Tag: Hot News

  • İngiliz polisinden ağır küfür ve ırkçı söylemler!

    İngiliz polisinden ağır küfür ve ırkçı söylemler!

    Geçtiğimiz gün merkez Londra’da yapılan kitlesel Öcalan’a Özgürlük yürüyüşünde bir İngiliz polisi önce genç bir eylemciye ardından Roj Kadın meclisi üyesi bir temsilciye fiziksel ve sözlü saldırıda bulundu. Eylem boyunca görev yapan ve sürekli eylemcilerin arasına karışan iki İngiliz polisinin gün boyu süren provokasyon uğraşları başarısız oldu.

    Haber: Fotoğraf Erem Kansoy-TelgrafNews

    Uzun süredir Kürt halkı Daiş çetelerine karşı savaş veren en büyük güç olarak Avrupa’da kabul görmesi ile özellikle İngiltere’de düzenlenen bir çok eyleme göz yuman veya müdahale etmeyen İngiliz polisi İngiltere’de yaşayan Kürt’lere karşı tavır almaya başladı.

    Daha önceki dönemlerde eski Türk Başbakanı Davutoğlunun Londra ziyaretinde de Kürt halkına karşı şiddete başvuran İngiliz polisinin akıllarda kalan son çılgınlığı olsa da özellikle Kobane sürecinden önceki dönemlerde ingiltere’de yaşayan Kürt’leri, baskın, tutuklama, sınır dışı etme ve kriminalize etmesiyle İngiliz polisi namı biliniyor.

    TelgrafNews Facebook sayfasında bulunan 14 ağustos saat 15:33’teki video paylaşımının, 11:10 dakikasından itibaren İngiliz polisinin ağıza alınmayacak sözleri açıkca görülüyor. 

    Sebepsiz yere zor kullandı

    CW 3206 yaka numaralı İngiliz polisi ırkçı söylemi ve kadına yönelik ağıza alınamayacak ağır küfürü ile büyük tepki topladı.

    Olay görgü tanıklarında şok etkisi yaratırken yürüyüşte bulunan diğer polislerden de olumsuz tepkiler yükselmesine neden oldu.

    Yürüyüşün son bulacağı BBC binasına yaklaşık 10 dakika mesafe uzaklıkta iken, Ciwanen Azad UK meclisi üyesi genç bir kadını kortejin en önünde yürürken sebepsiz yere kolundan sert bir şekilde tutup kenara çekmesi ile hem dikkatleri hemde sert tepkileri çeken CW 3206 yaka numaralı, İngiliz olduğu anlaşılan polis sadece bu sebepsiz ve çirkin hareketiyle sınırlı kalmadı.

    İngiliz polisinden ağır küfür ve ırkçı söylemler! 1

     

    “Burası benim ülkem, neyin yalnış neyin doğru olduğunu bana söyleyemezsiniz!”

    Kortejin BBC binasına gelmesine dakikalar kala ise yine ayni yaka numaralı polise yaptığının yalnış olduğunu belirten, Roj Kadın Meclisi’nden bir temsilciye yönelik çirkin bir saldırıyı daha gerçekleştiren polis olayın büyümesine neden olsada bunun bir provakasyon çalışması olduğunu anlayan eylemciler stratejik davranarak polisi saf dışı bıraktı.

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    temsilcinin CW 3206 yaka numaralı polise genç bir kadına sebepsiz yere şiddet içerikli bir uygulama göstermesinin yanlış olduğunu söylemesi üzerine, polis ağıza alınamayacak çok ağır bir küfürle cevap verdi. Bu esnada agresif tavırlarıyla zaten okları üzerine çeken polisin etrafını saran eylemciler ve İrlandalı aktivist Mak Campell sarf edilen çirkin küfüre tanık oldu. İngiliz polisine sert tepkiler gösterilirken, CW 3206 yaka numaralı provakatör polis dayanamayıp içindeki ırkçılığı açığa çıkardı.

