Londa’da bir araya gelen yüzlerce kişi AKP-MHP’li faşistler tarafından Konya Meram’da gerçekleştirilen katliama tepki göstererek, “Faşizme karşı mücadele zamanı” dedi. Eyleme katılarak katliama sert tepki gösteren eski HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir, “Bu devlet Kürdün devleti olsaydı bu katliam gerçekleşmezdi. Bu katliamların sonu ancak ulusal birlikle gelir” dedi.
Britanya Demokratik Güç Birliği’nin çağrısı ile yüzlerce kişi Londra Manor House Kütüphanesi önünde bir araya geldi. Kürtler, Aleviler, sosyalistler, dindarlar ve bir çok kesimin katıldığı eylem de sık sık “Kahrolsun faşizm”, “Katil devlet hesap verecek”, “Kahrolsun TC faşizmi” şeklinde sloganlar atıldı. Katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde, “Kurdish lives matter” (Kürtlerin hayatı değerlidir) pankart ve dövizleri dikkat çekti.
Londra’da ‘Konya katliamı’na kitlesel öfke
Burada ilk olarak söz alan Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil, Konya’da yaşanan katliama sert tepki göstererek, faşizmin mutlaka yenileceğini vurgualdı. Konya’da Kürt aileye dönük saldırının Türkiye’nin geldiği durumu gözler önüne serdiğini ifade eden Erbil, “Türk devleti kendinden olmayan herkesi katliama uğratıyor. Bugün o canlar toprakla buluştu. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi bizler de susmadık onların sesi olduk olacağız” dedi.
‘FAŞİZM MUTLAKA YENİLECEK’
DGB adına yapılan açıkalama da ise Konya Meram’da gerçekleşen katliamın ırkçı faşist AKP-MHP ikitadırının sürdürdüğü faşist politikaların sonucu olduğu vurgulandı. Örgütlü bir şekilde gelişen bu ırkçı saldırıların rejimin bilgisi dahilinde gerçekleştiği ifade edilen açıklamada, “Katliam, rüşvet, uyuşturucu kaçakçılığı gibi her türlü pisliğe bulaşmış Erdoğan ve iktidarı, iktidarını sürdürmek ve pisliğini kapatmak için bir kez daha şovenizm kartını kullanmıştır. Bu katliamların hesabı sorulacak ve AKP-MHP faşizmi mutlaka yenilecektir” diye kaydetti.
Londra’da ‘Konya katliamı’na kitlesel öfke
DGB’nin açıklamasının ardından bir konuşma yapan HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir,
Yaşanılanların yüzzyıllk bir zulüm olduğunu ifade ederek, “Meram’daki katliam ile bir kez daha tek dil tek millet zihniyetini ortaya koydular. Konya’daki katliam yüzyıldır süren bir faşist rejim tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu rejim insanlıktan nasibini almamıştır. Bunların tüm zihniyeti soykırım üzerine kuruludur. Şeyh Said, Seyid Rıza, Koçgiri, Nevala Kasaba, Sivas ve Maraş katliamlarını bu faşist zihniyetin eseridir” dedi.
‘BU DEVLET KÜRDÜN DEVLETİ DEĞİLDİR’
Katliamlardan hesap sorulmadığı müddetçe yeni katliamların ve acıların gerçekleşeceğine dikkat çeken Baydemir, “Bu katliamla muhalif olanın Kürt olanın Kürdistani olanı akıbeti budur deniliyor. Çok açık bir mesaj veriliyor. Kırk milyon Kürt halkı bunların bu mesajını anlıyor. Biz biliyoruz ki bu katliamların sebebi devletsizliktir. Bu devlet Kürdün devleti olsaydı bu katliam gerçekleşmezdi. Devlet ve adalet Kürtler içinde olsa idi bu zulüm gerçekleşmezdi. Biz bunu çok iyi biliyoruz” diye kaydetti.
GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR
Kürt halkına yönelik katliamların zulmün son bulmasınnı yolunun dört parça Kürdistan’da Kürt halkının birliği olduğunun altını çizen Baydemir, “Tüm Kürdistan güçleri ve partileri bu faşist ve işgalci zihniyete karşı birlik oluşturmalıdır. Gün birlik günüdür. Kimse bizi kurtarmayacak ittiağımızı ve birliğimiz bizi bu zülümden bu katliamlardan kurtaracaktır. Bir gün mutlaka ama mutlaka bu zihniyet bu rejim yargılanacaktır” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından kitle alkış ve sloganlar eşliğinde Haringey bölgesine doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşe çevredekiler yoğun ilgi gösterirken, slogan ve alkışlar dinmedi.
