Tag: Erem Kansoy

  • İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti

    Geçtiğimiz günlerde, Roj Kadın Meclisi üyesi ve Londra Islington bölgesi Belediye Meclis üyesi Ayşegül Erdoğan’ın, İngiliz muhalefet, İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn ile gerçekleştirdiği görüşme neticesinde Corbyn İngiltere Dış İşleri Bakanına ve İngiltere Türk Elçiliğine mektup yazarak, ‘Türkiye ve Kürdistan’daki Türk devletinin Kürt’lere yönelik başlatmış olduğu saldırılar’ ile ilgili kaygılarını belirtti.

    Haber: Erem Kansoy

    Uzun süredir İngiltere iç siyasetindeki sorunlar ve İngiliz İşçi partisindeki sıkıntılar gerekçesi ile Kürdistan ve Türkiye’de gerçekleşen İnsan hakları ihlalleri ile katliamlar karşısında yeterli tepkiyi gösteremeyen Jeremy Corbyn, Londra’da aktif Roj kadın Meclisinin girişimleri ile çok önemli bir hamlede bulunarak İngiltere dış İşleri Bakanına ve İngiltere Türk Elçiliğine mektup yazdı.
    Jeremy Corbyn Türk Elçiliğine, Sayın Büyükelçi başlıklı konu ile ilgili mektupta, “Durumun bu noktaya gelmesi ve Türk devletinin buna izin vermiş olması beni derinden kaygılandırıyor. Başka canlar yitirilmeden kuşatmanın son bulması elzem.” Ifadelerinede yer verdi.

