Author: ali

  • Gik-Der Yeni Yönetimini Seçti

    Gik-Der Yeni Yönetimini Seçti

    Aveg-Kon’a bağlı olarak Londra’da çalışmalarını yürüten Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİK-DER), 26.Genel Kurulu Pazar günü dernek lokalinde gerçekleştirildi.

     

    Öğleden sonra yapılan Gik-Der kongresinden önce, her ayın ilk Pazar günü yapılan kahvaltı birlikte yapıldı.

    Öğleden sonra ise Gik-Der 26.Genel Kurulu yapıldı. Devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler için saygı duruşuyla başlayan kongrede, ilk olarak divan seçimi yapıldı. Divan seçiminin ardından “Güncel ve Siyasal Gelişmeler” konulu sunum yapıldı. Sunumun ardından ise Gik-Der’in bir yıllık çalışmalarının derlendiği bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Ardından sırasıyla Faaliyet Raporu, Çalışma Raporu ve Mali Raporlar okunarak katılımcıların görüş ve önerileri alındı.

    Raporların okunması ve konuşmaların ardından yeni yönetim kurulu seçimleri yapıldı.

    Dilek ve temenniler bölümündeyse kongre katılan üyelerin önümüzdeki dönem için görüş ve önerilerinin dinlenmesiyle genel kurul bitirildi.

    gikder-kongre1
    Gik-Der yeni yönetimini seçti
  • Özgür Basına Yönelik Saldırılar T.C Londra Elçiliği Önünde Protesto Edildi

    Özgür Basına Yönelik Saldırılar T.C Londra Elçiliği Önünde Protesto Edildi

    Türkiye’de AKP Hükümeti tarafından KHK’ye dayanılarak 12 televizyon kanalı 11 radyoyu kapatması T.C Lonrda elçiliği önünde protesto edildi.

     

     

    Britanya Demokratik Güçbirliği öncülüğünde yapılan eyleme kurum temsilcileri ile beraber çok sayıda kişi katıldı. Pazartesi günü yapılan eylemde, üzerinde ‘Özgür Basın Susturulamaz’, ‘Darbelere de, tek adam dikatatörlüğüne de hayır’ yazılı pankartlar açılırken, sık sık AKP karşıtı sloganlar atıldı.

    BOYUN EĞMEYECEĞİZ

    Eylemde ilk konuşmayı yapan Daymer yöneticisi Feyzullah Cinpolat, Türkiye’de yaşanan hukuksuzluk ve adaletsizliğin en üst boyutlara çıktığını ve darbe rejiminin her gün artarak devam ettiğini ifade etti. Cinpolat konuşmasında, ‘Biz darbeleri önceki zamanlardan çok iyi biliriz, bu darbelerden bizler çok çektik. Darbe girişimini bahane eden saray, ülkede emekçilere ve muhaliflere nefes aldırmaz durumda, son bir ay içerisinde 120 bin emekçi işinden atıldı. Tek kişilik diktatörlük karşısında asla boyun eğmeyeceğiz.’ dedi.

    https://youtu.be/eOtngouF0Gw
    MİLYONERLERİN DEĞİL, MİLYONLARIN SESİ SUSTURULAMAZ

    Britanya Demokratik Güçbirliği adına basın açıklamasını BAF başkanı İsrafil Erbil okudu. Erbil açıklamasında; ’15 Temmuz darbe girişimini kendisi için fırsata dönüştüren AKP iktidarı, saldırı politikalarına karşı barışı, emeği, demokrasiyi savunan akademisyen, gazeteci ve öğretmenler de dahil Kürt halkını, Alevileri, ezilen ve ötekileşitirilen birçok kesimi gözaltına alarak, tutuklayarak susturmaya çalışmaktadır. Saldırıya en fazla uğrayan alanlardan biri olan basın ve ifade özgürlüğü ağır bir darbe daha aldı. Başbakanlığın talimatı ile aralarında Hayatın sesi tv, IMC tv, TV 10, Van Tv, Jiyan Tv ve Zarok tv’nin de olduğu 12 televizyon ve 11 radyo kanalının yayınına son verildi. Milyonerlerin değil, milyonların yani bizlerin sesi olan televizyon kanalları, basın organları milyonerlerin iktidarları tarafından susturulamaz.

