Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Londra’da toplum ile buluşacak.
Avrupa genelinde yayın yapan günlük Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesine katılmak üzere HDP Eşgenel başkanı Selahattin Demirtaş Londra’ya gelecek.
23 Ekim Pazar günü Wood Green bölgesinde bulunan Dominion Centre salonunda yapılacak geceye katılacak olan Demirtaş son güncel gelişmeleri de değerlendirecek.
MEM ARARAT İLK DEFA LONDRA’YA GELİYOR
Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesinin müzikli programında da önemli sanatçılar yer alıyor. Toplum tarafından çok sevilen sanatçı Mem Ararat ta gecede sahne alacak. Gecenin müzik programında Grup Bajar ve Özkan Orman da sahne alacak.
23 Ekim Pazar günü yapılacak dayanışma gecesi saat 18:00’de başlayacak.
Daha fazla bilgi için 075 04 662 756 nolu numaradan organizatörlere ulaşılabilir.
Galler’in başkenti Cardiff’te Kürtleri konu alan bir toplantı düzenlendi. Toplantıda Kürt aktivist Dilar Dirik, Demokratik Konfederalizm ve Kürt Kadın Hareketi konulu bir sunum yaptı.
Cardiff Halk Meclisi tarafından organize edilen toplantı Cathays Toplum Merkezi binasında gerçekleşti. Gallerliler tarafından yoğun bir ilginin gösterildiği toplantıda ‘Demokratik Konfederalizm, Kürd Kadın Hareketi ve Rojava Devrimi gibi başlıklar aktivist Dilar Dirik tarafından geniş bir biçimde anlatıldı.
https://youtu.be/MY6_uo5HmIw
OHAL sonrası medya sansüründe ikinci dalga yaşandı. Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak 12 televizyon 11 radyonun yayını durduruldu. Konuya dair resmi bir açıklama yapılmazken Anadolu Ajansı, Şubat ayında TÜRKSAT yayını durdurulmuş olan İMC TV’nin de aynı listede olduğu haberini duyurdu.
Kanun Hükmünde Kararnameyle bir Bakanın talimatı doğrultusunda, aralarında İMC TV, Hayatın Sesi, tv 10, Van TV, Jiyan TV, Azadi TV ve Zarok TV’nin de bulunduğu 12 televizyon kanalı ve 11 radyonun lisansının iptaline karar verildi.
Yayını durdurulanlar arasında Yön, Dünya ve Ses gibi radyo kanalları da var.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre kararın dayanağı OHAL ilanının hemen ardından çıkarılan 668 sayılı kararname.
Cemaatle ilişkili olduğu gerekçesiyle 3 haber ajansı, 16 televizyon, 23 radyo kanalının kapatılmasına neden olan kararname diğer kanalların da Bakan onayıyla yeni kapatmalara imkan sağlıyor:
“Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine ilgili bakan onayı ile kapatılır.”
RTÜK ÜYELERİNE BİLGİ VERİLMEDİ
Söz konusu maddeye dayanılarak 20’den fazla yayın kuruluşu kapatılırken; operasyonun Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un sorumluluğunda bir komisyon tarafından yürütüldüğü, RTÜK üyelerine bilgi verilmediği öğrenildi.
Kararın TÜRKSAT’a tebliğ edilmesi ile tüm kanalların yayını kesildi. Yayın kuruluşlarının merkezlerine de emniyet ve maliyeden ekipler gitti.
DENGE TV VE BIRLIK MEDYA TV’NIN KAPISINA MÜHÜR VURULDU
Batman yayın yapan ve KHK ile ekranı karartılan Denge TV’nin yayın yaptığı binaya polisler eşliğinde baskın yapan maliye memurları, içerde 2 saat süren sayımın ardından binanın kapısına mühür vurdu. Televizyon binasında bulunan demirbaşlar ve teknik ekipmanları kayıt altına alan maliye memurları, televizyonun stüdyo, montaj ve depo kapılarının üzerine “RTÜK başkanlığının 29.09.2016 tarih ve 25717 sayılı yazısı ile 668 sayılı KHK kapsamında kapatılan iş bu yeri tespit incelemelerine müteakiben komisyonumuzca kapatılarak mühürlenmesine karar verilmiştir” yazılı kâğıt asarak kapıyı mühürledi. Ayrıca, kanalın canlı yayın aracına da el konuldu.
