Londra merkezli düşünce kuruluşu Kurdish Progress Centre, müzakere sürecinin yerini şiddetli çatışmalara bıraktığı Kürt sorununun önemli aktörlerinden birisini konuk ediyor.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, İngiliz Parlamentosu’nda düzenlenecek, ‘Demokratik Otonomi : Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi için demokratik mücadele’ başlıklı bir toplantıya konuşmacı olarak katılacak.
26 Nisan Salı günü 19.00-21.00 saatleri arasında parlamentonun 12 numaralı komite odasında gerçekleştirilecek toplantının ev sahipliğini Liberal Demokrat Parti milletvekili Tom Brake yapacak.
Kurdish Progress tarafından yapılan toplantıya ilişkin açıklamada, halen Nusaybin, Yüksekova ve Diyarbakır gibi bölgelerde devam eden çatışma sürecinin Batılı ülkelerde de yakından takip edildiğine dikkat çekildi.
Türkiye’de uzun yıllar süren müzakere ve ateşkes sürecinin ardından geçen yıl yeniden başlayan çatışmalarda bugüne kadar yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Hükümet, güvenlik güçlerinin sokağa çıkma yasağı gibi uygulamalarla müdahele ettiği sürece, DBP’li belediyelerin ‘özerk yönetim’ açıklamalarının neden olduğunu ileri sürüyor.
Kürt nüfusunun yoğun olduğu toplam 102 belediyede yönetimi kontrolü elinde bulunduran DBP, bileşenlerinden birisi olduğu Demokratik Toplum Kongresi tarafından Aralık ayında yayınlanan ve ‘Demokratik özerk bölgeler’ oluşturulması önerilen bildirgeye imza atmıştı. Öz yönetim ilanlarının Kürtler tarafından desteklendiği savunulan bildiride Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik şartındaki çekincelerin kaldırılması ile oluşturulacak özerk bölgelerde, eğitimden sağlığa her türlü hizmetin öz yönetim meclisleri tarafından verilmesi talep edilmişti.
DBP’nin 2011 yılından bu yana Eş Genel Başkanlığı’nı yürüten Kamuran Yüksek, hükümetin yerel özerklik çağrısına olumlu yanıt vermesinin, Kürt sorunun çözümünde ve çatışmaların son bulmasında kilit önem taşıdığını savunuyor.
Yüksek’in konuşmacı olarak katılacağı toplantıyı izlemek isteyenler http://www.kurdishprogress.org web sitesi üzerinden kayı yaptırabilecekler.
YÜKSEK, ‘ÖCALAN’A ÖZGÜRLÜK’ KAMPANYASI RESEPSİYONUNA DA KATILACAK
DBP Eşgenel başkanı Kamuran Yüksek 25 Nisan’da parlamento’da yapılacak ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyasına kapsamında yapılacak resepsiyona da katılacak.
İngiltere’nin en büyük ve en köklü sendika örgütlerinden GMB ve Unite sendikaları öncülüğünde Kürt halk önderi Abdullah Öcalan için bir kampanya başlatılmıştı. ‘Öcalan’a Özgürlük’ adını taşıyan kampanyanın startı 25 Nisan’da Britanya parlamentosunda düzenlenecek olan bir resepsiyonla verilecek.
Britanya’nın en büyük işçi sendikası Unite The Union ve üçüncü büyük sendikası GMB (Genel-İş) öncülüğünde başlatılan kampanyanın startı için Britanya parlamentosunda yapılacak resepsiyon ile ilgili yazılı bir açıklama yayınlandı. GMB sendikası eski başkanı ve kampanya direktörü Sir Paul Kenny imzalı yapılan yazılı açıklamada Öcalan’ın özgürlüğünün Türkiye’nin iç barışına büyük bir katkı sunacağı vurgulandı.
Kısaca Unite olarak biline Unite The Union sendikası resmi olarak kayıtlı 1.5 milyon üyesiyle İngiltere ve Galler’in en büyük emekçi örgütü pozisyonunda. Onlarca farklı emek alanlarından üyelerinin bulunduğu ve 650 bin üyesiyle İngiltere’nin üçüncü büyük emek örgütü olarak bilinen GMB(Genel İş Sendikası) daha önce de Kürt sorununun demokratik yollardan çözümü için çalışmalar yürütmüştü.
‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası direktörü Paul Kenny tarafından yapılan yazılı açıklamada kampanya ile ilgili şunlar belirtildi; ‘‘Bu yeni inisiyatif, Kürt Özgürlük Hareketinin baş sözcüsü, stratejist ve Türkiye’de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün savunucusu olan Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için GMB ve Unite sendikaları öncülüğünde, ve diğer sendikaların da desteğiyle kuruldu.’’
Maraş bölgesinde, Maraş valiliği tarafından yapılması planlanan 27 Bin kişilik mlteci kampı projesine yönelik, Londra TC elçiliği önünde düzenlenen protestoda hep bir ağızdan ‘Ovama dokunma’ denildi.
Haber-Foto: Erem Kansoy
Demokratik Güç birliği Britanya tarafından acil olarak organize edilen eyleme kitlesel katılım Londra’da yaşayan yurtsever ve Alevi çevreleri destek verdi. Öğlen saatlerinde TC elçiliği önünde toplanan kalabalık burada ‘ovamız hakkımız söke söke alırız, terörist Tayyip, selam selam Maraşa’a bin selam, direne direne kazanacağız.’ sloganları atıldı. Eylemciler ayrıca, ‘seçilen yere karşıyız, Maraş halkı yalnız değildir, çadır eylemi suç değil, yaşam alanıma dokunma, ikinci bir Maraş katliamı istemiyoruz.’ yazılı dövizleride de taşıdı. Eylem süresince en önde taşınan siyah beyaz ‘ Maraş terolar köyü yalnız değildr, Ovama dokunma!’ yazılı büyük pankart TC elçiliğinden net olarak görülecek şekilde konumlandırılarak sloganlar da bu yönde atıldı.
Eylemde Demokratik Güç Birliği Britanya adına bir de basın açıklaması okundu. Açıklamada, yapılacak olan kamp projesinin ‘iyi niyetle’ yapılmadığının altı çizilerek, Maraş*Terolar köyünde startejik olarak belirlenen kamp alanının bölge halkı için ilerde yaratacağı sorunlar da vurgulandı.
Okunan basın açıklamasında, “Maraş-Terolar köy sınırları içinde yapılması planlanan ve Maraş Valiliği tarafından çalışmaları başlatılmış olan 27 Bin kişilik mülteci kampı projesi derhal durdurulmalıdır. Savaş mağduru Suriye halkları için Türkiye sınırları içinde daha uygun alanların olduğu bilinmesine rağmen köylerin ortasına denk gelecek şekilde ve bölgede yaşayan insanları mağdur edecek bir konumda bu kampın yapılması kesinlikle şyş niyetli bir girişim değildir. Devletin ve AKP hükümetinin gerici,ırkçı, faşizan ve savaş yanlısı tavrını kınıyoruz!,
Türkiye içinde ve Suriye başta olmak üzere sınır ötesindeki tüm komşu ülkelere karşı düşman tavrını ve savaş çığırtkanlığını lanetliyoruz, AKP’nin Maraş’ta yapmak istediği kamp projesini istemiyoruz! Yaşam alanlarını koruyan Maraşlı köylülerin endişelerini paylaşıyoruz!, Maraş Yaşam platformunun mücadelesini destekliyoruz.” İfadelerine de yer verildi.
Düzenlenen eylemde Britanya Alevi federasyonu başkanı İsrafil Erbil’de bir konuşma yaparak, Maraş-Terolar’da yapılması planlanan kampın stratejik olarak belirlendiğini ve bölge halklarına büyük zarar vereceği bilincinde projenin yürütülüdüğünü vurguladı.
Londra`da Newroz kitlesel katılım ile kutlandı. LeeValley merkezinde düzenlenen Newroz kutlamasının renkli ve yoğun programı ile katılımcılar eğlenceli dakikalar geçirdi.
Her yıl geleneksel olarak kutlanan Newroz bayramının final kutlaması Pazar günü Lee Valley Athletic Centre’da yapılacak.
