Uzun yıllardır Londra’daki toplumumuza hizmet veren Halkevi Pazar günü olağan kongresini gerçekleştirecek.
Başkent Londra’da 1984 yılından bu yana topluma hizmet veren ve toplumumuzun en köklü kurumlarından olan Halkevi Pazar günü yapılacak kongrede yeni yönetimini belirleyecek.
Pazar günü saat 14:00’te yapılacak kongrede geçmiş dönem yapılanlar ve yeni döneme ait planlamalar da tartışılacak.
Halkevi yönetimi tarafından yapılan açıklamada, yeni dönemde topluma daha iyi cevap olabilecek güçlü bir yönetim için kongreye katılım çağrısı yapıldı.
Açıklamada; ‘Toplum merkezlerimiz bizlerin ikinci evidir. Örgütlendiğimiz, dayanıştığımız, acılarımızı ve mutluluklarımızı paylaştığımız mekanlarımızdır. Bizler ne kadar örgütlüysek o kadar varız. Toplumumuzun ihtiyaç duyduğu alanlarda hizmet vermek bizim temel önceliklerimizdir. Bu açıdan daha sağlıklı ve eğitimli bir toplum için kurumlarımızı daha da güçlendirmek önemlidir.’’
Kongre 2 Ekim Pazar günü saat 14:00’te 31-33 Dalston Lane E8 3DF adresinde bulunan kendi binasında gerçekleşecek.
Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Londra’da toplum ile buluşacak.
Avrupa genelinde yayın yapan günlük Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesine katılmak üzere HDP Eşgenel başkanı Selahattin Demirtaş Londra’ya gelecek.
23 Ekim Pazar günü Wood Green bölgesinde bulunan Dominion Centre salonunda yapılacak geceye katılacak olan Demirtaş son güncel gelişmeleri de değerlendirecek.
MEM ARARAT İLK DEFA LONDRA’YA GELİYOR
Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesinin müzikli programında da önemli sanatçılar yer alıyor. Toplum tarafından çok sevilen sanatçı Mem Ararat ta gecede sahne alacak. Gecenin müzik programında Grup Bajar ve Özkan Orman da sahne alacak.
23 Ekim Pazar günü yapılacak dayanışma gecesi saat 18:00’de başlayacak.
Daha fazla bilgi için 075 04 662 756 nolu numaradan organizatörlere ulaşılabilir.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen 9 Ekim uluslararası komplosunun yıldönümünde Londra’daki Kürtler ve dostları büyük eyleme hazırlanıyor.
9 Ekim 1998 tarihinde uluslararası güçlerin desteğiyle Suriye rejimine baskı yapılarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkması sağlandı. Öcalan’ın Suriye’den çıkmasıyla beraber uluslararası komplo 14 Şubat 1999 tarihinde Öcalan’ın Kenya’da rehin alınarak Türkiye’ye kaçırılmasıyla devam etti.
Uluslararası komplonun yıldönümü başkent Londra’da geniş katılımlı bir protesto eylemi düzenlenecek. 9 Ekim’de yapılacak eylem Kürt Halk Meclisi tarafından organize ediliyor. Trafalgar meydanından saat 14:00’te başlayacak olan eylem için Kürt Halk Meclisi tarafından eyleme katılım çağrısı yapıldı. Yapılan çağrıda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 18 yıldır İmralı adasında büyük bir tecrit altında tutulduğu ifade edilerek, Kürt halkının bu tecrit ve tutsaklığa karşı sabrı kalmadığı belirtildi.
Londra’da yaşayan Kürtleri ve dostlarını eyleme katılmaya davet eden Kürt Halk Meclisi, Öcalan’ın özgürlüğünün başta Türkiye olmak üzere tüm Ortadoğu’nun barışı açısından çok önemli olduğu ifade edildi.
Eylem 9 Ekim 2016 tarihinde saat 14:00’te Trafalgar meydananında başlayacak.
Türk istihbarat teşkilatı MİT tarafından katledilen Mehmet Kaygısız cinayeti İngiliz Times gazetesi tarafından tekrar gündeme taşındı. Baş sayfadan bugün cinayetin MİT bağlantısını veren Times gazetesi, Metropolitan polisinin de dosyayı yeniden açtığını duyurdu.
