Author: ali

  • KCK: Saldırılmadığı müddetçe gerillalarımızı eylemsizlik konumuna çekme kararına vardık

    KCK: Saldırılmadığı müddetçe gerillalarımızı eylemsizlik konumuna çekme kararına vardık

    KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “savaşın şiddetlendiği, AKP’nin seçim ortamında seçim güvenliğini tehdit ettiğimiz yalanına sarıldığı ve başlattığı savaşın nedenlerini halktan gizlemeye çalıştığı bir ortamda, Türkiye içinden ve dışından gelen çağrıları da dikkate alan Hareketimiz, halkımıza ve gerilla güçlerine saldırılmadığı müddetçe gerilla güçlerimizin eylemsizlik konumuna çekme kararına varmıştır. Gerilla güçlerimiz bu süreçte planlı eylemler yapmaktan uzak duracak, mevcut konumunu koruma dışında bir hareketlilik içinde olmayacak, eşit ve adil bir seçimin yapılmasını engelleyecek veya sakatlayacak hiçbir girişimde bulunmayacaktır“ dedi.

    KCK: Saldırılmadığı müddetçe gerillalarımızı eylemsizlik konumuna çekme kararına vardık 1

    KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 7 Haziran seçim sonuçlarıyla birlikte Türkiye ve Kürdistan’da bir rahatlama yaşandığını belirtti. KCK açıklamasında, “Demokratik bir iklimin ve kültürün gelişeceği bir dönemin ortaya çıktığı havası dalga dalga tüm Türkiye ve Kürdistan’a yayıldı. Herkes gerilimli ve sıkıntılı bir dönemin ardından geçmişte yaşanan ağır sorunların aşılıp barışın ve huzurun gelişeceği bir Türkiye’nin önünün açılacağını düşündü. Türkiye halklarında da onlarca yıldır yürütülen mücadelenin boşa gitmediği ve halkların özgür yaşamının gerçekleşeceği demokratik bir Türkiye’nin gelişeceği umudu doğdu. Sadece Türkiye halkları değil, tüm bölge halkları da 7 Haziran seçimleriyle birlikte geleceğe yönelik olumlu beklentiler içine girdi“ denildi.

    7 HAZİRAN’DA KENDİSİ DIŞINDA HERKESİ YOK SAYAN AKP KAYBETTİ

    KCK, 7 Haziran seçimlerinde kendisi dışında tüm siyasi güçleri yok sayan AKP‘nin kaybettiğini, Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere sosyalistler, sol demokratlar, Süryaniler, Êzidîler, Araplar, Azeriler, Ermeniler ve Mehalmilerin temsilcilerinin Meclis‘e girmesiyle Türkiye sosyolojisine uygun bir Meclis gerçeğinin ortaya çıktığını kaydetti. KCK, “Demokratik ulusun gerçekleştiği bir Meclis olmak, yani her toplumsal kesimin temsil edilmesi aynı zamanda tüm sorunların demokratik temelde çözüleceği bir Meclisin oluşması anlamına gelmiştir. HDP’nin Meclise taşıdığı temsilcilerin yüzde 40’tan fazlasının kadın olması, Meclisin demokratik karakterinin kapsamlılaştırılmasında çok önemli bir gelişme olmuştur. Otoriter-hegemonik anlayışa sahip AKP’nin kaybetmesiyle birlikte böyle bir Meclisin ortaya çıkması, halklarımız üzerinde tarihsel olarak oluşmuş ağır bir travmatik yükün kalkarak tüm Türkiye’nin rahatlamasını sağlamıştır. Böylece Türkiye’nin tümünde birlik içinde kardeşçe ve huzurlu yaşamanın sevinci, parti farkı gözetmeksizin tüm toplumda hissedilmiştir.

    Ancak Türkiye demokrasi içinde birlikte yaşama umudunu yakalamışken ve Meclisin bileşimi buna imkan veriyorken, ortaya çıkan bu iyi tablodan rahatsız olan Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli, henüz partiler arasında hükümetin kuruluşuyla ilgili hiçbir görüşme yapılmamışken tekrar ve erken seçimden söz etmişler; HDP’nin Meclise girmesini kabul etmeyerek daha ilk günden HDP’ye karşı çirkin ve kirli bir kampanya başlatmışlardır. Halklarımızın seçim sonuçlarından ve 7 Haziran ruhundan memnun olmalarına karşılık AKP ve MHP’nin rahatsız olmaları bunların zihniyetini ortaya koyduğu gibi daha sonraki olumsuz durumları doğuran da yine bu zihniyet ve politikalar olmuştur“ dedi.