Büyük Londra Newroz’u 10 Nisan Pazar günü Edmonton bölgesinde bulunan Lee Valley Athletic Centre sahasında kutlanacak. Daha önce aynı alanda Selahattin Demirtşa mitingi yapılmıştı.
Britanya Kürt Halk Meclisi tarafından organize edilen Newroz etkinliğine Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ve Siirt Milletvekili Besime Konca’nın konuşmacı olarak katılması bekleniyor. Etkinliğin müzikli programında ise Hozan Diyar, Koma Siyabend, Grup Kurdnewa, Pınar Yıldız, Koma Serxwebun ile birlikte sürpriz müzisyenler yer alacak.
Britanya Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan açıklamada, bu yılki Newroz’un Kürdistan’da AKP dikatatörlüğüne karşı verilen direniş ruhuyla kutlanacağını ve bu yılki şiarlarının ‘Özgür Önderlik, Özerk Kürdistan ve Demokratik Türkiye’ olduğu ifade edildi.
‘Kürtlerin tarihi; onurla, şerefle, direnişle dolu olan “NEWROZ” günüdür’ denilen açıklamada şunlar belirtildi; ‘‘“Newroz” Kürt halkının tarihinde sadece onurlu değil aynı zamanda Kürt halkı ve ulusunun kölelikten kurtulup özgürlüğe kavuşma gündür. Bugün aynı zamanda Ortadoğu halklarının kurtuluşunu da sağlayan kutsal bir gün olarak tarihteki yerini almıştır. Kan emici Dehak’ın başını balyozu ile parçalayarak zalimlere meydan okuyan demirci Kawa’nın öncülüğünde gelişen bu kutsal gün, aynı zamanda Kürt halkı ve ulusunun tarihinde büyük bir kurtuluş ve özgürlüğü de ifade etmektedir.
Bu kutsal başkaldırı ve direniş günü 1982 yılında Diyarbakır zindanında Mazlum Doğan’ın fedai bir ruhla yeni Dehak’lara baş kaldırması bugünü çok daha anlamlı kılmış, aynı zamanda Kürt özgürlük mücadelesinin çağdaş önderliğinin de ne kadar özgürlüğe bağlı bir önderlik olduğunu tüm dosta ve düşmana göstermiştir. Mazlum Doğan’ın Diyarbakır zindanında gerçekleştirdiği fedai eylemle özgürlük ateşini dışarıya taşırılmıştır. Diyarbakır’ın tarihi Sur’larında Zekiye Alkan, İzmir’in Kadifekale’sinde Rahşan Demirel, Avrupa’da Ronahi ve Berivan’ların bedenlerine tutuşturdukları bağlılık ve özgürlük ateşi ile bu kutsal günü daha da kutsal hale getirmeyi başaran fedailer olmuştur.
Ve 2016 Mart ayı çok daha görkemli bir ay olarak tarihe geçmiştir. Ve bu ayın en kutsal günü olan Newroz günü de bu anlamda çok daha kutsal bir gün olarak tarihe geçecektir. Silopi, Sur, Cizre, Nusaybin, Şırnak direnişinin önderlerinden Sêvê’lerin, Fatma ve Pakize’lerin, Mehmet Tunç ve 2016 direniş şehitlerinin başlattığı “Türk devletinin soykırımına karşı topyekün serhildan” hamlesi ile çok daha görkemli bir gün olarak halkımızın tarihinde yer alacak olan 2016 Newroz’u, Avrupa’da yaşayan halkımız da bu bilinçle, bu ruhla, Pakize ve Mehmet Tunç’ların “diz çökmeyeceğiz, direneceğiz, şehit olduğumuzda bizimle onur duyacaksınız!” sözlerinin gereklerini yerine getirecek bir bağlılıkla kutlayacaktır. Ronahi ve Berivan’ların ardılıları olarak Britanya’da yaşayan Kürtler ve dostlarını “Réber APO ya Özgürlük, Kürdistan’a Statü” şiarı ile Britanya’da Newroz ateşi daha fazla gürleşmeli , Mazlum Doğan’ın, Zekiye ve Rahşan’ın kutsal ateşine daha fazla sahip çıkma ve Kürdistan’da verilen Demokratik Özerklik direnişine daha fazla katılım gösterme çağrısında bulunuyor, bu vesileyle halkımızın ve dostlarımızın Newroz’larını bu direniş ruhuyla kutluyoruz’’
Açıklamada ayrıca her yıl Newroz’u Finsburry Parkında kutladıklarını ancak alanda yapılan yeni oyun alanlarından kaynaklı Lee Valley Athletic Centre aldıkları belirtildi.
