Tag: Hot News

  • Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş, Londra ziyaretinde gazetemize gündemi değerlendirerek çok önemli açıklamalarda bulundu.

    Erem Kansoy-Yeni Özgür Politika-TelgrafNews

    Kansoy: Sürekli sizinde dillendirdiğniz bir mesele var; darbenin siyasi ayağı. Bu konuda neler söylemek istersiniz

    Demirtaş: “Türkiye’deki darbe sonrası gelişmeler ve darbe sırasındaki gelişmeler dünyanın en tuhaf darbe girişimi olarak algılayabileceğimiz bir süreci bize yaşattı.  Hiç bir şekilde sanki siyasi ayağı olmayan bir darbe girişimi Türkiyede yaşandı, oysa bliyoruz ki her darbenin arkasında siyasi bir güç vardır. Mutlaka Türkiye içerisinde destek aldıkları ciddi siyasi klikler ve kesimler vardır. Ama AKP buna dönük hiçbirşey söylemiyor çünkü bu siyasi klik yani darbeyi destekleyen siyasi kliğin önemli bir bölümü AKPnin içinde ve Erdoğan AKP grubunun ve partisinin dağılmaması için şimdilik bu kısmına dokunmuyor. Yani öğretmenlere sıradan insanlara acımasızca davranan AKP kendi içindeki bakan millet vekili düzeyinde AKP kurucusu düzeyinde belkide darbeye destek vermiş veya darbeden haberdar olan kesimlere dokunmuyor, bu çok iki yüzlü bir tutumdur ve biz zorluyoruz darbenin siyasi boyutunun mutlaka açıklanması ve sorgulanması lazım, AKP sürekli bunun üstünü kapatmaya çalışıyor. Bundan da anlıyoruz ki aslından AKP çok ciddi bir iç krizle karşı karşıya ve bu kriz en yakın zamanda bir patlak verecektir.”

    img_9186
    Selahattin Demirtaş

    Kansoy: Süleyman Soylu “Kürdistan’daki AKP’lileri silahlandıracağız” açıklamasını yaptı. Yine ayni şekilde korucuların zorla hüda par üyesi yapıldığı bilgileri de geliyor. Ne yapılmak isteniyor, siz bu konuda neler yapacaksınız

    Demirtaş: “AKP öncelikle ne orduya nede polise yeterince güvenmediği için sivil bir paramiliter güç oluşturmaya çalışıyor kendi üyeleri ve AKP yanlılarından oluşan bir silahlı güç oluşturmaya çalışıyor ve bunu kendi siyasi çıkarları için bir ordu gibi bir kontr gerilla gücü gibi kullanmak istiyor Süleyman Soylu da bu yüzden bakan yapıldı ve daha çok bu iş için görevlendirildi. Dolayısıyla herkesin tabiki çok dikkatli olması ve kendi meşru savunmasını alabilecek hazırlıkları yapması lazım çünkü bu paramiliter silahlı gücün nerede kime saldıracağı belli olmaz ve Türkiye için çok tehlikeli bir yapılanmadır eski kontr gerillayıda aşan çok acımasız bir paramiliter sivil faşist güç alttan alta örgütleniyor, herkesin çok dikkatli olması lazım.”

    Kansoy: Celal Doğan’ın HDP’li vekiller tutuklanacak açıklaması ile ilgili ne diyeceksiniz

    Demirtaş: “Uzun süredir hükümet bunun için uğraşıyor ve yargıya sürekli baskı yapıyor. Fakat biz ne tutuklanmaktan korkuyoruz nede geri adım atarız ama her zaman halkımızıda tutuklanmaya karşı güçlü bir direniş ortaya koyması için hazırlamaya çalışıyoruz. Ve kesinlikle yurt içinde ve yurt dışında halkımız milletvekili tutuklamalarına karşı en sert tepkiyi ortaya koymalıdır kesintisiz bir direniş sürecine herkes hazırlıklı olmalıdır. Uzun süredir halkta bir öfke var ve bu öfkenin ne zaman patlayacağı hi belli değil, milletvekillerimizin tutuklanması bu öfeknin patlamasını sağlayabilir hükümet bu konuda ayağını denk almalıdır. Bu basit sıradan bir konu değildir çünkü milletvekili halk iradesidir Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır.”

    Kansoy: Ceza evlerindeki işkencelerin yaygınlaşması ile size ulaşan bilgiler ne yönde…

    Demirtaş: “ Durum çok vahim 12 Eylül darbesini aşan işkenceler var karakollarda göz altı merkezlerinde sistematik bir şekilde işkence var ve bu hükümetin desteği ile yapılıyor, adalet bakanı bu konuda çok açık bir şekilde işkencecileri cesaretlendiriyor ve Türkiye’de işkence vakası yoktur kimse işkence var diyemez şeklinde açıklamalar ile işkencenin üstünü örtüyor. Bunların hepsi insanlık suçudur, adalet bakanı ve başbakanda dahil gelecekte bundan yargılana bilirler. Biz bunların hepsinin raporlanması için hukukcuılara avkatlara, insanhaklaı örgütlerine sürekli çağrılar yapıyoruz ve raporlamalar devam ediyor. Belki bugün bunları yargılamak mümkün olmayabilir durumlar yarın obürgun değiştiğinde adalet bakanıda dahil bu işkenceciler  hepsi yargı önüne çıkabilirler, işkenceye karşıda hiçkimse sessiz kalmamalıdır.”

