Tag: Hot News

  • İlham Ahmed, Mehmet Aksoy’un Mezarını Ziyaret Etti

    İlham Ahmed, Mehmet Aksoy’un Mezarını Ziyaret Etti

    Suriye Demokratik Meclisi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Highgate’te bulunan Mehmet Aksoy’un mezarını ziyaret etti.

    İngiltere’de temaslarını sürdüren Suriye Demokratik Meclisi eşbaşkanı İlham Ahmed, Eylül 2017’de Rakka’da şehit düşen Mehmet Aksoy’un (Firaz Dağ) mezarını ziyaret etti.

    İlham Ahmed ve beraberindeki heyet Mehmet Aksoy’un mezarını ziyaret etti

    Britanya’dan Rojava’ya gittikten sonra Halk Savunma Birlikleri (YPG) basın biriminde çalışma yürüten gazeteci Mehmet Aksoy, 26 Eylül 2017’de Rakka’da Daiş çetelerinin saldırısında şehit düşmüştü. Aksoy’un naaşı 25 Ekim 2017’de Londra’ya ulaşmış ve Heathrow havalimanında yüzlerce kişi tarafından karşılanmıştı. 10 Kasım 2017 Cuma günü Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde binlerce kişinin katılımıyla yapılan törenden sonra Highgate Mezarlığında toprağa verilmişti.

    İlham Ahmed

    Mehmet Aksoy’un Highgate’te bulunan mezarını ziyaret eden İlham Ahmed ve beraberindeki heyet, Aksoy’un annesi Zeynep Aksoy tarafından karşılandı. Mehmet Aksoy’u şehadetinden üç gün önce Kobane’de gördüğünü, sohbet ettiklerini ve beraber fotoğraf çektirdiklerini söyleyen İlham Ahmed, Aksoy’un şehadetinin büyük bir kayıp olduğunu ifade etti.

    Mehmet Aksoy ve İlham Ahmed, Eylül 2017, Kobane

     

  • Karl Marx’ın anıt mezarına yapılan saldırı protesto edildi

    Karl Marx’ın anıt mezarına yapılan saldırı protesto edildi

    Karl Marx’ın Kuzey Londra’da bulunan Highgate Mezarlığı’ndaki anıt mezarının iki haftada ikinci kez saldırıya uğraması Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumlar tarafından protesto edildi.

    Pazar günü Highgate mezarlığında biraraya gelen EMEP, DAY-MER, Britanya Komünist Partisi ve Britanya Komünist Gençlik Ligi üyeleri ve yöneticileri Karl Marx’ın mezarına yönelik saldırıları protesto etti.

    Diğer bir protesto ise Pazartesi günü Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Sosyalist Kadınlar Birliği, Avrupa Ezilen Göçmenler Federasyonu ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyelerinde geldi.

    Karl Marx’ın Kuzey Londra Highgate Mezarlığı’ndaki anıt mezarının iki haftada ikinci kez saldırıya uğraması EMEP, DAY-MER, Britanya Komünist Partisi ve Britanya Komünist Gençlik Ligi tarafından mezarlıkta protesto edildi.
    Aralarında 68 kuşağı gençlik önderlerinden Aydın Çubukçu ve Mustafa Yalçıner’in de bulunduğu eylemciler, Marx’ın anıt mezarına çiçek bıraktı.
    “ZAFER BİLİMSEL SOSYALİZMİN OLACAKTIR”
    Eylemde konuşan DAY-MER Yönetim Kurulu ve EMEP Üyesi Arif Bektaş, saldırıyı ağır bir dille kınadı. Saldırının Marksizme yapıldığını belirten Bektaş, “Bu saldırı yeni değil, Karl Marx’ın yaşadığı dönemden bu yana süregelmektedir. Saldırganlar şunu bilmelidir ki, korkunun ecele faydası yoktur. Zafer eninde sonunda Karl Marx’ın geliştirdiği bilimsel sosyalizmin olacaktır” dedi.
    EMEP ve Türkçe-Kürtçe konuşan toplumun bu tür saldırıları hoşgörüyle karşılamadığını vurgulayan Bektaş, girişlerden ücret alan mezarlık yönetimini sorumsuz davranmakla suçladı.
    “MARKSİZM KARŞISINDA FAŞİZM VE KAPİTALİZMİN ÖLÜMÜ ENGELLENEMEYECEKTİR”
    Britanya Komünist Gençlik Ligi adına yapılan konuşmada da saldırının aptalca bulunduğu belirtilerek, “Bu saldırılar ırkçı ve faşistler tarafından yapıldı. Saldırıdaki hasar gören mermer yenilebilir, üzerindeki boya silinebilir fakat Marxizm karşısında faşizm ve kapitalizmin ölümü engellenemeyecektir” denildi.
    “KRİZDEKİ KAPİTALİZM MARX’TAN VE ONUN DÜŞÜNCELERİNDEN KORKUYOR”
    Britanya Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi Alex Gordon da mezarlıkta korumasız ve halka açık bir anıta saldırılmasını “hastalıklı bir düşence” olarak niteledi. Gordon, “1883’te bu mezarlığa gömülen Karl Marx’a ve Marksizme saldırı yeni değil. Saldırıyorlar çünkü krizdeki kapitalizm Karl Marx’tan ve onun işçi sınıfını özgürleştirici düşüncelerinden korkuyor. Saldırıya tepki gösteren EMEP ve DAY-MER’li yoldaşlara da teşekkür ederiz” diye konuştu.
    İki hafta önceki saldırıda mermer yazısı hasar gören anıt mezara saldırganlar bu kez kırmızı boyayla “Soykırımın mimarı”, “Nefret doktrini” ve “Açlığın ideolojisi” yazmışlardı.

