Tag: ingiltere

  • İngiltere’de salgın yüzünden 730 bin kişi işsiz kaldı

    İngiltere’de salgın yüzünden 730 bin kişi işsiz kaldı

    İngiltere’de Mart-Temmuz döneminde 730 bin kişinin işini kaybettiği açıklandı. Ulusal İstatistik Kurumu’nun (ONS) açıkladığı verilere göre, koronavirüs salgını en çok 18-24 yaş grubundaki ve 65 yaşın üstündeki çalışanlarla beden işçilerini etkiledi. Ülkede bu oranda bir düşüş son kez 2009’da görülmüştü. Düşüşün Haziran’dan itibaren yavaşladığı belirtiliyor.

    ‘İşsizlik yüzde 7,9’a çıkabilir’

    ONS’nin verileri hâlâ kadroda göründükleri için bu dönemde ücretli ya da ücretsiz izne çıkarılan kişileri kapsamıyor. Bu nedenle verilerin pandemi sürecinin etkilerini tam olarak yansıtmadığı vurgulanıyor. İngiltere’de işsizlik oranı yüzde 3,9 civarında. Ancak bazı uzmanlar, 2021’in ortasında bu oranın yüzde 7,9’a çıkabileceği uyarısında bulunuyor.

    ONS’nin verilerine göre Temmuz’da devlet yardımı alan işsiz ya da düşük gelirli kişilerin sayısı Mart’ta itibaren yüzde 117 artarak 2,7 milyona ulaştı. Sonuçları dün yayımlanan bir araştırma, ülkedeki işverenlerin üçte birinin Ekim ayına kadar işçi çıkarmaya hazırlandığını orta koymuştu. Aralarında HSBC, British Airways, BP, Rolls Royce, Virgin Atlantic, Ryanair ve EasyJet’in de bulunduğu çok sayıda şirket binlerce çalışanının işine son vereceğini açıklamıştı. Hükümet Mart’tan bu yana, zora giren şirketlerin çalıştırmayacağını beyan ettiği işçilerin maaşlarının yüzde 80’ini ödüyor.

     


     

    United Payments
    United Payments
  • Londra’nın en işlek caddesi Oxford’da bıçaklı saldırı

    Londra’nın en işlek caddesi Oxford’da bıçaklı saldırı

    Bugün saat 17:38’de Oxford caddesi W1 yakınlarındaki Market Place’de polis ekipleri  bıçaklanan bir adam ihbarı aldı. İlk yardım ekipleri ve polisler yaralı kişiye olay yerinde müdahale etti ve zanlının kaçtığı, hala aranmakta olduğu belirtildi.

    Market Place
    Market Place

    Londra Ambulans Servisi sözcüsü ilk müdahalenin ardından yaralıyı hastaneye kaldırdıklarını aktarırken, yaralının durumu hakkında bilgi vermedi.

    Ekiplerin müdahale anları
    Ekiplerin müdahale anları

     

    Metropolitan Polisi ise attığı tweet ile olayla ilgili bilgisi olan kişilerin 101 numaralı telefonu arayıp, 6404/8Aus referansı ile ellerindeki bilgileri aktarmalarını rica etti.

     

    Londra’nın en işlek caddesi Oxford’da bıçaklı saldırı
    Londra’nın en işlek caddesi Oxford’da bıçaklı saldırı
  • İngiltere’de maske kuralları değişiyor, dernekler ve toplum merkezlerinde de maske takmak zorunlu

    İngiltere’de maske kuralları değişiyor, dernekler ve toplum merkezlerinde de maske takmak zorunlu

    Geçen ay hükümet, İngiltere’deki mağaza ve süpermarketlerde yüz maskesi kullanımını kanunen zorunlu hale getirmişti.

    Toplu taşıma araçlarında takmak zaten yasal bir zorunluluktu. Şoförlerin, hizmet vermeyi reddetmeleri veya seyahat ederken maske kullanmaları için uyarı izinleri vardı. Gerekirse, polis ve Transport for London’ın da müdahale edebilir ve maske takmayı reddedenlere para cezası kesebiliyordu.