    Kansoy: Şırnak için neler yapmayı planlıyorsunuz

    Demirtaş: “ Halkın çadırlarda bile kalmasına insanlar kendi toprağında çadırda yaşamasına AKP devleti tahamül edemiyor, daha birkaç gün önce çadırları bile zorla söküp kaldırma girişiminde bulundu. Orada bizim 500- 600 civarında konuta ihtiyacımız var ve biz bu konutu yapmak için hazırlık yaptık ama valilik ve bakanlık buna izin vermedi. Şimdi insanlarımız kışı geçirebilecekleri geçici konutları uygun yerlerde yapmak istiyorlar ve bizde yürütüğümüz kampanyalarla halkımıza maddi destek sağlamaya çalışıyoruz, bu konuda çok güçlü bir kampanya yürttük ve bazı kampanyalarıda uluslar arası boyuta taşıyacağız . Önümüzdeki ay ben Kanada ve Avusturya da şadece Şırnak ile dayanışma için toplantılara gidecem ve halkımızın Şırnak’ı desteklemesi için orada bazı kampanyalar yürütülmesini sağlayacam. Biz Botan ve Şırnak halkını kesinlikle yalnız bırakmayacağız herkes emin olsun maddi manevi elimizdeki tüm imkanları onlara ulaştıracağız ve kışı geçirebilecekleir geçici konutlar oluşturacağız. Botan Şırnak halkı asla orayı terketmemeli onlarda zaten bu onuda çok kararlılar bizde onların yanındaız , devletin Şırnak’ı insansızlaştırma projesine karşı duracağız, Şırnak halkının bu onurlu duruşu çok kıymetlidir, ve ne olursa olsun bizde buna sahip çıkacağız.”

    img_9180

    Kansoy: Kolombiya’ya gitmeyi düşünüyormusunuz bir davet varmı

    Demirtaş: “Latin Amerika’dan çok davet aldık sadece Kolombiya değil belki Brezilya, Arjantini’de kapsayan bir dizi gezi gerçekleştirebiliriz. Siyasi gelişmeleri görüp ona göre hareket edeceğiz belki önümüzdeki baharda bir gezi planlayabiliriz.”

    Kansoy: Yurtdışında yaşayan halkımız Kürdistan için neler yapmalıdır

    Demirtaş: “ Buradaki halkımız tabiki çok büyük fedakarlıklar yapıyor ama bunun birazdaha örgütlü güçlü ve disiplinli bir şekilde yapılması gerekiyor. Mali destek ve kampanyalar da çok önemli. Ayni zamanda diplomasi ve kamuoyu yaratma konusunda daha etkili işler yapılması lazım. Özellikle İngiltere gibi Ortadoğu politikasında son derece etkili olan bir devletin Kürt halkına karşı çok daha saygılı olması gerekiyor. Buradaki Kürt halkı ve onun dostları bu konuda hükümeti zorlayacak ve kamuoyu yaratacak işler yapmalıdır, İngiliz kamuoyu eminimki Kürtler’in hakları konusunda çok duyarlıdırlar ama bunu hükümete baskıya dönüştürmek için sadece Kürtler’in değil İngiliz halkınında harekete geçmeis laızm, belki İngiliz halkı Kürtlerin hakları için kendi hükümetine karşı yürüyüş yapalıdır, Kürtler bu konularda daha çok çalışmalıdırlar.”

    Kansoy:  Avrupa’da mülteci sorunu ve İngiltere’nin antidemokratik tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz

    Demirtaş: “Mülteci sorunuyla Avrupa’nın genelinde bir ortak kordinasyon çerçevesinde mücadele etmek gerekir, mülteci sorunu için Avrupa’lı hükümetleri bir araya getiriyorlar anlaşmalar imzalıyorlar planlar yapıyorlar ama mültecilerin hakları için mücadele edenler ayni şekilde kordineli çalışmıyorlar yani Yunanistan’daki sivil toplum örgütleri ile diğer tüm Avrupa ülkelerinde mülteci hakları için mücadele verenler ortak eylemler düzenlemelidir. Avrupa genelinde dünya genelinde çok yaygın bir protesto düzenlenmeli ve belki iyi bir çalışmayla dünyanın birçok ülkesinde ayni günde ayni saatde mülteci hakları için herkes sokağa çıkmalı ve devletleri uyarmalıdır. Mülteci sorunu bir insanlık dramıdır ve dünya insanların ortak malıdır mültecilere birer baş belası gibi davranmanılamaz.”

    Kansoy: Susturulmaya çalışılan basınımız ve demokrasi dışı uygulamalar ile ilgili neler söyleyeceksiniz

    Demirtaş: “ Türkiye’de basın üzerindeki baskılar her zamankinden çok daha ağır durumda neredeyse çok daha fazla artık. Kapatılan susturulan kurumlarımızın yeniden yayına geçmesi için uğraşalım ayrıca alternatif alanlar yaratlım. Kürt gençleri sosyal medya kanallrını güçlendirip topluma ulaşmanın yollarınıda bulmalıdır. Artık herkes akıllı telefon kullanıyor, belki Tv’ler aracılığı ile her eve giremeyebiliriz ama artık teknoloji ile aslında her eve girmenin imkanı var bu işten anlayan gençler kafa yormalı ve alternatifler de üretmelidir.”

  • Hafta Sonu Yapılacak Konferansa Türkiye’den Önemli İsimler Katılacak

    Hafta Sonu Yapılacak Konferansa Türkiye’den Önemli İsimler Katılacak

    Türkiye ve Britanya’dan gazeteci, yazar ve akademisyenlerin katılacağı ‘Başarısız Darbe Girişimi Sonrası Türkiye ve Demokrasi Mücadelesi’ konulu bir konferans düzenlenecek.

     

    29 Ekim’de Londra’da bulunan National Union of Teacher (NUT) merkezinde düzenlenecek olan konferans gün boyu sürecek.

    Saat sabah 10’da başlayacak olan programa Türkiye’den Fatih Polat (Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni), Aydın Çubukçu (Hayat Tv – gazeteci yazar), Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı (Türkiye İNsan Hakları Vakfı – TİHV Başkanı) ve Fehim Taştekin (Gazeteci Yazar) katılacak.