Faili meçhullerle ilgili Susurluk tapelerinde Londra’da işlenen Mehmet Kaygısız cinayetine ilişkin ayrıntılar yer almış ve olay iki yıl önce Türk medyasında da işlenmişti. Times gazetesinin yeniden gündeme getirdiği Mehmet Kaygısız cinayeti ile ilgili tek yeni bilgi İngiliz polisinin dosyayı yeniden açılacağı.
Times gazetesi özel haberinde, Susurluk ve faili meçhul cinayetler davasında mahkemeye MİT tarafından sunulan belgelerde “Londra’daki bir kafede bir muhalifin öldürülmesini Türk ajanlarının emrettiğini ortaya koyduğunu” yazıyor. Times, olayın MİT’in düşmanlarını İngiltere’de sorunsuz hedef alabildiği korkularını arttırdığını da belirtiyor.
Times’ın İddiası Yalan: Kaygısız’ın PKK İle Hiçbir İlişkisi Yoktu
Times, haberinde Mehmet Kaygısız’ın PKK ile olan ilişkisinden kaynaklı ölüm listesinde yer aldığı ve MİT’in hedefi haline geldiğini iddia etse de, Kaygısız’ı tanıyanlar bu iddiayı red ediyor. Kaygısız’ın yaşamdaki duruşu ve ilgilendiği işler itibariyle PKK ile zıt bir kulvarda olduğu ve kendisinin PKK ile uzaktan yakından hiç bir ilgisi olmadığı belirtiliyor.
John Simpson imzalı haberde iki yıl önce ortaya çıkan bilgiler yeniymiş gibi yeniden servis edilirken, haberde ayrıca Londra’daki çetelerin eroin, haraç alma ve benzeri olayları PKK’yi finanse etme çalışması olarak yorumluyor. Daha önce de böylesi bir iddiayı yazan Simpson, iddiasına her hangi bir dayanak göstermiyor.
Gazete Londra polisinin, 33 yaşında öldürülen Kaygısız’ın cinayetiyle ilgili açılan soruşturma kapsamında, Kaygısız’ın ailesiyle iletişime geçtiğini belirtiyor.
Kaygısız, 1994 yılında Kuzey Londra’daki Newington Green semtindeki bir kafede tavla oynarken başının arkasından vurulmuştu. Times, cinayetin o dönem uyuşturucu bağlantılı olarak görüldüğünü ve kimseye suçlama yöneltilmediğini belirtiyor.
Times, MİT’in sunduğu belgelerde eski Malatyaspor Başkanı Nurettin Güven’in adının, MİT’in emriyle bu cinayeti işleyen kişi olarak geçtiğini yazıyor.
Nurettin Güven
Haber şöyle devam ediyor;
“Times’ın yaptığı araştırma, Kuzey Londra’da savaş halindeki iki Türk ailesine ait onlarca işyerini ortaya çıkarttı. Bunlar arasında kebapçılar, taksiciler ve bakkallar da var. O dönemdeki şiddet, Kaygısız cinayetini ve öldürülecekler listesindeki Nafız Bostancı adlı ikinci bir Türk muhalifi öldürme girişimini örtmek için kullanıldı. Bostancı, Doğu Londra’da bulunan Hackney semtindeki saldırıdan sağ kurtuldu. Şimdi Türkiye’ye dava açmaya çalışıyor. ”
Haberde Kaygısız’ın ailesinin, Nurettin Güven’in 90’ların sonunda cinayet suçlamasını reddettiğini ve Londra polisinin o dönem de Güven’in ismini bildiğini ve devlet destekli cinayet iddialarını bildiğini söylediği belirtiliyor.
Haberde MİT’in gönderdiği belgelere göre MİT ajanının Nurettin Güven’i eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’a götürdüğü ve Ağar’ın “Aslanım benim diyerek” teşvik ettiği de söyleniyor.
Haberde ayrıca, Nurettin Güven’in açıklama yapma taleplerine yanıt vermediği, Ağar’ın bir sözcüsünün de “Ağar, basına açıklama yapmıyor ve basının sorularını yanıtlamıyor” diyerek konuşmayı reddettiği vurgulanıyor.
Times “Uyuşturucular, casuslar ve bir Türk kan davası” başlıklı dosya haberinde de 90’lı yıllarda İngiltere’de hâkim olan uyuşturucu çeteleri savaşının bir fotoğrafını çekiyor.