Britanya Kürt Halk Meclisi 13. Olağan Kongresi 3 ülke 6 şehirden delegelerin katılımıyla gerçekleşti. Kongre’de Miraz Serhat ve Elif Sarican delegelerin oyuyla Eşbaşkanlığa seçildi.
İngiltere, İskoçya ve Galler’de bulunan Kürt Halk Meclisleri’nin çatı örgütü Britanya Kürt Halk Meclisi 13. Olağan Kongresi’ni Londra KCC binasında gerçekleştirdi. Devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan kongre, divan seçimi ile başladı.
Kongreye, İskoçya ve Galler ile birlikte Londra, Liverpool, Hull, Shefield ve Reading Halk Meclisleri, Kürt Kadın İnisayatifi, PYD, KCDK-E Bakur ve Rojhelat delegeleri katıldı.
Kürt halkının tarihsel bir süreçten geçtiğini ifade eden divan üyesi Ali Boyraz, Kürt halkının işbirlikçi çizgi ile büyük bir ihanet ile karşı karşıya olduğunu vurguladı. Kürdistan’a işgal saldırılarında KDP’nin rolüne dikkat çeken Boyraz, Türk devletinin bu işbirlikçi çizgi ile Kürdistan’a saldırılar düzenlediğini ifade etti.
Divan’ın açılış konuşmasının ardından Siyasal Süreç Raporu okundu. Raporda, Türk devletinin Kürt halkına yönelik baskı, sindirme, katliam ve savaş politikaları ile çöktürme planını devreye koyduğu vurgulanarak, Kürt halkının soykırım ve imha saldırılarına örgütlük ve topyekun bir mücadele yürütmesi gerektiğinin altı çizildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecrite dikkat çekilen raporda, tüm örgütsel yapıların sürecin ağırlığını ve tehlikesini görerek büyük bir direniş ve mücadele sürecine girilmesi gerektiği ifade edildi.
‘TOPYEKUN MÜCADELE SÜRECİNDEYİZ’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın esaretinin artık kabul edilemez olduğu ifade edilerek, AKP-MHP faşist rejimine ve işgal saldırılarına karşı topyekun mücadele sürecine girildiği vurgulandı. Siyasal süreç raporunun okunmasının ardından delegeler söz alarak değerlendirmeler de bulundu. Yapılan değerlendirmeler de özellikle işbirlikçi çizgiye değinilerek, bu çizgiye karşı dört parça Kürdistan halkının ortak tavır koyması gerektiği belirtildi.
Civaka Azad’ın hazırladığı örgütlenme raporunun okunduğu kongrede, çalışmalara dair özeleştirinin daha güçlü verilmesi gerektiği ifade edildi. Kürt Halk Meclisleri’nin öncü rolünü oynaması gerektiği ifade edilen tartışmalar da, bir çok alandaki yetersizliğe dikkat çekildi. Kürt dilinin kurumlar da kullanılmamasının sert eleştiri konusu yapıldığı kongre de, Kürt dili üzerine kurumsal çalışmaların öncelikli olarak ele alınması gerektiği belirtildi.
YENİ EŞBAŞKANLAR SEÇİLDİ
Yapılan tartışmaların ardından örgütlenme ve mali rapor delegelerin onayına sunuldu. Raporların onaylanmasının ardından Britanya KHM’nin yeni eşbaşkanları için seçimlere gidildi. Tek liste ile gidilen seçimler de Britanya KHM Eşbaşkanlığı’na Miraz Serhat ve Elif Sarıcan seçildi. Seçimlerin tamamlanmasının ardından Eşbaşkanlar söz alarak, tarihsel bir süreçten geçildiğini ifade ederek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a, gerillaya, zindanda direnenlere ve tüm yoldaşlarına layık olma sözü verdi.
Kongre, “Biji serok Apo”, “Şehit namırın”, “Kahrolsun işbirlikçi çizgi” sloganları ile sona erdi.
