İngiltere’nin başkenti Londra’da Rojava ile dayanışma eylemi düzenlendi. Kobane’nin Daiş çetelerinden kurtuluşunun 4’üncü yıldönümü vesilesiyle yapılan eylemde Türk devletinin Kürdistan’ın üç parçasına yönelik saldırıları protesto edildi.
Britanya Kürt Halk Meclisi ve Kürdistan Dayanışma Kampanyası’nın ortak organizesi ile bugün öğleden sonra yapılan eyleme yüzlerce Kürt ve dostları katıldı. Londra merkezde bulunan BBC televizyonu önünde toplanan kitle kısa bir miting düzenledi. Destek amacıyla katılan İngiliz sol örgütler adına yapılan konuşmalarda Türk devletinin Kürt halkına dönük saldırıları ve Rojava’yı işgal etme planlarına dikkat çekilerek, Kürt halkının haklı davasında her zamandan daha fazla kararlı bir şekilde duracakları mesajları verildi.
Organize komitesi adına yapılan açıklamada ise, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkması için devam eden açlık grevleri selamlanırken, şehadetlerin yaşanmaması için dayanışma eylemlerinin büyütülmesi çağrısı yapıldı.
‘‘Türk devletinin Kürt halkına dönük saldırıları Kürdistan’ın her üç parçasında devam ediyor. Türk devletinin saldırıları bir kesime veya bir örgüte karşı değil, tamamen Kürt ulusuna yönelik saldırılardır. Kürt halkı da bu barbar saldırılara karşı dünyanın her yerinde tepkilerini ortaya koymaya devam edecektir. Güney Kürdistan’daki halkımız bu barbarlığa karşı, Güney Kürdistan’da bulunan Türklerin askeri üssünü ateşe vererek gereken cevabı vermiştir. Türk devleti Güney’de, Kuzey’de ve Rojava’da işgalcidir ve Kürt halkı Kobane direniş ruhuyla bu işgali mutlaka kıracaktır.’’
Strasbourg’da devam eden açlık grevcileri de telefon üzeri kitleye bir konuşma yaptı. Yapılan konuşmalardan sonra kitle Londra’nın en kalabalık merkezi caddesi olan Oxford Street’e doğru yürüyüşe başladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın resimleri, YPG, YPJ ve PKK bayraklarının taşındığı eylemde Rojava’da yaşamını yitiren Britanyalı savaşçıların fotoğrafları taşındı. Yürüyüşün en önünde de 81 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’in büyük boy resmi taşındı.
Polislerin PKK bayrağına müdahale etmeye çalışması gençlerin tepkisi ile karşılaşınca polisler geri çekildi. Yağan yoğun yağmura rağmen yürüyüş Trafalgar meydanına kadar devam etti. Burada çekilen halaylardan sonra eylem sona erdi.
Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy “Boby Sands ve arkadaşları açlık grevindeyken dünyanın birçok yerinden dayanışmaya şahit olduk. Şimdi Leyla Güven ve arkadaşları için dayanışmayı büyütmek gerekiyor” dedi.
Birleşik Krallık Parlamentosu’nda yapılan “Türkiye’deki devlet hukuku, insan hakları ve Abdullah Öcalan davası” konulu toplantıda açlık grevlerine ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekildi. Yapılan konuşmalarda Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir aşamaya geldiği belirtilerek, geç olmadan Türk devletinin adım atması çağrısı yapıldı.
Birleşik Krallık Parlamentosu’nda Salı akşamı yapılan toplantıya Kürt Halk Önderi Abdulah Öcalan’ın avukatlarında İbrahim Bilmez, Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy, İnsan Hakları avukatı Margaret Owen, akademisyen Thomas Jeffrey Miley, Öcalan’a Özgürlük Uluslararası İnisiyatifi Sözcüsü Reimar Heider, Unite Sendikası Uluslararası Direktörü Simon Dubbins ve Daimi Halk Mahkemesi Genel Sekreteri Dr. Gianni Tognoni konuşmacı olarak katıldı. Britanya Kürt Halk Meclisi, Kürdistan’a Barış, KNK ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası tarafından ortak organize edilen toplantıyı Elif Sarıcan yönetti.