Gazete “Türk casuslar, İngiltere sokaklarında cinayet için daha dayanıklı bir örtü bulamazlardı. Türk uyuşturucu çetelerinin İngiltere’deki bölge savaşının bulanık dünyası, 25 yıldır kaynayan gerilim sırasında onlarca cinayete neden oldu. Mehmet Kaygısız bu güne dek uzun kurban listesindeki bir isimdi. Ölümüne yol açtığı iddia edilen uluslararası kan davası, karmaşık çete savaşları ve para aklama ağıyla örtüldü” diyor.
Gazete şöyle devam ediyor;
“Times’ın Londra’nın eroin ticaretine hâkim olan iki Türk mafya grubundan birinin ticari varlıklarını haritalayan araştırması, İngiltere’nin NATO müttefikinin Londra’da yargısız infazlar emrettiği iddialarını beraberinde getirdi. Uyuşturucu ticareti şiddeti maskelemek için kullanıldı. Anlaşmanın bir parçası olarak Londra sokakları eroinle kaplandı. Çatışma halindeki Kürt çeteleri uzun süredir uyuşturucu satışı, haraç ve İngiltere’de hala yasaklı bir terör örgütü olan PKK’ya para sağlamakla biliniyorlar.”
Gazete İngiltere’de Mehmet Kaygısız cinayetiyle ilgili bilgilere, Tottenham Türkleri’nin mafya babası İzzet Eren’in adliye binasından hapishane aracından kaçırılma girişiminin soruşturulmasıyla ulaşıldığını belirtiyor.
Gazete Eren’in çetesinin faaliyetlerini ve Londra’da 25 yıl öncesine uzanan eroin cinayetlerini izlediklerini yazıyor.
Tottenham Boys olarak anılan çetenin bir gece kulübünde atılan tokattan karşılıklı cinayetlere uzanan kan davasında 20 yıldır Hackney semtindeki rakipleriyle karşılıklı cinayetler işlediği söyleniyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve soykırım saldırılarını protesto için “Kadınlar Önderliği ve Özgürlüğü İçin Eylemde” şiarıyla Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde düzenlenen eylemlere bir ses de Londra’dan geldi. Roj Kadın Meclsisi tarafından yapılan çağırda onlarca yurtsever Öcalan’a özgürlük talebiyle Amnesty International’ın Londra merkez binası önünde toplandı.
‘Freedom for Öcalan’ (Öcalan’a Özgürlük) yazılı pankartı bina girişinde yaklaşık 2 saat tutarak ve aralıksız olarak, ‘Öcalana’a özgürlük Kürdistan’a bağımsızlık’ sloganlarıda atıldı. Düzenlenen eylemde ayrıca İngilizce olarak hazırlanan ve Kürt halk önderi Öcalan’a Türk devletinin uyguladığı insanlık dışı tecridi anlatan broşürler de dağıtıldı.
Eylemde konuşan Roj Kadın Meclisi sözcüsü, okuduğu bildiride başta Ulararası Af örügütünü ve CPT’yi acilen göreve çağırdıkları vurgusu yaptı. Öte yandan Amnsety International yetkililerine iletilmek üzere hazırlanan dosya da binadaki görevlilere verildi.
Philip Glanville %69 oy ile yeni Hackney Belediye Başkanı seçildi.
Geçtiğimiz hafta, yapılan ve sonuçların Cuma günü açıklandığı seçimde katılım sadece %18.6 oldu. Düşük katılımın olması yıl içerisinde diğer seçimlerin olmasına bağlandı. İşçi Parti’li, 36 yaşındaki Glanville 22,595 oy alarak Londra’nın en genç belediye başkanı oldu.
15 Eylül Perşembe günü yapılan seçimde, İşçi Parti bölgedeki hakimiyetini güçlendirirdi. Yeşil Parti ikinci parti olmaya devam ederek Muhafazakar Parti’yi bölgedeki üçüncü parti konumunda bıraktı. Yeşil Parti adayı Samir Jeraj %13, Muhafazakar Parti adayı Amy Gray %11, Liberal Demokrat Parti adayı Dave Raval %6 ve Tek Sevgi Parti adayı Dawa Ma %2 oy aldılar.
