Tag: ingiltere

  • Her gün bizde ölüyoruz!

    Her gün bizde ölüyoruz!

    Geçtiğimiz yıl 100’den fazla gazeteci görevi başında katledildi, dünya çapında 348 gazeteci cezaevinde.

    Erem Kansoy

    Avrupa dışındaki ülkelerde basın özgürlüğünden bahsetmek neredeyse mümkün değilken, binlerce gazeteci işsiz, kurumları faşist yönetimlerce kapatılmış veya kıt kanaat geçimini sağlamaya çalışıyor. Darp girişimleri, sosyal medyada küfür ve hakaretler de ne kadar normal karşılansa da, Hayır! Normal değil ve aksine üzerine gidip ses çıkartılmalı. Mesleğine aşık gazeteciler bugün olduğu gibi faydalanılıp bir kenara atılmamalı.

    Her gün okuyucular kendilerine yakın gördükleri haber kaynaklarından çok hızlı şekilde habere erişmeye devam ederken, biz habercilerin yaşantısı ve ölüm ile yüzleşmesini kaçımız sorguluyoruz?

    Evet, gazetecilik yorucu bir meslek, işe başlama saatiniz vardır ama çıkış saatiniz belli değildir. Salonların yerine, sokakları tercih edersiniz çoğu zaman… Yeri gelir bir feryadın, yeri gelir bir acının içinde bulursunuz kendinizi… Bazen de içiniz kan ağlarken, cebinizde beş kuruş yokken; şen kahkahaların atıldığı bir zevk masasının halini ölümsüzleştirirsiniz objektifinizde. Annenizi, babanızı, eşinizi hatta çocuğunuzu saatlerce bekletirsiniz ama habere yetişmek veya haberi yetiştirmek için yeri gelir tüm zaman limitlerini zorlarsınız. Aşkla koşmazsanız haberin peşinden çabuk yorulursunuz. İçinizde aşk yoksa yapamazsınız bu işi… Öyle ki tüm bunların karşılığı ölüm, baskı, tehdit ve geçim mücadelesi olmamalıydı gazetecilerin.

    2016’da her 4 günde 1 gazeteci öldü!

    Birleşmiş Milletler’in dünyadaki basın özgürlüğü ile ilgili araştırmaları da bünyesinde yürüten UNESCO, geçtiğimiz günlerde kendi haber sitelerinde yayınladığı bir makaleye göre, geçtiğimiz yıl içerisinde ortalama 4 günde 1 gazeteci görevi başında yaşamını yitirdi. 2016’da UNESCO’ya göre görevi başında ölen gazeteci sayısı 101 fakat bunlar sadece bilinenler.

    Yayınlanan verilere göre ölen gazeteciler, Ortadoğu’da Arap Emirlikleri, Suriye, Irak, ve Yemen ayrıca Latin Amerika ve Karibeanlar’da çoğunlukta yaşamını yitirdi. Makalede yer alan bir diğer bilgi ise her ölümün ardından UNESCO Direktörü Irına Bokova olayının yaşandığı yerlerdeki otoriteleri özellikle arayıp ölümlerin aydınlatılmasını istemiş. Makalede ayrıca hem sorunlu hemde sorunlu olmayan bölgelerde çalışma yürüten gazetecilerin sağlık ve güvenliği ile alakalı bir de protokol oluşturulacağı bilgisi yer aldı. Uluslararası Haber Güvenliği Enstitüsü’ne göre ise 2015 yılında 115 gazeteci

    katledilirken, 2016 yılında ise Kolombiya, Meksika, Afganistan, Irak ve Rusya bölgelerinde en çok gazeteci ölümünün yaşandığı belirtiliyor.

    Öldürülen yerel gazetecilerin sayısı net olarak belirlenemezken, birçok gazetecinin öldürülmeden önce hem kendisinin hem de ailesinin tehdit aldığı ve saldırılara uğradığı da biliniyor.

    Gazeteciler için; Türkiye eşittir hapishane!

    Türkiye’de içi boş bir takım siyasetçiler halen rahatça ‘basınımız özgür’diye yalanlar söylemeyi becerebiliyor. Hem Türkiye hem de Avrupa’da onlarca gazeteciyi hapse atan, katleden, işsiz bırakan, darp eden Türki zihniyetten aksini söylemesi beklenemezdi zaten. Öte yandan uluslararası basın örgütleri ve kurumlar ise Türkiyede gazetecilere yönelik barbar tutum karşısında şok içerisindeler.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RWB) ve Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre dünyada en çok gazetecinin hapiste olduğu ülke 2 yıl sonraki araştırmalar neticesinde yine Türkiye. Dünya Basın Özgürlüğü raporunda iki sıra daha gerileyen Türkiye, 180 ülke arasında 151’inci sırada. Önünde Tacikistan, arkasında Demokratik Kongo Cumhuriyeti var. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) raporları ile rakamsal olarak örtüşen uluslararası kurumların raporlarında da belirtildiği üzere, Türkiye’de 148 gazeteci cezaevinde, 170’e yakın medya organı kapatıldı. Yaklaşık 2 bin 500 medya çalışanı ve rakam net olmamasıyla beraber 10 bine yakın tahmin edilen gazeteci ise işsiz. Yargı önündeki, darp edilen, ekstra işlerde çalışıp geçimini sağlamaya çalışan, tehdit ve baskı altındaki gazeteci sayısını kestirmek ise neredeyse imkansız.

