Tag: Hot News

  • ‘‘Adalet Yoksa Barış ta Yok’’

    ‘‘Adalet Yoksa Barış ta Yok’’

    Cumartesi günü Dalston’da bir gencin polis tarafından gözaltına alındığında yaşamını yitirmesi yüzlerce kişi tarafından protesto edildi. Rashan Charles adındaki 20 yaşındaki siyahi gencin yaşamını yitirmesi siyahi toplumda büyük bir öfkeye neden oldu. Pazartesi akşamı Stoke Newington polis karakolu önünde biraraya gelen yüzlerce kişi polise öfke kustu. Üzerinde ‘Artık yeter’ yazılı pankart açan kalabalık kitle polisi cinayet işlemekle suçladı.

     

    Ginario Da Costa adlı 25 yaşındaki siyahi gencin gözaltında ölmesinin üzerinden daha bir ay geçmeden Rashan adlı siyahi genç yine gözaltındayken hayatını kaybetti. Kürt Halk Meclisi, Day-Mer ve Gik-Der yöneticilerinin de katılarak destek verdiği eylem Stand Against Rasism tarafından organize edildi. Siyahi gençlerin yoğunluklu katıldığı eylemde sık sık, ‘adalet yoksa barış ta yok, katil polis’ sloganları attı.

    Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu’nun (IPCC) tarafından soruşturma devam ederken, polis Rashan adlı gencin gözaltına alınmadan saniyeler önce ağzına bir obje attığını ve bu objenin Rashan’ın boğulmasına neden olduğunu iddia ediyor.

    Olayın görüntüleri sosyal medyadan paylaşıldı

    Polis tarafından takip edilirken girdiği bir Kürt işletmecinin dükkanında gözaltına alındığı esnada fenalaşan Rashan Charles adlı siyahi genç hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Cumartesi günü yaşanan olayın ardından yayınlanan güvenlik kamerası görüntülerinde, 20 yaşındaki siyahi genç girdiği dükkanda polis tarafından yere yatırıldığı görülüyor. Polisin uzun bir süre yerde yatırdığı ve sırtına bindiği görülüyor. Bir süre sonra sivil giyimli birisinin de polisle birlikte yerde yüzüstü yatan gencin sırtına bindiği görülüyor. Gencin fenalaşması üzerine olay yerine çağrılan ambulans ile hastaneye kaldırılan genç hayatını kaybetti.

    Polis tarafından yapılan açıklamada, gencin polis takibinde olduğu ve dükkana girerken ağzına bir obje attığı ve bu objenin gencin boğulmasına neden olduğu belirtildi. Olay ile ilgili Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu’nun (IPCC) tarafından soruşturma başlatılırken, gözaltı esnasında sadece bir polisin bulunduğu ve görüntülerde gencin sırtına binen diğer sivil giyimli kişinin polis olmadığı ortaya çıktı.

    2011 yılında büyük bir isyana neden olan Mark Dungan cinayetinin altıncı yıldönümü yaklaşırken geçtiğimiz ay Ginario Da Costa adlı 25 yaşındaki siyahi genç yine Londra’da gözaltında yaşamını yitirmişti.

    Acılı baba: Adalet istiyorum

    Siyahi gencin ölümünü protesto etmek amacıyla Stoke Newington polis karakolu önünde toplanan yüzlerce kişi polise öfke kustu. Eyleme katılarak bir konuşma yapan Rashan’ın babası Patrick Charles oğlunun polis tarafından katledildiğini belirterek, adalet çağrısı yaptı. Konuşmakta zorlanan üzüntülü baba, ‘‘Oğlum polisin elinde hayatını kaybetti. Acımız çok büyük. Destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Adalet istiyoruz ama herkesin barışçıl olmaya çağırıyorum.’’

    Şahbaz: Sizi en iyi biz anlarız

    Eyleme destek veren Türkiyeli kurumlar adına da Day-Mer temsilcisi Oktay Şahbaz bir konuşma yaptı. Şahbaz konuşmasında aileye başsağlığı diledikten sonra, ‘‘Konu polis tarafından öldürülmeye gelince, konu gözaltında öldürülmeye gelince sizleri Kürt ve Türk toplumundan daha iyi kimse anlayamaz. Türkiye’de de halen kardeşilerimiz polisler tarafından katlediliyor. Biz bugün adalet ve dayanışma için buradayız. Bugün sadece Rashan için değil polisler tarafından katledilen tüm insanlar için buradayız.’’ dedi.

