Blog

  • Sıcak havalarda maskeyi nasıl kullanmalıyız?

    Sıcak havalarda maskeyi nasıl kullanmalıyız?

    Havaların küresel anlamda ısınması bir çok kişiyi olumsuz etkilemeye başladı. Bunun yanında Covid-19 önlemleri çerçevesinde bir çok alanda maske takmak zorunlu hale geldi. Peki sıcak havalarda maskeden bunalmamak için ne yapalıyız?

    BBC Francesca Gillett’in sıcak havalarda maske kullanımı ile uzmanlarla yaptığı görüşmeleri yayınladı. Doğru maske tercihinden, sağlık için önerileri kadar işte uzman görüşleri.

    Doğru maske tercihi

    Londra’da bir hastanede çalışan dermatolog Dr. Adil Sheraz “Hepimiz maske takıyoruz ama bazı maskeler diğerlerinden daha rahat diyor. Sheraz’ın ilk tavsiyesi, nefes alabilen malzemelerden yapılmış bir maske takmak. Pamuk ve bambu maskeleri öneriyor. Pek çok kişinin taktığı mavi ince cerrahi maskeler virüsün yayılmasını engellese de nefes alabilen malzemeden yapılmış değil ve bu yüzden serin kalmayı kolaylaştırmıyor. Pamuk maskelerin dezavantajı ise nemlenmeleri. Bu yüzden pamuk maske takacak kişilere yanında yedek bir maske taşımasını da tavsiye ediyor. Maskenin renginin de bir etki yaratabileceğini, açık renk maskelerin daha az güneş ışığını soğuracağını ve böylece daha serin kalacağını söylüyor.

    Peki maskeyi takmadan önce buzdolabında soğutmak işe yarayabilir mi?

    Dr. Sheraz bundan emin değil: “Kötü bir fikir değil. Ama insanların yüzlerinde soğuk ısırmasına yol açabilir. Bu yüzden bunu tavsiye edebileceğimi sanmıyorum.” Cilt ve kozmetik bakım alanında uzmanlaşan aile hekimi Dr. Anil Budh-Raja ise dondurucuya koyulmuş bir havlunun maske olarak kullanılabileceğini söylüyor. Fakat havlu gibi bir malzemeyi maske olarak kullanabilmek için kulağa bağlanabilecek bir hale getirmek gerekiyor. Yaz sıcaklarında bir anda havlunuzun düşmesi, her zaman utanılacak durumlar yaratabilir.

    Makyaj etkisi

    Dr. Sheraz “Yapmak isteyebileceğiniz bir diğer şey de makyajdan kaçınmak olabilir” diyor. Makyaj malzemeleri terle karışıp ciltteki gözenekleri tıkayabiliyor. Sheraz, güneş kremi ve su bazlı nemlendirici kullanmayı tavsiye ediyor. Dr. Budh-Raja, buzdolabında soğutulmuş hiyalüronik asidi yüze sürmenin de insanları bir süre serin tutabileceğini söylüyor.

    Vizör ve terleme

    Pek çok kişi maskenin yanı sıra virüsten korunmak için vizör de takıyor. Fakat vizörler genellikle alından geçen bir bant ile tutturuluyor. Alın, sıcak günlerde insanın en çok terleyen bölgeleri arasında yer alıyor. Bu yüzden vizörü sık sık çıkarıp terinizi silmek işe yarayabilir.

    En önemlisi sık sık su için

    Sıcak günlerde sık sık su içmek tavsiye edilir. Fakat ağzınızda maske olduğu için uzun süre su içmezseniz, susuz kalabilirsiniz. İnsanlarla sosyal mesafeyi koruyacak şekilde maskenizi çıkarabilir ve su içebilirsiniz. Maskenize dokunmadan önce elinize jel sürmeyi unutmayın. Bunun dışında serin kalmanıza yardımcı olabilecek birkaç tavsiye daha var. Dr. Sheraz, dışarı çıkışınızı mümkün olduğunca serin saatlere ayarlamanızı tavsiye ediyor. Yanınızda küçük pilli fanlardan taşımak da en bunaltıcı anlarda serinlemenize yardımcı olabilir.

    Johns Hopkins Üniversitesi, baş dönmesi veya nefes almakta zorluk gibi belirtiler yaşayanların sıcak ortamlardan derhal uzaklaşmasını tavsiye ediyor ve ekliyor: “İnsanların sıcak stresine nasıl tepki verecekleri sıcaklığın yoğunluğuna, maruz kalınan süreye ve sahip olduğu hastalıklara göre değişebilir. “Ne tür maske takarsanız takın, serinlemek için maskeye su dökmeyin. Maskeleri ıslatmak, filtreleme yeteneklerini kısıtlayabilir.”