Anadolu Halk Kültür Merkezi ve evlere bu sabah yapılan polis baskını sonucunda üç kişi göz altına alındı. Londra Polis Birimi, Metropolitan Police tarafından, 6 Nisan Çarşamba sabahı yapılan baskın ve aramalarda Ayfer Yıldız, Alaattin Kalender ve Steve Kaczynski’nin göz altına alındıkları aktarıldı. Polisin verdiği bilgiye göre, göz altına alınanlar, güney Londra’da bir karakolda tutuluyorlar.
Gün boyunca dernekte aramaların devam ettiği bildirildi.
Metropolitan Police’nin internet sayfasında sabah saat 08:18’de yayınlanan bildiride Terörle Mücadele Komutasına bağlı polis memurlarının baskını gerçekleştirdikleri açıklandı. Gözaltlarının terör suçlarına ilişkin olduğunu belirten polis, göz altına alınanların kimliklerini açıklamasında belirtmiyor.
Polis, Kuzey Londra’da bir adreste, 45 yaşında bir kadının terörist yayın dağıtmak ve yasak bir örgüt desteklemek şüphesiyle ve doğu Londra’da bir adreste 49 yaşında bir erkeğin terörist yayın dağıtmak şüphesiyle göz altına alındıklarını bildirdi.
Polis, gözaltlarına ilişkin şunları ifade etti: ‘‘Gözaltları yasak örgüt DHKP-C ile bağlantılı ve Türkiye’de gerçekleşen terör saldırılarını övdüğü düşünülen bir derginin dağıtımına ve yasak bir örgütü desteklemeye çağırmaya ilişkindir.’’
Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden İstanbul Üniversitesi Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü Genetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kenan Ateş Londra’da anıldı. Dün sabah haberinin alınmasının ardından, yıllarca çalışma yaptığı Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi’ne (DAY-MER) akın eden dostları akşam saatlerinde bir anma gerçekleştirdi. Aynı gün olmasına rağmen Londra’nın dört bir tarafından yaklaşık 200 kişi katıldı.
16 yılını geçirdiği İngiltere’de dostları ve yoldaşları Ateş’i şiirlerle uğurladı. Yıllarca beraber mücadelede omuz omuza veren Ahmet Sezgin’in bir konuşma yaptığı anmaya katılanlar da anılarını anlattı. Sezgin yaptığı konuşmada, Kenan Ateş’in sadece bir bilim adamı olmadığını, aynı zamanda dünyayı değiştirmek için de işçi sınıfı mücadelesinin yanında olduğunu belirtti. Sezgin, İngiltere’de de işçi sınıfı mücadelesine katılan Ateş’in, Liverpool liman işçileri ile olan dostluğunu hatırlatarak, liman işçilerinin hemen DAY-MER’i aradıklarını ve başsağlığı dileklerini, Kenan Ateş’in de üyesi olduğu EMEP üyelerine ulaştırmalarını istediklerini aktardı.
Anmaya katılan bir çok kişi, Kenan Ateş’le olan anılarını anlatırken, onunla yıllarca beraber olan yoldaşlarının bir çoğu konuşmakta zorlandılar. Duygusal anların da yaşandığı anmada, Ateş’in kararlılığı, azimliliğinin mücadelede yaşatılacağı sözü verildi.
Daha sonra DAY-MER Kültür Sanat Komisyonu tarafından hazılanan şiirlerin okunmasıyla Kenan Ateş anması devam etti.
