Tag: Türkiye

  • Eren Keskin için Uluslararası Af Örgütünden Mektup Kampanyası

    Eren Keskin için Uluslararası Af Örgütünden Mektup Kampanyası

    İnsan hakları avukatı Eren Keskin’e karşı açılan davalara tepki toplamak amacıyla, Uluslararası Af Örgütü, mektup kampanyası başlattı.

    ‘Write for Rights’, ‘Haklar için Yaz’ başlığı altında, insan hakları savunucularına destek amaçlı, devlet yetkililerine gönderilen mektup kampanyası dahilinde, Keskin ile birlikle 12 insan hakları savunucusu ve harekete destek yaratılacak.

    Af Örgütünün yayımladığı açıklamada, kınadıkları 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, Keskin’in Özgür Gündem ile çalışmalarına bağlı olarak suçlandığını belirtilirken, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a mektup yollanılacağı belirtiliyor.

    Açıklamada, ‘‘Af Örgütü mektupları Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a Eren’in insan hakları çalışmaları için hapse girmemesi gerektiğini ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasaların geri çekilmeleri gerektiğini söyleyecektir’’ diye bilgi yer alıyor.

    Kampanya dahilinde, Çin sanatçı Al Weiwei destek verilen insan hakları savunucuların portrelerini özel olarak tasarladı.

    Mektup kampanyalarına ilişkin yayımlanan broşürde Keskin’in insan hakları çalışmaları ve karşılaşığı adli cezalar belirtiliyor.

    Bozdağ’a gönderilecek mektup yanı sıra, Keskin’e Twitter üzerinden destek mesajı da yollana bilinecek. Türkçe gönderilecek mesajda ‘‘İfade özgürlüğünüzün defalarca adil olmayan yargılamalarla ihlal edilmesini kınıyor, size olan desteğimi belirtmek istiyorum. Sonsuz desteğimle’’, ifadeleri kullanılıyor.

    Mektup kampanyası dahilinde desteklenen diğer kişi ve kampanyalar arasında, İran’da İngiliz ajanı olduğu suçlamasıyla hapsedilen Nazanin Zaghari-Ratcliffe, Endonezya’da yasaklı bayrak tuttuğu için 15 yıl hapse mahkum edilen Johan Teterissa ve Malawi’li albino Annie Alfred’e yer alıyorlar.

    Göçmenler için de Birleşik Krallık iç işleri bakanı, Amber Rudd’a yollanılan mektupta daha fazla göçmene sorumluluk alması için çağrıda bulunuluyor.eren_keskin

  • 1.3 Milyon Üyeli Britanyalı Sendikadan Kürtlerle Dayanışma Çağrısı

    1.3 Milyon Üyeli Britanyalı Sendikadan Kürtlerle Dayanışma Çağrısı

    Britanya’nın ikinci büyük işçi sendikası olan Unison’un yıllık konferansında Kürtleri konu alan özel bir toplantı yapıldı.

    Kürtlerin Ortadoğu’da demokratik bir sistemi inşa ettiği vurgulanan toplantıda ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ çerçevesinde çalışmaların yürütüleceği belirtildi. Sendika tarafından delegelere dağıtılan broşürde, Kürtlere yönelik saldırıların derhal durdurulması istenirken, Öcalan’ın özgürlüğü istenerek barış görüşmelerinin tekrar başlaması çağrısı yapıldı.

    Kürt gündemli toplantı

    Britanya genelinde 1.3 milyon üyesi bulunan Unison Sendikası İngiltere’nin Brighton kentinde yüzlerce delegenin katılımıyla gerçekleştirdiği yıllık konferansında Kürt sorununa özel bir yer ayırdı. Dört gün sürecek olan konferansın ilk gününde Kürtleri konu alan özel bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya Kürdistan Ulusal Kongresi’nden Erdelan Baran ve Michelle Alison, Kürdistan Öğrenciler Birliği’nden (YXK) Elif Sarıcan ve Unison Sendikası adına Stephen Smellie katıldı.