    İngiltere ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden Türkiye’ye hassasiyet

    Özellikle Türkiye’deki gazeteci meslektaşları ve dava arkadaşlarını yalnız bırakmayarak yurt dışında yürüttükleri bilgilendirme toplantıları ve çalışmalar ile yabancı gazetecilerin Türkiye’yi de değerlendirmeleri sağlandı.

    İngiltere üzerinden, Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International), Avrupa Yazarlar Birliği (European PEN), Uluslararası Gazeteciler Birliği (IFJ), İngiltere Ulusal Gazeteciler Birliği (NUJ) geçtiğimiz yıldan bu yana Türkiye’deki gazeteciler ve yüzleştikleri katliamlar, tutuklamalar ile alakalı sayısız açıklamalar yapmıştı. Yine İngiltere’de oluşurulan yabancı gazeteci heyetleri de hem Kürdistan hem de Türkiye’ye gönderilmiş ve gazetecilerin yaşadığı zulüm yerinde incelenmişti.

    Alman Gazeteciler Birliği BM’ye kadar gitti

    Alman Gazeteciler Birliği (DJV) ise, BM yeni genel sekreteri Antonia Guterres’ten, savaş ve kriz bölgelerinde bulunan gazetecilerin daha etkili bir şekilde korunmasını talep etti.

     

  • İngiliz Polisi Ankara ve Berlin’den sonra alarmda! MET Polisinden açıklama gecikmedi

    İngiliz Polisi Ankara ve Berlin’den sonra alarmda! MET Polisinden açıklama gecikmedi

    Dün yaşanan saldırıların ardından İngiltere’de de olağan üstü  güvenlik önlemleri alınmaya başlandı. Özellikle yeni yıl ve Cristmas dönemine denk gelen saldırılar sonrasında İngiliz polisi başta Londra’nın işlek bölgeleri olmak üzere yurt genelinde görevli polis sayısını artırdı.

    Haber: Erem Kansoy

    MET- Metroolitan Police (İngiliz Polis Teşkilatı) kendi Web siteerinden yaptıkları açıklamada Ankara ve Berlin saldırları ile ilgili ‘hem rutin hem de önlemlerimizi almak adına, yurt dışındaki Ankara ve Berlin’de yaşanan bu saldırıları dikkatlice izleyip kendi planlamamızıda  gözden geçirmekteyiz.’ İfadelerine yer verdi.

    İngiliz polisi ayrıca yeni yıl ve Christmas döneminde sivil halkı daha etkin koruma altına alacak planlamalar yaptığınıda duyurarak, saldırıları ‘şiddetli’ olarak tanımladı. Açıklamada, ‘şiddetli’ saldırılar olarak tanımlanan Ankara ve Berlin’deki saldırılar ile ilgili İngiliz polisi ‘saldırı olasılığı çok yüksek ve şiddetli düzeyde çok farklı yönlerden önlemler alınması gerekiyor buna uzun araçların kullanım alanlarıda dahil.’ Sözleri kullanıldı.

    Önlemler gözle görülür yönde arttı

    Ankara ve Berlin saldırılarının ardından resmi internet sitelerinden konu ile ilgili açıklama yaparak toplumu bilgilendiren İngiliz Polis Teşkilatı Londra’da harekete geçti. Özellikle, turistik ve yenı yıl marketlerinin bulunduğu, Covent Garden, Oxford Curcis, Trafalgar SQ., Picadilly Curcis meydanlarındaki devriye polis sayısının artışı gözlerden kaçmıyor.

    İngiliz polisi ayrıca, Kings Cross, Liverpool Street Station, Euston ve Victoria Tren istasyonlarında da güvenlik görevlilerini artırdı. Fotoğraf Erem Kansoy.

     

  • Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş, Londra ziyaretinde gazetemize gündemi değerlendirerek çok önemli açıklamalarda bulundu.

