Tag: Hot News

  • Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik

    Kürdistan’da devam eden savaşın yaralarını sarmak amacıyla Heyva Sor A Kurdistan yardım vakfı zengin programlı etkinlik düzenledi. Dalston’da bulunan Halkevi binasında yapılan etkinliğe Avukat Muharrem Erbey ve Nar Ağacı kitabı yazarı Vanessa Altın da katılıp birer sunum yaptılar.

     

    9 Temmuz Cumartesi günü Dalston’da bulunan Halkevinde yapılan etkinlikte, canlı müzik ile beraber fotoğraf sergisi de yapıldı. Aynı etkinlikte Kürdistan mutfağında yöresel yemekler de misafirlere takdim edildi. Etkinliğin panel programında insan hakları savunucusu Avukat Muharrem Erbey Türkiye ve Kürdistan’daki son gelişmeleri ve insan hakları ihlalleri ile ilgili sunum yaptı.

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik 1
    Avukat Muharrem Erbey ve Avukat Ali Has

    Avukat Muharrem Erbey konuşmasında Türkiye’nin demokratikleşmeye karşı direndiğini belirtti. Erbey; ‘‘Kürdistan’da yapılan saldırılar karşısında sessiz kalamamayız. Demokrasi ve hukuk alanında çok ciddi sorunlar var. Türkiye demokratikleşmeye karşı direnç gösteriyor. Devletin sosyal ve toplumsal alandan elini çekmesi gerekir. Hayatın her alanına müdahale eden bir devlet gerçekliği söz konusu.’’ dedi.

    Erbey son dönemde Kürdistan’da yaşananların çok ciddi boyutlarda olduğunu ve Türk devletinin Kürdistan kentlerinde büyük tahribat yarattığını ifade etti. Erbey; ‘‘Şuan Silvan, Sur, Cizre, Şırnak ve Nusaybin gibi kentlerde insanlar yıkılan evlerinden, yaşanan ölümlerinden çok sahipsizliğe üzülüyorlar. Seslerinin duyulmamasına üzülüyorlar. Evler, Camiler, Okullar özel askeri üs olarak kullanıldı, evler yakıldı yıkıldı, insanların yatak odalarında gurur kırıcı fotoğraflar çekip servis ettiler. Kültürel değerlere saldırıldı. Şimdi konuşma zamanı. Hiç kimse susmamalı şuanda. Yaşananlar daha yüksek bir ses ile anlatılmalı.’’ dedi.

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik 1
    Vanessa Altın (The Pomagrante Tree romanı yazarı)

    The Pomegranete Tree (Nar Ağacı) kitabı yazarı da etkinlikteydi  

    The Pomegranate Tree-Nar Ağacı kitabının yazarı Vanessa Altın da etkinlikte kitabın hikayesini ve Kürt mültecilerle çalışma deneyimlerini anlattı. İngiliz gazeteci yazar Vanessa Altın’ın yeni kitabı Nar Ağacı Daiş çetelerinin saldırılarından sonra parçalanan ailesinin izini süren genç Kürt savaşçı Dilvan’ın hikayesini anlatıyor. Yazar Vanessa Altın’ın kitabı ilk baskısından sonra büyük yankı uyandırmıştı. Nar Ağacı kitabının gelirlerinin bir bölümü Heyva Sor A Kurdistan’a aktarılıyor. İngiliz gazeteci yazar Altın Kuzey Kürdistanlı bir Kürt ile olan 15 yıllık evliliğinden iki kızı bulunuyor.

    Altın, etkinlikte romanın arkasındaki hikayeyi ve uzun bir süredir Türkiye’deki mülteci kamplarında yürüttüğü çalışmalarını katılımcılarla paylaştı.

     

    Dayanışma Zamanı

    Heyva Sor a Kurdistan vakfı yetkilileri tarafından yapılan açıklamada etkinlikten elde edilen gelirin tümünün son dönemde Türk devletinin saldırılarından zarar gören ihtiyaç sahiplerine gönderileceği ifade edildi. Açıklamada Cizre, Şırnak, Yüksekova, Sur ve Nusaybin gibi Kürdistan kentlerinde on binlerce insanın evlerinin yıkıldığı, farklı kentlere göç etmek zorunda kaldığı belirtilirken, Avrupa’da yaşayan insanlarımızın da böylesi hassas bir süreçte dayanışma duygusuyla hareket etmelerinin ne kadar önemli olduğu dile getirildi.

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik 1

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik 1

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik 1

     

     

     

     

     

  • ‘Erdoğan ve Davutoğlu Uluslararası Hukuk Mahkemelerinde Yargılanacaklar’

    ‘Erdoğan ve Davutoğlu Uluslararası Hukuk Mahkemelerinde Yargılanacaklar’

    Londra’da çalışmalarını yürüten Gik-Der tarafından organize edilen panelde konuşan HDP Eş Genel başkan yardımcısı Alp Altınörs AKP ve Erdoğan’ın Kürdistan’da uluslararası savaş hukukunu ihlal ettiğini ve mutlaka uluslararası mahkemelerde yargılanacaklarını dile getirdi.

     

    Dalston’da bulunan Gik-Der lokalinde gerçekleştirilen ‘Türkiye’deki son siyasal gelişmeler ve HDP’ye yönelik baskılar’ başlıklı panele HDP Eş Genel başkan yardımcısı Alp Altınörs ve akademisyen Barış Mutluay katılarak birer konuşma yaptılar.

    Panelin ilk konuşmasını yapan HDP Eş Genel başkan yardımcısı Alp Altınörs Türkiye’deki son siyasal gelişmeler ve HDP’ye yönelik baskılarla ilgili bir değerlendirme yaptı. Altıörs konuşmasında şunları söyledi; ‘‘12 Eylül darbesinin anayasası hüküm sürüyor. Bu devlet düzeni sermayeye hizmet eden bir devlettir. Bu devlet kadın düşmanı, Türk dışında diğer halkları yok sayan bir sistemdir. AKP iktidarı döneminde değişim, demokratikleşme sözü verilse de tam tersi yaşanmıştır. Sopa aynı sopadır, sadece sopanın sahibi değişmiştir.

    ‘Erdoğan ve Davutoğlu Uluslararası Hukuk Mahkemelerinde Yargılanacaklar’ 1

    Halkımıza Kirli Savaş Dayatıldı

    7 Haziran’da sandıktan değişim ve demokrasi çıktı. Yeni bir umut ortaya çıktı. Ancak Erdoğan katliam planlarıyla yine devreye girdi. Savaş kararı ile birlikte kirli bir savaş halkımıza dayatıldı. 7 Haziran sonuçlarını tanımayan bir saray ve onun yedeğindeki MHP’yi gördük.