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti 1
    Jeremy Corbyn’in İngiltere Türk Elçisine hitaben yazdığı mektup şöyle;
    Sayın Büyükelçi,
    Konu: Türkiye’nin güney-doğusu, Cizre ilçesindeki kriz durumu
    Bugün Britanyalı Kürtlerden oluşan bir heyet ile yaptığım görüşmede bana Cizre ve yakınındaki ilçelerdeki durumun kritik olduğunu söylediler. Bildiğiniz gibi bölgede iki aydan fazla bir süredir sokağa çıkma yasağı var ve ordu tamamen orayı tamamen dış dünyaya kapatmış durumda. Ordu oraya PKK’lilerin yerleşmiş olduğunu iddia ediyor fakat gördüğümüz kadarıyla tamamen suçsuz olan sivil insanlar vurulup öldürülmekte. Ambulansların yaralılar hastaneye götürmesine izin verilmemekte. Bir kuşatma söz konusu ve beslenme malzemeleri tükenmiş durumda (tabi insanların bu malzemelere ulaşmak için evlerinden çıkabildiğini varsayarsak.)
    Heyet üyeleri bana Şırnak’ın tümünün bu durumdan etkilendiğini belirttiler ve Cizre’deki durumu “soykırım” olarak ifade ettiler. Bildiğiniz gibi Af Örgütü de oradaki durumla ilgili endişelerini ifade ettiler ve Türk hükümetine bu durumu sonlandırması için çağrıda bulundular.
    Durumun bu noktaya gelmesi ve Türk devletinin buna izin vermiş olması beni derinden kaygılandırıyor. Başka canlar yitirilmeden kuşatmanın son bulması elzem. Türk yetkililer Şırnak’a müzakere edilmiş ve kalıcı bir barışın gelmesi için daha fazla çaba göstermesi gerekiyor. Saygılarımla, Jeremy Corbyn.”
    İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn İngiltere Dış İşleri Bakanına’da yazdı
    Eş zamanlı olarak, Londra Büyükelçisi Abdurrahman Bilgiç’e yazdığı mektupla beraber İngiltere Dış İşleri Bakanı David Lidington’a da yazdı. Corbyn İngiliz bakana mektubunda, gerçekleşen görüşmeden edindiği bilgileri paylaşarak ve devam eden sokağa çıkma yasağının kaldırılması ile ilgili TC devletinin uyarılması gerektiğinin altını çizdi. Corbyn, dış ilişkiler bakanlığından barışın sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunmasını istedi ve son olarak şöyle yazdı: ‘‘Ben, özellikle Türkiye elçisine yazarak, en güçlü şekilde kuşatmanın sonlandırılıp bölgede barışın sağlanmasını talep edeceğim. Umarım ki sana ve Dış İlişkiler Bakanlığına, diğer AB devletleriyle birlikle, Türkiye’den aynı talepte bulunmanız için güvene bilirim.’’
    İngiliz Dış İşleri Bakanına Jeremy Corbyn’in yazdığı ‘‘Türkiye’nin Güney doğusunda bulunan, Kürt şehri Cizre’deki kriz durumu’ başlıklı mektuptan kesitler de; “ Türk devleti ile Kürt’ler arasında giderek bölgede yükselen krizin eminim farkındasınızdır. Londra merkezli bir Kürt delegasyonu ile görüşmemde, bana Cizre ve çevresindeki köylerlerde durumun kritik olduğu bilgisini verdiler. Bölgede 2 aydan fazladır sokağa çıkma yasağı olduğu ve bölgenin tamamıyle askerlerce doldurulduğu biliniyor.
    Delegasyon üyelerinden ayrıca Şırnak bölgesinde de AKP hükümetinin askeri operasyonarıyla büyük krizler çıkardığı bilgisini aldım. Amnesty International’ın Türkiye’ye saldırılarını durdurmasına yönelik yazdığı açıklamadan haberdar olduğunuzdan da eminim. Kendi şahsım adına Londra Türk Elçiliğinede saldırıların durdurulması adına mektup yazacağım.” Ifadelerini kullandı.
    Roj Kadın’ın çabaları sonuç verdi
    Roj Kadın’ın başarıyla neticelenen temasları sonrasında elde edilen sonuç ile ilgili Gazetemize demeç veren Roj Kadın Meclisi üyesi ve Lodra Islington bölhesi Belediye Meclis üyesi Ayşegül Erdoğan Jeremy Corbyn’in mektuplarının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
    Ayşegül Erdoğan, “Uzun bir süredir Türk devletinin Kürdistan’da uyguladığı vahşete karşı yaptığımız Halk eylemlerinin dışında bir çok kurum ve kuruluşlar ile görüşmelerimiz de oldu, bu görüşmelerin içinde en önemlisi ve sonuç veren görüşme ise İngiltere ana muhalefet partisi olan İşçi Parti Lideri Jeremy Corbyn ile yapmış olduğumuz görüşme olmuştur.
    Jeremy Corbyn ile yaptığımız bu görüşmede Türk devletinin Kürdistan’da uyguladığı bu vahşete karşı bir dizi görüşmeler yapacaığının sözünü vermişti. Kuzey Islington Milletvekili olan Jeremy Corbyn ile görüşmenin öncülügünü yapan Roj Women/Kadın Meclisine karşı vermiş olduğu sözünü tutarak, başta İngiltere Dış İşleri Bakanına ve İngiltere Türk Elçiliğine Kürdistan’da uygulanan vahşetten dolayı kaygı duyduğunu içeren yazışmalarda bulundu. Bu anlamda hem Roj Kadın Meclis üyesi ve Islington Belediye Meclis üyesi olarak bu görüşmelerde bulunmaya ve Kürdistan’daki Türkiye devletinin köklü saldırılarını İngiltere Parlamentosunda kınanması adına da, tartışılması için çabalarımız yoğun bir şekilde devam edeceğiz.” Dedi.
    Roj Kadın Meclisi üyelerinin, 29 Ocak’ta, Corbyn’e yaptıkları ziyarette, altı kişilik bir grup ile bir saat süren bir görüşme gerçekleştirmişlerdi.

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti 3

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti 4

  • Parlamento önünde oturma eylemi

    Parlamento önünde oturma eylemi

    Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağırısı ve Demokratik Güç Birliği’nin de desteği ile İngiliz parlamentosu önünde oturma eylemi gerçekleştirildi.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Avrupa genelinde 3 gün boyunca devam edecek eylemlerin ilk gününde Londra’da aktif kurum ve sivil toplum örgütleri parlamento önünde sabah saatlerinde başlayan eylemi akşam üzerine kadar devam ettirdi. İngiliz polisinin çevrede geniş güvenlik önlemleri aldığı eylemde, yabancıların duyarlılığını da artırmak üzere aralıksız olarak İngilizce sloganlar atıldı ve bildiri dağıtıldı.

    Parlamento önünde oturma eylemi 1

    Demokratik Güç Birliğinin eyleme çağırısında “Özsavunma ve Özyönetim ilanlarını selamlıyoruz. Katliamları durdurmak için ayağa kalk! TC devletinin Kürdistan’a yönelik katliyamlarını karşı bizlerde başlattığımız üçgünlük parlamento önünde oturma eylemine tüm halkımızın duyarlılık göstermesini ve katliamlara dur demeye çağırıyoruz.” İfadeleri kullanıldı.