    Konferans, 29 Ekim günü saat 10-17 arasında “Hamilton House, Mabledon Place, London WC1H 9BD” adresindeki National Union of Teacher (NUT) Merkezi’nde yapılacak.

    Solidarity with People of Turkey’in (SPOT) organize ettiği konferanstaki kesinleşen konuşmacılar şöyle:

    – Christine Blower (NUT Genel Sekreteri)

    – Steve Hedley (Rail, Maritime & Transport Union -RMT Genel Sekreter Yardımcısı)

    – Owen Tudor (Trade Union Congress – TUC, Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Başkanı)

    – Chris Baugh ( Public & Commercial Services Union – PCS Genel Sekreter Yardımcısı)

    – Fatih Polat (Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

    – Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı (Türkiye İNsan Hakları Vakfı – TİHV Başkanı)

    – Fehim Taştekin (Gazeteci Yazar)

    – Kate Osamor (İşçi Partisi milletvekili ve gölge devlet bakanı)

    – Aydın Çubukçu (Hayat Tv – gazeteci yazar)

    – Lindsey German (Stop The War)

    – Prof. Dr. İbrahim Sirkeci (Regents Üniversity London)

    – Sean Hoyle (RMT Başkanı)

    – Weyman Bennett (Stand Up To Racism)

    – Ege Dündar (PEN International)

    Ücretsiz olan konferansta yer ayırtmak için spot@daymer.org adresine e-posta gönderebilirsiniz.

    Hafta Sonu Yapılacak Konferansa Türkiye’den Önemli İsimler Katılacak 1

  • Türk Devletinin Baskılarına İnat, Londra’da Büyük Sahiplenme

    Türk Devletinin Baskılarına İnat, Londra’da Büyük Sahiplenme

    Türk devletinin saldırılarına inat, başkent Londra’da özgür basına büyük bir sahiplenme örneği yaşandı. Londra’da düzenlenen Yeni Özgür Politika ile dayanışma gecesinde bir araya gelen 2 bini aşkın kişi, özgür basının gücünü nerden aldığının da göstergesi oldu.

     

    Londra’nın Wood Green bölgesinde bulunan Dominion Centre’da Pazar akşamı yapılan dayanışma gecesi, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın da katıldığı görkemli bir etkinliğe dönüştü. Geleneksel hale getirilen dayanışma gecesi, bu yıl her zamankinden daha coşkulu geçerken, çok sayıda kişi salonda oturacak yer bulamadı. Salon Özgür Basın şehitlerinin fotoğrafları ile süslenirken, salonda bulunan insanlar sık sık ‘Özgür basın susturulamaz’ sloganı attı.

    İlk olarak Özkan Orman’ın sahne aldığı gecede, salon hep bir ağızdan Mem Ararat ile birlikte ‘Zana û Andok’ şarkısını seslendirdi. Mem Ararat’ın coşkulu sahne performansından sonra HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Evrim Yılmaz ve gazetemizin temsilcilerinden Mahmut Seven birer konuşma yaptı.

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Evrim Yılmaz etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ederek, “Özgür basınımız ve halkımız ile dayanışmamız sadece bu gecele sınırlı kalmamalıdır. Her gün alanlarda ve eylemlerdeyiz örgütlülüğümüz ve öz irademiz ile bu sürece yanıt olmaya çalışıyoruz. Buradaki kitlesel katılımda aslında, katliam ve soykırımlara verilen bir tokat niteliğindeki bir mesajdır. Herkes şunu çok iyi bilsinki sesimizi istedikleri kadar kısmaya çalışsınlar, basınımızı istedikleri kadar kapatsınlar ama gerçekleri kapatamazlar gizleyemezler“ dedi.

    Faşizmin karşısında tarafsız olunmaz

    Yeni Özgür Politika gazetesi temsilcilerinden Mahmut Seven ise, “Gazetemiz ile dayanışma etkinliğinin düzenlendiği bu gecede emeği geçen her arkadaşıma teşekkür ederim” dedi.

    Türk savaş uçaklarının Rojava’da Şehba bölgesinde yaptıkları bombardımanda şehit olan YPJ basın emekçisi Eylül Nûhîlat’ı saygıyla anan Seven, “Bu bedelleri ödeyeceğimizi bile bile bu işe girdik. Gazeteciler tarafsız olmalı diye söyleniyor, ama faşizmin karşısında tarafsız olmak diye birşey yoktur. Ya O’nun yanındasın ya da halkının, direnişin, barışın ve demokrasinin yanındasın. Bizler Kürt halkının ve basınının demokratik sesi olmaya and içtik ve dedik ki; gerçekler karanlıkta kalmayacak” ifadeleri ile konuşmasını tamamladı.

    Yıldırım: Özgürlük Mücadelesinden Vazgeçmeyeceğiz

    HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım ise şunları söyledi: “Böylesi anlamlı bir günde sizlerin yanında olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Sizlere ülkeden kucak dolusu sevgi ve saygı getirdim, bırakın özgür basının susturulma girişimlerini Kürdistan’da nefes almak için bile bir bedel ödetildiği bir süreci yaşıyoruz. Ama biz vazgeçmedikçe hiç bir şey bizi özgürlüğümüzü kazanma mücadelemizden vazgeçirtemez. Özgür, kalıcı ve demokratik bir barışın sağlandığı bir Kürdistan’da yeniden buluşma dileği ile saygıyla selamlıyorum.”