    Stephen Smellie
    Stephen Smellie

    Demokratik sistemin mimarı
    Toplantının açılış konuşmasını yapan Unison yöneticisi Stephen Smellie, Kürt sorununu yakından takip ettiğini ve birçok kez Kürdistan’ı ziyaret ettiğini belirtti. Smellie, Kürt halkının çok kritik bir süreçten geçtiğini belirterek Türk devletinin kendi vatandaşları olan Kürtlere karşı topyekün savaş açtığını dile getirdi. Türk devletinin Rojava’ya da düşmanca yaklaştığını kaydeden Smellie, “Kürt halkı DAİŞ’e karşı büyük ve başarılı bir mücadele veriyor. Ancak Türk devleti Kürt halkına karşı büyük düşmanlık sergiliyor. Kürtler tüm saldırılara rağmen Ortadoğu’da demokratik, insan haklarına saygılı, cinsiyet özgürlüğünü benimseyen eşit bir sistem yaratıyor. Bu sistemin ideolojik yaratıcısı Kürt Özgürlük Hareketi lideri Abdullah Öcalan’dır. Öcalan, 17 yıldır tecrit altında yaşıyor. Buna rağmen Rojava’da onun ideolojisinden faydalanarak demokratik özerk bir sistem ruh buluyor” dedi.

    Elif Sarıcan
    Elif Sarıcan

    Dayanışma hayati önemde
    İngiltere’nin AB’den çıkıp çıkmayacağının kararlaştırılacağı  referandum çalışmalarından dolayı toplantıya katılamayan Unison Sendikası Uluslararası Şefi Simon Dubbins bir mesaj gönderdi. Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırılarla insanlık değerlerini ayaklar altına aldığını ve bunun demokrasi adına büyük bir utanç olduğunu vurgulayan Dubbins, “Sur başta olmak üzere birçok Kürt kenti devlet tarafından yıkılarak çok sayıda sivil yaşamını yitirdi. Türk devleti, DAİŞ ve El Nusra gibi vahşi çetelere destek vererek Kürt düşmanlığı yapıyor. Böylesi çok kritik bir süreçte Kürt halkıyla dayanışmak hayati önem taşıyor” diye belirtti.

    Erdelan Baran
    Erdelan Baran

    Kampanyaya biz de katılacağız
    26 Nisan’da Britanya Parlamentosu’nda ülkenin en büyük sendikalarından GMB ve Unite, Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’nı başlatmış, o toplantıda Sinn Fein Partisi ile birilkte Unison da kampanyaya destek açıklamasında bulunmuştu. Dubbins mesajında, bundan sonra ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası kapsamında çalışma yürüteceklerini ifade etti.
    KNK üyesi Erdelan Baran, YXK üyesi Elif Sarıcan da yaptıkları konuşmalarda, Kürt halkına yönelik Kuzey Kürdistan’da devam eden saldırılar ve Rojava devrimi hakkında bilgi verdi.

    Michelle Alison
    Michelle Alison

    Sendikaların desteği büyüyor

    Britanya’nın en büyük emek örgütleri olan Unite ve GMB sendikaları geçtiğimiz ay İngiliz parlamentosunda yaptıkları bir resepsiyonla ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası başlatmışlardı. Yoğun ilginin gösterildiği tarihi toplantıda Öcalan üzerindeki tecrit eleştirilirken, Öcalan’ın özgürlüğünün bölge barışına büyük katkı sunacağı ifade edilmişti. Unite sendikasının 1.5 milyon, GMB’nin ise 650 bin üyesi bulunuyor. En son 400 bin üyeli İngiliz Öğretmenler Sendikası (NUT) da kampanyaya desteğini bildirmişti.

    1.3 Milyon Üyeli Britanyalı Sendikadan Kürtlerle Dayanışma Çağrısı 5

  • Londra’da Nusaybin İle Dayanışma Eylemi

    Londra’da Nusaybin İle Dayanışma Eylemi

    https://www.youtube.com/watch?v=CtVtqd3pYRQ

    Mardin’in Nusaybin ilçesindeki askeri operasyonlarda sivil halkın hedef alınması Londra Trafalgar Meydanında protesto edildi.

    Konuya ilişkin bildiri okuyan ve açıklama yapan kitle, Türkiye’deki İnsan Hakları Derneği’nin (IHD) askeri operasyonlarda sivil halkın tehlikede olduğu uyarısını çevredeki insanlara aktardı.

    Eylem, 28 Mayıs Cumartesi, akşam saatlerinde gerçekleşti.