Anmaya çok sayıda seveni katıldıAhmet SezginKenan ATeş anısına şiirler okundu
Başkent Londra’da demokratik kitle örgütleri Maraş’ta yapılmak istenen mülteci kampı direnişine destek verdi. AKP Hükümeti’nin Avrupa birliği ile yaptığı mülteci anlaşması sonrası alınan kararlardan sonra Kahramanmaraş’ta Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Sivricehöyük köyü yakınlarında mülteci kampı yapılması kararlaştırıldı. Yapılmak istenen kampta IŞİD çetelerinin barındırılacağına dikkat çeken bölge halkı Maraş katliamının anmasına bile izin verilmezken yapılmak istenen politikalar ile Maraş katliamının endişesini bir kez daha dile getiriyor.
18 Mart 2016 tarihinde AKP hükümeti ile Avrupa Birliği’nin yapmış olduğu anlaşma kapsamında Türkiye, Suriyeli mültecilerin Türkiye’de ikamet etmesini taahhüt etmiş bunun karşılığında Avrupa birliği Türkiye’ye para ödeme kararı almıştı. Suriyeli mültecilerin barınmaları için AKP Hükümetinin yapmış olduğu arayış çalışmaları ile Karaman, Akhisar, Yozgat, Maraş gibi bir çok şehrin adı gündeme gelmeye başladı. Ancak AKP hükümeti, Alevi kesiminin yoğun olarak yaşadığı Sivricehöyük köyü yakınlarına kamp yapılmasını kararlaştırdı.
Maraş katliamının yıldönümüne bile izin verilmeyen Maraş’ta; yapılmak istenen mülteci kampı, Alevi vatandaşları başta olmak üzere bölge halkının hükümetin sınır güvenliğini sağlayamadığı ve kamplarda IŞİD çetelerinin barınabileceğine ilişkin düşünceleri taşımalarına ve bu nedenlerden dolayı Kampın yapılmasına karşı çıkmalarına neden oldu.
Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Sivricehöyük’te yapılmak istenen Konteynır mülteci kampına karşı bir haftadan fazladır direniş gösteren vatandaşlar çadırlarıyla bekleyişe devam ediyor. Alevi ve solcuların hedef alındığı 1978 Maraş katliamı hatırlatılarak yapılmak istenen kampın yeni bir katliama neden olabileceği aktarılıyor.
Maraş ile dayanışma amaçlı yapılan basın açıklamasına Londra’dan 17 kurum destek verdi
LONDRA’DAKİ KURUMLARDAN DESTEK
Londra’da faaliyet yürütmekte olan 17 dernek Maraş’ta devam eden çadır direnişine destek verdi. İngiltere Pazarcıklılar derneği (Paz-der) binasında toplanan 17 derneğin yöneticileri ve halk bir basın açıklaması yayınladı.
Londra’da yapılan basın açıklaması öncesinde bölgede yaşanan olaylara ait son gelişmeleri almak üzere Maraş Yaşam Platformu’nun içinde yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şubesi Başkanı Salman Akdeniz ile bir telefon bağlantısı gerçekleştirildi.
EYLEM MÜLTECİLERE KARŞI DEĞİL
Mültecilere karşı bir tavır içerisinde olmadıklarını IŞİD cihatçılarına karşı ve Maraş’ta daha önce yaşanmış katliamlara karşı tedirginlik içinde olduklarını belirten Maraş Yaşam Platformu’nun içinde yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şubesi Başkanı Salman Akdeniz sözlerine şöyle devam etti:
Gelecek olan Suriyeli yurttaşların içerisine karışabilecek IŞİD’li, El Nusracı çeteler, katil sürüleri olabilir. Bu bakımdan insan kaygılı, tedirgin. Yoksa direkt ilkel ve gayri insani değildir bu karşı çıkış.
Paz-der, Britanya Alevi Federasyonu, El-com(Elbistan), Kaşanlılar, Kırkısrak, Tohum Kültür Merkezi, Alxas-Kistik, Bozca-der Londra, Yüz çiçek Açsın Kültür Merkezi, Kızkapanlılar, Dersim-der, Gik-der, Nurhak Kültür Evi, Koçgirililer, Kürt Halk Meclisi, Day-Mer ve Tilkililer Dernekleri tarafından yapılan basın açıklaması ile Maraş’taki çadır direnişine selam gönderilerek destek verdikleri ifade edildi.
https://youtu.be/Eat1byDU5jw
İYİ NİYETLİ BİR GİRİŞİM DEĞİL!