Britanya Demokratik Güç Birliği bileşenleri Madımak Katliamı’nı 28’inci yıldönümünde Stoke Newington Common Park içerisinde bulunan Sivas Anıtı önünde bir araya gelerek kitlesel bir anma gerçekleştirildi.
Sivas katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı anma, bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Deyişler söylenerek semah dönülen anma da, Sivas Anıtı’na karanfiller bırakıldı.
Alevi Federasyonu ve Cem Evi’ne bağlı genç ve çocuk grupları ise bağlama çalarak deyişler, türküler ve şiirler okundu.
Kurum temsilcilerinin birer konuşma yaptığı anma da katliamın faillerinin hala korunduğuna dikkat çekilerek, mevcut AKP-MHP faşist iktidarının da katliam zihniyetine sahip olduğu vurgulandı. Zulme boyun edilmeyeceğinin ifade edildiği belirtilen konuşmalarda, katliamların hesabı sorulana kadar mücadeleye devam edileceği mesajı verildi. Deniz Poyraz’ı katleden zihniyet Madımak katliamının gerçekleştiren zihniyetin aynı olduğu ifade edilen konuşmalarda, halkların, kimliklerin, inanç ve dillerin özgür geleceği için birlik ve dayanışma vurgusu yapıldı.
Kırkısraklılar Derneği Başkanı Yazar Ahmet Güven
Anma da, DGB adına Kırkısraklılar Derneği Başkanı Yazar Ahmet Güven Kürtçe ve Türkçe ortak bir açıklama yaparak gericiliğe ve ırkçılığa karşı mücadele edenlerin 28. yılında da Sivas vahşetini unutmadıklarını ifade ederek, “Sivas’ta yüreğimizi yakanlar daha sonra Duruç’ta gençlerimizin hayallerini yaktılar. Ankara’da barışı Kobane’de anneleriyle çocuklarını birlikte yaktılar. Gerici güruhları maşa olarak kullananlar bugün ülkeyi soyanlar, doğayı, yeşili ve insanı katledenlerdir. Sivas’ın hesabını sormaya devam edeceğiz. Unutmadık unutmayacağız” dedi.
Britanya’da Kürtler ve dostları, Britanya milletvekillerine yüzlerce mektup göndererek, katliam ve işgalci Türk devletine karşı ‘silah ambargosu’ ve sert tavır takınılması talebinde bulundu.
Kürt Halk Meclisi tarafından başlatılan yeni bir mektup kampanyası ile Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik işgal girişimi ve Kürt halkına dönük soykırım politikalarına karşı Britanya Hükümeti ve Parlamento’sunun harekete geçmesi çağrısında bulunuldu. Kampanya kapsamında hazırlanan mektuplar Kürtler ve dostları aracılığı ile lokal bölgeler deki milletvekillerine gönderildi.
Çalışma kapsamında şu ana kadar 32’si ‘Muhafazakar’ ve 63’ü İşçi Partili olmak üzere toplam 109 milletvekiline mektuplar ulaştırılmış durumda.
İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda milletvekillerine gönderilen yüzlerce mektupta Türk devletinin tıpkı Ermeni soykırımında olduğu gibi Kürt halkına karşı da soykırım politikaları yürüttüğü kaydedilerek, Türk devletinin Güney Kürdistan’a işgal girişimi ve Maxmur Mülteci kampını yakın zamanda hava bombardımanı gerçekleştirmesi hatırlatıldı.
Türk devletinin Kürtlere yönelik katliamlar gerçekleştirdiği, savaş suçları işlediği ve Ortadoğu’yu kana buladığı ifade edilen mektupta, Hükümetin ve Parlamento’nun
Türk devletine karşı ‘silah ambargosu’ ve işgali durdurmak için harekete geçmesi çağrısında bulunuldu.
Gönderilen mektuplara bir çok milletvekili olumlu yanıt vererek, konuyu Parlamento gündemine taşıyacağını açıkaldı.
KATE OSAMAR: HÜKÜMET KARARLI DURUŞ SERGİLEMELİ
İşçi Partili Kate Osamar, Kürtlerin kaygılarının haklı ve yerinde olduğunu belirterek, Türk devletinin politikalarının sivilleri etkilediğini belirtti. Kürtlere karşı işgal saldırılarının 24 Nisan Ermeni Soykırımı’nın yıl dönümüne getirilmesinin tesadüfi olmadığını dile getiren Osamar, Türk devletinin Kuzey Suriye ve Irak’taki Kürt topraklarına yönelik saldırılarının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Durumu yakından izlediklerini ve Hükümeti sivillere yönelik katliamlara ve Kürt bölgesine yönelik işgal girişimlerine karşı harekete geçmesi için kararlı bir duruş sergilemeye davet edeceğini ifade etti.