    Bugün, Nusaybin’de 78’inci gününde olan sokağa çıkma yasağının 73’üncü gününde bölgede, Türk silahlı güçlerine karşı çatışan YPS çekildiğini açıklamıştı. Bunun üzerine, IHD sivil halkının bombardımanda hedef alınmaması için insani koridorun açılması gerektiğini açıklamıştı.

    Britanya Demokratik Güç Birliği ve Ciwanan Azad tarafından düzenlenen eylemde okunan bildiride onlarca sivilin askeri operasyonlarda yaralandıkları belirtilirken şöyle devam edildi: ‘‘Elimize geçen bilgilere göre, Mardin’in Nusaybin ilçesinde Türk askerinin top atışları sonucunda onlarca sivil vatandaş ağır yaralandı. Yaralılara tıbbi yardımın ulaşılmasına izin verilmiyor ve yerleri Türk askerleri tarafından bombalanıyor. Kimisi ağır yaralı olan, 35’den fazla sivil oldukları yerde hapsedildiler ve en kısa zamanda onlara ulaşılmazsa katliama uğrayacaklar.’’

    Kurum sözcüleri, eylemde uluslararası alanda yaşananlara ses getirmek için toplandıklarını ve Avrupa Birliği gibi kurumların müdahale ederek, Cizre’de yaşanan katliamın tekrarlanmaması için harekete geçmeleri gerektiğini söylediler.

    Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1 Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1 Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1 Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1 Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1
    Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1

  • Kürtlerle Dayanışma Amaçlı Londra’da Büyük Eylem

    Kürtlerle Dayanışma Amaçlı Londra’da Büyük Eylem

    Son dönemde Türk devletinin Kürt halkına yönelik artan saldırılarını protesto etmek ve Kürt halkıyla dayanışma amaçlı Londra merkezde Birleşik Krallık’ın tüm kentlerinden katılımın olacağı ‘ulusal eylem’ yapılacak.

    6 Mart’ta düzenlenecek eylem ‘Kürtlere yönelik saldırılara son ver, sessizliği kır’ şiarıyla yapılıyor. KNK ve Londra Kürt Dayanışması çağrısıyla bir araya gelen onlarca kurum ve gönüllü aktivist tarafından yürütülen çalışmalar büyük bir katılımı hedefliyor.

    Başkent Londra’da şimdiye kadar bu yönlü yapılan Filistin ile dayanışma eylemlerine binlerce insan katıldı. Filistin ile dayanışma eylemlerini organize eden Stop the War Coalition da eyleme destek veren kurumlar arasında. 6 Mart tarihinde BBC binası önünde başlayacak olan eylem Trafalgar meydanında yapılacak miting ile son bulacak.

    AMACIMIZ SESSİZLİĞİ KIRMAK

    Eylem hazırlık komitesi tarafından yapılan açıklamada Türk devletinin son dönemlerde Cizre ve Sur başta olmak üzere bir çok şehirde uyguladığı sokağa çıkma yasakları ve saldırıların son dönemde çok yüksek korkutucu düzeye geldiğini ve yüzlerce sivil insanın katledildiği ifade edildi. Yaşanan saldırılar karşısında batı medyasının suskun kaldığı ifade edilirken İngiltere’nin de yaşananlar karşısında sessizliğini koruduğu belirtildi. Amaçlarının İngiltere genelinde Türk devletinin saldırılarına dikkat çekmek ve uluslararası alanda Kürtlerle dayanışmayı göstermek olduğu ifade edilen açıklamada ilk defa böylesi geniş katılımlı bir eylem olacağı belirtildi.

    Ülke genelinde birçok siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcisinin de katılacağı eylemin hazırlık çalışmaları halen devam ediyor.

    Kürtlerle Dayanışma Amaçlı Londra’da Büyük Eylem 2

    Eyleme destek veren kurumlar:

    Supported by Democratic Union Initiative, Day-Mer, Gik-Der/RWCA, Kurdish Community Centre, Halkevi, Roj Women’s Assembly, Kurdish Students Union, PJAK [UK], Kurdish Question, @Hevallo, Stop the War Coalition, Plan C, Left Unity, Green Party, Socialist Workers Party, Socialist Party, Socialist Resistance, Alliance for Workers Liberty, Revolutionary Communist Group, Anti-Fascist Network (AFN), National Campaign Against Fees and Cuts (NCAFC), TSSA,