Yine Batman’dan yayın yapan Birlik Medya TV’nin kapısına da maliye memurları tarafından mühür vuruldu.
MED NUÇE’NİN DE SESİ KISILMAK İSTENİYOR
Eutelsat Şirketi ve AKP faşizmi Avrupa’dan yayın yapan Türkçe haber kanalı olan Med Nuçe TV’yi susturmak istiyor.
Yazılı bir açıklama yapan Med Nuçe TV yayın kurulu, “Eutelsat, Türkiye’deki Alevi, Kürt ve çocuk kanallarını susturmak isteyen AKP ile ortaklaşarak Med Nuçe TV’nin yayınlarını durdurma talimatı verdi” dedi.
Türk devletinin muhalif basın ve Kürt medyasına yönelik sindirme, kapatma ve baskılarının yeni bir aşamaya geçtiğine dikkat çekilen açıklamada, “Recep Tayyip Erdoğan, tercih ve beğenileri dışındaki tüm basına savaş ilan etmiş; Türkiye içindeki bu faşizan baskıları Avrupa’ya da ihraç etmeye çalışmaktadır.
Türk devletinin Tayyip Erdoğan diktatörlüğünde, Kürt basını ve muhalif medyayı susturma faaliyetleri kapsamında Türkiye’de 10 TV kanalı kapatılırken, Avrupa’da da Eutelsat isimli kuruluş, Kürt kanallarını kapatmak için uydu şirketleri üzerinde baskı uygulamaya başlamıştır.
Eutelsat, lisansı bulunan ve Avrupa yayın ilkeleri çerçevesinde yayın yapan Med Nuçe’nin yayınlarını kesmek için uydu şirketine kanunsuz ve hukuksuz bir biçimde, Med Nuçe TV’nin derhal kapatılması talimatı vermiştir.
Eutelsat, hukuk dışı, kanunsuz ve illegal bu girişimleri ile Türk devletinin ve Tayyip Erdoğan’ın suç ortağı konumuna düşmüştür” dedi. BALUKEN: OHAL ADI ALTINDA FIILI BAŞKANLIK SISTEMI DAYATILIYOR
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili İdris Baluken, OHAL kapsamında muhalif kanalların kapatılmasına ve OHAL sürecinin uzatılmasına dair tartışmalara ilişkin basın toplantısı düzenledi.
“Türkiye’nin kritik bir süreçten geçtiği bir dönemde demokrasiyi dillendiren barışı dillendiren, emeğin hakkını dillendiren ya da ana dilde yayıncılıkla ilgili misyonunu yerine getiren yayın kuruluşlarının kapatılması tarihe büyük bir kara leke olarak geçmiştir.
“Jiyan TV, BM’nin yok olmakta olan diller statüsüne dahil ettiği ve koruma altına alınması gereken bir kültürel miras olarak tanımladığı Kürtçe’nin Zazaca lehçesinde 24 saat yayın yapmaktaydı. BM’nin koruma listesine aldığı Zazacayı belli ki Erdoğan bir tehlike olarak değerlendirmektedir.
“Kürt çocuklarının kendi anadillerinde çizgi film izlemiş olduğu Zarok TV’nin de kapatılması Kürtçeye karşı Erdoğan’ın ve AKP’nin duymuş olduğu korkunun hangi boyutta olduğunu ortaya koymaktadır.
“Erdoğan ve AKP Kürt çocuklarının kendi ana dillerini öğrenmesinden korkuyor. Bundan sonra anadille ilgili Türkiye’de var olan bütün kazanımlara yönelik saldırılarda bulunacağını tüm topluma göstermektedir. AKP’nin uyguladığı fiziksel soykırım operasyonuna yeni bir kültürel soykırım halkası eklendiğini çok rahat ifade edebiliriz.”