    Erbil açıklamasının sonunda daha fazla sahiplenme çağrısı yaparken, CHP’lilerin de sessizliğini eleştirdi.

    https://youtu.be/SZ47I2FeNf0
    HAYAT’IN SESİNE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ

    Hayatın Sesi televizyonu Londra temsilcisi Orhan Dil de eylemde bir açıklama yaparak, Türkiye’de basın özgürlüğünün ayaklar altına alındığını, haksız ve hukuksuz kararlarla yürütülen saldırıların kendilerini susturmaya yetmeyeceğini, gerçekleri haykırmaya devam edeceklerini ifade etti. Türkiye’nin talimatı ve baskılarıyla Avrupa’dan yayın yapan Med Nuçe televizyonunun yayının da durdurulduğuna dikkat çeken Dil şunları belirtti; ‘Yayın hayatın başladığımız günden bu yana varlığımızdan rahatsız olan AKP hükümeti, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında eline geçirdiği yetkiyi bir fırsata dönüştürerek, kendisine biat etmeyen, tüm baskılara ve uyarılara rağmen gerçekleri haberleştirmeye devam eden yayınımızı korsan bir şekilde kestiler. Hukuki hiçbir yanı olmayan bu karar basın özgürlüğünü ayaklar altına aldığı gibi halkın haber alma hakkına da yönelik büyük bir saldırıdır.

    15 Temmuz’dan bu yana 100’den fazla gazeteci cezaevine atılırken, yaklaşık 3 bin meslektaşımız işinden edildi ve 660 gazetecinin basın kartları iptal edildi. AKP Hükümeti ve başkanlık hevesi ile gözü kararmış Tayip Erdoğan’a zulüm ile abad olunmayacağını buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Kurmaca hayatları izlemek için değil, gerçek bir hayatı kurmak için emeğe, barışa, demokrasiye ve kardeşliğe gönül verenler olarak, Hayat’ın sesine ve onun renklerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.’’
    https://youtu.be/wFhs1ZqPsTg
    SADECE ERDOĞAN’IN SESİNİN DUYULDUĞU BİR ÜLKE İSTİYORLAR

    Britanya Kürt Halk Meclisi eşbaşkanı Ali Poyraz da eylemde bir açıklama yaparak, Türkiye’nin tüm muhalif kesimlerini ortak mücadeleye çağırdı. Poyraz yaptığı açıklamada şunları belirtti; ‘AKP rejimi ve diktatör Erdoğan Türkiye’deki tüm muhalif sesleri kısarak, sadece kendi sesinin duyulduğu bir ülke yaratma hevesinde. Bu aynı zamanda farklı seslerden duyduğu korkunun da bir göstergesidir. Ancak bu korkusu bitmeyecek, çünkü biz susmayacağız ve mücadeleyi büyüterek yolumuza devam edeceğiz.’’

    IMC TV STÜDYOLARINA POLİS BASKINI; YAYINI KESİLDİ

    OHAL ilanı ardından yayınlanan 668 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 12 televizyon kanalı ve 11 radyonun kapatılmasına karar verilmişti. Kapatılan kanallar arasında yer alan İMC TV’nin yayın yaptığı binaya polis baskın yaptı. Baskın yapan polisler reji odasına giderek kanalın yayınını durdurdu, odayı mühürledi. Polisler binada yayını kesmeye çalıştığı sırada canlı yayın programının sürdüğü stüdyoda toplanan kanal çalışanları hep birlikte “Susma haykır, özgür basın haktır”, “Özgür basın susturulamaz” sloganları atarak tepkilerini gösterdi.

    DİĞER KAPATILAN TELEVİZYON KANALLARI DA MÜHÜRLENDİ

    Zazaca yayın yapan Jiyan TV ile Çocuk Kanalı Zarok TV’ye giden polis ve maliye memurları, televizyonların kapısına mühür vurdu.

    Daha önce yayını TÜRKSAT’tan çıkarılan ve yerelde yayınına devam eden Özgür Gün TV ile Özgür Gün Radyo mühürlendi.