    ESP ÜYELERİ DE SALDIRIYI PROTESTO ETTİ
    Marx’ın mezarı önünde toplanan Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Sosyalist Kadınlar Birliği, Avrupa Ezilen Göçmenler Federasyonu ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyelerine Halkların Demokratik Partisi Milletvekili Murat Çepni eşlik etti.

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Sosyalist Kadınlar Birliği, Avrupa Ezilen Göçmenler Federasyonu ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyeleri Karl Marx’ın anıt mezarı önünde buluştu. Türkiye’den HDP Milletvekili Murat Çepni’nin katıldığı anmada “Düşüncelerini sonuna kadar yaşatacağız” sözü verildi.

    Sosyalistler, “Marx’a yönelik saldırıyı tüm işçilere, emekçilere yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz” diyerek anıt mezarın önünde buluştu. Topluluk adına yapılan konuşmada, “Bu saldırı, kapitalizmin krizinin derinleştiği, işçi ve emekçilerin emperyalizme karşı kapitalizme karşı öfkesinin büyüdüğü bir dönemde, ırkçaların, faşistlerin buna tahammül edemeyerek başta Karl Marx olmak üzere devrimcilere, sosyalistlere, onların fikirlerine yönelik bir saldırıdır. Biz devrimciler, komünistler olarak bu saldırılara karşı, bütün ezilen halklarla birlikte mücadele edeceğiz. Irkçılığa karşı, faşizme karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Marx’ın, Engels’in, Lenin’in, Stalin’in düşüncelerini sonuna kadar savunacağız ve yaşatacağız” denildi.

    Marx’ın 1881’deki orijinal mezar taşından alınarak 1954’te anıta eklenen mermerin tahrip edilmesinden bir kaç gün sonra mezarın üzerine nefret söylemleri yazılmıştı. Mezar aynı zamanda Marx’ın eşi Jenny Von Westphalen ve ailenin diğer üyelerinin de mezarı olma özelliği taşıyor.

  • İlham Ahmed’in Londra Temasları Devam Ediyor

    İlham Ahmed’in Londra Temasları Devam Ediyor

    Suriye Demokratik Meclisi-MSD Eşbaşkanrı İlham Ehmed, İngiltere Parlementosu Lordlar Kamarası’nda Öcalan’ın düşünceleri üzerine organize edilen konferansa katıldı. Ehmed konferansın yanısıra Londra’da bir dizi görüşme yaptı.

    Londra temasları çerçevesinde Ehmed, The Guardian gazetesini diplomasi editörü Patrick Wintour, Daily Telegraph gazetesi dış heberler servisi yöneticilerinden Roland Oliphant ile görüştü, yine BBC’nin dünya servisi ve Arapça bölümüne de özel reportaj verdi. MSD Eşbaşkanı İlham Ehmed İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in şeref başkanlığıni yaptığı düşünce kuruluşu Chatham Hausee’de yuvarlak masa toplantısına katıldı. Ehmed burda yaptığı konuşmadan sonra katılımcıların sorularını yanıtladı. Ehmed, Suriye’de siyasi sürecin dışında tutulduklarını ve anayasa komisyonunda dahil edilmediklerini hatırlatarak, bu yaklaşımlar sürdürüdüğü müddetçe kendilerinin de farklı alternatif arayışlarının süreceğini söyledi. Suriye’nin özerk bölgeler olarak yönetilmesini istediklerini söyleyen Ehmed, şöyle devam etti: “Mesela deniz kıyısında Arap Aleviler var. Yine gayri müslimler, müslümanlar ve Kürtler var. Orası özerk bir bölge olabilir. Kuzey ve Doğu Suriye ve Rojava da zaten özerk bir bölge düzeyine gelmiş. Suriye’yi dönüştürmek istedik, kendi bölgemizde rejim değişti. Eski rejimin yönetim tarzı bölgemizde yani kuzey ve doğu Suriye’de artık yok. Şam’daki rejimi de değiştirmek için uğraşıyoruz. Anayasa değişiklikleri ve seçimlerle bir değişim istiyoruz. Tüm Suriye’nin geleceğine dair bir çözümü tartıştık. Ancak sonuç çıkmadı. Burdan da söylüyoruz; Kuzey Suriye Özyönetim temsilcilerinin Cenevre görüşmeleri ve yeni anayasanın oluşturulmasında yer alması çok önemlidir.”