Hackney’in Yeni Belediye Başkanı Philip Glanville
Eski Hackney Belediye Başkanı, Jules Pipe’ın- bu yıl Londra Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilen- Sadiq Khan tarafından başkan yardımcısı seçilmesinin ardından 14 yıl sürdürdüğü Hackney Belediye Başkanlık görevinden istifa etmesi üzerine ara seçim yapıldı. Pipe 2014’te yapılan yerel seçimlerde %60 oy ile Belediye Başkanı seçilmişti.
Hoxton bölgesinde 10 yıldır belediye encümeni olan Glanville, sonuçların açıklanmasının ardından belediyenin tarihi meclis odasında, Hackney belediyesi yönetim başkanı Tim Shields eşliğinde, imzasını atarak resmi olarak Belediye Başkanı oldu.
Belediye başkanı seçildikten sonra görüştüğümüz Glanville, oyunu kullanan seçmenlere teşekkür ederek, ‘‘Sonuçtan dolayı şahane hissediyorum. Hackney İşçi Parti’si ve benim bölgedeki sorunlara ilişkin söylediklerim için gerçek bir teyittir’’ dedi.
Hackney’de yaşayan farklı toplumların bölgeye büyük değer kattığını ifade eden Glanville, seçim kampanyasında dile getirdiği konular üzerinde hemen çalışmaya başlayacağını söyledi. Glanville, ‘‘Hangi partiye oy vermişlerse, ben tüm Hackney’i temsil etmek için buradayım. Burada yaşayan her farklı toplumun, belediyenin varlığı için ne kadar önemli olduklarını daha öncede söyledim. İleriye giderken, hepsini temsil etmek istiyorum’’ dedi.
Glanville ve Hackney Belediyesi idari yönetim başkanı Tim Shields
Seçim kampanyası süresince söz verdiği konular üzerinde çalışmalarına hemen başlayacağını söyleyen Glanville, şöyle devam etti: ‘‘İlk günden konut sorunu üzerinde yoğunlaşacağım. Şimdiden, gerçek anlamıyla uygun fiyatta olan konutlar inşa ettiğimiz alanlar var. Ama, Londra Yaşam Kirası dahilinde yapacağımız 500 konutun çalışmalarının temellerinin atılmasını istiyorum. Evsizler için belediye hizmetlerini geliştirmeye yönelik de yapmamız gereken çok şey var.
‘‘Şimdi ve Noel arası bu önemli konulara ilişkin net bir yön belirlemek istiyorum.
‘‘Geçici evlerde yaşayanlar için hizmetlerimizi nasıl geliştireceğimiz konusunda şimdiden görüşmelerimiz var. Londra Belediye Başkanlığı (GLA) ile de görüşüp oradan yapılan çalışmaların Hackney’de daha belirli olmalarını sağlayacağım. Benim için önemli olan, insanların ihtiyacı olduğunda- gerek kiralarını ödemeyenler, gerek aile içi şiddet mağdurları- gereken desteği almalarıdır.’’
Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Sadiq Khan ile yakından çalışılacak
Hackney’in eski Belediye Başkanı Pipe’ın GLA’de görev almasının bölge için avantaj olacağını ifade eden yeni Belediye Başkanı, ‘‘Hackney’in Sadiq ile şimdiden mükemmel bir ilişkisi var- hem benim kişisel olarak, hem de yönetim olarak. Bisiklet ve sürdürülebilir ulaşım konusundaki bağlantılarla, Hackney, Sadiq’ın nasıl bir Büyükşehir Belediye Başkanı olmak istediğini göstermesi için, en iyi yer. Hackney gibi belediyelerle çalışması GLA için güçlü bir ortaklık olur’’ dedi.
Yeşil Parti adayı Samir Jeraj
Gray ve Jeraj bölgedeki çalışmalarına devam edecekler
Muhafazakar Parti’li eski öğretmen, Gray, Hackney’de yaşadığını ve bölge siyasetinde aktif olarak katılmaya devam edeceğini söyleyerek, 2018’de yapılacak yerel seçimlerde tekrar belediye başkanlık seçimi olacağını hatırlattı ve o zamana kadar belediyenin çalışmalarını gözlemleyip verilen sözlerin tutulması için takipte bulunacaklarını dile getirdi.