    Azadi TV, Jiyan TV ve Zarok TV’nin bulunduğu binaya giden polis ve vergi memurlarının arama ve sayım işlemi yaklaşım 3 saat sürdü. Azadi TV’de 3 saat süren arama ve sayım sonrası Azadî TV’nin kapısına mühür vurularak kapatıldı. Sayım esnasında Azadi TV çalışanları polis tarafından dışarıyla çıkartılarak, televizyon yöneticileri eşliğinde sayım yapıldı. TV’nin kapısına mühür vurulmasıyla binada bulunan mal varlığına el konulduğu öğrenildi.

    Zazaca yayın yapan Jiyan TV ve dünyada Kürtçe yayın yapan ilk çocuk kanalı Zarok TV’nin içerisindeki sayımın sona ermesinin ardından çilingir çağrılarak kapı kilidi değiştirildi.

    Kapatılan Televizyon Kanalları: İmc Tv, Hayat Tv, Özgür Gün Tv, Van Tv, Zarok Tv, Jiyan Tv, Van Genç Tv, Tv 10, Azadi Tv, Denge Tv, Mezopotamya Tv.

    Kapatılan Radyo Kanalları: Rengin Radyo, Özgür Radyo, Ses Radyo, Radyo Karacadağ, Özgür Güneş, Yön Radyo, Patnos Fm, Dünya Radyo.

    elcilik-ali-poyraz
    Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Ali Poyraz

    elcilik-basin1

    elcilik-basin2

    elcilik-basin4

    elcilik-basin5

    elcilik-basin6

    elcilik-basin7

    elcilik-basin8

    elcilik-basin9

    elcilik-basin10

    elcilik-basin11

    elcilik-elif-tv10
    TV 10 Londra temsilcisi ELif
    elcilik-israfil-erbil
    BAF başkanı İsrafil Erbil
    elcilik-orhan
    Hayatın Sesi Televizyonu Londra Temsilcisi Orhan Dİl
    elcilik-serpil-ersan
    Avukat Serpil Ersan
  • Yılmaz Güney’in Yol Filmi Seyirciyle Buluşmaya Devam Edecek

    Yılmaz Güney’in Yol Filmi Seyirciyle Buluşmaya Devam Edecek

    Dünyaca ünlü Kürt sinemacı Yılmaz Güney’in Yol Filmi, bu Pazar başlayan gösterimi sonrasında, seyirciyle dört hafta daha, Tottenham’daki Bernie Grant Arts Centre’da, buluşmaya devam edecek.

    Ünlü sinemacı Güney’in, kızı Elif Güney Pütün’ün de söyleşi için katıldığı filmin ilk gösterimi, 2 Ekim Pazar günü, gerçekleşti.

    Tottenham belediye encümeni Makbule Güneş ve Bernie Grant Arts Centre ile ortaklaşa organize edilen film gösterimi önümüzdeki dört Pazar, saat 16:00’da gösterilecek.

    img_1874
    Elif Güney Pütün

    Orijinal, sansürsüz Yol filminin ilk gösterimi düzenlenen resepsiyon ve Pütün ile söyleşi ile kutlandı.

    ‘Toplumları Buluşturmak’ söylemiyle gösterimi organize eden Güneş, Bernie Grant Arts Centre’ın Tottenham’daki sanatçılar için önemli bir yer olduğunu ve Kürt halkı için büyük bir değer olan Yılmaz Güney’in Yol eserinin böyle bir yerde gösterilmesinin önemli olduğunu söyledi. Güneş, Londra’daki Kürt halkının eski Tottenham milletvekili adına kurulan sanat merkezi- Bernie Grant Arts Centre ile tanışmalarını da hedeflediğini ifade etti.

    img_1868
    Makbule Güneş, Elif Güney Pütün, Bernie Grant’ın eşi Sharon Grant

    Bernie Grant Arts Centre adresi: Town Hall Approach Road , Tottenham Green , Lon- don , N15 4RX

    Biletler https://www.eventbrite.co.uk/e/yol-tickets-25790001589 adresinden temin edilebilir.

    img_1875

  • Yılmaz Güney’in Kızı: Babamın 35 Yıl Önce Çektiği Filmler, Halen Bugünkü Türkiye’yi Yansıtabiliyor

    Yılmaz Güney’in Kızı: Babamın 35 Yıl Önce Çektiği Filmler, Halen Bugünkü Türkiye’yi Yansıtabiliyor

    Ünlü Kürt yönetmen Yılmaz Güney’in Yol filminin gösterim programı nedeniyle Londra’da bulunan Elif Güney Pütün ile, Yılmaz Güney’i onlarca yıl sonra bile halen filmlerinin neden bu denli ilgi gördüğü üzerine bir söyle gerçekleştirdik.