     

  • İngiltere’de maske kuralları değişiyor, dernekler ve toplum merkezlerinde de maske takmak zorunlu

    İngiltere’de maske kuralları değişiyor, dernekler ve toplum merkezlerinde de maske takmak zorunlu

    Geçen ay hükümet, İngiltere’deki mağaza ve süpermarketlerde yüz maskesi kullanımını kanunen zorunlu hale getirmişti.

    Toplu taşıma araçlarında takmak zaten yasal bir zorunluluktu. Şoförlerin, hizmet vermeyi reddetmeleri veya seyahat ederken maske kullanmaları için uyarı izinleri vardı. Gerekirse, polis ve Transport for London’ın da müdahale edebilir ve maske takmayı reddedenlere para cezası kesebiliyordu.

    Bugünden itibaren ( 8 Ağustos 2020 ) Covid-19 önlemleri kapsamında yeni kurallar getirildi. Maske takmanın zorunlu olduğu yerler genişletildi ve buralarda kurallara uymayanlara 100 pounda kadar para cezası kesilebileceği açıklandı.

    İşte maske takılması zorunlu yerlerin listesi;

    • Cenaze işlemlerinin yapıldığı yerler
    • İbadet yeri
    • Kütüphaneler ve halka açık okuma odaları
    • Toplum merkezleri, dernekler
    • Profesyonel, yasal veya finansal hizmetler sunan tesisler
    • Sinema, tiyatro ve konser salonları
    • Tombala salonları
    • Müzeler, galeriler, akvaryumlar, kapalı hayvanat bahçeleri veya ziyaretçi çiftlikleri veya diğer kapalı alan turist, miras veya kültürel alanlar
    • Tırnak, güzellik, kuaför salonları ve berberler
    • Masaj merkezleri
    • Otel ve pansiyonlarda halka açık alanlar
    • Sosyal kulüpler
    • Dövme ve piercing salonları
    • Kapalı eğlence mekanları
    • Depolama ve dağıtım tesisleri
    • Veterinerler
    • Müzayede evleri

  • Savaş uçakları Süleymaniye kırsalını bombaladı

    Savaş uçakları Süleymaniye kırsalını bombaladı

    TSK’ye ait savaş uçakları bir kez daha Süleymaniye kırsalını bombaladı.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) bağlı savaş uçakları, Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kenti kırsalını bombaladı. ROJnews, Mawet beldesine bağlı Qamiş köyü civarında bombardımanın gerçekleştiğini duyurdu. Bölgedeki yerel kaynaklar, bombardımandan kaynaklı Balose dağı civarında büyük bir yangının çıktığını bildirdi.

    Süleymaniye kırsalındaki kimi bölgeler geçtiğimiz günlerde de savaş uçakları tarafından bombalanmıştı.

  • Beyrut’taki şiddetli patlamaya yol açan amonyum nitrat nedir?

    Beyrut’taki şiddetli patlamaya yol açan amonyum nitrat nedir?

    Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta en az 100 kişinin ölümüne sebep olan büyük patlamanın kaynağının bir depoda tutulan 2 bin 750 ton amonyum nitratın olduğu tahmin ediliyor. Amonyum nitratın dünya genelinde yaygın kullanımı gübre amaçlı, ayrıca madencilik ve soğutma amaçlı paketlerin üretiminde de kullanılıyor. Aslında amonyum nitrat normal şartlarda zararsız bir şekilde çözünebilen bir kimyasal bileşik. Fakat tarım alanında bitkiler için önemli bir besin kaynağı olan bu maddenin, depolama ve kullanım yöntemlerine dikkat edilmediğinde büyük felaketlere yol açabiliyor.

    Amonyum nitrat nasıl patlayıcı madde oluyor?