    Direnen özgür basına selam

    Anons edilmesiyle dakikalarca ayakta alkışlanan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, konuşmasının büyük bir bölümünü basın üzerindeki baskılara ayırdı. Tüm saldırılara rağmen boyun eğmeyip direnen özgür basın emekçilerini selamlayarak konuşmasına başlayan Demirtaş, “Bütün yayın hayatı boyunca katliamlar, yargılamalar, kapatmalar, işkenceler dahil olmak üzere her türlü bastırma girişimine rağmen dimdik ayakta duran özgür basın geleneğinin onurlu temsilcilerine huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. Yeni Özgür Politika’ya, Özgür Gündem geleneğine, hakikatin sesi olma yolunda ısrarcı olanlara, gurbetteki arkadaşlarımıza, Gurbetelli Ersöz şahsında şehitlerimizi minnetle anıyorum. Gazetelerinize ve televizyonlarınıza sahip çıkın“ dedi.

    Demirtaş’ın konuşmasından sonra gece Bajar müzik grubunun şarkıları eşliğinde çekilen halaylar ile son buldu.

    politika-mem-ararat
    Mem Ararat
    politika-grup-bajar
    Grup Bajar

    politika-ozkan-orman

    manset-2
    Yeni Özgür Politika ile dayanışma gecesi
  • Demirtaş: ‘Sona Yaklaşıyoruz’

    Demirtaş: ‘Sona Yaklaşıyoruz’

    Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bir dizi program için bulunduğu Londra’da ülkedeki son gelişmeleri değerlendirdi. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş , geçtiğimiz Pazar günü Wood Green bölgesinde bulunan Dominion Centre’de yapılan Yeni Özgür Politika ile dayanışma gecesinde

    Demirtaş, ‘Tüm zorluklara rağmen ülkede halkın fedakarlığı ve kararlığı bize moral veriyor. Hiçbir zaman olmadığı kadar kendimize özgüvenimiz var. Yenilmez olduğumuzu biliyoruz.’ dedi. Türk devletinin son saldırılarını da değerlendiren Demirtaş; ‘‘Sona yaklaşıyoruz artık. Ellerindeki tüm saldırı mekanizmalarını, ellerindeki tüm fişekleri tükettiler. Eğer kullanabilecekleri başka yöntem kalmazsa, ki artık kalmıyor mecburen tüm dünya taleplerimizi kabul etmek zorunda kalacak.’’ açıklamasında bulundu.

     Özgür basın üzerindeki baskılara da değinen Demirtaş; ‘‘Dünyadaki büyük devletlerin Mars’ta, Ay’da şehir kurmayı, oralarda yeni kentler inşa etmeyi tartıştıkları bir dönemde Türkiye’de televizyon, gazete kapatıyorlar. Ortada büyük bir utanç var, ama bu utanç bizim değil, bunu yapanlarındır, Erdoğan başta olmak üzere AKP zihniyetinin utancıdır.’’

    Alkış ve zılgıtlarla sık sık konuşması kesilen Demirtaş, televizyon ve gazeteleri kapatmakla halk ile aralarındaki bağı koparamayacaklarını ifade ederek, halk ile aralarındaki manevi bağın anlaşılmadığının altını çizdi. ‘‘Öyle zannediyorlar ki televizyonlar, gazeteler kapanınca, halk ile aramızdaki bağ tümden kopmuş olacak aramızda kurduğumuzun bağın bu halkın mücadele eden evlatlarıyla halk arasında kurulan bağın nasıl bir maneviyata sahip olduğunu bilmiyorlar. Özgür Gündem gazetesi çok uzun yıllar Kürdistan’da olağanüstü hal ve sıkıyönetim nedeniyle girişi yasaklıydı. Gizli gizli el altından dağıtılırdı. Televizyon yoktu, internet siteleri de yoktu. El ile yazılmış bildiriler ve çoğaltılmış bildirilerle propaganda yapma imkanı vardı. Buna rağmen o zor koşullarda halk ile mücadele arasındaki bağ hiç kopmadı. Çünkü kimin neye ihtiyacı varsa, hangi halkın ihtiyacı neyse, halk onu elde etmek için her türlü zorluğu aşar. Hani su akar yatağını bulur derler ya, Kürt halkı bir su gibidir, gürül gürül akıyor. Önüne baraj koymanın, bend koymanın, bu suyu bu seli durdurmanın imkanı yoktur. Bir değil, bin televizyon da kapatırsanız bu seli durdurmazsınız.’’

    Dünya Mars’ta Kent Kurmak İle Uğraşırken, Türkiye Televizyon Kapatmakla Meşgul

    AKP hükümetinin Kürt halkına karşı topyekün savaş yürüttüğünü ifade eden Demirtaş konuşmasına şöyle devam etti; ‘‘Dünyadaki büyük devletlerin Mars’ta, Ay’da şehir kurmayı, oralarda yeni kentler inşa etmeyi tartıştıkları bir dönemde Türkiye’de televizyon, gazete kapatıyorlar. Ortada büyük bir utanç var, ama bu utanç bizim değil, bunu yapanlarındır, Erdoğan başta olmak üzere AKP zihniyetinin utancıdır. Bu nasıl bir korkudur, nasıl bir paniktir ki, yürüttüğümüz siyasi mücadeleye siyasetle mücadele edemiyorlar, ellerindeki tankı, topu, jopu gazıyla, yargısıyla, medyasıyla bize karşı topyekün bir savaş yürütüyorlar.

    Kürtlerin Canlısından Değil Çizgisinden Bile Korkar Oldular

    Bunların Kürtçe çizgi filme bile tahammülleri yok. Kürtçe çizgi filmden bile korkuyorlar. Kürtlerin artık canlısı değil, çizgisi bile onları korkutuyor. Onunla bile baş etmek için her türlü hukuk dışı, yolu deniyorlar.