    Davranışını yanlış bulup tepki gösteren eylemcilere, ‘burası benim ülkem, neyin yalnış neyin doğru olduğunu bana söyleyemezsiniz’ şeklinde ırkçı ve ayırımcı bir söylemle kayıtlara geçmeyi başaran polisin yaptıklarına kendi meslek arkadaşlarıda tanık oldu. Bunun üzerine polisin görev alanı değiştirilerek kortejin sonuna alındı.

    https://youtu.be/FyXX6SRxnnA

    İfadeler alınıp tutanak yazıldı

    Yaşanan provokasyon girişiminin ardından BBC binası önünde, bölgede görev yapan başka bir polis tarafından öncelikle genç kadın dinlendi ve notlar aldı. Daha sonra görgü tanıklarındanda yaşananları dinleyen polis memuru görgü tanıklarının iletişim bilgilerini aldı ve tutanak hazırladı. Tutanağı hazırlayan polis memuru, tutanağın en kısa sürede ilgili merciye ulaştırılacağını, işlemleri başlatacağını ve yaşanan olaydan dolayı üzüntüsünü dile getirdi.

    Saldırgan ve ırkçı söylemler sarf eden İngiliz polisine karşı yasal işlem başlatılması bekleniyor.

    Sayısız eylemde polis müdahalesi yok

    İngiltere’de yaşam sürdüren yurt sever Kürt halkı ve dostları Türkiye ve Kürdistanda yaşanan Kürtlere ve ortadoğu halklarına karşı yürütülen savaşın hem derhal son bulması, Önder öcalana özgürlük, daiş çetelernin insanlık dışı zulmünü dünyaya duyurma, HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları, Kobane süreci gibi çok ciddi ve önemli alanlarda sayısız radikal eylem gerçekleştirdi.

    Özellikle Londra’da düzenlenen ünlü Londra köprüsünün trafiğe kapatılması, Muhafazakar partinin merkezde bulunan ofisinin işkali, Heatrow hava alanının, en işlek yer altı istanyonlarının ve yoğun trafik alan büyük kavşakların işkali başta olmak üzere sayısız radikal eylem gerçekleştiren Kürt hareketine karşı her zaman çevrede geniş güvenlik önlemleri alsada İngiliz polisi bu güne kadar Davutoğlu eylemi dışında hiçbir eylemde müdahale etmedi.

    İngiliz polisinin göçmenlere yönelik kriminalizasyon politikaları

    Özellikle son 1 yıl içerisinde İngiltere’de yaşayan Türk ve Kürt göçmenlerine yönelik İngiliz polisinin kriminalize etme politikaları giderek artıyor. Başta, ‘PKK’ye katılacak’ gerekçesiyle yaklaşık 2 yıl tutuklanan genç Kürt kızı olmak üzere, bir çok sorgulama ve yine eylemlerde proveke girişimleri ile İngiliz polisi halkları düşmanlaştırmaya ve kriminalize etmeye yoğun çaba harcadığı artık gözle görülür hale geldi.

    Geçtiğimiz aylarda, Halk Cephesi ve Andolu Kültür Derneği çadır eylemine çevik kuvvet ile baskın yapan İngiliz polisi bununla kalmayıp Halk Cphesi üyelerinin evlerinede baskınlar düzenlemişti.  Baskınlardan akıllarda kalan görüntüler ise küçük bir kız çocuğunun gösleri önünde annesinin İngiliz polisi tarafından saçlarından tutularak yerlerde sürüklendiği zulmü ve küçük çocuğu feryadı kalmıştı.

    Yine ayni tutum içerisinde İngiliz polisi, Türk eski Başbakanı Davutoğlu protestosu ve Halk Cephesi baskınlarında olduğu gibi 18 yaş altı çocuklarıda zor kullanarak tutuklamış ve ‘saatler sonra 18 yaş altı olduğunu gördük’ gereçesiyle serbest bırakarak dehşet dolu anları güzel çocukların temiz yüreklerine kazımıştı. İngiliz polisinin başta Türk soluna yönelik ev baskınların da insanlık dışı uygulama ve yöntemler içerdiği de bilniyor.

    Her fırsatta başta Kürtler olmak üzere, sosyalist, demokrat ve devrimci her kesimi kriminalize etme çabası içerisinde olan İngiliz polisi öyle görülüyor ki stratejik provekelerini hızlandıracaktır.

    Son dönemlerde polis takibi

    Hemen hemen her eylem ve etkinlikte kolayca tesbit edilebilinen sivil İngiliz polislerinin de kitle etrafında fır dönmesi de dikkatleri çekiyor. Başta Heatrow havaalanı eylemleri olmak üzere bir çok eylemde de İngiliz polisi video kayıt cihazları ile kitleyi kayıt altına almayada halen düzenlenen eylemlerde devam ediyor.

  • Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi

    Bir süredir başta Kürdistan ve Türkiye ile olmak üzere, Avrupa’da da devam eden ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemlerinden biride Londra merkezde düzenlendi. (Pazar) günü Londra’nın ünlü Trafalgar meydanında, Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağırısı ile toplanan kitle  ‘Öcalan’a Özgürlük’ adı altında hem Öcalan’ın özgürlüğü hem de Minbij zaferini selamladı. Trafalgar meydanında bir süre sloganlar atıldı ve yüzlerce ‘Öcalan’a Özgürlük’ başlıklı bildiri dağıtıldı. Ardından, Oxford Circus’ta bulunan BBC televizyonu binasına kadar  yürüyüş gerçekleştirdi.

    Haber – Aledin Sinayiç

    Londra en ünlü meydanlarından olan Trafalgar Square’de Öcalan’a özgürlük’ şiarıyla Kürtler ve dostları bir araya geldi. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan posterleri ve PKK, KCK, YPG bayrakları kaldıran kitle, sık sık “Öcalan’a Özgürlük, imralı cezaevi kapatılsın, terörist Türkiye” sloganları attı.

    Sabrımız kalmadı

    Trafalgar meydanında yapılan konuşmalarda Kürt halk önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kınanırken, bir yıldan fazladır devam eden görüş yasağının derhal kaldırılıp ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesi çağrısı yapıldı. Britanya Kürt Halk Meclisi adına yapılan açıklamada, artık Kürt halkının sabrının kalmadığı ifade edilerek, Türk devletinin çığlıklarımıza kulak kapatmaya devam etmesi telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği uyarısı yaptı.

     Tecrid insanlık dışı

    Eyleme katılan insan hakları savunucusu ve papaz Joe Ryan bir konuşma yaparak Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması çağrısı yaptı;  ‘‘Bir süre önce bir delegasyonla beraber Abdullah Öcalan ile görüşme talebinde bulunduk, ancak bu talebimiz Türk devleti tarafından red edildi. Bu yönlü çalışmalarımıza ve eylemlerimize devam edeceğiz. Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit koşulları insanlık dışı olup kesinlikle kabullenebileceğimiz birşey değildir. Katolik klisesi papazı, bir insan hakları savunucusu ve Kürtler gibi aynı süreçlerden geçmiş bir İrlandalı olarak Kürt halkıyla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğim. Kürt lider Abdullah Öcalan özgür olana kadar eylemlerimize devam edeceğiz.’’

    İngiliz devleti Kürtleri dinlemeli

    Bir süre önce ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası başlatan Britanya’nın en büyük sendikası Unite the Union’dan Steve Turner Öcalan’ın özgürlüğünün önemine değindi: ‘‘Abdullah Öcalan son 17 yıldır Türkiye’de imralı adasında bir cezaevinde tecrit altında tutulmaktadır. Birkaç devletin gizli servisleri ortaklığında yapılan bir operasyonla hukuksuz bir şekilde kaçırılan Abdullah Öcalan ömür boyu hapis cezasına çarptırılarak Kürt halkının sesi kısılmak istendi. Bizler ülkenin en büyük sendikası olarak Öcalan’a Özgürlük kampanyası başlatmış olmaktan onur duyuyoruz. Kürdistan kentlerindeki savaş ve Öcalan üzerindeki tecrit uluslararası hukuk ihlali ve ciddi bir insan hakkı ihlalidir. Öcalan’ın özgürlüğü barış açısından çok önemli, çünkü o barış sürecinin mimarıdır. Bir taraf cezaevindeyken barış görüşmeleri yürüyemez, bu yüzden Türk devleti derhal buna son vermelidir. Britanya devleti de Kürtleri görmezden gelmeyi bırakıp sürece müdahil olmalıdır. Türk devletinin yaptıkları kesinlikle kabullenilmemelidir. Abdullah Öcalan Nelson Mandela değildir. Ama ikisi arasında büyük parallelikler vardır. İkisi de halkının özgürlüğü için büyük bedeller ödemişlerdir.’’

    Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırılarını derhal durdurması çağrısı yapan Steve Turner ‘Öcalan’a Özgürlük’ sözüyle konuşmasını sonlandırdı.