    Öyle bir çerçeve hazırlandı ki, Erdoğan’a karşı olmak Türkiye’ye karşı olmak demekti, muhalif olmak devlet haini olmak demekti. Böyle bir ortamda 1 Kasım seçimlerine girdi. 1 Kasım sonuçlarından sonra eşbşkanlarımız da söyledi, bu sonuçlardan istikrar ve huzur çıkmayacak. Ve çıkmadı.’’

    Tüm Saldırılara Rağmen Halkımız Direniyor

    Altınörs konuşmasının devamında son dönemdeki yıkım operasyonları da değerlendirerek şunları belirtti; ‘‘Türk devleti Kürdistan şehirlerine yönelik bir yıkım operasyonu gerçekleştirdi. Ama tüm yıkımlara rağmen insanlar kentlerini bırakmadı. Şuan bu büyük yıkımına rağmen insanlar Cizre’ye geri döndü. Çadırlar da yaşıyor ama kentini bırakmıyor.

    ‘Erdoğan ve Davutoğlu Uluslararası Hukuk Mahkemelerinde Yargılanacaklar’ 1
    Alp Altınörs

    Devlet savaş suçu işlemiştir. Sadece Cizre ve Sur’da değil. Aynı zamanda Suriye’deki ve Iraktaki İşid denen barbar tecavüzcü çetelerine çok açık bir şekilde destek vermiştir. Bunların hepsi belgelidir. Silah, para, insan kaynağı desteği verilmiştir. Uluslararası savaş hukukuna göre suç işlenmiştir. Erdoğan ve Davutoğlu başta olmak üzere uluslararası mahkemelerde bunların hepsi yargılanacaktır. Kendileri de bunu bildiği için şuanda büyük bir sansür uygulanmaktadır. Basından, akademisyenlerden, öğrencilerden toplumun her kesimden korkuyorlar, bu yüzden böyle amansız bir saldırı başlattılar.’’

    İş Savaş Politikasına Karşı HDP Tampondur

    Saray ve AKP’nin iç savaş politikasına karşı HDP’nin barikat ve tampon görevi gördüğünü ifade eden Altınörs konuşmasını şöyle sonlandırdı.

    ‘‘Demokrasi güçleri HDP etrafında kenetlenmeye devam etmektedir. Özgür gündem gazetesi örneği var. Nöbetçi genel yayın yönetmenleri tutuklandılar, dava açtılar.

    HDP Türkiye’nin her yerinde güçlenmeye devam etmektedir. Çünkü HDP, AKP’nin yürüttüğü iç savaş politikası karşısında en büyük tampondur, frendir. Türkiye’nin tüm toplumsal kesimlerini kendi içersinde buluşturararak AKP’nin toplumu birbirine düşüren politikasına karşı bir dengedir. Biz toplumlar arası bir köprüyüz ve Erdoğan bu köprüyü yıkmaya çalışıyor. HDP’nin meclisten atılmaya çalışılmasının sebebi de budur. Halkları birbirine kırdırmaya çalışan bir siyaset vardır.’’

    7 Haziran’da Kazanma Duygusunu Tattık Bir Kere!

    Panelin diğer bir konuşmacısı olan akademisyen Barış Mutluay 7 Haziran’da halklar adına büyük bir zafer yaşandığını bu kazanma duygusunun her yere yayıldığını ve bir daha kaybedilmeyeceğini belirtti. Mutluay şunları belirtti; ‘‘Kendim Karadenizliyim, HDP’ye yönelik bir takım eleştirilerim de oldu, ama HDP’nin çok değerli bir proje olduğunun da hep bilincindeyim. HDP oy verilemesi çağrısı da yaparken bu yönlü yaptım. 7 haziran sonucu bu yüzden beni ciddi anlamda mutlu etti. Benim gibi milyonlarda kazanma duygusu yarattı. Biz varız dedi halk.’’

    ‘Erdoğan ve Davutoğlu Uluslararası Hukuk Mahkemelerinde Yargılanacaklar’ 1

    Birleşmezsek Yarınları Onlar Kuracak

    Mutluay konuşmasında Karadeniz’den de örnekler vererek sol kesimlerin ve halkların birleşmemesi halinde AKP zihniyetinin yarınları kuracağını ifade etti. ‘‘Mesela Karadeniz tarihinde çok devrimci ve solcu bir geleneğe sahiptir. 12 Eylül’e kadar bu böyle devam etmiştir. Ama sonrasında büyük bir kırılma yaşanmıştır, sağcı, türk islam sentezli bir düşünce hakim olmuştur. Ama buna rağmen Karedeniz hattında yüzde 10’a yakın bir oy almıştır HDP. Bu bir şeyin göstergesidir. Bu çok önemlidir, orada Kürt yoktur. Bu kazandığımızın bir göstergesiydi; bunu tüm Türkiye’ye yayabilirsek müthiş bir ülke ortaya çıkardı.

    Akademisyenlerin bildirisinde çok büyük bir şey yoktu. Ama devlet bu kadar büyük düzeyde akademisyenlere saldırarak şunu söyledi; sen Kürt sorununa dokunursan cız olursun. Konuşmayacaksın dendi. Daha ağır bedeller de ödenebilir. Ama elbet bu bir yerde duracaktır. Ama her şeye rağmen direnmeye devam etmeli. Sol kesimler yan yana gelemezsek başkaları yarınları kuracak. O yüzden bir araya gelinmeli.’’

    Yapılan konuşmalardan sonra panel soru cevap bölümüyle devam etti.

     

     

  • Düsseldorf’ta 10 binlerce Kürt genci faşizme karşı yürüdü!

    Kürt Halk önderi Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebiyle Kürt gençleri Almanya’nın Düsseldorf kentinde yürüdü. Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı yürüyüş ve mitingde direniş ve faşizme karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yapıldı. Ciwanen Azad UK gençleride düzenlenen yürüyüş ve festivalde hazır bulundu.

    Düsseldorf’ta 10 binlerce Kürt genci faşizme karşı yürüdü! 1

    Almanya olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinden Düsseldorf kentinde toplanan yaklaşık 10 bin Kürt genci, PKK Önderi Abdullah Öcalan’a fiziki özgürlük talebiyle bir yürüyüş ve miting gerçekleştirdi. Mazlum Doğan Gençlik Kültür ve Spor Festivali kapsamında yapılan yürüyüş, “Rihê Cîwantiyê Rihê Xweseriye, Rihe Xweseriyê Ji Azadiye Reber Apo ye” sloganıyla gerçekleşti. İngiltereden yürüyüşe giden gençlerimizin güçlü katılımı ile Düseldorfta Kürt gençleri kucaklaşıp mücadeleyi yükseltti.

