer veren sonuç bildirgesinde şu açıklamalar da dikkati çekiyor: “Kobani direnişiyle hem askeri anlamda hem de siyasi anlamda ilk kez Kürdistani güçler birbirine bu kadar yakınlaştı ve sömürgeci zihniyetin sınırlarını anlamsızlaştırdı. Toplumun iradesi, iktidarcı kapitalist sistemin tüm saldırılarını boşa çıkarılabileceğini kanıtladı.”

    Bu açıklamalara bakılırsa; Ortadoğu’da Kürtsüz bir barışın ve istikrarın olmayacağı görülüyor. “Kimseye boyun eğmeyeceğiz, ya özgürlük ya ölüm” şiarıyla direnen Kobani, bizlere yeni bir yaşam biçimini öğretiyor ve öğretmeye de devam edecek…

    “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek” 1

    Konferans öncesi Enver Müslim’e yönelttiğimiz sorular arasında göç edenlerin akibeti ve sınır kapısı sorunu da vardı. Konferansta bu iki konuya yönelik alınan kararlar; Kobani halkının tekrar geri dönmesi ve inşa çalışmalarına aktif bir şekilde dahil olması yönündeydi. Sınır kapısı engelinin kalkması için ise; tüm uluslararası kurum ve kuruluşlara diplomatik çalışmalar başlatmaları çağrısı yapıldı.

    Enver Müslim Amed’de, “Kobani’yi yeniden inşa etmek insanlık değerlerine sahip çıkmaktır” sloganıyla organize edilen konferansa yönelik görüşlerini şöyle açıkladı:

    “Amacımız Kobani’nin her yönüyle yeniden inşası; yani şehrin bütün renkleri ile yeniden canlandırılması, çocukların okullarına geri dönebilmesi, göz yaşı döken annelerin topraklarına yeniden kavuşması… Bu konferansla hedeflenen yeniden inşa süreci sadece binaların inşası kapsamıyor: Eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik, ekolojik ve yaşamsal tüm faaliyetleri idame ettirebilmek ve bunları da aşama aşama aktif hale getirebilmek.

    Konferansta sunduğumuz rapor var olan koşullar çerçevesinde detaya inilerek mühendisler tarafından hazırlanmıştır. Birinci aşama mevcut sorunları paylaştırmaktı; herkesin bir görev üstlenebilmesi, ikinci aşama ise bu görev alanlarının dağılımı ve bir sonraki konferansın geniş çapta yapılabilmesi… Yani tüm uluslarası kamuoyunu dahil edebileceğimiz bir çalışma başlatmak. Delegasyonlar bu raporu dağıtıp, paylaşılabilir, tartışmaya açabilir ve daha fazla ne katabilirim diye çalışma yürütebilirler. Bu çalışmalarla beraber yavaş yavaş inşa da devam edecek.

    Kobani yalnızca Kürtlerin şehri değil onu maddi ve manevi anlamda destekleyen tüm insanların şehridir. Bu konferansta Kürdistani bütün değerlerin, örgüt ve kurumların yer alması ve önümüzdeki uluslararası konferans için de bir zemin oluşturacaktır.”

    Direnişin devam ettiği dönemde; “Göstereceğimiz direniş zaferi getirecektir. Daiş’in Kobani’ye girme hesabı yanlıştır” açıklamasını yapan Enver Müslim’in, zafer sonrası Kobani’nin inşası ve bölgedeki duruma yönelik sorularımıza yanıtları ise şöyle:

    Daiş tehlikesinin devam etmesi inşa sürecini nasıl etkileyecek?

    Daiş tehlikesi kolay kolay bitecek gibi değil. Bölgede Musul ve Rakka gibi iki önemli şehri elinde tutuyor ve bunun yanı sıra Çeçenistan ve Afganistan gibi ülkelerden de besleniyor. Daha önceden örgütlenmiş bir yapı olması sebebiyle kolayca bitirilemez. Biz de bunun farkında olduğumuz için Kobani’yi yeniden inşa ederken, kendi irademizle ve gücümüzle; halkımızı, topraklarımızı, onurumuzu savunmaya da devam edeceğiz. Özgürleştirme ve yeniden inşa birlikte devam edecek.

    “Olası bir katliamın vebali herkesin boynunadır”

    Kobani’nin yeniden inşasında uluslararası destek alabilmek için ne tür temaslarınız oldu?