    Amonyum nitratlar, çiftçilerin büyük torbalarda veya toplu olarak satın aldığı amonitrat adı verilen gübrelerden oluşuyor. Bu madde yanıcı değil, oksitleyicilerdir veya yakıcı madde, yani zaten yanmakta olan başka bir maddenin yanmasını sürdürüyor. Rhode Island Üniversitesi’nde kimya profesörü olan Jimmie Oxley, amonyum nitratı yakmanın çok zor olduğunu ifade ediyor: “Amonyum nitratı patlatmak hiç kolay değildir, patlama sadece uyumsuz bir madde ile karışımda veya yoğun bir ısı kaynağı ile mümkündür”. Amonyum nitrat yakıt benzeri yanıcı bir malzemeyle birleştirildiğinde, açığa çıkan enerji neredeyse üç kat artar. Patlamadan gelen yoğun sıcaklık, gazların hızla genişlemesine neden olur ve yollarındaki çoğu cismi yok eden şok dalgaları üretiyor.

    Tarihte amonyum nitrat kaynaklı birçok patlama meydana geldi

    Kayıtlara geçen amonyum nitrat kaynaklı ilk patlamalardan biri 1916’da İngiltere’de bir barut fabrikasında meydana geldi. O dönemin açıklamalarına göre yaklaşık 700 ton amonyum nitrat ve 25 ton TNT’nin yol açtığı patlama sonucu 15 işçi hayatını kaybetmişti. ABD tarihinde “Teksas Felaketi”, bilinen en büyük sanayi kazalarından biri. 16 Nisan 1947’de Teksas limanında yükleme yapılan Fransız bandralı SS Grandcamp adlı kargo gemisinin güvertesinde çıkan yangın sonucu gemide bulunan 2 bin 300 ton amonyum nitrat patlamış, patlama zincirleme olarak limandaki diğer gemilere ve petrol depolarına sıçrayarak kazada 581 kişi yaşamını yitirmiş ve 8 bine yakın kişi de yaralanmıştı. Bu faciadan sadece 3 ay sonra, bu kez Fransa’nın Brest limanında Norveç bandıralı Ocean Liberty kargo gemisinde benzer nedenlerle yaşanan patlama 29 cana mal oldu.

     

    Yakın tarihte de birçok kaza yaşandı

    Bu kazaların ardından amonyum nitratın depolanması ve kullanımına ilişkin uluslararası düzeyde denetimler getirildi. Ancak vakalar azalsa da günümüzde halen patlamalar oluyor. 2001 yılında Fransa’nın Toulouse kentinde bir gübre fabrikasında yaşanan patlama ile amonyum nitrat yeniden gündeme geldi. Olayda 31 kişi hayatını kaybetmiş, 2 bin fazla kişi yaralanmıştı. Nisan 2013’de ABD’nin Teksas eyaletinde bir gübre fabrikasında meydana gelen ve 15 kişinin ölümüne yol açan patlamanın nedeni de nitrat amonyum idi. Waco yakınlarındaki West kasabasında yaşanan patlamada onlarca bina hasar görmüş 160’tan fazla kişi yaralanmıştı. 2015’te Çin’in Tianjin limanında bir nitroselüloz deposunda başlayan yangının 800 ton amonyum nitratın depolandığı noktaya ulaşması ile felaket kaçınılmaz olmuş ve 173 kişi yaşamını yitirmişti.

  • HDK ve DBP: Êzidîler hala tehdit altında

    HDK ve DBP: Êzidîler hala tehdit altında

    Êzidîlere dönük gerçekleşen katliamın yıldönümü dolayısıyla açıklama yapan HDK ve DBP, Êzidîlerin varlığının halen tehdit altında olduğunu belirterek, “Uluslararası toplulukların üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekir” çağrısı yaptı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Meclisi, Êzidîlere dönük gerçekleşen 74’üncü fermanın 6’ncı yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayımladı. “Ortak hafızamızın beşiği olan bu kadim toprakların geçmişine yeni bir kara sayfa eklendi” denilen açıklamada, katliamda yaşananlara yer verildi. Êzidîlerin tarih boyunca bölgeyi işgal eden güçler tarafından baskılara ve katliamlara maruz bırakıldığı belirtilen açıklamada, “Katliam ve ferman silsilesine karşın, Êzidîler direnerek inançlarını, kültürlerini ve varlıklarını korudular” denildi.