    Cîwanên Azad öncülüğünde yapılan yürüyüşte, Kürt gençlerinin yanı sıra Türkiye ve Almanya sol hareketleri gençliği de hazır bulundu. Öcalan, PKK, KCK, YPG, Komalen Ciwan, Mazlum Doğan, Che Guevara olmak üzere çeşitli fotoğraf ve flamaları taşıyan gençler, Düsseldof kent merkezi tren istasyonunun önünde toplanarak yürüyüşe geçti. Sık sık “Biji Serok Apo”, Bijî PKK”, “Faşizme karşı omuz omuza” gibi sloganların atıltığı yürüyüşün ardından, NRW Eyalet Parlamentosu önünde bir miting düzenlendi.

    HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç, Kürt Boksör İsmail Özen, Amed Sporlu Naki Deniz olmak üzere çok sayıda kişi de mitinge katıldı. Mazlum Doğan Gençlik Kültür ve Spor çerçevesinde dereceye giren futbol takımları ve sporculara da ödülleri verildi.

    Düsseldorf’ta 10 binlerce Kürt genci faşizme karşı yürüdü! 2

    ‘AVRUPA ÇIKARLARI İÇİN SESSİZ KALMIŞTIR’

    Yürüyüşe bir mesaj gönderen Ciwanên Azad Koordinasyonu kapitalist modernitenin halkları sömürdüğüne dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Kapitalist modernite 21. yüzyılda toplumu köleleştirmeyi bütün dünyaya sinsice yayımı ve küreselleşmeyi derinleştirerek, Ortadoğu topraklarına savaşı yayarak, bu toprakların zenginliklerini çalıp halkı yoksullaştırmaktadır. Bugün AKP hükûmeti Kürdistan topraklarını faşist bir zihniyet ile çocukları katlederek, kadınlarımızın bedenlerini teşhir ederek, genç yoldaşlarımızın cesetlerini tanımayacak hale getirerek, kirli siyasetini Kürdistan topraklarını üzerinde uygulamaktadır. Avrupa ve BM de kendi çıkarlarını esas alarak buna sessiz kalmıştır.”

    ‘GENÇLİK YENİ DESTANLAR YAZIYOR’

    KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç ise yaptığı konuşmada, Almanya’nın Kürt karşıtı politikalarını eleştirerek, “Alman devleti uzun zamandır Kuzeyde, Rojava’da sömürgecilerle birlikte Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşı mücadele ediyor. Alman devleti artık bu kirli siyasetine son vermelidir. Kürt gençlerinin bu yürüyüşünü selamlıyoruz. Alman devleti şuanda 11 Kürt siyasetçiyi tutuklu bulunuyor. Bunlara son verilmelidir” diye konuştu.

    Düsseldorf’ta 10 binlerce Kürt genci faşizme karşı yürüdü! 3

    HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ise Kürdistan’daki direnişe vurgu yaparak, şunları söyledi: “Bugün Kürdistan’ın dağlarında, ovalarında, şehirlerinde Kürt gençleri zülüm ve sömürgecilik çemberine karşı büyük mücadeleler yürütüyor. Kahramanlık destanları yazıyor. Bu kahramanlar saniye saniye direnerek, faşizmin önüne eğilmeyerek direndiler. Canlarını verdiler. 12 Eylül’de Amed zindanında Mazlumlar, Ferhatlar, Hayriler, Kemaller Esat Oktay Yıldıran önünde diz çökmeyerek, direniş bayrağını kaldırdılar. Bugün de onların öğrencileri olarak, Erdoğan’ın karşısında diz çökmeyeceğiz. Direnerek, şehit düşeceğiz. Bugün Ortadoğu’da DAİŞ”e karşı gençler insanlığı savunuyor. Kürt gençleri insanlığın teminatıdır. Kürt gençleri yeni yaşam savunuyorlar. Bunun için de kahramanlık destanlarını yazıyor, yeniden kahramanlık romanını yazıyor.”

    ‘KÜRT GENÇLERİ İNSANLIĞIN DEĞERLERİNİ SAVUNUYOR’

    Kürt Boksör İsmail Özen de Kürt gençlerin demokrasi ve özgürlük mücadelesi için sokaklarda olduğunu söyleyerek, şunları belirtti: “Mazlum Doğanlar’dan Hüseyin Çelebiler’e birçok bedel ödediler. Benim için en büyük mutluluk Kürt gençlerin örgütlü olmaları ve demokrasi mücadeleleri vermeleridir. Kürt gençleri özgürlüğe, insanlığa, adalete inandığı için ağır bedeller ödüyor. Sizden isteğim; bu değerlerden asla ve asla taviz vermemenizdir. Rojava’da DAİŞ’e karşı verilen mücadele dünyada büyük bir ilgi ile karşılanıyor. Dünya insanlığı Kürt gençlerine minnettardır. Bu biz Kürtlere mutluluk veriyor. Size önerim; siyaset yapın, meslek yapın, spor ile uğraşın, Kürtlüğünüze sahip çıkın. Rojava, Sur, Cizre’ye sahip çıkın.”

    Miting, sanatçılar İlkay Akaya, Serhedo, Rotinda, Koma Şehit Welat tarafından söylenen stranlarla geç saatlerde son buldu.

  • Irkçılığa ve Faşizme Karşı Ayağa kalk!

    Irkçılığa ve Faşizme Karşı Ayağa kalk!

    Londra’da son 3 yıldır gelenekselleşen kitlesel ırkçılığa karşı yürüyüş, bu yıl 16 Temmuz Cumartesi günü düzenleniyor.

    Erem Kansoy

     İşçi sendikalarının ve activist grupların örgütlediği ayni zamanda mülteci kurumları ile Stop the War Coalition gibi grupların desteklediği “Irkçılığa ve faşizme karşı ağaya kalk!” yürüyüşü, ırkçılık karşıtı, göçmenlerin haklarını destekleyen, kemer sıkma politikaları karşıtı bir eylem olma niteliği taşıyor. Geçtiğiimiz yıllarda ortalama 10 Bin kişinin destek verdiği eyleme bu yıl daha büyük bir katılım bekleniyor.

