Blog

  • HDP’li Gençlerden Futbol Turnuvası

    HDP’li Gençlerden Futbol Turnuvası

    Haftasonu başkent Londra’da bulunan New River Sport Centre sahasında yapılan futbol turnuvasını Yıldızlar adlı takım kazandı. Kazanan takım kupasını 10 Mayıs’ta yapılacak Tv 10 ile dayanışma gecesine katılacak olan HDP Eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın elinden alacak.

    hdp-youth10

    HDP Britanya Gençliği tarafından düzenlenen futbol turnuvası Yıldızlar takımın şampiyon olmasıyla sonuçlandı. On iki takımın katıldığı turnuva dostluk çerçevesinde gerçekleşti.

    Turnuvadan elde edilen gelirin tümü HDP genel merkeze gönderilecek. Ayrıca şampiyon olan takımın kupası 10 Mayıs’ta HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş tarafından verilecek.

  • Rojava’da Yaşamını Yitiren Britanya Vatandaşı Kosta’nın Annesinden imza kampanyası

    Rojava’nın Qamîşlo kentine bağlı Til Berak’ta 2 Mart’ta yaşamını yitiren Britanya vatandaşı YPG’li savaşçı Konstandinos Erik Scurfield’in (Kemal) annesi Vasilis Scurfield Başbakan David Cameron, ABD Başkanı Barack Obama ve Avrupa Komisyonu’nun başkanı Jean-Claude Juncker’in dikkatine yönelik bir imza kampanyası başlattı.

    newroz20
    Konstandinos Erik Scurfield’in (Kemal) annesi Vasilis Scurfield

    DAİŞ’in durdurulmasında hükümetlerin kararlı hareket etmesi için konunun parlamentoda tartışılabilmesini sağlamak amacıyla yüz bin imzaya ihtiyaç olduğunu ifade eden anne Scurfield, imza kampanyasının mümkün olduğunca her kesime ulaştırılmasını talep etti. ”Stop ISIS. Act decisively” (DAİŞ’i durdurun. İstikrarlı Davranın) başlığıyla hazırlanan kampanyaya www.change.org üzerinden imza verilerek destek olunabilir.

    Anne Vasilis Scurfield’in kaleme aldığı imza kampanyası tam metni şu şekilde:

    ”Hepsinin birer ismi var. DAİŞ’in katlettiği her bir kişinin bir adı var ve her geçen gün zulüm ve terörden uzak yaşam haklarını korumaya çalışırken daha fazla insanlar ölüyor.

    Tüm iyi insanlar DAİŞ tarafından işlenen bu zulümler nedeniyle öfke ve dehşet içinde; yine de -hatta diğer aşırılık yanlısı örgütlerle ilişki içinde -DAİŞ engelsiz bir şekilde bu korkunç işlerine devam etmekte. Bu süre içerisinde, en iyi yaptığı şey sadece DAİŞ’i geçici olarak durdurmak olan bazı gönülsüz koalisyon hava saldırıları oldu. Buna rağmen, Kuzey Suriye özellikle Rojavalı Kürtler esasen destek almadan, tüm dinlerden ve etnik kökenden insanları ve sığınmacıları korumak için savaşıyorlar.

    Batılı hükümetler, Kürt halkını büyük ölçüde görmezlikten gelmekteler fakat bu Kürtler öne çıkıp direnmemiş olsaydı neler olacağını bir düşünün. DAİŞ şu anda Kuzey Suriye’nin büyük bölümüne hakim olmuş olurdu ve dünya çapında aşırılıkçı ideolojisini yayma amacı ile hızla ilerlerdi. Bunu düşünmesi bile katlanılmaz.

    Kürtlerin kaydettiği ilerlemelere rağmen DAİŞ mağlup edilemedi. Daha ne zamana kadar Kürtler destek almadan DAİŞ’i zaptetmeye devam edebilirler? Bu savaşta kaç tanesi daha ölmek zorunda? Kendi hükümetlerinin ilgisizliğinden utanan batıdan kaç kişi daha DAİŞ’e karşı savaşmak üzere gitmek zorunda? Batılı hükümetler arkasına yaslanıp izlerken, oğlum Kosta’nın yaptığı gibi, kaç tanesi daha yaşamlarını feda etmek zorunda? Dünyanın geri kalanının bu kötülüğün durdurulması amacıyla bir şeyler yapması için daha kaç sivilin vahşice katledilmesi gerekiyor?

    Bizim birlikte çalışmak ve yardımcı olmak için bir şeyler yapmamızın zamanı geldi.

    DAİŞ’i durdurma zamanıdır!

    Aşırılıkçılığa karşı mücadeleye katılın. Öne çık, cesur ol ve kampanyayı imzala. 100.000 imza edinmemize yardımcı ol ki hükümetler artık olanlara ilgisiz kalamasın.

    Taleplerimiz:

    1. Türkiye’nin tüm Suriye sınırı boyunca bir BM varlığının / gözlemcilerinin aşağıdakilerden emin olması:
    1. bu yolu kullanarak DAİŞ için malzeme ve gönüllülerin çatışma ortamına girmemesi ve eğer girişimde bulunulursa biran önce durdurulmaları
    1. tıbbi malzeme dahil, yardım ve DAİŞ geri çekildikten sonra kasaba ve köylerin yeniden inşaası için gerekli kaynakların istikrarlı bir şekilde Rojava’da sivilere ulaştırılması için insani bir koridorun açılması

    Gerekçe: A. DAİŞ bir yerlerden kendi malzeme ve yeni üyelerini ediniyor. Onların Türkiye’nin Suriye sınırından geliyor olduğuna işaret eden birçok bildirim var. Eğer öyleyse bu durumda kanıtların toplanması ve bunun biran önce durdurulması gerekiyor.