Kapatılan Televizyonların arasında Hayatın Sesi, tv 10, Van TV, Jiyan TV, Azadi TV ve Zarok TV bulunuyor
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen 9 Ekim uluslararası komplosunun yıldönümünde Londra’daki Kürtler ve dostları büyük eyleme hazırlanıyor.
9 Ekim 1998 tarihinde uluslararası güçlerin desteğiyle Suriye rejimine baskı yapılarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkması sağlandı. Öcalan’ın Suriye’den çıkmasıyla beraber uluslararası komplo 14 Şubat 1999 tarihinde Öcalan’ın Kenya’da rehin alınarak Türkiye’ye kaçırılmasıyla devam etti.
Uluslararası komplonun yıldönümü başkent Londra’da geniş katılımlı bir protesto eylemi düzenlenecek. 9 Ekim’de yapılacak eylem Kürt Halk Meclisi tarafından organize ediliyor. Trafalgar meydanından saat 14:00’te başlayacak olan eylem için Kürt Halk Meclisi tarafından eyleme katılım çağrısı yapıldı. Yapılan çağrıda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 18 yıldır İmralı adasında büyük bir tecrit altında tutulduğu ifade edilerek, Kürt halkının bu tecrit ve tutsaklığa karşı sabrı kalmadığı belirtildi.
Londra’da yaşayan Kürtleri ve dostlarını eyleme katılmaya davet eden Kürt Halk Meclisi, Öcalan’ın özgürlüğünün başta Türkiye olmak üzere tüm Ortadoğu’nun barışı açısından çok önemli olduğu ifade edildi.
Eylem 9 Ekim 2016 tarihinde saat 14:00’te Trafalgar meydananında başlayacak.
İngiltere’nin Liverpool kentinde devam eden ana muhalefetteki İşçi Parti konferansı kapsamında ‘Kürtler ile dayanışma’ konulu bir toplantı gerçekleştirildi.
Aladdin Sinayiç
Liverpool kentinde Cumartesi günü başlayan ve halen devam eden İşçi Parti genel konferansı kapsamında salı günü ‘Kürt halkının Demokorasi, Özgürlük ve Eşitlik mücadelesi ile dayanışma’ başlığıyla bir panel düzenlendi. Çom sayıda İşçi Partilinin katıldığı toplantıda partiye destek sunan birçok sendikacı da hazır bulundu. Unite sendikası yöneticilerinden Simon Dubbins tarafından yönetilen panelde, HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Julie Ward, Sinn Fein Milletvekili Mickey Bradley ve KNK temsilcisi Akif Wan birer konuşma yaptılar.
https://youtu.be/syZMofIZzeM Kürdistan’daki Yıkım, Kolombiya Ve Filistin’den de Beter
Toplantıyı yöneten ve açılış konuşmasını yapan Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins, Kürt halkıyla dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Dubbins, şuan Türkiye ve Suriye Kürdistan’ında yaşanan olağanüstü gelişmelerden kaynaklı toplantının daha bir önem kazandığını ifade ederek Türk devletinin son dönemde Kürdistan’a yönelik saldırılara dikkat çekti. Dubbins; ‘‘Şubat ayında Kürdistan’daydım, Diyarbakır’ı ziyaret ettim. Suriye iç savaşına benziyor, oradaki çatışmaların düzeyi Kolombiya ve Filistin’den de beter şuanda. Kürt hareketi, kadın hakları, demokrasi, eşitlik mücadelesi veren seküler, farklılıklara saygılı, demokratik ve eşitlikçi bir yapıya sahip. Bu siteme tüm bölgenin ihtiyacı var, ve daha fazla dayanışma ve destek ihtiyacı var, bizler sendikalar olarak bu noktada üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz ve çalışmamız büyüyor, özellikle de Kürt lider Abdullah Öcalan’a özgürlük kampanyamız her gün biraz daha büyüyerek devam ediyor.’’ dedi.