    Stoke Newington polis karakolu önünde yapılan konuşmalardan sonra yüzlerce kişi gencin hayatını kaybettiği Dalston Kingsland caddesi üzerinde bulunan dükkanın önüne kadar yürüdü. Orda da yapılan bir dakikalık saygı duruşunda sonra tekrardan polis karakolu önüne kadar yürüyen kitle gece geç saatlere kadar karakol önünde nöbet tuttu.

    Polisin yoğun güvenlik önlemleri aldığı eylemde ara ara gerginlikler yaşandı. Gece yarısı polisler ile bir grup genç arasında çatışmalar çıktı.

  • Londra’dan Nuriye ve Semih İçin Çağrı: Onları Öldürecek Açlık Değil, Bizlerin Sessizliğidir

    Londra’dan Nuriye ve Semih İçin Çağrı: Onları Öldürecek Açlık Değil, Bizlerin Sessizliğidir

    Kuzey Londra’da bulunan Wood Green kütüphanesi önünden bir araya gelen Britanya Demokratik Güç Birliği üyeleri137 gündür açlık grevinde bulunan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışma amaçlı eylem düzenlediler.

     

    Kanun Hükmünde Kararnamelerle işlerinden atılan Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın işlerine dönebilmek için başlattıkları açlık grevleri 137 günü geride bıraktı. Hayati durumları riskli bir noktaya ulaşan Gülmen ve Özakça için dün Londra’da yapılan eylemde duyarlılık çağrısı yapıldı.

    Londra’nı kuzeyinde bulunan Wood Green kütüphanesi önünde bir araya gelen Britanya Demokratik Güçbirliği bileşeni kurumların temsilcileri yağan yoğun yağmurun altında bir açıklama yaptılar. Gülmen ve Özakça’nın resimlerinin taşındığı eylemde sık sık ‘‘Nuriye ve Semih yalnız değildir, Siyasi tutsaklara özgürlük, Türk devleti faşist devlet’’ gibi sloganlar atıldı.

    https://youtu.be/pwHQT_sIJ4c

    ‘Onları Öldürecek Açlık Değil, Bizlerin Sessizliğidir’

    Grup adına bir konuşma yapan İbrahim Avcıl, Nuriye ve Semih’in çığlıklarına ses vermek için toplandıklarını belirtti. Avcıl şunları belirtti;

    ‘‘Darbe girişiminden bu yana Türk devletinin onbinlerce insanı tutuklandı. Muhaliflere yönelik akıl almaz bir şekilde hedef alındılar, sindirme politikaları ve saldırılar en üst düzeye ulaştı. Faşist Türk devleti tarafından 117 basın kuruluşu hukuksuz bir şekilde kapatıldı. 170’ten fazla gazeteci tutuklandı. Onbinlerce emekçi işinden kovuldu. Nuriye ve Semih işlerine geri dönebilmek için 136 gündür açlık grevindeler. Nuriye ve Semih’i öldürecek olan açlık değil, toplumun sessizliğidir. Bu yüzden bugün burada Nuriye ve Semih’in çığlığına ses vermek için buradayız.’’

    Londra’dan Nuriye ve Semih İçin Eylem

    ‘Onların açlığı ülkemizin adalete olan açlığını temsil ediyor’

    Eylemde bir konuşma yapan Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil, ülkede artarak devam eden faşizmi aç kalarak dünyaya duyurmaya çalışan Nuriye ve Semih’in eylemlerinin bir adalete olan açlığın bir sembolü olduğunu ifade etti. Erbil şunları belirtti;

    ‘‘Nuriye ve Semih’in açlıkları ülkemizin adalete olan açlığını temsil ediyor. Ülkemizdeki faşizmin, diktatörlüğün, her gün biraz daha fazlalaştığını, onlar aç kalarak duyurmaya çalışıyor. Onların derdi sadece kendi işleri değil. Onlar aç kalarak dünyaya bir mesaj verdi ve Londra’daki Demokratik Güçbirliği bu mesajı bir kez daha iletmeye çalışıyor, onların sesi olmaya çalışıyor. Eşitliğe açız, dayanışmaya açız, birlik beraberlik ve mücadeleye açız, bu açlığımızı giderip bir olmak, güçlü bir şekilde faşizmin karşısında durmak gerekiyor. Nuriye ve Semih yalnız değildir. Onların mücadelesi bizim mücadelemizdir.’’