    1. Ayrıca malzeme ve yardımların Kürt halkına ulaşması engelleniyor. Korunan ve bağımsız bir koridor, ihtiyaç duydukları yardımı edinmelerini sağlamak için hayati önem taşımaktadır.
    1. Batılı hükümetler tarafından DAİŞ’i nihai bir şekilde yenilgiye uğratılmasında, neye ihtiyaçları olduğunu ortaya çıkarmak için Rojava’da YPG ile doğrudan bir diyaloğun başlatılması ve bunların tedarik edilmesi.

    Gerekçe: Ön cephedeki Rojavalı Kürtlere yardım etmenin en iyi yolu neye ihtiyaç duyduklarını onlara sormaktır. Bu oldukça açık. Neden hiç kimse onları dinlemiyor? Neden hiç kimse onlara sormuyor? YPG listelenen bir örgüt değil, o nedenle bunu yapmak için hiçbir engel yok.

    1. Şilhan Özçelik ve DAİŞ’e karşı savaşmak istediği için tutuklu bulunan diğer kişilerin biran önce serbest bırakılması.

    Gerekçe: DAİŞ’e karşı savaşmaya giden insanları öcü gibi göstermemeliyiz.

    1. PKK’nin listeden çıkarılması.

    Gerekçe: PKK uzlaşmacı olmaya çalışıyor. Türkiye ile olumlu bir ilişki yaratmak için çalışmaya hazır. DAİŞ’e karşı mücadelede yararlı bir müttefik olabilir. Eğer Küba’yı listeden çıkarabiliyorsak, İran’la ve IRA ile çalışabiliyorsak, PKK’yi de listeden çıkarabiliriz.

    1. DAİŞ tarafından kaçırılan ve köle olarak satılan her kadının aileleri ve toplumlarına uygun bir destekle geri getirilmesinden emin olmak için kaynakların adanması taahhütü

    Gerekçe: kölelik ve tecavüz hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu kadınların adalete ihtiyacı var.

    1. DAİŞ’i finanse eden ya da destek verme ihtimali olan Batılı ”müttefikler” içinde bir soruşturmanın başlatılması ve eğer bunu yaptıkları ortaya çıkarsa acil cezalandırıcı önlemlerin alınması

    Gerekçe: DAİŞ bir yerlerden finanse ediliyor, malzeme ve üye sağlanıyor ve tüm bunlar bir şekilde ulaşıyor. Bunlar bir yerlere petrol, antik eser ve kadın/çocuk satıyorlar. İlgili hükümetlerin bilgisi dahilinde ya da değil, bu olanlara bir son verilmesi gerekiyor.’’

    İMZALAMAK İÇİN BURAYI TIKLAYINIZ

    Suna Alan- Londra

  • Joan Ryan: Daha İyi Bir Gelecek İçin İşçi Parti

    Joan Ryan: Daha İyi Bir Gelecek İçin İşçi Parti

    Joan Ryan: Daha İyi Bir Gelecek İçin İşçi Parti 1

    İşçi Parti Enfield North milletvekili adayı, Joan Ryan seçmene seslenerek, İşçi Parti’ye neden oy verilmesi gerektiğini anlattı.

    Joan Ryan: Daha İyi Bir Gelecek İçin İşçi Parti 1

    Britanya genelinde yarın yapılacak genel seçimlerde halka İşçi Parti’ye oy vermesi çağrısı yapan Enfield North milletvekili adayı Joan Ryan nedenlerini de şöyle sıraladı:

    ‘‘7 Mayıs Perşembe günü yapılacak genel seçimler, bir nesilin en çekişmeli seçimlerinden olacak. Seçmen, başarısız bir plan ve çalışan aileler için yararlı olan iki plan arasında seçim yapacaklar- Muhafazakar Parti’nin iktidarında beş yıl daha, ya da İşçi Parti’nin gelecek nesil ve NHS için daha iyi yaşam koşulları.

    Beş yıl önceki seçimlerden bu yana, ülkemizde çok şey değişti- ve bir çoğu iyiye doğru değişimler değillerdi. Muhafazakar parti hükümeti altında, ortalama bir aile yılda £1,600 daha fakirleşti. Gençler için, güvenceli iş imkanları, ev satın alma fırsatı ve kendilerine daha iyi bir hayat inşa etmek için imkanların daha da kısıtlandığını görüyoruz. Ve NHS’imiz ciddi baskı altında- aday olduğum seçim bölgesi, Enfield North’da, görüldüğü gibi, Muhafazakarlar Chase Farm Hastanesinin acil ve doğum bölümlerini, bir önceki seçimde açık tutma sözü vermelerine rağmen, kapattılar.

    Böylece, Perşembe günü, seçenek NHS’i her zaman koruyabilecek ve 20 bin hemşire ve 8 bin mahalle doktoruna yatırım yapacak İşçi Parti, ya da seçimlerden sonra, NHS’i riske atacak, aşırı kesinti yapacaklarını onaylayan Muhafazakarlar.