    Bugünden itibaren ( 8 Ağustos 2020 ) Covid-19 önlemleri kapsamında yeni kurallar getirildi. Maske takmanın zorunlu olduğu yerler genişletildi ve buralarda kurallara uymayanlara 100 pounda kadar para cezası kesilebileceği açıklandı.

    İşte maske takılması zorunlu yerlerin listesi;

    • Cenaze işlemlerinin yapıldığı yerler
    • İbadet yeri
    • Kütüphaneler ve halka açık okuma odaları
    • Toplum merkezleri, dernekler
    • Profesyonel, yasal veya finansal hizmetler sunan tesisler
    • Sinema, tiyatro ve konser salonları
    • Tombala salonları
    • Müzeler, galeriler, akvaryumlar, kapalı hayvanat bahçeleri veya ziyaretçi çiftlikleri veya diğer kapalı alan turist, miras veya kültürel alanlar
    • Tırnak, güzellik, kuaför salonları ve berberler
    • Masaj merkezleri
    • Otel ve pansiyonlarda halka açık alanlar
    • Sosyal kulüpler
    • Dövme ve piercing salonları
    • Kapalı eğlence mekanları
    • Depolama ve dağıtım tesisleri
    • Veterinerler
    • Müzayede evleri

  • İngiltere’de normaleşmenin son adımı 2 haftalığına ertelendi

    İngiltere’de normaleşmenin son adımı 2 haftalığına ertelendi

    Britanya’da vaka sayılarının artmasının ardından Ağustos ayında uygulanması planlanan normalleşmenin bir sonraki adımı ertelendi.

    Britanya, ülkenin bazı bölgelerinde Koronavirüs enfeksiyon oranının tekrar artmasıyla birlikte normalleşme sürecinin bir sonraki adımını erteleme kararı aldı.

    Normal şartlarda ülkede bazı “yüksek riskli” alanların yarın (1 Ağustos) açılması planlanıyordu. Britanya Başbakanı Boris Johnson, bu adımın atılmasının en az iki haftalığına ertlendiğini ifade etti. Hükümetin daha önce açıkladığı plana göre; İngiltere’de 1 Ağustos’ta 30 kişiyi aşmamak üzere düğünlere izin verilecek;, tiyatro ve konser salonları, oyun salonları, buz pateni pistleri ve bowling salonları da sosyal mesafe kurallarına uyulması koşuluyla açılacaktı.

    Boris Johnson, “Bunun birçok insanı çok üzeceğini biliyorum ancak özür dilerim, şu an böyle bir risk alamayız” dedi.

    30 Temmuz itibariyle de Britanya’nın kuzeyindeki Manchester ve Yorkshire gibi bazı kentlerde bazı kısıtlamalar geri getirilmişti.

    BBC’nin haberine göre; dün gece geç saatlerde İngiltere’nin kuzeyinde vakaların artış gösterdiği Manchester, Lanchashire, Batı Yorkshire ve Leicester çevresinde önlemlerin yeniden bir önceki aşamaya dönülerek sıkılaştırıldığı, ev ve bahçe ziyaretlerinin yasaklandığı açıklanmıştı.

    İskoçya Özerk Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon da İngiltere’nin kuzeyine gidilmemesini istemiş ve bu bölgeden İskoçya’ya gitmeyi planlayanlara seyahatlerini iptal etmeleri çağrısı yapmıştı.

  • Kraliçe’den Gik-Der’e ‘teşekkür’ mektubu

    Kraliçe’den Gik-Der’e ‘teşekkür’ mektubu

    Kraliçe Elizabeth’in Londra Büyükşehir Temsilcisi tarafından Pandemi sürecindeki faaliyet ve çalışmalarından dolayı Gik-Der’e bir teşekkür mektubu gönderildi.

