DİYARBAKIR – Diyarbakır’da DTK binası ile birçok eve eş zamanlı baskın düzenlendi. Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı baskınlarda DTK’nin tabelası, çok sayıda evrak ve bilgisayara el konuldu.
Author: ali
-

Savaş uçakları peş peşe kalkış yaptı
DİYARBAKIR – Diyarbakır’da çok sayıda savaş uçağı peş peşe kalkış yaptı.Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik operasyonu devan ederken, Diyarbakır Askeri Havaalanı 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 8. Ana Jet Üssü’nden çok sayıda savaş uçağı peş peşe kalkış yaptı.Son olarak dün akşam Süleymaniye kentine bağlı Şarbajer ilçesi bombalanmış ve 3 sivil hayatını kaybetmişti. -

‘Kürt sorunu çözülmeden diğer sorunlar çözülmez’
ANKARA – HDP Sözcüsü Ebru Günay, Kürt sonunda çatışma ve savaş politikalarının çözüm olmayacağını vurguladı. Günay, DTK’ye yönelik operasyonlara da ‘kriminalize ediliyor’ sözleri ile tepki gösterdi
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, parti genel merkezinde düzenlediği basın açıklamasında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Günay, Demokratik Toplum Kongresi’ne yapılan polis baskınına, ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü’, baro başkanlarının yürüyüşüne, Kürt illerinde koronavirüs testlerinin yapılmamasına ve Kobanê’nin Helince köyünde 3 Kürt kadın siyasetçinin ölümüne ilişkin konuştu.
‘Siyasi soykırım operasyonundan vazgeçilmesi çağrısını yapıyoruz’
Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) yapılan polis baskını ve gözaltı operasyonlarına ilişkin konuşan Günay, iktidarın Kürt düşmanlığı politikası yürüttüğünü yineledi. Günay, “Partimizin içinde olduğu bölgenin renkliliğini yansıtan bir kongredir DTK. Bölgenin birliğinin, bir arada çalışmanın nefesi oldu. Çözüm sürecinde DTK, Meclis tarafından resmi olarak tanınan, görüşleri dinlenen ve irade olarak kabul edilen bir yapıydı. Ama son birkaç yıldır AKP’nin Kürt düşmanlığının sonucu olarak kriminalize edilen, sürekli baskıya, zora maruz kalan bir alana dönüştürüldü” dedi. Günay, “Bu sabah yapılan operasyondaki suç unsurlarını söylüyorum: DTK tabelası, birçok yayınevinden basılmış bandrollü kitaplar. İktidarın Kürt düşmanlığında, suç unsuru yaratmada sınır tanımadığını tekrar görmüş olduk. Gözaltıları kınadığımızı, bu siyasi soykırım operasyonundan vazgeçilmesi çağrısını yapıyoruz” diye konuştu.
Günay’ın konuşmasının satır başları şöyle:
“Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü”nün toplumun tüm kesimlerinde heyecan yarattı. Her geçen gün daha da despotlaşan AKP iktidarının zulüm siyasetine karşı sokaklara taştık, umudu alanlara taşıdık hep beraber. HDP kurulduğu günden bu yana yürüyüş halindedir. Türkiye’yi demokratikleştirmek için yola çıkmıştık. Darbe dinamikleri içine hapsolmuş bir Türkiye’yi AKP’nin darbeci zihniyetinden kurtarmak için başlattığımız yürüyüşte AKP’nin yaratmaya çalıştığı despotik parti devletinin tüm çirkin yüzünü hep birlikte gördük, tanıklık ettik”
Baroların yürüyüşü
“Sırtını padişaha, Saray’a yaslayanların içine düştüğü hazin durumdan ise herkes için ders olmalı, herkes bundan ders çıkarmalı. Baro başkanlarının talebi hepimizin talebidir. Bağımsız ve tarafsız bir yargı hepimizin Türkiye’nin en temel ihtiyacı haline gelmiştir. İstiyor ki yargının her aşaması kendi kontrolünde olsun, hiçbir yerden en ufak bir itiraz gelmesin. Baroların yürüyüşü işte tam da bu adıma karşı çıkış ve buna karşı başlatılan bir karşı koyuştu. Bunun karşısında suskun kalmak karanlığa davetiye çıkarmak, despotluğa davetiye çıkarmaktır.”