    Seçenek, üniversite harçlarını £6,000’a düşürüp, okulu sınavlarını geçip bırakan her genç için stajyerlik sağlayan, 5, 6 ve 7 yaşındakiler için daha ufak sınıf sayısı yaratıp, bir sonraki nesilin bir önceki nesilden daha fazla fırsatları olmasına yardımcı olan İşçi Parti, ya da gençlerin ihtiyaçlarını karşılamayan Muhafazakarlar arasında.

    Seçenek, fiyatların maaşlardan hızlı yükseldiği ve insanların ay sonunu getirmek için daha da zorlandığı Muhafazakarlar altında beş yıl daha, ya da İşçi Parti ile pratik, mantıklı değişiklikler- örneğin asgari saat ücretinin £8 olması, sömürücü ve garantisiz sıfır saat kontratların kaldırılması ve çalışan ebeveynler için çocuk bakımının arttırılması gibi.’’

    Joan Ryan açıklamasının sonunda 7 Mayıs günü İşçi Partiye oy verilmesi çağrısı yaptı.

  • Green Parti Lideri Natalie Bennett KCC’de Konuştu

    Green Parti Lideri Natalie Bennett KCC’de Konuştu

    Green Parti Lideri Natalie Bennett KCC’de Konuştu 1

    Green Party lideri Natalie Bennett Pazartesi günü Haringey’de yapılan Kürt Toplum Merkezinde yapılan toplantıda yaptığı konuşmada hükümetin başarısızlığından göçmenleri sorumlu tutan partileri sert bir dille eleştirdi. Bennett’e Avrupa Parlamentosu milletvekili Jean Lambert ve bölge milletvekili adayları eşlik etti.

    ‘Bu ülkeye gelip hayatını burada devam ettirmeye karar veren bir göçmen olarak bugün burada bulunuyorum. Ben ve benim gibileri kötü göstermeye çalışanlara karşı durmak için burdayım’ diye konuşmasına başlayan Bennett; ‘‘Savaş ve güçlükten kaçmak için Akdeniz’de hayatlarını riske atan erkek, kadın ve çocuk için Britanya’lıların ifade ettikleri endeşeleri daha fazla mücadele etmem için bana ilham verdi’’dedi.

    Green Parti Lideri Natalie Bennett KCC’de Konuştu 1

    Yeşiller partisi lideri Bennett’in konuşmasından öne çıkan başlıklar;

    ‘‘Partim, devletin başarısızlıklarından ya da bankacıların açgözlülükleri ve dolandırılıcıklarından hiç bir zaman göçmenleri sorumlu tutmayacak. En güçlülerin hareketsizliğinden dikkatleri çevirmek için hiç bir zaman toplumdaki en savunmasızlara hiçbir zaman saldırmayacaktır.

    Bu ülkenin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Konut yapımında kronik bir eksik yatırım var, kamu hizmetlerimizin aralıksız özelleştirilmesi ve çalışanların beşte birinin Geçim Maaşı’nın (Living Wage) altında kazandığı bir mali model. Ama bunlar göçmenlerin yarattığı sorunlar değildir. Bunlar hükümet politikasının sistematik başarısızlığındandır.

    Green Parti Lideri Natalie Bennett KCC’de Konuştu 1

    Göçmenlikle alakalı, iktidarda olanların görmezden geldikleri, sorunlardan birisi güvenlik arayan göçmenlerin çaresizlikleridir. Britanya, tehlikeden kaçanlar için daha fazla yapabilir ve yapmalı. Suriye’den sadece 142 mülteci almış olmamız rezalettir. Ve, AB’nin Akdeniz’deki arama ve kurtarma operasyonunun durdurulmasındaki Hükümetin utanç verici rolü de kayıtlara bir leke olarak geçmiştir.

    Savaş ve zulümden kaçanlara umutlu bir mesaj vermenin zamanı geldi: Britanya mülteciler için güvenli bir yer olabilir ve olabilmeli.

    Ayrıyeten, Yeşiller, AB dışından olan eşlerini buraya getirmek için £18,600’in üstü gelirin olmasını gerektiren ayrımcı kanunu kaldıracak.

    Kamusal bir sağlık sistemi için büyük bir mücadele vereceğiz, dünyanın altıncı en zengin ülkesinde hiç kimsenin hayatta kalmak için sadakaya ihtiyaçları olmaması gerektiğini sesli ve net bir şekilde dile getireceğiz.’’

    Toplantı soru cevap kısmından sonra sona erdi.

    Green Parti Lideri Natalie Bennett KCC’de Konuştu 1

     

  • ‘Alternatif Olduğumuzu Göstermemiz Gerekiyor’

    ‘Alternatif Olduğumuzu Göstermemiz Gerekiyor’

    ‘Alternatif Olduğumuzu Göstermemiz Gerekiyor’ 1

    Birleşik Krallık Perşembe günü yapılacak genel seçimler için hazırlanırken, Tusc’ın Tottenham’daki sosyalist adayı Jenny Sutton yürüttüğü yoğun seçim kampanyasından sonra gazetemize konuştu. Kendisini sosyalist olarak tanıtan Sutton, kampanyasında yoksulluk, sağlık hizmetler ve evsizlik gibi sorunlara özellikle dikkat çekiyor. Tusc adayı ‘Tottenham’ı adalet için pembeleştirelim’ sloganıyla, pembe seçim broşürleriyle kesintilere ve göç karşıtlığı politikaların aksine eşitlikçi söylemleriyle kendisini halka tanıttı ve tanıtmaya devam ediyor.