    Tarih: 6 Mart 2016

    Saat: 12:00

    Başlama Yeri: BBC, Portland Place, London

    Kürtlerle Dayanışma Amaçlı Londra’da Büyük Eylem 1

  • Sultanahmet Meydanında patlama: 10 ölü, 15 yaralı

    Sultanahmet Meydanında patlama: 10 ölü, 15 yaralı

    Sultanahmet Meydanında patlama: 10 ölü, 15 yaralı 1

    İstanbul, Sultanahmet Meydanı’nda şiddetli bir patlama meydana geldi. Valilik patlamada 10 kişinin yaşamını yitirdiğini, 15 kişinin yaralandığını açıkladı. Durumu ağır yaralılar olduğu bildiriliyor. Patlamayla ilgili yayın yasağı geldi.

    İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda şiddetli bir patlama meydana geldi.

    Saat 10.20 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle meydana gelen patlamanın İslam Eserleri Müzesi’nin karşısındaki Dikilitaş yakınında yaşandığı belirtiliyor.

    Valilik: 10 ölü, 15 yaralı

    İstanbul Valiliği patlamada ilk belirlemelere göre; 10 kişinin öldüğünü, 15 kişinin de yaralandığını bildirdi.

    Açıklamada, patlamanın nedeni, patlayıcının cinsi, olayın fail veya failleri hakkındaki incelemelerin sürdürüldüğü ifade edildi.

    Polis patlama alanına giriş çıkışları kapatırken, olay yerine çok sayıda ambulans ve itfaiye sevk edildi.

    Patlamanın nedeni henüz bilinmiyor.

    Olayda yaralananlar ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.

    Bomba uzmanı ekipler de bölgeye gönderildi.

    Olay yerine giden bir polis aracının kaza yaparak ters döndüğü, içindeki polislerin hafif yaralandığı belirtildi.

    Seferler iptal

    Patlama sesi İstanbul’un Avrupa yakasındaki Beşiktaş, Taksim, Karaköy ile Anadolu yakasındaki Kadıköy ve Üsküdar’dan da duyuldu.

    Eminönü-Beyazıt hattında tramvay seferleri iptal edildi.

    İçişleri Bakanı, Başkanlık’ta

    Bu arada, İçişleri Bakanı Efkan Ala, patlamanın ardından Başbakanlık Resmi Konutu’na geldi.

    Bakan Ala’nın olayla ilgili Başbakan Ahmet Davutoğlu’na bilgi verdiği belirtildi.

    Yayın yasağı

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş imzasıyla Başbakanlık tarafından hazırlanan yayın yasağı açıklamasında, ‘milli güvenliğin açıkça gerekli kıldığı hallerde ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasının muhtemel olduğu durumlarda geçici yayın yasağı getirilebilir” denildi.

    Kaynak: İMC

  • Londra merkezde barış için Semah dönüldü

    Londra merkezde barış için Semah dönüldü

    Londra merkezde barış için Semah dönüldü 1

    Britanya Alevi Federasyonu öncülüğünde, savaşa karşı1 Ocak Cuma günü Trafalgar Meydanı’nda semah dönüldü.

    Yoğun ilgi gören Semah töreninden önce bir açıklama yapan BAF Başkanı İsrafil Erbil, “Semahlarımızı yeni umutlar için dönüyoruz. Barışa olsun gülbanklarımız. Çocuklar ölmesin istiyoruz. Savaşlar dursun diyoruz” dedi. Erbil şunları söyledi: “Biz Aleviler, inancımız gereği yüzyıllardır şiddet ve savaş karşısında direnmeye devam ediyoruz. Şiddet uygulayan, cana kıyan hiç kimseyi cem ibadetlerimize almıyoruz.

