Author: ali

  • Toplumumuzun Genel Eğilimi İşçi Partisi’nden Yana

    Birleşik Krallık genelinde yapılacak parlamento seçimlerine bir hafta kaldı. Kürdistanlı ve Türkiyeli toplum seçimlere biraz ilgisiz. Birleşik Krallığın en önemli seçimlerinden birisi olarak kabul edilen 8 Haziran seçimleri için sandığa gidip oy kullanma çağrısı yapan toplum üyeleri, kendisine yakın gördüğü demokrat adaylara oy verme çağrısı yaptı.

     

    Seçimlerle ilgili kurum temsilcileri, aktivist, sağlıkçı, akademisyen ve hukukçu gibi toplumun farklı kesimlerinin görüşlerini sizler için toparladık. Toplumun genel eğilimi İşçi Partisi’nden yana olsa da, kararsız olanlar da var. Muhafazakar Parti’den olan rahatsızlıklar dile getirilirken, İşçi Partisinden de daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği ifade ediliyor.

    Sefaret Yaman/Hukukçu- Miya Solicitors

    ‘Mutlaka sandık başına gidilmeli’

    Sefaret Yaman

     8 Haziran genel seçimleri ortaya çıkaracağı sonuçlar açısından Britanya’da yapılan son yılların en önemli seçimlerinden biridir. Birleşik Krallık’ta Brexit’ten sonra ne olacağı kaygısını yaşıyorken, her geçen gün hiçbir yerde güvende olmadığımızı hissediyor, sağlık ve eğitim ve sosyal yardımlara ilişkin çok ciddi ödenek kesintileri tartışılıyorken, hepimizin geleceğini belirleyecek yöneticileri seçmek ve bu sorunlara çözümler üretmek her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Çok basit ve genel bir mantıkla bakmak gerekirse eğer, acil olarak görmeniz gereken mahalle doktorunuzu(GP) görebilmek için haftalarca beklemek zorunda kalmak istemiyorsanız ya da gittiğiniz acil serviste 5 saat kuyrukta beklemek zorunda kalmak istemiyorsanız, çağırdığınız ambulansın gelmesinin saatler sürmesi geleneğini sevmiyorsanız, çocuğunuzun eğitimi için artık kaygılanmak istemiyorsanız, yaşlandığınızda bakıma ihtiyaç duyduğunuzda cebinizde ne kadar para olduğuna bakılmaksızın ihtiyacınız olan bakım ve yardımı almak istiyorsanız, emeğinizin karşılığını almak ve geleceğe kaygısızca bakmak istiyorsanız sizin de bu seçimlerde söyleyecek bir şeyinizin olması gerektiğini düşünüyorum. Desteklediğiniz kişi ya da partinin kazanamayacağını düşünseniz bile sizin kullanacağınız oyla size muhalif olan parti bir eksik oy alacaktır.

     

    Fero Fırat/Aktivist

    ‘Jeremy’ e verilecek her oy sağa bir tokattır’

    Fero Fırat

    1990’lı yıllarda neoliberal ekonomik programa boyun eğen sosyal demokrat partiler, 2008 yılında gerçekleşen ekonomik krizle birlikte Avrupa’da etkisiz olmaya başladılar. Yunanistan ve İspanya’da merkez sol partiler dağılma eğlimi gösterdi. Syriza ve Podemos radikal taleplerle yığınların odağı oldular. İngiltere’de ise farklı bir gelişme yaşandı. Jeremy Corbyn, İşçi Partisi’nin lideri olmak için yarışa dahil olduğu andan itibaren onbinlerce genç parti üyesi oldu. Jeremy bir yılın içinde iki defa partinin sağ kanadını ezip geçerek partinin lideri olması bu sosyal hareketin sayesinde oldu. 8 Haziran’da gerçekleşecek olan seçimde Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi’ni desteklemenin tarihsel önemi tamda bu sosyal hareketin parçası olmakla ilgilidir. Bir sosyalist olarak neoliberal doğmanın alternatifi “Keynesçi ekonomik model” olmadığını biliyorum. Gerçek çözümün sistemin alaşağı edilmesiyle mümkün olduğunu bilmekle beraber bu seçimde Jeremy Corbyn liderliğindeki İşci Partisi’ne oyumu vereceğim. Muhafazakar Parti’nin ırkçılığı, kesintilere (hastaneler, okullar) devam edeceğini, emperyalist emeller için dış müdahalelerde bulunacağından ve Türk hükümetinin dostu olmaya devam edeceğinden ise adım gibi eminim. Jeremy’e verilen her oy hem Muhafazakar Partiye hem de İşçi Partisi’ndeki sağa atılacak muazzam bir tokat olduğunu unutmadan sandık başına gidelim.