    Sutton, özellikte, UKIP’in öncülüğünde yürütülen yabancı karşıtlığı politikaların diğer partilerin de dahil olmasını eleştiriyor.

    Sendikalar ve Sosyalist Koalisyon, Tusc, mevcut sistemi sorgulayan bir oluşum. Eski milletvekili olan Tusc’ın başkanı Dave Nellist, milletvekilliği maaşının %40’ını, fabrika işçisinin kazandığı kadar, alıp gerisini de bağışlayan siyasetçi olarak biliniyor. Ülke genelinde 135 adayla seçimlere giren Tusc’ın seçim beyannamesinin ana başlığı özelleştirilen kamu hizmetlerinin ve sanayilerin tekrar kamulaştırılmasıdır.

    Çeşitli sosyalist ve sendika kurumlarından, 2010 yılında, oluşan Tusc’ın Tottenham adayı Sutton, İşçi Parti’li David Lammy’e karşı yarışıyor.

    Öğretmen, sendikacı, anne ve aktivist kimlikleriyle kendisini tanıtan Sutton ile seçim kampanyası ve bölge için yapmak istediklerini konuştuk.

    Tottenham’da 27 yıldır yaşayan Sutton, 21 yıldır da Esol öğretmenliği yapıyor. Birinci Körfez Savaşı süresinde, 1990 yılında, Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde (KCC) gönüllü olarak kadınlara Esol dersleri vermeye başladığını anlatan Sutton, orada öğretmenlik yapmaya karar verdiğini ve 1993 yılından itibaren Tottenham’daki CONEL kolejinde Esol öğrettiğini ifade etti.

    Sendika çalışmalarında aktif yer alan Sutton, ırkçılık karşıtı, savaş karşıtı, göç hakları ve mülteci hakları kampanyaların içerisinde yer alan Sutton, aktivist olmanın yanında ve öğretmenliğinin nasıl geliştiğini şöyle anlattı: ‘‘Savaşa karşı çalışma yürütürken Kürt ve Türk kurumlarla çalışmaya başladım, öyle de İngilizce öğretmeye başladım ve Esol öğretmeni olmak için eğitim almaya başladım.’’

    Annesi İskoç, babası Galer’li olan Sutton, Essex’te doğup, 1987 yılından itibaren Tottenham’da yaşıyor ve ‘Artık başka bir yerde yaşamak istemem’, diyor.

    Sutton, bölgenin en büyük sorunlarının yoksulluk ve konut sorunun olduğunu ifade ediyor ve İşçi Parti’li Haringey belediye’sinin Hükümet’in kemer sıkma politikalarına karşı durmak için yeterli olmadıklarını belirtiyor. Sutton şöyle konuştu: ‘‘Tottenham’daki gençlik işsizliği Londra’da en yüksekte. Konut çok büyük sorun. Haringey belediyesi, belediye evlerini özel şirketlere satmak istiyor. Bölgenin yenilenmesine sosyal arındırma olarak görüyor- fakirleri bölgeden uzaklaştırıp zenginleri getirmek. Durum şöyle İşçi Parti belediyesi, merkezi Muhafazakar Parti’nin bütçe kesintilerine karşı gelmektense, düşürülen bütçelerine razı gelip açığı business rates, ve ticaretten çıkarmak istiyor, bunun için de bölgede daha varlıklı insana ihtiyacı var. Yoksulluk Tottenham’da büyük sorun. Sağlık sorunları büyük sorun. Belediye sağlık ve bakım hizmetlerine kesinti yapmayı planlıyor. Bu kesintileri yapmalarının sebebi de austerity uygulamalarını kabul etmeleri ve ret etmemeleri. Kesintilere karşı mücadele edilmesi gerekiyor. Belediye evlerini satmasalar, bedroom tax’ı uygulamasalar, ve merkezi hükümete kesintilerle çalışmaların imkansızlığını dayatsalar, gerekirse greve girip uygulamazlarsa çoğunluk kazanır. Siyasetçi gibi davranmıyorlar, bürokrat gibi davranıp sadece kesintileri uyguluyorlar.’’

    ‘Alternatif Olduğumuzu Göstermemiz Gerekiyor’ 1

    KALKINDIRMA ADI ALTINDA YAPILAN PLANLAMALAR EN ÇOK FAKİR KESİMİ VURUYOR

    Haringey belediyesinin 10 bin belediye evini yıkma planına karşı olan Sutton, yıkılan evlerin yerine tekrar sosyal konut yapılmayacağına ve Tottenham’daki yoksul halkın bölge dışına sürüleceğini ifade etti. Sutton, bölgeyi kalkındırmak için görülen planların aslında en çok yoksul insanları etkileyeceğini ifade etti. Londra Büyükşehir Belediye Başkanlığı İşçi Parti aday adayları arasında olan Lammy’in bu kampanyası için, inşaat sektöründe çalışan, yatırım şirketi, Cain Hoy’ın üst düzey yöneticilerinden, Jonathan Goldstein’dan maddi destek almasını eleştirdi. Sutton, şöyle konuştu: ‘‘Burada iki sorun var. Birisi, belediyenin kendi sosyal etki raporunda planların özellikle siyahi toplumu olumsuz etkileyeceğini belirtmesine rağmen, Lammy’in belediyenin bölgeyi rejenere etme planlarına karşı gelmemesi. İkinci sorun da, bir konut yatırım firmasının Lammy’in Londra belediye başkanlığı kampanyasına destek olmasıdır. Bu yasa dışı değildir, fakat, etik ve siyasi bir sorun var. Maddi çıkarlarının olduğu bir yerde, farklı yaklaşımları varken sıradan vatandaşların haklarını aradıklarını nasıl söyleyebilirler.’’