    Kraliçe Elizabeth’in Londra temsilcisi Kaptan Kennth Ollisa tarafından Kraliçe adına sosyalist mücadelenin bir parçası olan Göçmen İşçiler Kültür Derneği’ne (Gik-Der) hitaben bir teşekkür mektubu gönderildi. Pandemi sürecindeki faaliyet ve çalışmaların takdir edildiği mektup şöyle:

    “Bir araya gelmenin en belirgin oldugu yer bizim başkentimizdir. NHS, doktorların, hemşirelerin, yardımcı personelin ve bizim için kendi sağlıklarını riske atan diğerlerinin sıkı çalışmasını ve fedakarlığını kutlayan binlerce Londralı ile en görünür örnek olmuştur. NHS Gönüllü yanıtlayıcılarına katılmak veya #clapforcarers’a katılmak barış zamanında hiç olmadığı kadar ‘ortak hedefe odaklanma’ gösterdi. Ancak, bildiğiniz gibi, endişe verici birçok konuda gündemimizde oldu. Londralılar sevdiklerini kaybetti ya da Covid-19 hastalığına yakaland; kısıtlamalar, savunmasız insanları temel ihtiyaçları için başkalarına muhtaç bıraktı; küçücük evlerde yaşayan çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek çok az şery geliştirilebildi; yetişkinler ise işçi yardımlarından faydalansalar biğle ailelerini geçindirebilmek için çok ciddi zorluklar ile karşı karşuya kaldılar.

    Neyse ki, Londra, Gik-DER (Göçmen İşçiler Kültür Derneği) gibi zorlu gerçeklerle karşılaşanların yaşamlarını iyileştirmek için yorulmadan çabalayan birçok harika derneğe sahip olmakla kutsanmıştır. Haringey İlçesi temsilcim Teğmen Yardımcısı Kaptan Peter Baker, krize karşı GİK-DER olarak ne kadar hızlı tepki verdiğinizi ve ilçedeki Türk ve Kürt nüfusunun daha savunmasız üyelerine yardım ettiğiniz bilgisini bana ulaştırdı. Hizmetlerinizi ani bir değişiklik ile nasıl online olarak sumaya devam ettiğinizi ve gönüllülerinizin ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için kendilerini riske atma istekliliği gibi özellikler benim için çok etkileyici olmuştur.

    Majestelerinin bu büyük kentteki temsilcisi olarak, sosyal içermenin geliştirilmesine öncelik veriyorum ve bu nedenle özellikle danışmanlık ve eğitim desteği sağlamanızı memnuniyetle karşılıyorum’

    Londralılar, sizin ve daha birçok kişinin cömertçe dağıttığı sevgi ve özen nedeniyle sokaklarımızı tekrar doldurmaya başlıyor. Teşekkür ederim, Londra’yı sizinle paylaşmaktan gurur duyuyorum.”

     

    Kraliçe’den Gik-Der’e ‘teşekkür’ mektubu
    Kraliçe’den Gik-Der’e ‘teşekkür’ mektubu

     

    GİK-DER TOPLUMUN KAYASIDIR
    Türk ve Kürt nüfusunun çok yoğun olarak yaşadığı Haringey bölgesinde çalışmalarını sürdüren Göçmen İşçiler Kültür Derneği geçtiğimiz günlerde de Haringey Belediyesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Haringey Giving tarafından ‘Gıda ve kardeşlik, Haringey’de yaşayan Türk ve Kürt toplumunun sırtını yaslayacağı bir kaya’ olarak nitelendirilmişti.

    Pandemi sürecinde binlerce kişinin ihtiyacına cevap olan Gik-Der kısıtlamaların ortadan kalkması ile beraber çocuklara, kadınlara, genç ve yetişkinlere yönelik çalışmalarına yeniden başladı.

  • NATO: Zoraki Evlilik, İki yüzlülük, Beyin ölümü!

    NATO: Zoraki Evlilik, İki yüzlülük, Beyin ölümü!

    İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleşen iki günlük NATO’nun Londra zirvesinde ‘iki yüzlülük’ tartışmaları altında bir nevi zoraki evliliğe devam kararı alındı. Zirve öncesi Erdoğan, Macron ve Trump’ın başını çektiği sert tartışmaların ardından gerçekleşen zirveden sonra ortaya çıkan genel fotoğrafın tek cümlelik tarifi; ‘Birbirimizden nefret ediyoruz, her konuda farklı düşünüyoruz, ama birbirimize mecburuz!’ oldu.