     

    Dr. Janroj Yılmaz Keleş/Akademisyen- Middlesex Üniversitesi

    ‘İşçi Partisi’nin seçim vaatleri ilgiyle karşılanıyor’

    Dr Janroj Yılmaz Keleş

    Başbakan Theresa May’in erken seçim açıklaması ile hızlı ama kısa sürecek olan bir seçim döneminden geçiyoruz. Theresa May’in erken seçim kararı almasının temel nedeni parlamentoda büyük bir çoğunluğa ulaşarak Britanya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılışı sırasında elini güçlendirmek ve de sosyal devlet anlayışını budamak. Bu seçimlerde Brexit, göçmenler, yaşlıların bakımı, konut sorunu, NHS ve eğitim konuları tüm partilerin seçim programlarında yerini aldı ve tartışmaların çoğu da bu konular üzerinde yürütülüyor.

    Kürt dostu Jeremy Corbyn’in liderliğini yaptığı İşçi Partisi asgari ücretin yükseltilmesi, NHS’e yatırım yapılarak daha iyi bir sağlık sisteminin oluşturulması, konut sorununun çözmek için konut yapımına öncelik vermesi, eğitime yatırım yaparak gençlerin fırsat eşitliği ve dikey sosyal hareketliliğinde etkin bir şekilde yararlanmalarını sağlayacağını belirtiyor.

    Her ne kadar medya Jeremy Corbyn’ne karşı konumlansa da sosyal adalet ve fırsat eşitliğine dayalı olan Corbyn’in seçim vaatleri son günlerde geniş kesimler tarafından ilgiyle karşılanmakta. Bunun dışında İşçi Partisi’nin sert bir şekilde Brexit’e karşı olması ve Avrupa ülkeleri arasında var olan serbest dolaşımı sınırlamayacağına dair seçim vaatleri, giderek yüksek milliyetçi, ırkçı ve göçmen karşıtı anlayışlara pek prim vermeyeceğinin önemli işaretleridir.

    Hiç kuşkusuz, Kürtler için bu seçimin en önemli özelliği, yıllarca Kürt halkının kendi ülkesinde karşılaştıkları ırkçı ve baskıcı anlayış ve devletleri eleştiren Jeremy Corbyn’in İşçi Partisi’nin lideri olarak seçimde yarışmasıdır. Jeremy 1980’lerden beri hep Türkiye’de var olan anti-demokratik rejimlere karşı tavır almış ve de Kürt halkının Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de karşılaştıkları ayrımcı ve ırkçı politikaları hem parlamentodaki çalışmalarında hem de parlamento dışındaki konuşmalarında eleştirmiştir. Bu noktadan hareketle, Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi’nin seçim başarısı, hem buradaki Kürtlerin hayatına olumlu bir etkisi olacak, hem de Britanya’nın Kürt ve Kürdistan’a yönelik politikalarında bazı  olumlu değişikliklere yol açacağı kanısındayım.

     Dursun Laçin-Halkevi

    ‘İşçi Partisi’nin imajı Jeremy Corbyn ile yenilendi’

    Dursun Laçin

    Muhafazakar Parti’nin iç ve dış politikadaki açmazları, brexit politikalarıyla AB üyeliğinden referandumla çıkma kararı ve bir türlü bu kararın pratikleşememesi, ya da referandum sonuçlarında hiç de beklenildiği gibi AB’den çıkmanın kolay olmadığını görmesi bu durumunda hükümeti derin bir krize sokması böyle bir erken seçim kararını aldırmıştır. İngiltere’de de aynı ABD’deki gibi demokratlar ve cumhuriyetçilere benzeyen iki temel geleneksel parti vardır: Muhafazakar Parti ve İşçi Partisi’dir. Tony Blair’den kalan İşçi Partisi kendi imajını Jeremy Corbyn’le yeniledi. Corbyn, İşçi Partisi içerisinde Blair’den sonra en iyi bilinen, ilkeli duruşa sahip, sosyalist kimliğiyle öne çıkmıştır. Bu yönüyle de hem göçmenlere hem de ülkede değişim yanlısı, AB’de kalmak isteyen kesimler için bir umut. Bu anlamda İşçi Partisi’nin daha kapsayıcı politikaları hem ülke genelinde hem de iktidar partisi içerisinde yaşanan krizden çıkmanın bir arayışı ya da fırsatı olmuştur.

    Uzun yıllardır burada yaşayan toplumumuz, -Kürt olsun, Türk olsun ya da Alevi olsun- nasıl ki Türkiye’de yapılan seçimlere, canla başla katılıyorsa aynı şekilde buradaki seçimleri de önemseyip bu heyecanla katılmalıdır. Yaşadığımızın yerin değişimine direkt katılmak gerekiyor. 25-30 yıldır buradayız , buraya ait olmama ruh halinden çıkmak gerekli. Gördüğüm kadarıyla toplumumuzun burada büyüyen genç kesimin dışında kimse de bir heyecan ve hareket yok. Şimdi elbette başta ülkedeki değişimler önemlidir ama burası da önemsenmelidir.