    Sutton, Tusc olarak amaçlarının kesintilere karşı durmak, Ulusal Sağlık Hizmetleri’ni (NHS) korumak ve yatırım yapmak, kamu işlerini korumak, zenginlerin vergilerini arttırıp, nükleer silahlanmayı kaldırmak olarak anlatıyor.

    Kampanya süresinde olumlu yanıtlar aldığını belirten Sutton, bir çok insanın, İşçi Parti’sinin kendilerini temsil ettiğini düşünmemelerine rağmen, Muhafazakar Parti’nin iktidar olmasını önlemek için İşçi Parti’ye oy vermeyi planladıklarını gördüğünü belirten Sutton, Lammy’in bölge halkına yabancılaştığını ifade etti.

    Sutton, adil bir vergi sistemin oluşturulup ve özelleştirilen hizmetlerin tekrar kamulaştırılmalarıyla toplumun eşit düzeylerde yaşamasının mümkün olabileceğine vurgu yapıyor.

    KESİNTİLER EN ÇOK KADINLARI ETKİLİYOR

    Sutton, bir eğitimci olarak, ülkenin eğitim sisteminde, ve özellikle eski Muhafazakar Eğitim Bakanı Michael Gove’ın yaptığı değişikliklerle, büyük eksiklikler olduğunu gördüğünü dile getirdi.

    Sutton, sosyal bakım hizmetlerine yapılan kesintilerden de büyük endişe duyuyor ve hasta bakımına yapılan bu kesintilerin ilk olarak kadınları etkileyeceğini ifade etti.

    Liberal Demokrat Parti’nin artık önemsiz olduğunu ifade eden Sutton, Yeşil Parti’nin oylarını arttırmalarının önemli olduğunu ve Tusc adaylarının olmadığı seçim bölgelerine Yeşil Parti’nin desteklenmesinin önemli olduğunu dile getirdi.

    İŞÇİ SINIFIN MÜCADELESİNDE KÜRTLERİN ROLÜ BÜYÜK

    İstanbul’da, 1996 yılında, Emine Ocak da dahil olmak üzere, Cumartesi anneleriyle gözaltına alındığını anlatan Sutton, Kürt ve Türk sosyalistlerin mücadelesinden çok etkilendiğini ifade etti. Kürtlerin, Britanya toplumu içerisindeki rolünü şöyle anlattı: ‘‘Kürtlerin Britanya toplumu içerisinde önemli yerleri var. Bu da Sykes Picot a, ve Kürdistan’ın bölünmesine kadar gidiyor. Britanya Orta Doğu’yu bölmeseydi ve 1920’li yıllarda Kürtleri gazlamasalardı bu ülkede var olan göçmen toplumu olmayacaktı. İşçi sınıf mücadelesinde de Kürtlerin önemli rolü var. Kürt ve Türk toplumunun bu mücadelede var olmaları çok önemli ve olumlu. Buradaki işçi sınıf mücadelesinin Kürt toplumu gibi, emperyalizme mücadele eden toplumlarda öğrenecekleri çok şey var.’’

    Sutton, Britanya solunun zayıfladığını ve yeni nesilde tekrar yayılması gerektiğini belirterek, solun bölünmesinin bunda büyük rol oynadığını ve Tusc’ın sol grupları bir araya getirmeye çalıştığını ifade etti. Yunanistan’daki Syriza’nın seçim zaferinin ve İspanya’daki Podemos’a desteğin artmasının önemli olduğunu vurgulayan Sutton, Britanya solunun güçlenmesi gerektiğini belirtti. Solun güçlenmesi, aşırı sağı zayıflatacağını belirten Sutton, şöyle konuştu: ‘‘Sağ yükselerek gerçek ve ciddi bir tehdit oluyor ve dikkatli olmamız gerekiyor. Yunanistan’da Syriza’nın kazanması buradaki insanlara, ‘austerity’, kemer sıkma politikalarını kabul etmeleri gerekmediğini gösteriyor. Syriza ve Podemos Avrupa’daki austerity karşıtlarına biraz güven verir.’’

    ‘‘ANA AKIM PARTİLERİ İÇİN GÖÇMENLERİ SUÇLAMAK DAHA KOLAY GELİYOR.’’

    Yabancı ve göçmenlerin evsizlik, yoksulluk ve sağlık hizmetlerinin çöküşünden sorunlu tutulmalarının, yeterli vergi ödemeyen zenginlerden dikkati dağıttığını anlatan Sutton, şöyle devam etti: ‘‘Yunanistan’daki sol Britanya’nın solundan çok daha ileride ve organize. Organize olan bir işçi sınıfları var. Yunanistan’da sağın yükselmesinin önlenmesinde, sosyalistlerin rolü büyük oldu. Golden Dawn, vahşice göçmen işçiler ve toplumları hedef alıyordu, ama sosyalist sol, göçmenlerin ülke sorunlarından sorumlu olduklarının söylemine devamlı karşı olarak, öfkeyi vergilerini ödemeyen zengin Yunan sınıfa yönlendirdiler. İşçilerin austerity’ye karşı birleşmeleri gerektiğini vurgulayıp, ırkçılığa karşı söylemleri de kampanyalarının ana maddesi yaptılar. UKIP faşist bir parti olmasa bile, ırkçı popülist bir parti, ve yabancıların evsizliğe ve düşük maaşlardan sorumlu olmasının sebebi oldukları söylemi aynı. Bu söylem Muhafazakar Parti tarafından besleniyor ve İşçi Parti tarafından da meydan okunmuyor. Ana akım partileri için göçmenleri suçlamak daha kolay geliyor.’’

