Blog

  • Coronavirüs aşısı Britanya’da kullanıma başladı

    Coronavirüs aşısı Britanya’da kullanıma başladı

    İngiltere’de Pfizer ve BioNTech şirketlerinin ürettiği aşıyı dün kullanmaya başladı. Aşı ilk olarak 90 yaşındaki İngiliz vatandaşı Margaret Keenan’a yapıldı.

    İngiliz sağlık sistemi NHS görevlisi ve Medi-Park Başhekimi Dr. İbrahim Yahli aşı ile iligli detayları televizyonumuzla paylaştı. Yahli, aşının güvenilir olduğunu, öncelikle bakım evindeki yaşlılara ve durumu acil olanlara yapılacağını da hatırlattı.

    İngiliz Keenan, dünyada da gönüllüler haricinde ilk aşı olan sıradan vatandaş ünvanını aldı. Böylece Pfizer’ın aşısına dünyada ilk kullanım onayını veren ülke olan İngiltere, resmi olarak halkı aşılamaya başlamış oldu.

    İngiltere, Pfizer ve BioNTech’in aşısından toplam 40 milyon doz sipariş etti. Bu, 20 milyon kişiye aşının yapılması anlamına geliyor. İlk hafta yaşlı bakım evlerinde kalanlar ve sağlık personeli öncelikli olmak üzere ülkede 800 bin kişiye aşı yapılması bekleniyor.

    Avrupa’da koronavirüsü salgınının en kötü vurduğu ülkelerden biri olan İngiltere’de bugüne kadar 61 binden fazla kişi salgın nedeniyle hayatını kaybetti.

    Telgraf Haber

  • Karl Marks ve Mehmet Aksoy mezarlarının başında anıldı

    Karl Marks ve Mehmet Aksoy mezarlarının başında anıldı

    Marksist Leninist koministler İngilterinin başkenti Londra bulunan  Karl Marks ve Mehmet Aksoyun mezarları başında anma gerçekleştirildi.

    Marksist Leninist Koministler yaptığı anmada Karl Marks’dan, Erdal Balcı’ya, Koray Aspir şahsında saygı duruşuyla başladı.

    MLKP AdınaYapılan  konuşmada kasım ayı ölümsüzlar ayı dolayısıyla  ölümsüzlerimizde ögrenmeye devam ediyoruz.  Onların iddalarını ve kavgalarını dünya poroleteryasının önderleri huzurunda onulara söz veriyoruz denildi.  Bu güne kadar verilen mücadelede ve yapılan başarı ve kazanımlarımızda  ölümsüzleşenlerimizin emeği, fedakarlığı ve özverisiyle bugünlere geldik. Bundan sonrada mücadelemizin her alanında bize yol gösterecek ve onların izinde  yürümeye devam edeceğiz. Bizlere bıraktıkları kızıl bayrağı yere düşürmeyeceğiz. Götürelen karanfilleri bırakarak eylem sonunlandırıldı.

  • Londralı müzisyen Sezin Angelova’nın yeni teklisi yayında

    Londralı müzisyen Sezin Angelova’nın yeni teklisi yayında

    Londra merkezli caz vokalisti ve söz yazarı Sezin Angelova’nın ilk single’ı ”Simya” 29 Kasım pazar günü tüm dijital platformda yayınlandı. Yayınlandığı ilk gün İngiltere’nin önde gelen prestijli radyolarından Jazz FM’de Jez Nelson’ın programına dahil olan ”Simya”, ileride oluşturulması  planlanan nu-caz albümünün ilk teklisi niteliğini taşıyor.  

    Sezin, belirli şekillerde bir araya geldikçe duygusal ve entelektüel yoğunluğa ait bir dil oluşturan çeşitli cümleler yazmayı ve söylemeyi seviyor ve çıkan bu ilk single’ını şöyle tanımlıyor: 

     

    ‘’Simya, her biri farklı derinliğe sahip birçok anlamı olan bir kelimedir. 