    Erem Kansoy-Yeni Özgür Politika-TelgrafNews

    Kansoy: Sürekli sizinde dillendirdiğniz bir mesele var; darbenin siyasi ayağı. Bu konuda neler söylemek istersiniz

    Demirtaş: “Türkiye’deki darbe sonrası gelişmeler ve darbe sırasındaki gelişmeler dünyanın en tuhaf darbe girişimi olarak algılayabileceğimiz bir süreci bize yaşattı.  Hiç bir şekilde sanki siyasi ayağı olmayan bir darbe girişimi Türkiyede yaşandı, oysa bliyoruz ki her darbenin arkasında siyasi bir güç vardır. Mutlaka Türkiye içerisinde destek aldıkları ciddi siyasi klikler ve kesimler vardır. Ama AKP buna dönük hiçbirşey söylemiyor çünkü bu siyasi klik yani darbeyi destekleyen siyasi kliğin önemli bir bölümü AKPnin içinde ve Erdoğan AKP grubunun ve partisinin dağılmaması için şimdilik bu kısmına dokunmuyor. Yani öğretmenlere sıradan insanlara acımasızca davranan AKP kendi içindeki bakan millet vekili düzeyinde AKP kurucusu düzeyinde belkide darbeye destek vermiş veya darbeden haberdar olan kesimlere dokunmuyor, bu çok iki yüzlü bir tutumdur ve biz zorluyoruz darbenin siyasi boyutunun mutlaka açıklanması ve sorgulanması lazım, AKP sürekli bunun üstünü kapatmaya çalışıyor. Bundan da anlıyoruz ki aslından AKP çok ciddi bir iç krizle karşı karşıya ve bu kriz en yakın zamanda bir patlak verecektir.”

    img_9186
    Selahattin Demirtaş

    Kansoy: Süleyman Soylu “Kürdistan’daki AKP’lileri silahlandıracağız” açıklamasını yaptı. Yine ayni şekilde korucuların zorla hüda par üyesi yapıldığı bilgileri de geliyor. Ne yapılmak isteniyor, siz bu konuda neler yapacaksınız

    Demirtaş: “AKP öncelikle ne orduya nede polise yeterince güvenmediği için sivil bir paramiliter güç oluşturmaya çalışıyor kendi üyeleri ve AKP yanlılarından oluşan bir silahlı güç oluşturmaya çalışıyor ve bunu kendi siyasi çıkarları için bir ordu gibi bir kontr gerilla gücü gibi kullanmak istiyor Süleyman Soylu da bu yüzden bakan yapıldı ve daha çok bu iş için görevlendirildi. Dolayısıyla herkesin tabiki çok dikkatli olması ve kendi meşru savunmasını alabilecek hazırlıkları yapması lazım çünkü bu paramiliter silahlı gücün nerede kime saldıracağı belli olmaz ve Türkiye için çok tehlikeli bir yapılanmadır eski kontr gerillayıda aşan çok acımasız bir paramiliter sivil faşist güç alttan alta örgütleniyor, herkesin çok dikkatli olması lazım.”

    Kansoy: Celal Doğan’ın HDP’li vekiller tutuklanacak açıklaması ile ilgili ne diyeceksiniz

    Demirtaş: “Uzun süredir hükümet bunun için uğraşıyor ve yargıya sürekli baskı yapıyor. Fakat biz ne tutuklanmaktan korkuyoruz nede geri adım atarız ama her zaman halkımızıda tutuklanmaya karşı güçlü bir direniş ortaya koyması için hazırlamaya çalışıyoruz. Ve kesinlikle yurt içinde ve yurt dışında halkımız milletvekili tutuklamalarına karşı en sert tepkiyi ortaya koymalıdır kesintisiz bir direniş sürecine herkes hazırlıklı olmalıdır. Uzun süredir halkta bir öfke var ve bu öfkenin ne zaman patlayacağı hi belli değil, milletvekillerimizin tutuklanması bu öfeknin patlamasını sağlayabilir hükümet bu konuda ayağını denk almalıdır. Bu basit sıradan bir konu değildir çünkü milletvekili halk iradesidir Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır.”

    Kansoy: Ceza evlerindeki işkencelerin yaygınlaşması ile size ulaşan bilgiler ne yönde…

    Demirtaş: “ Durum çok vahim 12 Eylül darbesini aşan işkenceler var karakollarda göz altı merkezlerinde sistematik bir şekilde işkence var ve bu hükümetin desteği ile yapılıyor, adalet bakanı bu konuda çok açık bir şekilde işkencecileri cesaretlendiriyor ve Türkiye’de işkence vakası yoktur kimse işkence var diyemez şeklinde açıklamalar ile işkencenin üstünü örtüyor. Bunların hepsi insanlık suçudur, adalet bakanı ve başbakanda dahil gelecekte bundan yargılana bilirler. Biz bunların hepsinin raporlanması için hukukcuılara avkatlara, insanhaklaı örgütlerine sürekli çağrılar yapıyoruz ve raporlamalar devam ediyor. Belki bugün bunları yargılamak mümkün olmayabilir durumlar yarın obürgun değiştiğinde adalet bakanıda dahil bu işkenceciler  hepsi yargı önüne çıkabilirler, işkenceye karşıda hiçkimse sessiz kalmamalıdır.”