    Left Unity’den destek aldığını belirten Sutton, Tusc’ın solun bölünmesine bir çözüm bulmaya çalıştığını ve Tusc çatısı altında olmasa da solun toplu olarak çalışması gerektiğini vurgulayıp, ‘çok daha ileriye gidilmesi gerekiyor’, dedi.

    ‘‘BİZ ORGANİZE OLUP, ALTERNATİF OLDUĞUMUZU GÖSTERMEMİZ GEREKİYOR’’

    Sutton, Tusc’ın, desteklenmesinin önemine vurgu yapıp, uzun vadeli bir mücadele içerisinde olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: ‘‘Biz protesto oyuyuz. Ve mesajımız, azınlığın yararına yarayacak şeylerin yapılıp çoğunluğun zarar görmesine karşı durulmasıdır. Sosyalistler var olan sistem içerisinde değişiklik yapılabileceğine inanmıyor. Ama ben, çoğunluk için faydalı olacak bir şeylerin yapılabileceğine inanıyorum. Parlamentoda bu sesi çıkartacak milletvekillerine ihtiyacımız var. Alt tabanın bilinçlenip ses çıkarmaları gerekiyor. Çok ufak bir oluşumuz ama bu tartışmalar olması gerekiyor. Şu anda sol zayıf ama olasılıklar var. Yeni nesili kazanmamız gerekiyor. Bu yeni nesil çoğulcu mücadelelerin zaferlerine tanık olmamışlar henüz. Kazanım olmadan onları ikna etmemiz zor. Ama ortada büyük haksızlıklar var ve alternatif aranıyor. Biz organize olup alternatif olduğumuzu göstermemiz gerekiyor.’’

    Sutton, son olarak haksızlığın olduğu yerlerde mücadelelere destek verilmesi gerektiğini belirten Sutton, sosyalist yapıların bu değişimlerden faydalanmak için kendilerini göstermeleri gerektiğini anlattı ve şöyle devam etti: ‘‘Çevre için de sosyalistlerin organize olup, çevreyi koruma altına almamız gerekiyor. Nerede bir mücadele var ise orada olmamız şart. Düşük ücretler, ırkçılık, cinsiyetçilik, sosyalistler orada olup organize olmaları gerekiyor.’’

    Haber: Esra Türk

  • Britanya Siyasetinde MANKURT Kürtler

    Britanya Siyasetinde MANKURT Kürtler

    7 Mayıs Britanya genel seçimleri yaklaştıkça insan Britanya ve Londra’nın siyasete atılmak ve seçilmek isteyen bazı Kürt adaylarından dolayı hayretlere giriyor.

    ZANA GENÇ-LONDRA

    Britanya Siyasetinde MANKURT Kürtler 1

    Liberal Democrats, Kuzey-Londra Tottenham bölgesi milletvekili adayı Dr Turhan Özen geçen hafta TRT TÜRK’e verdiği 3 dakikalık röportajı izledikten sonra ve bunu sosyal medya üzerinde kendisi ile doğrudan bazı seçmenlerin eleştirip tartıştığından sonra, bu yazıyı ele almaya karar verdim.

    Konuya girmeden önce, bilmeyenler için MANKURT kelimesine ilk olarak nerde ve nasıl rastladım, Mankurt’un veya Mankurt’laşma ne anlama geldiğini izah edeyim.

    2000’li yılların başında, Londra’da Kuzey Kürdistanlı toplumunu yakından tanımaya başlayan ve onların siyasi/toplumsal kurumlarından aktif rol almaya başlayan Xorasan-Quçan’lı (İran Horasanı) bir Kürd dost ile tanıştım, zaman ve yıllar geçtikçe dostluğumuz pekişti. Bir gün bana dedi ki ‘sana bir kitap, bir roman, sipariş edip hediye etmek istiyorum, ama bu kitabı iyi okumanı istiyorum ki seninle bir konuyu derinden sohbet edeyim.’

    İran-Xorasan Kürdleri ağırlıklı olarak Dêrsim, Çemişgezek havzasından yaklaşık 600 yıl önce Xorasana göç ettirildi. Şu an orda bir milyonu aşkın bir Kürd nüfusu, binlerce köyde, yüzlerce kasabada, ve onlarca şehirlerde yaşamakta. Günümüzde Xorasanlı Kürdler kimliğini, folklorik gelenek ve Kürtçe dilini Türkiye Kürdistanın birçok bölgesinden daha iyi koruyabilmişlerdir.

    Xorasan-Quçanlı dostum bana “Gün Olur Asra Bedel” (İngilizcesi The Day Lasts More Than a Hundred Years) adlı kitabı sipariş edip hediye etti. Bana hediye etmesinin ve ısrarla benim bu kitabı okumamı istemesinin amacı, Kuzeyli (Türkiye) Kürdlerin uğradığı ve günlük hayatlarında yaşadığı, benliklerine hücrelerine işlediği asimilasyonu, başkalaşma, kendi diline, toplumuna düşmanlaşma ve köle mantığını nasıl içselleştirdiğini daha iyi kavramam içindi. “Gün Olur Asra Bedel” kitabı, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde, 1980’de, ve daha sonra dünyaca tanınan Kırgız yazar, Cengiz Aytmatov, tarafından Rusça yazılmıştı, ve daha sonra birçok dile çevrildi.

