Author: ali

  • Londra’da 8 Mart Paneli

    Londra’da 8 Mart Paneli

    Londra Kürt Kadın İnisiyatifi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Kadın Örgütlülüğünün önemi konulu bir panel düzenlendi.

    Kürt Toplum Merkezi’nde düzenlenen panelde, salona Paris’te katledilen Kürt kadın devrimci Sakine Cansız ile Rojava’da Türk devletine bağlı asker ve çeteler tarafından katledilen Kürt kadın siyasetçi Hevrin Khalaf’in resimleri ile “Önderliksiz yaşam asla faşizme karşı özsavunma”, “Kadın yaşamdır yaşamı öldürmeyin”, “Biz kadınız kimsenin namusu değiliz” yazılı pankartlar asıldı. Ayrıca Kürt kadınları yaşamın her alanında anlatan bir fotoğraf sergisi de salon da yer aldı. Bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan panele, Oxford Üniversitesi’nden Dr. Dilar Dirik, 8 Mart Kadın Platformu üyesi Nergiz ve Skype üzerinden Rojava’dan Kongra-Star temsilcilerinden Evin Swed katıldı. Moderatörlüğünü Kadın İnisiyatifi’nden Roj Eyüpoğlu’nun yaptığı panelde, Dr. Dilar Dirik toplumsal cinsiyet ve kadın örgütlülüğü üzerine konuşarak, kadının sosyal, siyasal ve ekonomik durumlarını ele alarak, diasporadaki Kürt kadın mücadelesini anlattı.

     

    Kongre-Star’dan Evin Swed ise Rojava’da kadın mücadelesi ve YPJ’li kadın savaşçıları anlatarak, İŞİD ve çetelerin kadınlara yönelik şiddetini anlattı. Swed, Rojava devriminin aynı zamanda bir kadın devrimini olduğunu ifade ederken, YPJ’li kadınların hem kadın mücadelesi hem de yaşamın her alanında ciddi örgütlenmelerin öncüsü olduğunu belirtti. Panele katılan kadınlar da Swed ile soru cevap şeklinde Rojava kadın devrimi hakkında tartışmalar yürüttü.

    8 Mart Kadın Platformu’ndan Güney Kürdistanlı Nergis ise Kürt kadınların Kürdistan’daki mücadele deneyimlerini paylaştı.

  • Britanya SKB: 8 Mart’ta kadın isyanını büyütelim

    Britanya SKB: 8 Mart’ta kadın isyanını büyütelim

    Britanya Sosyalist Kadınlar Birliği, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla tüm kadınları sokağa, direnişe ve greve çağırarak, “Kadın isyanını büyütelim” dedi.

     

    Britanya SKB tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yapıldı.  New York’lu dokuma işçisi kadınların can bedeli verdiği emek ve adalet mücadelesinin 163.’üncü yılına girildiğini hatırlatan Sosyalist Kadınlar, kadınların isyanı, bugün; Şili’den, Sudan’a, Latin Amerikan’dan, Ortadoğu’ya ve Avrupa’ya kadar şiddete, katliamlara, yoksulluğa, hak gasplarına ve erkek egemenlikçi kapitalist sisteme karşı sokaklarda büyüdüğü ifade edildi. Şiddet sadece Ortadoğu yada Asya ülkelerinin sorunu değil. “Özgürlükler ülkesi” olarak tanımladıkları Britanya’da da her gün hızla arttığına dikkat çeken SKB, “ Her 4 kadından biri şiddete uğruyor. Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) raporuna göre 2018 yılında, 16 ve 59 yaşları arasında 560,000 kadın cinsel saldırıya uğramış. Bu rakamların çok daha yüksek olduğu da tahmin ediliyor. Cinsler arası eşitsizlik oranları artıyor” dedi.

     

    IRKÇILIĞA ‘DUR’ DİYELİM

    Genellikle bakım, beslenme ve temizlik sektöründe çalışan göçmen kadınların hem kadın olmanın, hem de göçmen olmanın zorluklarını yaşamakta olduğu ifade edilen SKB açıklamasında, cinsiyet ayırımına, şiddete, ırkçılık ve ayrımcılığa, ‘dur’ demek için 8 Mart’ta ellerin ve yüreklerin birleşmesini istedi. Britanya’da yaşayan göçmen kadınlar olarak, bu coğrafyada yaşayan tüm kadınları 8 Mart’da sokaklara, direnişe ve greve çağıran Sosyalist Kadınlar, taleplerini ise şöyle sıraladı:  “Kadın ve erkek işçi arasındaki ücret farkı kaldırılarak eşit işe eşit ücret uygulanmalı. Kadına yönelik şiddete son verilmeli. Kadın sığınma evlerinin sayısı arttırılmalı. 8 Mart ücretli izin günü ilan edilmeli. Göçmen kadınlara yönelik ırkçı, ayrımcı uygulamalara son verilmeli.”