    Haksızlık yapanlara ve adaletsizlere inancımızda yer vermiyoruz. ‘Savaşlara hayır’ demek için, cem oluyoruz. Yeni yılın ilk saatlerinde yaşamaya ve mutluluğa olan umudumuzu büyütmek için dar’a duruyoruz. Hak ve hakikat için semahlarımızla göğe yükseliyoruz. Tüm haksızlıklar karşısında direnmeye devam ediyoruz. Tüm baskılar karşısında sevgi, umut ve özgürlük büyütmeye kararlıyız. Bu nedenle bugün semahlarımızla meydan alıyoruz”

    londra merkez semah2

    KÜRT HALKINA KARŞI KAPSAMLI BİR SAVAŞ VAR

    Erbil konuşmasının sonunda şunları belirtti; ‘‘Türkiye’ de Kürt halkına karşı kapsamlı bir savaş uygulanmaktadır. Kürtlerden sonra sıra Alevilere ve diğer etnik ve inanç topluluklarına gelecektir. Kendi Alevisini yaratan AKP bunun işaretlerini çoktan vermiştir. Bu hükümetin Alevi inancına olan düşmanlığı ortadadır. Dolayısı ile mevcut hükümetin Alevilere de açıktan katliam uygulaması an meselesidir. Halkımızı 2016 yılında da tehlikelere karşı uyarmaya devam edeceğiz.”

    Daha sonra BAF bünyesindeki Cemevi Semah Ekibi semah döndü.

  • KÜRTLERİN STATÜ TALEBİNİ KABUL ETMEK ZORUNDASIN!

    newroz25

    Yeni bir bin yılın yeni bir yılına 16. senesine girerken hala coğrafyamızda ulusal ve dinsel sorunların insan öldürme gerekçesi yapıldığı ilkel bir dünya da kopamadığımızı da belirtmek gerek. Gezegen de ve yaşadığımız doğada bütün canlıların eşit birer varlık olduklarına hala inanmıyor ve kendi bencilliklerimiz için bir başkasını yok etme zalimliğini içimizde barındırıyorsak bu ilkel olduğumuzun göstergesidir de. Doğanın en Vahşi ve vampir yaratığı olarak insan yeryüzüne damgasını vurdu, ilkel komünal çağlardan sonra… Bir başka coğrafi şekilleniş, farklı ırk, farklı dil ve kültür, cins, renk, inanç, düşünüş ve canlı varlıkları kendimize düşman görüp toplu katliamlar, inkar ve imha planları uygulanıyorsa hala ilkel topluluklarız demektir! Bir başkalarını ötekileştirip, Üzerlerinde egemenlik kurmaya çalışıyorsak doğadışı varlık olmayı hedeflemiş ve evrenin sahibi olmaya çalışıyoruzdur. Toleranslı sınıf ve zümreler yaratarak gezegeni ve evreni denetim altına almaya çalışıyoruz demektir. İnsan kendisini evrenin efendisi ilan edemez, doğanın en güçlüsü görerek ezen insan barbarizmini bir sistem olarak inşaa etmemelidir.

    En sonun da söylememiz gereken cümleyi önceden söylersek meseleyi daha iyi anlaşılır kılarız. Türk devleti nüfusu 25 milyon olan bir başka ulus üzerinde ki 100 yıllık hakimiyetini sona erdirip, Kürtlere bir Statü vermek zorunda! Yeryüzünün statüsüz en kalabalık ve en geniş halkı olarak Mezopotamya da binlerce yıldır yaşayan mağdur edilmiş bir ulus var. Bu ulusun varlığı ve geleceği güvence altına alınmazsa o bölgede adaletsizlik giderek büyür ve yerine istikrarsızlık boyutlanır.

    Kürtlerin bölgede ki nüfusu 45 milyondur, bu da İran ve Türkiye’den sonra ki en kalabalık ulus demektir. 5 devletin sınırlarına hapse edildi.

    100 yıl önceki parçalanma şimdi bütünleştirmeyle taçlandırılmalı.

    Kürtlere Özerklik veya Federasyon Türk devletini korumanın en yakın ve yumuşak projesidir! Ortadoğu’da Kürtler Bağımsız olmadıkça rahat yok..

    Kürtlere ulusal bir toplum Statüsü kabul etmeyen devletler parçalanma, iç savaşa veya Irak ve Suriye gibi felaketlere gebedir, bunu bilmeyen politikacı var mı? Yeryüzünde ulus devletleri var oldukça eninde sonunda Kürtlerin de bir statüsü olmak zorundadır yoksa istikrarsızlık devam eder, kaos ve savaş bölgeyi esir alır. Kapitalizm aynı zamanda istikrarsızlıklar sistemdidir, bundan beslenir, istikrarsızlıkta fırsat arar ancak sermaye dolaşımı, para kazanma hırsı olan egemenler aynı zamanda istikrar da arar, rahat para kazanma yollarını da kollar. Parası olan rahat ve güvenceli yere yatırım yapar. Aslında çağımızda ki toplumsal yapı ve işleyen egemen sistemler de Kürtlere statü ister. Kapitalizm uluslar üzerinde büyüdü, gelişti ve güçlendi her ne kadar bugün küreselleşse de..