     

    Türkçe’de simya; (ing: alchemy) eski Afrika dilinde Tanrı’nın armağanı anlamına geliyor. 

    Eski simya sanatı, maddede ruhu aramaktır. Bu, bazılarını kırmayı başardığımız ve diğerlerini tekrarladığımız fraktal kalıp ve döngülerden oluşan yaşamlar aracılığıyla içsel dönüşüm uygulamamızdır. Bazı dönemler günümüzde olduğu gibi zorlu geçse de, bizi çokça tekamül ettirirler. Her bir döngüde; en özgün benliğimizde ustalaşmayı öğreniriz. 

    İşte bu şarkının teması, tekrar eden tüm iniş ve çıkışları olduğu gibi kabul etmek ve bundan bir yaşam enerjisi ve neşe yaratmaktır. Bu şarkı bize her anın kutsallığını hatırlatmak içindir, ve hepsi bu kadar‘’ 

     

    Yeni dönem caz müzisyenlerinin Lockdown kollaborasyonu 

    Prodüktörlüğünü multi-enstrümantalist ve besteci Cömert Jomy Jai’in yaptığı şarkı, Londra’da yaşamakta olan birçok farklı ekolden caz müzisyeni bir araya getirdi. Yazılış, kayıt süreci ve video klibi de dahil olmak üzere, şarkının her aşaması karantina döneminde, evlerde tamamlandı.

    Yetenekli müzisyen Cömert Jomy Jai, 2008 yılından bu yana Bestival, Mandrea, Wave-G-Treffen, KoKo, Jazz Cafe, Scala, Passing Clouds ve bir dönem işletmeciliğini yaptığı ORO Sahne gibi Londra underground caz ekolünün birçok tanınmış venüsünde ve festivalinde performans sanatçısı ve prodüktör olarak yer aldı. Ayrıca birçok albüme müzisyen ve aranjör olarak katkıda bulundu. Kültürel kökenlerinin avangart etkileriyle caz, elektronik ve dünya müziğini harmanlayarak kendi özgün müziğini yaratıyor. 

     

    Simya ve diğer özgün sesler 

    Sezin ve Jomy, repetif ilerlemelerle mana bulan, ayrıca kulaklarına yerleşmiş tınıları da bünyesinde barındıran fütürist bir konsept yarattılar. Bu şarkılarda yaşadıkları farklı adreslerin kültürlerinden, deneyimlerinden, seslerinden ve rezonansından ipuçları bulmak mümkün. Herkesin içsel bir yolculuğa çıktığı bu dinamizm döneminde bu şarkıların yeni bir dönemin ilk temsilcilerinden olacağına inanıyorlar. 

     

    Linkler:  

    www.sezinangelova.com 

    https://www.instagram.com/sezinangelova/ 

    https://sezinangelova.bandcamp.com 

    Sezin Angelova – Simya (Official Audio): https://youtu.be/nTnyA68GQ3Q 

    https://www.instagram.com/jomy_jai/ 

    NOT: Ekteki fotolar, Sezin Angelova ve Cömert Jomy Jai’in fotolarıdır. 

     

    Londra / Suna Alan

  • Londra 27 Kasım coşkusu

    Londra 27 Kasım coşkusu

    Londra’da Kürt Halk Meclisi’ne bağlı kadın  ve gençlik inisiyatiflleri ile örgütlenme komisyonu tarafından düzenlenen eylem ve etkinlikler ile 27 Kasım coşkuyla kutlandı.

     

     

    Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi tarafından 27 Kasım kutlamaları kapsamında Kuzey Londra’da araç konvoyu oluşturularak şehir turu yapıldı. KCC binasından start verilen şehir turu kapsamında araçlara PKK ve KCK bayrakları ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan posterleri asıldı. Konvoya ilgi yoğun olurken araçlarda PKK şarkıları çalındı. Şehir turu sırasında yol boyunca esnaflar ve çevredekilerin alkışlarla korna ve zafer işaretiyle konvoya destek verdi.  ayrıca yüzlerce aracın korna ve zafer işaretleriyle konvoyu selamladı.