    Sosyal medya iletişim için iyi bir alternatiftir. Haberlerin yaygınlaştırılması, doğrunun, hakikatin gerçeklerin bütün dünyaya ulaştırılması elinizdeki imkanı kullanmalıyız. Iletişim ve bilişim çağındayız. Öyle televizyon kapatmakla bütün iletişimi kesemeyeceklerini göstermemiz lazım. Avrupa’da yaşayan genç arkadaşlarımızın alternatif medya kanallarını yaratması lazım. Çünkü doğruyu ve hakikati dünyaya ne kadar iyi anlatırsak kendi sorunlarımızın çözümünde o kadar ittifaklarımız ve desteğimiz artar.

    manset-foto1
    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş

    Tecavüz Ordusuna Karşı Direnen Halkın Evlatları Terörist Değildir

    Barbar İşid’e en kahramanca direnişi veren bir halkın evlatları terörist olarak tanımlanıyorsa, biz o halkın evlatlarının kahramanlığını bütün dünyaya anlatmakla sorumluyuz. Asıl teröristin kim olduğunu tüm dünya her dakika her saniye görmelidir. Dünyanın en barbar ve tecavüzcü ordusuna karşı Kerkük’ten Musula, Şengal’den Afrine kadar, Kobani’de Cezire’de kahramanca direnen bu halkın evlatlarını hiç kimse terörist ilan edemez. Asıl İşid’i yaratan, onu besleyen, silahını veren, parasını veren, istihbaratını veren, AKP iktidarı, Suudi ve Katar dünyanın en büyük terör hareketi olarak anılacaklardır. Asıl terörist zihniyet onların yaptıklarıdır. Kürt halkının ne terörler, ne teröristle işi olmadı, kendisini savundu sadece. Dilini kültürünü, vatanını, kendi onurunu savundu sadece. Her canlının kendini savunma hakkı vardır. Kimse buna asla terörizm diyemez. Kürtler İşid’e karşı bu savaşı verirken, sadece kendisini korumuyor, bütün dünyanın güvenliğini sağlayan, Kürtlerin mücadelesidir.

    Yenilmez Olduğumuzu Biliyoruz

    İngiltere’nin Ortadoğu’daki yayılmacı, emperyal politikaları, 1916 Syces Picot antlaşması ile Kürdistan’ı bölüp parçalayan politikasını teşhir edilmesi lazım.

    Biz çaresiz, örgütsüz korkacak bir halk değiliz. Yüzyıl öncekinden daha güçlüyüz. Irademiz de güçlü, örgütlülüğümüz de güçlü, halkımızın kararlığı da yüzyıl öncekinden daha güçlüdür. Bugün Londra’da bu salonda bir araya gelen topluluk yüzyıl önce Kürdistan’da bir araya gelemiyordu. O örgütlülük yoktu, ama bugün dünyanın neresine giderseniz gidin, sizin mücadelenizin yarattığı gücü görmek mümkündür. Asla kendinizi zayıf hissetmeyin. Ellerindeki medya propaganda gücüyle sanki bir başarı, zafer elde etmişler gibi yalan haberler yapıyorlar. Bunların hiçbirine inanmayın. Tüm zorluklara rağmen ülkede halkın fedakarlığı ve kararlığı bize moral veriyor. Hiçbir zaman olmadığı kadar kendimize özgüvenimiz var. Yenilmez olduğumuzu biliyoruz.

    Ortadoğu Bir kez Daha Altüst Yaşıyor

    Ortadoğu’da, Kürdistan’da, Mezopotamya coğrafyasında halkın var olduğu medeniyetin beşiği dediğimiz o topraklarda bir kez daha bir altüst oluş yaşanıyor. Halkların kaderi yeniden çiziliyor. Bizim yapmaya çalıştığımız tek şey kendi kaderimizi kendimiz çizmek istiyoruz. Tüm halklar kendi kaderini kendisi belirlesin diye ortak mücadele veriyoruz. Başkaları gelip artık bize elbise biçmesin. Ne giyeceğimize ne yiyeceğimize nasıl yaşayacağımıza biz karar vereceğiz. Orası bizim anavatanımız ve anavatanımızda kendi kaderimizi kendimiz belirleyeceğiz.

    Oturma, İzleme ve Bekleme Lüksümüz Yok

    O yüzden süreç çok tarihidir. Sıradan bir dönem değil. Seçimler gelip geçidir, telafisi mümkündür. Kaybettiğiniz seçimi bir sonrakinde daha fazla çalışarak tekrar kazanabilirsiniz. Ama tarihi süreçleri kaybederseniz yüzyıl daha beklemek zorunda kalırsınız. Bizim bu dönemde kaybedecek, oturarak, izleyerek, bekleyerek süreci kaçıracak lüksümüz yok. Yüzyılda bir önümüze gelen fırsatları, ulusal birliğimizi daha da güçlendirerek, Kürt halkının tüm siyasal güçleri arasında daha güçlü ittifaklar kurarak ve tabi ki bedel ödenmesi gereken yerde bedel ödemekten geri durmayarak, çekinmeyerek bu tarihi süreci kazanmak zorundayız. Mücadelemizin tüm bugün için değil gelecek içindir. Bugün artık bedel ödeme günüdür. Gözlerini karartarak, acımasızca bize saldırdıkları yerde, karşılarında kahramanca yazılmış destanlar görmeliler. Cizre’deki gibi, Mehmet Tunç gibi, orada direnen arkadaşlarımız gibi, günlerce o bodrumlarda aç susuz olmalarına rağmen teslim olmayan kararlı irade gibi durmalıyız ki kazanabilelim. Tarih bunu bize bir sorumluluk olarak yüklemiştir.