    İsrafil Erbil

    ‘Uydurma darbe iddiasıyla ülkeyi yarı açık cezaevine çevirdiler’

    Gülmen ve Özakça ile dayanışma eyleminde bir konuşma yapan Day-Mer temsilcisi Feyzullah Cinpolat ise ülkenin yarı açık bir cezaevine dönüştüğünü belirtti. Cinpolat şunları ifade etti;

    ‘‘Bugün Nuriye ve Semih’in bedenlerini açlığa yatırmalarına sebep olan şeyi anlamak için, son yıllarda Türkiye’de gelişen olaylara bakmak gerekiyor. 7 Haziran seçimlerini kaybeden Erdoğan ve şürekâsı iktidarını kaybetmemek için ellerinden gelen her türlü hileleri yapmaya başladılar. Bu hile ve hırsızlıkları halen devam ediyor. 15 Temmuz diye uydurdukları bir darbe senaryosu ile ülkemizi yarı açık cezaevine çeviriyorlar. Bugün diktatörlüklüğü oluşturmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken on binlerce emekçiyi işlerinden ekmeklerinden ettiler. KHK’larla ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar. Cezaevlerini aydınlarla, gazetecilerle, akademisyenlerle doldurdular. Bunlara karşı bizler İngiltere’de örgütlü Demokratik Güçbirliği bileşenleri olarak bu çalışmalarımızı devam ettirmek azmindeyiz.’’

    Feyzullah Cinpolat

    Yapılan konuşmaların ardından eylem sona erdi.

  • Gülmen ve Özakça İçin Londra’da İki Günlük Açlık Grevi

    Gülmen ve Özakça İçin Londra’da İki Günlük Açlık Grevi

    Tutuklandıklarından sonra da açlık grevlerine devam eden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışma amacıyla Londra’da iki günlük açlık grevi eylemi düzenlendi.

     

    Kuzey Londra’da bulunan Manor House istasyonunda kurulan dayanışma çadırında iki gün boyunca devam eden açlık grevi bugün yapılan basın açıklaması ile sona erdi.

    Tutsakların Sesi Platformu-Britanya ve Gik-Der’in ortaklaşa örgütlediği ve iki gündür Londra Manor House istasyonunda devam eden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışma amaçlı yapılan eylemin sonunda yapılan açıklamada, Nuriye’nin ve Semih’in çığlıklarına ses vermek ve bu çığlığı büyütmek amacıyla bu eylemi düzenlediklerini belirttiler.
    https://youtu.be/WuFMzmVr054
    129 günü geride bıraktılar

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklandıktan sonra cezaevinde de devam ettikleri açlık grevi eylemi 129’uncu gününde devam ediyor.

    ‘Nuriye’nin ve Semih’in çığlığına ses verelim’

    Tutsakların Sesi Platformu-Britanya ve Gik-Der adına yapılan açıklamada duyarlılık çağrısı yapıldı. Yapılan açıklama şöyle:

    ‘‘Türkiye’de işlerine geri dönme talebiyle 129 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın çığlığına ses olabilmek için bizler Londra’da bulunan Tutsakların Sesi Platformu Britanya ve Göçmen İşçiler Kültür Derneği olarak bu konuda duyarlılık yaratmak amacıyla iki günlük açlık grevi yaptık. Açlık grevimizin temel amacı Gülmen ve Özakça’nın durumuna dikkat çekmek ve duyarlılık yaratmak, bir yandan da Türkiye’de devam eden anti-demokratik uygulamaları, demokrasi güçlerine dönük saldırıları protesto etmektir. Bu amaçla eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir.’’

  • AKP’liler ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ Kutlayamadı!

    AKP’liler ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ Kutlayamadı!

    AKP’nin Avrupa örgütlenmesi olan UETD İngiltere tarafından Londra’da yapılan ’15 Temmuz demokrasi ve birlik günü’ adlı etkinlik protesto edildi.