Boby Sands ve Leyla Güven
Toplantının ev sahipliğini yapan İrlandalı Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy İrlanda halkı olarak, Kürt halkının sürdürdüğü direnişe yabancı olmadıklarını, sahiplendiklerini ve dayanışmayı büyüteceklerini ifade etti.
“Bu kritik dönemde sesimizi daha da yükseltmemiz gerekiyor” diyen Molloy şöyle konuştu: “Bugün burada Öcalan’ın özgürlüğü ve açlık grevinde olanların taleplerini anlatmak, mevcut duruma dikkat çekmek için buradayız. Benim için ayrı bir anlam ve önemi var tabi. Biz açlık grevi eylemlerini yakından bilen bir halkız. Boby Sands ve arkadaşları açlık grevlerinde yaşamlarını yitirdi. Biz halklar arası dayanışmanın ne kadar önemli ve hayati olduğunu çok iyi biliyoruz. Boby Sands ve arkadaşları açlık grevindeyken dünyanın birçok yerinden dayanışmaya şahit olduk. Şimdi de Leyla Güven ve arkadaşları için dayanışmayı büyütmek gerekiyor. Çok geç olmadan taleplerin karşılanması, Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması çağrısı yapıyoruz. Biz parti olarak bunun takipçisi olmaya ve bu sesi yükseltmeye devam edeceğiz.”
Kürt halkına yaklaşımı ile paraleldir
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarında İbrahim Bilmez, İmralı cezaevi koşullarına dikkat çektikten sonra, devletin tecrit politikasının aynı zamanda Kürt sorununun çözümsüzlüğü anlamına geldiğini ifade etti. Bilmez, “Tecrit demek Kürt sorunun çözümsüzlüğü demek. Türk devletinin Sayın Öcalan’a yaklaşımı Kürt meselesine yaklaşımı ile aynıdır. Türk devleti ilk günden bu yana uyguladığı tecrit ile Öcalan’ı psikolojik olarak bitirmek istedi. Ancak Sayın Öcalan bunun tersine daha güçlü bir iradeyle direnerek, Kürt sorunun demokratik çözümü için yoğun çaba harcadı” dedi.
Güven ve arkadaşları kararlı
Leyla Güven ve arkadaşlarının eylemlerinde kararlı olduklarını vurgulayan Bilmez, “Leyla Güven ve arkadaşları kararlı. Ölümü göze almışlar. Güven’in durumu çok kritik. Tüm demokratik çevrelerin haberdar edilmesi gerekiyor. Türkiye’de medyanın duruşundan kaynaklı halen Türkiye’deki birçok kesim haberdar bile değil açlık grevlerinden” diye belirtti.
Kopuş ölümlerle tamamlanır!
Bilmez, açlık grevi eyleminde gerçekleşecek bir ölümün Kürt halkında devam eden duygusal kopuşu tamamlayacağını vurgulayarak “Açlık grevleri ölümle sonuçlanırsa, Sur, Cizre ve Nusaybin’de derinleşen duygusal kopuş tamamlanacaktır. Kürtlerin tüm duygusal bağları kopacaktır. Türkiye büyük bir kaosun içine sürüklenecektir” uyarısında bulundu.
Öcalan özgürleşene kadar
İngiltere’nin en büyük sendikalarından birisi olan Unite Sendikası Uluslararası Direktörü Simon Dubbins de “Öcalan’ın ve Kürt hareketinin bağlı olduğu değerler ve prensipler aynı zamanda biz emek hareketinin de değerleridir. Yıllardır aynı değerler çerçevesinde biz de mücadele veriyoruz. Bu yüzden şu an Kürtlerle dayanışmamızın nedeni çok açık. Bu yüzden Öcalan’a Özgürlük Kampanyası başlattık” dedi. Başlattıkları kampanyanın büyümeye devam ettiğini söyleyen Dubbins, “6 milyon emekçinin temsiliyetini yapan 15 sendika kampanyanın resmi yürütücüsü ve bu sayı daha da büyümeye devam edecek. Öcalan özgürlüğüne kavuşuncaya dek bizim mücadelemiz durmayacak” diye konuştu.