    Kansoy: Şırnak için neler yapmayı planlıyorsunuz

    Demirtaş: “ Halkın çadırlarda bile kalmasına insanlar kendi toprağında çadırda yaşamasına AKP devleti tahamül edemiyor, daha birkaç gün önce çadırları bile zorla söküp kaldırma girişiminde bulundu. Orada bizim 500- 600 civarında konuta ihtiyacımız var ve biz bu konutu yapmak için hazırlık yaptık ama valilik ve bakanlık buna izin vermedi. Şimdi insanlarımız kışı geçirebilecekleri geçici konutları uygun yerlerde yapmak istiyorlar ve bizde yürütüğümüz kampanyalarla halkımıza maddi destek sağlamaya çalışıyoruz, bu konuda çok güçlü bir kampanya yürttük ve bazı kampanyalarıda uluslar arası boyuta taşıyacağız . Önümüzdeki ay ben Kanada ve Avusturya da şadece Şırnak ile dayanışma için toplantılara gidecem ve halkımızın Şırnak’ı desteklemesi için orada bazı kampanyalar yürütülmesini sağlayacam. Biz Botan ve Şırnak halkını kesinlikle yalnız bırakmayacağız herkes emin olsun maddi manevi elimizdeki tüm imkanları onlara ulaştıracağız ve kışı geçirebilecekleir geçici konutlar oluşturacağız. Botan Şırnak halkı asla orayı terketmemeli onlarda zaten bu onuda çok kararlılar bizde onların yanındaız , devletin Şırnak’ı insansızlaştırma projesine karşı duracağız, Şırnak halkının bu onurlu duruşu çok kıymetlidir, ve ne olursa olsun bizde buna sahip çıkacağız.”

    img_9180

    Kansoy: Kolombiya’ya gitmeyi düşünüyormusunuz bir davet varmı

    Demirtaş: “Latin Amerika’dan çok davet aldık sadece Kolombiya değil belki Brezilya, Arjantini’de kapsayan bir dizi gezi gerçekleştirebiliriz. Siyasi gelişmeleri görüp ona göre hareket edeceğiz belki önümüzdeki baharda bir gezi planlayabiliriz.”

    Kansoy: Yurtdışında yaşayan halkımız Kürdistan için neler yapmalıdır

    Demirtaş: “ Buradaki halkımız tabiki çok büyük fedakarlıklar yapıyor ama bunun birazdaha örgütlü güçlü ve disiplinli bir şekilde yapılması gerekiyor. Mali destek ve kampanyalar da çok önemli. Ayni zamanda diplomasi ve kamuoyu yaratma konusunda daha etkili işler yapılması lazım. Özellikle İngiltere gibi Ortadoğu politikasında son derece etkili olan bir devletin Kürt halkına karşı çok daha saygılı olması gerekiyor. Buradaki Kürt halkı ve onun dostları bu konuda hükümeti zorlayacak ve kamuoyu yaratacak işler yapmalıdır, İngiliz kamuoyu eminimki Kürtler’in hakları konusunda çok duyarlıdırlar ama bunu hükümete baskıya dönüştürmek için sadece Kürtler’in değil İngiliz halkınında harekete geçmeis laızm, belki İngiliz halkı Kürtlerin hakları için kendi hükümetine karşı yürüyüş yapalıdır, Kürtler bu konularda daha çok çalışmalıdırlar.”

    Kansoy:  Avrupa’da mülteci sorunu ve İngiltere’nin antidemokratik tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz

    Demirtaş: “Mülteci sorunuyla Avrupa’nın genelinde bir ortak kordinasyon çerçevesinde mücadele etmek gerekir, mülteci sorunu için Avrupa’lı hükümetleri bir araya getiriyorlar anlaşmalar imzalıyorlar planlar yapıyorlar ama mültecilerin hakları için mücadele edenler ayni şekilde kordineli çalışmıyorlar yani Yunanistan’daki sivil toplum örgütleri ile diğer tüm Avrupa ülkelerinde mülteci hakları için mücadele verenler ortak eylemler düzenlemelidir. Avrupa genelinde dünya genelinde çok yaygın bir protesto düzenlenmeli ve belki iyi bir çalışmayla dünyanın birçok ülkesinde ayni günde ayni saatde mülteci hakları için herkes sokağa çıkmalı ve devletleri uyarmalıdır. Mülteci sorunu bir insanlık dramıdır ve dünya insanların ortak malıdır mültecilere birer baş belası gibi davranmanılamaz.”