https://youtu.be/8GNSFLiZ-wE Britanyalı Emekçilerin Dayanışma Amaçlı Kampanyası Çok Değerli
Dubbins’in açılış konuşmasından sonra söz alan HDP Amed milletvekili Feleknas Uca da Kürdistan’da yaşanan son güncel gelişmelerle ilgili bir sunum yaptı. Birleşik Krallık’ta emekçiler tarafından başlatılan Kürt halkıyla dayanışma ve Abdullah Öcalan’a özgürlük kampanyasını çok değerli ve önemli bulduklarını söyleyerek konuşmasına başlayan Uca, Eylül 2015’ten bu yana Türk devletinin Kürt halkına karşı topyekün bir savaş sürdürdüğünü ifade etti.
Kürt Yoldaşlarımıza Her Türlü Desteği Vermeye Hazırız
Sinn Fein Partisi Milletvekili Mickey Bradley de toplantıda kısa bir konuşma yaparak, Kolombiya’daki ve Birleşik Krallık ile İrlanda arasındaki barış görüşmeleri sonucu varılan çözümlerden örnekler verdi. Bradley, ‘Kürt yoldaşlarımıza her türlü desteği vermeye hazırız’ diyerek Kürt halkıyla dayanışmaya devam edeceklerini belirtti.
https://youtu.be/BVEjWQ7EhmA Kürt Kadınları Bizim İçin Rol Model
Avrupa Parlamentosu Milletvekili Julie Ward ise konuşmasında, dünyadaki eşitsizliğin ve dengesizliğin geldiği düzeye dikkat çekerek, bununla mücadele etmek edip faşizm ve ırkçılık karşısında durmanın herkesin önceliği olması gerektiğini ifade etti.
Avrupa Parlamentosu Kadın hakları ve cinsiyet eşitliği komitesi üyesi olan Julie Ward; ‘‘Kürt kadınları olağanüstü cesaretliler. Toplumda üstlendikleri sorumluluklar ve görünürlükleriyle Kürt kadınları bizim için rol model durumundalar.’’
GMB, UNITE sendikaları ve Peace in Kurdistan Campaign kuruluşu tarafından desteklenen panel soru cevap kısmından sonra sona erdi.
Cumartesi günü başlayan İşçi Parti genel konferansında liderlik yarışının sonuçları da açıklanmış ve İşçi Parti genel başkanlığına sosyalist kimliği ile bilinen Jeremy Corbyn ikinci kez yüzde 62’lik gibi yüksek bir oy ile tekrar seçilmişti. İşçi Parti üst yönetiminin tüm saldırıları ve uğraşlarına rağmen Corbyn, işçi parti üyelerinden ve destekçilerinden Britanya siyasetinde çok fazla karşılaşılmayan bir destek görmüştü.
‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ Büyüyerek Devam Ediyor
Unite the Union ve GMB sendikaları tarafından Nisan ayında başlatılan ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası son olarak iki hafta önce Birleşik Krallık’ın en üst emek örgütlenmesi olan Sendikalar Birliği Kongresi-TUC (Trade Union Congres), yıllık konferansında da karar altına alınmıştı.
Farklı iş kollarından 52 sendikanın bağlı olduğu TUC’un 6 milyon üyesi bulunuyor. Birleşik Krallık’ta sosyal, siyasal ve iş alanında en etkili örgüt olan TUC, 1868 yılında kuruldu.
Konferansta kabul edilen önergede, son dönemde Kürt halkı başta olmak üzere Türkiye’deki muhalif kesimlere dönük saldırıların kaygıyla izlendiğini ve bu saldırıların derhal durdurulması çağrısı yapıldı. Önergede ayrıca Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumuna da dikkat çekilirken, Türk devleti tarafından tek taraflı olarak durdurulan barış sürecinin tekrardan başlatılması ve başarıya ulaşması için de Öcalan’ın özgür kalması çağrısı yapılmıştı.
Julie Ward, Simon Dubbins, Feleknas Uca, Akif WanSimon Dubbins
Türk istihbarat teşkilatı MİT tarafından katledilen Mehmet Kaygısız cinayeti İngiliz Times gazetesi tarafından tekrar gündeme taşındı. Baş sayfadan bugün cinayetin MİT bağlantısını veren Times gazetesi, Metropolitan polisinin de dosyayı yeniden açtığını duyurdu.