     Hangi Dilden Anlıyorlarsa O Dil İle Mücadele Edeceğiz

    Buralar bir mücadele alanıdır. Ortadoğu’nun kaderinin çizilmek istendiği merkezlerden birisidir Londra. Bu anlamda İngiltere önemli bir ülkedir. Burada çıkaracağınız ses, örgütlü güçler yaratacağınız etki, ülkede mücadele eden hepimize büyük bir destek sunar. Daha rahat nefes almamızı sağlar. Bizim taleplerimiz meşru taleplerdir. Biz bizden çalınanı geri istiyoruz. Kendi anavatanımızda onurumuzla yaşamak istiyoruz. Bu haklarımızı gasp edenler, vermiyorsa, o zaman hangi dilden anlıyorlarsa o dil ile mücadele edeceğiz. Çünkü bu vazgeçebileceğimiz bir mesele değil. Onur meselesidir. İnsanı insan yapan şey onurudur. Eğer bunu koruyamazsak et ile kemikten ibaret oluruz.

    ah5a8644
    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş

    Sona Yaklaşıyoruz

    Sona yaklaşıyoruz artık. Ellerindeki tüm saldırı mekanizmalarını, ellerindeki tüm fişekleri tükettiler. Eğer kullanabilecekleri başka yöntem kalmazsa, ki artık kalmıyor mecburen tüm dünya taleplerimizi kabul etmek zorunda kalacak. Çünkü kullanabilecekleri hiç bir yöntem kalmadı. Hepsini denediler. Ölümü zulümü katliamı, tutuklama, işkenceyi hepsini denediler.

    Dersimlilere Mesaj

    HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş konuşmasının sonunda Dersimli esnafın kepenk kapatma nedeniyle soruşturma açılmasına değinerek, bunun büyük bir ahmaklık örneği olduğunu vurguladı. ‘‘Öyle çılgınlaşmışlar ki bugün Dersim’de, tüm Dersim esnafına kepenk kapattıkları için soruşturma açmışlar. Bunun nasıl büyü bir ahmaklık olduğunun farkında değiller. İşte bu korkunun göstergesi. Yani sen Dersim’in tüm esnafına soruşturma açtığında zannediyorlar ki tüm Dersim fikrin, değiştirecek ve bir anda AKP’li olacak. Bu kadar akılsız ve kafasızlar. Ben Dersim esnafının yerinde olsam yarın sabah, hep birlikte adliyeye giderim. On bin Dersimli esnaf Dersim adliyesinin önüne ifade vermeye geldik desin. Savcılar bir yıl boyunca o ifadeleri alsın. Kolay mı öyle tüm Dersimi soruşturmaya almak. Bir defa yapabildiniz onu; 37-38’de yaptınız. Bir daha asla. Birde daha teslim alamazsınız. Dersimin iradesini kıramazsınız.’’

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Öcalan Tişörtlü Gençler AKP’li Mehdi Eker’i Konuşturmadı

    Öcalan Tişörtlü Gençler AKP’li Mehdi Eker’i Konuşturmadı

    Başkent Londra’da bulunan LSE Üniversitesinde düzenlenen bir toplantıda konuşmak isteyen AKP genel başkan yardımcısı Mehdi Eker, bir grup gencin protestosu ile karşılaşınca toplantı iptal edilmek zorunda kaldı.

     

    AKP’nin lobi organizasyonu BITAF (British Institute of Turkish Affairs) ve SETA (Avrupa Araştırmaları Masası) tarafından organize edilen panel Kürt gençleri tarafından protesto edildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın resmi ve üzerinde ‘Öcalan’a Özgürlük’ yazılı tişört giyen gençler Mehdi Eker’in konuşmaya başlamasıyla birlikte ‘Biji Serok Apo’ sloganları atara Eker’i konuşturmadı.

    Londra’nın Ekonomi ve Siyaset Bіlіmlerі Üniversitesi’nde düzenlenen panelde açılış konuşması yapmak isteyen AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, “Kürtlere karşı yürütülen kirli savaşın sebebi sizsiniz“,“Bijî Serok APO“ ve “PKK Halktır, Halk Burada“ sloganlarıyla Eker’in konuşma yapmasına izin verilmedi. Gençler AKP’nin Kürtlere karşı yürüttüğü topyekün imha savaşına dikkat çekerek, belediyelere atanan kayyumları ve insanlık mücadelesi veren Rojava’ya işgal girişimleri kınadı.

    ‘Burası Türkiye Değil’

    AKP’liler eylemci gençlerin ellerindeki pankartı almaya çalışınca kısa süreli bir arbede yaşandı. Güvenlik görevlilerinin araya girmesiyle saldırganlar uzaklaştırılırken, paneli dinlemeye gelen bir kadın, eylemcilere saldırmaya çalışan AKP’lere ‘burası Türkiye değil, zorbalıkla kimseyi susturmazsınız, burası özgür bir ülke, herkesin fikrine saygı göstermeyi öğreneceksiniz’ şeklinde tepki gösterdi.

    mehdi-eker-protesto4
    Eylemci gençlere saldırmaya çalışan AKP’lilere tepki gösteren bir dinleyici ‘burası Türkiye değil’ dedi

    ‘Katliamlara Ne Kadar Harcadınız’

    ‘Biji Serok Apo’ sloganları eşliğinde konuşmasına devam etmeye çalışan Eker, konuşmasında mültecilere harcadıkları paradan bahsedince, eylemci gençlerden birisi, ‘Kürt katliamlarına ne kadar para harcadınız, onu söyleyin’ şeklinde bağırdı.