     

     

    ALEXANDRA’DA HAVAİ FİŞEKLİ KUTLAMA

    Halk Meclisi Örgütlenme Komisyonu tarafından  da kentin en yüksek tepesi Alexandra Palace ta akşam saatlerinde 27 Kasım coşkuyla kutlandı. PKK bayrakları ve Öcalan flamalarını taşıyan grup 27 Kasım’ı havai fişeklerle kutladı.

    Sık sık sloganlarının atıldığı eylemde Örgütlenme Komisyonu Sözcüsü Mehmet Dersim, diriliş bayramı ruhuyla 27 Kasım’ı kutladıklarını belirterek, “Özgür önderlik Özgür Kürdistan şiarımızı gerçekleştirme sözünü bir kez daha yineliyoruz” dedi.

     

    GENÇLİK MÜCADELEYİ SELAMLADI

    PKK’nin 43. Yılı gösterileri kapsamında Kürt Gençlik  İnisiyatifi de merkezi bir noktada eylem gerçekleştirdi. 27 Kasım’ı havai fişek gösterisi ve halaylarla karşılayan gençler,  sık sık “PKK halktır halk burada,” “Genç başladık genç başaracağız”, “Lovely PKK” sloganları attı. Burada yapılan açıklamada, “Kürt gençleri ve dostları olarak, özgürlük mücadelesinde savaşan yoldaşlarımızı selamlıyoruz. 27 Kadım ruhuyla Demokratik Konfederalizmi Önder Apo’nun özgürlük ruhuyla inşa edeceğiz” dedi.

     

    Erem Kansoy

  • Şahin ve Albayrak için eylem

    Şahin ve Albayrak için eylem

    İngiltere’nin başkenti Londra’da Yunanistan konsolosluğun önünde porotesto eylemi gerçekleştirildi. 17 Kasım 2020 tarihinde Yunanistan’a sığınmak için Türkiye’den adaya gelen, iki politik mülteciye yardım ettikleri için gözaltına alınarak tutuklanma talebiyle mahkemeye  sevk edilen ALİ CAN ALBAYRAK ve HÜSEYİN ŞAHİN isimli siyasi mülteciler için eylem yapıldı.

    Yunanistan’da siyasi mülteci konumunda olan Ali Can Albayrak ve Hüseyin Şahin Yunan polisinin işkence ve şiddetine maruz kalarak daha sonra götürüldükleri Sakız Adası’ndaki hapishanede darp edilmiş, çıplak arama işkencesine maruz bırakılmışlardı.  Özel eşyaları verilmeyen, sürekli darp ve şiddete maruz bırakılan sosyalistler için Avrupa’da örgütlü bulunan AvEG-Kon’a bağlı bulunan    GİK-DER üyeleri bugün Yunanistan Konsolosluğu önünde eylem yaparak bir an önce Ali Can Albayrak ve Hüseyin Şahin’in serbest bırakılması ve özgürlüklerine kavuşması talebiyle eylem yaptı. Konsolog yetkililerine bildiri ve afişler verilerek eylem son buldu.