Faili meçhullerle ilgili Susurluk tapelerinde Londra’da işlenen Mehmet Kaygısız cinayetine ilişkin ayrıntılar yer almış ve olay iki yıl önce Türk medyasında da işlenmişti. Times gazetesinin yeniden gündeme getirdiği Mehmet Kaygısız cinayeti ile ilgili tek yeni bilgi İngiliz polisinin dosyayı yeniden açılacağı.
Times gazetesi özel haberinde, Susurluk ve faili meçhul cinayetler davasında mahkemeye MİT tarafından sunulan belgelerde “Londra’daki bir kafede bir muhalifin öldürülmesini Türk ajanlarının emrettiğini ortaya koyduğunu” yazıyor. Times, olayın MİT’in düşmanlarını İngiltere’de sorunsuz hedef alabildiği korkularını arttırdığını da belirtiyor.
Times’ın İddiası Yalan: Kaygısız’ın PKK İle Hiçbir İlişkisi Yoktu
Times, haberinde Mehmet Kaygısız’ın PKK ile olan ilişkisinden kaynaklı ölüm listesinde yer aldığı ve MİT’in hedefi haline geldiğini iddia etse de, Kaygısız’ı tanıyanlar bu iddiayı red ediyor. Kaygısız’ın yaşamdaki duruşu ve ilgilendiği işler itibariyle PKK ile zıt bir kulvarda olduğu ve kendisinin PKK ile uzaktan yakından hiç bir ilgisi olmadığı belirtiliyor.
John Simpson imzalı haberde iki yıl önce ortaya çıkan bilgiler yeniymiş gibi yeniden servis edilirken, haberde ayrıca Londra’daki çetelerin eroin, haraç alma ve benzeri olayları PKK’yi finanse etme çalışması olarak yorumluyor. Daha önce de böylesi bir iddiayı yazan Simpson, iddiasına her hangi bir dayanak göstermiyor.
Gazete Londra polisinin, 33 yaşında öldürülen Kaygısız’ın cinayetiyle ilgili açılan soruşturma kapsamında, Kaygısız’ın ailesiyle iletişime geçtiğini belirtiyor.
Kaygısız, 1994 yılında Kuzey Londra’daki Newington Green semtindeki bir kafede tavla oynarken başının arkasından vurulmuştu. Times, cinayetin o dönem uyuşturucu bağlantılı olarak görüldüğünü ve kimseye suçlama yöneltilmediğini belirtiyor.
Times, MİT’in sunduğu belgelerde eski Malatyaspor Başkanı Nurettin Güven’in adının, MİT’in emriyle bu cinayeti işleyen kişi olarak geçtiğini yazıyor.
Nurettin Güven
Haber şöyle devam ediyor;
“Times’ın yaptığı araştırma, Kuzey Londra’da savaş halindeki iki Türk ailesine ait onlarca işyerini ortaya çıkarttı. Bunlar arasında kebapçılar, taksiciler ve bakkallar da var. O dönemdeki şiddet, Kaygısız cinayetini ve öldürülecekler listesindeki Nafız Bostancı adlı ikinci bir Türk muhalifi öldürme girişimini örtmek için kullanıldı. Bostancı, Doğu Londra’da bulunan Hackney semtindeki saldırıdan sağ kurtuldu. Şimdi Türkiye’ye dava açmaya çalışıyor. ”
Haberde Kaygısız’ın ailesinin, Nurettin Güven’in 90’ların sonunda cinayet suçlamasını reddettiğini ve Londra polisinin o dönem de Güven’in ismini bildiğini ve devlet destekli cinayet iddialarını bildiğini söylediği belirtiliyor.
Haberde MİT’in gönderdiği belgelere göre MİT ajanının Nurettin Güven’i eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’a götürdüğü ve Ağar’ın “Aslanım benim diyerek” teşvik ettiği de söyleniyor.