     

    Dr Meryem Kaya / NHS

    ‘NHS en sıkıntılı dönemini yaşıyor’

    Dr Meryem Kaya

    Dokuz yıldır NHS’te pratisyen doktor olarak çalışıyorum. Personel, yatak, araç, ameliyat süreleri gibi kaynak ve araçlar açısından NHS’te sürekli problemler olmuştur, fakat bu son birkaç yıl hükümetin kesintileri ve yetersiz bütçe ayırılmasından kaynaklı NHS en sıkıntılı dönemini yaşamaktadır. Yeterli sayıda mahalle doktoru-GP yok, randevu için hastalar haftalarca beklemek zorunda kalıyor. Hastanelerin yatak sayısı yetersiz, insanlar saatlerce yatak bekliyor ya da ameliyatlar iptal ediliyor. İşçi Partisi hem seçim manifestosunda hem de sözlü olarak, insanların sosyoekonomik durumuna bakmaksızın herkese eşit düzeyde sağlık güvencesi ve NHS’ye daha fazla bütçe ayırma sözü verdi. Umudum odur ki kazanırlar ve bu sözlerini tutarlar.

     

     

     

    İsrafil Erbil/Britanya Alevi Federasyonu

    ‘Bizi destekleyenleri biz de destekleyelim’

    8 Haziran Britanya erken seçimleri, daha çok iktidarın muhalifleri hazırlıksız yakalamak için verdiği bir karardır diye düşünülüyor. Bizim de takip ettiğimiz kadarıyla bu görüş çokta yabana atılmamalıdır.

    İsrafil Erbil

    Sonuç itibari ile seçim kararı alındı ve tüm partiler var gücüyle iktidar olmak için mücadele ediyor.

    Göçmen toplumlar olarak bizlerden oy talep eden partilere önceliklerimizi anlatmaya ve taleplerimizi hatırlatmaya çalışıyoruz. Partilerin ulusal ve uluslararası politikalarından ziyade kendi yaşadığımız bölgelerin ve halkımızın öncelikleri ve ihtiyaçları konusunda milletvekili adaylarını bilgilendiriyoruz.

    Aleviler olarak özellikle talebimiz Britanya parlamentosunda kurulan ve “Alevi Sekreteryası” olarak bilinen (APPG for Alevis) gurubunun devam etmesini sağlamaktır. Çünkü bu sekretarya sayesinde Alevi toplumunun bazı siyasi, politik, kültürel ve inançsal talepleri ve politik arenadaki temsiliyetleri yerine getirilmektedir. Halkımızdan ricamız Sekreterya’ya destek verecek olan bölge milletvekillerimizi desteklemeleri ve onlara bu nedenle kendilerini desteklediklerini de bildirmeleridir.

     

    Ali Kılınç/ Tohum Kültür Merkezi

    ‘İşçi Partisi kazanırsa hakim sınıflara hizmet eder’

    Ali Kilinç

    Bizler İngiltere’de yaşayan göçmenler olarak 8 Haziran günü bir kez daha oy kullanmaya gideceğiz. Ve burada karar vermemiz gereken nokta Jeremy Corbyn liderliğinde ki İşçi Partisi’nin yanında mı, yoksa emperyalist, ırkçı ve savaş partisi olmasından dolayı karşısında mı duracağız. Unutmayalım ki bir partiye oy verirken sadece ona liderlik eden kişilik üzerinden değerlendirme yapamayız. Bizler açısından cevap net, yanında yer almayacağız, çünkü bu parti sağ-liberal koalisyonu kesintiler ile tüm sosyal haklarımızı bir bir gasp ederken, sendikalar ile birlikte ciddi bir direniş gerçekleşmesinin önünde durdu. Geçmiş süreçte ki pek çok açıklamalarından biliyoruz ki aslında kendileri de kesintilere karşı değillerdi, tek eleştirileri zamana yaymadan kısa süre içinde yapılmasıydı. Tüm sendikaları arkasına alan İşçi Partisi isteseydi hayatı durdurup, bu kesintilere ve hak gasplarına engel olabilirdi. İşçi Partisi, göçmenler ve sınır koruması noktasında da emperyalist İngiliz devletinin politikalarının karşısında durmamakta. Bu konuda yumuşak bir parti olarak görünmek istememektedir. Bugün İşçi Partisi seçimleri kazansa da yapacağı tek şey İngiltere hakim sınıflarının çıkarlarına hizmettir. Bundan dolayı tarihi, geçmişi belli olan İşçi Partisi’ni değil, bulunduğumuz yerellerdeki ilerici, demokrat adayları desteklemeliyiz.