    AKP 24 TEMMUZ’DA KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ’NE SAVAŞ AÇTI

    KCK açıklamasında devamla şunlar dile getirildi:

    “7 Haziran seçim sonuçlarını yok sayan ve iktidarı bırakmamak için her yol ve yöntemi deneyen AKP daha işin başında yeni bir hükümet kurmamayı hedefleyen bir siyasi darbe yapmış, meşruiyeti kalmayan iktidarını sürdürmeyi sağlayacak bir meşruiyet arayışına girmiştir. Bunun için de tüm faşist ve otoriter iktidar heveslileri gibi savaş aracına başvurmuş, sözde terörizme karşı mücadele eden bir hükümet olmak için 24 Temmuz’da Kürt Özgürlük Hareketi’ne savaş açmıştır. Daha sonra Davutoğlu defalarca “Terörizme karşı mücadelede Türkiye’yi hükümetsiz bırakmadık” diyerek, iktidarlarını ayakta tutmak için bu savaşı başlattıklarını itiraf etmiştir.

    Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarda kalmalarını amaçlayan bu savaşı 30 Ekim 2014’te yapılan Milli Güvenlik Kurulunda alınan karara dayanarak başlatmışlar, Milli Güvenlik Kurulunda alınan savaş kararının amaçlarıyla kendi amaçlarını ortaklaştırdıkları bir savaşı halklarımızın başında patlatmışlardır.

    Önder APO MGK’nın 30 Ekim’de aldığı savaş kararını boşa çıkarmak ve demokratikleşmeyi gündemleştirmek için daha 2014 Kasım’ında bir Demokratik Müzakere Taslağı sunmuş, bu müzakere taslağı etrafında mutabakat sağlanması için büyük çaba harcamıştır. Sonuçta üzerinde mutabakata varılan Müzakere Taslağı 28 Şubat’ta kamuoyuna sunulmuştur. Dolmabahçe’de kamuoyuna açıklanan bu mutabakat Türkiye halklarında ve kamuoyunda kalıcı barış umudu doğurmuştur. Ancak Kürt sorununda bir çözüm politikası bulunmayan devletin stratejik karar alan bir kurumunun başkanı olarak Tayyip Erdoğan, 30 Ekim’de alınan savaş kararı gereği hem Dolmabahçe Mutabakatını reddetmiş hem de demokratik siyasal çözüm ve demokratikleşme için büyük çaba harcayan Önder Apo üzerinde ağır bir tecrit uygulama kararı almıştır. Böylece 30 Ekim’de alınan savaş kararı bu temelde başlatılmış, gerilim politikası devreye konulmuş, savaş kararının pratikleşmesi ise 7 Haziran seçimleri sonrasına bırakılmıştır.

    Bilindiği gibi seçim öncesinde çok büyük provokasyonlar ve tahrikler yapılmış, buna rağmen Özgürlük Hareketimiz sabırlı davranmış, seçimin olabildiğince çatışmasız, sakin ve demokratik bir ortamda gerçekleşmesi için hassasiyet göstermiştir. Demokratik ulus gerçeğinin ortaya çıkarılması ve devrimci demokratik güçlerin etkin hale getirilmesi için HDP’nin öngördüğü demokratik siyasetin başarılı olmasını önemli gördüğünden buna uygun bir tutum takınmıştır. Zaten Önder APO Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve bu temelde Ortadoğu’nun demokratikleşmesine öncülük yapılması için yıllarca en makul yaklaşımı göstermiş, bu çerçevede yoğun bir çaba içinde olmuştur. Ateşkes ve çatışmasızlık ortamı sağlayarak sorunların demokratik siyasal yollardan çözülmesini hedeflemiştir. Ancak başta Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP hükümeti bu yaklaşımımızı istismar etmiş, yarattığımız ortamı kendi iktidarını sürdürme zemini olarak kullanmıştır. Aldatma ve oyalamayı artık sürdüremeyeceğini görünce de Kürt Özgürlük Hareketi’ni şiddetle ezme politikasına yönelmiştir. Sorunların çözümü için en makul yaklaşım gösteren Önder APO’nun altı aydır ağır tecrit altında tutulması savaşın kimler tarafından başlatıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Zaten bu savaş kararını 6-8 Ekim Kobanê ile dayanışma eylemlerinden sonra aldıklarını söyleyen Ahmet Davutoğlu, tüm bu yaşananların nasıl ortaya çıktığını da itiraf etmiş olmaktadır.