     

     

     

     

  • Bir Nefes Anadolu Londra’da sahnelendi

    Bir Nefes Anadolu Londra’da sahnelendi

    Bin yıldan fazladır süregelen Anadolu Aşık Geleneği ve bu geleneğin içindeki beş ozanın hayatının anlatılıp, eserlerinin çalıp söylendiği Bir Nefes Anadolu adlı anlatı tiyatrosu Londra’da sahnelendi.

    Sanatçı Murat Aslan’ın Anadolu Aşık geleneği ve bu geleneğin hümanizm ile bağını anlatan Bir Nefes Anadolu adlı anlatımlı müzikli tiyatral gösterim Londra Millfield Tiyatro Salonu’nda sahnelendi. Anlatım ile müziğin buluştuğu muhteşem performansta Pir Sultan Abdal’dan Haci Bektaşı Veli’ye kadar bir çok Anadolu Aşık geleneğinin sözleri ile başlayan etkinlik, izleyenler de farklı duygular hissettirdi. Cura ve bağlama eşliğinde yapılan anlatımlar, kimi zaman hüzünlendirdi kimi zaman da tebessüm ettirdi. Sonraki bölümde ise Anadolu Aşık geleneğinin yakın tarihteki en önemli isimleri Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Aşık Mahsuni Şerif, Ali Ekber Çiçek ve Nesimi’nin hem hayatları anlatıldı hem de eserleri söylendi.

    ANADOLU KÜLTÜRÜNÜ ANLATIYORUZ

    Salonun dolduğu ve yoğun bir ilginin olduğu etkinliğe ilişkin bilgi veren Bir Nefes Anadolu’nun Yönetmeni Murat Aslan, oyunun özel bir proje olduğunu söyleyerek, “Bu oyunda Anadolu aşık geleneğini anlatıyorum. Ve 5 ozanın eserlerini çalıp söylüyoruz. Bir bağlama sanatçısı eşlik ediyor Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Aşık Mahsuni Şerif, Ali Ekber Çiçek ve Nesimi’nin türkülerine. Bedenleri öldü ama fikirleri düşünceleri devam ediyor. Özellikle bu oyunu yapmamızdaki amaç hem Anadolu insanına kendi kültürünü ve tarihini anlatmak bununla birlikte batı dünyasına Anadolu müziği ve kültürünü anlatmaktır” dedi.

    Batı geleneğinin hümanizmin Rönesans ile birlikte16. Yüzyıl da ortaya çıktığını iddia ettiğini aktaran Aslan, “Ancak biz Anadolu insanı olarak biliyoruz ki bin yılı aşkın bir süredir Hümanizm Anadolu’da vardır. Bunların en önemli kanıtı da Anadolu aşık geleceğidir” diye kaydetti. Bu arada yoğun ilginin olduğu ve tek seferlik gösterimi yapılan Bir Nefes Anadolu’nun yakın bir zaman da tekrar İngiltere’de sahneleneceği öğrenildi.

  • Yazar Tan: Avrupa’ya ‘sözde dedeler’ gönderiliyor

    Yazar Tan: Avrupa’ya ‘sözde dedeler’ gönderiliyor

    Hikmet Erden


    Yazar Abbas Tan,  devletin Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile İngiltere ve Avrupa’ya sözde dedeler göndererek Aleviliği yok etmek istediğini söyledi. Tan, bu dedelere özel gri pasaportların da verildiğini belirterek, buna karşı Alevilerin dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.