Kürt sorunu
“Çatışma ve savaş politikalarının çözüm olmayacak. Sorunlar diyalog ve müzakere ile olabilir. Türkiye’de; Kürtlerin kimlik, anadil ve kültürlerini yaşayamama sorunu var, özgürlük sorunu var, demokrasi sorunu var, ekonomik sorun var, adalet sorunu var. Tüm bu sorunların anahtarı, Kürt sorununun çözümü. Bu ülkede Kürt sorunu, anayasal haklar ile güvence altına alınacak şekilde çözüme kavuşturulmadığı müddetçe, diğer sorunların hiçbiri çözüme kavuşamayacaktır. Türkiye’de hepimizin bildiği bir demokratikleşme sorunu var. Demokratikleşmenin önündeki en büyük engel de elbette Kürtlere yönelik uygulanan inkârcı, ayrımcı ve şiddete dayalı devlet politikalarıdır.”
3 kadın siyasetçinin ölümü
“9 Ocak 2013’te Paris’te 3 Kürt kadın siyasetçiyi katledenler ve Kürt sorununu çözümsüzlük girdabına sürükleyenler şimdi de Kobanê’nin Helince köyünde 3 Kürt kadın siyasetçiyi SİHA’larla katletti. Dün akşam da Süleymaniye kentine bağlı Şarbejêr’de halkın mesire alanını bombaladılar. Görüntüleri izleyen herkes gördü ki babalarıyla eğlenen çocukların şen gülüşmeleri bir anda bombalarla nasıl yok edildi. Kürt halkına yönelik bu saldırgan tutumdan vazgeçin. En demokratik hakları için mücadele yürüten Kürt halkını hedef alanlar, bu hak için mücadele eden Kürt kadınlarını da daha fazla hedef alıyor ve tüm kadınlara, kadın mücadelesine mesaj veriyor.”
Kayyum atamaları
“Bugün iktidarda olanlara şunu söylüyoruz: Bugün durmadan HDP’yi suçlayacağınıza, ‘İktidarınız Kürtlere neleri reva görüyor?’ diye sorma cesaretinde bulun ve bu soruyu kendinize sorun. Bunun hesabını bağımsız yargıya bir an önce verin. İktidarın kendisi için keyfi bir uygulama haline getirdiği kayyum uygulaması devam ediyor. Sarıcan belde belediyemizde aynı uygulamayı devam ettirdiler. Sarıcan Belediye Eşbaşkanlarımız Bekir Polat ve Canan Tağtekin evlerine baskın yapılarak gözaltına alındı ve mahkeme kararı beklenmeden Sarıcan Belediyesine kayyum atandı. Kayyım, iktidarın Kürt düşmanı politikalarının tezahürüdür, bir kez daha yineliyoruz.”
‘Tüm imkanlarımızla, tüm koşullarıyla beraber Cizre halkının yanında’
“Kovid-19 virüsü Türkiye’de can almaya devam ediyor. Tedbirler gevşetildiği için artık Sağlık Bakanlığı talimatı ile, bölgede özellikle Kürt illerinde hastaneye korona şüphesi ile giden kişilere bulgu gösterdiği halde test yapmak yerine önce tomografi ve kan tahlili gibi tanı ve tedavi ile çok da ilgisi olmayan yöntemlerle test yapılmamaya çalışıyor. Şırnak’ın Cizre ilçesinde ise çok daha özel bir durumla karşı karşıyayız. Şu an birçok mahalle ve sokak, bina korona virüsü vakalarındaki artış sonrası karantina altına alınmış durumda. Hastaneler yetersiz. Vaka sayısının ‘normalleşme’ sonrası her geçen gün artması üzerine esnaf kendi inisiyatifiyle kepenk kapatarak, ‘evde kal’ çağrısında bulundu. Bizler de iktidarın bu duyarsızlığı karşısında Cizre halkına kendi tedbirlerini alması konusunda çağrımızı yineliyoruz. Partimiz tüm imkanlarıyla, tüm koşullarıyla beraber Cizre halkının yanındadır.”
-