    Irkçılığa ve Faşizme Karşı Ayağa kalk! 1
    Irkçılığa ve Faşizme Karşı Ayağa kalk! yürüyüşü 2014 Londra- Fotoğraf: Erem Kansoy-TelgrafNews

    Gelenekselleşen “Irkçılığa ve faşizme karşı ağaya kalk!” yürüyüşü zengin konuşmacı listesi ile de İngiltere’nin en kitlesel katılımlı eylemlerindne biri haline dönüştü. Kürt, Türk ve Kıbrıslı topumlar olarak göçmen yaşadığımız İngiliz topraklarında düzenlenen ve yürüyüşün adından da anlaşılacağı üzere bizleri bire ir yakından ilgilendiren “Irkçılığa ve faşizme karşı ağaya kalk!” yürüyüşü ile ilgili toplumlarımızı temsil eden derneklerimizden sadece Day-Mer’den açıklama yapıldı. Day-Mer 16 temmuz yürüyüşü ile ilgili yaptığı açıklamada İngilterede yaşayan göçmen toplumları, ırkçılığa karşı duran herkesimi, işçi ve emekçi sınıfını yürüyüşe destek vermeye çağırdı.

    Yazılı açıklamasında Day-Mer yönetim krulu, “Day-Mer olarak Kürt ve Türk kökenli emekçileri “Irkçılığa Karşı Ayağa Kalk” kampanya örgütünün 16 Temmuz Cumartesi günü organize ettiği yürüyüşe birlikte katılmaya, her ulustan emekçi kardeşlerimizle birlikte mücadelemizi dosta düşmana göstermeye çağırıyoruz.” Ifadelerine yer verdi.

    Irkçılığa ve Faşizme Karşı Ayağa kalk! 1

    Açıklamadan kesitler şöyle;

    “Avrupa Birliği referandumu ardından başta Başbakan olmak üzere hükümet büyük bir kriz yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. David Cameron’un yakında gideceği ve yerini Theresa May’e söz verildiği gibi Ekim ayından önce bırakması, bu krizin büyüklüğünü gösterir durumda.

    Avrupa Birliği Referendumu dönemi yapılan ırkçı söylemleri referandum sonrası pratikte kendini gösteriyor. Referandum sonrası ırkçı saldırılarda 57% artışın olması bunun bir göstergesi.

    Böl ve yönet

    “Irkçılığa Karşı Ayağa Kalk” örgütünün düzenlediği “Irkçılığa ve Tasarruf Politikalarına Hayır” yürüyüşü, göçmen toplumlara sahip çıkılması, ırkçılığa geçit verilmeyeceği mesajının verilmesi açısından önem taşıyor.İngiliz, Siyah ve diğer ulustan emekçilerle birlikte, din, dil, ırk ayrımıyla değil,  ezene karşı ve ezilen sınıfın mensubu olarak mücadele etmemiz ve bunuda böylesi bir günde göstermemiz gelecek açısından büyük önem taşıyor. Çünkü ırkçılığın ve faşizmin arttığı Avrupa ülkelerinde esas ayrımın ezen ve ezilenler arasında olduğu, işçiler ve zenginler arasında olduğunu gözden kaçırmamız gerekiyor.

    Irkçılığa ve Tasarruf Politikalarıne Hayır” yürüyüşüne katılalım!

    Referendumda oyumuzu ne yana kullanmışsak kullanalım bunu bir kenara bırakıp, bizleri bölmeye ve birbirimize düşman etmeye çalışan sisteme karşı ortak mücadele edelim.   Yerli ve Gocmen toplumların her kesimden katilacagi bu yürüyüşü Ingiltere Sendikal Konferedasyonu, UCU, Unite, Unison, Öğrenciler Sendikası NUS, PCS, NUT, CWU, NUT gibi öğretmenler, kamu çalışanları, posta çalışanları, yüksek öğretim çalışanlarının sendikaları destekliyor. Destekleyenler arasında mülteci örgütleride yer alıyor.”

    Yürüyüş bigileri

    Tarih:  16 Temmuz, Cumartesi

    Yürüyüş toplanma noktası: BBC Portland Place, London W1A 1AA,  Saat: 12:00

    Yürüyüş bitiş noktası: Trafalgar Square

     

     

     

  • Londra’da yoğun eylem programı

    Londra’da yoğun eylem programı

    Britanya Kürt Halk Meclisinde alınan kararla geçtiğimiz haftasonundan temmuz ayının sonuna kadar devam edecek aralıksız eylemler ile Türkiye devletinin ve Erdoğan’ın Kürt halkına yönelik soykırım girişimine yönelik İngiltere’de duyarlılık artırılması hedefleniyor.

    Erem Kansoy

    Son dönemlerde başta Lice olmak üzere Sur, Silopi, Cizre, Nusaybin, Xezek ve Gever’de Kürt halkına yönelik soykırımları deşifre etmek ve İngiltere’de duyarlılığı artırmayı hedefleyen eylemler dizesinde program hızlı başladı. Öncelikle Dalston Kingland tren istasyonu önünde düzenlenen kitlesel basın açıklaması, Hackney bölgesindeki büyük yürüyüş ve ardından iki günlük başbakanlık önündeki nöbet tutma eylemi ile hafta boyunca eylemler devam etti.

    Göreve yeni ve öenmli bir enerji ile başlayan Britanya Halk Meclisi ve Eş başkanlar Evrim Yılmaz ile Ali Poyraz üstlendiikleri görevlerdeki yoğun çalışmaları, eylem ve etkinlikler ile gündeme ilişkin gazetemize konuştu.

    Yaklaşık 2 yıldır Kürtlere yönelik yoğunlaştırılmış savaş politkalarını ve soykırım girişimlerini Avrupa’da neredeyse en yoğun eylem ve protestolar gerçekleştiren Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanları halkı eylem ve tkinliklere güçlü katılım sağlamaya da çağırdı.

    bkhm kongre esbaskanlar

    Evrim Yılmaz

    “Bilindiği gibi AKP hükümetinin saray çeteleri ve savaş pollitikaları başta Kürtler olmak üzere bütün demokrasi güçlerine karşı devam etmektedir. Muhalif bütün kesimler şuan saray çeteleri tarafından hedef alınmaktadır. Tamamen kendi sistemlerini kendi iktidarlarını kurmak adına,muhalif cepheleri susturmaya yönelik çabalar sarfediyorlar. Akademisyenlere yönelik tutuklamalar öğrencilere dönük, gazetecilere dönük tüm muhalif kesimlere dönük, milletvekili dokunulmazlıkları, beledyelre kayyum atamalar, yine birçok çalışanımızın tutuklanması. Öz yönetim direnişinde olan alkımıza kitlemize karşı, yürütümüş oldukları katliamlar, bunarın hepsi halen gündemimizde ve halen devam ediliyor.

