Author: ali

  • İngiliz Devrimcinin Naaşı Yüzlerce Kürdistanlı Tarafından Karşılandı

    İngiliz Devrimcinin Naaşı Yüzlerce Kürdistanlı Tarafından Karşılandı

    Reqa’yı özgürleştirme hamlesinde yaşamını yitiren Luke Rutter adlı İngiliz devrimci evine döndü. Bugün öğlen saatlerinde cenazesi Manchester havaalanına ulaşan Rutter yüzlerce Kürdistanlı tarafından karşılandı.

     

    İngiltere’nin Liverpool kentinde doğup büyüyen Luke Rutter bu yılın Mart ayında Rojava’ya giderek YPG saflarına katılmıştı. 6 Haziran’da Reqa şehir merkezinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren 3 enternasyonalist savaşçıdan birisi olan Rutter üç hafta önce Rojava’nın Derik kentinde yapılan görkemli bir törenle Güney Kürdistan’a uğurlanmıştı.

    Resmi işlemlerin tamamlanmasından sonra Luke Rutter’ın (Soro Zinar) cenazesi dün akşam saatlerinde Manchester havalimanına ulaştı. Havalimanı önünde toplanan yüzlerce Kürdistanlı Rutter’ı karanfiller ve ‘şehid namirin’ sloganlarıyla karşıladı. Rutter’ın fotoğraflarının yanında farklı tarihlerde Rojava’da yaşamlarını yitiren diğer üç İngiliz devrimcinin fotoğraflarının da taşındığı karşılama töreninde YPG, YPJ, PKK,KODAR bayraklarıyla beraber Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın resimleri taşındı. Karşılama törenine 2015 yılında yine Rojava’da yaşamını yitiren Kosta Eric Scufield’in babası Chris Scurfied de katıldı.

    Rutter’ın naaşı kitlenin beklediği alana vardıktan sonra ‘şehid namirin’ sloganları yükselmeye başladı. Naaşın bulunduğu aracı karanfillerle süsleyen kitle bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Saygı duruşunun ardından kitle adına İngilizce ve Kürtçe konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmalarda Luke Rutter’ın Kürt halkının kalbinde bir kahraman olarak hep yaşayacağı ifade edildi.

    ‘‘DAİŞ barbarlığının son bulması ve sadece Rojava halklarının değil tüm dünya halklarının beraber ve özgürce bir yaşamın sahibi olması uğruna Luke Rutter kendi canını feda etmiştir.’’

    Reqa şehir merkezini özgürleştirme hamlesinde 6 Haziran’da Luke Rutter ile birlikte ikisi Amerikalı 6 YPG’li savaşçı yaşamını yitirmişti.
    https://youtu.be/fBJZjaMybpM
    İngiltere’nin Liverpool kentinden bu yılın Mart ayında YPG’ye katılan 24 yaşındaki Soro Zinar (Luke Rutter) son iki yıl içerisinde Rojava’da yaşamını yitiren dördüncü İngiliz oldu. Berxwedan Givara kod adlı Ryan Lock Aralık 2016, Konstandinos Erik Scurfield Mart 2015’te, Dean Evans, ise 21 Temmuz 2016’da Rojava’da yaşamını yitirmişti.

    YPG genel komutanlığı tarafından ailesine gönderilen mektupta Luke Rutter’in insanlık değerleri için verdiği mücadelede şehitler kervanına katıldığı ifade edildi.

    Luke Rutter, yaşamını yitirmeden kısa bir süre önce çekilen bir videoda sevdiklerinden Rojava’ya gittiğini söylemediği için özür dilediği görülüyor. “Rojava’ya gelişimle ilgili sevdiklerime yalan söyledim. Onlara başka bir yere gideceğimi söyledim. Bunun için hepsinden özür diliyorum. Bunun dışında vardığım karardan asla pişmanlık duymuyorum. Hepinizin de bu kararıma saygı göstereceğinizi umut ediyorum. YPG, bölgeye barışın gelmesi açısından en büyük şans.’’

