AGOP’UN MİNİK ELLERİ

AGOP’UN MİNİK ELLERİ
  • 23.04.2015

bulent-bingol

Yüzlerce yıldır Osmanlı yönetimi tarafından baskılanan halklar, ittihat terakki’ci Türkçülüğün Osmanlı yönetimine gelişiyle halklar adeta doğrandılar.

Turancılar (Türkçüler ) din maskesiyle Osmanlı’nın  dört tarafında savaş cepheleri açtılar, çocuk ve yaşlıların dışındaki bütün erkekleri zorla askere aldılar. Öyle ki toprağı ekecek erkek kalmamıştı, ve savaş ihtiyacı için halkın malına mülküne el koyuyorlardı.

Kıtlık kıran girmişti memlekete. Tarlalar ekilemiyor, insanlar kışa tedariksiz giriyorlardı. İnsan, hayvan, doğa zayıf düşmüştü; merhametsiz ve vahşileşmişti.

Kanunlar, kurallar, töreler, bilinç, hatta güdüler bile işlemiyordu. Yaşam lanetlenmiş, kötülük egemen olmuştu.

Yazı zayıf geçiren doğa renk değiştiriyordu, mevsim sonbahar olmalıydı. Geceden bastıran yağmur rahmet değil, canlıyı cansızı dövercesine vuruyordu; gökten lanet yağıyordu. Her canlı güçsüz ve endişe içinde deliğine çekilmişti.

Meydanda bir çocuk bağırıyordu yeni bir laneti haber verircesine …”koşun canavarlar geliyor! karşı ovada dut ağaçlarının altında canavarlar var …” diyordu.

Korkuyla dışarı çıkabilen yaşlılar köyün meydanında adeta birbirlerine yapışmıştılar. Dut ağacının altındaki canlıların ne olabileceğini endişeyle tarif etmeye çalışıyorlardı. Kimse ne olduğunu çıkaramıyor ama her ne olursa olsun bu belanın hava aydınlık iken hal edilmesi gerektiğini düşünüyorlardı.

Yaşlılar ellerinde sopa, taş korkuyla ilerliyorlardı dut ağacına doğru; bayağı yol aldıkları halde geçkin yaşlarına, tecrübelerine rağmen hala benzetemiyorlardı herhangi bir şeye. Bu bilinmezlik adeta göğüs kafeslerini deliyor, nefessiz bırakmıştı. Ancak yeterince yaklaştıklarında çocuk sesini ayırt edebildiler: 6-7 çocuk çamur içinde ağacın altında çamur yiyorlardı.

Yaşlılar Yaşadıkları lanetli hayatın sorumlularını bulmuş gibi oldular. Çünkü Devleti Aliyeleri fetvayı vermişti; yaşadıkları her kötülüğün sorumlusu Ermenilerdi ve Ermenilerin yok edilmeleri gerekiyordu. Zorba Osmanlı’ya bütün erkeklerini, mallarını vermişlerdi. Evet zorunlu vermişlerdi, ama nefes almanın adı Osmanlı ve Türklüktü. Zaten bu diyarlarda zorbalar Allah olmuştu, Osmanlı neyi emrediyorsa o fetvaydı.

Çocuklar kaçan Ermenilerin kendileriyle beraber helak olmasın diye karanlıkta bıraktıkları çocuklarıydı. Belki binyılların insanlık töresinden nasibini almış birileri merhamet eder, alır besler diye karanlıkta kaçarken köyün yakınına bırakmışlardı.

Yaşlılar kendi aralarında tartışıyorlardı ne yapalım diye. Bir ikisi korkuyla söylendi herkes birisini evine alsın diye.  Ape Ehmed korku ve hışımla bağırdı, çocukları alıp beslemek devlete karşı gelmektir dedi. Allahlık Osmanlı’nın fetvasına karşı gelmek ölümdü; bir de bu kıtlıkta bizler dahi açlıktan ölüyoruz diye küfürler savurdu.

Herkes sindi, vebadan kaçar gibi deliklerine yöneldiler.