     

    Kuzey Londra’nın Walthamstow bölgesinde ‘15 Temmuz demokrasi ve birlik günü’ adlı etkinliğin yapıldığı belediye binası önünde toplanan bir grup AKP’yi protesto ederek, etkinliğin akışına engel oldu. Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’ın da programda konuşmacı olarak katılması planlanırken, bakan video konferans yoluyla etkinliğe katıldı. Kendi resmi twitter hesabından Londra’da olduğunu belirtmesine rağmen etkinliğe video konferans yoluyla katılması, güvenlikten kaynaklı olabileceği ifade edildi.

    AKP’nin Avrupa örgütlenmesi olan UETD tarafından Cuma akşamı Walthamstow Town Hall’da düzenlediği 15 Temmuz etkinliğine 200 civarında AKP’li katıldı. Londra’da çalışma yürüten Türkiyeli ve Kürdistanlı kurum temsilcilerinin de içerisinde olduğu bir grup etkinliği protesto etmek için aynı saatlerde Walthamstow Town Hall önünde bir araya geldi.
    https://youtu.be/XFE65_Y01mA

    Sık sık gerginliklerin yaşandığı eylemde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile birlikte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan resimleri ve PKK bayrakları açıldı. Bir süre ana girişi kapatan eylemci grup ile provokasyon yapan AKP’liler arasında arbede yaşandı.

    100’den fazla polis görev aldı

    Gerginliğin büyümesi üzerine çok sayıda polis eylem yerine gelirken, polis helikopterleri yukarıda sürekli olarak uçtu. 100’den fazla polis ile eylemcilerin etrafında etten duvar örülürken, eylemcilerin slogan sesleri salonun içerisinde yankılanıp programın aksamasına ve AKP’lilerin morallerinin bozulmasına neden oldu.

    UETD Yöneticisi tehdit etti

    Eylemcilere müdahale edilmediği gerekçesiyle AKP’liler polise tepki gösterirken, telefonuyla eylemcileri görüntülemeye çalışan bir UETD yöneticisi, eylemcilere’ ‘‘görüntüleri bilişim suçlarına göndereceğim, bakalım siz Türkiye’ye nasıl gideceksiniz’ şeklinde tehdit etti.

    4 gözaltı

    Ara ara gerginlik ve arbedenin yaşandığı eylemde 3’ü protestocu, 1’i AKP’li 4 kişi polisler tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınanların bugün mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

    ‘AKP pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım’

    Eylem boyunca renkli sloganlar atılırken, en çok dikkat çeken ‘AKP pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım’ sloganı oldu. Karşılıklı sözlü tartışmaların yaşandığı eylemde AKP’lilerin ahlak dışı küfürler etmesi dikkat çekti.

    AKP’liler arka kapıdan çıkarıldı

    Saat 18:00’de başlayan eylem gece 23:00’e kadar devam etti. AKP’yi protesto eden grup dağılmamakta kararlı olunca bir saatten fazla binada mahsur kalan AKP’liler güvenlik önlemlerinin arttırılmasından sonra arka kapıdan çıkarıldılar. Salonun AKP’liler tarafından boşaltılmasından sonra protestocu grubun da dağıldığı esnada caddeden geçen bir araçta bozkurt işareti yapan bir kaç kişi orda bulunan gençler tarafından feci şekilde darp edildiler.

     

     

  • Londra’dan Kürtlük Manzaraları

    Londra’dan Kürtlük Manzaraları

    -Aaa siz de mi Türksünüz?

    Yok, Kürdüm

    -Ne farkeder ki! Hepimiz aynıyız.

    Aynı derken?

    -Türk-Kürt ne farkeder ki..

    O zaman siz de Kürdsünüz?

    -Yok ben Türküm Allah’a şükür

    ***

    Türkçe konuşan herkesi Türk kabul eden bir beyinsizle;

    -Türk müsünüz?

    Yok, Kürdüm

    -Türkçe konuşuyorsunuz da

    Başlangıçta siz de İngilizce konuştunuz ama! İngiliz oldunuz mu?

    -Yoook. Elhamdülillah Türküm ben.

    ***

     İngiltere’de doğup İngilizleşmeyen, ama ne hikmetse Türkleşen bir Kürd ile;

    -Siz de Türksünüz..