  • Londra’da 15 Şubat Komplosu Yüzlerce Kişi Tarafında Protesto Edildi

    Londra’da 15 Şubat Komplosu Yüzlerce Kişi Tarafında Protesto Edildi

    Başkent Londra’da yüzlerce kişinin katıldığı bir yürüyüşle 15 Şubat uluslararası komplosu protesto edildi.

    Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 20 yıl önce gerçekleştirilen uluslararası komplo İngiltere’nin başkentli Londra’da düzenlenen bir yürüyüşle protesto edildi. Londra’nın Edmonton bölgesinde başlayan yürüyüşte, Leyla Güven’in büyük boy posteri ve yüzlerce Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın resmi taşınınırken, KCK, PJAK ve KODAR bayrakları açıldı. Yüzlerce Kürdistanlının katıldığı yürüyüş boyunca Türk devleti aleyhine sloganlar atılırken, devam eden açlık grevleri selamlandı. Yürüyüşe Güney ve Doğu Kürdistanlıların katılımı yoğunluktaydı.

    İki saat süren yürüyüş Seven Sisters bölgesinde yapılan konuşmalarla sona buldu. Britanya Kürt Halk Meclisi eşbaşkanı Ercan Akbal yaptığı konuşmada 15 Şubat uluslararası komploda yer alan devletleri lanetleyerek ve açlık grevindeki direnişçileri selamlayarak konuşmasına başladı. Akbal konuşmasında 20 yıldır Kürt halkının devam eden komploya karşı direndiğini ve bu zaferle taçlanacağı zamanın yakın olduğu nu belirtti.

  • Lordlar Kamarasında Öcalan’ın Düşünceleri Tartışıldı

    Lordlar Kamarasında Öcalan’ın Düşünceleri Tartışıldı

    Birleşik Krallık parlamentosunun üst kanadı olan Lordlar Kamarası Öcalan’ın fikirlerinin tartışıldığı bir günlük konferansa ev sahipliği yaptı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen uluslararası komplonun 20’inci yıldönümüne denk gelen konferans, ‘Orta Doğu Krizinin Çözümü: Abdullah Öcalan’ın Düşünceleri’ başlığı altında yapıldı.

    Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komplo sonucu Türkiye’ye getirilişinin yıldönümünde gerçekleşen konferans ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ tarafından organize edilirken, ev sahipliğini Lordlar Kamarası üyesi Maurice Glassman yaptı.

    ‘Orta Doğu Krizinin Çözümü: Abdullah Öcalan’ın Düşünceleri’ ana başlığı altında yapılan konferansta, Demokratik Konfederalizm, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deki ulus-devlet krizi, Türk devletinin Türkiye ve Suriye’de Kürt karşıtlığı ve İmralı işkence sistemi gibi alt başlıklar tartışıldı.

    Konferansa, aralarında politikacı, akademisyen, milletvekili ve hukukçuların olduğu farklı ülkelerden konuşmacılar katıldı.
    Dün tüm gün süren konferansın açılış konuşmasını toplantıya ev sahipliği yapan Lord Maurice Glassman yaptı.

    Lord Maurice Glassman, ‘böylesi önemli bir konferansa katkıda bulunmak ve ev sahipliği yapmak benim açımdan onur verici’ diyerek sözlerine başladı.
    ‘‘Lordalar Kamarasında, ilk defa Abdullah Öcalan ile ilgili tüm gün sürecek etkinliğini burada düzenlemiş olacağız ve umarım bu konferans daha fazlasına yol açar.
    Demokratik Konfederalizm fikri her açıdan çok önemlidir. Yerellerin kendilerini yönetmesi perspektifi gerçekten yapılabilirlik anlamında gerçekçi ve önaçıcı duruyor. Bugün tüm gün boyunca Öcalan’ın fikirlerini ve düşünceleri öğreneceğiz, tartışacağız.’’