    Aladdin Sinayiç-Londra

    NATO’nun 70’inci kuruluş yıldönümünü kutladığı Londra zirvesinin ilk günü liderler arasında gerçekleşen ikili, üçlü ve dörtlü toplantılarla geçti. Türk devletinin Rusya ve DAİŞ ile olan ilişkileri ve Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarından kaynaklı ortaya çıkan kriz genel kuruldan çok özellikle de bu dar toplantılarda tartışıldı. Bu toplantılardan en önemlisi Britanya başbakanı Boris Johnson, Almanya başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron ve Türkiye cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan arasında gerçekleşen ve beklenenden çok kısa süren dörtlü toplantı oldu. Toplantı toplamda 50 dakika sürerken, sonrasında liderler tarafından yapılan açıklamada ‘çok faydalı bir görüşme gerçekleştirildiği’ ifade edilse de toplantının krizli geçtiği anlaşılıyor.

    Genel kurulda Türkiye işgali gündeme geldi mi?

    NATO zirvesinin sonuç bildirgesinde Suriye krizine ve Türk devletinin işgaline hiç vurgu yapılmadı. Yayınlanan sonuç bildirgesinde bilinen klasik cümlelerin dışında, teröre karşı savaşa devam edileceği, 5’inci maddeye bağlılık, Avrupalı üye devletlerin savunma harcamaları konusunda üzerlerine düşeni yapacakları, Rusya ve NATO tarihinde bir ilk olarak da Çin’e yönelik rahatsızlık ifade edildi. Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırıları, S400 savunma sistemi, DAİŞ ile olan ilişkisi bir süredir tüm üye ülkelerin rahatsız oldukları başta gelen konulardan olsa da sonuç bildirgesinde yer almazken, liderlerin yaptığı basın açıklamalarında da bu konuların genel kurulda tartışılmadığı ifade edildi.

    Erdoğan’ın ayak oyunları: Kriz yaratıp krizi pazarlık konusu yapmak

    Türk cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın kriz yaratarak bunu pazarlık konusu yapma siyaseti burada da devam etti. DAİŞ ile ilişkisi, Kuzey-Doğu Suriye işgali, savaş suçları, etnik temizlik planları ve S400 meselesi kendisini NATO zirvesinde çok ciddi düzeyde zorlayacak konulardı. Bunların gündeme gelmemesi ve işgali meşrulaştırma amacıyla bir dizi ön hamle yaptı. Bunlardan en önemlisi NATO’nun Baltık ülkeleri ve Polonya’yı Rusya’dan koruma amaçlı hazırlanan savunma planını veto ederek YPG’nin NATO tarafından ‘terör örgütü’ ilan edilmesi şartını koşmak ve sürekli kullandığı mülteci kozu oldu. Erdoğan bu hamlesiyle kriz yaratarak NATO’yu kendi çizgisine çekerek taviz koparma siyaseti yürüttü. Erdoğan; ‘işgale destek vereceksiniz, zirvede konuyu gündeme getirmeyeceksiniz, ben de Baltık ülkeleri savunma planına destek veririm’ pazarlığı yaptı. Sonuç olarak zirvede Erdoğan Baltık ülkeleri savunma planına destek verdi ve NATO da bunun karşılığında Türk devletinin işgalini ve savaş suçlarını gündemleştirmeyerek, bir gün öncesinde gerçekleşen çocuk katliamına sessiz kalarak destek vermiş oldu.

    Türkiye’yi anlamaya çalışıyoruz!

    Zirvenin bitiminden sonra yapılan açıklamalarda NATO üyeleri arasındaki siyasi farklılıklar ve sorunların aşılamadığı ortaya çıktı.

    Zirve öncesi ve birinci gününde Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un Türkiye ile ilgili açıklamaları gündeme oturmuştu. Zirvenin ilk gününde basına verdiği demeçte Türkiye’nin DAİŞ ile olan ilişkisine dikkat çeken Macron, zirve sonrası yaptığı açıklamada genel kurul toplantısında konuyu neden gündeme gelmediğine vurgu yapmazken, Türkiye ile terörizm tanımı konusunda anlaşmalarının mümkün olmayacağını ifade ederek Türkiye ile yaşanan sorunların halen devam ettiğini ifade etmiş oldu.