    Daha nereye kadar ve ne zamana kadar bir başka canlıya, bir başka insan veya ulusa karşı kin ve nefretini kusacaksın? Daha ne kadar ve ne zamana kadar Kürt halkını inkar edip imha etmek için her türlü yol ve yöntemi deneyeceksin? Daha ne zamana kadar ezeceksin, dövecekesin, işkence edip zindana atacaksın, yakıp, yıkıp katledeceksin, aşağılayıcı köle muamelesi yapacaksın?

    Yeter, bu dünya ya, evrene, doğaya ve insan bilimine karşı fazla direnme, anlamsız  çağdışı teklik ve 500 yıllık Türk İslam Sentezi projende vazgeç, daha ne kadar kan akıtacaksın?

    …önce insan, önce doğa, önce evrendir!

    Ne Türkiye, ne İran, ne Irak ve ne de Suriye devletleri parçaladıkları, işgal ettikleri, sömürgeleştirdikleri, asimilasyona tabii tutukları 45 milyonluk Kürt coğrafyasını daha fazla inkar ve imha edemezler! Kürdistan tarihsel bir gerçektir, Kürt ulusal varlığı yeryüzünün gerçeğidir, bu gerçekle yüzleşmek zorundasınız. O nedenle 1810″lar dan bu yana inkar, asimilasyon, sürgün, talan ve imha ile yüz yüze kalan Kürtler de artık ulusal uyanışı gerçekleşti. Din kardeşliği bitti !

    Bölgeye sürdüğünüz IŞİD veya El kaide gibi şeriatçı grupları din kardeşliğinin bitşini hızlandırdı zaten. Gelişen kapitalizm, sosyalleşen ve toplumsallaşan halklar dinsellikten de uzaklaşmak zorunda kalıyor. Din kardeşliği adına coğrafyasında bin yıldır sözüm ona köle olarak kullandığın, eziyet ettiğin yoksul halk artık başkaldırmıştır, ulusal demokratik haklarına sahip olmak istiyor. Tıpkı diğer uluslar gibi yeryüzünün eşit halkı olarak topraklarında kardeşçe yaşamak istiyor.

    Sen hala zorla Türksün diymezsin!

    Kürt ulusal varlığını kabul edip, geçmişte yaptığın eziyetler, katliam ve sürgünler için özür dileyip onlara insanca yaşamaları için el uzatman gerekir. Eğer kardeşlik diyorsan, birlikte yaşam diyorsan bu erdemliliği göstermen gerekmektedir. Kürtleri tanımak,statü vermek ve normal sosyal,kültürel ve toplumsal yaşamları için yardımcı olmak aynı zamanda insani bir görevdir.

    Bu ve benzeri yazıları egemen ulusa mensup birilerinin yazması,çizmesi ve gün ışığına çıkarması daha anlam kazanır, çünkü Ezilen ulusun mensupları dinlenmiyor. Peşin hükümle, önyargıyla hemen en adaletsiz bir şekilde ellerinde ki medya gücüyle, güvenlik ve yargı mekanizmasıyla ‘mahkum’ ediliyor. Başka bir ulusu ezen bir ulusun gücü hemen devreye girer ve linç kampanyası sokak, sokak, mahalle mahalle, ev ev ve işyeri işyeri devam eder. Zalimin zulmü bu olsa gerek! Ezilen ulusun mensuplarının eleştirisi, istek, arzu veya analizleri dikkate alınmıyor tersine bölücülük, teröristlik veya benzeri saçmalıklarla damgalanıp, suçlanıyor.. Yani ne yazsak, ne söylesek egemen ulus egemen sınıf piyasasında kayda değeri olmuyor.

    2015 yılında maalesef kötülükler fazlaydı. Bugünkü hükümet yeniden Kürtleri dıştalıyor. Ankara meclisine girip orada demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini dillendirmeye çalışanlara karşı linç girişimi başlatıldı. Elinde kasap bıçağıyla en önde yürüyen ulusalcı sahte solcular, koltuğunun altında Kuranı kerim kitabıyla yeşil sarıklı ve fistanlı din tüccarlarının yok etme, yakma ve talan girişimine ‘cennete’ gitme olarak adalndırılıyor.