    Êzidîlerin yaralarının halen sarılmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Êzidîler yaşadıkları kadim topraklardan bugün de sürülmek istenmekte, bölge Êzidîsizleştirilmeye/Kürtsüzleştirilmeye çalışılmaktadır. Bugün de Êzidîler katliam tehlikesiyle karşı karşıyadır. Êzidîlerin varlığına yönelik bu tehditlere karşı uluslararası toplulukların üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekir. Şengal’de insani yaşam koşullarının oluşturulması, yerinden-yurdundan kaçmak zorunda bırakılmış Şengalli Êzidîlerin geri dönüş imkânlarının yaratılması ve güvenlik endişelerinin giderilmesi gerekir. IŞİD tarafından hunharca katledilen Êzidîleri saygı ile anıyoruz. Soykırımlara, katliamlara ve insanlık dışı uygulamalara karşı bütün insanlığı mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    KAYIP ÊZIDÎ KADINLARIN AKIBETİ

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) de fermanın yıldönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. İnançlarından dolayı katliama uğrayan Êzidîlerin Mezopotamya topraklarının kadim halklarından olduğu vurgulanan açıklamada, “Êzidîlerin dramları bugün de sürmekte” denildi. Katledilen, kaçırılan ve köle pazarlarında satılan binlerce Êzidî kadınının akıbetinin hala bilinmediği belirtilen açıklamada, devletlerinin girişimde bulunmamasının “cihadist çetelere güç verdiği” ifade edildi.

    Açıklamada, “Cihadist ve barbar tüm çetelere karşı halklar bir araya gelerek kendi birliklerini oluşturarak jenoside karşı bir duruş sağlayabilirler” diye belirtildi. 6 yıl geçmesine rağmen katliam sorumlularının yargılanmadığına değinilen açıklamada, devamla şunlar belirtildi: “Savaş suçu kabul edilen bu katliamın sorumlularının bir an önce yargılanması gerekmektedir. Esir alınan ve köle pazarlarında satılan Êzidî kadınları bir an önce bu köle tacirlerinin ellerinden kurtarılmalı ve ailelerine kavuşmaları sağlanmalıdır. Köle pazarlarında satılan bu kadınlar özgürleşmeden insanlık özgürleşemeyecektir. DAİŞ barbarlarının bu katliamlara bir yenisini daha eklememesi için tüm insanlık dayanışmayı büyütmeli, yapılan bu katliamlara ses çıkarmalıdır. Bizler 74’üncü Fermanı lanetliyor, katliamların bir daha yaşanmaması için hep birlikte mücadele ederek, köleleştirilmek istenilen yaşamı özgürleştireceğimizi umutla haykırıyoruz.”

  • ŞENGAL brîna bê derman

    ŞENGAL brîna bê derman

    Mehmet Kardu

    Ezdîlik islamdan hatta Zerdüştlükten önce Kürtlerin en eski kadim bir dinidir. Yakın bir zamana kadar Kürtlerin ekseriyetinin Ezdî olduğu , İslamın çok daha sonra Kürtlerin büyük kısmının dini haline geldiği bilinir .
    Ezidîlik ve Ezdaizm üzerine çok şey söyleniyor fakat biz onlar kendini Nasıl tanımlıyor öyle bakacağız ve öyle değerlendireceğiz . Roger Lescot ve Philip G. Kreyenbroek gibi Kürt tarihi ile ilgililenen araştırmacıların kitapları kuşkusuz çok önemlidir fakat Ezdiliği anlamada yeterli değildir.

    Ezdaizm etimolojik olarak Kürtçe bir tanımlamadır
    Ez- Ben
    Da- veren
    Yani beni veren, beni yaratan bir Tanrı’ya işaret eder. Bu kavram bugün Ezidî diye fonetik bir hal almıştır.
    Ez-da (Tanrı) daha sonraki dönemleride Zerdüştlükle beraber
    Xwe-da (Tanrı) şeklini alacaktır. Bu kavramda etimolojik olarak Kürtçedir
    Xwe-kendin
    Da-veren (ji-xwe-da) kendinden veren anlamındadır ve bugün bile bütün Ari halklarının ortak Tanrı tanımı için kullanılır.