    Feyzullah Cinpolat / DAY-MER

    ‘Öncelikli talebimiz NATO’nun dağıtılması’

    Feyzullah Cinpolat

     İngiltere seçimleri baskın bir seçim ama burada esas bu baskın seçimi gerektiren şeyin ne olduğudur. İngiltere, AB içerisindeki paylaşımdan payının düşmesi sonucu Brexit kararı aldı. Brexit kararından sonra da dünyadaki gelişmelere paralel olarak yeni bir pazar arayışına girdi. Bu pazar arayışının içerisine atanmış bir hükümetle gitmemek için, siyasi olarak da elini güçlendirmek için erken seçime gitme kararı aldı. Bu seçimlerden çıkacak sonucu bilmiyoruz tabi, ama benim kişisel görüşüm şu: Bizim taleplerimizi yansıtan bir seçim propagandası var mı? Ona bakacağız. Mesela bugüne kadar hep reformlar talep edildi. Ama bence reform değil, köklü çözüm önerileri olmalı. Mesela solun, sosyalistlerin, muhaliflerin talebi olan; ücretsiz eğitim, sağlık hizmeti, herkese barınabileceği ev ve herkese iş olanağı yaratabilecek bir taleplerimizin olması gerekiyor.

    Bugüne kadar her iktidar bir takım konut taleplerinde bulundu, kimisi eğitim talepleri biraz ileri biraz geri çekti, kimisi sağlıkla biraz iyilikler, bir özdeşleştirme ya da devletleştirmeler yaptı. Ama bizim talebimiz işçinin, emekçinin, halkın talebi: Öncelikli talebimiz uluslararası suç örgütü olan, savaş örgütü olan NATO’nun dağıtılması. Daha sonra Avrupa Birliği’nin bir siyasi sömürge aracı olmaktan çıkarılması, İngiltere’de herkese ücretsiz eğitim, haklarının tanınması, özelleştirilmelerin kaldırılması. Bizim bu taleplerimize sıcak bakan, onları karşılayan adayları desteklememiz gerekiyor. Bugüne kadar yan yana mücadele ettiğimiz kesimlerin de talepleri budur. Kimisi bunların bir kısmını talep eder durumunda. Ama biz bunların hepsini istiyoruz, kırıntı istemiyoruz, tamamen bize, halka refah getirecek adayların olmasını istiyoruz. Bu adaylar varsa bunları destekleyeceğiz, yoksa desteklemeyeceğiz.

     

     

     

     

     

  • Goran Lideri Nawshirwan Mustafa Londra’da Anıldı

    Goran Lideri Nawshirwan Mustafa Londra’da Anıldı

    Geçtiğimiz hafta Süleymaniye’de yaşamını yitiren Goran lideri Nawshirwan Mustafa başkent Londra’da anıldı. Londra merkeze bulunan The Landmark Hotel’de yapılan anmaya binden fazla Kürdistanlı katıldı.

     

    Uzun bir süre Londra’da tedavi gören Nawshirwan Mustafa, 19 Mayıs’ta Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentinde vefat etmişti. 3 Eylül 2016 tarihinde Londra’ya tedavi için gelen Mustafa Mayıs ayının başında Kürdistan’a geri dönmüştü. Mart ayında eşi vefat eden Mustafa sağlık durumundan kaynaklı cenazeye katılamamıştı.

    Nawshirwan Mustafa Londra’da anıldı

    Pazar günü Londra merkezde bulunan The Landmark Hotel’de yapılan anmaya Kürdistan’ın dört parçasından binden fazla kişi katıldı. Nawshirwan Mustafa’nın büyük posterleriyle süslenen salonda ağıtlar okunurken, Mustafa’nın fotoğrafının önünde mumlar yakılıp karanfiller bırakıldı.

    Mustafa için yapılan saygı duruşundan sonra hayatını anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı. Kürdistan’ın dört parçasından siyasi parti temsilcileri anmada birer kısa konuşma yaptı. Yapılan konuşmalarda Mustafa’nın tüm yaşamını Kürdistan’a adadığı ve son nefesine kadar özgür Kürdistan için mücadele ettiği ifade edildi.

    Nawshirwan Mustafa’nın her yaştan seveni anmada hazır bulundu

    Nawshirwan Mustafa kimdir?

    Güney Kürdistanı’nın önemli siyasi simalarından olan Nawshirwan Mustafa 1944 yılında Süleymaniye’de dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Süleymaniye’de tamamlayan Mustafa, 1967 yılında Bağdat Üniversitesi’nin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

    Üniversite eğitiminin ardından yurtdışına giden Mustafa, Avusturya’da yüksek lisans yaptı. Siyasete daha ilköğrenim yıllarında ilgi duyan Mustafa, ilk olarak Kürdistan Öğrenciler Birliği’ne katıldı. Kısa sürede birliğin yönetimine gelen Mustafa, 1967 yılında, üniversiteden mezun olur olmaz Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Süleymaniye il örgütüne üye olarak katıldı. Mustafa, 1969’da Rizgarî (Kurtuluş) adlı derginin sahipliğini ve genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Uzun yıllar peşmergelik yapan Mustafa, 1975 yılında Kürdistan Demokrat Partisi’nin peşmerge savaşından vazgeçmesi ve iç karışıklık yaşaması sonrasında Celal Talabani ve Ali Asker’in katılımıyla, 1 Haziran 1975’te Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni kuran 3 hareketin birinin lideriydi.