    ‘Ortadoğu’daki politik, siyasi ve toplumsal krize alternative: Demokratik Konfederalizm. Türkiye, Suriye, Irak ve İran örneklerinde Orta Doğu’daki ulsu devlet krizi’ başlığı altında yapılan ilk oturumda HDP milletvekili Hişyar Özsoy, Mehri Rezai, Dr. Rebwar Raşid ve Ilham Ahmed birer sunum yaptı.

    Hişyar Ozsoy: Tecrit Kürt halkına karşı uygulanan politikayı simgeliyor

    Konferansa katılan HDP Milletvekili Hişyar Özsoy da açlık grevindeki Leyla Güven’i selamlayarak konuşmasına başladı. Özsoy “Kendisini selamlıyorum. Leyla Güven, 100 günden beri açlık grevinde. Sayın Öcalan’a uygulanan bu tecrit, Kürtlere karşı uygulanan politikayı simgelemesi açısından oldukça önemli. Hapishanelerde şu anda çok büyük oranda politikacı, gazeteci ve politik aktivist bulunuyor. Yine, son yıllarda çok sayıda Kürt kendi yakılıp, yıkıldı. Bizler HDP ve Kürt halkı olarak direnişimizi sürdürüyor. Bizler inadına direnme ve inadına yaşamayı çok iyi öğrendik. Ortadoğu’da kapitalist modernite çöktü. Çünkü daha başında yanlış bir şekilde formüle edilmişti. Ulus devletler, etnik ve dini yapılandırmalar yanlış temellendirilmişti. Burada Sayın Öcalan’ın öngörülerini görmek gerekiyor. Onun kadına, ekolojiye ve bölgeye yönelik önemli çözüm perspektifleri var.” dedi.

    Rebwar Raşid: Toplumsal sorunlar Öcalan’ın önerileriyle çözülebilir
    Akademisyen Dr. Rebwar Raşid de Öcalan’ın düşüncelerinin arka planını anlamak için öncelikli olarak Sykes-Picot anlaşması ve bunun Ortadoğu’da yaptığı tahribatın boyutunun anlaşılması gerektiğini vurguladı. Raşid örnek olarak Irak’ı gösterdi. Irak’ın 2003 yılında Sünni bir azınlık tarafından yönetildiğini ve bu tarihten sonra ise yıkıma uğradığını söyledi. Kürdistan’ın dört parçaya bölündüğünü ifade eden Raşid, Özellikle İran ve Türkiye’nin Kürt halkının kazanımlarını ve varlığını kendisi için bir tehlike olarak gördüğünü ifade etti.
    Mehri Rezai: Merkezi yönetimler kaybedecek

    Ortadoğu’daki halklar eşit ve özgür bir şekilde Öcalan’ın önerdiği Demokratik Konfederal sistem içerisinde beraber yaşayabileceklerini belirten KNK üyesi Mehri Rezai, İran ile ilgili sisyasi değerlendirmelerde bulundu.

    Mehri Rezai “Doğu Kürdistan’da İran tarafından döşenmiş 26 milyon mayın var. Bu İran’ın Kürtlere karşı ‘güvenlikçi’ politikalarının bir sonucudur. İşte tam da bu noktada Demokratik Konfederalizmi savunmak bir ahlak meselesidir. Hayatın her alanındaki toplumsal sorunlar, Öcalan’ın projesiyle çözülebilir” dedi.