  • Sümer Erek’ten yeni bir sanat projesi : İncir Ağacının Altında

    Sümer Erek’ten yeni bir sanat projesi : İncir Ağacının Altında

    YAŞAM, SANAT VE ÖTESi
    Sümer Erek, ilk adımlarını 2017 yılında attığı çalışmalar dizisine, pandemi koşullarının sınırları ve psikolojisi içinde, boyut değiştirerek  ve yeni katmanlar ekleyerek üretmeye ve toplumla paylaşmaya devam ediyor.
    Erek, özelikle covid salgınının, yaşamı, ölümü, sanatı ve ötesini bir çok düzlemde düşünmesine neden olduğunu ve içinde bulunduğumuz tecrit durumunun sanatsal üretimini daha da çok perçinlediğini belirtti. Bu sebeple bilincinde berraklaşan sanat anlayışının kendini ‘Yaşam, Sanat ve Ötesi’ sözcükleriyle dışarı vurduğunu ifade eden Kıbrıslı sanatçı: “Ancak, salgın sadece bu dönemde yaptığım çalışmalarımı değil, geçmiş çalışmalarımı da bu kavram içerisinde kucaklamamı ve anlamamı sağladı” dedi.
    Yaşamı sanata, sanatı yaşamın içine taşıma serüveninde, üretim sürecinin açıklığı, samimiyeti ve cesareti içerisindeki yolculuğun bir çok yeni çalışmasında beden bulduğunu, Süheyla’nın Müzik Dünyası’nın bunlardan sadece bir tanesi oldugunu belirten Erek’in, çok düzlemli sanat dallarından oluşan bu çalışmasını Kasım ayının ilk haftasında Shacklewell Lane Camisinde izleyici ile buluşturdu.
    Çalışma üç önemli kaynaktan beslenmektedir.
    Bunlardan ilki İngiltereye göç etmiş Kıbrıslı Süheyla Hanım’ın 1960’lı yıllardan 2000’li yıllara kadar Londra’da açtığı ilk Türkçe müzik dükkanıyla alakalıdır.
    Süheyla, Anadolu ve Kıbrıs kökenli insanlara kendi kültürlerine ait müzikleri ulaştırmanın, farklı kültür ve sanat unsurlarına ilgi duyan Ingilizlerin Anadolu müzik kültürüyle tanışmalarını sağlamanın aracısı; bir başka deyişle de nacizane bir müzik ve kültür elçiliği yapmanın kısa adıdır.
    Çalışmanın ikinci boyutunu da Erek şu sözlerle ifade etmektedir;
    “Geldiğim topraklarla, geçmişimle, çocukluğumla özdeşleşen ‘İncir Ağacı Altında’ tanımı, yaşamakta olduğum bu topraklarda da kök saldı, Atölye ve evim arasındaki bahçeyi kaplayan incir ağacı, üretim ve yaşam alanımın altını oluştururken ayni zamanda insanlık ve sanat anlayışımı, ‘Yaşam – Sanat’ bağlamının ötesini arayışımın zeminini oluşturdu” ifadesini kullandı.
    İncir ağacının mitsel ve teolojik anlamlarının çokluğu, meyvasının doyuruculuğu, kök ve dallarının yayılım biçimleri; toprak veya diğer bitki ve hayvanlarla kompleks ilişki biçimi; hayata dair zengin metaforlar sağlaması sanatçının üretim ve yaşam pratikleri ile paralellikler sağlamaktadır.
    Mekanı çalışmanın bir bileşeni haline getirme adına alışıla gelmiş, düz, nötr sanat mekanları yerine insanın varoluş hikayelerine uyan bir mekan seçmek çalışmanın üçüncü boyutunu sağlamaktadır.
    İnsanlığın geçmişine ve geleceğine doğru olan yolculuğunu vurgulayan özellikleri barındıran mekanları tercih etmek istediğini belirten Erek, Shacklewell Lane Camisini çalışmanın ruhuna uygun bir mekan olduğu için seçtiğini ifade etti. “Tribute” yani; anma, yüceltme ve saygı anlamına gelen ve tam da Süheyla’nın Müzik Dünyası’na uyum sağlayan bir atmosfere sahip olduğu için bu mekanı önemsediğini ekleyen Erek, ‘’…çalışmanın ilerleyen tarihlerde zaman ve mekan diyalektiğine bağlı olarak değişik betimlemelerle izleyicileri ile buluşacağını’’ belirtti.