Leyla Güven: Boyun eğmeyeceğiz
DİYARBAKIR – DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, binalarına yapılan baskına tepki göstererek, boyun eğmeyeceklerini söyledi.
Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde bulunan Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) sabah saatlerinde düzenlenen baskını kınayan Eşsbaşkan Leyla Güven, boyun eğmeyeceklerini söyledi. Bina kapısının kırıldığı baskında, DTK tabelası, bilgisayar ve kitaplara el konuldu. Aramanın sona ermesiyle polislerin çoğu binadan ayrılırken, binanın çevresinde konumlandırılan zırhlı araçlı polislerin bekleyişi sürüyor. DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla, baskına tepki gösterdi.‘BOYUN EĞMEYECEĞİZ’Güven, twitter hesabında şu paylaşımda bulundu: “Kurumumuzda @kongrekcd saatlerce arama yapmışlar ve ele geçirilen ‘örgütsel dokümanlar’: tabelalarımız. İşte bu kadar acizsiniz. Zaten Kürdü vurmak için bir dokümana da ihtiyaç yok çünkü hepsini siz üretiyorsunuz! Boyun eğmeyeceğiz.” -

DTK binasına polis baskını: Çok sayıda gözaltı
Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) bulunduğu binaya bu sabah saatlerinde baskın düzenlendi. Bina kapısının kırıldığı baskın sonrası başlatılan arama sona erdi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Semra Güzel ve Remziye Tosun ile avukatlar, aramanın sona ermesinin ardından binaya alındı. Polisler, DTK binası kapısına asılı olan tabela, DTK Haklar ve İnançlar Komisyonu tabelası, pankart, bilgisayar kasaları, dergi ve kitaplara el koydu. Arama bitmesine rağmen bina içinde ve binanın bulunduğu sokakta polislerin bekleyişi devam ediyor.J&J YAYINLARINDA ARAMAMerkez Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan J&J yayınevine de baskın düzenlendi. Arama işlemlerinin devam ettiği yayınevinde birçok kitaba el konulduğu belirtildi.EŞBAŞKANIN EVİNE BASKINGörevden alınarak yerine kayyım atanan Batman Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Demir’in Batman’da ikamet ettiği ev de polisler tarafından basıldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Demir’in şehir dışında olduğu öğrenildi. Eş zamanlı olarak Demir’in Diyarbakır’daki kız kardeşlerinin evlerine de baskın düzenlendi.GÖZALTINA ALINANLARBaskınlarda gözaltına alınan kimi isimler şöyle: DTK Divan üyesi Jiyan Taş ve Hüseyin Kaya, Rosa Kadın Derneği yöneticisi Rojda Barış, ev hapsinde olan görevden alınan Silvan Belediye Eşbaşkanı Naşide Toprak, Hazro Belediye Meclis üyesi Fesih Balbey, Bismil Belediyesi Meclis üyeleri Enver Çelik ve Aynur Aktar, Çınar ilçesinden Enver Temiz, MEBYA-DER yöneticisi Yıldız Damla, DBP PM üyesi Leyla Bağatır, KESK Genel Meclis üyesi ve TÜM BEL-SEN üyesi Ayten Tekeş, Büro Emekçileri Sendikası (BES) Diyarbakır Şube Başkanı Suphi İzol, Makine Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu üyesi Arin Zümrüt, barış annesi Makbule Özbek, avukat Berdan Acun, HDP Kocaköy İlçe Eşbaşkanı Cahit Ay, Kulp eski HDP İlçe Eşbaşkanı Selva Akkoyun, Bağlar ilçesinden Gurbet Çakar, Silvan ilçesinden Mehmet Sağlam, Fatma Bülbül ve Tahir Turan.Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen kişilerin İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.Diyarbakır merkezli başlatılan operasyon kapsamında gözaltı sayısının artabileceği kaydedildi. -

Pirani: Kürt partileri saldırıların durması için çalışmalı
DİYARBAKIR – Azadi Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı Metin Pirani, Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’ ne yönelik saldırılarının çözüm olmadığını belirterek, “Kürt siyasi partileri olarak, bu saldırıların durması için çalışmalıyız” dedi.
Azadi Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı Metin Pirani, Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarına tepki göstererek, Kürtlerin saldırıları durdurması için ulusal birlik sağlaması gerektiğini söyledi.‘SAVAŞ ÇÖZÜM DEĞİLDİR’Türkiye’nin bu dönemde geniş çaplı saldırılar yürütüldüğünü dile getiren Pirani, bunun sadece PKK’ye yönelik olmadığını, aynı zamanda Federe Kürdistan Bölgesi’nin toprak bütünlüğüne karşı olduğunu ifade etti. Savaşın çözüm olamayacağını hatırlatan Pirani, Türkiye’nin PKK’yle barışması halinde coğrafyanın huzura erişeceğini söyledi. Rojava’da yürütülen ulusal birlik çalışmalarının Kürdistan’ın bütün parçalarında ki devletleri korkuttuğunu dile getiren Pirani, “Birlik kararından sonra Suriye hükümeti ‘bakın Amerika yarın bölgeden gidecek’ şeklinde açıklamada bulundu. Türkiye koktu, İran ise saldırıya geçti. Bütün parçadaki devletler birliği bozmak istedi” dedi.‘ÜÇ TEMEL SÖYLEMDE BULUŞABİLİRİZ’Federe Kürdistan’a yönelik saldırıları bütün dünyanın izlediğini vurgulayan Pirani, kurtuluşun ancak Kürtler arasındaki ulusal birlikten geçtiğini belirtti. Cezayir’in birlik sürecinden örnek veren Pirani, “Bu saldırılar sonrası Cezayir devrimi aklıma geldi ve ilgimi çekti. Fransa’nın Cezayir’e saldırması sonrası hem Cezayir halkı hem de Arap halkı beraber ayağa kalkarak üç söylemde birlik oldular. Cezayir halkı ne dedi ‘Biz Arap’ız, dilimiz Arapça, toprağımızda Cezayir’dir’ dedi. Fransa’ya karşı bu şekilde ayağa kalkarak kazandılar. Eğer Kürt halkı da isterse bu üç temel söylemle birliğini oluşturabilir. Nedir bu üç söylem. ‘Biz Kürt’üz, dilimiz Kürtçedir, toprağımız da Kürdistan’dır. Biz bütün partilerde istiyoruz ki Kürdistan’ın egemenliği, bayrağı ve değerlerine sahip çıkın. İşte o zaman birlik sağlanır. Ama ideolojik yaklaşımlar bunun önüne geçiyor” diye konuştu.‘ULUSAL BİR ÇABA GEREKLİ’Rojava’da uluslararası güçlerin yapmış olduğu arabuluculuğa işaret eden Pirani, “Güney Kürdistan’da da aynen bu şekilde oldu. 20 yıl önce YNK ve KDP Amerika’nın sayesinde bir araya geldi. Bugünde Rojava’da ki güçler Fransa, Amerika ve Federe Kürdistan güçleri tarafından bir araya getirildi. Biz istemiyoruz emperyalist güçler tarafından bir araya getirilsin. Türkiye PKK’nin ‘terör örgütü’ listesinde olmasından kaynaklı saldırılarını sürdürüyor. Türkiye’nin bu saldırılarının sona erdirmek için Kürt halkının ulusal bir çaba içerisinde olması gerekiyor” diye belirtti.‘SALDIRILARI DURDURMALIYIZ’Federe Kürdistan’a her saldırıdan önce Irak hükümetinden izin aldığını sözlerine ekleyen Pirani, şunları söyledi: “Güney Kürdistan ve Kürt güçleri, Irak hükümetine, Birleşmiş Milletler’e (BM), Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) karşı sivil demokratik eylemler yaparak bu saldırıların durmasını talep etmeliler. Biz savaş taraftarı değiliz. Bizler barış yolunu sunuyoruz. Tüm Kürt siyasi partileri olarak, bu saldırıların durması için çalışmalıyız.” -