    Ilham Ahmed: Öcalan’ın projesi bir çözüm dinamiğidir
    Konferansa Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı İlham Ehmed de konuşmacı olarak katıldı. 15 Şubat gibi Kürtler açısından son derece anlam ifade eden bir tarihte yapılan konferans için düzenleyicilere teşekkür eden Ehmed şunları söyledi: “Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm projesi, bir çözüm dinamiğidir. Ortadoğu’da Türkiye, İran, Suriye, Irak ve diğer ulus devletler sorunlar karşısında çözüm olmak yerine bizzat sorunun kendisi oldu. Örneğin, Suriye 60 yıl boyunca bir parti ve bir aile tarafından yönetildi. Tek Arap ulusu, Arapça ve kadın erkek ilişkilerinde de sadece erkek ön plana çıktı. Toplumun diğer kesimleri hep görmezlikten gelindi. Başından bu yana da Kürtlerin hep muhalif bir duruşu var. 2011’de ise ortaya çıkan şansı Kürtler iyi değerlendirdi. Kürtler üçüncü bir yolu tercih etti. Devlet ve diğer gruplar ise sadece silaha sarıldı ve güvenlikçi politikayı tercih etti. Kuzey Suriye’de ise gerek toplumun farklı kesimleri gerekse de cinsler arasında bir eşitlik var. Yüzde 50 kadın kotası uygulanıyor. Kadınlar, politikanın aktif katılımcıları durumunda. Kürtler devlet kurmadı ama demokratik bir yaşamın öncü gücü oldu. DAİŞ’e karşı savaşta kahraman ilan edildi. Kürtler, diğer halklarla birlikte demokrasi ve barış içinde nasıl yaşanacağının iyi bir örneğini ortaya çıkardı. Ancak bu düşüncenin mimarı Sayın Öcalan üzerinde şimdi büyük bir baskı var. En temel haklarından bir yararlanamıyor ve büyük bir tecrit altında.

    Margaret Owen: Öcalan tüm kadınların haklarını savunuyor

    Kürt kadın hareketinin bakış açısı jineoloji başlıklı oturumda konuşan insan hakları aktivisti Margaret Owen, Öcalan ile Mandela arasındaki benzerliğe işaret ederek, “Günümüzün Mandelası Abdullah Öcalan 20 yıldır tam bir tecrit durumu yaşıyor” dedi. Öcalan’ın demokratik konfederalizm projesinin dünyanın her tarafına uyarlanabileceğini söyleyen Owen, “Öcalan sadece Kürt kadınının haklarını değil aynı zamanda Ortadoğu’daki her toplumun kadın haklarını koruyor” diye konuştu.

    Dilar Dirik: Kürt kadınları Hebûn’dan Xwebûn’a geçiş yaptı

    Akademisyen Dilar Dirik, Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinin tarihi hakkında bilgi vererek, “Amed zindanı işkenceleri döneminde Kürt kadınları ilk defa bir otonom yapı girişiminde bulundu ve bu PKK kurucularından Sakine Cansız öncülüğünde oldu. Kürt kadınları Hebûn’dan Xwebûn’a yolculuğunu halen yaşamakta ve şu an Xwebûn aşamasında emin adımlarla ilerlemekte” ifadelerini kullandı. Öcalan’ın çalışmalarının hakettiği saygıyı görmeye başladığını ifade eden “Üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında, ekolojist örgütlerde, kadın özgürlüğünü gündeme alan topluluklarda ve bütün özgürlükçü gruplarda bu durum söz konusudur” diye konuştu.

    Lave Hadji: Kendimi tanımamda Öcalan öncü güç

    Jineolojiyle ilgili konuşmasına geçmeden önce Leyla Güven’in direnişini selamlayan Lave Hadji, “Bu eylemin sebebini biliyorum ve diasporada yaşayan Güney Kürdistanlı bir kadın olarak bunun önemini çok iyi biliyorum. Öcalan kendimi bir Kürt kadın olarak tekrar tanımamda öncü güç olmuştur” dedi. Tarihsel olarak özgürlüğün tanımı ve sınırlarının erkek egemen sistem tarafından tayin edildiğini kaydeden Hadji, “Öcalan modelinde bu başlıbaşına tekrar tanımlanıp, kadınların rolüne vurgu yapılıyor” diye konuştu.

    Irak, İran, Türkiye çok farklı değil

    ‘Türk devletinin Türkiye’deki ve Suriye’deki Kürtlere karşı politikası; Öcalan’ın demokratik Ortadoğu projesi’ başlıklı oturumda Prof. David Graeber, Avrupa Parlamentosu milletvekili Julie Ward, akademisyen Radha D’Souza ve Profesör Udo Steinbach birer sunum yaptılar.

    Udo Steinbach: Türkiye’nin can alıcı sorunu

    Öcalan ile Ağustos 1994’te Suriye’de görüştüğünü anlatan Profesör Udo Steinbach, Kürt sorununun Türkiye’nin en can alıcı sorunu olduğunu belirtti. Erdoğan iktidarının Kürt sorununa yaklaşımını ele alan Steinbach “Haziran 2015 seçimlerinden sonra strateji değişikliğine gitti. Bu aşamadan sonra tamamen savaş perspektifli bir politikayı uygulamaya koydu. O zamandan sonra Erdoğan her sıkıştığında Kürtlere karşı bir savaş geliştirme refleksine sarıldı” dedi. Steinbach, İran ve Irak’ın günümüzde Kürtlere ve diğer azınlıklara karşı pozisyonunun da Türkiye’den çok farklı olmadığını kaydetti.