Haberde ayrıca, Nurettin Güven’in açıklama yapma taleplerine yanıt vermediği, Ağar’ın bir sözcüsünün de “Ağar, basına açıklama yapmıyor ve basının sorularını yanıtlamıyor” diyerek konuşmayı reddettiği vurgulanıyor.
Times “Uyuşturucular, casuslar ve bir Türk kan davası” başlıklı dosya haberinde de 90’lı yıllarda İngiltere’de hâkim olan uyuşturucu çeteleri savaşının bir fotoğrafını çekiyor.
Gazete “Türk casuslar, İngiltere sokaklarında cinayet için daha dayanıklı bir örtü bulamazlardı. Türk uyuşturucu çetelerinin İngiltere’deki bölge savaşının bulanık dünyası, 25 yıldır kaynayan gerilim sırasında onlarca cinayete neden oldu. Mehmet Kaygısız bu güne dek uzun kurban listesindeki bir isimdi. Ölümüne yol açtığı iddia edilen uluslararası kan davası, karmaşık çete savaşları ve para aklama ağıyla örtüldü” diyor.
Gazete şöyle devam ediyor;
“Times’ın Londra’nın eroin ticaretine hâkim olan iki Türk mafya grubundan birinin ticari varlıklarını haritalayan araştırması, İngiltere’nin NATO müttefikinin Londra’da yargısız infazlar emrettiği iddialarını beraberinde getirdi. Uyuşturucu ticareti şiddeti maskelemek için kullanıldı. Anlaşmanın bir parçası olarak Londra sokakları eroinle kaplandı. Çatışma halindeki Kürt çeteleri uzun süredir uyuşturucu satışı, haraç ve İngiltere’de hala yasaklı bir terör örgütü olan PKK’ya para sağlamakla biliniyorlar.”
Gazete İngiltere’de Mehmet Kaygısız cinayetiyle ilgili bilgilere, Tottenham Türkleri’nin mafya babası İzzet Eren’in adliye binasından hapishane aracından kaçırılma girişiminin soruşturulmasıyla ulaşıldığını belirtiyor.
Gazete Eren’in çetesinin faaliyetlerini ve Londra’da 25 yıl öncesine uzanan eroin cinayetlerini izlediklerini yazıyor.
Tottenham Boys olarak anılan çetenin bir gece kulübünde atılan tokattan karşılıklı cinayetlere uzanan kan davasında 20 yıldır Hackney semtindeki rakipleriyle karşılıklı cinayetler işlediği söyleniyor.
Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret içeren şiirinin Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmelerde gündeme gelmediğini söyledi. Johnson, Britanya’nın köklü yayınlarından haftalık The Spectator dergisinin düzenlediği ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret şiiri yarışması’nın kazanan ismiydi.
Geçmişte Spectator dergisinin editörlüğünü de yapan Johnson, linç edilerek öldürülen Osmanlı’nın son dahiliye nazırı Ali Kemal’in öz torunu Stanley Johnson’ın oğlu.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla ortak basın toplantısında konuşan Johnson’a Ankara’daki temaslarında hakaret şiirinin gündeme gelip gelmediği soruldu ve “Özür dileyecek misiniz?” dendi.
Johnson’ın buna yanıtı “Aslında bu hiçbir şekilde detaylı konuşmalarımızda dile getirilmedi. Buna ben de şaşırdım. Bunu ilk dile getiren siz oldunuz” oldu.
Bakan şöyle devam etti: “Türkiye’de, Ankara’da, İstanbul’da bir araya geldiğim insanlar Birleşik Krallık’ın burada olmasının Türkiye’nin demokrasisi için bir taahhüt olduğunun farkında. Birleşik Krallık aslında Türkiye’nin demokrasinin kurulmasında ne kadar merkezi olduğunun farkında ve aslında şaşırdım, hiçbir şekilde dile getirilmedi bu.”
Bakan akşam saatlerinde de ‘Ak Saray’da bizzat Erdoğan tarafından kabul edildi. İkilinin samimi pozu dikkat çekerken Erdoğan Johnson’a dönemin Manchester belediye başkanı Robert Neil’in Sultan Abdülaziz’e mektubunun bir replikasını hediye etti.