    Siyasete başladığı Kürdistan Demokrat Partisi’nden ayrılmasının hemen sonrasında Komela olarak bilinen Kürdistan Emekçiler Hareketi’ni kuran Mustafa, YNK’yi kuruncaya kadar bu hareketin genel sekreterliğini yürütüyordu. Mustafa, kurucusu olduğu YNK’nin 2006 yılına kadar Genel Sekreter Yardımcılığı görevini de üstlendi. YNK’deki iç sorunlar nedeniyle Goran Hareketi’ni kurmadan önce aktif görevlerinden geri çekilen Mustafa, Goran Hareketi’ni kurduğu 2009 yılına kadar Londra’da kalmayı tercih etti.

    2009 yılında Goran Hareketi’ni kurdu. Hareket kısa zamanda özellikle Soran bölgesinde etkili oldu ve parlamentoda güçlü bir biçimde yer aldı. Son seçimlerde YNK’den daha fazla oy alan Mustafa’nın siyaset, edebiyat ve tarih üzerine birçok kitabı var. Mustafa’nın 1981 yılında evlendiği eşi Şule Ali 17 Mart 2017’de hayatını kaybetti. Londra’da tedavisi sürdüğü için cenaze törenine katılamayan Noşirvan Mustafa’nın Nima, Çiya ve Çira isminde 3 çocuğu var.

  • Balkondaki Mülteci:Unutmayacağım, Affetmeyeceğim!

    Balkondaki Mülteci:Unutmayacağım, Affetmeyeceğim!

    “Bugün, Birleşmiş Milletler insan hakları sistemi ve benim için çok önemli bir zafer. Ancak bu zafer, mahkumiyet kararı olmadan zindanda, ev hapsinde ve beş yıldır bu elçilik binasında geçen güneşsiz günleri silmeye yetmeyecek. Yedi yıldır bensiz büyümek zorunda bırakılan çocuklarımın acısını silemeyecek. Bu, benim unutabileceğim, affedebileceğim bir şey değil. Yolumuz daha uzun, gerçek savaş daha yeni başlıyor”

     

     

    Bu sözler, tam beş yıldır Londra’nın merkezindeki Knightsbridge’te bulunan 6 katlı kırmızı tuğlalı binanın birinci katında bulunan beyaz balkonundan, bazen de pencerelerinden gördüğümüz 46 yaşındaki Avusturalyalı Julian Assange ait. Ekvador’un Londra büyükelçiliğinde mülteci olarak yaşayan Assange’ın Cuma günü o balkondan yaptığı on dakikalık konuşmada sarf ettiği bu sözler içindeki isyanın ve kızgınlığın tercümesi.

    ‘Adaletin olmadığı yerde, ahlâktan bahsedilemez’ demişti Fransız yazar bundan tam beşyüz yıl önce. Maalesef halen adaletsiz bir dünyada, ahlaktan bahsedemeden yaşıyoruz. Beşyüz yıl sonra (tabi son gaz tükettiğimiz dünya’nın ömrü yeterse) bu zamanın ahlaksızlıklarının yazıldığı tarih kitaplarından eğitim görecek yeni nesiller. Yeni nesiller bu kitaplarda yazılanların kendi yaşadıklarının yanında lafı edilmez mi bulacak, yoksa gerçekliğine inanamayacağı kadar adaletli bir dünyada mı yaşıyor olacaklar bilemiyoruz.

    Kendi ülkemin adaletsizliklerini yazmak zor geliyor artık. Yaşanan barbarlığa giydirebilecek kelimeler bulamıyor, cümlelerim yetersiz kalıyor. Mesela sadece oğlunun kemiklerini almak için 85 gün boyunca bedenini açlığa yatıran Kemal Amcaların, 22 yıldır yorulmadan Galatasaray Meydanı’nda her hafta çocuklarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri’nin olduğu bir ülkenin adaletsizlikleri nasıl yazılabilir ki.

    Bu yüzden bu sefer mülteci olarak yaşadığım bu ülkede, 5 yıldır başka bir ülkenin büyükelçiliğinde ofisten dönüştürülen bir odada gece yattığında aynı duvara bakan, sabah aynı duvarla uyanan, öğlen aynı duvara bakarak öğlen yemeği yiyen bir mülteciyi yazayım dedim. Adaletsizliği ifşa eden gizli belgeleri yayınlarken tanıdık onu. Dünya tarihinin en büyük sızıntı organizasyonu Wikileaks’ten…

    ‘‘Dünyanın pek çok yerinde iktidarda olan otoriter hükümetler, demokratik hükümetlerde artan otoriter eğilimler ve sorumsuz şirketlere verilen artan miktardaki güç yüzünden, bugün açıklık ve saydamlığa olan gereksinim her zamankinden daha fazladır. Wikileaks bu gereksinimi gideren bir araçtır.’’