Gray şöyle devam etti: ‘‘Benim öncelik verdiğim konular konut sorunu, eğitim ve suç oranları ve bunlar Hackney’de yaşayan çoğu kişi tarafından önemsenen konular. Kampanya süresinin güzel taraflarından birisi diğer partiler ile ortak fikirde olduğumuz bir çok konunun olmasıydı. Sorunlarla nasıl mücadele edeceğimiz konusunda çok anlaşmasak da partiler arasında üzerinde çalışabileceğimiz belirli konular var. Farklılıklarımızı ön planda tutuyoruz ama aynı fikirde olduğumuz konular da var. Örneğin bisiklet kullanımının iyi bir şey olduğuna ve daha güvenli olması için daha fazla şeyler yapabileceğimiz konusunda hem fikiriz.’’
Muhafazakar Parti adayı Amy Gray
Race Equality Foundation için çalışan Yeşil Parti’li Jeraj, ‘‘Hızlı bir kampanyaydı ama yapabildiğimiz kadar seçmene ulaşmaya çalıştık. Seçim sonrasında da yerel sorunlara ilişkin çalışmalarıma devam edeceğim. Özellikle konut sorunu beni endişelendiren bir konu. Londra ve ülke genelinde bir sorun ama Hackney’de yapılabilecek belirli şeyler var. Örneğin ev yapım şirketleriyle mücadele etme konusunda. Bunun riskleri var tabii, yasal karşılığı gibi. Hackney farklı kimliklerden insanların yasadığı bir yer olarak mı kalacak? O zaman bunu savunmaya değer’’ dedi.
Tim Shields seçim sonuçlarını açıklıyor
Katılım düşük
İki yıl önce yapılan yerel seçimlerde katılım oranı %40 olurken, bu ara seçimde katılım %18.6’da kaldı.
Glanville, bölgede Mayıs’tan bu yana ara seçimler yanı sıra Londra Belediye Başkanlık seçimi ve AB referandumun olmasının düşük katılıma katkıda bulunduğunu ifade etti. Yeni Belediye Başkanı ayrıyeten, seçim kampanyasının yaz aylarında olmasının da etkisinin olduğunu ekledi. ‘‘Daha fazla insanın oy kullanmasını tabii ki de isterim ama zor bir süreç; bir çok kişi tatilden yeni dönüyor ve seçimde oylarını kullanmayı yeni düşünüyorlar’’ dedi.
Yeşil Parti’li Jeraj, seçim sürecinin kısa ve yaz aylarında olmasının katılıma büyük etkisi olduğunu ifade etti: ‘‘Üst üste üç secim oldu Hackney’de: Londra secimi, hemen arkasından AB referandumu, ve yine kısa bir zaman sonra bu secim oldu. Secim kampanyası bir çok insanın tatilde olduğu Ağustos ayında oldu. Secim günü geldiğinde de bir çok kişi olduğunu bilmiyordu.’’
Gray de katılımın düşük olmasında dolayı üzgün olduğunu ifade ederek, üst üste seçimlerin olmasının katkısının olduğunu söyledi: ‘‘Seçim çok hızlı oldu. Bölgede yaşayan bazı insanlar için bu yıl dördüncü seçimleri oldu. O yüzden insanların bu yıl biraz fazla demokrasilendiklerini düşünüyorum.’’
Oylar Hackney Belediye salonunda sayıldı
Oy pusulalarında gecikme
Belediyenin oy pusulalarında yaptıkları yazım hatası sonucunda tekrar basılmaları gerekmesi posta yoluyla oy kullanan seçmenlerin ellerine oy pusulalarının geç ulaşmaları anlamına geldi.
Gray, Muhafazakar Parti olarak bu konuda belediyeye şikayette bulunacaklarını ifade etti. Oy pusulalarında ‘Conservative’ (Muhafazakar) yerine ‘Conversative’ yazıldığını söyleyen Gray, ‘‘Hükümet partisi ve dünyanın en eski partisi olduğunu düşündüğümüzde, doğru yazmalarını beklerdim. Yazım hatasıdır ama hiç bir ciddi seçim yetkilisinin yapacağı bir hata olmamalıdır’’ dedi.