Erdoğan, Türkiye’de kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle binlerce kişiyi mahkemeye vermiş, darbe girişiminin ardından HDP’liler dışındakini affetmişti.
Boris Johnson ve Recep Tayip Erdoğan şiiri unutmuş gibiler
Haftalık The Spectator dergisinin düzenlediği ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret şiiri yarışmasında’ birinci seçilen Boris Johnson’a ait şiir:
There was a young fellow from Ankara
(Ankara’dan genç bir arkadaş vardı)
Who was a terrific wankera
(Sürekli mastürbasyon yapardı)
Till he sowed his wild oats,
With the help of a goat
(Ta ki bir keçinin yardımıyla başka çılgınlıklar yapana dek)
But he didn’t even stop to thankera.
(Öyle ki, şükretmeyi de bırakmadı)
Daha dün PKK sempatizanıydı!
Geçtiğimiz yıl bir televizyon programında yaptığı açıklamada PKK’ye sempati duyduğunu söyleyen Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson, mevkidaşı Çavuşoğlu ile birlikte düzenlediği basın açıklamasında PKK’ye karşı mücadelede Türk devletinin yanında olduklarını ifade etti.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Boris Johnson’la başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Çavuşoğlu burada yaptığı konuşmada, “Bundan sonraki süreçte İngiltere ile ikili ilişkilerimizi daha da güçlendirmek için işbirliği alanımızı genişletmek için çaba sarf edeceğiz. İngiltere’nin AB’den ayrılması elbette bize destek veren bir ülke olarak bizi üzmüştür ama Birleşik Krallık halkının demokratik iradesine herkesin saygı duyması gerekiyor. Ama İngiltere’nin AB’den ayrılması kopması anlamına gelmez. Türkiye ile İngiltere arasındaki ilişkilerin yeni bir boyut kazanması için de esasen fırsat olarak görülebilir. Özellikle ticari ilişkilerimizi, ekonomik işbirliğimizi güçlendirmek için irademizi bir kere daha bugünkü görüşmelerimizde ortaya koyduk. İkili ticaretimizin 2009’dan bu yana sürekli arttığı nadir ülkelerden bir tanesidir. Türkiye’nin İngiltere’ye ihracatı da düzenli şekilde artmaktadır. Ama biz karşılıklı yatırımların arttırılması ikili ticaret hacmimizin artması için bundan sonraki süreçte aramızdaki mekanizmaları hayata geçirmek istiyoruz. Karşılıklı üst düzey ziyaretleri gerçekleştireceğiz.
Maalesef bugün Suriye’de ateşkesi ihlal eden bir rejim var. Bugün Halep’i tüm ateşkes anlaşmalarına rağmen bombalamaya devam eden, sivilleri öldüren varil bombaları kullanan zalim bir Esed rejimi var. bu rejim konusundaki tutumuzda bizim İngiltere ile aynı çizgide. Biran evvel Suriye’nin bunlardan kurtulması gerekiyor. Birleşik Krallık’ın İngiltere’deki PKK yapılanmasına yönelik bugüne kadarki politikasından memnunuz. PKK terör örgütüne karşı yürüttüğümüz mücadelede de desteğini net bir şekilde görüyoruz. Bundan sonraki süreçte de bu desteği net bir şekilde arttırarak devam etmesi bizim en büyük arzumuz. Türkiye’de ve Suriye’de Avrupa’daki bir anlayışın değişmesi gerekiyor. Türkiye’de PKK Kürt vatandaşlarımızı temsil etmiyor. Suriye’de ve Irak’ta da aslında PKK’nın uzantıları olan PYD YPG’de oradaki Kürt kardeşlerimizi temsil etmiyor. Bunu iyi şekilde gördüğümüz zaman özellikle Kürtlerle terör örgütlerini net şekilde ayırabiliriz. YPG ve PKK’nın Avrupa’daki faaliyetlerine izin veren başta Belçika olmak üzere bazı AB ülkelerini kınadığımızı vurgulamak isterim. Çok verimli bir toplantı geçirdik” açıklamasında bulundu.
Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson ise Türkiye’de olmanın çok güzel olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Çok sıkı, çok verimli şekilde çalışıyoruz Türkiye’de. Benim atalarım buradan aslında. Benim bu bakanlık aslında büyük amcam sizin yaptığınız işi yapıyordu. Benim kuzenim Selim’de aynı şekilde bu bakanlıktaydı. Bu bakanlıkta aslında benim ailemin bir tarihi var. O yüzden burada olmak benim için çok güzel. Çok olağanüstü görüşmeler yaptık. bir çok konuda mutabakata vardık. Birleşik Krallık kesinlikle Türkiye’nin, Türkiye halkının, hükümetinin arkasında. Kalkışmayla mücadelede demokrasiyi korumada tamamen arkanızda. Türk halkının böyle bir soruna nasıl karşılık verdiğini görmek çok güzel. Biz şuanda verilen mücadelenin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Türkiye halkının demokrasi mücadelesini destekliyoruz. İki ülkeyi birleştiren çok fazla şey var. çok benzer pozisyonlara sahibiz, Suriye ile ilgili olarak diğer bölgesel meselelerle ilgili olarak. Benim hükümetimin, sizin hükümetimizin ve dünyada birçok kişinin aslında şuanda olan bitenlerle ilgili olarak, Halep’te olan bitenlerle ilgili çok fazla sorumluluk üstlendiğini de biliyoruz. Esad rejimi ve onların destekçileri Rusya ve Irak tarafından verilen destek anlamında onların yaptıklarıyla ilgili olarak gerçekten çok fazla sorumluluk hissediyorlar. Türkiye’nin de buna karşı çabaları desteklediğini biliyoruz. Suriye’deki çatışmanın sonuçları özelilikle dün benim için belirgin hale geldi. Gaziantep’e gittim. Türkiye hükümetinin ne kadar kahramanca çaba gösterdiğini orada gördüm. Şuanda 3 milyon kişi Türkiye’de bulunmakta. Oraya mülteci kamplarına büyük bir yatırım yapıyorsunuz. Birleşik Krallık destek verme konusunda çokta yavaş davranmadı 2.3 milyar sterlini insani yardım adına temin etti. Dün biraz daha para verdik mayınların arınması ve temizlenmesiyle ilgili operasyonlar için.”
“DAEŞ ile mücadelemiz, PKK ile ilgili olan mücadele bu konuda ortak bir pozisyona sahibiz” diyen Johnson, “Türkiye gerçekten bizim dünyamızın güvenliği açısından çok merkezi bir öneme sahip. Kıbrıs’taki çözüm sürecinden bahsettik. Şuanda her iki tarafta liderlik gösteriyor. Çok dikkatli bir şekilde bu yolda ilerlemeye devam ediyorlar. Birlikte yapacağımız güzel şeylerden de bahsettik. Ekonomik etkileşim iki ülke arasında son derece önemli. Sadece 2.5 milyon İngiliz’in buraya gelmesinden bahsetmiyoruz. Burada çok fazla bir ilişki de var. Son 5 yıl içerisinde ticaret hacmi çok yüksek oranlarda artış gösterdi. Benim çocukken kullandığım, yediğim bazı ürünlerde Türk şirketleri tarafından üretiliyor. Bu da ekonomik ortaklığımızın önemli göstergelerinden bir tanesi iki ülke arasındaki ticaret. Ortak ticaret ve ekonomi komisyonu çalışmalarına en kısa zamanda başlayacak. Yeni serbest ticaret anlaşması Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki son derece önemli. Bizim AB’den bir ayrılma sürecimiz söz konusu olabilecek. Oradaki anlaşmaları bırakmamız söz konusu olabilecek. Ama biz Avrupa’dan ayrılmayacağız, Birleşik Krallık’ta olacağız. Türkiye’nin AB içerisindeki amaçlarının güçlü destekçilerinden bir tanesi olacağız” ifadelerini kullandı.