Cezaevleri toplama kampı gibi
Türkiye’deki insan hakları ihlallerini yakından takip eden ve kısa bir süre önce bir delegasyon ile birlikte Amed’e giden insan hakları avukatı Margaret Owen ise Türkiye’deki cezaevlerinin durumuna dikkat çekti: “Cezaevleri toplama kampına dönüşmüş, işkence merkezleri gibi. Adil yargılama kalmamış, yıllarca yargılamadan tutuklu kalıyor tutsaklar. Diyarbakır’dan yeni döndük. Leyla Güven’in açlık grevindeki 66’ıncı günüydü, onu ziyaret etmek istedik. Bildiğiniz gibi Boby Sands 66’ıncı gününde yaşamını yitirmişti. Bırakın Güven ile görüşmemize izin çıkmasını, polisler hunharca bize de saldırdı.”
Dünyayı değiştirebiliriz
Abdullah Öcalan’ın görüşlerine dikkat çeken Owen, Öcalan’ın görüşlerinin ve sistem önerilerinin dünyayı mevcut krizden kurtarabileceğini belirterek ekledi: “Dünyadaki hiçbir erkek lider bugüne kadar cinsiyet eşitliği ve özgürlüğü konusunda Öcalan gibi bir rol oynamadı. Öcalan’ın önerdiği sistem modeli tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu bir sistem. Dünyayı değiştirebiliriz.”
Yapılan konuşmalardan sonra, 39 gündür Galler’in Newport kentinde açlık grevinde bulunan İmam Şiş telefonla bağlanarak açlık grevine girme gerekçelerini anlattı.
Başkent Londra’da Leyla Güven ve diğer açlık grevi eylemcilerine destek amacıyla bir yürüyüş düzenlendi. Britanya Demokratik Güçbirliği tarafından organize edilen eylemde, Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir noktaya geldiği belirtilirken, taleplerinin biran önce yerine getirilip Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması çağrısı yapıldı.
Britanya Demokratik Güçbirliği’nin çağrısıyla Trafalgar meydanında biraraya gelen yüzlerce kişi Leyla Güven, İmam Sis ve Nasır Yağız’ın resimlerini kaldırırken, üzerinde ‘Tecride son, politik tutsaklara özgürlük’, ‘Öcalan’a özgürlük’, ‘Açlık grevi eylemcilerine destek’, ve ‘Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kırmak için yürüyoruz’ yazılı büyük pankartlar açıldı.
https://youtu.be/hD68SHIHyJc
Eylemde yapılan konuşmalarda Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir noktaya geldiği, bu andan itibaren geçen her saatin hayati önemde olduğu ifade edilirken, açlık grevi gerekçesi olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin biran önce kaldırılması çağrısı yapıldı.
Yapılan konuşmalardan sonra başbakanlık ve parlamento binasına doğru yürüyüşe geçildi. Yürüyüş boyunca Türk devleti karşıtı sloganlar atıldı. Başbakanlık binası önünde kitle kısa bir süre oturma eylemi yaptı. Parlamento binasına varan kitle, orada bulunan yoğun kavşağını kısa bir süreliğine araç trafiğine kapattı.
Parlamento meydanında bir süre daha devam eden eylem sona erdirildi.
Birleşik Krallık’taki sendikacılar tarafından 2016 yılında parlamentoda startı verilen ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ büyüyerek devam ediyor. Devam eden kampanya ile ilgili Londra Büyükşehir Belediyesi salonunda bir resepsiyon düzenlendi. Düzenlenen resepsiyona kampanyayı yürüten sendikaların temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda, toplum temsilcisi, politikacı ve aktivist katıldı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması için Kürdistan ve dünyada açlık grevleri ve destek eylemleri devam ederken, başkent Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ kapsamında düzenlenen resepsiyonda Öcalan’a özgürlük talebi ön plana çıktı.