YNK’den Türkiye saldırılarına karşı harekete geçme çağrısı
HABER MERKEZİ – YNK, Uluslararası Güvenlik Konseyi’ne Türkiye’nin saldırılarına karşı harekete geçmesi çağrısı yaptı. Açıklamada ayrıca Türkiye’ye karşı dava açılması istendi.Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Irak Federe Kürdistan Bölgesi Süleymaniye kentine bağlı Şarbajer ilçesini havadan bombalanması sonucu 2 sivil yaşamını yitirdi. Daha önce de Şeladizê’de yapılan bombardımanda da 5 sivil yaşamını yitirmişti. Saldırılara tepki gösteren Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) grubu, Irak Cumhurbaşkanı, Başkanı ve Meclis Başkanı’na gönderdiği mektupta, Türkiye’nin uluslararası mahkemelerde yargılanması için dava açılmasını istedi.ROJnews’te yer alan habere göre; Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) grubu, Irak hükümetinin üç yöneticisine gönderdiği mektupta, içinde avukatların da olduğu bir kurulun kurularak, Türkiye’nin bombardımanında yaşamlarını yitirenler ile zararı olanlar için Türkiye’den tazminat almak amacıyla Uluslararası mahkemelerde dava açılmasını gerekçesiyle harekete geçilmesini istedi.YNK (Yeşiller Grubu), mektubun devamında: “Irak Dışişleri Bakanı ve aynı zamanda Güvenlik Konseyi Delegesi, Türkiye’nin bombardımanına son vermek için, Güvenlik Konseyi’ne acil toplantı çağrısı yapmalıdır. Irak Cumhurbaşkanı, başbakanı ve meclis başkanı Türkiye’nin saldırılarına karşı harekete geçmelidir.” -

Süleymaniye’de piknik alanı bombalandı: 3 sivil yaşamını yitirdi
Federe Kürdistan’ın Süleymaniye kentine bağlı Şarbajer ilçesi bombalandı. İlk belirlemelere göre 3 sivil hayatını kaybetti.
Irak Federe Kürdistan Bölgesi Süleymaniye kentine bağlı Şarbajer ilçesi havadan bombalandı. Şarbajer Kaymakamı Şaho Osman, uçaklarca Kunemasi bölgesindeki piknik alanın bombalandığını, ölü ve yararlıların olduğunu kaydetti. Osman, uçakların hangi ülkeye ait olduklarını bilmediklerini söylerken, Rojnews uçakların Türkiye’ye ait olduğunu duyurdu.
Görgü tanıklarının anlatımına göre uçaklardan atılan bombalardan birinin bir dükkana isabet etmesi sonucu ölümlerin yaşandığını belirtti.