    Tottenham’da bulunan Bernie Grant Arts Centre’da yapılan Yol filminin gösterimi öncesi görüştüğümüz Pütün ile baba Yılmaz Güney, filmlerini ve yeni ne- sillere aktarmak istediği değerleri konuştuk.

    Esra Türk: Yılmaz Güney’in filmlerine hala ilgi olması ve yeni jenerasyonların beğenmesini nasıl yorumluyorsunuz?

    Elif Güney Pütün: Bunun ger- çekten muhteşem bir şey olduğunu düşünüyorum çünkü Yılmaz Güney tamamen halka mal olmuş ender sanatçı ve kahramanlardan biridir. Yeni nesillerin Yılmaz Güney’i tanımaları ve taşımaları çok gurur verici bir şey. Böyle bir ilginin özellikle Türkiye dışında oluşmuş olması çok önemli bir şey çünkü Türkiye topraklarını aşmış bir sanatçı artık. Bu çok onur verici. Ve kendisi de bir şekilde amacına ulaşmış oluyor, çünkü bir yazısında ‘okyanusları aşarak tüm dünya halkına sesimi duyurmak istiyorum derdi. Bugün, onu başardığını fark ediyorum.

    Vefatından 32 yıl geçti ve 32 sene sonra, Londra’da böyle bir talep üzer- ine film gösterimi yapılması ve yeni nesillerin ilgi göstermesi çok önemli.

    Okyanusları aşarak duyurmak istediği mesaj neydi?

    Babam için hayat aslında ikiye ayrılmış bir şeydi. Babam hiç bir za- man milliyetçi olmadı ve onun davası şu şekilde yansıyordu: Ezenler ve ezilenler. Ve verdiği mesaj da zaten ona odaklanıyordu: ‘Ben ezilenlerin yanındayım ve tüm dünya ezilen- lerinin yanındayım. Yani bu benim davam, mücadelem sadece Tür- kiye topraklarına ait bir mücadele değil. Tüm dünya topraklarına ait bir mücadele ve tüm dünyada ezilen halkların mücadelesinin yanındayım. Ve burada kendime bir pay biçiyo- rum. Ben kendim sanatımla bugün kendi topraklarımda bir demokrasi mücadelesi veriyorum, sanatımı bir si- lah olarak kullanıyorum bu demokrasi mücadelesinde ama umarım ki sesimi bütün dünya ülkelerine, uluslarına, dillerine, ırklarına duyurarak böyle bir mücadelenin mümkünatını kanıtlayabilirim.’

    Benim algıladığım mesaj bu.

    Yılmaz Güney bir sinemacı olarak Yol filmi ile özellikle nasıl bir mesaj ve nasıl bir duygu uyandırmak istedi sizce?

    Yılmaz Güney’in ağızından iki ke- limeyle ifade edeceğim, çünkü bunu kendisi ifade ediyor ve yazıyor. Yol bir ‘meydan okuma’ filmidir diyor.

    Yol çok zor şartlar altında çekilmiş bir film. Bir hapishane hikayesin- den, izin hikayesinden, mahkumların hikayelerinden yola çıkarak, aslında ülkemizin, insanlarımızın topraklarımızın kendi içerisinde bir hapishane yarattığının filmi. Ve ger- çekten bir meydan okuma filmi. Çünkü yol çok zor şartlar altında yapıldı yurt dışına çıkarıldı, yurt dışında kurgusu Yılmaz Güney tarafından yapıldı.

    İlk başta 11 kahraman vardı Yol’da ve Yol’un adı Bayram’dı. Bir takım sorunlardan dolayı hikaye kısaltıldı ve topraklarımızdaki insanların iç çelişkileriyle kendi dünyalarımızın nasıl kısıtladığımızı ortaya koyan. Ve aynı zamanda sistemi yargılayan bir film. Ve onun için en önemli direniş ve meydan okuma filmlerinden biriydi.