Ape Ehmed topal Reşo’yu iki gübre sepetini alması için köye gönderdi. Yedi  çocuktan altısını üçerli şekilde bastırarak sepetlere koydu. Çocukların yaşları bir ile beş yaşları arasındaydı. Ape Ehmed bağırıp çağırıp, tokatlayınca; çocuklar nefes almaya bile korktular. En büyüğü dört veya beş yaşlarındaki Agop’tu, Ape Ehmed onu döve döve önünde yürütüyordu.

Köyün alt taraflarında büyük derenin Peri suyuna bağlandığı noktada derin bir kanyon vardı. Kanyonun Tîre Çem denilen noktasında metrelerce yükseklikte bir uçurumun başına geldiler.

Sepetleri yere indirdiler, çamur ve gözyaşı içindeki minikler adeta dillerini yutmuş sadece göğüs hırıltıları duyuluyordu. Küfür ve lanet Ape Ehmed’in kendisine cesaret veren duaları olmuştu, aklını yitirmiş gibiydi; korkudan taş kesilen çocukları teker teker tuttuğu gibi uçurumdan atıyordu. En son kenarda gözleri korkudan fal taşı gibi açılmış, yerine çakılıp kalan Agop’a yöneldi ve bir tekme sallayarak uçuruma doğru attı. Yerden yuvarlanan Agop tam uçurumdan düşerken, taşa yapıştı. Vücudu aşağıya sarkmış şekilde minnacık elleriyle taşa yapışmıştı, korku ve yalvaran gözlerle Ape Ehmed’e bakıyordu, yaşamak istiyordu. Ape Ehmed bu hareketi kendisine ve Devlet-i Âliyenin fetvasına isyan edilmiş gibi hissetti ve hışımla çıplak ayağını Agop’un minik parmaklarını parçalarcasına vurdu. Düştü Agop, düşerken sadece “Mayrıgggg…” diye yeri göğü inleten bağrışı duyuldu.

Anlattığım olay Bingöl’deki  köyümde vuku bulan gerçek bir hikaye. Yaşlılarımız hangi sene olduğunu bilmiyorlar; zaten alet edildikleri kötülükleri, esaretleri, lanetleri ile yaşam ve zamandan kopmuş aynı hüsranla gittiler. Ancak bunun gibi benzer yüzlerce hikayeler halk içinde halende anlatılır. Dolayısıyla eğer Devlet samimi ise ahlaksız tarihçilere değil halka sorsun cevabı öğrenir. Iki milyon insan, halklar buhar olup uçmadılar ya.

İttihat terakki’ci, Türk ırkçısı Osmanlı ve Cumhuriyet yöneticileri Ermeni, Süryani, Rum, Kürt halklarını sırasıyla hem kullandı hem de katletti.

Bu soykırım durdurulmadığından ve açığa çıkarılmadığından sonrasında dünyada yapılan soykırımlara ve ırkçılığa emsal oldu. Bugün bile bu mentalitenin davamı olarak farklı kültür ve inançlar asimilasyona ve inkara tabi tutuluyor.

Tarihçi Ayşe Hür’ün belirttiği gibi 23 Nisan çocuk bayramıyla, 25 Nisan Çanakkale Anzak günüyle Türk Devleti Soykırım’ın sembolik günü olan 24 Nisan’ı gölgelemeye çalışıyor. Bu soykırımlar ve soykırım inkarcılığı başta Türk halkı ve alet olan toplumları maddi manevi bir lanete sürüklemiş durumda. Ülke Ahlaksız, refahsız ve mutsuz bir yaşam azabıyla debeleniyor. Bu kabullenmemeden dolayı yobazdan, ırkçıdan, kendini inkarcıdan, hırsızdan; hoca da olsa, Prof da olsa, sağcı veya solcu da olsa kurtulamıyoruz.

Hatayı, yanlışı, katliamı kabullenmek ve af dilemek yeni temiz bir yaşama başlangıç olacaktır. Özür dilemek en büyük insani erdemdir.

Soykırım laneti inkar edildikçe büyüyor, aksi takdirde Agop’un o minnacık elleri bizi boğacaktır.