    mehdi-eker-protesto1
    Mehdi Eker, mültecilere harcadıkları paradan bahsedince, eylemci genç ‘katliamlara ne kadar harcadınız’ şeklinde tepki gösterdi 

    Organizatör: Devam Edemeyiz

    Kürt gençleri “Stop Turkey’s war on Kurds – Kürtlere karşı yürütülen imha savaşı durdurun“ yazılı pankartı taşıyarak, salonda protesto eylemlerini sürdürdü. Gençler saldırılara rağmen direnişlerini sürdürerek, paneli sabote etti. Güvenlik görevlileri panelin güvenlik nedeniyle devam edemeyeceğini duyurarak salonda bulunanların binayı boşaltmasını istedi.

    mehdi-eker-protesto-pankart
    Gençler ‘Stop War On Kurds’ pankartı açtı

    Kürt gençlerin protesto eylemi panelin iptal edilmesi ardından sloganlar eşliğinde son buldu.
    https://youtu.be/ujW3B6ijwJ0

  • Wood Green’de Yine Bir Cinayet Haberi

    Wood Green’de Yine Bir Cinayet Haberi

    Toplumumuzun yoğun olarak yaşadığı Kuzey Londra’nın Wood Green bölgesinden yeni bir cinayet haberi geldi.

     

    Bugün saat 3:30’da Wood Green bölgesinde bulunan Station Road üzerinde bulunan bir Pubın önünde 33 yaşında bir adam bıçaklanarak öldürüldü. Jolly Anglers adlı pubın önünde yaşanan cinayette Vincent Harvey adındaki erkek olay yerinde hayatını kaybetti.

    Olayın yaşandığı cadde trafiğe kapatılırken polisin araştırması devam ediyor. Cinayet ile ilgili henüz gözaltına alınan olmadı.

  • HDP’li Öztürk: Demokratik Süreç Başlamazsa Darbe Riski Devam Edecek

    HDP’li Öztürk: Demokratik Süreç Başlamazsa Darbe Riski Devam Edecek

    Londra merkezli Centre for Kurdish Progress önceki gün HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk ve Kuzey Irak Bölgesel Kürt Parlamentosu Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Salar Mahmood’un konuşmacı olarak katıldıkları bir panel düzenledi.

    İngiliz Parlamentosu Lordlar Kamarası’nda 11 Ekim 2016’da gerçekleşen, “Türkiye’de darbe girişimi sonrası demokrasi ve Kürt Bakış Açısı” konulu panelin ev sahipliğini ve başkanlığını Richmond Barones’i Angela Harris yaptı.

    Harris’in açılış konuşmasından sonra sözü alan HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, Türkiye’de bugün yaşananların idrak edilmesi için geçmişin anlaşılıp, analiz edilmesi gerektiğini, özellikle demokratikleşme ve Kürt sorununa değinmeden bugün yaşanılanların anlaşılmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

    Öztürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Haziran seçimleri sonrasında HDP’nin başarısını kabul etmeyerek, erken seçime gidilmesi kararı aldığını ve buna rağmen 2 Kasım’daki seçimlerde de HDP’nin yine %10 barajını geçtiğini söyledi.

    Öztürk şöyle devam etti; “Türkiye’de kalan son demokratik rejimin kırıntılarının da HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ile tehlike altında olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda Alevi ve diğer azınlık gruplara yapılan saldırılarda, Türkiye’de artık politik olarak iletişim kurulmasına izin verilmeyeceği mesajı veriliyor.”

    HDP olarak darbeye karşı olduklarını ve bunu darbe girişimi sonrasında derhal belirttiklerini söyleyen Öztürk, Türkiye’de demokratikleşme süreci başlatılmadığı sürece her zaman askeri darbe riski olacağını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi bu demokratikleşme sağlanamadığı sürece Türkiye’de hâlâ askeri darbeyi umut edecekler olacağını dile getirdi.

    Öztürk, darbe girişimi sonrasında ilân edilen OHAL sonrasında, devlet kademelerinde 40-50 sene görev yapmış, Fethullah Gülen’in cemaatine mensup üyelerin temizlenmesi bahanesiyle, hükümet aleyhine düşünen herkesin uzaklaştırılmasının hedeflendiğini öne sürdü.

    Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye parlamenter demokrasiden tek kişiye bağlı bir sisteme geçiş yapmış durumdadır. OHAL sonrasında 93 bin kişi açığa alındı. 40 bin kişi halen gözaltında.

    Üniversitelerde 5,247 akademisyen gözaltında. 3,392 hakim ve savcı görevlerinden alındı. 28.163 eğitim müdürü,2,018 sağlık müdürü,1,642 finans müdürü görevden alındı. 35 adet sağlık merkezi kapatıldı, 1.061 eğitim kurumu kapatıldı.

    En önemlisi 11.301 öğretmen görevden, terörist oldukları gerekçesiyle açığa alındı. Bu sayısal figürler olayın vahametinin görülmesi açısından çok önemli.”

    Özellikle hapishanelerde insan hakları ihlali yapıldığını belirten Öztürk, insanların kendi memleketlerinden çok uzak şehirlerde hapishanelere koyulduğunu ve ekonomik durumları iyi olmayanların ailelerinin ve avukatlarının onları görmeye gidemediklerini belirtti. Avukat görüşmelerinin kayıt altına alındığını söyleyen Öztürk, böyle bir uygulamanın demokratik bir ülkede olmaması gerektiğini, 4 kişilik koğuşlarda tutukluların 12 kişi kaldığını ve dönüşümlü olarak uyuduklarını dile getirdi.

    HDP’nin demokratik seçimle kazandığı 24 belediye başkanının tutukladığını ve bu belediyelere AKP hükümetinden kişilerin atandığını söyleyen Öztürk, yasalara göre bu belediyelere HDP’nin havuzundan kişilerin atanması gerektiğini belirtti.