    Yılmaz Güney’in başka hangi filmlerini Yol gibi değerli buluyorsun?

    Umut’u. Çünkü umut 1970 yılında, Yılmaz Güney’in gerçekten bir dönüm noktası olan bir filmi. Çünkü Umut ile, Yılmaz Güney Türkiye sınırlarını aştı. O zamana kadar yapmış olduğu film- lerle çok çarpışan bir film. Çünkü ora- da, aynı zamanda, küçücük bir arayış, bir hazine hikayesiyle büyük bir toplu- mun acısını, çelişkisini, yoksulluğunu, yoksunluğunu anlatıyor. Ve bir çağ atlıyor. Bu film mesela Cannes Film Festivaline gizli çıkartıldı, Berlin Film Festivaline gizli çıkartıldı. Ayrıyeten, Umut’un yurtdışına çıkmış olduğu için Yılmaz Güney’e dava açıldı.

    Ama tabii ki Sürü, bir destan olarak, Yılmaz Güney’in en önemli filmlerinden biridir. Çünkü orada da Sürü’ye baktığımız zaman, bugün hiç

    bir şeyin değişmediğini görüyoruz. Aynı zamanda, şimdi yaşadığımız küreselleşme olaylarını 1978’de ne kadar ön görü ile ifade etmiş olduğunu fark ediyoruz.

    Bu da hala izlenilme sebeplerinden birisidir herhalde?

    Kesinlikle. Yılmaz Güney filmler- inde çok önemli bir unsur var: Yılmaz Güney filmleri eskimiyor. Bugün Umut, Yol, Sürü’ye baktığımız za- man günümüz Türkiye’sini çok iyi an- layabiliyorsunuz. Bundan 35 yıl önce çekilmiş filmler bugün gerçekten, hala Türkiye’yi yansıtabiliyor. Türkiye’nin ‘halı altına konmuş pisliklerini’ yansıtabiliyor. Bu her sanatçının harcı değil. Böyle bir ön görüye sahip olmayı herkes yapamaz. Ama ben em- inim bundan 10 sene sonra bir Yol’u izlediğimiz zaman yine güncel olacak, yine sıkılmayacağız. Ne yazık ki.

    Yol’da çok önemli bir şey var mesela. Yol’da, Yılmaz Güney çok büyük bir bedel ödemiştir. Çünkü, Yol Cannes Film Festivali’ne gittikten sonra ve ödül aldıktan sonra Yılmaz Güney vatandaşlıktan çıkartılmıştır. Gazetelerde biz onu böyle okuyorduk: biz ona dön çağrısı yaptık, dönmedi. Bu sadece bir mazeret. Esas vatandaşlıktan çıkarılma nedeni Yol filminin orijinal versiyonunda, yani Cannes Film Festi- valinde ödül alan versiyonunda Kürd- istan tabelasının bulunmuş olmasıdır. Çünkü Yılmaz Güney, orada 1982 yılında Kürdistan coğrafyasını gö- zlerimizin önüne sergiliyor. Bu çok önemlidir çünkü bunu ilk ve tek yapan sanatçı ve dava adamıdır.

    Filmlerinde ilk defa Kürtçe müzik kullanan bir sanatçıdır. Bu bir çağdır. Bunu 2016 yılında algılamayabiliriz ama olayları o zamanın tarih, sosyokültürel ortamlarında değerlendirdiğimiz za- man büyüklüğünü görüyoruz.

    Kürdistan tabelası hala Türkiye’de sorun yaratabilecek bir görüntüdür…

    Tabii. Ve şöyle bir olay var. Mesela bugün gösterilen film Yılmaz Güney’in Cannes versiyonudur; ger- çek Yol’u dur. Ama 1999 yılında yapılan Yol versiyonunda Kürd- istan tabelası kaybolmuştur. Yok edilmiştir.

    Yılmaz Güney filmin başında hoparlörle hapishane kurallarını anons eder kendi sesiyle. 1999 versi- yonunda bu ses yok edilmiştir. Film- in müziğiyle oynanmıştır ve film bir sansüre uğramıştır.