    Ezdaizm %100 Kürtçe yaşanan ve sadece Kürtler tarafından benimsenen kadim bir inanç ve yaşam biçimidir.
    Ezdîlikte doğa kutsal kabul edilir bu yüzden Şengal dağı çok önemlidir .
    Ağaçlara ,dağlara,taşlara,derelere yaklaşım dini bir ritüel halini almıştır. Bu hali ile Dersim Aleviliği ile çok ortak noktası vardır . Aleviliği İslam dışı bir inanç olarak tanımlayanlar Ezdîlik ile olan benzer yönleri düşünüldüğünde pek haksız sayılmazlar. Ezdîlik dini pozisyonun toplumsal statüyü belirlediği bir inanç hiyerarşisi biçiminde yaşanır.
    Toplumun üst tabakası dini önderlerin oluşturduğu 5 farklı sınıftan oluşan (şêx,pîr,qewal,koçek,feqîr) katı hiyerarşik bir kast sistemidir. Ezdilik dinini toplumla buluşturaran Qewal diye tanımlanan kişiler İlahi ,şarkı ve deyişlerle Kürtçenin en saf ve katkısız bir biçimiyle bu görevlerini icra ederler. Alevilerin tambur eşliğinde nefes-deyiş ritüelleri gibi düşünün. Her tür inanca teolojik açıdan mesafeli olan ben arasıra youtubu açar bu iki kadim inancın Alev’i deyişleri ve Ezdi qewallerini dinler Kurdewar bir haz alırım. Arap istilacılığının ve soygunculuğunun hukuki bir sistematiği olan İslam ortaya çıkıp yayılmaya (yağmacılığa) başladığında bir sürü kadim inanç gibi Ezdilik te yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor . Üstelik bu Kırım İslamı seçen Kürtlerin eliyle oluyor olması da ayrı bir trajedi .

    Ezdilik biterse Kürtlük biter

    Kurdistanın bağrından çıkmış tamamen Kürtçe yaşanan bu kadim inanç bugün Şengalden koparılmaya çalışılıyor ve koparsa Ezdilik biter o biterse Kürtlük biter. Belki iddialı bir cümle ama Ezdilik kürde ait olan tek şeydir. 5 nin yıllık Kürt realitesinin Dil ile beraber bugüne kadar gelebilmiş tek şeydir. Bugün nasılki Kürt Aleviliği bağrından çıkmış kutsal kurdistan topraklarını terkedip toplumsal dejenerasyonun hat safhada yaşandığı batı metropollerine ve Avrupa şehirlerine gönüllü sürgün gidip asimile olduysa ve bittiyse Ezdilikte Şengalden koparsa biter. 3 temmuz 2014 İŞİD Şengale merkezine saldırdı ,yakaladıklarını öldürdü kaçabilenlet Şengal dağına kaçtı, kadınları esir alıp pazarlarda sattılar çocukları ailelerinden alıp esir ettiler büyükleri islama zorladılar kabul etmeyenlerin kafalarını kestiler . Şengali korumakla görevli KDP Peşmergeleri kaçmış bütün dünyanın gözü önünde bir halk soykırımla yokediliyordu.