    Öztürk sözlerine şöyle devam etti; “Darbe girişimi sonrasında Kürt kasabalarındaki belediye başkanlarına saldırılar düzenlendi. Bu kasabalardaki insanların iradesi göz ardı edildi ve AKP mensubu kişiler bu kasabaların idaresine atandı.”

    Muhalif olan yerel televizyon ve radyo kanallarının kapatıldığını belirten Öztürk, bunların arasında Alevi kanalının da olduğunu ileri sürdü.

    Son olarak Türkiye’deki, hapishanelerdeki baskının son bulması ve demokratik sürecin başlatılması gerektiğinin altını çizen Öztürk, Öcalan’ın serbest kalmasının milyonlarca Kürt’ün ortak arzusu olduğunu belirterek bu baskının son bulması gerektiğini belirtti.

    Kürtler yerine Araplar desteklendi…

    Salar Mahmood konuşmasına Britanya’nın Kürt sorunlarında oldukça pasif kaldığını belirterek başladı. Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü sonrasında, Kürt ulusunun dörde ayrıldığını öne süren Mahmood, dönemin başbakanı Lloyd George’un Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmasında Kürtlerin kendi özerk bölgelerini kurma hakları olduğunu dile getirdiğini, o dönemde birçok umut aşılandığını fakat 1920 sonrasında yapılan anlaşma sonrasında Büyük Güçlerin etkisiyle bu anlaşmaların geçersiz kılındığının altını çizdi.

    “O dönem Türkiye, Irak ve İran birlikte hareket ederek, Kürt ülküsü hareketinin ve devriminin önünde durdular. Bölgede yeni bir haritanın kurulmasının karşısındaydılar. Sykes Picot Anlaşması 100.yıldönümünde Kürt insanına çok şey borçludur. Diğer uluslar Sykes Picot anlaşmasında yapılan hataları düzelterek, Kürtlerin haklarını tanımaları gerekmektedir. Bu bizim geçtiğimiz 100 yıl içerisindeki tarihimiz ve bu nedenle bölgede bir türlü istikrar sağlanamıyor. Bu istikrarsızlığın sebeplerini sormamız gerekiyor.”

    Mahmood, Türkiye’nin Irak sınırlarını, DAEŞ ile mücadele bahanesiyle ihlal ettiğini ve sadece geçen hafta Irak Parlamentosu’ndan bir deklarasyon yayınlanarak Türkiye’nin sınır ihlali yaptığının açıklandığını söyledi.

    Türkiye, Britanya ve Amerika ve diğer büyük ülkelerin, bölgede kendi çıkarları, doğal kaynaklar ve zenginlikler için mücadele ettiklerini ileri süren Mahmood, bu ülkelerle ekonomik ilişkilerin önem taşıdığını fakat geçmişe dayanan tarihi ve ulusal sorunlar olduğunun da bilinmesi gerektiğini belirtti.

    Çok Uluslu Proje’ye Kürtler ve diğer etnik kökenler de dahil…

    Mahmood sözlerine şöyle devam etti; “Uzun süredir Rojova ve Başur’da DAİŞ’le mücadele ediliyor. Kürt kadınları DAİŞ’le savaşırken efsanevi bir mücadele veriyorlar. Türkiye, Irak ve Suriye’deki hükümetler bilindiği gibi oldukça zayıflar ve büyük güçler bunları iktidarda tutarak daha küçük kültürlerle uğraşmalarına izin veriyorlar. Kürtlerin şuan çok uluslu bir projesi var. Sadece Kürtlerden bahsetmiyoruz, Türkmenler ve diğer etnik kökenler de bu proje dahilindedir.”

    Ulusal işbirliği ve kendi davaları için mücadele ettiklerini, demokrasi ile problem yaşadıklarını dile getiren Mahmood, bu sorunun uluslararası toplumun sorumluluğunda olduğunu, Kürdistan’daki demokratik sürecin gözlemlenip, desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

    Güney Kürdistan’da bu zamana kadar uygulanmamış bir model olduğunu ileri süren Mahmood, Irak Parlamentosu sözcüsünün dünyadaki tüm parlamentolarda konuşabildiğini fakat kendi parlamentosuna giremediğini belirtti. Mahmood, Kürdistan bölgesinde sınırlı politik elit bir grubun bulunduğunu ve her şeyi kontrol ettiğini ve bunun demokratik ilerleme için bir yük olduğunu dile getirdi.

    Kürdistan’da demokratik süreç için büyük çaplı bir değişim yapılması gerektiğine dikkat çeken Mahmood, halk olarak hem büyük bir riskin hem de büyük bir başarının önünde olduklarını belirtti.

    Sivil toplum örgütlerinin Kürt toplumunu desteklemesi gerektiğinin altını çizen Mahmood sözlerine şöyle devam etti; “Batı’ya baskı uygulayarak onlardan sadece silah yardımı değil, ayrıyeten demokrasi inşası ve barış için destek almalıyız. Şengal’de 2 yıl öncesinde yapılan soykırım sonrasında şunu belirtmek isterim ki Kürtler , Kürdistan’ın diğer üç bölgesinde hâlâ katliam riski ile karşı karşıyadır. Soykırım uluslararası bir suçtur ve bununla ilgili uluslararası bir yasa çıkarılması gerekmektedir.”

    Mahmood konuşmasına, uluslararası toplumun özellikle Kürtlerle ilişkisi bulunanların, politikalarında radikal değişimler yapmadığı takdirde Orta Doğu’nun huzur göremeyeceğini, Kürtlerin, bölgedeki diğerleri gibi kendi bağımsız devletlerine ihtiyaçları olduğunu söyleyerek bitirdi.