    Yapılan karşılama töreninden sonra Rutter’ın cenazesi otopsi yapılmak üzere hastaneye kaldırıldı. Yapılacak otopsi ve defin öncesi işlemlerden sonra ailenin yaşadığı Birkenhead kentinde toprağa verilecek.

  • DAİŞ’e Karşı Savaşan Herkes Türk Devletinin Hedefinde

    DAİŞ’e Karşı Savaşan Herkes Türk Devletinin Hedefinde

    Bir süre önce Suriye ve Irak’ta DAİŞ’e karşı savaşan İngiliz Joe Robinson tatil yaptığı Didim’de Türk polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemede ‘örgüt üyesi olmak’ suçlamasıyla tutuklandı.

     

    Joe Robinson’un 2015 yılında Rojava’da YPG saflarında bir süre DAİŞ’e karşı savaştığı belirtiliyor. Türkiye’ye tatil için giden Joe Robinson, arkadaşı ve arkadaşının annesi Didim’de gözaltına alındı. Bulgar vatandaşı anne ve kızı emniyetteki işlemlerden sonra serbest bırakılırken İngiltere Joe Robinson “Örgüt üyesi olmak” iddiası ile tutuklandı.

    Joe Robinson

    Türk basınında yer alan haberlere göre Joe Robinson’ın emniyet ifadesinde 2015 yılında YPG’ye tıbbi yardımda bulunmak üzere Suriye’ye gittiğini ve 3 ay Suriye’de kaldığını söylediği öne sürüldü.

    Joe Robinson

    Joe Robinson

     

  • Dalston Savaş Alanına Döndü

    Dalston Savaş Alanına Döndü

    Londra’nın Dalston bölgesi savaş alanına döndü. Rashan Charles adlı siyahi gencin gözaltında yaşamını yitirmesini protesto eden öfkeli gençler polis ile çatıştı.

     

    Cumartesi günü Dalston’da bir gencin polis tarafından gözaltına alındığı sırada yaşamını yitirmesine yönelik protesto eylemleri devam ediyor. Yapılan kitlesel eylemlerden sonra dün akşam Dalston Kinsland Caddesi üzerinde biraraya gelen bir grup genç caddeyi trafiğe kapattı.

    Çevik Kuvvet polislerin eylem yerine gelmesiyle beraber gençler ile polisler arasında çatışmalar çıktı. Gençler polislere cam şişeler fırlatırken cadde üzerinde bulunan bazı dükkanların da camlarını kırdılar. Camekanları kırılan işletmelerin arasında Kürdistanlı ve Türkiyeli işletmecilerin dükkanları da bulunuyor.

    Eylemlerin büyüdüğü Dalston’da polis yoğun güvenlik önlemleri aldı. Atlı polislerin yanısıra olay yerine eğitimli köpekler ve yüzlerce çevik kuvvet polisi geldi. Polisin müdahalesi helikopterlerle desteklendi.
    https://youtu.be/0bg16w5jLpQ
    Rashan Charles adındaki 20 yaşındaki siyahi gencin yaşamını yitirmesi siyahi toplumda büyük bir öfkeye neden olmuştu. Bundan bir ay önce de Ginario Da Costa adlı 25 yaşındaki siyahi genç yine gözaltındayken yaşamını yitirmişti. Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu’nun (IPCC) tarafından soruşturma devam ederken, polis, Rashan adlı gencin gözaltına alınmadan saniyeler önce ağzına bir obje attığını ve bu objenin Rashan’ın boğulmasına neden olduğunu iddia ediyor.

    2011 yılında Mark Dungan adlı siyahi gencin polis tarafından öldürülmesi haftalarca süren büyük bir isyana neden olmuş ve tüm İngiltere’ye yayılmıştı. Dungan’ın ölüm yıldönümü yaklaşırken siyahi toplumda tepkilerin de daha da büyümesi bekleniyor.