    Bulunduğumuz konum gereği etrafımız Daiş çeteleri ile sarılı ve savaş halen tüm gerçekliği ile devam ediyor. Daiş vahşetine karşı direnen bir halka bütün insanlığın sahip çıkması gerekiyor çünkü bu direniş insanlık onurunun tarihi bir direnişidir. Uluslararası anlamda diyaloglarımız kesilmiş değil; ancak netice itibarı ile çok fazla bir ilerleme de yok. Bu konuda çok büyük bir kaygı taşıdığımızı söyleyemem. Bugüne kadar desteklerini sunanların bunu devam ettireceklerine inancımız tam. Eğer destek göremezsek de, Kobani halkı daha öncede yaptığı gibi yine direnir ve yeniden yapılandırmaya var gücüyle yine devam eder. Ancak olası bir katliamın vebali herkesin boynunadır. Biz yapabileceğimizi yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

    Şuan için Kobani’de herhangi bir inşa çalışması söz konusu mu?

    Yeniden inşa boyutuyla birçok kesim tarafından verilmiş sözler var. Tabi bunların hepsi halen söz aşamasında ve pratik anlamda atılmış bir adım henüz yok. Sadece sağlık alanından uluslararası bazı kurumların pratik çalışmaları başladı ve devam ediyor. Yapacağımız diğer konferansta durum biraz daha netleşecek.

    “Yenilmezliğin yenilmesi”

    Rojava’nın insansızlaştırılması yani Kürtsüzleştirilmesi çabaları var mı? Kobani’nin düştü düşecek açıklamaları konusunda neler söyleyeceksiniz?

    Uluslararası destek gören Daiş vahşetinin salmış olduğu korku, işgal ettikleri yerlerde hakimiyetlerini kolaylıkla sağlayabilmeleri, zihinlerde onlar yenilemez algısını yarattı. Kobani direnişi Daiş’in yenilmezliğinin yenilmesidir. Daiş çeteleri Kobani’de hakimiyetlerini kolaylıkla sağlayacaklarını zannediyordu fakat sonuç hiç de bekledikleri gibi olmadı. Ne onların ne de onlar üzerinden hesap yapanların Kobani’deki planları tuttu. Kobani halkı tarihi bir mücadele vererek bu planları bozdu. Bu mücadelenin bedeli yüzlerce gencimizin kanıyla ödendi. Eğer biz Kobani’de direnmeseydik bugün Daiş Türkiye’ye girmişti.

    Kürtler, Türkler, Ermeniler, Asuriler ve Araplar her zaman beraberce yaşadı ve böyle de yaşamaya devam etmek istiyor. Bizler demokratik bir Suriye için mücadele veriyoruz. Her halkın, kimliğin, inancın kendisini özgürce ifade ettiği ve örgütlendiği bir demokratik Suriye için bu mücadelemiz devam edecek. Bu mücadelemiz Ortadoğu sorununa da çözüm olacaktır.

    “Türkiye’nin Daiş ile işbirliği yaptığını kanıtlar nitelikte…”

    Daiş çetesini destekleyen ülkeler olduğunu ifade ettiniz. Hangi ülkeler destek veriyor ve bununla ilgili herhangi bir kanıt veya belge var mı?

    Bir bütün olarak devletleri suçlamak istemiyoruz, ancak kimi kurum ve kuruluşlar aracılığıyla Daiş’e destek ve yardım yapıldığı açıkça ortada. Akçapınar sınır kapısından yaralı Daiş üyelerinin geçirilmesi, Cerablus ve Til Abyad tarafında geçişlerin yapılması, Daiş’in hakim olduğu köylerde Türkiye treninin durması ve Mürşitpınar sınır kapısından giren bomba… Daiş ile işbirliği yapan birkaç ülke gibi, bu saydığım olaylar da Türkiye’nin Daiş ile işbirliği yaptığını kanıtlar nitelikte… Hatta bu yaşananları bizzat Türkiye hükümetine de sorduk ve önerilerde bulunduk. Daiş ile işbirliği yapan kurum ve karanlık organizasyonların açığa çıkarılması için bağımsız bir komisyon oluşturulmalıdır. Tabi ki Türkiye’de Daiş’e düşman olanlar ile ortak mücadele yürütüğümüzü de eklemekte fayda var. Biz mücadelemizi pratik anlamda yürütürken onlar da kendi ağları çerçevesinde teorik anlamda bu mücadeleyi sürdürüyorlar. Daiş hepimizin ortak düşmanıdır, bu nedenle ortak düşmana birlikte karşı durmalıyız. Bizler Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmayı temenni ediyoruz. Bizlerin Türkiye’ye yaklaşımı kardeşçe bir yaklaşımdır, Türkiye’den beklentimiz de böyle bir yaklaşımdır.