    Trafalgar meydanında bir saat devam eden mitingden sonra kitle yürüyüşe geçti. Pazar günü olması ve havanından güneşli olmasından kaynaklı kalabalık olan Londra merkezinde yürüyüş boyunca bildiriler dağıtıldı. BBC binası önüne varan kitle adına İrlandalı aktivist Mark Campbell ve Ercan Akbal birer konuşma yaptı. Yapılan konuşmalar ardından eylem sona erdi.

    Güne ırkçı İngiliz polisi damgasını vurdu

    Yürüyüş devam ederken görevli bir polisin bir kadın aktiviste dönük şiddet içeren hareketi kısa süreli gerginliğe yol açtı. Görevli aktivist kitlenin önünden yürürken polis sert bir şekilde kolundan tutarak yolun kenarına çekti. Polisin bu hareketi üzerine bazı eylemciler polise sert tepki gösterdi. Davranışını yanlış bulup tepki gösteren eylemcilere, ‘burası benim ülkem, neyin yalnış neyin doğru olduğunu bana söyleyemezsiniz’ şeklinde ırkçı cevap veren polis memuru tepkilerin daha da artmasına neden oldu. Eylem bitiminde orada bulunan diğer polisler tarafından yaşanan olay ile ilgili tutanak tutuldu.

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ eylemine büyük ilgi 1

  • Ve Gitti…

    Ve Gitti…

    Şubat 2014’ten bu yana Londra başkonsolosu olarak görev yapan Emirhan Yorulmazlar Londra başkonsolosluğu görevinden alınarak, apar topar Türkiye’ye çağrıldı.

    Pazartesi günü apar topar Türkiye’ye giden Emirhan Yorulmazlar bugün Londra başkonsolosluğu facebook hesabından bir veda yazısı ile Londra başkonsolosluğu görevinden ayrıldığını (alındığını) açıkladı. Yorulmazlar, konsolosluğun facebook sayfasından yaptığı açıklamada, ‘Londra Başkonsolosluğu görevimi tamamlamanın ve sizlere veda etmenin hüznünü yaşıyorum’ dedi.

    ‘Sayın Başkonsolosumuzun görev sonu mesajı’ başlığıyla yapılan Emirhan Yorulmazlar imzalı açıklamada görev yaptığı süre içerisinde yapılan çalışmalar anlatıldı.

    Konsolosluk yetkilileri, Yorulmazlar’ın TC Dışişleri bakanlığı bünyesindeki daire başkanlığında göreve başladığı söylense de, devam eden Terör örgütü FETÖ soruşturması ile bağlantısı olabilir mi sorusu akla geliyor.

    Türkiye’de turizm sektörünün içinde bulunduğu krizden kaynaklı ‘Türkiye’ye gidiyorum’ adı altında başlatılan kampanya Yorulmazlar’ın son çalışması oldu.

    Ve Gitti... 1

  • Babasını Öldürmekle Suçlanan Genç Mahkemeye Çıkartıldı

    Babasını Öldürmekle Suçlanan Genç Mahkemeye Çıkartıldı

    Kilburn High Road’da bulunan Efes Cafe’de, babası, 48 yaşındaki Hüseyin Gülbudak’ı bıçaklayarak öldürmekle suçlanan Baran Gülbudak, Çarşamba sabahı Highbury Corner Magistrates Mahkemesine çıkartıldı.

    Pazartesi, 1 Ağustos, akşamı gerçekleşen olayla ilgili hakim karşısına çıkan Gülbudak’ın giydiği gri penyenin içerisinde kollarını bağlı tutması dikkat çekti. Sanık Gülbudak, hakim Naomi Maud’ın kimlik bilgilerini onaylaması yönündeki sorulara yanıt vermedi. Savunma avukatı Nicholas Evans, Gülbudak’ın yerine isim ve doğum tarihini hakim için onayladı.

    Kısa süren duruşmada, hakim Maud, 5 Ağustos Cuma günü Central Criminal Court’ta (Merkezi Suç Mahkemesi), Gulbadık’ın katılmayacağı kefalet duruşmasının ardından 31 Ağustos’ta ilk duruşmanın gerçekleşeceğini aktardı.