  • Enternasyonal Devrimcilere Görkemli Uğurlama

    Enternasyonal Devrimcilere Görkemli Uğurlama

    İki hafta önce Reqa’da yaşamlarını yitiren enternasyonalist savaşçılar ülkelerine gönderilmek üzere Smelka sınır kapısından Güney Kürdistan’a uğurlandılar. Aralarında Britanyalı Luke Rutter’ın da olduğu 4 enteryonalist savaşçı için Rojava’nın Derik kentinde görkemli bir tören düzenlendi.

     

    Devam eden Reqa Özgürleştirme Hamlesinde birisi Britanyalı, üçü Amerikalı olan David Taylor (Zafer Qereçox), Nikolas Wardin (Rodî), Robert Growit (Demhad Xoldeman) ve Luke Ruter’ın (Soro Zinar) 6 Haziran’da şehir merkezinde DAİŞ ile çıkan çatışmada yaşamlarını yitirmişlerdi.

    Bugün Derik’te yapılan uğurlama törenine yüzlerce Kürdistanlı ile beraber çok sayıda YPG’li yoldaşı katıldı.

    Yüzlerce yurttaş enternasyonal savaşçıların cenazelerini almak için Derik Hastanesi önünde bir araya geldi.

    Halk savaşçıların naaşlarını aldıktan sonra uzun bir araç konvoyu eşliğinde Sêmalka Sınır Kapısı’na doğru yol aldı.

    Sınır Kapısı’na ulaşıldığında YPG-YPJ savaşçıları tarafından askeri tören düzenlendi. Ardından enternasyonal komutanlardan Cesur Herekol bir konuşma yaptı. Herekol konuşmasında halkların özgürlüğü için canlarını feda eden Soro, Demhat, Rodî ve Zafer’in şahadetiyle onur duyduklarını belirterek, “İşgalcilere karşı mazlum halkların yanındayız” dedi.

    Törenin devamında konuşma yapan Cizre Kantonu Şehit Aileleri Meclisi Eşbaşkanı Fatma Tahir de şunları söyledi: “Şehitlerimizin ailelerine başsağlığı diliyoruz. Her 4 şehidimiz de insan hakları ve halklar için Rojava Devrimi’ne katıldı, canlarını feda etti.”

    Törenin ardından 4 savaşçının naaşı, “Şehîd Namirin” sloganlarıyla Güney Kürdistan’a uğurlandı.

    Rojava’da yaşamını yitiren dördüncü Britanyalı savaşçı

    İngiltere’nin Liverpool kentinden bu yılın Mart ayında YPG’ye katılan 24 yaşındaki Soro Zinar (Luke Rutter) son iki yıl içerisinde Rojava’da yaşamını yitiren dördüncü İngiliz oldu. Berxwedan Givara kod adlı Ryan Lock Aralık 2016, Konstandinos Erik Scurfield Mart 2015’te, Dean Evans, ise 21 Temmuz 2016’da Rojava’da yaşamını yitirmişti.

    Fotoğraflar: HawarNews

     

     

  • Savaş Buradan Başlıyor!

    Savaş Buradan Başlıyor!

    Başkent Londra’da düzenlenecek olan uluslararası silah satış fuarını protesto etme çalışmaları şimdiden başladı. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan çalışma atölyelerinde bu yıl yapılacak eylemlerin de planlaması çıkarıldı.

     

    Dünyanın en büyük silah fuarı olarak kabul edilen Defence and Security Equipment International –DSEI (Uluslararası Savunma ve Güvenlik Malzemeleri fuarı) bu yıl Eylül ayında Londra Excel Centre binasında yapılacak. Dünya’nın her yanından devlet temsilcilerinin ve en büyük silah firmalarının katılacağı silah fuarına karşı yapılacak protestolar iki gün süren çalışma atölyelerinde tartışıldı.

    CAAT-Campaign Against Arms Trade (Silah Ticaretine Karşı Kampanya Örgütü) tarafından organize edilen çalışma atölyelerinde 12-15 Eylül tarihleri arasında yapılacak silah fuarı tartışıldı. İki gün boyunca devam eden çalışma atölylerine Kürdistanlı aktivistler de katılarak kampanya boyunca aktif olarak eylem ve etkinliklerde yer alacaklarını belirttiler. Kürdistanlı aktivistler Türk devleti ile Birleşik Krallık hükümeti arasında yapılan silah ticaretine de dikkati çekerek, bu silahlar ile Kürt halkının katledildiğini ifade ettiler.