    “Türkiye’nin bize yaklaşımı Daiş’in yaklaşımından farksız olur”

    Kobani’ye gönderilen insani yardımların geri çevrilmesi ve Mürşitpınar sınır kapısının açılması konusunda Türkiye ile temaslarınız var mı? Bu kapı açılmazsa Kobani’nin inşası nasıl gerçekleşecek?

    Biz Türkiye’nin sınır kapısını açmayacağını iddia etmiyoruz. Fakat üç tarafımız da Daiş çetesi ile çevrili ve Türkiye’de sınır kapısını kapatırsa, o zaman Türkiye’nin bize yaklaşımı Daiş’in yaklaşımından farksız olur. Bizim talebimiz kapının resmi olarak açılmasıdır. Bu konuda devlet yetkilileri ile görüşmelerimiz devam ediyor. En son Başbakan Davutoğlu’na bu konuda bir mektup da gönderdik. Kobani’nin yeniden inşa edilebilmesi, halkın geri dönebilmesi ve yeniden normal yaşamına devam edebilmesi için bu kapının açılması gerekiyor. Mevcut durumdaki gibi sınır kapısının sadece bazı insani yardımlara açık olması yeterli değil. Şuan binlerce kişi Kobani’de yaşamını çok zor koşullarda idame ettirmeye çalışıyor. Bu anlamda çok ciddi ihtiyaçlar var; su ve gıda ihtiyacından ilaç ihtiyacına kadar… Mürşitpınar sınır kapısının açılması konusunda çalışmalarımız ve girişimlerimiz devam edecek.

    Kobani’den göç edenlerin bazıları geri döndü ancak kalanların geri dönmesi için neler yapılıyor?

    Göç edenlerin geri dönüşleri konusundaki çalışmalarımız savaş döneminde bile devam etti. Dönenler için bir kamp inşa ettik. Ancak bunun birçok zorluğu var; şehirde halen birçok patlamamış bomba ve mayın, sınır kapısı ve altyapı sorunu var. Uluslararası kurumlardan bu konuda destek ve dayanışma olmazsa geri dönüşler mevcut durumda biraz zor olacak. Bunun yanı sıra bazı kesimlerin Kobani ve tüm Rojava’nın boşaltılması, insansızlaştırılması gibi uğraş ve istekleri durumu daha da zorlaştırıyor.

    Kantonlar arası yardımlaşma yapılabiliyor mu?

    Mevcut fiziki koşullardan kaynaklı zorluklar var fakat buna rağmen hem Afrin hem de Cezire kantonlarının destekleri devam ediyor.

  • Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluştu

    Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluştu

    Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluştu 1

    Uzun emekler ve özverili çalışmalar sonucunda tamamlanan ‘Diren’ filminin, 9 Mayıs’ta yapılan galasına yoğun ilgi vardı.

    Yaşamlarına Londra’da devam eden toplumumuzun yetiştirdiği ik genç Birkan Tercanlı ve Baran Bolat, ‘Diren’ isimli filmlerini Mayıs ayında gösterime sundu. 9 Mayısta Odeon Lee Valley sinemasında yapılan Gala gösterimine yoğun bir ilgi vardı.

    Birkan ve Baran arkadaşlar, sıfır bütçeyle çektikleri filmlerinde, Londra’da doğup büyüyen bir gencin hikayesini anlatıyor. Film en başta, zayıf bir aile ilişkisi ve zorlu yaşam koşulları içinde bir çıkış yolu arayan gencin tutunduğu tek dal, fedakar annesi ve kızarkadaşıdır. Zorluklar ve sıkıntıların yakasını bırakmadığı gencin yaşamı içinde çıkmaza sürüklenişini beyaz perdeye yansıtan gençler, her üretken genç arkadaşlarımız gibi sponsor sıkıntıları ile de yüzleşti.