‘‘Oy pusulaları bir hafta kala ulaştı seçmene. Bu yeterli bir süre değildir. Bu hatadan dolayı çok üzgünüz çünkü Hackney belediyesinin seçim konusunda iyi bir sicilleri yok. Daha önce de sorun yaşadık. İnsanlar oylarını kullanabileceklerini bilmeliler’’ diye konuşan Gray bu konuda atabilecekleri adımları değerlendireceklerini ifade etti.
Konuya ilişkin, Glanville ‘‘Posta yoluyla kullanılan oylara ilişkin olan bazı konulardan dolayı üzgünüm. Bunun insanların oylarını kullanmalarına engel olma ihtimali çok üzücü bu konudaki kızgınlıkları anlıyorum. Ama sonucu etkilediğini düşünmüyorum. Tabii ki, ileride bunu daha iyi yapmamız için ders çıkarılacak hususlar var. Bu konuya ilişkin nasıl çalıştığımız konusunda bir gözden geçirmeye ilişkin görüşmelerim oldu. Oy pusulalarının doğru olmaları çok önemli.
Bu yıl ikincisi düzenlenen ‘Refugees welcome’ yürüyüşünde yaklaşık 25 Bin vatandaş, İngiliz hükümetini mültecilere, İngiltere kapılarını açmaya çağırdı.
Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy
Büyük yürüyüş, Pazartesi günü NewYork’ta dünya liderlerinin, mülteci sorunu için Barrack Obama-Teressa May ikilisinin organizasyonunda bir araya gelediği United Nations toplantısından önce düzenlenerek İngiliz hükümeti konu ile ilgili ciddiyete davet niteliğide taşıdı.
İngiltere hükümetinin ’20 Bin mülteci alınacak’ sözünü hatırlatmayı amaçlayan mitingde, Calais liman kentine bekletilen ve İngiltere’ye girişi yasal olan mültecilerin derhal ülkeye alınması çağrısı da yapıldı.
İngiltere’nin başkenti Londra’da burjuva kesimin yaşadığı Park Lane bölgesinde başlayan büyük yürüyüş, ünlü Trafalgar meydanı ve Başbakanlık güzergahını takip ederek, İngiliz parlamentosu meydanında sonlandırıldı. İngiliz polisinin ‘aşırı’ güvenlik önlemi aldığı, yaklaşık 3 kilometre uzunluğundaki kortejin önünde, bu yıl ‘Refugees welcome’ yazılı pankart taşındı.
Solidarity With Refugees (Mültecilerle dayanışma grubu) tarafından organize edilen yürüyüşe, Amnesty International, Care for Calais, Oxfam, Stop the War Coalition, The refugee Council, Stand up to Racism, International Solidarity Movement,NUT Öğretmenler Sendikası, save the Children, Halklar Meclisi,English PEN, Help Refugees, Sınır Tanımayan Dostlar, Mülteci Hakları Ağı, Fransız kurum Medecins Sans Frontieres ile Suriye Dayanışma Hareketi’de kitlesel katılımları ile destek verdi. Ayrıca, Manchester,Glasgow, Liverpool ve Londra çevresinde aktif kurum, kuruluş ve sendikalardan da yürüyüşe destek gelirken, Londra’daki Kürt, Türk ve Kıbrıslı ilerici-demokrat-sosyalist kurumların büyük yürüyüşte yer almaması ise düşündürücü… Toplumumuzdan çok az sayıda duyarlı vatandaşın yürüyüşe bireysel katılım iile destek geldi.
Yürüyüşe katılan binlerce savaş karşıtı ve mülteci destekcisi insan, ‘mültecilere kapımız açık, insanlara yardım edelim, kimse yasadışı değildir!, savaşları durdurun, sevgiyi seç insan ol, mülteci ölümlerini durdurun.’ yazılı pankartlar taşıyarak, “açık ve net söylüyoruz! Mültecilere kapımız açık! Teressa May ‘sen’de mültecileri kucaklayacaksın!,Mültecileri ülkeye alın!” sloganlarını aralıksız attı.