    David Greaber: Türk devletinin suçlarına Batı sessiz

    Türk devletinin insan hakları ihlallerine ve Kürtlere karşı saldırılarına batılı devletlerin sessiz kaldığını belirten Profesör David Greaber, Erdoğan’ın mültecileri koz olarak kullandığını ifade etti.
    Erkek egemen sistemin ilk doğuş yurdu olan Ortadoğu’da Kürt Kadın Hareketinin devrimi paha biçilmez bir önemde kendisini var ediyor. Ekoloji, kadın hakları ve demokrasi gibi değerlerin Ortadoğulu bir yapı tarafından hayata geçmeye başlaması karşısında Batılı devletler şaşırmış ve pozisyon alma konusunda ne yapacağını bilmez bir durumda.

    Erdoğan Suriye’deki Kürtlere karşı savaşını ilan etti ve uygulamaya koydu ve Bati buna sadece seyirci kaldı. Erdoğan, Afrin’i Kürtlerden arındırıp, Avrupa’ya gelme riski olan mültecileri oraya yerleştireceğini söyledi ve Batı tekrar tepkisiz kaldı buna karşı.’’

    Chris Hazzard: Uluslararası kamuoyu seyretmeye devam ediyor

    Sinn Fein partisi İrlandalı milletvekili Chiris Hazzard, tecride karşı uluslararası kamuoyunun seyirci kaldığını belirterek Rojava devriminin önemine dikkat çekti.
    Uluslararası kamuoyu Sayın Öcalan’ın yirminci yılına girmiş olan Imrali Cezaevindeki tecridini seyretmeye devam ediyor. Rojava Devrimi 2012’den itibaren Kuzey Suriyede hayat bulmaya basladi. Bu devrim birey ve grup haklarina son derece saygili bir uygulama icerisindedir. Ispanya ve Rojava devriminin benzerligine burada vurgu yapmak zorundayiz. Rojava Devrimi Ortadoguda demokrasinin ve ozgurlugun yildizi olarak parlamya devam ediyor.
    Afrin savunmasinda aktif rol alan Kurt kadinlari ve savasçilari malesef tekrar Kibris isgali doneminde oldugu gibi Bati tarafindan izlenmektedir.
    Sin Fein gururla Rojava Devriminin yaninda ve arkasinda duruyor ve bu pozisyounun korumaya devam edecektir. Turk Devletini Leyla Guven’in talepelrini tanimaya ve geregini yapmaya davet ediyoruz.”

    Ebrahim İsmail Ebrahim: Türk devleti barış görüşmelerine ciddi yaklaşmadı

    Güney Afrikalı siyasetçi Ebrahim İsmail Ebrahim konuşmasına tutsak devrimcilere ve açlık grevindeki direnişçileri selamlayarak konuşmasına başladı.

    ‘‘Öcalan’ın yakalanmasında uluslararası değişik güçlerin muhataplığı vardır, bu güçler statükonun sürmesinden yanaydılar ve bunu böyle planladılar. Türk devleti barış görüşmelerine asla ciddiyetle yaklaşmadı.’’
    Ebrahim konuşmasını Nelson Mandela’nın, “hiç bir problem çözülemeyecek kadar derin değildir.” Sözü ile bitirdi.

  • Londra’da ‘Otoriter rejim altında demokrasi mücadelesi’ adlı Türkiye konferansı

    Londra’da ‘Otoriter rejim altında demokrasi mücadelesi’ adlı Türkiye konferansı

    İngiltere’nin başkenti Londra’da “Otoriter rejim altında demokrasi mücadelesi” adı altında bir konferans düzenlendi. Konferansta Türkiye’deki güncel siyasi gelişmeler değerlendirildi. Leyla Güven öncülüğünde devam eden açlık grevlerine de dikkat çekildi.

    Kısa adı SPOT olan Türkiye Halkları ile Dayanışma Kampanyası (Solidarity with the People of Turkey) tarafından Londra merkezde bulunan Ulusal Öğretmenler Sendikası binasında Cumartesi günü düzenlenen konferansa, çok sayıda politikacı, gazeteci ve sendikacı konuşmacı olarak katıldı. “Otoriter rejim altında demokrasi mücadelesi” adı altında düzenlenen konferans kapsamında iki oturum ve dört ayrı atölye çalışması gerçekleştirildi. Konferansta, Türkiye’den CHP Milletvekili Ali Şeker, HDP eski Milletvekili Osman Baydemir, gazeteciler Çağrı Sarı, Mustafa Kuleli, direnişteki Flormar işçileri, gazeteci yazarlar Aydın Çubukçu ve Mustafa Yalçıner ile birlikte İşçi Partisi Edmonton Milletvekili Kate Osamor, Avrupa Parlamentosu üyesi Julia Ward, UNITE Sendikası’ndan Simon Dubbins, PCS Sendikası’ndan Chris Baugh, gazeteci örgütlerinden, Ben Hicks, Aidan White, Sarah Clarke, Carolina Stockford, İngiltere Savaş Karşıtı Koalisyon’dan Lindsey German’ın gibi çok sayıda konuşmacı sunum yaptı.