Birleşik Krallık emek cephesinde büyüyerek devam eden kampanya resmi olarak UNITE, GMB, FBU, ASLEF, TSSA, RMT, USDAW, PROSPECT, GFTU, PCS, EIS, TUC, THOMPSONS SOLICITORS, CWU ve NEU adlı sendikalar tarafından yürütülüyor.
Londra Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi Unmesh Desai’nin ev sahipliğinde Büyükşehir Belediye ana binasında yapılan resepsiyonun açılış konuşmasını Belediye Meclisi başkan yardımcısı Jenette Arnold yaptı.
Resepsiyonda Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri Desai ve Arnold’un yanısıra Stephen Smellie-Unison sendikası, Simon Dubbins-Unite the union sendikası, Stephen Cavalier-Thomson Solicitors, Ali Gül Özbek-Kürdistan’a Adalet ve GMB sendikası temsilcisi birer konuşma yaptı.
Öcalan’a Özgürlük Kampanyası eş başkanı Simon Dubbins tarafından gazetemize yapılan açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve özgürlüğünün sağlanması çağrısı yaparken, devam eden açlık grevleri ile dayanışmanın daha da büyütülmesi çağrısı yaptı.
‘‘Bu yıl 70 yaşına girecek olan sayın Öcalan 20 yıldır İmralı cezaevinde. Türkiye’deki koşullar her gün biraz daha kötüleşirken, ve Rojava’ya yönelik saldırı tehditleri devam ederken, bu zor zamanlarda biz sendikacıların dayanışma çalışmalarımızı da iki katına çıkarmamız hayati önemdedir.’’
Britanya Alevi Federasyonu geçtiğimiz Pazar günü Enfield’te bulunan binasında üçüncü genel kurulunu gerçekleştirdi. İşçi Parti Milletvekilleri Joan Ryan ve Kate Osamor’un da hazır bulunduğu kurula çok sayıda sivil toplum örgütü ve yöre derneği temsilcisi katıldı.
İsrafil Erbil’in yeniden başkan seçildiği üçüncü genel kurulda Türkiye’de yaşanan son gelişmelere ve Efrin’e yönelik saldırılara da değinildi.
-Britanya Alevi Federasyonu 3. Olağan Genel Kurulu Sonuç Bildirgesi’ni yayımladı. “Türkiye’de Aleviliğe ve Alevilere yönelik mezhepçi, ayrımcı, asimilasyoncu ve ötekileştirici politikaların sonucu, kimliğimiz ve çocuklarımız geleceği çalınıyor” denilen bildirgede, “BAF olarak, farklı inançların, kültürel kimliklerin şeriatçı, cihadist, siyasal islamcı kuşatmalarına karşı, Türkiye Alevi hareketi olarak, dayanışmacı ve musahip ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz” ifadelerine yer verildi.
Genel Kurula Britanya Alevi Federasyonu’na (BAF) bağlı 18 Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’ne kayıtlı 162 Delege, Britanya Alevi Kadınlar Birliği, Britanya Alevi Gençlik Federasyonu, BAF Qızılbaş Yayınları, Alevi Spor Akademisi, Alevi Eğitim ve Sanat Merkezi ile birlikte, İngiltere Parlamenterleri, Yerel Yöneticileri, Demokratik Kitle Örgütleri ve Yöre Dernekleri temsilcileri katılmıştı.
Genel Kurulun ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde şu noktalara vurgu yapıldı:
“AKP iktidarı döneminde, gericiliği ve mezhepçiliği egemen kılmak için, eğitim dinselleştiriliyor. Laik, bilimsel, çoğulcu ve demokratik eğitim için mücadele kararlığımızı sürdüreceğiz. Dünya’da ve ülkemizde giderek artan karanlığa karşı, aydınlık bir gelecek için, adalet ve barış talebimizi yükselteceğiz.
Türkiye’de tek adam rejimi inşa edilirken, baskıların ve savaşın iç ve dış politikada bir araç haline getirildiğini biliyoruz. Türkiye’de toplumsal yaşamdaki endişeler ve kırılmalar artarken, AKP iktidarının Suriye’nin iç işlerine askeri müdahale ile karışmasına itiraz ediyor, Afrin’deki yüzbinlerce halkın yanında olarak savaş politikasını asla tasvip etmiyor ve inadına barış diyoruz.