    Yok maalesef, ben Kürdüm.

    -Aaa ben de Kürdüm.

    Eee siz de mi dediniz ama?

    -Ağız alışkanlığı işte..

    Kaç senedir İngiltere’desiniz?

    -Burada doğdum ben.

    ‘İngilizim’ diye bir ağız alışkanlığınız oldu mu hiç?

    -Yok canım, neden olsun ki!

    ***

    ‘Kürdüm’ demeyi siyaset olarak algılayan bir Mamut ile :

    -Kardeş Türksünüz siz de..?

    Yok kardeş, Kürdüm ben.

    -Siyaset yapmanın ne alemi var şimdi!

    Siyaset? Nasıl yani?

    -Hepimiz Türküz, kardeşiz, niye siyaset yapıyorsun?

    Siz Ermenisiniz sanırım?

    -Haşşa! git işine ya, bela mısın! Rabbime şükürler olsun ki Türküm ben.

    Niye siyaset yapıyorsunuz ki sevgili kardeşim?

    ***

    Bir Kürdün Cafe’sinde:

    Bir siyah çay lütfen.

    -Türk çayı mı olsun?

    Türk derken?

    -Türk çayı işte.

    Hangi demi kullanıyorsunuz?

    -Mevlana olmalı.

    Size zahmet gidip Mevlana çayı kutusuna bakıp, ırkını öğrenebilir misiniz? 

    -Baktım. Üzerinde ‘Srilanka’ yazıyor.

    Siz bana bir Srilanka çayı verin o zaman. 

    -Tamam beyefendi..

    ***

    Kürdlük ile Türklüğü ayırt edemeyen bir Kürd entelektüel ile

    Heval sizi dernekte ilk defa görüyorum, yenisiniz sanırım?

    -Yok, beş sene oldu, ama Türklerden uzak duruyorum.

    Ben de öyle yapıyorum. Peki bizden niye uzak durdunuz?

    -Anlamadım…?

    Boşver heval…! bir kaçak çay içermisin?

    ***

    Kobane öncesi bir İngiliz ile:

    -Where are you from (Nerelisiniz?)

    Kurdistan

    -Kirghizistan! Ohh nice (Kırgızistan! Güzel)

    No, Koor disss taann! Turkey, Iraq, Syria, İran (Hayır Kürdistan)

    -Oh yes yes (Haa, tamam tamam)

    Where l am from? (Nereliyim?)

    -Sorry! But l did not get it… (Pardon! Ama anlamadım)

    Ok that is fine. We havent got it yet asweell (Sorun değil, biz de alamadık daha)

    -You havent got what? (Neyi alamadınız?)

    Kurdistan

    -ohh okay.. (Aaa tamam)

    ***

    Kobane sonrası bir İngiliz ile:

    -Where are you from? (Nerelisiniz?)

    Kurdistan

    -Yess! F..k isis (Evvvet! Daiş’i s…)

    ***

    Belediye’de bir memur, Türk tercüman ve Malatyalı bir Kürd kadın;

    -What is your nationality? (Milliyetiniz?)

    -She is Turkish (Türk o)

    -Can you ask her self please (Onun kendisine sorabilir misiniz lütfen)

    -ooh sorry. Milliyetinizi soruyor.

    Kürdüm

    -Yok onu demiyor

    Nasıl?

    -Türk müsünüz diye soruyor

    Yok, Kürdüm dedim ya.

    -Öyle değil

    Nasıl peki?

    -What is happening? (Neler oluyor?)

    -She doesn’t understand my question (Sorumu anlamıyor)

    -What did she say? (Ne dedi?)

    -She said that she is Kurdish (Kürdüm dedi)

    -We havent got ‘Kurdish’ as an option in the form.

    -Sana söyledim, Kürt diye bir şık yokmuş diyor.

    Eee ne varmış o zaman?

    -Türk var

    Ondan olsun o zaman.

    ***

    Kürdlere kürtçe öğretmeme anlam veremeyen bir İngiliz ile;

    -What do you do? (Ne iş yaparsınız?)

    l teach Kurdish (Kürtçe öğretiyorum)

    -That is nice. Who do you teach? (Güzel. Kimlere öğretiyorsunuz?)

    Kurds (Kürtlere)

    -Who? (Kim?)