    Blower: Tek adam ve tek parti rejimi var

    Ulusal Öğretmenler Sendikası eski Başkanı ve Faşizme Karşı Birlik organizasyonu Başkanı Christine Blower yaptığı açılış konuşmasında Türkiye’de muhaliflere karşı devam eden saldırılara değinerek ülkenin tek adam ve tek parti rejimine geçtiğini ifade etti. Blower, “Türkiye’deki iktidar ülkeyi bir diktatörlüğe doğru götürüyor, Tayip Erdoğan’ın demokrasiye yönelik saldırıları toplumun tüm kesimlerini etkiliyor. Başkanlık sistemi ile beraber Türkiye denetlenemeyen tek-adam ve tek-parti rejimi geçmiştir. Olağanüstü hal normalleşmiş ve yasalaştırılmış, toplumun tüm kesimlerine dönük saldırılar devam etmekte, Kürtlere karşı saldıralar şiddetlenmiş, muhalif siyasetçiler tutuklanmış, ayrımcılık ve nefret suçları artmış durumda” dedi.

    Corbyn: Tek adam rejimini hep birlikte yıkacağız

    Ana muhalefet partisi olan İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn de konferansa kısa bir mesaj gönderdi. Corbyn mesajında şunları söyledi: “Türkiye’de otoriter rejime karşı demokrasi mücadelesi veren kesimlerle her zaman olduğu gibi dayanışma içinde beraber olduğumu belirtmek isterim. Türkiye’de artan otoriter bir rejime tanıklık ediyoruz. Birlikte çalışarak, mücadele ederek otoriter rejimi yıkabiliriz, yıkacağız.”

    Osamor: Tarih, Erdoğan’ı mahkum edecek

    İşçi Partisi Londra-Edmonton bölgesi milletvekili Kate Osamor konferansta yaptığı sunumda Türkiye’de üst düzeyde devam eden insan hakları ihlallerine rağmen batılı birçok devlet başkanının Erdoğan’a destek vermesini dehşet verici bulduğunu dile getirdi. Türkiye’nin dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi olduğuna dikkat çeken Osamor, “Erdoğan’ın basına yönelik baskıları dehşet verici düzeyde. Ülkede vahşice devam eden cadı avında hayatları mahvedilen ve aileleri dağıtılan için üzgün ve öfkeliyim. Tarih, Erdoğan’ı, bu baskı ve zorbalığı yüzünden mutlaka mahkum edecek” dedi. Türkiye’de HDP eşbaşkanları da dahil siyasetçilerin rehin tutulduğuna dikkat çeken Osamor, “Bu kadar baskıya rağmen ülkede mücadele eden kadınlar İşçi Partisi gözünde birer kahramandırlar. Bu yaşananlar karşısında birçok batılı devlet liderinin halen Erdoğan’a destek vermesi dehşet verici. Birleşik Krallık hükümetine çağrım, Erdoğan’a destek verme yerine, onun iktidarı altında ezilen halka destek vermesidir” diye konuştu.

    ‘Leyla Güven’i ziyaret edeceğiz’

    Osamor konferans sonrası gazetemize yaptığı açıklamada yakın bir zamanda bir heyetle birlikte Leyla Güven’i ziyaret edeceklerini belirterek, bir yoldaşı olarak onun sesini yükseltmeye devam edeceklerini ifade etti.

    Gazeteci yazar Aydın Çubukçu sunumunda, İngiltere’deki işçi sınıfının Türk devletinin savaş politikalarına verdiği desteği durdurması için İngiltere hükümetine karşı mücadele etmesi gerektiğini ifade etti. Çubukçu, “Türkiye’nin savaş politikalarına İngiltere hükümetinin verdiği desteği önlemenin yolu buradaki işçi sınıfının kendi hak ve çıkarları için kendi hükümetine karşı vereceği mücadeledir” dedi.