“Kutuplaştırıcı tartışmalardan uzak durulmalı”
Ülkemizdeki OHAL ve KHK rejimi ile toplumsal barışın sağlanması, demokratikleşme ihtiyaçlarının önü tıkanmıştır. Basın, siyaset, hukuk, yargı, emek, akademisyenler ve farklı kültürel kimlikler üzerindeki, OHAL’in kaldırılması ve Anayasa ve insan haklarına aykırı KHK’ların iptalini savunmaya ve adalet istemeye devam edeceğiz.
BAF Dünya’da ve Türkiye’de yükselen gericileşmeye karşı; Avrupa’da ve Türkiye’de tüm toplumsal demokratik muhalif kesimlerle birlikte mücadele içinde olacağız. BAF gerek Aleviler, gerekse tüm demokratik kamuoyu içinde, birlikte mücadeleyi engelleyen, gereksiz ve kutuplaştırıcı tartışmalardan uzak durulması gerekliliğine işaret etmiştir.
BAF önümüzdeki süreçte, laik yaşam, laik siyaset ve laik düzen talebiyle, gericiliğe karşı aydınlık bir Türkiye’nin kurulması mücadelesinin yanında yer alacaktır.
“Barışı, özgürlüğü, eşitliği talep etmeye devam edeceğiz”
Alevilerin, Avrupa’da ve Türkiye’deki eşit yurttaşlık ve eşit hak talebini güçlendiricek, çalışmaları faaliyetin merkezine koymaya devam edecektir.
BAF, başta Britanya siyaset kurumları, parlamento, belediyeler olmak üzere, AB Parlamentosunda resmi makamların ve hükümetlerin yetkili muhatabıdır.
BAF dün olduğu gibi, bugünde, gelecekte de, Britanya’da yaşayan tüm Alevilerin sosyal, hukuksal, politik ve inançsal platformdaki tek meşru ve yetkili temsilcisidir. BAF bu yetkiyi Alevi toplumun rızalığı ve güveni ile almıştır.
Kurumsallaşma hedeflerini tartışan BAF, 2018 ve 2020 faaliyet dönemini yenilenme, güncellenme, yeni düşünsel açılımlarla destekleyecektir.
“Alevi köylerine cami yapılması durdurulsun”
BAF olarak, Britanya’da yaşayan Aleviler ve tüm toplumsal kesimler için daha adaletli, daha barışçıl ve yaşanılabilir bir dünya için mücadele edecektir. BAF olarak barışı, özgürlüğü, eşitliği talep etmeye devam edeceğiz.
BAF olarak geçmişinden beslenerek ve güç alarak, Alevi hareketinin geleceğine bu birikimle bakacaktır. Aleviliğin kendine özgü öğretileri, kurumları ve ritüelleri olan özgün ve kadim bir inanç sistemi olduğunun bilinciyle hareket eder.
BAF, “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir”, “Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılsın”, “Devlet adına verilen tüm din eğitimlerinin ve din okullarının kapatılması”, “Madımak otelinin utanç müzesi yapılsın”, ”Başta Alevilere yönelik katliamlar olmak üzere, insanlığa yönelik tüm katliamların araştırılsın”, “Alevi köylerine cami yapılması durdurulsun” ve “Alevilere ait kutsal mekanlar Alevilere iade edilsin” gibi taleplerimiz daha etkili ve yaygın şekilde savunulacaktır.
“Tüm kimlikler insani bir hak”
BAF, olarak elde ettiğimiz “Alevilik Dersleri“ kazanımımızı yeniden düzenlenmek, bunun tüm Britanya’ya yaygınlaşması, Alevilerin yoğun yaşadığı şehirlerdeki okullarla ilişkilerin güçlenmesi ve Alevilik dersleri için gerekli müfredatların hazırlanması ve öğretmenlerin eğitilmesini sağlayacaktır.