    Başrollerini Can Kabadayı ve Susku Ekim Kaya’nın yaptığı filmin yönetmenliğini Birkan Tercan ve yardımcı yazarlık, yardımcı yönetmenlik ve filmin ses kayıtlarını ise Baran Bolat gerçekleştirdi. ‘Diren’ filminde, Ayşe Nurdoğan, Erol Demir, Nazım Demir, Cem Yeşil, Dilan Seçgin, Ozan Opan, Mehmet Emin Şahin, Cem Ok ve Ufuk Bay’da oyunculukları ile filmin yapım aşamasında büyük emek ortaya koydular.

    Film hakkında gazetemize açıklamada bulunan yönetmen Birkan Tercanlı, “yaşadığımız ülkede toplumsal sorunlarımızı dile getirecek bir film hazırlamak istedim. Bu filmin aileleri etkilemesini değilde daha çok bir mesaj vermek ve çocuklarına daha duyarlı davranmaları gerektiğini göstermektirç biz gençlere biraz daha destek sunulması gerektiğini savunuyorum. Filmin yapım aşamasında ve günlük yaşantımız da da karşılaştığımız en büyük sorun, aile desteği ve ailenin biz gençlere olan inancı ve motivasyonu. Ailelerimiz gençlere dahada destek olmalı ve motive etmeli.

  • HACKNEY, HARİNGEY, ENFİELD VE İSLİNGTON İŞÇİ PARTİ DEDİ

    HACKNEY, HARİNGEY, ENFİELD VE İSLİNGTON İŞÇİ PARTİ DEDİ

    Toplumumuzun yoğun olarak yaşadığı Kuzey Londra’nın Hackney, Haringey, Enfield ve İslington bölgelerinde İşçi Partili adaylar Meg Hillier, Diane Abbott, Joan Ryan, Kate Osamor, David Lammy, Catherine West, Jeremy Corbyn, Emily Thornberry seçimlerden başarıyla çıkarak milletvekili seçildiler.

    ENFİELD NORTH’TA JOAN RYAN ZORLU YARIŞI KAZANDI

    Kuzey Londra Genel Seçim Sonuçları 1

    İşçi Parti’li Joan Ryan, Muhafazakar Parti’li Nick deBois’ya 2010 genel seçimlerinde, kaybettiği milletvekilliği sandalyesini zorlu bir yarış sonucunda tekrar kazandı. Ryan, 20,172 oy ile, 1,086 çoğunluk kazanarak deBois’ı geride bırakarak, ülke genelinde büyük bir yenilgi yaşayan, İşçi Parti için önemli bir kazanç elde etti.

    Ryan, zafer konuşmasında seçim kampanyasına destek verenlere ve ailesine teşekkür edip, mücadele eden bir milletvekili olacağını dile getirdi. Ryan şöyle konuştu: ‘‘Son beş senede, Enfield North’ta çok zor bir zaman geçirdik. Chase Farm hastanesini korumak için mücadele edeceğim. Ulusal Sağlık Kurumu’nu (NHS) korumak için ve Enfield halkının ihtiyacı olan bütün hizmetleri korumak için mücadele edeceğim. Enfield North’ın bütün çocuklarının iyi eğitim almaları için mücadele edeceğim. Daha fazla staj imkanları, düşük üniversite harçları, adil vergi oranları, en kısa zamanda saatte sekiz sterlin asgari ücret uygulanması, bölgedeki aileler için daha iyi evler, ilk evlerini satın alanlara destek için mücadele edeceğim. Zor olacak, ama hep birlikte çalışırsak, Enfield’de yaşayanlar ve çalışanlar için daha iyi bir gelecek sağlayabiliriz.’’

    ENFIELD NORTH- KATıLıM %66

    İşçi Parti- Joan Ryan: 20,172

    Muhafazakar Parti- Nick de Bois: 19,086

    Christian Peoples- Yemi Awowla: 207

    Ukip- Deborah Cairns: 4,133

    Yeşiller- David Flint: 1,303

    Liberal Demokrat Parti- Cara Jenkinson: 1,059

    TUSC- Joe Simpson: 177 

    Kate Osamor Edmonton’da İşçi Parti’nin Oylarını Arttırdı

    Kuzey Londra Genel Seçim Sonuçları 1

    Edmonton’da 1997 yılından itibaren milletvekili olan Andy Love’ın emekli olmasıyla, İşçi Parti’nin Edmonton adayı olan Kate Osamor, parti’nin oylarını arttırarak büyük bir başarı elde etti.