    Cengiz Aytmatov, romanında “Mankurt” kavramını bir sosyoloji terimi yapacak derecede çarpıcı sosyolojik saptama yapar. Mankurt, Aytmatov’dan sonra, geçmişini unutmuş, bedeniyle ve ruhuyla karşı tarafın buyruğu altına girmiş, yeni efendisine yaranmak için kendi değerlerine, ailesine ihanet edenlerin ortak adıdır.
    Mankurt bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir.
    Kelime aslen Türkik bir kelimedir, Kırgızistan, Kazakistan ve Moğolistan çevresinde ilk kullanılmıştır, Türkiye’de ülkücü ve Turancılar bu kelimeyi çok kullanır.
    Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanında bir Orta Asya efsanesi, bir bilinçsiz köleden bahsediliyor. Mankurt haline getirilmek istenen kişinin başı kazınır, başına ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak Güneş altında bırakılır. Deve derisi kurudukça gerilir. Gerilen deri başı mengene gibi sıkar ve inanılmaz acılar vererek aklını yitirmesine neden olur. Böyle bir kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgusuzca yapan bir köleye dönüşür.

    Osmanlıda Hıristiyan çocukların zorla alınarak devşirilip yetiştirilmesi ile oluşturulmaya başlanan Yeniçeri Ocağı da bir Mankurt’laşma yöntemidir, çünkü büyüyen ve ordulaşan çocuklar daha sonra kendi toplumuna karşı acımasızca hunharca kullanıldılar.

    Bu uzun serüveni ve açıklamayı yaptıktan sonra, Britanya Siyasi arenasında siyasete, 7 Mayıs genel seçimlerinde milletvekilliliğine atılmaya çalışan bir ‘Mankurt’ Kürdü tanıyalım.

    Dr Turhan Özen, Britanya’nın Liberal Demokrat Partisinden 7 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlerde Kuzey-Londranın Tottenham bölgesinde milletvekili adayı. Elazığlı muhafazakar bir Kürd, 1997’den beri Britanya’da yaşamakta, okumuş, yüksek eğitim görmüş bir insan, ve 2007’de beri şuan yer aldığı Liberal Demokrat partisinde aktif. Yıllardır Kürd toplumuna ve Kürd kurumlarına kendisini tanıtmaya sevdirmeye çalışan biri.

    Temsil ettiği parti, Liberal Demokrat, isminden de anlaşıldığı gibi Tottenham, Londra ve Britanya’daki kültürel çoğulculuğu, özgürlükleri, farklı kimlikleri kucaklayan, farklı isimleri ile adlayan, zorla kimlik giydirmeyen bir siyasi çizgi gütmekte ve savunmakta.

    Genelde Kuzey-Londra ve özelde Tottenham bölgesinde yoğun bir Kürd nüfusu yaşamakta, bunların çoğu Türkiye Kürdistan’ından askeri, siyasi ve ekonomik baskıların 1990’lı yılların başında arttığı dönemde Londra’ya siyasi sığınmacı olarak geldiler. Burada, özelikle Haringey, Hackney, Enfield ve Islington belediyeleri sınırları içinde son 20-25 yılın içinde zorluklara rağmen, kendi öz Kürd kimlikleri altında örgütlendiler, siyasal, inançsal, yöre, ve ekonomik kurumlaşmalara gittiler.

    Ve kendilerini beli bir derecede yılların mücadelesi ve emeği ile Türkiye’de yasaklanmış, yok sayılmış, baskı görmüş, sürgün edilmiş, Kürd kimliklerini hem yerel hem de merkezi Britanya devlet kurumlarına kabul ettirmeyi başardılar.

    Liberal Demokratlar Tottenham bölgesi milletvekili adayı Dr Turhan Özen geçen hafta TRT TÜRK’e verdiği 3 dakikalık röportajı izledikten sonra ve bunu sosyal medyada kendisi ile direk bazı seçmenlerin eleştirip tartıştığından sonra, bu yazıyı ele almaya karar verdim.

    3 dakikalık röportajda Ankaralı ve Kürdlerin damadı olan muhabir, Mehmet Bal, bastıra bastıra gaz vere vere Turhan Özen’e soruyor; “İngiltere’nin ilk TÜRK milletvekili olma şansın var, Kuzey Londra’nın, Tottenham’ın, Haringey’in TÜRK toplumu için ne demek, nasıl bir duygu TÜRK milletvekili adayı olmak?”

    Turhan Özen’in sunucuya verdiği birkaç cevabı kısaca sizlerlen paylaşayım; “Tottenham TÜRK nüfusunun çok yoğun olduğu bir bölge, bugüne kadar TÜRK geçmişe, TÜRK asılı yok İngiltere Parlamentosunda, Lordlar Kamerasında bir bayan MERAL ECE hanım var, ama o KIBRISLI (yani o Kıbrıslı, TÜRK değil, ama bizim mankurt TIRK oğlu TIRKdır)”

    “İngiltere’nin milletvekili olması TÜRKLERİN İngiltere’de, politika konusunda TÜRK fikrinin ne olduğunu, TÜRK asıllı, TÜRKÇE konuşan insanların ne düşündüğünü bilmesi faydalı olacak, İngiltere politikası için”

    …….