    Diri diri insanlarımız yakıldı, gençliğimiz keskin nişancılar tarafından hedef alınarak öldürüldü. Gerekçe olarak hendek ve barikatlar neden gösterilsede, hendek olmayan bölgelerde de bu katliamlar yapıldı. Asıl amaçları şuan başta Kürtler olmak üzere tüm ses çıkaranları susturmak ve kendi iktidarlarını kurmaktır. Bu anlamda Ortadoğu politikalarını güçlendirmektir fakat şunu çok iyi biliyorlar ki Kürt halkı artık eskisi gibi bir siyaset yürütmüyor çok daha güçlü bir siyaset ve Ortadoğuda şuan çok güçlü bir poziisyondadır.

    Kürtlerin gücünü kırmak amacıyla Rojava İŞİD tarafından hedef alınıyor, İŞİD AKP tarafından destek görüyor, yine Krt halkının özellikle Bakurda başlatmış olduğu öz yönetim direnişleri ciddi bir şekilde hedef alınıyor, bu katliamları dahada güçlendiren AKP hükümeti, bizim direnişimiz karşısında şuan bir fiyaskoyu yaşıyor, AKP hükümeti çare üretemiyor ve başarı elde edemiyor.

    AKP yöntemi ancak havadan ve uzaktan bombalayarak resmen Kürt halkının yerleşim yerlerini yerle bir etmekte buldu. Ormanlarımızı içindeki canlı yaşamıyla yakarak, tüm alanları yaşanmaz hale getirmeye çalışan AKP hükümeti bölgede ciddi bir göç furyasıyla alanı boşaltmak istiyor. Bizlerde Avrupa’da bulunan Kürt halkı olarak, öz yönetimleri sahipleniyoruz, bu anlamda yürüyüşlerimiz, eylem ve etkinliklerimiz devam ediyor.

    eylem ve etkinliklerimizin programı dahilinde 14 Temmuzda Haringey’deki derneğimizde 14 Temmuz ölüm orucu şehitlerimizi anma etkinliğimiz saat 17:00’da gerçekleşecek. Anıları mücadelemize ışık olan şehitlerimizi anma etkinliği bu güne kadar mücadelemize ışık tutmuş ve bir hamle kazandıran ölüm orucu direnişçilerini saygıyla anma ve bugünki direnişi olgunlaştırmak temel hedefimizfir. Yine 17 Temmuz saat 18:00’da Haringey dernek binamızda HDP Milletvekli Garop Taylan katılacağı bir halk toplantısı yapılacak ve buradaki amacımızda Türkiyede yaşanan saldırıları daha kapsamlı tartışma olanağı sağlamaktır. Tüm halkımızı bu önemli toplantıya katılmaya da çağırıyoruz. Temmuz ayının 19’unda ise saat 18:30’da HDP milletvekili Garop Taylan’ın İngiltere arlamentosunda konuşacağı bir panel gerçekleşcektir, katılımın yüksek olması burada da önemlidir.

    Bizler AKP savaş politikalarını şiddetle eylemlerimizde protesto etmeye ve Avrupa’daki duyarlılık çalışmalarını hızlandırarak yürütmeye devam edeceğiz, halkımızın eylem ve etkinliklerde geniş katılımı bu noktada çok önemlidir.”

    Ali Poyraz

    “Biliniyor ki Avrupa’nın bir çok yerinde Kürtler eylemsellik içerisindedir, eylemlerin temel merkezinde Kürdistan’da faşist TC devletinin yapmış olduğu katliamları protesto vardı. Son Lice’de yaşananları görüyorsunuz, şehirlerimiz artık boşaltılmaya çalışılıyor, coğrafyamız yakılıp yıkılıp tahrip ediliyor. Hem bunları protesto etmek hemde Kürt halk önderi sayın Abdullah Öcalan’ın esaretinin sona erdirilmesini sağlamak için bu eylemsellikler Kürt’lerin ve dostlarının olduğu her yerde devam ediyor.

    Bundan yola çıkarak biz Londra’da bulunan Kürt kurumları olarak hem öz yönetim direnişlerini sahiplenmek hemde var olan baskıları protesto etmek için başbakanlığın karşısında 2 günlük nöbet eylemimizi gerçekleitriyoruz. Başta Kürtler, insanım diyen herkes yüreği insanlıktan atan her vatandaş bu eylemlere bekliyoruz, ziyaret etmesini istiyoruz ve bizzat katılım sağlanılması gerektiğini vurguluyoruz.

    Ayrıca, önümüzdeki süreçte biliyorsunuz ki 14 Temmuz yaklaştı, 14 Temmuz Kürdistan’ın son 40 yıllık tarihinde çok önemli bir dönemeçtir. Kemal Pir’lerin, Mehmet Hayri’lerin, barış çiçek’lerin, Akif Yılmaz’ların Diyarbakır zindanlarında en zor koşullarda çıplak iradeleri ile ölüm orucuna başladıkları tarihin yıl dnümüdür. Arkadaşlarımızın ölüm orucu 1982 yılında gerçekleşmişti. Şehitlerimizi anma etkinliğimize tüm halkımızın katılımını bekliyoruz.

    Önümüzdeki süreçte daha bir çok eylemliliklerimiz ve etknliklerimizde olacak yapılacak tüm eylem ve protestoları basına yansıtacağız ve çağırılarımızı gerçekleştireceğiz.”

    Eylem ve etkinlik programı

    Tarih                      Yer                                         Saat                                      

    13 Temmuz        Başbakanlık önü                11:00-19:00 (Nöbet eylemi)

    14 Temmuz         Haringey dernek              17:00     (14 Temmuz şehitleri anma)

    17 Temmuz         Haringey dernek              18:00  (milletvekili GaropTayla’ınkatılacağı halk toplantısı)

    19 Temmuz         Parlamento binası           18:30 (milletvekili GaropTayla’ınkatılacağı panel)

     

  • Londra’da her gün eylem! Kürtler sokakta! Erdoğan’a nefret büyüyor!

    Londra’da her gün eylem! Kürtler sokakta! Erdoğan’a nefret büyüyor!