İktidardaki Muhafazakar Parti Milletvekili Philip Davies ise Kürtlerin kaygılarını anladığını belirterek, konuyu Dışişleri Bakanlığı’na bildirerek gündeme getireceğini açıkladı.
LAMMY: HÜKÜMET SORUMLUDUR
İşçi Partisi Tottenham Milletvekili David Lammy, Kürtlerin endişelerinin haklı olduğunu ve konuyu Kabine toplantılarına taşıyacağını ifade ederek, Türk devletinin Kürtlere yönelik politikalarında İngiliz Hükümeti’nin sorumlu olduğunu ifade etti.
Kampanya kapsamında tüm partilerin milletvekillerine mektuplar gönderilmeye devam edecek. Online olarak gönderilen mektuplar oluşturulan bir sistem ile istatistik verilerde sunuyor.
İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık’ta geçen Mart ayından bu yana ilk kez, Covid testinin pozitif çıkmasının ardından geçen 28 günlük sürede ölen olmadı.
Son verilere göre ülke genelinde 3615 vaka görüldü, dün ise 3383, geçen hafta Pazartesi günü de 2493 vaka görülmüştü.
Ülkede ilk olarak Hindistan’da ortaya çıkan koronavirüs varyantının vaka sayılarını artırabileceğinden kaygı duyuluyor.
Haftasonları ve haftanın ilk çalışma gününde günlük ölüm sayıları genelde düşük oluyor. Bu istatistik uzmanlarının çalışmaması nedeniyle daha az sayım yapılmasından kaynaklanıyor. Birleşik Krallık’ta Pazartesi günü de tatil olduğundan, ilk çalışma günü Salı günüydü.
Bugün hayatını kaybedebilecek Covid hastaları önümüzdeki günlerde istatistiklere girecek.
Üçüncü Covid dalgası gelebileceği uyarıları üzerine, İngiltere’deki Covid kısıtlamalarının 21 Haziran’da kaldırılmaması çağrısı yapılıyor.
Birleşik Krallık’taki ölüm oranları, hastaneye yatış ve vaka sayıları Ocak ayında zirve yapmasının ardından düşmüştü.
Ülke nüfusunun üçte birinden fazlası iki doz aşı oldu.
Son verilere göre 25.734.719 kişi iki doz aşı oldu.
39.477.158 kişi, yetişkin nüfusun % 74,9’u da birinci doz aşıyı oldu.
Londra’da düzenlenen Özgür Toplum Konferansı’nda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm paradigması çerçevesinde örgütlenme, hak-adalet, ekonomi, diplomasi ve özgür yurttaşlık gibi 8 boyuttan oluşan Halk Meclisi’nin inşa edilmesi kararlaştırıldı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kapitalist Modernite’ye karşı oluşturduğu Demokratik Konfederalizm Paradigması çerçevesinde Kürtler örgütlenme modellerini ele aldığı ve tartıştığı 2 günlük bir konferans düzenledi.
Londra KCC binasında düzenlenen ‘Özgür Toplum’ adlı konferans, delegelerin ortak kararı ile “Direniş ruhuyla demokratik ulusun boyutları temelinde özgürlüğümüzü büyütelim” şiarı ile gerçekleşti. Konferansa aralarında İskoçya, Galler ve Britanya Kürt Halk Meclisleri ile bileşenleri, PJAK, Kadın Meclisi, Civaka Azad ile Güney Kürdistan ve Rojava’daki yapıları temsil eden 74 delege katıldı. Konferansa ayrıca KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal ile KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç online olarak katıldı.
Konferans, Devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamini yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Konferans divanında Britanya Kürt Halk Meclisi Ercan Akbal ve Elif Sarıcan ile Liverpool Halk Meclisi’nden Miraz Heval yer aldı. Konferans ağırlıklı olarak Kürtçe gerçekleşirken, Türkçe, İngilizce ve Kürtçenin diğer lehçelerinde çeviriler yapıldı.