    Dehşet bir trajedi
    Ezdiler bu katliama 74.ferman diyorlar. yani bundan önce de 73 kez yokedilme tehdidi yaşamış bu halk.
    Ve Malesef en acı olan da bu bu katliam fermanlarının çoğu müslüman Kürtler tarafından yapılmış.
    Bir örnek Rewandiz Mîrî Mîr Muhammed 1830 larda müslüman muktedirlere yaranmak adına Şengal ve Şêxana saldırmış Ezdîleri katletmiştir , Şêx Adînin mezarı, mabedler ve Lalêş yerle bir edilmiş , kaçan Ezdîlri Musul Arap’ları ile Duhok arasında sıkıştırmış bugünkü İŞİD katliamlarını aratmayan bir katliamla kendi soydaşlarını İslam adına katletmiştir. Duhok şehrinin bugün bile adı “Duhoka Dasina” dır. İnsanlar hala bu ismi kullanır Dasina bir Ezdî aşiretinin adıdır ve Duhoka adını vermiştir. Bugün Duhoka bir tane Ezdî yaşamamaktadır.
    Tarihin cilvesidir Mir Muhammed sonrasında isyan gerekçesi ile Osmanlı yönetimi tarafından idam dilmiştir.
    Müslüman Saiklerle kendi soydaşlarını şeytana yapıyorlar diye katleden bir zihniyet Malesef hala dipdiri yaşamaktadır .
    Şengali savunmayı bırakıp kaçan KDP peşmergelerinin tek motivasyonu korkaklıklarının yanında İslam’dır
    Müslüman olmayan Ezdîler için ölmeye değmez anlayışıdır. Kuzey kurdistan da yakın bir döneme kadar hatırı sayılır bir Ezdî nüfus vardı  Özellikle Batman , Urfa ve Serhat bölgelerinde yaşamaktaydılar ve malesef müslüman Kürtler sayesinde bugün kuzey kurdistanda Ezdîlikten eser yok Batman da birkaç yaşlının yaşadığı bir iki yıkıntı köy dışında birşey kalmadı. Osmanlı-Rus savaşları sonrasında belirlenen Kafkas sınırlarının öte tarafında kalan Ezdî nufüs bir şekilde varlığını korudu fakat bu tarafta kalanlar ya asimile oldular ya da Oray’ı terketmek zorunda kaldılar.
    Aynı aşiret ve kabileden gidenler Ezdî kaldı kalanlar müslüman oldu . Bu tarafa kalanlar islamlaşıp ajanlaştı devletin işbirlikçisi ,korucusu oldular . O tarafta kalan ise başta Gürcistan ve Ermenistan olmak üzere Sovyet Ezdîleri Kürtlüğü ve Kürtçeyi medeniyet alanında müthiş ilerletti. Lenin’in Ekim devrimi Sovyet uluslarının yaşadığı sosyal özgürlük ortamı Sovyet Kürt’lerinin kültürel bir devrim yaratmalarını sağladı. Kürdistan tarihinin  ilk romanı ,ilk tiyatrosu, ilk radyosu , Kiril alfabesiyle yazılan ilk gazetesi ,ilk sinema filmi gibi Kürtlerin kültür ve folklorünü batı dillerine aktarılması hep Sovyet Ezdîlerinin öncülünde yapılan birer devrimsel temel taşlarıdır. Kurduloji,yi ilk kuran Sovyet ezdileridir. Kanate Kurdo, Erebê Şemo, Heciyê Cindî, Emînê Evdal, Casimê Celîl, Ahmedê Mırazî, Çerkez Bakayev, Prof. Minorsky,Prof.  M.S. Lazarev, Prof. Celilê Celil, Margaret Rudenko, ve daha nice Kürt ve Kürt dostu kurdolog ürettiler. Ruhları şad olsun Ezdîler bize herşeyi verdi fakat biz onlara katliamlardan başka birşey vermedik. Şükürler olsunki bugün Kürtlerin ikibin seneden beri yaşadığı ulusal trajediyi durduran , tersine çeviren bir mucizesi PKK’si var artık. PKK’nin modern zaman derweşleri Şengal katliamı sırasında Şengale ulaşıp büyük bir fedakarlıkla Ezdîler için güvenli bir koridor yaratıp kurtarmasaydı bugün Şengalde Ezdîlik sadece bir eski Zaman masalı olarak kalacaktı.

    Bugün hala İŞİD barbarlarının elinde çoğunluğu kadın 4 bine yakın Ezdî köle olarak esir tutuluyor .
    Kürt partilerinin hemen hepsi için izzet, haysiyet ve varlık gerekçesi olmalı Ezdîleri kurtarmak. KDP sorumluluğunda yaşanan bu mezalime başta KDP li zenginler ve siyasetçiler olmak üzere bu esirleri kurtarmanın bir yolunu bulmaları şart . Yoksa içinde Ezdïlerin olmadığı on tane Kurdistan kurulsa hiçbir anlamı yoktur

  • Londra’dan Soykırıma Tepki : Şengal’i Asla Unutturmayacağız

    Londra’dan Soykırıma Tepki : Şengal’i Asla Unutturmayacağız

    Şengal Katliamı’na 6’ncı yıldönümünde tüm Avrupa’dan tepki yağdı. Birçok yerde düzenlenen etkinliklerle soykırıma dikkat çekilerek, Şengal’e yönelik devam eden saldırılara tepki gösterildi. Soykırım etkinlikleri çerçevesinde Londra Londra’da da bir eylem düzenledi. Brtinaya Halk Meclisi, Londra Kürt Halk Meclisi ve Kürt Kadın İnsiyatifi’nin çağrısıyla ünlü Trafalgar Meydanı’nda toplanan kitle “Şengal’in yarasını kapatmak yerine bombalıyorlar” diyerek, Türkiye’nin yaptığı hava saldırılarına tepki gösterdi.

    Eylemde Londra Kürt Halk Meclisi adına Mehmet Kardu kısa bir konusma yaparak, Ezidi katliamının, katliamcı Osmanlı zihniyeti geleneğinden geldiğini vurguladı. Kardu konuşmasında “Ezidi halkının DAİŞ barbarlığına karşı direnişine PKK yetişmiştir, Ezidi halkının yardım çığlığına PKK’liler koşmuştur, KDP’nin bu süreçte Ezidi halkını DAİŞçetelerine brakmasını da unutmayacağız.” dedi. Eylem sloganların ardından sona erdi.