    Kurds (Kürtlere)

    -Whaa… oo kay, l see … (Taamam, anladım)

    ***

    Home Office’in iltica başvurusu yapan Antepli birisinin Kürd olduğuna inanmadığı için başvurusunu ret ettikten sonra gittiğim bir ‘Milliyet Testi’;

    1.Kürtçe bilmiyor,

    2.Kürdistan kültürünü tanımıyor,

    3.HDP’nin başkanının Abdullah Öcalan olduğunu söylüyor,

    4.Nevruz’un 23 Nisan’da kutlandığını iddia ediyor,

    4.PQQ’ya yardım ve yataklıktan yargılandığını söylüyor,

    ***

    Londra Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Boris Johnson’un[1] 2009 yılında Trafalgar Meydanı’nda Kürtlerin, ‘Turkish Troops out of Kurdistan (Türk ordusu Kürdistan’dan defol)’ sloganlarıyla kutladığı Newroz etkinliğine gönderdiği aptalca ve ırkçı mesaj;

    ‘‘Benim büyük dedem gibi, Türk geçmişi olan birçok insan Londra’yı kendi yuvaları yaparak, Türkiye’nin ve Türkçe konuşan ülkelerin zengin tarihini, kültür ve geleneklerini başkente taşımış olmalarından çok mutluyum.

    Farklı toplumlardan Londralıların belediye başkanı olmaktan çok mutluyum, en çok ta Türk soyundan gelenlerin. Newroz, Belediye ile Newroz’u kutlayan insanların arasındaki bağları güçlendirmek için büyük bir fırsat.’’

    ***

    Ve Kürde Kürd dememek için zoraki üretilen o meşhur tanımlama;

    ‘Türkçe konuşan Toplum’ (Turkish speaking community)

    ***

    Anlayacağınız Kürd olmak zor bu memlekette de.

    Kadınlara ve çocuklara Türkçe dersleri veren kurumlar, (yöneticileri ve üyelerinin yüzde 99’u Kürd ve ders verdikleri kadınlar İngiltere’de yaşadıkları halde İngilizce bilmiyor, zaten tek bildikleri dil Türkçe, ama daha temiz konuşsunlar isteniliyor),

    Anadolu ve Mezopotamya mutfağını Türk mutfağı diye Britanyalılara pazarlayan restoranların Kürd sahipleri,

    AKP’nin ve CHP’nin Britanya’daki örgütlenmelerinin başındaki Kürdler,

    Yukarıda bahsettiğim gazetelerde tüm Kürdleri Türk yapan Kürd editörler,

    Bu gazeteleri ayakta tutan Kürd işletmeler,

    Kendilerini Türk diye pazarlayan Kürd siyasetçiler,

    Çocukları ‘Türküm’ diye övünen Kürd ana babalar,

    Hepinize selam olsun….

    Aladdin Sinayiç

    [1]. Şuanki Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un gururla bahsettiği dedesi Ali Kemal’in Türk soyu, Ali Kemal’i gözaltındayken çekiç, bıçak ve taşlarla linç etti(1922). Cesedi sokaklarda dolaştırıldı, İsmet İnönü’nün Lozan’a giderken treninin geçtiği güzergah üzerinde ağaca asılarak teşhir edildi. İşte Boris’in övündüğü kültür bu.

  • GİK-DER Festivali’nde Çoşkulu Son

    GİK-DER Festivali’nde Çoşkulu Son

    26 yıldır Londra’da Türkiyeli ve Kürdistanlı topluma hizmet veren Göçmen İşçiler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin (Gik-Der) 9’uncu Kültür Sanat Festivali 9 Temmuz’da yapılan park festivali ile sona erdi.

     

    Her yıl geleneksel olarak düzenlen Gik-Der Kültür Sanat Festivali’nin bu yıl dokuzuncusu yapıldı. Dernek binasında verilen resepsiyon ile startı verilen festival kapsamında çeşitli etkinlikler yapıldı. Çok sayıda toplum merkezi ve dernek temsilcisinin katılarak destek verdiği festival etkinliklerinde 2 hafta boyunca yüzlerce yurttaş bir araya geldi. Festival 9 Temmuz’da Edmonton’da bulunan Pymmes Park’ta yapılan park şenliği ile sona erdi. Binlerce yurttaşın katıldığı şenlikte Grup Seyran, Grup Eylül, Calum Baird, Hozan Beşir, Ali Geçimli sahne aldı.