    Osamor, 25,388 oy ile, en yakın rakibi, Muhafazakar Parti’li Türk aday, Gönül Daniels’ı, 15,419 oy çoğunluğuyla geride bıraktı.

    Böylece, Edmonton’da, 2010 seçimlerinde %53.7 oy alan İşçi Parti, bu yıl %61.4 oy oranını yakalamış oldu.

    Osamor, zafer konuşmasında şöyle konuştu: ‘‘İşçi Parti sadece NHS’i kurtarabilir. Ben 15 yılımı NHS’e verdim ve milletvekili olarak zamanımı, aynı değerlerle, vermekten onur duyarım.’’

    EDMONTON- KATILIM %63

    İşçi Parti- Kate Osamor: 25,388

    Muhafazakar Parti- Gönül Daniels: 9,969

    Yeşiller- Douglas Coker: 1,358

    TUSC- Lewis Peacock: 360

    Liberal Demokrat Parti- David Schmitz: 897

    Ukip- Neville Watson: 3,366

     

    ENFIELD SOUTHGATE- KATıLıM %70

    Kuzey Londra Genel Seçim Sonuçları 1

    Muhafazakar Parti- David Burrowes: 22,624 (2010- 21,928)

    İşçi Parti- Bambos Charalambous: 17,871 (2010- 14,302)

    Yeşiller- Jean Robertson Molly: 1,690 (2010, aday değişimi var- 632)

    Ukip- David Schofield: 2,109 (2010, aday değişimi var- 505)

    Liberal Democrat- Paul Smith: 1,518 (2010, aday değişimi var- 6,124)

     

    HACKNEY SOUTH & SHOREDITCH- KATıLıM %57

    Meg Hillier MP

    İşçi Parti- Meg Hillier: 30,663

    Yeşiller- Charlotte George: 5,519

    Bağımsız- Russell Shaw Higgs: 78

    Liberal Demokrat Parti- Ben Mathis: 2,136

    Ukip- Angus Small: 1,818

    Muhafazakar Parti- Jack Tinley: 6,420

    Bağımsız- Gordon Shrigley: 28

    TUSC- Brian Debus: 302

     

    HACKNEY NORTH- KATıLıM %56

    Diane Abbott Londra Büyükşehir Belediye Başkanlığına Aday 1

    İşçi Parti- Diane Abbott: 31,357

    Muhafazakar- Amy Gray: 7,349

    Yeşiller- Heather Finlay: 7,281

    Liberal Demokrat- Simon de Deney: 2,492

    Ukip- Keith Fraser: 1,085

     

    TOTTENHAM- KATıLıM %60

    David Lammy
    David Lammy

    İşçi Parti- David Lammy: 28,654

    Muhafazakar Parti- Stefan Mrozinski: 5,090

    Liberal Demokrat Parti- Turhan Özen: 1,756

    Ukip- Tariq Saeed: 1,512

    Yeşiller- Dee Searle: 3,931

    Tusc- Jenny Sutton: 1,324

     

    HORNSEY & WOOD GREEN- KATıLıM %73

    Catherine West
    Catherine West

    İşçi Parti- Catherine West: 29,417

    Liberal Demokrat Parti- Lynne Featherstone: 18,359

    Yeşiller- Gordon Peters: 3,146

    Ukip- Clive Morrison: 1,271

    Muhafazakar Parti- Suhail Rahuja: 5,347

     

    İSLINGTON NORTH 

    İşçi partili milletvekili Jeremy Corbyn
    İşçi partili milletvekili Jeremy Corbyn

    İşçi Parti- Jeremy Corbyn: 29,659

    Muhafazakar Parti- Dr Alex Burghart: 8465

    Yeşiller- Caroline Russell:  5,043

    Ukip- Greg Clough:  1,971

    Liberal Demokrat Parti- Julian Gregory:  3,984

    Sosyalist (Britanya)- Bill Martin: 112

     