    Kansoy: Susturulmaya çalışılan basınımız ve demokrasi dışı uygulamalar ile ilgili neler söyleyeceksiniz

    Demirtaş: “ Türkiye’de basın üzerindeki baskılar her zamankinden çok daha ağır durumda neredeyse çok daha fazla artık. Kapatılan susturulan kurumlarımızın yeniden yayına geçmesi için uğraşalım ayrıca alternatif alanlar yaratlım. Kürt gençleri sosyal medya kanallrını güçlendirip topluma ulaşmanın yollarınıda bulmalıdır. Artık herkes akıllı telefon kullanıyor, belki Tv’ler aracılığı ile her eve giremeyebiliriz ama artık teknoloji ile aslında her eve girmenin imkanı var bu işten anlayan gençler kafa yormalı ve alternatifler de üretmelidir.”

  • İşçi Parti’nin Yeni Lideri Cumartesi Günü Açıklanacak

    İşçi Parti’nin Yeni Lideri Cumartesi Günü Açıklanacak

    Mevcut genel başkan Jeremy Corbyn ve Owen Smith arasında devam eden İşçi Parti genel başkanlık yarışının sonucu, Cumartesi günü başlayacak yıllık Parti konferansında açıklanacak.

    Oy kullanma süresi bugün saat 12:00’de sona erdi.

    Yerel parti yönetimleri ve genel üyelerden büyük destek alan Corbyn’nin tekrar lider seçilmesi bekleniliyor.

    Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliği referandumunda çıkan ayrılma kararı sonrasında, gölge kabinesinin büyük bir sayısının istifa etmesiyle Corbyn’nin liderliği milletvekilleri tarafından güvensizlik oyu almıştı. Partinin milletvekillerinin çoğunun istifa etmesini istedikleri mevcut lider Corbyn’e karşı Smith aday olarak, parti genel başkan seçimine gitti.

    Corbyn, geçen hafta Parlamentoda başbakan Theresa May’e karşı grammar okullarına ilişkin yaptığı konuşmayla, uzun bir aradan sonra, partisinin büyük bir bölümünden övgü alsa da milletvekillerinin çoğunluğundan hala destek alamıyor.

    Parti’nin sol kanadından olan Corbyn geçen yıl yapılan genel başkanlık oylamasında %60 oy ile lider seçilmişti.

    Son bir yıl içerisinde Parti’nin üye sayısı artarak 550 bine ulaştı, fakat merkez sol kanadı Corbyn’nin genel seçim kazanabilecek bir lider olmadığını savunuyor.

    Corbyn’e karşı yarışan Smith, mevcut liderle bir çok konuda aynı fikirde olduğunu, fakat seçim kazanamayacağını savundu.

    Genel başkanlık yarışı çerçevesinde mitinglere katılan Corbyn’nin halk arasında yoğun destek aldığı görünüyor.

    Gölge sağlık bakanı Hackney milletvekili Diane Abbott ve gölge kalkınma bakanı Edmonton milletvekili Kate Osamor Corbyn’i desteklemeye devam ediyorlar.

    Enfield North milletvekili Joan Ryan Smith’i desteklediğini açıkladı.

    Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Sadiq Khan da geçtiğimiz ay bir yazı yayınlayaak Smith’i desteklediğini açıkladı. Khan’ın bu açıklaması kendisine oy veren Corbyn destekçileri tarafından büyük tepki almıştı.

    Corbyn’i Unite, Unison ve İtfaiyeciler Sendikası dahil ülkenin çoğu sendikası desteklese de, diğe büyük bir sendika, GMB Smith’i desteklediğini açıkladı.

    Corbyn’nin tekrar genel başkan seçilmesi Parti için ne anlama gelir?

    Corbyn’nin kazanması durumunda, Parti içerisinde ayrımların olup olmayacağı tartışma konusu olmaya devam ediyor. İşçi Parti’li çok sayıda milletvekilinin Corbyn’e karşı olması, Parti içerisindeki sorunların devam edebileceğinin anlamına geliyor.

    Bir olasılık, Corbyn’i çoğunlukla destekleyen yerel parti yönetimlerinin Corbyn’i desteklemeyen milletvekilini tekrar seçilmesini önlemeleri (deselection). Bu yöntem partinin seçim kazanmasını zorlaştırabilir.

    Diğer bir olasılık Parti’nin bölünerek yeni bir merkez sağ parti oluşması, fakat Parti içerisindeki merkez sağ milletvekillerinin böyle bir olasılık olamayacağını savunuyorlar.

    Liberal Demokrat Parti de bu krizden yararlanarak İşçi Parti’nin liberal kesiminden oy toplamayı umuyor.