    Zirve sonrası basının karşısına geçen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg,

    ‘Baltık ülkeleri ve Polonya ile ilgili savunma planının imzalaması için Erdoğan’a ne verdiniz?’ sorusuna verdiği cevapta NATO’nun 5’inci Maddesine vurgu yapması, Türkiye’nin bir saldırıya uğraması durumunda yanında olacakları konusunda Erdoğan’a güvence verildiği anlamına geliyor. Stoltenberg cevabının devamında ‘NATO’nun temel amacı barışı korumak, savaş çıkarmak ve çatışma alanlarını provoke etmek değildir. YPG ve PYD konusunda farklı görüşler var, hepimizin ortaklaştığı tek şey DAİŞ’e karşı verilen mücadelenin zarar görmemesi’ diyererek te Erdoğan’ı tekrardan uyarmış oldu.

    Önümüzdeki hafta yapılacak genel seçimlerde koltuğunu korumaya çalışan İngiltere başbakanı Boris Johnson ev sahibi sıfatıyla düzenlediği basın açıklamasında Türkiye’yi ‘anlamaya çalıştıklarını’ ifade etti.

    Zirvenin ‘maskotu’ Trump oldu

    Zirvenin ilk gününün akşamında Kraliçe Elizabeth’in Buckingham Sarayında verdiği resepsiyonda Kanada başbakanı Justin Tradeau’nun Macron ve Johnson ile sohbetinde Trump ile alay etmesi videosu zirvenin en çok konuşulan konusu olmuştu. Trump, videoyu izlediğini ifade ederek ‘Trudeau ikiyüzlü’ diye tepki gösterdi. Trump zirve sonrası planladığı basın açıklamasını da iptal ederek Washington’a geri döndü.

    Ve çocuk katili

    NATO zirvesinden bir gün önce Tel Rifat’a yönelik saldırısında 8 çocuğu katleden Türk ordusunun başkomutanı Erdoğan zirveye bürokrat ordusu ve üç dilde hazırladığı üç kitapçıkla katıldı. Kitapçıklarda; işgal ve etnik temizlik planı, Türkiye’nin gücü, stratejik önemi gibi konuların propagandasının yapıldığı kitapçıklar tüm devlet başkanlarına dağıtıldı. Zirve sonrası ve ikili toplantılar sonrası sessiz kalmayı tercih eden Erdoğan, akşam saatlerinde İngiltere’de yaşayan AKP’lilerle bir araya geldiği toplantıda yaptığı açıklamalarla zirveden duyduğu memnuniyetsizliği ortaya koydu.

    “Terör örgütlerine on binlerce TIR’la silah, mühimmat gönderenler bize paramızla silah vermediler. AB mülteciler konusunda verdiği para yardımı sözünü tutmadı’’ repliğini tekrarlayan Erdoğan zirve öncesi dikkat çektiği konulara değinmedi.

    Birleşik Krallık’ta yaklaşık 500 bin nüfuslu bir ‘Türk’ toplumu olduğunu, ticaret hacminin iki milyar doları bulduğunu söyleyen Erdoğan “Ama ne yazık ki vatandaşlarımızın ekonomik alanda elde ettikleri başarıyı siyasi alana yansıtamadıklarını görüyoruz. Milli hassasiyeti yüksek STK’lara Birleşik Krallık’ta çok ihtiyacımız var” dedi. Erdoğan ‘milli hassasiyet’ çağrısı yaptığı 500 bin vatandaşın yüzde sekseninin Kürt, Alevi ve devlet zulmünden kaynaklı Türkiye’yi terk eden muhaliflerden oluştuğunu bir anlığına unutmuş gibiydi.

    Ve NATO liderleri 2021’de tekrar buluşmak üzere ayrıldı ancak mevcut sorunların ve çelişkilerin 2021’e kadar bekleyemeyeceği kesin.

     

  • İngiltere Parlamentosu’nda ‘Rojava’ paneli

    İngiltere Parlamentosu’nda ‘Rojava’ paneli

    İngiltere Parlamentosu’nda düzenlenen ‘Rojava’ konulu panelde ABD Başkanı Trump’ın askerlerini geri çekme kararı ve Türkiye’nin işgal girişimine tepki gösterilerek, işgal ile birlikte Ortadoğu’daki ‘demokratik alanın yok edilmek istendiği vurgulandı.   