Gündem başlıklarının okunduğu konferansta ilk olarak KCDK-E’nin örgütlenme tartışmalarına ilişkin hazırladığı genel rapor okundu. Raporda, Demokratik Konfederalizm temelinde yürütülen Halk Meclisleri, Kooperatifler, akademiler ve kongre çalışmalarının belli bir düzeye ulaştığı vurgulanarak, “Çalışmalar bugüne kadar merkezi bir temelde yürütüldü. Genel bir bilinç ve örgütü düzeyi artık her yerelin kendi politikalarını belirleyecek ideolojik, politik, eylemsel ve kurumsal yapılara saliptir. Demokratik Konfederalizmin bir gereği olarak ta artık örgütlenme düzeyimiz yerele kaymalı ve genel kararlaşmalar en aza indirilerek tüm karar sistemi yerele aktarılmalıdır” denildi.
Diplomasi, inanç, kadın ve diplomasi gibi alanların merkezi perspektif ile alındığı ifade edilen raporda, radikal demokrasiyi hayata geçirme temelinde bundan sonra bu alanlarda söz ve kararın yerele aktarıldığı vurgulandı.
‘TOPLUM POLİTİK ÖZNEYE DÖNÜŞMELİDİR’
Kapitalist modernitenin yaşamın tüm alanlarında yarattığı yıkıcı etkilere değinilen raporda, örgütlemenin önündeki en büyük engelin, kapitalizmin maddiyatçı, köleleştirici ve toplum kırım yaratan özelliklere bağımlılığın olduğunun altı çizildi. Kapitalizmi seven sürekli maddiyat peşinde koşan bir toplumla özgür toplumun kurulamayacağı vurgulanan Konferansta, toplumu ideolojik politik bir hat eşliğinde politik özneye dönüştürmenin gerekliğine dikkat çekildi. Halk Meclislerinin işleyişi ve üyeleri açısından ciddi bir özeleştirinin yapıldığı konferansta, ideolojik öncünün rolünün akademik bir kadroya ulaşarak komün, akademi, kültür, kooperatif kuran devrimci bir halk yaratmak olduğu belirtildi.
CIVAKA AZAD: 8 BOYUTU ÖRGÜTLEYECEĞİZ
Raporun ardından Britanya Civaka Azad Koordinasyonu’nun raporu okundu. Halk Meclisleri ve kurumların üst bileşkesi konumundaki Civaka Azad, tüm alanlara dönük özeleştiri sundu. Britanya’da yaşayan Kürtlerin daha örgütlü ve bilinçli bir alan yaratması için rollerini oynayamadıklarını ifade edilen raporda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigması etrafında kapitalist moderniteye karşı ekolojik, demokratik, cinsiyet özgürlükçü anlayışın yaşam bulması temelinde yerelden genele yeniden örgütlenme yapılacağı vurgulandı.
Konferansta siyasal süreç değerlendirilmesi ile birlikte, Demokratik Konfederalizm’in örgütlenme, kültür, eş yaşam, hak-adalet, diplomasi, ekonomi, öz savunma ve özgür yurttaşlık başlıklı 8 boyutu tartışılarak bu boyutların nasıl örgütleneceği ele alındı.
BRİTANYA’DA KOMÜNLER MECLİSLER DÖNEMİ
Delegeler, Britanya’da yaşayan Kürt ve Kürdistan halklarının örgütlenme çalışmalarını, örgütsüz tek bireyin kalmaması ilkesi demokratik temelde yeniden inşa edilmesi olarak ele almak gerektiğini vurguladı. . Demokratik toplum paradigması temelinde komünler, meclisler, akademiler, kongreler, kooperatiflerin kurulması gerektiğini vurgulayan delegeler, çalışmaların tam anlamıyla başarıya ulaşamamasını hem eleştirdi hem de özeleştirisini verdi.
Özellikle Londra’da Kürtlerin yerel örgütler oluşturduğu ancak bu örgütlerin Halk Meclisleri’nde daha örgütlü bir sisteme kavuşmadığını ifade eden delegeler, Kürt halkının bir soykırım kıskacından geçtiği vurgulanarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tecriti kırılarak özgürlüğünün sağlanmasının temel gündemleri olduğunun altı çizildi.