    Gülbudak ailesine yakın kişiler ve görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, sanık, babasının sahip olduğu Efes Cafe’ye gittikten kısa bir süre sonra bıçakla saldırdı. Baba Gülbudak, kaldırıldığı hastanede 20:15 sularında hayatını kaybetti.

    Uzun yıllar Efes Café’yi işlettiği Kilburn bölgesinde tanınan ve sevilen Gülbudak’ın ölümü bölgede büyük üzüntü yarattı. Bölge milletvekili Tulip Sıddiq, kişisel olarak tanıdığı Gülbudak için Twitter üzerinden üzüntüsünü ifade etti.

    Gülbudak Kırkısrak ve yurtsever çevrelerde de tanınıp sevilen birisi olarak biliniyordu. Aslen Kayseri’nin Kırkısrak köyünden olan, üç çocuk babası, Hüseyin Gülbudak 20 yıldan fazladır Londra’da yaşıyordu.

    Olay nasil gelişti?

    Londra’nın Kilburn bölgesinde Efes Cafe adlı işyerinin sahibi olan Hüseyin Gülbudak Pazartesi akşamı saat 19:00 civarında cafeye gelen 21 yaşındaki oğlu tarafından bıçaklanarak yaşamını yitirdi. Babasını öldürdüğü iddia edilen Baran Gülbudak olay yerine gelen polisler tarafından gözaltına alındı. Aileyi tanıyan kişiler 21 yaşındaki gencin psikolojik sorunları olduğunu ifade ettiler.

    Cinayet zanlısı akşam saatlerinde babasının işlettiği Efes cafeye gelerek babasıyla beraber yemek yediği, sonrasında da babasını sırtından ve kalbinden bıçakladığı iddia edildi. Şizofreni hastası olduğu iddia edilen 21 yaşındaki Baran’ın olaydan önce eve uğrayıp bir mektup bıraktığı ve bu mektupta babasının da içerisinde bulunduğu bazı isimleri öldüreceğini yazdığı belirtildi.

    Kırkısraklılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Facebook sayfasında yaptığı dururuda Gülbudak’ın ölümünü duyurmuştu.

    Aile üyeleri Enfield’te bulunan Kırkısraklılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinde taziyeleri kabul ediyor.

  • Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi

    Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi

    Kürt halk önderi Abdullah Öcalan ile ilgili bilgi almak isteyen binlerce Kürdistanlı 15 Temmuz girişiminden buyana Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde olduğu gibi Londra’da da eylem ve TC devletinin protestolarına devam ediyor.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Öcalan’ın üzerindeki tecridin son bulması ve özgürlüğü için, sonuç alıncaya kadar eylemde olunması gerektiğini duyurusuda yapıldı. Önceki günlerde Almanya, İsviçre ve Hollanda’da Kürt’ler ve dostlarının destek verdiği Öcalan’a özgürlük eylemlerinin sonuncusu Cumartesi günün Londra’da kitlesel katılım ile gerçekleşti.

    Ayrıca yürüyüşte, Komalên Ciwan’in “Devrimci İntikamla Sömürgeciliği parçala!“ şiarıyla yapılan 5. Kongresi selamlandı.

    Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi 1

    Kısa sürede tertiplenen yürüyüşe İngiliz sosyalist gruplardan temsilcilerde katıldı. Yaklaşık 500 kişinin destek verdiği ve Kürt halk önderi Öcalan’a özgürlük talebiyle düzenlenen yürüyüşte, ‘kürtlere karşı savaşı durdurun, Öcalan’a özgürlük’ yazılı dövizler taşınırken, ‘terörist türkiye, terörist Erdoğan, Kürdistan’daki faşist saldırıları durdurun, Öcalan’a özgürlük, bijij serok Apo’ sloganları aralıksız atılırken İngilizce hazırlanan 5 Binin üzerinde bildirirde bölge sakinlerine dağıtıldı.

    Kürt gençlerin öncülüğünde yapılan yürüyüşe DKTM Londra, Roj Kadın Meclisi, Tevgera Azad, PYD, PJAK, MLKP, Goran hareketi ve birçok farklı enternasyonal kurumlar katılım sağlayarak, eyleme destek verdi.

    Kuzey Londra’da Türk ve Kürt nufusun yoğun olarak yaşadığı Edmonton bölgesinden başlayan yürüyüşün son bulma noktası Sevensisters yer altı istasyonu yakınlarında da halk toplanarak bir süre burada eyleme devam etti.

    Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi 2

    Eylemin bitiş, yürüyüşün  organizatörlerinden Ciwanen Azad UK gençliği adına yapılan konuşmada ise Ciwanen Azad sözcüsü, “Kürdistan gençliğinin dağlarda ve şehirlerde destansı bir direniş sergilediğini bu süreçte intikam şiarı ile Avrupa’da  yaptığımız kongerede sürekli eylemsellikler ile cevap olmayı esas alıyoruz. Gencecik bedenleri ile zafer kıvılcımı olan şehitlerimiz yüreklerimizi ve bedenlerimizi intikam ateşi ile sarmıştır. Düşman iyi bilmelidir ki bizler önemli şehitlerimz Andok ve Axin yoldaşımızın kararlılığı ile mücadeleye devam edeceğiz.” İfadelerine de yer verdi.

    Britanya Kürt Halk meclisinin desteği ve Ciwanen Azad UK gençliğinin organizasyonunda gerçekleştirilen ‘Öcalan’a özgürlük’ Londra yürüyüşü halaylar ve sloganlarla son buldu.

    Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi 3 Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi 4 Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi 5 Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi 6 Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi 7 Öcalan’ın özgürlüğü için Londra’dan da ses yükseldi 8

     

  • Londra’da Korkunç Cinayet: Babasını Bıçaklayarak Öldürdü

    Londra’da Korkunç Cinayet: Babasını Bıçaklayarak Öldürdü

    Londra’nın Kilburn bölgesinde cafe işleten Hüseyin Gülbudak adlı vatandaş kendi oğlunun bıçaklı saldırısı sonrası yaşamını yitirdi.

     

    Londra’nın Kilburn bölgesinde Efes Cafe adlı işyerinin sahibi olan Hüseyin Gülbudak dün akşam saat 19:00 civarında cafeye gelen 21 yaşındaki oğlu tarafından bıçaklanarak yaşamını yitirdi. Babasını öldürdüğü iddia edilen B.G olay yerine gelen polisler tarafından gözaltına alındı. Aileyi tanıyan kişiler 21 yaşındaki gencin psikolojik sorunları olduğunu ifade ettiler.

    Londra’da Korkunç Cinayet: Babasını Bıçaklayarak Öldürdü 2
    Hüseyin Gülbudak-48

    48 yaşındaki Hüseyin Gülbudak 20 yıldan fazladır Londra’da yaşıyordu. Aslen Afşin’in İncirli köyünden olan Hüseyin Gülbudak 3 çocuk sahibiydi.

    Cinayet zanlısı B.G’’nin akşam saatlerinde babasının işlettiği Efes cafeye gelerek babasıyla beraber yemek yediği, sonrasında da babasını sırtından ve kalbinden bıçakladığı iddia edildi. Şizofreni hastası olduğu iddia edilen 21 yaşındaki Baran’ın olaydan önce eve uğrayıp bir mektup bıraktığı ve bu mektupta babasının da içerisinde bulunduğu bazı isimleri öldüreceğini yazdığı belirtildi.

    Londra’da Korkunç Cinayet: Babasını Bıçaklayarak Öldürdü 3
    Hüseyi Gülbudak’ın Kilburn’da işlettiği Efes adlı cafe

    Görgü tanıklarının anlatımına göre babasının bıçakladıktan sonra içeride bulunan bir diğer çalışanı da bıçakla tehdit ettiği ve cafede bulunan müşterileri de dışarı çıkararak dükkanın kapısını kapattığı belirtildi. Olay yerine gelen polislerin bir saatlik uğraşı sonucunda kapının açıldığı ifade edilerek, bu süre içerisinde Hüseyin Gülbudak’ın çok fazla kan kaybettiği belirtildi. North London hastenesine kaldırılan Hüseyin Gülbudak’ın olay yerinde yaşamını yitirdiği ifade edildi.

    Anne beni seviyormusun?

    Babasının işyerine uğrayan B.G, babasının hazırladığı yemekten sonra dışarı çıkarak annesini aradığını ve annesine; ‘beni seviyormusun Anne?’ dediği, annenin ise kendisine; ‘tabiki seviyorum, ama tedavi olmayı kabul edersen seni daha çok severim’ dediği öğrenildi.