    Londra’da faaliyet yürüten Alxaslılar Toplum Merkezi (Alxas-Com) tarafından dernek binasında Yazar Abbas Tan’ın katılımı ile ‘Alevilikte hak ve hakikat’ adlı bir söyleşi düzenlendi. Yoğun bir katılımın olduğu söyleşide Yazar Abbas Tan, söyleşiyi soru cevap şeklinde gerçekleştirdi. Alevilerin 12 imamları alarak başlarına bela ettiklerini söyleyen Abbas Tan, “Böyle bir sıkıntıdayız. Hak Muhammet Ali diyoruz. Birileri sen onu çıkartamazsın Alevilikte. Diğeri de diyor ki Alevilikte buna yer yoktur. Şimdi bu tartışma kavgasız nizasız ama birbirlerini bilgi alış verişi ile çözülebilir. Ben geçmişte söylediklerim ile bugün söylediklerimin uyuşmadığını söylüyorum. Bundan 30 yıl önce Alevilikle ilgili bildiğim bilgilerin bir kısmında uzaklaştım. Bundan 10 yıl evvel kendime göre bir değişim yaşadım. Bugün daha çok değiştim. Sadece söylemde kalarak değişmiyor. Özellikle bizim erkan da sıkıntılar çok büyük” dedi.  Hakka yürümek erkanından sonra bir yığın sorun ve sıkıntı yaşandığına dikkat çeken Tan, üç, yedi ve kırk yemekleri gibi bir çok geleneğe dönük eleştirilerde bulundu. Bu yemeklerin çoğunun Alevilikte olmadığını ifade eden Tan, Aleviliğin Türk devleti eli ile asimile ve yok edilmek istendiğini ifade etti. Alevilerin karşısında çok büyük bir güç olduğunu ifade eden Tan, “Türk devletinin yasalarla oluşturduğu bir Diyanet İşleri Başkanlığı var. Diyanet hala Alevileri yok etme adına Avrupa’ya Gri pasaportlu dedeler gönderiyor. Sözde dedeler gönderiyor. Gidin orada Alevi-İslam anlayışını sürdürün diyor. Bir başkasını da Türk-İslamcı diye gönderiyorlar. Kendi içimizdeki kimi Aleviler asıl Müslüman biziz diyorlar. Asıl Müslüman biziz diyen birinden Hak Muhammet Ali’yi nasıl çıkartabilirsiniz. Ali’yi çıkarabilirsiniz ama Hak Muhammet’i nasıl çıkarırsınız. Orda taktir sizlersiniz. Artık Alevilerin Aleviliği kendi içerisinde rahatlıkla tartışması gerektiğine inanıyorum. Oturupt a kendi bölgelerimizdeki sorunları tartışmakla kalmamalıyız. Kendi içimizde de anlatımlarımızı yapmalıyız. Bunu geliştirirsek Alevilerin sorunları daha çabuk aşılıyor” dedi.

    40 YEMEĞİ İÇİN KREDİ ÇEKİYORLAR

    Alevilikte cenaze zamanında sadece uzaktan gelenler için yemek verildiğini belirten Tan, birde cenaze hizmetinde bulunanlara üç gün yemeği verildiğini belirtti. Ancak bunun zaman içerisinde üç, yedi, kırk, bir yıl diye olmayan geleneklere dönüştüğünü aktaran Tan, imkanı olanların bunu yapabildiğini ama olmayanların bu geleneğin altında ezildiğine dikkat çekti. Türkiye’de bir yakınına kırk yemeği için kredi çeken insanların olduğunu gördüğünü söyleyen Tank, “Yazık buna gerek yok. Biz de bir tek üç yemeği vardı. Üç yemeği de ailenin büyüğü aileyi topluyordu akşam yemeğinde. Lokma paylaşıldıktan sonra herkes işine gücüne gitsin deniyordu. Yani üçüncü günü aile kendi içerisinde yapıyor. Şimdi Perşembeleri yapılıyor ve bu da tam bir showa dönüşüyor. Kırk yemeği de aynı şekildi. Kırk yemeği İngiltere’de veriyorsunuz. Burada insanların ihtiyaçları yoktur. Sırf insanlar o yemekte bulunmak için geliyorlar. O kırk yemeği parasını ülkede yoksul ve okuyamayan çocuklar var. Köy de fakir fukara insanlar var ve onlara yardım edilse bundan çok daha iyi” dedi.