    Bir süredir İngiltere’de yaşayan HDP 25. dönem milletvekili Osman Baydemir konuşmasının tamamını Türk devletinin Türkiye ve Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırılarına ayırdı. Leyla Güven’in açlık grevine de dikkat çeken Baydemir, “Leyla Güven’in sağlığı şuan çok kritik bir noktada. Sayın Öcalan’ı ziyaret etmesi için buradan CPT’ye tekrardan çağrı yapıyorum” dedi.

    Konferans yapılan çalışma atölyeleri ile tüm gün devam etti.

  • Galler Plaid Cymru Partisi Genel Başkanından Açlık Grevi Direnişine Destek

    Galler Plaid Cymru Partisi Genel Başkanından Açlık Grevi Direnişine Destek

    Galler Plaid Cymru Partisi Genel Başkanından Açlık Grevi Direnişine Destek

    Devam eden açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla Galler’in başkenti Cardiff’te Kürdistanlılar ve dostları tarafından dün meclis binası önünde yapılan eyleme katılan Plaid Cymru yeni ve eski genel başkanları açlık grevindeki direnişçilerin çığlığının daha fazla duyulması için dayanışmayı büyütecekleri sözü verdiler.

    Galler Meclisi önünde yapılan eylemde birer konuşma yapan Plaid Cymru partisi genel başkanı Adam Price, ve milletvekili Leanne Wood Birleşik Krallık hükümetinin yanlış tarafta olduğu ve yaklaşımlarının utanç verici olduğunu ifade ettiler.

    Plaid Cymru partisi eski genel başkanı ve milletvekili Leanne Wood önce meclis önündeki eylemde, sonra da meclisteki oturumda aynı konuşmayı yaparak açlık grevi direnişçilerinin taleplerinin karşılanması için gerekli adımların atılması çağrısı yaptı.

    ‘Öcalan en basit insani haklardan bile yoksun’

    Wood konuşmasında şunları belirtti; ‘‘Kürdistan İşçi Partisi başkanı Abdullah Öcalan’ın Türkiye’de karşı karşıya kaldığı muamele ürkütücü boyutlarda. Çok kötü koşullarda hapsedilmiş ve en basit insani haklarından bile mahrum bırakılmıştır. Bu daha geniş bir çerçevede Türk devletinin Kürt halkına yaklaşımıdır. Türkiye kaygı verici düzeye gelmiş ve yıllardır baskı altında olan Kürt halkı bu durumdan en ağır payı almaktadır. Kürt halkı Daiş’e karşı kanlı bedeller vermesine rağmen, Uluslararası kamuoyu Türk devletinin baskıları karşısında sessizliğini korumaktadır.

    ‘Uluslararası toplumun sessizliği utanç verici’

    ‘‘Kürt halkı uluslararası toplumdan henüz hak ettiği desteği görmemiştir. Birleşik Krallık hükümeti de yaşananlara yalnış cepheden yaklaşan devlet aktörlerinden bir tanesidir. Bu utanç vericidir. Galler hükümeti farklı yaklaşmak zorunda. Bu yüzden Plaid Cymru partisi Kürt halkının zulme karşı, özgürlük davasının yanındadır. 16 Aralık’tan bu yana açlık grevinde olan İmam Şiş ve diğer direnişçilerin taleplerini ve açlık grevi nedenlerini anlıyoruz ama sağlıkları konusunda kaygılıyız. İmam Şiş ve Leyla Güven’in şiddet-dışı eylemleri çok çok cesurcadır. Ben ve partideki arkadaşlarım Kürt halkı adına Galler hükümetinin sesini yükseltmesi ve gerekeni yapması için ısrarcı olacağız.’’

    ‘Adalet ve özgürlük sağlanana kadar çalışacağız’

    Wood’dan sonra Plaid Cymru genel başkanı Adam Price ise Kürt halkının adalet ve özgürlük mücadelesinde daha fazla çalışacakları sözünü verdi.
    ‘‘Sizin mücadeleniz bizim de mücadelemizdir, ve Kürt toplumu ile dayanışma içerisinde olduğumuzu, olacağımızı tekrardan belirtmek isterim. Galler ve dünyanın bir çok yerinde devam eden açlık grevcilerinin çığlığı yükseliyor. Biz de buradan Galler hükümetinin gerekli dayanışmayı göstermesi için gerekeni yapacağız. Yaptığımız girişimlerden sonra Galler hükümeti uluslararası ilişkiler bakanı Türk büyükelçisine kaygılarımızı iletmiştir. Bizler adalet ve özgürlük gelene kadar hükümet üzerinde bu konuda baskı kurmaya devam edeceğiz.’’