    Parlamento önünde yaptığı konuşmada parlamento yetkililerine seslenen aktivist Mehmet Aksoy, “Bu gün burada TC devletinin Türkiye ve Kürdistan’da Kürtlere yönelik saldırılarını protesto etmkek üzere bulunuyoruz. Britanya parlamentosunda partilerin TC devletinin saldırılarını kınamasını talep ediyoruz. Çünkü Kürtler şuanda Ortadoğuda demokrasi, özgürlük ve insan haklarının en büyük savunucularındandır. Recep Tayyip Erdoğan istediği sistemin Hitler Almanya’sına benzediğini belirtmişti. Bugün binlerce akademisyen, gazeteci ve aydınlar baskı altında ve göz altındalar. Doğmamış bebeklerden 80 yaşına kadar Kürtler katlediliyor. Buna ses çıkaran herkes göz altında yada hapishanelrde.” Sözlerine yer verdi.

    Parlamento önünde oturma eylemi 2

    Parlamento önünde yaklaşık 6 saat süren oturma eyleminde ‘Terörüst Türk devleti- adalet istiyoruz- Kürtleri öldüren Türk devleti.’ Sloganları atıldı.

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Türkan Budak ise gazetemize verdiği demeçte, “ burada bulunma ile ilgili temel sebebimiz, İngiliz devletinin Türkiye’deki katliamlara sessiz kalmalarıdır. Bu güne kadar hiç bir açıklama yapmadılar. Sivil ve çocuklar katlediliyor. Halen hiç bir açıklama yapmıyorlar. İnsan hakları ile övünen İngiltere Kürdistan’da çiğnenen insan haklarına ses çıkarmıyor. İngiltere TC ile olan ekonomik ilişkilerini gözden geçirmeli ve suça ortak olmamalıdır. Başta İngiltere olmak üzere AB devletleri R.T. Erdoğan’ın bu faşizan zihniyeti önüne geçmesse hem ortadoğuda hemde dünyada halkların başına nalet olarak gelebilecek yeni bir ruh hastası diktatör türeyecek. Hala hazırda Türkiye ve Kürdistan’da Erdoğan diktatörlük yapıyo. Erdoğan kendisine muhalif her kesime saldırıyor.” İfadelerini kullandı.

    Sloganların ardından kalabalık yarın yine saat 11:00’da parlamento önünde toplanmak üzere sessizce dağıldı.

  • 2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri)

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri)

    Londra’da binlerce vatandaşın katıldığı ve önemli süreçlerde ses getirerek, Britanya’daki duyarlılığı artırmaya yönelik yapılan eylemler ile etkinliklerden 2015 yılında öne çıkan fotoğraflar.

    Fotoğraf: Erem Kansoy

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1

    1-YPG savaşçısı Eric Kostas Scurfield’ın cenazesinden bir görüntü

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 22-Suruç Katliamı sonrasında binlerce vatandaş merkez Londra’da yürüyüşe geçti.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 33-Suruç Katliamı Trafalgar meydanında protesto edilmişti

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 44-Türk devletinin Kürdistan’da devam eden saldırılarını protesto etmek amacıyla başkent Londra’da bir protesto eylemi gerçekleştirildi.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 55-Suriye’de gerçekleştirilen Alevi katlimlarına dikkat çekme amacıyla bugün Britanya Alevi Federasyonu, TC Elçiliği önüne siyah çelenk bırakmak istedi fakat İngiliz polisi engeline takıldı.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 66-Oxford’daki Alevi Kültür Festivali yoğun programı ile ilgi toplamıştı.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 77-Londra’da Newroz kitlesel katılım ile renkli geçti

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 88-Londra’da Newroz kitlesel katılım ile renkli geçti

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 99-Londra İbrahim Kaypakkaya’yı bu yılda kitlesel yürüyüş ile andı

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1010-Kobane’de DAIŞ çetelerinin çirkin saldırısı Demokratik Güç Birliği tarafından Londra TC Elçiliği önünde protesto edildi.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1111-Kobane’de DAIŞ çetelerinin çirkin saldırısı Demokratik Güç Birliği tarafından Londra TC Elçiliği önünde protesto edildi.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1212-İngiltere’de torries karşıtı eylemden bir foroğraf

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1313-HDP 7 haziran seçimleri öncesi Londra mitingi