‘İLKEL MİLLİYETÇİLER İHANET İÇİNDE’
Britanya’nın ulus devletlerin ve faşistlerin sahası olduğuna dikkat çeken delegeler, silah ticaretinden kapitalizmin sömürge düzenine kadar bir çok ülkedeki çatışma ve kanın sorumlusunun Britanya olduğu vurgulandı. Kürdistan ve Filistin halklarının özgür geleceğinin Demokratik Konfederalizm sistemini inşa etmek olduğunu belirten Delegeleler,
inşanın en temel ayaklarından birinin de enternasyonalist mücadele olduğunu söyledi.
İlkel milliyetçilerin gerillaya karşı saldırılara destek vermesinin ‘ihanet’ olduğunu vurgulayan delegeler, Kürt halkının ihanet ve ajanlaştırmaya karşı özgür ve onurlu tavrını sert bir şekilde göstereceğini kaydetti. Kurumların sorunlarını demokratik bir şekilde ele alarak çözüm gücüne dönüştürmesi gerektiğini de belirten delegeler, her türlü iktidarcı anlayışların demokratik kişiliği
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm Paradigması çerçevesinde Halk Meclisi’nin yeniden örgütlendirilerek, kapitalist moderniteye karşı etrafından yeniden örgütlenme tartışmalarını yürüten delegeleler, Britanya’daki Kürtlerin Demokratik Konfederalizm paradigması etrafından 8 boyut üzerinde örgütlenmesi kararlaştırıldı.
YÜKSEL KOÇ: RADİKAL DEMOKRASİYİ İNŞA EDİYORUZ
Konferansın ilk gününde yapılan tartışmaların ardından bir konuşma yapan KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç, 8 boyutta ilke ve ideolojilerine göre örgütleneceklerini ifade ederek, vicdani ve ahlaki toplumu direniş ruhuyla örgütleyerek özgür toplumu inşa edeceklerini söyledi. Toplumun halkın ihtiyaç duyduğu her alanda örgütleneceklerini ifade eden Koç, her komisyonunun Halk Meclislerine bağlı bir şekilde radikal demokratik bir işleyiş ile sistemin kurulacağını belirtti. Koç, yeni sistemin özgürlüğü ifade ettiğini en önemlisi kadın özgürlükçü bir paradigma olduğunu kaydetti. .
Konferans tartışmalarının ikinci gününde söz alan Kongra-Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal,
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ‘Soykırım kıskacında’ olduğunu ifade ettiğini hatırlatarak, “Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Kürtler yüz yıldır Ortadoğu’da bir çok devletle savaşıyor. Şeyh Sait, Koçgiri, Agiri, Dersim ve Mahabad, Mela Mustefa Berzani’den bu yana Kürtler isyanda ve soykırım kıskacında. Dört parça Kürdistan’da saldırıları nasıl püskürtebiliriz. Her dört parçada yaşayan halklar Önderlik paradigması etrafında kendini örgütler ve öz güce kavuşursa tüm bu saldırıları geriletebiliriz. Kapitalist sisteme karşı nasıl direndiğimiz ve nasıl zafer elde ettiğimiz bütün dünyaya Rojava devrimi ile gösterdik. Rojava’da demokratik cinsiyet özgürlükçü ve ekolojik paradigma yaşam buldu. Bu Önder Apo’nun yeni paradigması ile gerçekleşmiştir” dedi.
Toplumu ve halkı örgütlemenin gerektiğini dile getiren Kartal, şunları söyledi: “Britanya ve Londra’da çok sayıda dernek ve kurum bulunuyor. Hangi renkten olursa olsun. Bizler bu renkleri yeni paradigma ekseninde örgütleyerek Halk Meclislerini oluşturmalı ve büyütmeliyiz. Aşağıdan yukarıya doğru bir sistem örüyoruz. Radikal demokrasi bizim perspektifimizi oluşturuyor. Özgür bir ülke için Önderlik Paradigması ile örgütlenmeliyiz.”
Konferansta iki gün boyunca yapılan tartışmaların ardından son gündem karar tasarıları oldu. Britanya Kadın İnisiyatifi’nin ayrıca ara toplantılar oluşturduğu karar tasarıları okunurken, genel karar tasarıları ise tartışmaya sunuldu.
Konferansta alınan kararların bazıları şöyle:
Kürt Kültür Festivali’nin ulusal temelde Britanya’da bir kez yapılması.
Yeniden inşa temelinde ekonomik özerklik komitesinin kurulması.
Kooperatiflerin alt yapı çalışmalarının başlatılması.