    Dayanışma vurgusu!

    Festivalde konuşan Avrupa Ezilen Göçmenler Federasyonu Eş Başkanı Şafak Arabacı, göçmenlerin ötekileştirildiklerini hatırlatarak şunları söyledi: “Hangi nedenle olursa olsun,kendi doğduğu ülkeden koparak Avrupa ülkelerinde yaşamak zorunda kalan milyonlarca göçmeniz biz. Avrupa’nın her karış toprağında yaşadığımız ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamına hayatın her alanında katkı sunan emekçileriz. Alın terimizle beyin gücümüzle yaşamın orta yerinde yer alıyoruz fakat emperyalist kapitalist sistem bizi kendisini sosyal yıkım politikalarının biricik sebebi olarak lanse etmeye çalışıyor. Biz biliyoruz ki hükümetler eliyle göçmen karşıtlığı kaşınıyor. Kimliğimizden, kültürümüzden, inancımızdan ötürü ötekileştiriliyoruz. Emperyalistler gelişmekte olan ırkçı faşist hareketi perde arkasından ısrarla destekliyorlar. Ama bilsinler ki bu durumdan sadece biz değil, yerli işçi emekçi insanlarımız da etkilenecek. Bütün göçmen emekçiler bulunduğunuz her alanda örgütlenin. Sizi yok sayan, küçümseyen, ötekileştirenlere karşı ellerinizi gücünüzü ve yüreklerinizi birleştirin.”

    ‘Başarmanın tek yolu sesimizi birleştirmek’

    Festivalde konuşan GİK-DER Başkanı Helin Peköz ise göçmenlerin eşit ve özgür koşullarda yaşamaları için mücadele ettiklerini beliterek, geri durmayacaklarını vurguladı. Peköz, devamla şunlara değindi: “Sistemin neoliberal politikalarına karşı mücadele ediyoruz. Sistemin ırkçı politikalarına karşı mücadele ediyoruz. Bizler sadece bulunduğumuz ülkedeki gerici-faşist yaptırımlara karşı mücadele etmekle yetinmiyoruz, aynı zamanda geldiğimiz ülkelerde ve dünyanın birçok yerinde gelişen antidemokratik yapılara haksız işgalci savaşlara, talana ve sömürüye karşı kendimizi sorumlu bildik ve taşıdığımız bu sorumluluk gereği her türlü haksızlığa karşı mücadele ettik. Yaşanan tüm sorunların kaynağı olarak göçmenleri gösterip hedef tahtasına oturtuyorlar.”

    Türkiye’de toplumsal muhalefetin ortadan kaldırılmak istendiğine dikkat çeken Peköz, “Başta Kürt halkı olmak üzere, yüzlerce insanımız katledilmiş binlercesi tutuklanmıştır. HDP milletvekilerimizi ve belediye başkanlarımızı tutuklayarak susturmaya çalışmışlardır. Bizler deneyim ve birikimlerimizle bugüne kadar tüm bu yapılanlara karşı durduk. Başarmanın tek yolu sesimizi birleştirmektir. Hayatımızı bizden çalan bu sömürü sistemine karşı birlikte örgütlenmeliyiz” diye konuştu.

    Festival ekibinden özür!

    Etkinliğe katılması beklenen sanatçı Cem Adrian’ın ekibindeki müzisyenlerinden birkaçının vize alamadığı için gelmeyi reddetmesi üzerine kamuoyuna açıklama yapan festival tertip komitesi, Adrian hakkında hukuki süreç başlattıklarını ve kamuoyundan özür dilediklerini beyan ettiler.

  • Londra ve Nottingham’da ‘‘Öcalan’a Özgürlük, Efrin’i Sahiplen’’ Yürüyüşleri

    Londra ve Nottingham’da ‘‘Öcalan’a Özgürlük, Efrin’i Sahiplen’’ Yürüyüşleri

    Londra ve Nottingham’da ‘Öcalan’a Özgürlük, Efrin’i Sahiplen’ şiarıyla Pazartesi günü bir yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe katılan onlarca kişi Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırılarını protesto ederken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a da özgürlük talep etti.