    Eskiden bir Sinagog olan caminin kubbesinin altına düzenlenen çalışmada kök ve gövdesi farklı ağaçlardan, üst tarafıysa incir ağacının yaprak ve dallarından olusan üç farklı ağacın birleşiminden meydana gelen bir tek ağaç bulunmakta. Ağacın altında, ayna, merdiven ve müzik dükkanından geriye kalan kültür ve müzik mirası diyebileceğimiz fakat günümüz modern dünyasında kullanımını yitirmiş olan yüzlerce teyp kasetinin hayata döndürülmesi ile sahneyi saran yedi adet kaset kulesi bulunmaktadır.
    Çalışmada simgesel anlamları olan ayna, merdiven gibi somut veya yedi, üç gibi soyut nesneler ve malzemeler de kullanan sanatçı, çalışmayı farklı kültür ve altyapılardan gelen bir grup profesyonel müzisyen sanatçının performansı ile harmanlamaktadır.
    Doğu ve Batı enstrümanlarında ustalık sahibi müzisyenlerin konuk sanatçı olarak sahneye davet edilmesi ve çalışmanın bir parçası olmalarıdır. Sahnedeki kuleler arasında dolanan müzisyenlerin doğaçlama olarak yaptıkları müzikler, sergilenen görsel şöleni ayinsel bir ritüele dönüştürmektedir. Süheyla’nın Müzik Dünyası çalışmasına müzik performansıyla katılan sanatçılardan biri olan Hakan Kilman hissettiklerini şu cümlelerle ifade etmektedir: “Birbirinden değerli müzisyenler ile sahne aldığım bu projede, yüzlerce müzik kaseti arasında geçmişe ait müzikleri keşfetmek ve müzik eğitimimde bana inanılmaz katkıları olmuş birçok müzik albümünü tekrar görmek, bana tarifsiz duygular yaşattı ve performansımda ilham kaynağım oldu.’’
    Süheyla’nın Müzik Dünyası, çok disiplinli bir performans olarak;  kimi zaman bir happening, kimi zaman bir dini ritüel kimi zaman da hem enstelasyon hem de dokümanter bir sergi olarak, interaktif buluşmalar yaratarak farklı zaman ve mekanlarda yolculuğuna devam edecektir.
    Süheyla’nın Müzik Dünyası
    (04-11-2020 –TRIBUTE)
    YAŞAM, SANAT VE ÖTESi
    “incir Ağacı Altında”
    Enstelasyon, Performans, Doğaçlama,Müzik.
    Çok yönlü proje çalışması: 
    Sümer Erek
    Mekan:
    Shacklewell Lane Camii
    Müzisyenler:
    Cabbar Boziye – Perküsyon, Solist(TR)
    Hakan Kilman – Trombon (TR)
    Zeki Fuat – Saz (TR)
    Pouya Mahmoodi – Elektro Gitar (Iran)
    Matt Webb –  Kontrbas  (UK)
    Basel Hariri – Keman (Syria)
    Pepe Taglieri – Kalvye(Italy)
    Amine Lgnawi – Gimbri, Solist (Morocco)
    Evan Bleach – Klarnet (UK)
    Performans:
    Sümer Erek
    Erkin Güney
    Selma Gilgil
    Ipek Özerim
    Barış Çeliloğlu
    Zehra Doğan
    Diren Demirtaş
    Craig Salmon
    Onur Erem
    Proje Yazısı:
    Hakan Kilman
    Wenda M. Koyuncu
    Sümer Erek
    Basın:
    Zeynep Dalkıran
    Sümer Erek Studio Asistanları: 
    Selma Gilgil
    Niamh Lynch
    Etkinlik Asistanları: 
    Sadun Gengel
    Gülistan Sarbas
    Ses Yönetmenleri:
    Şahan Satış
    Murat Çakır
    Halil Kurtulmuş
    Film & Fotoğraf: 
    Niamh Lynch
    Sümer Erek
    Selma Gilgil
  • GİK – DER’li Sosyalist Erkekler : “Kadına yönelik şiddetin bütün biçimine karşı isyandayız”