    Türkiye’de yayınlanması için mi bunlar yapıldı?

    Evet. Ama, eğer babam yaşamış olsaydı bu şekilde hiç bir zaman yayınlanmazdı ve babam taviz ver- mezdi. Yapılan bu ikinci versiyon, aynı zamanda Yılmaz Güney’in davasına ve kişiliğine bir hakarettir. Çünkü Yılmaz Güney bir bedel ödemiştir Kürdistan tabelasını koyarak.

    Bu ticari bir amaçtı çünkü Yol filmi Türkiye’ye girdiği zaman büyük bir hasılat yaptı. Daha önce sinemalarda gösterilmiyordu. Ama sinemada gös- terilen Yol versiyonu Yılmaz Güney versiyonu değil.

    Yılmaz Güney yaşasaydı, Yol film- ini Kürdistan tabelası olmadan, kendi sesi olmadan göstertmezdi. Çünkü burada safımızı belli ediyoruz. Nerede olduğumuzu belli ediyoruz. Kimin yanındayız.

    Son olarak, size Yılmaz Güney’in kızı olarak onu nasıl hatırlıyorsunuz? babanız olarak nasıl anılarınız var?

    Çok mükemmeliyetçi bir insandı. İnanılmaz derecede siyasi bilincini, siyasi davasını, siyasi mücadelesini aktarmaya çalışan bir babaydı.

    Biz babamızı tanımadan, babamızı yaşamadan bir siyasi mücadele ak- tarma parantezine girdik. O bizim için çok ağırdı, çok acıydı. Ben kızı olarak sadece babamı tanımak isti- yordum. Ve bu ne yazık ki, üç sene birlikte yaşamamız zamanında- ki bu üç senenin bir senesi hastalıkla mü- cadeleyle geçtiği için zor bir dönem oldu. Eksik kaldık. Bir birimizden mahrum kaldık. Ve bugün ben 50 yaşındayım ve o mahrumiyeti hala içimde taşıyorum.

    Bu da ödenen bedellere dahil?

    Kesinlikle. Biz de bir bedel ödedik. Ama onu çok iyi anladık. Belki kabul etmemiz zaman aldı, çünkü olgunlaşmamız gerekiyordu, büyümemiz gerekiyordu, içimizdeki çocukla bütünleşmemiz gerekiyordu. Ama her şeye rağmen çok insani du- ygulara sahibiz ve bu insani duygu bir şekilde ‘babam, benim babam’ diyor.

    Yılmaz Güney’i bir kenara koy- uyor ve benim babamı arıyor.

  • Hesekê’deki Saldırıda Yaşamını Yitirenlerin Sayısı 34’e çıktı

    Hesekê’deki Saldırıda Yaşamını Yitirenlerin Sayısı 34’e çıktı

    Hesekê’de bir düğüne yönelik gerçekleştirilen canlı bombalı saldırıda yaşamını yitirenlerin sayısı 34’e çıktı. Cizre Kantonu Sağlık Konseyi yetkililerinin verdiği bilgiye göre, şehit sayısı yaralılardan 3 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle 34’e ulaştı.

     

    ROJAVA’DA 3 GÜNLÜK YAS İLAN EDİLDİ

    Rojava Kantonları Genel Koordinasyonu, Hesekê katliamına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Hesekê saldırısının, iflas eden terörist güçler ve onların destekçilerince gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada,  “3 Ekim 2016 tarihinde DAIŞ teröristleri, korkakça ve alçakça bir saldırı ile Hesekê’deki düğünü hedef almıştır. Saldırıda çoğu kadın ve çocuk onlarca yurttaş yaralanmış ve şehit düşmüştür” denildi.

    Açıklamanın devamında, “Güçlerimiz, elde ettiği kazanımlarla bu terör örgütlerine ağır darbeler vurmuş, Rojava ve Kuzey Suriye’nin birçok bölgesinden onları temizlemiştir. Bu terör örgütleri yenilgilerinin intikamını sivil halkımızdan çıkarmak istemektedir. Rojava Kantonları Genel Koordinasyonu olarak bu alçakça saldırıyı şiddetle kınıyoruz” denildi.