    1971 yılında Avusturalya’da savaş karşıtı bir aktivistin çocuğu olarak dünyaya gelen Julian Assange, daha 16 yaşındayken ABD’nin Pentagon, Savunma Bakanlığı, Deniz Kuvvetleri, NASA ve benzeri kuruluşlarını hackleyerek savaş ve nükleer karşıtı bir internet aktivisti olarak adını Mendax olarak duyurur.

    Kurucularından ve baş editörlerinden birisi olduğu WikiLeaks, Küba’daki Amerikan üssü Guantanamo’da esirlere yapılan muameleye dair kurallar, Kenya’daki yargısız infazlar, Afganistan ve Irak savaşındaki sivil ölümlerine dair belgeler yayınladı.

    2010’da Wikileaks’in teşhirinden sonra pisliklerinin ortalığa yayılmasını hazmedemeyen ABD, Julian Assange’a karşı savaş açtı. Bu savaşa ilk müttefik İsveç oldu. 2010 yılının Ağustos ayında İsveç’teki bir savcı Julian hakkında ‘cinsel taciz’ suçlamasıyla dava açtı. Ancak suçsuz bulunup dava düşürüldükten bir zaman sonra başka bir savcı davayı tekrar açarak Julian hakkında kırmızı bülten çıkardı.

    7 Aralık 2010 günü hakkındaki ‘cinsel taciz’ iddialarıyla ilgili gönüllü olarak ifade vermeye gittiği Londra’daki polis merkezinde tutuklandı. 14 Aralık 2010 tarihinde çıkarıldığı duruşmada kefaletle şartlı tahliye edilen Julian Assange, 19 Haziran 2012 tarihinden itibaren bulunduğu Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’ndeyken 16 Ağustos 2012 tarihi itibarıyla talep ettiği siyasi sığınma hakkı Ekvador hükümeti tarafından onaylandı.

    Karara itiraz eden Birleşik Krallık hükümeti resmi olarak Ekvador hükümetini uyarmış ve Assange’ın ülkeden çıkmasına izin vermeyeceğini ve gerekirse elçilik binasına girileceğini açıkladı. Ama bu durum Viyana Sözleşmesi’ne aykırıydı. Elçiliğe giremeyen Birleşik Krallık hükümeti elçilik binası önünde 7/24 polis bekletti. Elçilik binası önünde Julian Assange tutuklamak için bekletilen polislerin maliyeti halkın cebine 12 Milyon Sterlin olarak yansıdı.

    Geçtiğimiz Cuma günü İsveçli başsavcı Marianne Ny, Julian Assange hakkında 7 yıldır devam eden ‘cinsel taciz’ soruşturmasının düşürüldüğünü açıkladı.

    Dosya düşürülmesine düşürüldü ama ABD halen onun peşinde. Metropolitan Polisi yakalama kararının halen geçerli olduğunu ve Assange’in binadan çıkması halinde yakalanacağını açıkladı.

    Anlaşılan bir süre daha Julian Assange’i kırmızı tuğlalı binanın beyaz balkonundan görmeye devam edeceğiz.

  • Manchester’daki İntihar Saldırısında 22 Ölü, 59 Yaralı

    Manchester’daki İntihar Saldırısında 22 Ölü, 59 Yaralı

    Ülkenin kuzeyindeki Manchester kentinde bulunan konser salonu Manchester Arena’da dün akşam saatlerinde bir patlama meydana geldi. İntihar saldırısı olduğu açıklanan patlamada çoğunun genç ve çocuk olduğu 22 kişi yaşamını yitirirken 59 kişi de yaralandı.

     

    Saldırı Kentin en büyük kapalı konser salonu olarak bilinen Manchester Arenada yapılan Ariana Grande’nin konserinde gerçekleşti. Emniyet Müdürü Ian Hopkins, yaşamını yitirenler arasında çocukların da olduğunu ve şu aşamada bir kişi tarafından gerçekleştirildiğini düşündüklerini açıkladı.

    Hopkins, gazetecilere yaptığı açıklamada, üzerindeki patlayıcı düzeneği ateşleyen saldırganın olay yerinde öldüğünü de sözlerine ekledi. Hopkins, soruşturmanın şu aşamadaki önceliğini saldırganın tek başına mı hareket ettiği, yoksa bir örgütün üyesi mi olduğunu tespit edilmesi olarak açıkladı.

    Emniyet Müdürü, bu patlamayı, “Manchester Bölgesi’nde yaşanan en korkunç olay” olarak nitelendirdi.