    GİK – DER’li Sosyalist Erkekler : “Kadına yönelik şiddetin bütün biçimine karşı isyandayız”

    Pazar günü İngiltere’nin başkenti Londra’da GİK_DER’li sosyalist erkekleler, 25 kasım kadına yönelik şiddete karşı bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.

    Yapılan basın açıklamasında; erkek egemenliğini bir sorun olarak görüp onunla mücadele edeceklerini aktardılar.

    Basın açıklamasının tamamına aşağıda yer veriyoruz.

    Eril dünyanın, suç ortakları olarak bizler, vermemiz gereken bir hesap, kendisinden özgürleştirilmesi gereken bir “erkekliğimiz” olduğunu ve bu özgürleşmenin yolunun, önce yüzleşmekten ve hesaplaşmaktan geçtiğini biliyoruz. Bu sorgulama ve dönüştürme yükünü kendi omuzlarımıza almak için yola çıkıyoruz.

    25 Kasım, Mirabel kız kardeşlerin, Dominik Cumhuriyeti diktatörlüğünün polisleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri, utanç gününün yıl dönümüdür. Biz Türk, Kürt halkına mensup sosyalist erkekler olarak kadına yönelik şiddeti kınıyoruz. Çağrımız, LGBTİ+ lere ve kadına karşı uygulanan her türlü şiddete karşı mücadele etmeliyiz. Biz sosyalist erkekler, kadın yoldaşlarla birlikte gerici, faşist katliamlara, taciz ve tecavüz saldırılarına karşı mücadeleyi omuzlamaya hayatın her alanında aynı muhalif kimlikle faşizme ve gericiliğe karşı isyanda olacağız.

    Toplumsal ve siyasal yaşamın her alanında kadınlara yönelik hâkim olan şiddet, baskı, taciz ve tecavüz kontrol aracı olmaya devam ediyor. Pandemi sürecinde de evlerde, işyerlerinde uğradıkları saldırı, şiddet, tecavüz ve tacizle kadın kimliğine yönelmiş bir saldırı olarak devam etti.

    Ekonomik krizle gelen işsizlik, yoksulluk, açlık, sefalet yıkım politikaları, ırkçılık ve ayrımcılık, milliyetçi-faşist politikaların taban bulmaya başladığı ve militaristleşmeyle şiddeti tırmandırıyor. Dünyanın bir çok yerinde kadın bedenin metalaştırarak, kadın bedenini bir sömürü aracına dönüştürmeye, kadını hiçleştirmeye çalışan emperyalist kapitalizmin politikaları sonucu olmuştur.

    Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’da töre, gelenek adı altında farklı cezalandırılmalarla kadın katliamları yaşanıyor. Yine TC devletinin kadın katliamlarını, taciz ve tecavüzü meşrulaştıran yasama ve yürütmesiyle, bir çok kadın gericilerin ve devletin kolluk küvetlerinin saldırılarına maruz kalmaktadır. Kadın gerillanın bedenlerine yapılan saldırılar kutsanarak tecavüzcüleri ‘savaşçı ve kahraman askerler’ olarak onurlandırılıyorlar.

    Biz sosyalist erkekler; Kadın özgürlük mücadelesini eylem gücümüzle büyüteceğiz. Eylemlerimizle dayanışmayı artırarak, şiddeti kişisel bir sorun değil, erkek egemenlikli toplumsal bir sorun olarak görüp mücadele etmeliyiz. Gerici toplumsal değerlere, cinsiyetçi rollere, töre ve geleneklere karşı devrimci bilinç ve eylemler geliştireceğiz.

    Unutmamalıyız ki; Emperyalist, savaşlarda kadın bedeninin işgaline, Fabrikalarda ekonomik şiddet ve aşağılanmalara, sokaklarda, evlerde, okullarda, yaşamın bütün alanlarında tecavüz ve taciz saldırılarına, Dini gericiliğin kıskacı altında yapılan saldırılar, kadınlara yönelik ırkçı saldırılar ve onun yasalarına karşı hesap sormak ve mücadele etmek için biz sosyalist erkeklere büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Biz, sosyalist erkekler bunun bilinciyle hareket edip, kadınların özgürleşmesi eşit ve birlikte yaşama alanlarının oluşması için gücümüzü, sesimizi birleştirip mücadeleyi büyüteceğiz. İstanbul Sözleşmesi koşulsuz uygulansın. Kadına yönelik şiddete hayır.

     

    Londralı Sosyalist Erkekler