BAF, Alevilik ile ilgili araştırmaların akademik düzeyde devamının sağlanması için Delil Eğitim Akademisi ve Üniversiteler ile birlikte çalışmalar yürütmeyi esas alacaktır. Bu konuda Alevi Eğitim ve Sanat Merkezi’miz, Britanya’daki tüm Cemevlerimize yönelik eğitim programları konusunda destek olacaktır.
BAF, Britanya’da Alevi inancının ve kültürel kimliğinin tanınması ve tanıtılması için çalışacaktır.
BAF başta Britanya olmak üzere, Avrupa düzeyinde, yerel ve ulusal seçimlere katılacak Alevi adayları saptayıp, seçim çalışmalarına katılmak için çalışır.
BAF olarak, çok kültürlü, çok inançlı ve çok dilli yaşamdan yana, yetmiş iki millete aynı nazarla bakarak, biz Alevilerin, kendimiz için dile getirdiğimiz tüm eşitlikçi talepleri, Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Laz, Ermeni, Süryani, Roman ve tüm kimlikler için, insani bir hak olduğunu savunuyoruz.
“Alevi davasına ve kimliğine omuz verme, güç katma zamanıdır”
2018-2020 yılında bu kazanımlarımızın içini hep birlikte doldurarak ve yenilerini hedefleyerek hizmetimizi devam ettireceğiz. Bu hizmetler aynı zamanda, toplum bilinci oluşturarak bencil ve bireysel düşünceyi öteleyen, paylaşımı ve eşitliği öne çıkaran hizmetlerdir.
Kendi ülkesinde yok sayılan ve Britanya da göç koşullarında Alevi halkı tarafından atılan bu tarihi adımlar, dünyanın içinde bulunduğu savaşçı, çıkarcı, yozlaşan ve şiddeti özendiren zaman dilimine karşı verilen bir kavgadır.
Egemenlere verilen en güzel cevaptır! Küllerinden yeniden doğmaktır!
Tüm Alevi kurumlarımızın hizmetleri önünde saygı ile eğiliyoruz…
Şimdi hep birlikte Alevi davasına ve kimliğine omuz verme, güç katma, hizmet etme zamanıdır..
Bu duygu ve düşüncelerimizle önümüz aydınlık dolu yıllar olması ve Alevilerin eşitlik ve adalet uğruna verdiği bu mücadelede Bozatlı Hızır’ları bize ve yolumuza yardımcı olsun.”
Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, dünyanın her köşesinde eylemler de büyüyerek devam ediyor. Dünyanın birçok merkezinde olduğu gibi başkent Londra’da da büyük bir yürüyüş düzenlendi. Binlerce kişinin katıldığı eylem Oxford Circus’ta bulunan BBC televizyonu önünde başlayıp Downing Street’te bulunan başbakanlık konutu önünde sona erdi.
Dün (Cumartesi) Londra’nın Oxford Circus yakınında bulunan BBC televizyonu binası önünde başlayıp Downing Street’ta tamamlanan yürüyüşe 10 bine yakın kişi katıldı. Kürt Halk Meclisi, Britanya Alevi Federasyonu, Daymer ve Gikder’in de aralarında bulunduğu Britanya Demokratik Güçbirliği bileşenlerinin bir araya gelerek oluşturduğu platformun organize ettiği yürüyüşe çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasetçi katıldı. Avrupa’nın en büyük savaş karşıtı sivil toplum örgütü olan ve daha önce Filistin için yaptığı eylemlerde 100 bin insanı bir araya getiren Stop The War Coalition da eyleme katılarak destek verdi.