  • “Mayrig”: Anneciğim

 

Reklam
AKP’nin seçilmişlere yönelik darbesi Londra’da protesto edildi
Amed, Wan ve Merdin Büyükşehir Belediyelerinin Türk devleti tarafından gasp edilip halkın seçtiği belediye başkanlarının yerine kayyum atanması Londra’daki demokratik...
NUJ genel sekreteri, MA editörü Karahan’ın gözaltına alınmasını kınadı
İngiltere Gazeteciler Ulusal Sendikası-NUJ genel sekreteri Michelle Stanistreet ve Morning Star gazetesi uluslararası editörü Steve Sweeny Mezopotamya Ajansı Kürtçe servisi...
Zila&Anna Kadın Festivali Hafta Sonu Londra’da Düzenlenecek
Başkent Londra’da her yıl geleneksel olarak düzenlenen Zilan Kadın Festivali’nin 16’ıncısı 29-30 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek. Bu yılki festival ‘Zilan ve...
Gik-Der Festivalinin bu yılki teması; ırkçılık ve faşizm
Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der) bu yıl gerçekleştireceği 11’inci kültür sanat festivalini ırkçılık ve faşizm teması ile gerçekleştiriyor. Dün gerçekleştirilen...
Binlerce Kişi ‘Barış’lar Ölmesin’ diye yürüdü
Bıçaklı saldırı sonucu ağır yaralanan ve geçtiğimiz Pazartesi günü tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Barış Küçük için 5 binin üzerinde...
Barış’ın katil zanlısı tutuklandı
Geçtiğimiz Pazartesi günü tedavi gördüğü hastahanede yaşamını yitiren Barış Küçük’ün katil zanlısı Adam Tarik Highburry Magistarates mahkemesi tarafından tutuklandı. Zanlı...
Barış’ın Katil Zanlısı Gözaltına Alındı
Kuzey Londra’nın Haringey bölgesinde Cumartesi sabahı (1 Haziran) yaşanan bıçaklı saldırıda yaşamını yitiren Barış Küçük’ün (33) katil zanlısı polisler tarafından...
Londra’da yaşanan bıçaklı saldırıda Kürdistanlı genç yaşamanı yitirdi
İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşanan bıçaklı saldırıda yaralanan Kürdistanlı genç Barış Küçük (33) yaşamını yitirdi. Kuzey Londra’nın Haringey bölgesinde Cumartesi sabahı...
Senin bitmeyen sevginde gizlidir, herkesin kendinden bir parça bulduğu sen! – İmam ŞİŞ
Peki nasıl oluyor da 21 yıldır bir denizin ortasında bulunan ıssız bir adada, yıllarca  tek başına kalmasına ve akıl almaz...
İmam Şiş: Süreç yasal güvenceye kavuşmadan direnişime son vermeyeceğim
İmam Şiş: Zindanlardan yapılan açıklamaları olduğu gibi haklı buluyor, kabul ediyor ve tecride tümden son verildiği deklare edilmediği ve yasal...
Londra’daki 1 Mayıs Kutlamasında Yüzlerce Kişi Yürüdü
Bir Mayıs Dünya Emekçi Bayramı nedeniyle başkent Londra’da yapılan yürüyüş ve mitinge binlerce kişi katıldı. Kürdistanlı ve Türkiyeli sosyalistlerin yoğun...
İmam Şiş: İnsanlığı felakete sürükleyen bu kriz ve kaos ortamından çıkış…
  ‘‘Gerçek zincirler duygularımızın ve arzularımızın yarattığı zincirlerdir.’’ Spinoza Genel olarak 1 Mayıslarda; kapitalist üretim ilişkileri içerisinde ücretli emek işçiliği...
Londra’da açlık grevleri ile dayanışma eylemi
İngiltere’nin başkenti Londra devam eden açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla bir eylem düzenlendi. Yapılan eylemde polisler ve bir grup faşist...
Britanya Dışişleri Bakanlığı Önünde Açlık Grevi Eylemi
İngiltere’nin başkenti Londra’da açlık grevi eylemlerine dikkat çekmek amacıyla Dışişleri Bakanlığı önünde bir eylem düzenlendi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan...
Owen: Batı’nın sessizliği utanç verici
Tecride karşı 5 günlük açlık grevine giren 87 yaşındaki İngiliz insan hakları savunucusu Margaret Owen, yaşananlar karşısında Batı’nın sessiz tavrından...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