    Silah satışı ile insan hakları ihlalleri ve diktatörlüklerin pekişmesi arasındaki bağlantıların kurulduğu ana bölümde CAAT temsilcisi Lucie Kinchin ile Yemen, Bahreyn ve Kürdistanlı konuşmacılar yer aldı. Birleşik Krallık’ın silah ticaretindeki payının önemine değinilen konuşmalarda 2015’de yapılan başarılı eylemin tekrarlanmaması için bir neden olmadığının altı çizildi. Suudi Arabistan’ın Yemen üzerine yağdırdığı bombalar ile silah fuarının müdavimleri arasındaki Bahreynli diktatörlerden bahsedilen toplantıda, Kürdistanlı konuşmacı da Türkiye’de mevcut iktidarın bu fuarda yaptığı anlaşmalar sonucu edindiği silahların Kürt halkı üzerinde kullanıldığı belirtildi.

    Britanya’nın Türkiye ile yaptığı silah ticareti anlaşmalarının gölgesinde iken bu ülkeye siyasi veya diplomatik yaptırımda bulunmasının çok zor olduğuna vurgu yapılırken bu fuarı önlemenin ve geniş halk kitlelerinin dikkatine sunulmasının önemine değinildi.

    Çalışma atölyelerinde ayrıca Eylül 2017’de yapılması planlanan Silah Satış Fuarı’nı protesto çağrısı yapıldı. Fuarın yapılacağı gün silahların sergilenmek üzere geleceği yollarda kimi eylemlerin düzenleneceğini ve fuarın engellenmesine dönük çabaların devam edeceği vurgusu yapıldı. Eylemler çerçevesinde Eylül ayında bir haftalık kamp düzenlenecek. Yapılacak kampanya ile ilgili daha fazla bilgiye www.stopthearmsfair.org.uk adresinden ulaşılabilir.

  • TC Londra Büyükelçiliği Önünde İnsan Hakları Eylemi

    TC Londra Büyükelçiliği Önünde İnsan Hakları Eylemi

    Türkiye’de gözaltına alınan insan hakları savunucularından 6’sının tutuklanmasına yönelik tepkiler büyüyerek devam ediyor. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği önünde yapılan protesto eyleminde Türk devletine insan hakları savunucularının serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

     

    Uluslararası Af Örgütü İngiltere şubesi ve dünyanın en büyük online aktivist ağı Avaaz tarafından ortaklaşa organize edilen eylemde insan hakları savunucularına özgürlük istendi. Dün öğlen saatlerinde Türk Büyükelçiliği önünde toplanan grup üzerinde ‘Özlem’e Özgürlük’ yazılı büyük pankart açarken, ‘Benim adım Özlem’ yazılı tişörtler giydiler. Protestocu grup sık sık, ‘Ne istiyoruz?, İnsan hakları, Ne zaman istiyoruz?, Şimdi’ şeklinde sloganlar attılar.

    ‘Durum dehşet verici’

    Uluslararası Af Örgütü İngiltere şubesi adına yapılan açıklamada Türkiye’de gelinen durumun dehşet verici hale geldiği ifade edildi. ‘‘Türkiye’deki durum dehşet verici. Uluslararası Af Örgütü Türkiye başkanı ve Türkiye direktörü sahte soruşturmalarla tutuklandılar. Bunların yanında çok sayıda insan hakları savunucusu ya tutuklandı ya da Türkiye’den sınır dışı edildiler.’’

    ‘1 Milyon imza’

    Dünyanın en büyük online aktivist ağı ve online kampanya ağı olan Avaaz, çalışanları olan Özlem Dalkıran için yürüttüğü online kampanyada bir milyona yakın imza topladı. Avaaz tarafından yapılan açıklamada, ‘‘Özlem, Türkiye’de devam eden baskı politikaları çerçevesinde tutuklananlardan sadece birisi. Eğer bu kampanyayı uluslararası alanda büyütür ve Özlem’i daha meşhur edersek işte o zaman Özlem devlet için tehlike olur.’’ denildi.