    Babasının cinayet zanlısı olduğu iddia edilen B.G olay yerine gelen polisler tarafından gözaltına alındı.

    Aile üyeleri Enfield’te bulunan Kırkısraklılar yardımlaşma ve dayanışma derneğinde taziyeleri kabul edecek.

  • North Middlesex Acil Bölümü Krizi ‘Ulusal Skandal’

    North Middlesex Acil Bölümü Krizi ‘Ulusal Skandal’

    North Middlesex Hastanesi Acil Servis Krizi Halk Toplantısında Değerlendirildi

    North Middlesex hastanesinin acil bölümüne ilişkin kriz durumu, Edmonton milletvekili Kate Osamor’ın düzenlediği, halk toplantısında değerlendirildi. Osamor, North Middlesex hastanesi acil bölünde yaşanan krizin ulusal bir skandal olduğunu ifade ederken, NHS’e (Ulusal Sağlık Kurumu) yapılan genel kesintilerin bu sorunlara yol açtığı da ifade edildi.

    Nisan ayında Care Quality Commission tarafından yapılan inceleme sonucunda hastanenin acil bölümünün ‘yetersiz’ ve hastaların hayatlarını tehlikeye attığını raporlaması üzerine harekete geçen bölge milletvekilleri, Pazartesi günü (25 Temmuz), Edmonton’da bir halk toplantısı düzenlediler.

    Green Towers Community Centre’da gerçekleşen toplantıda, Osamor yanı sıra, Wood Green & Hornsey milletvekili Catherine West, North Middlesex hastanesi strateji direktörü Richard Gourlay, Edmonton Green bölge encümeni Abdul Abdullahi ve Enfield Healthwatch başkanı Deborah Fowler mevcut durumu anlattılar.

    Ulusal Skandal 1

    Osamor, hastaneyi kullanan tüm bölgelerin milletvekillerinin ortaklaşa çalışarak hastanenin acil bölümünün hizmetini düzeltmeye çalıştıklarını ifade etti ve toplantıdaki ilk amaçlarının konuyla ilgili diyaloğu başlatmak olduğunu dile getirdi.

    Acil servisteki durumun açığa çıkması üzerine, hastane adımlar atarak özellikle doktor sayısının neden olduğu uzun bekleme zamanlarını azaltmak için önlemler alıyor. Hastane yetkilisi Gourlay acildeki doktor sayısının arttığını ve kalıcı olarak çalışacak deneyimli doktorlar aradıklarını belirtti.

    Osamor, bölge seçmenlerinin endişeli olarak hastanedeyken kendisini arayıp ‘annemi buraya getirdim, kalayım mi başka bir yere mi gideyim’ dediklerini ve bunun kabul edilmez olduğunu ifade etti ve yedi saat acilde bekleyen hastaların olduğunu duyduğunu söyledi.

    Osamor, bölge milletvekilleri olarak Sağlık Bakanlığından sorularına cevap alamadıklarını ifade etti. ‘‘Parlamenterler olarak devamlı sorular sorduk. Ulusal bir müdahale istedik çünkü bu sadece North Middlesex hastanesinde olmuyordur. Bu sadece yerel bir sorun değildir. Ulusal bir skandaldır.’’

    ‘Hastane çalışanlarını suçlamıyoruz’

    Osamor, özellikle hastane çalışanlarını durumdan sorumlu tutmadıklarına vurgu yaparak, ‘‘Hastane çalışanları çok zor durumlar altında çalışıyorlar. Hastanede yapılan incelemeler sorunların nelerden kaynaklandığını ve nelerin düzelmesi gerektiğini gösteriyor. Biz kesinlikle çalışanları suçlamıyoruz. Onlar, bazı zamanlar, acilde günde 600 hastayı görüyorlar. Çok zor şartlarda, en iyi hizmeti vermek için, ellerinden geleni yapıyorlar.’’

    Acil servis gereğinden fazla kullanılıyor

    Osamor, hastaneyle ilgili raporda öne çıkan önemli bir konunun acil bölümüne çok fazla bir bağlılık olduğunu ve bunun mahalle doktoru gibi ilk etap sağlık hizmetlerine ulaşmaktaki sorundan kaynaklandığını anlattı: ‘‘Acil bölümün gereğinden fazla kullanılması bu sorunun hastanenin dışında da yaşandığını gösteriyor. Yerel halkın mahalle doktorlarına erişimlerine bakmamız gerekiyor. Rahatsız olduğunuzda mahalle doktorunuzdan randevu alamadığınızda kendinizi acilde bulursunuz. Mahalle doktorlarının nasıl işletildiğine bakılması gerekiyor. Bir randevu için iki, üç hafta bekleyenler var.’’