    Kürtleri aşağılayan, dıştalayan, kötüleyen ve topluma kötü gösteren politikalar ve programlar yapılıyor. Bu da etki tepki meselesine dönüşebiliyor ve Kürtleri kötü şeyler yapmaya azmettiren yayınlarla gündelik hayat sürekli ısıtılıyor, değiştirilip hedef saptırılması yapılabiliyor. Kürdü İnsan olarak kucaklayan, buluşturan, birleştiren,eşitlik ve adaleti paylaşan,dünya nimetlerini paylaştıran,yaşama teşvik eden yok.. Ya da böyle bir projesi olanlar birer küçük grup olarak ‘etkisiz’ leştirildiler.

    Son 4 ayda 20 ilçede 58 kez ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla Kürt katliamı, Kürtleri imha etme programı uygulanıyor, bu adı konulmamış bir soykırımdır. Yaklaşık 3 milyon insan yerinden yurdundan edildi.

    Hem Suriye’deki Kürtler hem de Türkiye’deki Kürtler için kötü bir yılı geride bıraktık.

    100 yıldır soykırım ve katliamalrla,sürgün ve hapislerle,açlık ve yoksulluk dayatmalarıyla,inkar ve imha politikalrıyla yok edemedin, Kürtleri! Tersine Kürtler daha güçlenip çıkmadılar mı?..Öyleyse neyi tekrarlıyorsun? Bir de insan ol,insana istediği ulusal statsünü ver, korkma bölünmezsin! Bıkmadın mı? Aynı şeyleri tekrarlamaktan..

    1071’de seni Malazgirt’ten içeri alan Kürtler bin yıl sana din kardeşliği yaptı, 1299’da Osmanlı’yı kurduğunda yanıbaşındaydı, 250 yıl uğraştın ta istanbul’u ele geçirmene kadar sana hep yardımcı oldu. 1923’te Lozan’da Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu onlarsız onaylatamadın..Savaşlarda önce Kürtleri öne sürdün, 600 yıl Osmanlıyı ve Türkleri koruma ve kollama görevi yaptı din kardeşliği adına şimdi sen ölümle mükafatlandırıyorsun!Yeter artık fazla uzatma bu zorraki oyunu ve 5 bin yıldır orada yaşayan bir millet var ve eşitlik istiyor,statü istiyor bu dan onun en doğal en insani hakkıdr! Bence Kürtler özgür olsunlar, kendileri karar versinler gelecekler i için, sen değil! Öyleyse ben referandum öneriyorum. Kürtlerin yaşadığı 22 ilde referandum yapılmalaıdır. Federasyon mu? Özerklik mi? Otonom mu? Bağımsızlık mı? Birlikte mi olma? ya da ne istiyorlarsa..karar onlarındır, bu karara saygı duyulmalıdır.

    Kürt halkına özgürlük!

    Kürtlerin geleceği, yeri yurdu, evi barkı, hayatı veya yaşamı hakkında AKP veya bir başka parti,hükümet veya devlet karar verme hakkına sahip olmasın.Kürtler terörist değildir, Kürt halkı terörü istemez, kardeşlik, eşitlik ve adalet ister bu bin yıllık ızdırabındandır, çektiği eziyettendir. Her ulus gibi o da insan olarak yeryüzünde yaşamak ister. Bu da onun hakkıdır! Rahat ve özgür bırakın! İhanet, vatan haini, bölücü, terörist veya benzeri yakıştırmalarla iktidarınızı milliyetçi,ırkçı ve şövenist duygularla soslamanıza gerek yok. İç politika malzemesi üretip ‘vatan ve millet’ bölünüyor safsatalarıyla daha ne kadar sürecek bu gangasterlik! Birazcık insan olabilmeniz yeterlidir!

    Bir başka insanı,halkı veya ulusu yok sayma,saygı göster yeter. Bu gezegen de onun da yaşadığını unutma ! Tıpkı diğer 7 milyar insan gibi, ona saygı göster bunu da haklarını iade ederek gerçekleştirebilirsin!

    Kadim Laçin – Londra

    info@kadimlacin.com