    Bu röportajı ve Kürdlere tekrar ve maalesef bu sefer mankurt bir Kürd tarafından zorla giydirilmeye çalışılan Türk kimliğini, sosyal medya üzerinden eleştiren Britanyadaki Kürdler, seçmenine, şöyle cevap verme cüretini Turhan Özen kendinden bulabiliyor

    “Kürt bir aileden geliyorum, sonradan dahil olduğum bir toplum değil, o yüzden şunu da net olarak söyleyebilirim. Kürt ve Türk kelimeleri bizim için bir fark ifade etmiyor. Kürtlerin çoğunluğu için. Bu konuda aşırı ısrarcı arkadaşlar da hem Kürtlerin özgürlük alanına rahatsızlık veriyor, hem de diğer ırklar ile gereksiz bir düşmanlık havası oluşturuyor. Artık Kürt toplumu da BNPvari (yani Britanya nın ırkçı MHPsi) refleksleri ile de yüzleşmeli.”

    Buna karşı bazı yorumcular tepkilerini şöyle ifade ettiler,“Liberal Demokrat Parti’den aday olduğuna emin misin? MHP adayı gibi konuşuyorsun da! ‘Türk asıllı’, ‘Türk geçmişine sahip’, Türk milletvekili’ ‘Türkleri etkinleştirmek’ vs.

    Seçim sürecinde katıldığı her panelde Kürt olduğunu söylemiş ama TRT Türk mikrofonunu görünce her ne olmuşsa artık, ağız alışkanlığı değişip Türklüğünü hatırlamış. Bugün Türkiye’de AKP ve CHP’de bile böyle siyasetçi bulmak zor. Kürt toplumunu temsil edemeyeceği çok açık.

    Bu uzun yazıdan sonra, bu arkadaşa cevap verecek olan, öncelikle 7 Mayısda oy kullanacak Kürd seçmenidir, daha sonra da dirsek temasında olduğu desteğini ve yardımını esirgemeyen Britanya’daki Kürd şahsiyetler ve Kürd kurumlarıdır.

    Artı yeni bir Ozan Ceyhuna yolu açmayalım diyorum. Ozan Ceyhun Almanya’da Yeşiller Partisinden milletvekilliydi, daha sonra SDP (Sosyal Demokrat Partisi) ve şuan 2015 Türkiye genel seçimleri için AKP’den adaydır….

  • Di Anketên Dawî De Partiya Karkeran û Ya Muhafazakar Wek Hevin

    Di Anketên Dawî De Partiya Karkeran û Ya Muhafazakar Wek Hevin

    Ji bo hilbijartinên giştî yên Brîtanya ku wê 7´ê Gulanê roja Pêncşemê werin lidarxistin, partiyên siyasî propagandayên xwe yên dawî dikin. Li gorî anketeke encamên wê hatin aşkerakirin Partiya Karker a li mûxalefetê wê bi rêjeyeke kêm, hilbijartinê qezenç bike.

    Di Anketên Dawî De Partiya Karkeran û Ya Muhafazakar Wek Hevin 1
    David Cameron û Ed Milliband

    Li hin anketên ji bo hilbijartinên giştî Partiya Mûxafazakar (Torîes) a Serokwezîr Davîd Cameron endamê wê ye di rêza yekemîn de ye, li hin anketan jî Partiya Karker (Laboûr) wê bi ser bikeve.

    Li gorî anketa dawî ya ji aliyê şîrketa YoûGov ve hat kirin, Laboûrg a bi lîderiya Ed Mîlîband bi rêjeya ji sedî 34’an re di rêza yekemîn de ye. Torîes a bi lîderiya Serokwezîr Davîd Cameron jî bi rêjeya ji sedî 33’an di rêza duyemîn de cih digire.

    Rêya Demokratên Lîberal ên hevparê desthilatdariyê ne, di rêjeya ji sedî 8’an de ma. Rêjay Partiya Serxwebûnê ya Yekbûyî (UKIP) ku bi gotinên xwe yên nîjadperestî û dijberiya Ewropayê tê naskirin, derket ji sedî 14’an.

    Li gorî anketeke din a ji aliyê şîrketên cuda ve hat kirin, Partiya Karker û Mûxafazakar gelekî nêzî he vin.

    ‘BI ÇEND PÛANÊN JI HEV ZÊDE RE DIBE KU PIRANIYA PARLAMENTERAN BI DEST BIKEVE’

    Li Brîtanyayê de ku wê 650 endamên Kamara Avamê werin hilbijartin, di hilbijartinên sala 2010’an de Torîes bi rêjeya ji sedî 36,1 ê dengan re 308 parlamenter, Demokratên Lîberal jî bi rêjeya ji sedî 23’an re 57 kursî bi dest xistibû û tevlî koalîsyonê bûbû.

    Laboûr ku ji sala 21997’an het sala 2010’an li ser desthilatdariyê bû, bi rêjeya ji sedî 29’an re258 kursî wergirtibû û ketibû rewşa mûxalefetê.

    Di van hilbijartinan de ji ber ku ketina dengên demokratên lîberal û bêbandoriya partiyên din, Patiay Karker an jî mûxafazakar bi çend pûanên ji hev zêde re dikarin bi tena serê xwe bibin desthilatdar. Herî dawî Partiya Karker a bi lîderiya Tony Blaîr di hilbijartinên sala 2005’an de bi rêjeya ji sedî 35,2 ê dengan re ji 650 kursiyan 355 qezenç kiribû.