    (HABER-FOTO GALERİ) Londra merkezli Britanya Kürt Halk Meclisi eylem ve toplantılarına aralıksız devam ediyor.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Öncelikle kuzey Londra’nın en işlek tren istasyonlarından Dalston Kingsland istasyonu önübde yapılan kitlesel basın açıklaması, hafta başında düzenlenen büyük yürüyüş ve ardından iki gün sürecek babakanlık önündeki nöbet eylemi eylem programı tüm yoğunluğu ile devam ediyor.

    Başta Lice olmak üzere Sur, Silopi, Cizre, Nusaybin, Xezek ve Gever’de kürt halkına yönelik soykırım, katliam ve saldırıları kınamak için Britanya Kürt Halk Meclisi eylem ve toplantıların yoğunlaştırılarak devam ettirileceğini de açıkladı.

    Dalston’da duyarlılık artırıldı!

    Hafta sonundan buyana eylemlere devam edilirken ilk olarak, tolumlarımızın yoğun olarak yaşadığı Dalston bölgesindeki en işlek tren istasyonu Dalston Kingsland istasyonu önünde bir basın açıklaması düzenlendi.

    Dalston’da bulunan Halk Evi binasında toplanan kitle buradan kısa mesafeli bir yürüyüş düzenleyerek Dalston Kingsland tren istasyonu önünde bir basın açıklaması yaptı. Yoğun nufusu ve konumu ile oldukça kalabalık olan bölgede İngilizce hazırlanan bildirier dağıtılarak yaklaşık 1 saat boyunca aralıksız sloganlar atıldı.

    IMG_1969 IMG_1972 IMG_1992

    Kürt halkına yönelik katliamları belgeleyen dövizler ve “Kürtlere yönelik savaşı durdurun” pankartları ile “faşist Erdoğan, terörist Türkiye” sloganları atıldı.

    Ciwanen Azad UK gençliğinden Elif Sarıcan’ın okuduğu basın açıklamasında Türkiye’nin uzun yıllardır savaş suçu işlediği, Kürt halkına yönelik bir soykırım çabası içerisinde olduğu ve diktatörlüğe karşı mücadelenin yükseltilmesi gerektiği vurgusunu yaptı.

    Campell: “Son 35 yıldır İngiltere devleti Türk rejimine yardım etmektedir.”

    Açıklamanın ardından, Kürtlerin 40 yıllık dostu, İrlandalı aktivist Mark Campell’de bir konuşma yaptı. Konuşmasında Campell, “İngiltere, Türkiye’de katliam yapan Türk rejimi ile iletişim içerisindedi. Son 35 yıldır İngiltere devleti Türk rejimine yardım etmektedir. Kürdistan ve Türkiye’de de yine İngiltere Türk devletine saldrılarında yardımcı oluyor. Yine İnglitere devleti bu coğrafyada yaşanan acılara sessiz kalıyor ve yetmezmiş gibi bir de tüm bu yaşananlara karşı ses çıkaran Kürtleri de kriminalize ediyor. Savaş derhal durdurulmalıdır, Kürtlere yönelik saldırılar ta anlamıyla bir soykırım girişimidir ve Türkiye savaş suçu işlemektedir.” İfadelerine de yer verdi.

    IMG_2001 IMG_2011 IMG_2015

    Kitlesel yürüyüş

    Hafta başında başlatılan eylemler dizesinde öncelikle kitlesel bir yürüyüş düzenlendi. Yürüyüş, Kürt, Türk ve yabancı toplumların yoğun olarak yaşadığı Hakney bölgesinde düzenlendi. Yaklaşık 250 kişinin katıldığı yürüyüş çevredekilerden büyük ilgi ve destek gördü.

    Yol boyunca İngilizce hazırlanan bildiriler dağıtıldı, sloganlar atıldı ve dövizler taşındı. ‘Terörist Türkiye, dün Hitler bugün Erdoğan, Kürtlere karşı savaşı durdurun, biji serok Apo’ sloganları atıldı. Yaşanan katliamarın fotoğraflı belgeleri ile hazırlanan yüzlerce dövizde yolboyunca taşındı. Yürüyüşe Ciwanen Azad UK gençliğide geniş katılım ile destek verdi.

    IMG_2123 IMG_2121 IMG_2141

    Evrim Yılmaz: “direneyoruz ve öz yönetim direnişlerinin yanındayız!”

    Eylem sonrasında gazetemize konuşan, Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı evrim Yıllmaz, “Kürdistan’da yaşananan Bakur’da yaşanan öz yönetim direnişlerini sahipleniyoruz ve her zaman için halkımızın yanında olacağımızı vurguluyoruz.

    Bu gün Lice yanıyor, sadece Lice ile sınırlı değil Kürdistan’ın bütün coğrafyasını tanklarla, panzerlerle havadan uçaklarla bombalarla bütün coğrafyamızı yakıp yağmalayıp Kürdistan’ı yok etmeye çalışıyorlar. Kürt halkını katletmeye çalışıyorlar, Kürt halkını kendi coğrafyasında göçertmeye çalışıyorlar, Türkiye’de muhalif olan bütün kesimler Erdoğan’ın ve saray çetelerinin hedefi durumundadır.

    Bugün HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, bugün gazetecilerin öğrencilerin ve akademisyenlerin-arkadaşlarımızın tutuklanması, belediyelere kayyum atanması bunların hepsi Kürt halkına karşı geliştirilen katliam ve savaş politikalarının sonucudur düşman bu anlamda saldırıyor AKP savaş hükümeti saldırıyor, ama biz şunu burda tekrar tekrar vurguluyoruz ki, kendi halkına bu kadar saldıran bir hükümet kaybetmiştir ve kaybetmeye mahkumdur.

    Bizlerde Avrupa’da bu eylemlerimizi hergün tekrar tekrar gerçekleşriecez, katliamlara karşı alanlarda olacağız direneyoruz öz yönetim direnişlerinin yanındayız arkadaşlarımızın sonuna kadar yanındayız. Bu anlamda eylemlerimiz devam edecek.” Dedi.

    IMG_2201 IMG_2301 IMG_2286

    Başbakanlık önünde nöbet tutuluyor!

    Merkez Londra’nın ünlü Westminister bölgesinde bulunan 10 Downing Street başbakanlık binası önünde dün başlatılan nöbet eylemi 2 gün süreyle devam edecek.  Salı günü başlatılan nöbet eyleminde başta Ciwanen Azad UK gençliği ve Roj Kadın Meclisinden yetkililer yer almak üzere Britanya Kürt Halk Meclisi’de desteği ile merkez Londra’da, Türk hükümeti ve Erdoğanın Kürtlere yönelik saldırıları ile ilgili duyarlılık artırılmaya çalışılacak.