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1414-Demokratik Güç Birliğinin çağırısı ile toplum Trafalgar’a akın etti. Düzenlenen eylemde Silvan ile dayanışmaya mesajı verildi.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1515-Britanya Kürt Halk Meclisi’nin düzenlediği kitlesel yürüyüş ile 15 Ağustos direnişi Londra’dan da selamlandı.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1616-Ankara katliamı sonrası Londra’da halk sokaklara döküldü

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1717-  26. Day-Mer Kültür Sanat Festivali park şenliğinde coşkulu kitlenin katılımıyla gerçekleştirildi

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1818-  12. zilan kadın festivali KCC de gerçekleştirilen organizasyonla kutlanmıştı

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 1919  -9 Ekim komplosu ve Ankara katliamı, Londra’da da kitlesel katılım ile protesto edildi. Düzenlenen yürüyüşe yaklaşık 3.000 kişi katıldı.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 2020  -7 Haziran seçimleri KCC’de canlı takip edilerek barajın aşılması ile halaylar çekildi.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 2121-  5. Londra Alevi Kültür festivali renkli görüntülre sahne olurken bir çok üst düzey yetk,l, ve temsilci festivalde konuşmacı olarak hazır bulunmuştu.

    2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri) 2222- 1 Kasım Dünya Kobane Günü vesilesiyle Haringey bölgesinde kitlesel bir yürüyüş düzenlendi. Londra’lılar bugün hem seçim heyecanı hem de Kobane zaferi ile, tek yürek oldu.

  • Calais: Acıların ve ümitlerin buluşma noktası!

    Calais: Acıların ve ümitlerin buluşma noktası!

    Avrupa’nın ölüm tüneli

    Fransa’nın Calais liman kenti çeşitli bölgelerden gelen yerlerinden edilmiş yaklaşık 6000 insanın acıları ve ümitlerinin buluşma noktası oldu. Kobanêli Muhammed Hassan; “Burda kimse yaşayamaz. Hangi insan böyle bir yerde yaşabilir ki; etrafınıza bir bakın” sözleri ile Calais’in gerçek yüzünü yansıttı.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Britanya’ya daha iyi yaşam koşulları ümidi ile ulaşmak üzere yola çıkan mültecilerin buluşma noktası haline gelen Fransa’nın Calais liman kentinde adeta insanlık dramı yaşanıyor. Kış aylarının gelmesi ile aşırı yağmur, şiddetli rüzgar ve soğuk yetmezmiş gibi susuzluk, gıda sorunu, sağlık ve barınma problemlerinin yanı sıra mülteciler burada bir de ölümler ile acıların en ağırıyla karşı karşıyalar.

    'Jungle' kampındaki kullanma suyu unitelerinden biri..
    ‘Jungle’ kampındaki kullanma suyu unitelerinden biri..

    Yardım kuruluşu RedCross’un (Kızılhaç)1999 yılında Calais’te hizmete açtığı Sangatte Mülteci Merkezi’nin zaman zaman kapasitesinin çok üzerine çıkması nedeniyle 2000’li yılların ilk evresinden itibaren, Calais limanına yakın bölgelerde çadır kurmaya başlayan mültecilerin sayısı geçmiş dönemlerde en çok 700-800 iken, bu rakam son günlerde 6000’e yaklaştı. 2001-2002 yıllarında Sangatte’nin kapatılması ile bölgede yağmalamalar yaşanmış ve Fransız polisi bölgedeki çadırları dozerlerle yıkmıştı. Yaşanan olayın ardından Fransa devleti Calais’te yaşananlara karşı halen süregelen bir ‘kabullenmeme’ politikası içerisinde. Ortadoğu bölgesinde yüzlerce kamp Birleşmiş Milletler’in BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) birimi tarafından tanınıyor ve ciddi yardımlarla ayakta tutuluyorken, Fransız devletinin Calais’teki kampı ‘mülteci  kampı’ olarak tanımaması sebep gösterilerek UNHCR burada çalışma yürütmüyor. Son yıllarda ise bir çok mülteci tren yolu, feribot ve kamyon- tırlar aracılığı ile Britanya’ya geçmek üzere mücadele verirken hayatını kaybetti.