    Londra Kürt Halk Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu tarafından İngiltere Parlamentosu’nda ‘Rojava’ konulu bir panel düzenlendi. Panele HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, İşçi Partisi Milletvekili Bambos Charalabous, Gazeteci Steve Steveeney, İskoç Milletvekili Chris Stephen ve çok akademisyen, yazar ve siyasetçi katıldı. Yoğun ilginin olduğu panelde, Rojava’ya dönük işgal girişimi çok sert tepkiler dile getirilirken, Rojava’nın demokratik bir Ortadoğu açısından önemine dikkat çekildi.

     

     

    Skype üzerinden panele katılan ve yerine kayyum atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Selçuk Mızraklı, Rojava’ya dönük işgal girişimini ‘bir insanlık krizi’ olduğunu söyleyerek,”Kürtler Ortadoğu’da yıllardır barbarlığa karşı, İŞİD gibi gerici güçlere karşı savaşarak bunun yerine demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir sistem inşa edildi. Bu Ortadoğu açısından çok önemli bir dönem yarattı. Ancak AKP-MHP koalisyonu hem Türkiye’de hem Ortadoğu’da Kürtlere ve demokrasi güçlerine karşı saldırgan savaş politikalarını devreye koydu. Bu bir çözüm değildir hiç bir zamanda çözüm olmadı. Bu her şeyi daha derinleştirdi. Bunun bir tek çözüm yolu vardır o da ‘barış’ politikaları geliştirmektir. Şu anda tek bir işaret yok barış ile ilgili” dedi. BM ve AB’nin işgal girişimine karşı harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Mızraklı, Kürtlere yönelik bu saldırılara karşı bir barış politikasının oluşması için baskı kurulması gerektiğini vurguladı.

     

    ‘DEMOKRATİK ALAN YOK EDİLİYOR’

    Kürdistan Dayanışma Ağı üyesi Politik analist Nick Hildyard’ta Rojava sistemi ve Ortadoğu’da Kürtlerin öncülüğünde nasıl bir ‘demokratik alan’ oluşturulduğunu anlatarak, Türkiyenin bu demokratik alanı yok etmek istediğini ifade etti. Erdoğan’ın politikalarını ‘barbarlık’ olarak niteleyen Hildyard, gerekli tepki ve tavrın gösterilmemesinin Erdoğan’ın bu politikaları sürdürmesine neden olduğunu ifade etti.

     

    İngiltere Parlamentosu’nda ‘Rojava’ paneli

     

    ‘DURDURMAMIZ GEREKİYOR’

    HDP Onursal Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü’de HDP’li belediyelere hukuk dışı bir şekilde kayyum atandığına işaret ederek, bu hukuk dışılığın artık Rojavaya işgal girişimi ile beraber bir soykırım politikasına dönüştüğüne dikkat çekti. Rojava’ya dönük saldırıların durdurulmaması halinde korkunç katliamların gerçekleşebileceğin dikkat çeken Kürkçü, çok geç olmadan Erdoğan’ın durdurulması gerektiğini ifade etti. Afrin’in işgali ile büyük vahşetler yaşandığını hatırlatan Kürkçü, Kürdistan’da tüm evrensel değerlerin ayaklar altına alındığını vurguladı. Gazeteci Steve Sweeney ise Rojavaya yönelik saldırılar ile küresel demokrasinin çok büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldığını ifade ederek, Kürt halkının nasıl bir demokrasi mücadelesini verdiğini tarihsel boyutları ile anlattı. Sweeney, insanlığın onurunu kurtaran Rojava’ya karşı geliştirilen işgale ‘dur’ demek gerektiğini ifade ederek, “Direnişe geçelim hep beraber direnelim” diyerek konuşmasını tamamladı.

     

    ‘AMERİKA’YA TEPKİ VARDI’

    İskoçya Ulusal Parti (SNP) Milletvekili Chris Stephen’da ABD Başkanı Trump’ın Rojava’dan Amerikan askerlerini çekme kararına sert tepki göstererek, İskoçya Parlamentosu’nda bu karar karşı toplanılarak bir deklarasyon yayınlacağını ifade etti. Panele katılan diğer siyasetçi ve akademisyenler de genel olarak Rojava’ya karşı işgal girişimine karşı diplomatik ve siyasi bir çalışmanın aciliyetine vurgu yaptı.

     

    Haber : Sultan Çakır – Hikmet Erden