    Üyelik kuralları değişti

    Parti’nin üst düzey kurulu, National Executive Committee’nin oy kullanabilecek üyelerine ilişkin değiştirmişlerdi. Böylece, liderlik yarışında oy kullanabilecek parti üyeleri: Ocak 2016’dan önce partiye üye olanlar, 18 Temmuz saat 17:00 ve 20 Temmuz 17:00 saatleri arasında kayıt olan ‘Registered Supporter’, ve İşçi Parti’nin bağlı olduğu sendikalara üye olanlar. Corbyn’nin destekçileri bu kuralara itiraz etmişlerdi, fakat Yüksek Mahkeme yeni uygulamadan yana karar almıştı.

    Bu tarihler dışında partiye üye olanların oylama dışında kalmaları Corbyn’nin lehine işlediği tahmin ediliyor, fakat İşçi Parti’nin tabanından büyük destek almaya devam eden Corbyn’nin yarışı kazanması bekleniliyor.

  • Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı

    Uzun zamandır devam eden Britanya’nın Avrupa Birliği referandum tartışmaları hız alırken halkın da görüşü netleşmeye başladı. Özellikle çoğunluğunu göçmen toplumların oluştuduğu Londra’da da Türkçe ve Kürtçe konuşan toplumda AB’ye tamam mı devam mı tartışmasını ilk olarak Day-Mer getirdi.

    Haber-Foto: Erem Kansoy

    İngiliz Başbakanı David Cameron’un kemer sıkma poitikaları zaman zaman büyük tepkiler ile karşılaşmaya devam ederken AB referandumu ile ilgili tartışmalarıda gündeme getiriyor. Özellikle İşçi Partisi ve liderleri Jermy Corbyn’in de AB referandumuna yaklaşımı ülkede sol oluşumlar için bir merkez haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Lexit çatısı altında toplanan birçok sol görüşlü oluşum da AB referandumunda ‘hayır’ için çalışmalarını hızlandırdı.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    Toplumumuzda ise referandum tartışmaları halen istenilen düzeye ulaşmazken, 23 Hazirada yapılacak oylama ile ilgili ilk olarak Day-Mer bir halk toplantısı düzenledi. Hafta sonu düzenlenen toplantıya, eski RMT (Tren Yolu İşçileri) sendikası başkanı Alex Gordon’da katılarak Lexit’in referandumdaki pozisyonunu halkla paylaştı.

    Son dönemlerde Fransa ve çeşitli AB ülkelerinde işçi ve emekçlerin kazanılmış haklarına yönelik değişimler gündeme gelirken toplumlar da tepkilerini ortaya koyarak sokaklara dökülüyor. Çalışma saatleri, emeklilik yaşı, konut haklarındaki kazanımlar uluslar arası ticari anlaşmalar gibi özellikle işçileri koruyan yasal düzenlemelerin AB dayatmaları ile değiştirilmeye çalışılması büyük tepkiler ile karşılanırken Britanya’da da hükümetin kesinti politikalarının kaynağında AB yasal düzenlemeleri ve politikaları olduğu, sol kesimlerce gündeme getiriliyor. Yunanistan da yaşanan Syriza sürecinde de AB’nin ekonomik dayatmalarına hükümetin boyun eğdiği ve bunun daha bir çok örneğinin geçmişte yaşandığına ışık tutan toplantıda ayrıca referandumdan çıkacak kararın toplumlarımızı hangi yönde etkileyeceğide tartışıldı.

    Toplantıda öncelikle söz alan Alex Gordon yaklaşık 45 dakikalık konuşmasını, ‘göçmenlere bugün sırtını dönen Avrupa Birliği Türkiye ile gerici bir anlaşma yapmıştır, referandumda ‘hayır’ demek işbirlikçilere ciddi bir tepki mesajı olacaktır.’ Sözlerinede yer verirken, özellikle Brtitanya’da işçi ve emekçiler açısından ‘hayır’ demenin yararlı bir durumu ortaya çıkaracağını da vurguladı.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    AB referandumundan hayır çıkması hükümetin düşmesine bu anlamıylada bugün, kemer sıkma politikalarına karşı işçi ve emekçilerin yararına ekonomik politikaları yürüteceğini söyleyen Corbyn hükümetinin başa gelmesini sağlayacağınıda anlatan Gordon, özellikle referandumun ancak kuşakta bir çıkacak bir fırsat olduğunu ve böylesi bir durumda hükümetin politikalarına cevap vermek gerektiğinide söyledi. AB kapsamındaki ülkelerde işçi ve emekçiler haklarını kendi verdikleir mücadeleler ile kazandıklarına da değinen Gordon özellikle bugün Fransada sendikacıların mücadelesi ile karşılanan ve Fransız hükümetinin sessiz kaldığı fakat AB’nin direktifleri ile hayata geçirilmeye çalışılan işçi ve emekçi karşıtı politikalardan dan bahs etti. AB ve Ab’nin demokrtik, işçi ve emekçilerden yana bir kurum olmadığını kanıtlayan örneklendirmesini ise Gordon, AB ve Amerika arasındaki devam eden ‘büyük şirketlerin özelleştirmede önünü açacak’ TTIP anlaşmasınada değinerek, TTIP anlaşmasında İngiltere’nin kesinlikle uzak durması gerektiği vurgusuda yaptı.