    ‘DÖRT KAPI EĞİTİM SİSTEMİDİR’

    Alevilikte dedelik  kurumunun olduğunu ancak ‘Dedelik” ile ‘Evladı Resul’u birbirinden ayırmak gerektiğini söyleyen Tank, şunları kaydetti: “Dedelik Ocakzade olarak ta kullanılıyor. Biz dedelik dediğimiz de Alevi inanç önderleri, rehber ve pirlerin ortak adını Dede olarak kullanıyoruz. Alevilikte bir eğitim sistemi var. Dört kapı Alevilikte bir eğitim sistemidir. Bu kapılar ateş, su,  hava ve toprak olarak değerlendirilir.  Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat olarak ta değerlendirilir. Ama biz bunu biraz daha değiştirdik ve dedik ki, ‘Şeriat ilkokul. Tarikat ortaokul. Marifet lise ve hakikat üniversite seviyesinde bir eğitimdir. Bu eğitimin şeriat aşamasındaki eğitimi rehberler vermişlerdir. Tarikat aşamasındaki eğitimi pirler vermiştir. Marifet aşamasında mürşit dediğimiz görevliler uygulamanın derinliğini öğretmişlerdir. Ve dördündü kapı olan Hakikat Kapısını zaten hak ve hak olma anlayışı ile herkes kendi eğitimini kendisi vermiştir. Alevilik eğitim sistemini verenler biz dedeler demişiz bunlara da ocakzade diyoruz. Ocakzade anlayışı da Alevilikte bilginin kaynağı olarak görülmüştür.”

  • İngiltere İçin En Korkunç ‘Covid-19 Senaryosu!’

    İngiltere İçin En Korkunç ‘Covid-19 Senaryosu!’

    LONDRA – Tüm dünyayı kasıp kavuran ko­ronavirüs hakkında en korkutucu raporu İngiliz medyası açıkladı. Hükümetin raporuna göre, salgın yalnızca Birleşik Krallık’ta yarım milyonu aşkın insanın ölümüne neden olabilir.

    İngiliz medyası, bugüne kadar açıklanmış en korkutucu raporu dünya ile paylaştı. Hükümetin gizli raporuna göre, salgın yalnızca Bir­leşik Krallık’ta yarım milyonu aş­kın insanın ölümüne yol açabilir. En kötü senaryonun yer aldığı raporda, koronavirüs salgınının pandemiye dönüşmesi halinde İngiltere’de virüsün bulaşacağı insan sayısı 50 milyon olarak tah­min ediliyor.

    Vakaların çığ gibi büyümesinin 500 binden fazla can alabileceğini belirten gizli raporun başlığı, ‘Co­vid-19 En Kötü Makul Senaryo’ başlığını taşıyor. Koronavirüs va­kaları Çin’den sonra en fazla Gü­ney Kore’de tespit edildi. İkinci sırada ise merketlerdeki rafların boş kaldığı İtalya yer alıyor.

  • Asrın Hukuk Bürosu: Aileler İmralı’da yakınlarıyla görüştü

    Asrın Hukuk Bürosu: Aileler İmralı’da yakınlarıyla görüştü

    İSTANBUL – PKK Lideri Abdullah Öcalan ve İmralı’da bulunan diğer 2 tutuklu yakınlarıyla görüşme gerçekleştirdi.

    İmralı F Tipi Kapalı Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş’ın aileleri İmralı’ya giderek görüşme gerçekleştirdi.

    Asrın Hukuk Bürosu Avukatları sosyal medya hesabı üzerinden yaptıkları paylaşımda, “İmralı Adası’nda tutulan müvekkillerimiz Sn. Abdullah Öcalan, Sn. Ömer Hayri Konar ve Sn. Veysi Aktaş’ın aileleri bugün aile ziyareti kapsamında müvekkillerimizle görüşme gerçekleştirmişlerdir. Kamuoyunun bilgisine sunarız” ifadelerine yer verdi.

  • Mültecilerin Edirne’ye girişleri engelleniyor

    Mültecilerin Edirne’ye girişleri engelleniyor

    EDİRNE – Günlerdir sınır hattına taşınan mülteciler, Edirne’ye alınmamaya başlandı.

    İdlib’de asker ölümleri ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sınır kapılarını açtıkları yönündeki açıklaması üzerine, Cuma gününden bu yana binlerce mülteci sınıra taşındı. Sınırda hattında hareketlilik yaşanırken, polis ve jandarma ekipleri Edirne gişelerinde gelen otobüsleri durdurarak, içinde mülteci olup olmadığını kontrol ediyor.
    Mülteciler, “Sınırda yoğunluk var” denilerek, araçlardan indiriliyor ve kente girişlerine izin verilmiyor.