Kurumlar adına İsrafil Erbil’in okuduğu basın açıklamasında şunlar belirtildi;
‘‘Maraş/Terolar Köy sınırları içinde yapılması planlanan ve Maraş Valiliği tarafından çalışmaları başlatılmış olan ‘yirmi yedi bin kişilik Mülteci Kampı’ projesi derhal durdurulmalıdır. -Savaş mağduru Suriye halkları için Türkiye sınırları içinde daha uygun alanların olduğu bilinmesine rağmen köylerin ortasına denk gelecek şekilde ve bölgede yaşayan insanları mağdur edecek bir konumda bu kampın yapılması kesinlikle iyi niyetli bir girişim değildir.
TELEFASİ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLAR DOĞURACAK
Toplumların yaşadığı alanlardan başka bir alana göç etmesi söz konusu olduğu durumlarda, barınma ve gıda kadar önemli olan ve uzmanlarında üzerinde durduğu en önemli konulardan biriside sosyal, siyasal ve kültürel entegrasyondur. Bölge halkı ile iç içe kurulacak olan bu kamp, halkları guruplaştıracak ve telafisi olmayan olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
Maraş/Terolar köyü sınırları içinde planlanan kamp alanı, hiçbir açıdan 27 bin kişinin fazladan yerleşebileceği bir alan değildir. Bölge halkının sosyal yaşam tarzı, inancı, arazinin yetersizliği, tarımsal kaynakların yetersizliği, alt yapı yetersizliği ve hayvancılık imkanlarının yetersizliği göz önüne alındığında bu projenin bu alana dayatılması kabul edilemez.
SURİYELİ HALKLARIN ACILARINI PAYLAŞIYORUZ
Türkiye başta olmak üzere emperyalist ve işbirlikçi ülkelerin savaş politikaları yüzünden yerinden yurdundan olan ve zorunlu olarak göç eden Suriye halklarının acılarını paylaşıyoruz. Fakat yapılacak ilk yardım onlar için bir kamp kurmak olmamalıdır. Suriye halkına yapılacak en acil yardım Türkiye nin Suriye’den elini çekmesidir. Türkiye devletinin Suriye halkı için en başta atması gereken adım Suriye üzerindeki de savaş politikalarını durdurmak ve Suriye’deki iç savaşa silah göndermekten vazgeçmek olmalıdır.
AKP BİR TEHDİT OLARAK KULLANIYOR
Elbette, savaş yüzünden göç etmek zorunda kalan Suriye halklarına devlet tarafından güvenlik, barınma, giyinme ve gıda yardımlarının yapılması bir insanlık hakkı gereğidir. Fakat mülteci konumuna düşürülmüş ve savaş mağduru olan bu insanların mağduriyeti AKP hükümeti tarafından siyasal bir alet ya da AKP’nin oy almadığı bölge insanı için bir tehdit olarak kullanılmamalıdır. Fakat Maraş’ta yapılmak istenen aynen budur. Türkiye devletinin siyasal ve ekonomik politikaları yüzünden İngiltere ye göçmen olarak gelmiş ve yaklaşık 30 yıldır İngiltere de yaşayan Türkiyeli halklar olarak; Türkiye Devleti ve AKP Hükümeti’nin gerici, ırkçı, faşizan ve savaş yanlısı tavrını kınıyoruz! Türkiye içinde ve Suriye başta olmak üzere sınır ötesindeki tüm komşu ülkelere karşı düşman tavrını ve savaş çığırtkanlığını lanetliyoruz! AKP’nin Maraş’ta yapmak istediği kamp projesini istemiyoruz! Yaşam alanlarını koruyan Maraşlı Köylülerin endişelerini paylaşıyoruz! Maraş Yaşam Platformu’nun mücadelesini destekliyoruz.’’
MARAŞ YAŞAM PLATFORMU: HALK TEDİRGİN
Hükümetin uyguladığı politikalarla sınır güvenliğini yeterince sağlayamadığını kamplara cihatçı kişilerin de girebildiği yönünde bilgiler olduğunu anımsatan ve aynı zamanda çadır eyleminin çağrısını yapan Maraş Yaşam Platformu avukatlarından Mustafa Torun, konuyla ilgili olarak bölge halkının büyük bir tedirginlik içinde olduğunu ifade etti.