    İngiltere başbakanlığı önünde düzenlenen eyleme çağrısında Britanya Kürt Halk Meclisi sözcüleri, “AKP savaş hükümetinin ve Erdoğan saray çetelerinin Kürt Halkına dönük başlatmış olduğu katliamları kınamak ve protesto etmek için alanlardayız.” Ifadelerinede yer verildi.

    basbakanlik3 basbakanlik2 basbakanlik1

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    IMG_2470 IMG_2403 IMG_2347 IMG_2354 IMG_2077 IMG_2074 IMG_2065 IMG_2055 IMG_2031 IMG_2319

  • AB referandumu ardından yine fikir birliği yok

    AB referandumu ardından yine fikir birliği yok

    Britanya tarihi bir gün olan 23 Haziran AB Referandumunda Avrupa  Birliğinden çıkmaya yönelik oy kullandı. AB referandumunda göçmen toplumların oyları özellikle Londra bölgesinde belirleyici en önemli etkenlerden oldu.

    Erem Kansoy

     Özellikle Kürtçe ve Türkçe konuşan gömen toplumlarımızın çok büyük oranını temsil eden Demokratik Güç Birliği bileşenlerinin hem fikir olamadığı referandum süreci sonrasında dernek kurum ve kuruluşlarda referandumda ‘hayır’ kararı çıkmasına rağmen halen fikir birliği sağlanamadı.

    Avrupanın başkenti diye nitelendirilen Londra’da AB referandumu sürecinde, göçmen Kürt ve Türk toplumları olarak ortak bir karar sağlanamaması ile sürecin lobi çalışmalarına yönelik iyi değerlendirilememesi ise düşündürücü.

    Toplumlarımızı temsil eden birçok kurum ve kuruluşların yönetimlerine AB referandumuna yönelik ayni soruyu yönlendirsekte kurumlarımızın çoğu ‘dernek içerisinde konu ile ilgili fikir birliği sağlanamadığı ’gereçesiyle haberimizde görüş beyan etmeyi uygun görmedi.

    Referandumda AB’den ayrılma yanlılarının oyu %51,9 olurken AB’de kalma taraftarları %48,1’de kaldı. Referanduma katılım oranı yüzde 72 oldu. Referandumda İskoçya ve Kuzey İrlanda ‘kalalım’ derken, İngiltere ve Galler ‘çıkalım’ dedmişti.

    Londra’da Referandumda Toplumumuzun Yoğunluklu Yaşadığı Bölgelerdeki Sonuç

    Ayrılıkçıların zaferi ile sonuçlanan referandumda toplumumuzun yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerdeki sonuçlar kalma yanlıların büyük fark ettiğini gösteriyor.

    LONDRA GENELİ: Başkent Londra yüzde 59.9 ile kalma kararı verdi, CROYDON: Toplumumuzun yoğun olarak yaşadığı Croydon’da 9 puan farkla kalma yanlıları önde. ENFİELD: Göçmen kitlesinin yoğun yaşadığı Enfield’te çıkma yanlıların sayısının yüksek olması manidar. HACKNEY: İngiltere genelinde kalma yanlıların en yüksek olduğu bölge olarak kaydedildi. HARİNGEY: Haringey’de Hackney gibi yüksek bir oy ile kararını Kalma yönünde verdi.

    İngiltere ve özellikle Londra’da yaşam sürdüren Türkçe-Kürtçe konuşan toplumumuz bünyesindeki  kurumlarda üst düzey görevli yöneticimilerimize AB referandumu ile çıkan ‘hayır’ kararı ardından fikirlerini sorduk.

    AB referandumu ardından yine fikir birliği yok 1

    Arif Bektaş- Day-Mer Yönetim Kurlu: Tüm hakların ortak mücadeleyi yükseltmelidir

    “Birleşik Krallık’ta, Avrupa Birliği’nden çıkma kararının verilmesinin en büyük sebebi, son 8 yıldır süren kemer sıkma politikalarıdır. Hayat standartı düşen emekçiler, bu politikalardan artık isyan etmiş ve parlamentodaki partilerin tersine bir karar vermiştir. Halkın vergileri ile bankaları kurtaran Cameron hükümeti, her tür sosyal servisi ve kamu hizmetlerini yok etmeye çalıştı. Bu partiler aynı zamanda, göçmenleri de hedef göstermekten geri durmadılar.

    Krizden çıkmak ve bu krizin yükünü halkın cebinden çıkarmak için sıkça kullandıkları göçmenlik kartını bu kampanyalar döneminde de kullandılar. Bu politikaları yürüten Cameron’a ve bu politikalara adeta koltuk deyneği rolü gören AB’ye Birleşik Krallık halkları, “AB’ye Hayır” diyerek cevap verdi.

    Kemer sıkma politikaları, göçmen ya da yerli işçi ayırımı yapmıyor. Göçmenler de en az diğer halklar kadar saldırı dalgasına mahruz kalıyor. AB’den çıkma kararı alan Birleşik Krallık halkları ve emekçileriyle ortak mücadele etmekten başka bir çözüm yoktur. Sosyalist kimliği ile İşçi Partisi lider olan Jeremy Corbyn’e karşı yapılmaya çalışılan darbe de gösteriyor ki; aslında sermaye ve onun politik temsilcileri, kişilere değil düşüncelere savaş açıyor. O dahde, göçmenler için tek seçenek kalıyor; Tüm Birleşik Krallık halklarıyla ortak mücadeleyi yükseltmek. Bu mücadele verilerek hem, emperyalist bir klüp olan AB’ye ve hem de dünyanın en büyük emperyalistlerinden biri olan Birleşik Krallık’a karşı daha yaşanır bir sistem ve dünya yaratılır.”

    AB referandumu ardından yine fikir birliği yok 1

    Abdullah Gürler- Tohum Kültür Merkezi Yönetim Kurulu

    “Ingiltere’nin Avrupa Birliğinden çıkmasından yana oy kullanan biri olarak, ırkçıların propaganda yaptığı sınırların kontrol edilmesi, göçmenlerin ülkelerine gönderilmesi yönlü ırkçı söylemler üzerinden oy kullanmadığımı belirtmek isterim.

    AB den çıkmasıyla birlikte ülkede ırkçılığın yükseleceği doğrudur fakat bu ülkede halihazırda göçmen karşıtı ve ırkçı bir yönelim mevcut zaten. Bizlere düşen görev ırkçı politikalara karşı daha fazla kitlemizi bilinçlendirmek, diğer göçmen örgütlere ortak mücadele yürütme çabasına daha fazla girmektir. henüz bunu yapmış değiliz.”