    ‘Mantığı zorluyor’

    Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Shalil Shetty ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada gelinen durumun mantığı zorladığını ifade etti.

    “İdil Eser’e ve diğer dokuz kişiye karşı yöneltilen bu suçlamaların absürt olması Türkiye’deki en önemli sivil toplum kuruluşlarına karşı yapılan bu saldırının ne kadar ciddi olduğunu gizleyemiyor. Rutin bir eğitime katılırken temelsiz bir şekilde gözaltına alınmaları yeterince kötüyken, şimdi de silahlı terör örgütü üyeliği ile soruşturulmaları mantığı zorluyor.

    ‘Müdahale edilmezse sivil toplumdan geriye bir şey kalmayacak’

    “Eğer hâlâ Türkiye’de geçen seneki darbe girişimi sonrası uygulanan baskının sonucu ile ilgili şüphesi olanlar varsa, artık şüphe barındırmamalılar. Türkiye’de ne sivil topluma, ne eleştiriye ve ne de hesap verilebilirliğe yer var.

    “Eğer G20’de toplanan dünya liderleri Türkiye’nin kuşatılmış sivil toplumu için şimdi destek vermezlerse, bir sonraki zirveye kadar bu sivil toplumdan geriye hiçbir şey kalmayabilir.

    “İdil, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Taner Kılıç’ın herhangi bir geçerli sebep sunulmaksızın tutuklu yargılanmak üzere cezaevine sevk edilmesinden bir aydan daha kısa süre sonra gözaltına alındı. Uluslararası Af Örgütü tarihinde ilk kez tek bir ülkenin direktörü ve yönetim kurulu başkanının her ikisi demir parmakların ardında. Her ikisinin de, diğer tüm gözaltına alınan insan hakları savunucuları gibi, derhal ve koşulsuz serbest bırakılmaları gerekiyor.’’

    Neler olmuştu?

    5 Temmuz sabah saat 10.00’da aralarında Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser’in de bulunduğu sekiz insan hakları savunucusu ve iki uluslararası eğitimci İstanbul Büyükada’da bir otelde katıldıkları bir eğitim sırasında polis tarafından gözaltına alındı.

    18 Temmuz’da İstanbul 10’uncu Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan insan hakları savunucularından Uluslararası Af Örgütü Türkiye direktörü İdil Eser, Günal Kurşun (Avukat, İnsan Hakları Gündemi Derneği), Nejat Taştan (Eşit Haklar İçin İzleme Derneği), Özlem Dalkıran (Avaaz aktivisti ve Yurttaşlar Derneği), İsveç vatandaşı eğitmen Ali Gharavi ve Veli Acu (İnsan Hakları Gündemi Derneği) tutuklanırken Yurttaşlık Derneği’nden Nalan Erkem, HAK İnisiyatifi’nden Şeyhmus Özbekli, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nden Nejat Taştan ve Kadın Koalisyonu’ndan İlknur Üstün ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

  • ‘‘Adalet Yoksa Barış ta Yok’’

    ‘‘Adalet Yoksa Barış ta Yok’’

    Cumartesi günü Dalston’da bir gencin polis tarafından gözaltına alındığında yaşamını yitirmesi yüzlerce kişi tarafından protesto edildi. Rashan Charles adındaki 20 yaşındaki siyahi gencin yaşamını yitirmesi siyahi toplumda büyük bir öfkeye neden oldu. Pazartesi akşamı Stoke Newington polis karakolu önünde biraraya gelen yüzlerce kişi polise öfke kustu. Üzerinde ‘Artık yeter’ yazılı pankart açan kalabalık kitle polisi cinayet işlemekle suçladı.

     

    Ginario Da Costa adlı 25 yaşındaki siyahi gencin gözaltında ölmesinin üzerinden daha bir ay geçmeden Rashan adlı siyahi genç yine gözaltındayken hayatını kaybetti. Kürt Halk Meclisi, Day-Mer ve Gik-Der yöneticilerinin de katılarak destek verdiği eylem Stand Against Rasism tarafından organize edildi. Siyahi gençlerin yoğunluklu katıldığı eylemde sık sık, ‘adalet yoksa barış ta yok, katil polis’ sloganları attı.

    Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu’nun (IPCC) tarafından soruşturma devam ederken, polis Rashan adlı gencin gözaltına alınmadan saniyeler önce ağzına bir obje attığını ve bu objenin Rashan’ın boğulmasına neden olduğunu iddia ediyor.

    Olayın görüntüleri sosyal medyadan paylaşıldı

    Polis tarafından takip edilirken girdiği bir Kürt işletmecinin dükkanında gözaltına alındığı esnada fenalaşan Rashan Charles adlı siyahi genç hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Cumartesi günü yaşanan olayın ardından yayınlanan güvenlik kamerası görüntülerinde, 20 yaşındaki siyahi genç girdiği dükkanda polis tarafından yere yatırıldığı görülüyor. Polisin uzun bir süre yerde yatırdığı ve sırtına bindiği görülüyor. Bir süre sonra sivil giyimli birisinin de polisle birlikte yerde yüzüstü yatan gencin sırtına bindiği görülüyor. Gencin fenalaşması üzerine olay yerine çağrılan ambulans ile hastaneye kaldırılan genç hayatını kaybetti.

    Polis tarafından yapılan açıklamada, gencin polis takibinde olduğu ve dükkana girerken ağzına bir obje attığı ve bu objenin gencin boğulmasına neden olduğu belirtildi. Olay ile ilgili Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu’nun (IPCC) tarafından soruşturma başlatılırken, gözaltı esnasında sadece bir polisin bulunduğu ve görüntülerde gencin sırtına binen diğer sivil giyimli kişinin polis olmadığı ortaya çıktı.

    2011 yılında büyük bir isyana neden olan Mark Dungan cinayetinin altıncı yıldönümü yaklaşırken geçtiğimiz ay Ginario Da Costa adlı 25 yaşındaki siyahi genç yine Londra’da gözaltında yaşamını yitirmişti.

    Acılı baba: Adalet istiyorum

    Siyahi gencin ölümünü protesto etmek amacıyla Stoke Newington polis karakolu önünde toplanan yüzlerce kişi polise öfke kustu. Eyleme katılarak bir konuşma yapan Rashan’ın babası Patrick Charles oğlunun polis tarafından katledildiğini belirterek, adalet çağrısı yaptı. Konuşmakta zorlanan üzüntülü baba, ‘‘Oğlum polisin elinde hayatını kaybetti. Acımız çok büyük. Destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Adalet istiyoruz ama herkesin barışçıl olmaya çağırıyorum.’’

    Şahbaz: Sizi en iyi biz anlarız

    Eyleme destek veren Türkiyeli kurumlar adına da Day-Mer temsilcisi Oktay Şahbaz bir konuşma yaptı. Şahbaz konuşmasında aileye başsağlığı diledikten sonra, ‘‘Konu polis tarafından öldürülmeye gelince, konu gözaltında öldürülmeye gelince sizleri Kürt ve Türk toplumundan daha iyi kimse anlayamaz. Türkiye’de de halen kardeşilerimiz polisler tarafından katlediliyor. Biz bugün adalet ve dayanışma için buradayız. Bugün sadece Rashan için değil polisler tarafından katledilen tüm insanlar için buradayız.’’ dedi.

    Stoke Newington polis karakolu önünde yapılan konuşmalardan sonra yüzlerce kişi gencin hayatını kaybettiği Dalston Kingsland caddesi üzerinde bulunan dükkanın önüne kadar yürüdü. Orda da yapılan bir dakikalık saygı duruşunda sonra tekrardan polis karakolu önüne kadar yürüyen kitle gece geç saatlere kadar karakol önünde nöbet tuttu.

    Polisin yoğun güvenlik önlemleri aldığı eylemde ara ara gerginlikler yaşandı. Gece yarısı polisler ile bir grup genç arasında çatışmalar çıktı.