Kurumlar kendi bayrakları ve hazırladıkları pankartlarla eyleme katılırken YPG ve YPJ bayrakları çoğunluktaydı. BBC televizyonu binası önünde toplanan kitle yürüyüş öncesi mini bir miting gerçekleştirdi. Eyleme destek veren çok sayıda kurum temsilcisi birer kısa konuşma yaptı. İlk konuşmayı Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Evrim Yılmaz yaptı. Yılmaz konuşmasında Kobane ruhuyla Efrin’e sahip çıkmanın insani bir sorumluluk olduğunu ve bu konuda seferberlik ruhuyla sürece cevap olmanın önemi dikkat çekti.
https://youtu.be/xrV3rSt54kU
Eylemde yapılan konuşmalardan satırbaşları:
‘Türk devletinin saldırıları sivil ölümlere neden oluyor’
İşçi Parti Lideri Jeremy Corbyn gönderdiği yazılı mesaj: (Milletvekili Dan Cordon tarafından okundu): ‘‘Kürt halkı ile dayanışma duygularımı gönderiyorum. Şuan Suriye’de acil ihtiyaç olan şey bir ateşkestir. Bu aşamadan sonra sorunların diyalogla siyasi yöntemlerle çözülmesi gerekmektedir. Yeni bir çatışma sadece ölümü artıracaktır ve çözüme bir katkı sunmayacaktır. Dış güçlerin müdahalesi Suriye’ya daha fazla yıkımdan başka birşey getirmeyecektir. Türk devletinin Efrin’e müdahalesi şuan halihazırda sivillerin ölümüne neden olmaktadır, bunların içinde Suriye’nin diğer bölgelerinden savaştan kaçıp oraya Efrin’e göç edenler var. Birleşik Krallık hükümeti Suriye’ye yönelik dış müdahalenin durdurulmasında etkisiz kalmıştır.’’
‘Türk devletine silah satışı durdurulmalı’
Ulusal Eğitim Sendikası eşbaşkanı Louise Regon: ‘‘Efrin’e yönelik saldırılar kesinlikle kabul edilemez. Biz sendikacıların bir sorumluluğu da şuan Efrin halkıyla dayanışmaktır. Biz sendika olarak Birleşik krallık hükümetine Türk devletinin saldırılarını durdurması için yazılı talepte bulunduk, talepte ayrıca Türk devletine silah satışının da acilen durdurulmasını istedik.’’
Ulusal Sendika Temsilcileri Ağı başkanı Rob Williams: ‘‘Diktatör Erdoğan öncülüğündeki Efrin’de Kürt halkına karşı uygulanan faşist devlet terörüne karşı şuan sizin yanınızda olmak onur verici. Boris Johnson’un Türk devletine destek açıklamaları utanç verici.’’
‘Saldırılar devam ederse barış uzak olur’
İşçi Parti Milletvekili Dan Cordon: Bölgede barış için savaşanların hep yanındayız. Biz bölgenin barışa kavuşmasını istiyoruz. Ama Türk devleti gibi ülkelerinin istedikleri zaman bir yeri işgal etme girişimleri devam ederse bu barışın gerçekleşmeyeceğini biliyoruz. İşçi Parti’nin Kürt halkıyla dayanışması devam edecektir.
Dayanışma Ekonomisi Derneği başkanı Cold Massey: Biz iki senedir Rojava’daki kooperatiflerle dayanışma içindeyiz. Bu işgal sadırılarına karşı tüm kesimlerin olduğu gibi Birleşik Krallık’taki kooperatiflerin de karşı durması ve sesini yükseltmesi çok önemli.
‘Gerçek terörist Türk devletidir’
Sosyalist İşçi Partisin yöneticisi Charlie Kim: Partimin sizinle dayanışma içinde olduğunu, sizlerle beraber olduğunu söylemek istiyorum. Gerçeklerin ortaya çıkma zamanıdır. Asıl Türk devletinin gerçek terörist olduğunu tüm dünyaya göstermemiz gerekiyor. Erdoğan’ın elleri kanlıdır, ve Birleşik Krallık hükümeti de silah satarak bu cinayetlere ortaktır. Efrin halkıyla dayanışmak, Kürt halkı için adalet talep etmek hepimizin sorumluluğu.
Sosyalist Parti sözcüsü Paula Mitchell: Türk devletinin barbar saldırılarına karşı bugün Kürt halkıyla, Efrin halkıyla dayanışma içinde olmak bizim için onur verici. Kürt halkı barbar Daiş’e karşı kahramanca mücadele etti, ve şimdi ABD ve diğer koalisyon güçleri Türk devletinin işgal girişime seyirci kalmaktadır. Sosyalist ve demokratik bir Ortadoğu için Kürt halkıyla dayanışmamız sonuna kadar devam edecektir.