    İSLINGTON SOUTH & FINSBURY

    Emily Thornberry
    Emily Thornberry

    İşçi Parti- Emily Thornberry: 22,547

    Yeşiller- Charlie Kiss:  3,371
Ukip- Pete Muswell:  3,375

    Muhafazakar Parti- Dr Mark Lim:  9,839

    Liberal Demokrat Parti- Terry Stacy: 4,829

  • Kardeşler Arası İlişkiler

    Kardeşler Arası İlişkiler

    Bu hafta sizlere son dönemlerde sıkça rastladığım bir sorun hakkında bir yazı yazmak istedim. Özellikle yetişkinler olarak eş, dost ve akrabalarımız ile ilişkilerimizin iyi olmasına dikkat ederiz. Öyle ki bazen abla ve abilerimiz için her şeyi yapmaya hazır olan bir toplumuz. Fakat yeni kuşak gençlik ve çocuklarda şimdiden başlayan bir gerginlik var. Daha çok küçük yaşta bile kardeşler arasında kıskançlık, saldırganlık, bağımlılık, her şeyi tekeline alma eğilimi ve benzeri davranış bozukluklarına rastlamak mümkün. Durum böyle olunca ev içinde gerilim ve sıkıntı da eksik olmuyor. Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalardan yola çıkarak sizlere bir şeyler anlatmak istedim, umarım faydalı olur.

    Her ne kadar kardeşler arasındaki bağ kültürümüzde çok değerli gibi görünse de bu ilişkinin temelinde ‘rekabet’ her zaman bulunmaktadır. Çocukların bu rekabetlerinin temelinde anne ya da babaya yalnızca kendilerinin sahip olma, onları başkalarıyla paylaşmak istememe gibi düşünceler yatar. Kardeş ilişkilerinin temelinde iki önemli etken vardır. Bunlardan birincisi, annenin tutumu; ikincisi ise çocuğun sıra, yaş, cinsiyet gibi özellikleri. Bu sorun eğer anne ve baba çalışıyorsa daha da kotu olabilir. Çocukları ile fazla zaman ayıramayan aileler yaptıkları davranışlar ile çocuklar arasındaki rekabeti çoğu zaman derinleştirebilir. Bizim toplumda isteyerek yada istemeyerek en çok yapılan hatalardan bir tanesi de bu olarak görülüyor.

    Çocuklarımızı bir birbirleriyle karşılaştırmak onların zamanla birbirlerinde nefret etmesine neden olabilir. Özellikle çok başarılı olan çocuğu örnek olarak göstermek ve onun kadar başarılı olamayan kardeşi buna zorlamak, o düzeye çıkamayacağına inanan çocuğun, meşhur olmak için, olumsuz yollara sapmasına kadar varan davranış bozukluklarını benimsemesine neden olabilmektedir. Çocukları aşırı zorlamak, bir çok hallerde onları gerekli gereksiz birbiriyle karşılaştırmak, yetişkinlerin istediği gibi olumlu sonuç vermemektedir. Yetişkinler, çocuklarının olumlu ilişkiler kurmalarını istiyorlarsa “Neden kardeşin gibi olamıyorsun? Anlamıyorum’’ türünden kıyaslayıcı konuşmalardan sakınmalıdırlar.

    Anne-babanın dikkat etmesi gereken en önemli konulardan biri de ‘kıyaslamadır’. Çocuklar arasında yapılan kıyaslama çocuklar arası rekabeti ve doğal olarak kıskançlığı ciddi anlamda tetikleyecektir. Bunun için ebeveynler her çocuğunun davranışını ayrı ayrı takdir etmeli ve her çocuğunun hatasını ayrı ayrı ele almalıdır. “Bak ağabeyin ne kadar çalışkan sen de çalışsana!” gibi klişeleşmiş bir söz çocuğu olumsuz etkiler. Eğer anne çocuğunun çalışmasını istiyorsa bunu diğer kardeşleriyle kıyaslamadan direk olarak uygun bir üslupla söylemelidir.

    Sonuç olarak başta da belirtildiği gibi çocuklar arasındaki kıskançlığa en büyük etken ebeveynin ve esas olarak annenin tavır ve tutumlarıdır. Her durumda çocuklarla ayrı ayrı ilgilenilmeli, onlara hayatlarında yaşayacakları değişiklerle ilgili açıklamalar yapılmalı, kıyaslamalardan kesin bir şekilde kaçınılmalıdır. Anne baba arasındaki problemler de çocukların duygu durumlarını etkilediğinden çocuklara anne ya da baba yanında bir taraf olma baskısından kaçınılmalıdır. Ayrıca çocuklar arasında yapılacak cinsiyete ilişkin ayrım da çocuğu çok olumsuz etkileyeceğinden bu şekilde yapılan evlat ayrımlarından kaçınılmalıdır.