Düzenlenen büyük yürüyüşte ayni zamanda İngiltere yeni başbakanı muhafazakar Teressa May’de tutarsız,çıkarcı ve yandaş mülteci politikalarından dolayı da protesto edildi. Eski başbakan David Cameron geçtiğimiz yıl Eylül ayında yaptığı beklenmedik bir açıklamada İngiltere’nin 5 yıl içerisinde 20 Bin mülteci alacağını söylesede hükümet bu konuda hiç bir adım atmadı. Özellikle Fransa’nın liman kendi ve ingiltere’nin yanıbaşındaki Calais mülteci kampı ile ilgili ‘iyi niyetli’ hiç bir yaklaşım göstermeyen İngiltere hükümeti son zamanlarda Fransa sınırına ‘mültecileri engellemek için’ duvar örme kararıda tepkilerin giderek artmasına neden oluyor.
Geçtiğimiz yıl yine Eylül ayında Britanya tarihinde ilk olarak düzenlenen ve küçük Alan Kurdi’nin Akdeniz sularında yaşamını yitirdiği döneme denk gelen ‘refugees welcome, (mültecilere kapımız açık)’ yürüyüşüne 100 Bini aşkın duyarlı vatandaş katılımıyla desteklemişti. Başta Fransa-Calais mülteci kampı ve İngiltere Dower sınırı arasında yaşanan mülteci ölümleri ile Alan Kurdi’nin ölümüne dikkat temesıyla, geçtiğimiz yılki yürüyüş İngiliz tarihindeki kitlesel yürüyüşler listesine girmişti.
Bu yıl da düzenlenen ‘mültecilere kapımız açık’ yürüyüşünde, binlerce kişi, hükümetin daha çok mülteciye sahip çıkmasını talep ederken, bu yıl yürüyüşün teması başta Suriye olmak üzere çatışmalı bölgelerden gelen mültecilere yönelik bariyerlerin derhal kaldırılmasını ve özellikle Calais liman kentinde bulunan ‘The Jungle’ mülteci kampındaki mültecilerin ülkeye alınması çağrısı şeklinde hazırlandı.
Yürüyüşün tamamlanması ile parlamento meydanında toplanan coşkulu kalabalık burada kurulan sahnede, İngiltere’de özellikle mültecilere destek olan çalışmalarıyla ön plana çıkan siyasiler, kurum temsilcileri ve ünlü aktörlerin konuşmalarını dinledi.
Konuşmacılar arasında yer alan 7 yaşındaki Ahmed kendisini dinleyenlere duygusal anlar yaşattı. Bir tırın arkasında aile ve arkadaşları ile İngiltere’ye gelen Ahmed, herkese yürüyüşe katıldıkları ve mültecilerin sesinin duylmasına yardımcı olmak istedikleri için teşekkür edip, halen Calais ve dünyanın diğer yerlerinde mahsur kalan mültecileri hatırlattı. Ahmed konuşmasında, “Beni kabul etdiğiniz için teşekkür ederim, ama ben şanslı olan ender insanlardanım, dünyada binlerce benim kadar şanslı olamayan arkadaşım var onlarada yardımcı olmalısınız, İngiltere’ye beni kabul edip ülkesine aldığı için teşekkür ederim.” Ifadelerine yer verdi.
Yürüyüşe katılamayan İngiltere İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’de kitleye bir mesaj gönderdi. Corbyn mesajında, ‘Bazı Avrupa ülkeleri mültecilere yardım eli uzatmışken, inlgiltere dahil olmak üzere, diğer ülkeler yeterince yardımda bulunmamıştır. Bu xenaphobia ve suçlama kültürü ayrımcılık ve nefreti besliyor. Bu günki eylem birlikte çalışmak için muazzam bir birlik olduğunu gosterir. Dünyada kimse illegal değildir, herkesin eşit haklara sahip olması gerekir.’ Sözlerini kullandı.
Liberal Demokrat’lar adına konuşma yapan Shas Sheehan ise ‘liderlerimiz insani adımlar atmak yerine paranoya ve en kötüsüde xenophobiya’yı yayıyor. Avrupa ülkerleri arasında duvarlar örülüyor ve Türkiye ile tehlikeli anlaşmalar yapılıyor’ dedi.
Düzenlenen ‘mültecilere kapımız açık’ büyük mitinginde parlamento meydanındaki müzik dinletisinin ardından kitle sessizce dağıldı. Organizasyon yine geçenyıl olduğu gibi İngiliz basınından büyük ilgi gördü.