    Osamor bölgedeki sosyoekonomik duruma da dikkat çekti: ‘‘Diğer bir sorun, Edmonton’ın bazı bölgelerinde insanlar çok uzun yaşamıyorlar. Aynı belediyenin diğer bölgelerinde insanlar daha uzun yaşıyorlar. Ve bizler buna da bakmamız gerekiyor.’’

    Ülke genelinde acil servislerde bekleme saatlerinin gerilediğini söyleyen West, bir çok doktorun iş bırakmasının bunda büyük etkisi olduğunu dile getirdi: ‘‘Yurt dışına taşınıp çalışmak isteyen doktorların sayısı çok yükseldi. Ciddi bir sağlık elemanı takviye sorunu var. AB’den ayrılma kararı durumu daha da kötü götürebilir. Hastaneler Portekiz gibi ülkelerden doktor ve hemşire getirtmek istiyorlar çünkü bu ülkede yeterli sayıda yok. Hükümet, hemşire eğitimine ayırılan bütçeyi kesti.’’

    West, ambulans ve mahalle doktoru hizmetlerinde de kesintiler yapılmasının ülke genelinde acil hizmetlerindeki sorunu büyüteceğini ifade etti.

    West, şöyle devam etti: ‘‘Biz devamlı olarak, Enfield ve Haringey için daha geniş bir bütçe talep ediyoruz çünkü geleneksel olarak Enfield, Haringey ve Barnet’e ayırılan sağlık ekonomisi Londra’nın diğer bölgelerine göre daha düşüktü.’’

    Hastane yetkilisi Gourlay, son aylarda acil bölümünde durumu nasıl düzelttiklerini ve daha da neler yapacaklarını anlattı.

    Ulusal Skandal 1

    Gourlay, Eylül 2015 yılında acil serviste bekleme saatlerinde gerileme yaşandığını ve hastaların sadece yüzde 60’ının dört saat içerisinde muayeneye alındığını anlattı. Nisan ayında bu rakamın %78 son dört haftada, %80 üzere ve son iki haftada %90’ın üzerinde olduğunu anlattı. Hükümetin acil servislerdeki bekleme hedefi, kullanıcıların %95’inin dört saat içerisinde doktor tarafından görülmeleridir.

    Ülke genelinde bir acil servis sorunu olduğunu tekrarlayan Gourlay, ‘‘Londra’nın en yoğun hastanelerinden birisiyiz. Ülke genelinde de en yoğun acil hizmeti olan hastanelerden birisiyiz. Günde ortalama 500 hasta acil servisi ziyaret ediyor, ve daha önce belirtildiği gibi, bu sayı 600’e de ulaşabilir. Günde 100, bazen 130 ambulans geliyor’’ dedi.

    Gourlay, North Middlesex acil bölümünün kapanma tehlikesine ilişkin şöyle konuştu: ‘‘Acil bölümün kapanma tehlikesi var. Ama benim düşüncem, geleceğe baktığımızda, North Middlesex hastanesinin üzerinde kesinlikle bir acil bölüme ihtiyaç vardır. Bir çok sağlık kurumu da buna bağlılar. Kapatılması durumunda bölgedeki hastaneler yeterli olamazlar.’’

    Gourlay, acil hizmette bekleme saatlerinin özellikle doktor sayısının az olmasından kaynaklandığını ve bu durumu düzeltmek için harekete geçip yeni doktorlar işe aldıklarını anlattı.

    Mahalle doktoru kayıtınız yoksa yardım alabilirsiniz

    Bir çok kişinin GP kaydının olmadığından kaynaklı, rahatsızlandıklarında acil bölüme gitmek zorunda kaldığını anlatan Fowler, Healthwatch Enfield’in bu konuda destek verebileceğini söyledi. Fowler, mahalle doktoru kaydının kolay bir prosedürle yapılabileceğini fakat, kendi yaptıkları araştırmalarda konuştukları insanların %70’inin kaydının olmadığını söyledi.