    AB referandumu ardından yine fikir birliği yok 2

    Yusuf Açıl- Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi Yönetim Kurulu

    “Irkçlık daha çok yükselecek. Irkçı saldırilar ve yabancı düşmanlığı artacaktır. Britanya’daki bu gelişme Fransa ve Avrupa’nın diğer ülkelerde de etkisini göstermekte ve kapitalizmin krizi yabancılara yıkılarak gizlenmeye çalışılacaktır! Yapılacak şey şudur. Göçmenler, yerli ilerici- devrimci hareketlerle ortaklaşarak ırkçı ve faşist yükselişe karşı mücadele edeceklerdir. Başka bir yol yoktur! İngiliz sermaye sınıfı, Avrupa’dan kopmayacak ancak yeni bazı tavizler koparmanın yolunu arayacaktır. “Globalizmin gücünü parçalayalım” diyerek “hayır” diyen ilerici kesimlerin nasıl yanıldıklarını görecegiz! ABD Globalizmin başını çekiyor ama AB üyesi değil!”

    AB referandumu ardından yine fikir birliği yok 3

    İsrafif Erbil- Britanya alevi Federasyonu Başknaı

    Britanya’da yaşayan göçmenler referandum sonrası endişe ve kaygı içine girdi. Çünkü İngiliz toplumunda referandum sonuçları “yabancılara karşı yürütülen mücadele kazandı” gibi bir algı oluştu. Bu nedenle son birkaç gün içinde ülke genelinde ırkçılık arttı.

    Bizler tüm göçmenler olarak kurumlarımızla, bireylerle bir araya gelerek göçmenlikten kaynaklı ortak sorunlarımıza ortak çareler aramalıyız”

     

    Hüseyin Kılınç- El-Com Yönetim Kurulu

    İngiltere’de AB’den çıkış demek İngilterenin göçmenler üzerinden yapmak istediği ekonomi politikasını yürütecek. Göçmenler olarak, İngiltere’de bizim için hayatın biraz daha zorlaşacağı artık kesinlik kazandı. Aslında İngiltere’nin AB’den çıkması burada yaşayan herkesimi derinden etkileyecektir fakat İngiliz politikacılar biz böçmenleri gerekçeler sunarak zaman zaman ırkçı söylemlere kadar varan yanlış  yaklaşımlarla bize saldırıyor. Biraz hayat burada bizim için zorlaşacaktır. Bana göre göçmenler bir duruş sergilemelidir. İngiltere’deki göçmenler AB’den çıkmama yönünde bir duruş sergilemeli. AB’nin İngiltere üzerinde yasal anlamda bazı sosyal düzenlemeleri dayatan bir baskısı var.

    Bu sosyal ve ekonomik düzenlemeler ile İngiltere’de eşit ve demokratik bir ortam sağlandı. İngiltere’yi göçmenler üzerinden politika üretmekten vazgeçtirmeliyiz. İngiltere AB’den çıkarsa sosyal yaşamdaki standartı kaybedecek.

    Bizim kurumlarımızın insanaları yeterince politik değil bu yüzden bir fikir birliği sağlanamadı. Biz politik görünen ama politik olmayan yapılara sahibiz. Burada hayatımızı nasıl düzenler nasıl çocuk yetiştirirz derdine düşdik. Insanlarımız burada yüzünü Türkiye’ye döndü malsef burada sosyal ve politik yaşamda çok zayıfız bu yüzden ortak kararlar üretip leyhimize kullanamıyoruz.”

    Ali Poyraz – Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı

    “23 Haziranda yapılan referandumda İngiltere’nin AB’den çıkma yönünde eğilim çıktı.Bu karar tartışmalara neden oldu . Önümüzdeki dönem bu tartışmalar daha da şiddetlenecek .Tahminim odurki bu tartışma zaman zaman ırkcı saldırılara kadar varacaktır Bunun yanında bu dönem bile Sterlin son 30 yılın en düşük dönemini yaşıyor yani uzmanların belirttiğine göre 30 yıldır ilk defa bu kadar hızlı düşüş oluyor . Önümüzdeki süreçte bu emonomik kriz daha da derinleşecektir. Bunun yanında siyasi kriz de kaçınılmaz olacaktır. Hatta şimdiden İngiltere’de siyasi boşluk başladı istifa edeceğini söyleyen bir başbakan ve istifalarla çalkalanan bir muhalefet var.

    En başta “evet” , yada “hayır”  diyen herkesi ayni kefeye koymamak lazım. Bir ırkçının red gerekcesiyle bir solcunun red gerekçesinin farklı olduğunu görmek gerekiyor.

    Bana göre sonuçları iyi hesaplanmayan bir refarandum oldu. Hele hele AB ülkeleri bazı şeylerde gümrük uygulamaya başlarsa bunun faturası çok ağır olur. Yine daha bugündan refaranduma bağlı olarak Ankara Antlaşmasına uymayacaklarını açıkladılar. Bundan ne kadar insanın olumsuz etkileneceğini kim kestirebilir?

    AB’nin bir  kapitalist proje olduğunu herkes biliyor . Fakat bu tek başına red gerekcesi olamaz. Her şeyden önce AB bünyesinde var olan sosyal ve insani hakların geliştirilme mücadelesi temel alınmalıdır. Günümüzde “karşıyız” deyip kestirmek kolaycı ve saçma bir yöntemdir Kapitalist oluşumdur deyip karşı çıkmak doğru ise,o zaman bu kapitalist ülkelerde kalmak da yanlıştır. Sorun bu değildir. Sorun ,bulunduğun her zeminde doğruların için mücadele edebilmektir.

    Sonuç olarak; bu refarandumun  sonuçlarından  daha çok emekci ve yoksul kesimler etkilenecektir. En başta gelir düzeyi ayni kalsa bile(bu bile çok zor) alım gücü düşecektir

    Yine bir noktayı önemli ve trajik görüyorum. Referandum sonrası bir çok kişi ile görüş aliş-verişi yaptım. Bana en acı vereni şudur: Red oyu veren kimi iarkadaşlar , “dışarıdan çok insan geliyor ve burayı bozuyor”  diyor. Bu ülkeye dışarıdan gelen kimi kişilerin böyle düşünmesi herşeyen önce doğru ve ahlakı değildir.  Herşeye rağmen  umarım sonuçlar bizler yani halk açısından ağır bir faturaya neden olmaz  ve yaşam koşullarımızı zorlaştırmaz. Saygılarımla”