    Başbakan Theresa May konuyla ilgili ilk açıklamasında, düşüncelerinin “polis tarafından dehşet verici bir terör saldırısı olarak ele alınan olaydan” etkilenenlerle birlikte olduğunu söyledi.

    Ambulans ekipleri de, konser alanından hastaneye en az 59 yaralının kaldırıldığını duyurdu. Hastaneye kaldırılan bazı yaralılar da ayakta tedavi edildi.

    Patlamanın ardından Muhafazakar Parti, İşçi Partisi, İskoçya Ulusal Partisi ve Liberal Demokratlar, 8 Haziran’daki genel seçim kampanyası kapsamında Salı günü yapacakları programlarını askıya aldıklarını açıkladı.

    Acil güvenlik komitesi COBRA toplanıyor

    Acil güvenlik komitesi COBRA’nın sabah saatlerinde Başbakan May başkanlığında toplanması bekleniyor.

    May yaptığı ilk açıklamada ayrıca, Manchester’da yaşanan olayın tüm ayrıntılarının ortaya çıkarılması için çalışmaların devam ettiğini de söyledi.

    Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn de, Twitter’dan paylaştığı mesajda, “Manchester’da korkunç olay. Düşüncelerim olaydan etkilenenler ve acil durum ekipleriyle” dedi.

    Manchester Arena, yaklaşık 18 bin kişilik kapasitesiyle şehrin en büyük kapalı konser salonu olma özelliğini taşıyor.

    23 yaşındaki ABD’li pop şarkıcısı Grande’nin özelikle gençler ve çocuklar arasında popüler olduğu biliniyor.

    Grande, Twitter hesabıdan paylaştığı mesajda ‘çok üzgün olduğunu, söyleyecek sözü olmadığını’ ifade etti. Grande, ayrıca dünya turnesini askıya aldı.

    Görgü tanıkları patlamanın ardından büyük bir panik yaşandığını aktarıyor.

    İnsanların yangın çıkışlarına doğru yönelirken büyük bir kaosun yaşandığı ve etrafa cep telefonu, kıyafet, ayakkabı gibi kişisel eşyaların saçıldığı vurgulanıyor.

  • Halen Seçmen Kaydı Yapmayan 7Milyon’dan Birisiyseniz, Sadece 5 Dakikanızı Ayırın

    Halen Seçmen Kaydı Yapmayan 7Milyon’dan Birisiyseniz, Sadece 5 Dakikanızı Ayırın

    Birleşik Krallık’ta 8 Haziran’da yapılacak erken genel seçimlerde oy kullanma hakkı elde etmek için seçmen kaydınızı yapmanız için son gün bugün. Bu gece saat 11:59’a kadar 5 dakikanızı ayırarak cep telefonunuzdan veya bilgisayardan seçmen kaydınızı yapabilirsiniz.

     

    Birleşik Krallık genelinde halen seçmen kaydı bulunmayan 7 Milyon vatandaştan 1 Milyonu Londra’da yaşıyor. Siz de bunlardan birisiyseniz ve 18 yaşınızı doldurmuşsanız kayıt için son saatler. Erken seçim açıklaması yapıldığından bu yana 2 milyon vatandaş kayıt oldu. Bu şimdiye kadarki en yüksek seçmen kaydı oranı. Son gün olan bugün de bir milyon vatandaşın kayıt yaptırması bekleniyor.

    Seçimlerin kaderini değiştirmek sizin elinizde. Benim oyum neyi değiştirecek?, siyasetçilere güvenim yok, uğraşacak zamanım yok, siyasetçilere tepkiliyim, umudum kalmadı gibi düşüncelerle halen seçmen kaydınızı yaptırmadıysanız bir seferliğine bu düşünceleri bir kenara bırakıp 8 Haziran’da oy kullanmak için bu gece saat 23:59’a kadar kaydınızı yapın lütfen.

    Muhafazakar Parti 2015 genel seçimlerinde sadece 1 milyon 900 bin oy farkla iktidara gelmişti. Son anketlere göre şuan İşçi Partisi ile Muhafazakar Parti arasındaki fark 1 milyondan bile az. Bir partinin tümüyle sizi temsil etmediğini düşünseniz bile hiç istemediğiniz bir partinin iktidara gelmesini engellemek için bile olsa kayıt olup 8 Haziran’da sandık başına gidilmeli.

    Diktatörler, faşistler ve sağcılar artık darbe ile değil seçimlerle işbaşına geliyor. Bunun nedeni de siyasetten umudunu kesmiş, sessiz kalmayı tercih eden milyonlardır. Oy kullanmak pasif bir eylem veya vatandaşlık görevinin ötesinde ülkenin geleceğini belirlemektir.

    2015 genel seçimlerinde 17 milyon civarında seçmen oy kullanmadı, 7 milyon civarında vatandaş kayıt yapmadı. Yani 24 milyon vatandaş sessiz kalmayı tercih etti. Muhafazakar Parti ise sadece 11 milyon oy alarak iktidara geldi.