Kürt dilinin okullarda GCSE (Seçmeli ders) olarak verilmesi ve bunun için bir komisyon kurulması.
Konferans yapılan kapanış konuşmalarının ardından “Biji serok Apo”, “Şehit namırın” sloganları ile sona erdi.
Avustralya’da işçi olarak çalışan Gallerli genç bir gün evine dönmek ister. Gelgelelim uçak bileti alacak parası yoktur. Ne yapar eder iki arkadaşını ikna eder ve bir ahşap kutuda kargo olarak postalanır…
Fıkra değil, gerçek.
O genç şimdi 75 yaşında ve sıradışı hikayesinin kitabını yazıyor. Bir yandan da o iki arkadaşını arıyor.
Galler’in başkenti Cardiff’te yaşayan Brian Robson henüz 19 yaşındayken göçmen işçi olarak Avustralya’daki Victorian Railways için çalışmaya gitmiş.
İki yıl ülkede kaldıktan sonra memleket hasreti ağır basmış. Evine dönemek istemiş. Ancak haftalık kazancı 40 sterlin, uçak bileti 700 sterlin…
Robson pek parlak denemeyecek bir fikir gelmiş aklına: Kendisini bir ahşap kutuya koydurup mal gibi göndertmek!
Birlikte çalıştığı iki İrlandalı arkadaşı, Paul ve John’dan yardım istemiş. Zor da olsa ikna etmeyi becermiş.
Ve Robson mini buzdolabı taşınabilecek büyüklükte bir kutuya konup çivilenerek Melbourne’den Londra’ya kargo olarak verilmiş.
Böylece epik yolculuk başlamış… Ahşap bir kutunun içinde bir bavul, bir yastık, bir şişe su, ihtiyaç gidermek için bir boş şişe, bir kitap ve bir el feneriyle…
Ancak işler hiç de Robson’ın umduğu gibi gitmez.
Uçak aktarma için Sidney’ye indiğinde kutunun üzerinde yazan alt-üst uyarılarının pek de dikkate alınmadığını anlar, kafa üstü durarak geçirdiği ve dayanılmaz ağrılar çektiği 22 saat sonunda…
Ama pes etmez. Bir sonraki durak Londra’dır ne de olsa…
Uçak yeniden tekerlek koyduğunda kutudaki beşinci günüdür. Londra’daki yük deposundadır artık…
Daha doğrusu Robson öyle sanmaktadır.
Fenerini eline almaya çalışırken parmakları uyuştuğu için düşürür.
Dışarıdan konuşmalar duyar. Ancak bir sorun vardır: İnsanlar İngilizce konuşmaktadır, ama başka bir aksanla!
Kargo uçağındaki doluluk nedeniyle ‘paket Robson‘ın rotası değişmiş, ABD’nin Los Angeles şehrine gelmiştir.
Robson 91×60 cm kutuda, bu şekilde 96 saat geçirdi. Çizim: BBC
O yıllarda çıkan haberlere göre bilgisayar olarak etiketlenen kutudan ses gelmesi üzerine bir görevli üzerindeki delikten içeri bakar.
Ve Robson’la göz göze gelirler.
Adamın “İçinde biri var” diye bağırması üzerine bir saat içinde etrafı FBI, CIA ve havaalanı güvenlik ekipleriyle sarılır.
Her şey bir yana günlerdir bacaklarını uzatamamıştır. Hastaneye kaldırılır. Sorgusunun ardından ‘şüpheli paket’ olmaktan çıkar salıverilir.
Ve mutlu son…
ABD’li yetkililer Robson’u uçakla evine gönderir. Bu kez kargo bölümünde değil, ‘insan gibi’ kabinde.
Nihayet evine döndüğünde oturup kendisine ‘yardım eden’ arkadaşlarına teşekkür mektubu yazar. Gerçi soyadlarını bilmememektedir arkadaşlarının… Nitekim cevap alamaz.
Robson geriye dönüp baktığında yaptığının aptalca olduğunu kabul ediyor: “Çocuklarım böyle bir şeye kalkışsa fena yaparım.“
Şimdi bir yandan bu müthiş yolculuğun hikayesini yazdığı kitabının piyasaya çıkacağı günü iple çekiyor, bir yandan da o iki arakdaşına ulaşmaya çalışıyor: “Onlara bir içki ısmarlamak istiyorum.”