    AB’nin demokratik bir yapı olmadığı üzerinde duran Gordon AB’nin brükratlar tarafından yönetildiğini savunarak işçi ve emekçileri savunan bir tarafı olmadığını ayrıca brjuva düzenin destekcisi olduğunu söyledi.

    AB’ye ‘hayır’ demenin AB’ye bu konuda bir darbe vurmanın 2008 den buyana ekonomik krizin yoğunlaşmasıyla birlikte işçi ve emekçiler üzerindeki politik baskılarını artıran dünya emperyalist mihraklarına vurulacak bir darbe olduğunun altını çizen Gordon, AB’ye ‘hayır’, demenin ayni zamanda Yunanistanı, İspanya’yı ve Portekizi kısmen köleleştirilmişliğine, IMF ve Nato’ya krizin yükünü kesenlere vurulabilecek en büyük darbe olacağınıda kaydetti.

    Toplantı sonrasında gazetemize demeç veren RMT sendikası eski başkanı Alex Gordon, Britanya’nın ve özellikle Londra’da yaşayan Kürt’lerin AB referandumunda ‘hayır’ oyu vermesi gerektiğini vurguladı.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    Alex Gordon

    “Bugün Day-Mer’de göçmen toplumlarla ile kucaklaştık. Burada bulunamamın amacı AB referandumunda göçmen toplumların pozisyonun önemini onlara anlatmaktı. Ayrıca yeni oluşumumuz Lexit’ide anlatmamıza fırsat bulduk. Lexit sol oluşumların bir araya geldiği ve AB’inden çıkmayı örgütleyecek ‘hayır’ oyu yönündeki çalışmaları yürüten bir oluşumdur.

    Britanya’da yaşayan Kürt ve Türk vatandaşlarına özel mesajım, 23 Hazirandaki oylamada herkes AB’den çıkmaya yönelik oy vermelidir. Öncelikle, Emperyalizme karşı savaşan toplumların çok önemli ve büyük tepkisi için bu çok önemlidir. AB emperyalist bir organizasyondur, Nato ile bağlantılıdır, ayrıca IMF ilede bağlantılıdır. Gelişmekte olan ülkelerin ekonomisi çökertmekte AB büyük rol oynamaktadır. Ülkeleri nasıl etkilediğini en iyi sizler bilmelisiniz ki bakın Erdoğan gibi bir diktatör ile karşı karşıyasınız. Erdoğa’nın AB ile son anlaşmasını imzalamasından ve milyonlarca Euro almasından hanginiz memnun diye soruyrum.

    Özellikle 23 Haziranda ‘hayır’ demenin en büyük önemlerinden biriside David Cameron hükümetini devirmenin en hızlı yolu bu olacaktır. Bugün konservativler işçi ve emekçi haklarına saldırıyorlar, tutucu muhafazakarlardan kurtulmak istiyorsak AB’yr hayır demeliyiz.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    Bizler Lexit olarak sosyalist, komonist ve demokrat kitleler olarak Jeremy Corbyn’e karşı bir duruşumuz yktur, İşçi Partisi de bize destek vermektedir, fakat şunu söylemeliyim ki siyasi ve politik olarak yaptıkları dışında Corbyn gerçekten içten olarak AB’nin emperyalist bir kurum olduğudur ve işçilerin düşmanı olduğudur. Bugün AB’den çıkmayalım deyen Corbyn bence sağ partilerin politik bir tutuklusudur. Corbyn içinde buna inanmıyor ama malesef yaptıkları ile içindeki inancı da örtüşmüyor.” Dedi.

    Toplant sonrasında gazetemize demeçte bulunana Day-Mer başkanı Aslı Gül ve yönetim kurulundan Taylan Şahbaz, AB referandum sürecinde göçmenlerin pozisyonunun önemine dikkat çekerek, referandumun ciddi bir konu olduğu vurgusu yaptılar.