    Suriye krizine çözüm geliştirmek için Rojava Devriminin yanında yer almaları konusunda uluslararası kamuoyuna ve demokrat halklara çağrıda bulunulan açıklama, şu ifadelerle sonlandı: “Bu tür saldırıların, halklarımızın özgürlüğü ve demokrasisini inşa etme projelerimizin ilerleyişine engel olmayacağını belirtiyoruz. Bu günden itibaren 3 günlük yas ilan ediyor ve bütün halkımızın saldırılara karşı duyarlı olması ve toplu alanlarda bulunmaması konusunda çağrıda bulunuyoruz.

    Bütün halkımızın çocuklarına ve yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, şehitlerimize rahmet ve yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.”

  • Halkevi Olağan Kongresi Pazar Günü

    Halkevi Olağan Kongresi Pazar Günü

    Uzun yıllardır Londra’daki toplumumuza hizmet veren Halkevi Pazar günü olağan kongresini gerçekleştirecek.

     

    Başkent Londra’da 1984 yılından bu yana topluma hizmet veren ve toplumumuzun en köklü kurumlarından olan Halkevi Pazar günü yapılacak kongrede yeni yönetimini belirleyecek.

    Pazar günü saat 14:00’te yapılacak kongrede geçmiş dönem yapılanlar ve yeni döneme ait planlamalar da tartışılacak.

    Halkevi yönetimi tarafından yapılan açıklamada, yeni dönemde topluma daha iyi cevap olabilecek güçlü bir yönetim için kongreye katılım çağrısı yapıldı.

    Açıklamada; ‘Toplum merkezlerimiz bizlerin ikinci evidir. Örgütlendiğimiz, dayanıştığımız, acılarımızı ve mutluluklarımızı paylaştığımız mekanlarımızdır. Bizler ne kadar örgütlüysek o kadar varız. Toplumumuzun ihtiyaç duyduğu alanlarda hizmet vermek bizim temel önceliklerimizdir. Bu açıdan daha sağlıklı ve eğitimli bir toplum için kurumlarımızı daha da güçlendirmek önemlidir.’’

    Kongre 2 Ekim Pazar günü saat 14:00’te 31-33 Dalston Lane E8 3DF adresinde bulunan kendi binasında gerçekleşecek.

  • Yılmaz Güney’in Yol Filmi Gösterilecek

    Yılmaz Güney’in Yol Filmi Gösterilecek

    Dünyaca ünlü Kürt sinemacı Yılmaz Güney’in Yol filmi Pazar günü düzenlenecek etkinlikte gösterilecek.

     

     

     

     

    Bernie Grant Art Centre tarafından organize edilecek etkinliğe Yılmaz Güney’in kızı Elif Güney Pütün de katılacak.

    Tottenham’da bulunan Bernie Grant Art Centre’da yapılacak gösterimin ardından Elif Güney Pütün ile bir söyleşi gerçekleştirilecek. 2 Ekim Pazar günü saat 5’te gerçekleştirilecek etkinliğin tüm geliri bir hayır vakfına bağışlanacaktır.

    Bernie Grant Arts Centre, 
Town Hall Approach Road
, Tottenham Green
, London
, N15 4RX adresinde bulunuyor.

    Yılmaz Güney’in Yol Filmi Gösterilecek 1

    YOL filmi:

    Sıkı yönetim döneminin en iç acıtıcı dönemlerindeyiz… İmralı Cezaevi’nde yatan beş mahkum, kendilerine verilen bir izin sayesinde bir haftalığına köylerine dönebileceklerdir. Ancak yol uzundur, yol tehlikelidir, yol can alır. Dışarıdaki dünya içeridekinden hiç farklı değildir. Zulüm her yerdedir, bu topraklarda insan olmak hiç kolay değildir.

    Anadolu topraklarından çıkmış en gerçekçi, en dokunaklı hikayelerin başını çeken Yol üzerine söylenecek çok fazla şey vardır. Yılmaz Güney’in sinemamızın yüz aklarından biri olan bu ölümsüz yapıtı, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü alarak evrensel anlamda da başarısını kanıtlamıştır.

    Daha fazla bilgi için 07828 265760 nolu numarayı arayabilirsiniz.