     

    Özellikle 2015 yılında nüfusunun hızla büyümesi ve yaşanan ölüm olaylarının artması ile gündemde kalan Calais, Britanyalı yardımsever aktivistlerin oluşturduğu CalAid, Refugees Welcome gibi grupların ve yine bölgede bir çatı altında toplanan Fransız ve Britanyalı gönüllülerin çalışmaları ile yardımlar ulaştırılıyor. İngiltere’de Kürtçe ve Türkçe konuşan topluma hizmet veren DAY-MER`dE bölgeye 1 tırlık yardım ulaştırarak gönüllülere teslim etti. Day-Mer’in oluşturduğu delegasyonda Day-Mer Youth, Tohum Kültür Merkezi, YÇKM Londra, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ile Calais’e yardıma koşan gönüllüler yer aldı. DAY-MER toplum dernekleri arasında örnek oluşturacak projelerinden birini daha böylelikle gerçekleştirmiş oldu.

    Afgan, Rojavalı Kürt, Libyalı, Iraklı Asuriler, Sudanlı, Nijeryalı ve Azerbeycanlı mültecilerin büyük bölümünü oluşturduğu Calais kampı çok ulusluluğu ile dikkat çekiyor. Çeşitli uluslardan biraraya gelen bu insanların acıları da ortak, ulaşmak için çıktıkları yoldaki son durak da… Dünya kamuoyu Fransa’ya büyük baskılar yapsa da, Fransız hükümeti halen Calais’i tanımıyor. Ayrıca Fransız polisinin de bölgedeki geniş güvenlik önlemleri büyük dikkat çekiyor. Bölgedeki mülteciler polisin zaman zaman sert müdahalelerde bulunduğunu vurguluyorlar.

    Kamp'ta zemin..Tuvalet atıkları ve çöp suları ile karışan çamur salgın hastalıklara davetiye çıkartıyor.
    Kamp’ta zemin..Tuvalet atıkları ve çöp suları ile karışan çamur salgın hastalıklara davetiye çıkartıyor.

    Sözde demokrasinin beşiği Avrupa’nın göbeğinde, Fransa’da yaşanan insanlık dramına  yönelik gerçekleştirilen onlarca etkili eylem ve baskıya rağmen, İngiliz hükümeti de sessiz kalarak ‘Fransız demokrasisine’ ortaklık etmekte. İngiltere’de düzenlenen kitlesel eylemler, imza kampanyaları, parlamentodaki lobi çalışmaları, ilerici ve demokrat basının etkin haberleri de Başbakan David Cameron’u mülteci politikasındaki başarısızlığından geri çevirmedi.

    Calais’e gerçekleştirdiğim son ziyaretimde kadın ve çocuk nüfusun ciddi oranda azaldığını gördüm. Bu da Fransız hükümetinin belirli sayıda çocuklu kadınları kabul ettiği yönündeki yasal düzenlemesini doğruluyor. Fakat Fransız hükümeti mültecilere ‘cazib’ görünmemek adına bu yasal düzenlemesini basına fazla yansıtmadı.

    Kış aylarının gelmesi ile bölgedeki ağır hava koşulları ve olanaksızlıklar burada ümide yolculuğu bekleyen mültecilere çok zor günler yaşatıyor. Zemin çamur ve yer yer büyük su birikintileri oluşmuş. Kamp ağaçlık tepeliklere kurulmuş durumda. Aşırı rüzgardan kaynaklı çadırlar uçmakta. Son bir ay içerisinde iki kez kampta büyük yangın yaşanarak bir çok çadır yanmış. Kampa duyarlı vatandaşlar, kurum,kuruluş ve sivil toplum örgütleri yardımlarda bulunsa da, özellikle çadır, ilaç, yiyecek ve giyecek sıkıntısı her gün giderek artıyor. Kamp bölgesinde temiz su ve tuvalet bulunmaması da salgın hastalıklara yol açıyor. Özellikle insani atıkların ve çöplerin kamp içerisinde çamurlarla karışması bölgede ağır koku ve sağlıksız koşullar yaratıyor.

    Çoğunluğunu genç erkeklerin oluşturduğu, İngiltere’ye tren ve vapur seferlerinin yapıldığı ve dünyanın en çok insan trafiğinin yaşandığı iki liman kentinden biri Calais. Buradan İngiltere’nin Dover kentine her gün onlarca tren ve vapur seferi var. 6000 mülteci de bu seferlerden biriyle İngiltere’ye geçmek için, kendilerinin deyimiyle “Orman Kampı”nda yaşamaya mecbur kalmış. Kimi henüz bir gün önce gelmiş, kimi iki yıldır burada.