     

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi ve Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla Londra’nın Edmonton Angel Corner bölgesinden Enfield Ponders End’e bir yürüyüş düzenlendi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a özgürlük talep eden büyük pankart ile Edmonton’dan yürüyüşe geçen grup sık sık, Türk devleti karşıtı sloganlar attı.

    Bir saat süren yürüyüşün ardından Londra Demokratik Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan açıklamada Türk devletinin Rojava’nın Efrin Kantonu’na yönelik saldırıları protesto edilirken, Öcalan üzerindeki tecridin kabul edilmeyeceği ifade edildi.

    Türk devletinin Ortadoğu’yu derin bir kaosa sürüklemek istediğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “AKP-MHP faşizmi katliam, inkar, soykırım politikalarını Kuzey Kürdistan’dan sonra şimdi de Şengal, Rojava ve Efrîn Kantonunda hayata geçirmek istemektedir. Kürdistan’da Mehmet Tunç’ların, Asya Yüksel’lerin, Arin Mirkan’ların direnişi ile sömürgeci TC büyük yenilgiye uğratılmıştır. Türk devleti tarihinin en büyük çıkmazlarını yaşamaktadır. Sistem tıkanmış, hem dünyada hem de bölgede çözümsüz noktaya gelmiştir. Daralan TC sömürgeciliği tıkanmışlığını gündem değiştirerek, milliyetçi söylemleri bayrak yaparak işgalci emellerine ulaşmak niyetindedir. Bu nedenle şimdi de Efrîn’i hedef haline getirmek istemektedir. Tüm bu işgalci, sömürgeci emeller para etmemektedir.

    ‘KÜRTLERİN VE İLERİ İNSANLIĞIN GÖREVİ’

    Kürt Halk Önderi Başkan Apo’nun Ortadoğu ve dünya halklarına sunduğu demokratik konfederal paradigma bu emelleri boşa çıkarmakta ve gittikçe kabul gören alternatif sistem halini almaktadır. Halklar ve inançlar arasında özgür ve eşit bir yaşamı kurma projesiyle insanlığa çözüm sunmaktadır. Bu paradigmanın pratikleştiği Rojava modeli bugün insanlık için umut ve tek çözüm olmuştur. Bu nedenle Rojava Devrimi ve halkımızın kazanılan tüm değerlerinin korunması hayati olduğu kadar tüm Kürtlerin ve ileri insanlığın onur ve yurtseverlik görevidir.

    ‘SONLARINI ÖNLEYEMEYECEKLER’

    Halkımız Kobanê’de tarihi direnişi ile Erdoğan iktidarının yarattığı DAİŞ’e tarihi yenilgiyi insanlık adına nasıl yaşattıysa, şimdi de DAİŞ’in merkezi Reqqa’yı özgürleştirerek bir adım ileriye götürecektir. Özgürlük mücadelemizin Ortadoğu devriminin öncülüğünü yaparak Erdoğan-DAİŞ zihniyetinin merkezini yerle bir edeceği günler kesindir. Erdoğan ve bölge gericilikleri bu korku içinde çaresiz bir şekilde saldırganlaşmaktalar lakin bu çırpınışları sonlarını önlemeye yetmeyecektir.

    Yalan üzerinden geliştirdiği dış politikası çökmüş, tüm dünyada maskesi düşmüş Erdoğan gericiliğinin en sadık destekçisi Merkel’in ülkesi Almanya’da konuşma yapacak yeri dahi bulamayacak hale düşmüştür. Açığa çıkan ve deşifre olan politikaları nedeniyle Avrupa Konseyi üyeliğinin durdurulması halkımızın kararlı ve haklı mücadelesi sonucu olmuştur.

    Tüm yaşanan bu gelişmeler, büyük kazanımlar ve bunun karşısında çılgına dönen gericiliğin saldırıları karşısında Öndeliğimizi ve Efrîn’i sahiplenme eylemleri Erdoğan diktatörlüğüne bir cevap, bir şamar olacaktır. Türk sömürgeciliğinin işgal emellerine karşı mücadele ve Başkan Apo’nun özgürleştirilmesi için eylemlerimizi Kobanê ruhu ile yükseltmek için mücadeleyi büyüteceğiz.’’

    Londra’da öcalan’a Özgürlük Yürüyüşü