    Muhafazakar Parti geçen hafta seçim manifestosunu açıkladı. Bu manifesto biz göçmenler ve emekçiler için büyük bir felaketin ayak sesleri. Sosyal devlet olgusunu ortadan kaldırmayı amaçlayan Muhafazakar Parti, ülkenin tüm kaynaklarını belli bir elit kesimin hizmetine sunuyor. Bu durumu değiştirmek, tehlikeleri bertaraf etmek, daha eşitlikçi sosyal bir ülke yaratma sizin kayıt olup seçim günü gidip oy kullanmanıza bağlı.

    Şimdi yaptığınız işe ara verip bu linkten gov.uk seçmen kaydınızı yapınız. Size lazım olacak bilgi sigorta numaranız ve kişisel bilgilerinizdir.

  • Washington’daki Koruma Terörü, TC Londra Büyükelçiliği Önünde Kınandı

    Washington’daki Koruma Terörü, TC Londra Büyükelçiliği Önünde Kınandı

    Türk Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın korumalarının, Türkiye’nin Washington büyükelçiliği önünde yapılan barışçıl eyleme yönelik saldırıya tepki ve kınamalar artarak devam ediyor. ABD ve Birleşik Krallık basını başta olmak üzere tüm dünyanın gündemine oturan saldırı Türkiye’nin Londra büyükelçiliği önünde kınandı.

     

    Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump Salı günü Beyaz Saray’da 20 dakika süren bir görüşme gerçekleştirmişti. Erdoğan’ın korumaları, Washington’daki Türk büyükelçilik konutu önünde toplanan ve ellerinde ‘Demirtaş’a özgürlük’ pankartı taşıyan bir gruba saldırmıştı.

    Bugün akşam üzeri Türkiye’nin Londra büyükelçiliği önünde toplanan bir grup saldırıyı protesto etti. Kürdistan Solidarity Campaign-KSA (Kürdistan dayanışma kampanyası) öncülüğünde düzenlenen protestoya çok sayıda Kürdistanlı da katıldı. ‘Washington’dan Kürdistan’a Kürtlere yönelik şiddete son’ yazılı dövizler taşıyan grup sık sık Türk devleti karşıtı sloganlar attı.

    Bir saatten fazla süren protesto eyleminde KSA adına konuşma yapan Mark Campbell ve Paula, saldırıyı sert ifadelerle kınayarak sorumluların yargılanması çağrısını yaptılar. Saldırı emrinin Erdoğan tarafından verildiğinin kameralara da yansıdığı ifade edilirken, Kürtlere yönelik sınır tanımayan bu şiddetin kabul edilemez olduğu belirtildi. Londra Demokratik Kürt Halk Meclisi eşbaşkanı Devrim Has’ın da  hazır bulunduğu eylem yapılan konuşmalardan sonra sona erdi.

    Erdoğan’ın korumlaranın Washington şiddeti Londra’da kınandı
  • Kürdistanlı Gençlerden Londra’da Kültür ve Spor Etkinliği

    Kürdistanlı Gençlerden Londra’da Kültür ve Spor Etkinliği

    İngiltere’de çalışmalarını yürüten Ciwanên Azad UK (Özgür Gençlik) ‘Mayıs ayı şehitleri kültür spor etkinliği’ düzenliyor.

     

    Her yıl geleneksel olarak yapılan etkinlik bu yıl 4 Haziran Pazar günü Woodgreen’de bulunan New River Sport and Fitness Centre’da gerçekleşecek. Bu yılki etkinlik yaşamlarını yitiren devrimciler Çekdar Botan, Lecwan Munzur, Tijda Ekecik, Dean Evans, Erik Scurfield ve Ryan Lock anısına yapılacak.

    Etkinlik kapsamında düzenlenecek futbol turnuvasının yanında, programda Voleybol, çocuk oyunları, yüz boyama, müzik ve halk dansları gösterisi olacak.

    Futbol turnuvası kapsamın birinci gelen takıma kupa verilecek. Turnuvaya katılmak isteyen takımların en geç 29 Mayıs’a kadar kayıt yaptırmalı gerekiyor. Her takımın en az yedi oyuncudan oluşması gerekiyor.

    Londra’da yaşayan tüm Kürdistanlı gençleri etkinliğe katılmaya çağıran Ciwanên Azad UK,  kapitalizmin yarattığı ve gençleri çürüttüğü sisteme karşı mücadele etmek ve gençlerin örgütlü duruşunu sağlamak açısından bu türlü sportif ve kültürel etkinliklerin önemini vurgulayan bir açıklama yaptı.

    Etkinlikle ilgili daha fazla bilgi almak için 07925 072 753 ve 07960 853 239 numaralı telefonlardan iletişime geçilebinir.

    Ciwanen Azad UK Kültür ve Spor Etkinliği