‘Efrin Erdoğan rejiminin sonu olacaktır’
Akademisyen Doktor Thomas J. Milley: ‘‘Şuan Ortadoğu’da demokrasi, özgürlük ve birlikte yaşam için mücadele veren tek güç olan Kürt halkına böylesi bir saldırı kabul edilemez. Erdoğan kendisini neyin beklediğinin farkında değil. Efrin onun rejiminin sonu olacaktır. Kürt halkı direnmeye devam ediecektir ve tüm dünyaya nasıl direnilmesi gerektiğini bir kez daha öğretecektir.’’
Efrin halkı ile dayanışma platformu adına Britanya Alevi federasyonu başkanı İsrafil Erbil: ‘‘Bugün Efrin’de Kürt, Ermeni, Ezidi, Alevi mazlum halkların çocuklarını katleden Erdoğan ve çevresindekiler 15 Temmuz’da Türk askerinin boğazını kesenlerdir. Erdoğan kendi halkına büyük yalan söylüyor, bu bir vatan savunması değildir. Şuan Erdoğan İşid, El kaide, El Nusara ve ÖSO ile iş tutuyor. Zaman mazlumun yanında olma zamanıdır, zaman zaman mazlumlarımın biraraya gelme zamanıdır.’’
Eylemde ayrıca PYD Britanya temsilcisi Ehmed Muslim, Britanya Kürt Halk Meclisi EŞbaşkanı Evrim Yılmaz, Unite sendikası yöneticisi Simon Dubbins birer konuşma yaptılar.
Yapılan konuşmaların ardından kitle yürüyüşe geçti. Yaklaşık iki saat süren yürüyüşten sonra Downing Street’te bulunan başbakanlık binası önünde toplanan kitle ana caddeyi trafiğe kapatarak eyleme devam etti. Eylem devam ederken Efrin’e yönelik saldırılarla ilgili geniş bir dosya Başbakanlığa sunuldu.
Ulusal Eğitim Sendikası eşbaşkanı Louise RegonUlusal Sendika Temsilcileri Ağı başkanı Rob Williamsİşçi Parti Milletvekili Dan CordonSosyalist İşçi Partisin yöneticisi Charlie KimAkademisyen Doktor Thomas J. MilleyBritanya Alevi federasyonu başkanı İsrafil Erbil
Türk devletinin Afrin’e yönelik işgal girişimleri ve saldırıları Londra’da protesto edildi. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği önünde öğlen saatlerinde yapılan protestoya Kürdistan’nın dört parçasından yüzlerce Kürt ve dostları katıldı.
Türk devletinin Kürt halkına dönük düşmanca politikaları ve Afrin’e yönelik işgal girişimleri başkent Londra’da yüzlerce kişi tarafından protesto edildi. TC Londra Büyükelçiliği önünde yapılan eylemde açılan YPG ve YPJ bayraklarının yanında eyleme katılan ABD’li ve Britanyalı Kürt dostları ABD ve Birleşik Krallık bayrakları ile eyleme katıldılar. Eyleme Unite sendikası yöneticisi Simon Dubbins, İnsan hakları savunucusu hukukçu Margaret Owen, Akademisyen Rahila Gupta ile beraber çok sayıda Kürt dostu ve kurum katılarak Türk devletinin işgal girişimlerini protesto ettiler.
Sık sık ‘Afrin Erdoğan’a mezar olacak’, ‘TC Kürdistan’dan defol’, ‘Yaşasın YPG, YPJ’ gibi sloganlar atılırken, üzerinde İngilizce olarak ‘TC Afrin’den çek ellerini’, ‘Türk devleti saldırılarına son ver’ yazılı pankartlar açıldı.
Erdoğan ateş ile oynuyor!
Eylemde yapılan konuşmalarda Erdoğan’ın ateş ile oynadığı ve olası işgal girişiminin büyük bir savaşa evirileceği ve bunun bölgedeki tüm halklara kandan başka birşey getirmeyeceği ifade edildi.