    Yiyecek dağıtılan sıraya doğru ilerleyen bir baba ve küçük kızı
    Yiyecek dağıtılan sıraya doğru ilerleyen bir baba ve küçük kızı

    Her hafta bir kaç kişinin ya trene ya da vapura kaçak binmek isterken ölümleri gerçekleşiyor. Cezayirli bir mültecinin trene binmek isterken rayların altında kalarak yaşamını yitirmesi, geçtiğimiz ay basında da geniş yer bulmuş ve oklar kapıların açılması yönünde Fransız hükümetine yöneltilmişti. Fakat yine olumlu bir sonuç alınamamıştı. Bir çoğu, kamptaki yaşam koşullarının çok kötü olmasından dolayı, riskleri daha fazla göze alıyor ve bir an önce kamptan kurtulmak istediği için trene ve tırlara atlamaya çalışırken can veriyor. Ayrıca mülteciler burada doğal koşullarla da savaşırken insani ihtiyaçlarını gidermek üzere kampta hırsızlık, çeteleşme ve organize suçlara da yöneliyor. Bizzat Calais sakinlerinden de bölgede neler yaşandığını dinleyerek yaşanan drama tanıklık ettim.Örneğin siyahi bir grubun gece çadır çaldıklarını ve gündüz çaldıkları çadırları yeni gelen mültecilere satarak para kazanmaya çalıştıklarını aktaran mülteciler var.

    İsmini vermek istemeyen Kürt bir mülteci şöyle konuştu: “Üç aydır buradayız. İngiltere’ye geçmek için bekliyoruz. İşte halimizi görüyorunuz, bu kötü koşullarda ve soğuk havada bu halde yaşıyoruz. Ekmek ve çay ile geçiniyoruz. İngiltere’ye geçmek istiyoruz. Biz burda kalmak için buraya gelmedik. Dover’e varmak istiyoruz. Eğer burda kalmak isteseydik Fransa’da iltica ederdik.Bijî Kurd û Kurdistan.” Irak Kürdistan’ından olduğunu olduğunu söyleyen Peşrew isimli diğer bir mülteci “Burda Afgan, Kürt, Pakistan ve İranlılar var. Burada hayat koşullarımız ciddi derecede kötü” dedi.

    Erzak dağıtılan bir araca doğru oluşturulan sıra.
    Erzak dağıtılan bir araca doğru oluşturulan sıra.

    Yine gazetemize konuşan Kobanê’li Muhammed Hassan “Ben de herkes gibi savaştan dolayı buraya geldim. Fransa’ya Almanya üzerinden ulaştım. Ailem Türkiye’de kaldı ve ben tam bir aydır buradayım. İngiltere’ye gitmek istiyoruz ama Fransız polisi bize izin vermiyor. Burda kimse yaşayamaz. Hangi insan böyle bir yerde yaşabilir ki; etrafınıza bir bakın. Buradaki en büyük zorluk çok soğuk, her yer çamur ve kıyafetinin olmaması. Paran varsa yaşarsın burada, paran yoksa böyle bizim gibi soğukta kalırsın. Bize ulaştırılan yardımlar ve yiyecekler çok az. Hiç yeterli değil ve çok zor durumdayız. Fransız polisi de bize hiç iyi davranmıyor. Kadın ve çocuklar çadırlardan çıkamıyor. Calais’te yaşanmıyor. Buraya Suriye, Irak, Afgan nereden isterseniz mülteci geliyor. Savaş olan her yerden insan var burada. İngiltere’ye kaçak yoldan gitmek zorundayız çünkü bizi bırakmıyorlar. Trenle, tır ya da kamyonla gitmek zorundayız. Bizim için burada trene girebilmek Londra’ya ulaşmak anlamına geliyor’’ dedi.

    Londra’dan Calais’e uzanan gidiş ve dönüş yolculuğumuzda, gümrük kapılarında İngiliz ve Fransız polisinin çıkardığı zorluklar, yarattığı gecikmeler ve kayıt altına alma işlemleri, bölgeye götürülecek yardımlara darbe vurmaya yönelik olduğunun açık bir göstergesiydi. Yasal olmamasıyla beraber pasaport kontrolünün gidişte üç ve dönüşte iki kez yapılması ve ayrıca isimlerin tek tek kayıt altına alınarak kişilerin kısa süreli sorgulanması, Fransız-İngiliz hükümetlerinin Calais üzerindeki tecritini ve görmezden gelişini onaylar nitelikteydi. Fransa’nın mültecilere sahip çıkmaması İngiltere’nin ise kapıları açmayarak mülteciler ile ilgili sert politikası devam ettikçe, Calais uzun bir süre daha yaşanan acıları ile gündemde hatırlanacak.