Konteynır kampın bölgedeki evlere sadece birkaç metre mesafede olduğunu söyleyen Torun şöyle konuştu:
Daha önceki kamplardan, Kahramanmaraş’ın içinde yapılmış olan kamplardan, İslâhiye’deki kamplardan edinilen tecrübeler şu yönde: Orada terör unsurları da yer aldı. Birçok adli vaka gerçekleşiyor. Bölge, Kahramanmaraş’ta adli vakaların neredeyse hiç olmadığı bölgelerden bir tanesi. ‘Bu kadar itidalli bir yere, ne motivasyonla geldiğini bilmediğimiz insanların getirilmesini istemiyoruz’ diyor halk aslında.
İŞİD ALEVİLERE KARŞI KATLİAM YAPIYOR
IŞİD’in Suriye’de Alevilere karşı katliamlar yaptığını hatırlatan torun kurulacak olan konteyner kampına 27.000 insanın yerleştirilmesinin söz konusu olduğunu ifade ederek bölge halkının Maraş katliamını unutmadıklarını ancak yakın tarihe bakıldığında, iki yıl önce sığınmacılar ile halk arasında gerginlik yaşandığını bir kez daha anımsatıyor ve kampın yapılması kararlaştırılan mevkinin Kent merkezine uzak olması nedeniyle olabilecek herhangi bir olumsuzluk neticesinde müdahale şansının da zor olduğunu sözlerine ekliyor.
AKP hükümetinin Suriyeli sığınmacılar için yapmayı kararlaştırdığı mülteci kampının bölge halkı tarafından çadır eylemi ile protesto edilmesine, siyasi partilerde destek verdi. Geçtiğimiz günlerde HDP ve CHP milletvekilleri de yapmış oldukları ziyaretlerle AKP’nin almış olduğu karardan geri adım atması gerektiğini aksi taktirde kampın halklar arasında çatışmayı arttıracağı ifade edildi.
Suriyeli mültecilerin barınma sorununu çözebilmek için yapılması planlanan kamp için bir çok şehrin adı geçerken neden Maraş seçildi? Yanıtlanması gereken sadece bu soru değildi elbette, kampın yapılacağı arazinin hukuksal yapısı tartışmaları da beraberinde getiriyor. Maraş Yaşam Platformu avukatlarından Mustafa Torun, arazinin hukuki yapısı ile ilgili olarak yaşanan hukuksuzluğu şu sözler ile aktarıyor:
Mera Komisyonu’nun o araziyi mera vasfından Hazine arazisine çevirdiğini ve TOKİ’ye devredildiğini öğrendik. TOKİ de, Kalyon İnşaat adında Gaziantep merkezli bir şirkete ihale etmiş. Alelacele cumartesi günü iş makineleri geldi, konteynerler getirilmeye başlandı. Mera vasfında olan arazinin Hazine arazisine usulsüz şekilde çevrildiği gerekçesiyle, İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açacağız.
1974 yılında Gaziantep’te kurulan Kalyon inşaat kent-doğa mücadelesi yürütenlerin oldukça yakından bildiği bir şirket. Gelişen süreç içerisinde giderek büyüyen Kalyon inşaat 2013 yılında İstanbul 3’üncü Havalimanı ihalesini de alarak AKP Hükümeti döneminde en parlak dönemini yaşıyor.
Kalyon inşaat’ın faaliyetlerine gelince, Türkiye’de en bilinen projeleri şöyle: Yeşil Vadi Konakları (2004), Bakırköy Adalet Sarayı (2005), İstanbul Metrobüs Hattı (2006), Kalen HES Projesi (2006), Taksim Meydanı (2013), İstanbul 3. Havalimanı (2013), Başakşehir Stadı (2013), Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı (2013).
Kalyon İnşaat, sadece Türkiye’de değil, Katar, Rusya, Libya, BAE, Suudi Arabistan ve Irak gibi birçok ülkede faaliyet gösteriyor.