    Aslı Gül

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    “AB aslında bir zenginler kurumu, sermaye kesmini temsil ediyor özellikle Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerin hegomonyasında olan bunların çıkarlarını temsil eden bir yapıdır. İşçi ve emekçilerin haklarına yönelik nekadar saldırı varsa AB’den geliyor. İşçileri savunan bir grup değildir AB. Zenginlerin ve onların çıkarlarını koruyorlar bunu Yunanistandaki krizden sonra başta Almanya AB’nin dayatmaları ile Yunan halkının sosyal haklarının budandığını görerek anlaya biliriz. Fransa’da geçirilmeye çalışılan yeni iş yasasıda örnektir, kazanılmış haklara saldırıyorlar.

    Böyle bir birlikten bizim çıkarımız olamaz, toplumuzda AB referandumu ile ilgili suan esnaf eşyalarının giriş çıkışıyla ilgili kaygı duyabilir yada seyahat ile ilgili kaygı duyabilir gerçek olan şudur ki. Bizim burada yerli ve göçmen emekçilerle birlikte mücadele etmemiz gerekir. Referandum sonucu önemli değildir fakat sınıfsal olarak çok büyük saldırılar var haklarımıza yönelik dolayısla birlik olmak gerek ve mücadeleyi bu yönde yükseltmek gerek.”

    Düzenlenen toplantıda katılımcılardan da gelen soruları yanıtlayan Gordon, özellikle göçmen toplumların burada ithalat ve ihracat ile ilgili konuarda AB’den ayrılmanın getireceği kolaylık ve zorluklara ilişkin açıklamalar yapması ile toplantı son buldu.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

     

  • İngiltere’de 81 yaşındaki Müslüman ırkçı saldırıda öldürüldü

    İngiltere’de 81 yaşındaki Müslüman ırkçı saldırıda öldürüldü

    İngiltere’nin Rotherham kentinde 81 yaşında olan bir Müslümanın öldürülmesiyle ilgili davanın duruşmasında, ırkçıların fiziki saldırıdan önce gerçekleştirdikleri sözlü tacizde ırkçı ifadeler kullandıkları belirtildi.

    BBC Türkçe’de yer alan habere göre yaşanan olayla ilgili dava Sheffield’da görülüyor.
    Mushin Ahmed‘in, sabah namazı için camiye giderken uğradığı saldırıda yumruklanarak öldürüldüğübelirtiliyor.
    Davanın üst düzey avukatı Andrew Robertson, saldırganların bu kişiyi öldürmeden önce kendisine ırkçı sözlü tacizde bulunduğunu belirtti.
    Robertson davada özetle şunları söyledi:
    “4 çocuk babası, 12 çocuk dedesi Ahmed, 10 Ağustos’ta, sabah namazı için, Rotherdam’daki evine yürüme mesafesi uzaklığındaki camiye giderken iki kişi tarafından saldırıya uğradı.
    “Bu kişilerden Dale Jones gün içinde kokain, içki ve diyazepam kullanmıştı.
    “Jones saldırıdan hemen önce Asyalı bir taksi şoförüne de sözlü ırkçı tacizde bulundu. Jones, gün içinde, üvey oğlunun babasının evinde yatakta değil kanapede uyuduğunu öğrenmesi ardından çılgına döndü.”
    Avukat, diğer saldırganın Jones’un kız arkadaşının kardeşi Damien Hunt olduğunu, Hunt’ın olayda Jones’u durdurmaya çalıştığını söylediğini ancak CCTV kamera kayıtlarının iki kişinin Ahmed’e saldırı ardından olay yerinden birlikte ayrıldıklarını gösterdiğini söyledi.
    Ahmed iki saat sonra yoldan geçen biri tarafından kaldırımda bulundu.
    Hastaneye kaldırılan adam 11 gün sonra öldü.
    Cinayet suçlamasını reddeden zanlıların yargılanmaları devam ediyor.

    İngiltere Haber

    Kaynak: BBC Türkçe

  • 50 kilometrelik tüneli yürüyerek İngiltere’ye giren göçmenin iltica talebi kabul edildi

    50 kilometrelik tüneli yürüyerek İngiltere’ye giren göçmenin iltica talebi kabul edildi

    Doktorlar greve gidiyor 1

    Ağustos ayında İngiltere ile Fransa arasında bulunan 50 kilometrelik Manş tünelini yürüyerek geçerek İngiltere’ye geçen Abdul Haroun adlı göçmenin iltica talebi kabul edildi.

    Sudan asıllı Abdul Haroun demiryollarındaki trafiği aksattığı için yargılanıyordu. İltica talebi geçtiğimiz hafta kabul edilen 40 yaşındaki göçmen hakkındaki davalrın düşmesi bekleniyor.   Geçtiğimiz yaz aynı şekilde tüneli geçmeye çalışırken 9 göçmen yaşamını yitirmişti. Güvenliğin en üst düzeye çıkarıldığı tünelin Fransa tarafında halen İngiltere’ye girmek için bekleyen yüzlerce göçmen çok zor koşullarda yaşamını devam ettiriyor.