    AKP BU SAVAŞI SONUNA KADAR SÜRDÜRECEKLERİNİ HER GÜN TEKRARLAMAKTADIR

    AKP yetkililerinin iki aydır “Köklerini kazıyacağız, bu işi sonuna kadar götüreceğiz, bellerini kıracağız” demeleri, AKP’nin tüm politikalarını ve planlarını gözler önüne sermiştir. Kamuoyundan gelen çatışmaların durdurulması çağrılarına “Tahkim edilmiş çift taraflı ateşkes olsun, Önderliğimizle özgür koşullarda müzakere yapılsın, bunun için İzleme Heyeti oluşturulsun ve gözlemciler devreye girsin” karşılığını vermemize rağmen, AKP Hükümeti bu çağrılara hiçbir olumlu yanıt vermemiştir. Nitekim AKP ezip sindirerek boyun eğdirmeyi tam sağlayıncaya kadar bu savaşı sürdüreceklerini her gün tekrarlamaktadır. Gerilla bu anlayışla yapılan saldırılara ağır darbeler vurdukça, bu kez Türkiye’nin demokratikleşmesini de hedefleyen Kürt halkının özyönetim iradesine saldırıp direnişini kırmaya ve ezmeye yönelmiştir.

    Türk devletinin şiddetle ezme politikaları ve halka yönelik saldırılarıyla birlikte gerilim ve çatışmaların artması üzerine Türkiye kamuoyu ve birçok ülke hükümetlerinden çatışmaların durdurulması çağrıları yapılmıştır. Özellikle Ortadoğu ve Suriye ile yakından ilgilenen devletler ve siyasi güçler Ortadoğu’daki çatışma ortamının daha olumsuz bir hal almaması için Türkiye içindeki çatışmaların durdurulması isteminde bulunmuşlardır. Hareketimiz bu çağrılara birkaç defa cevap vermiş, Önderliğimizin Başmüzakereciliğinde çözüm eksenli müzakerelere hazır olduğumuzu açıklamıştır. Seçim sürecinde bu çağrıların yoğunlaşması karşısında yönetimimiz toplanmış, mevcut durumu değerlendirerek yapılan çağrılara cevap olacak bir karar almıştır.

    ÖNDER APO VE HAREKETİMİZ KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNÜ HER ZAMAN ÖNEMSEMİŞTİR

    Önder APO ve Hareketimiz Kürt sorununun Türkiye’nin demokratikleşmesi temelinde çözümünü her zaman önemsemiştir. Bu açıdan Türkiye’nin tüm sorunlarının demokratikleşme temelinde çözümü açısından 7 Haziran seçim sonuçlarını önemli görmüştür. 7 Haziran seçim sonuçlarını Türkiye açısından hala bir dönüm noktası olarak görmeye devam etmektedir. AKP ve bazı güçler yok saysalar da, Türkiye’nin geleceğinde bu seçimin sonuçları önemli rol oynamaya devam edecektir. 7 Haziran seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo ve bunun dayandığı zihniyet daha da gelişerek yeni ve gerçek demokratik bir Türkiye’yi yaratacaktır.

    AKP daha başından itibaren 7 Haziran seçim sonuçlarının PKK’nin baskısıyla ortaya çıktığı gibi bir kara propagandaya sarılmış, bu durumu aynı zamanda Özgürlük Hareketimize ve halkımıza yönelik saldırılarının bir gerekçesi olarak göstermiştir. Seçim döneminde baskıları arttırmak ve bu baskıları meşrulaştırmak için bu argümanı kullanmaya devam etmekte, seçim ortamında savaşı şiddetlendirmeye de gerekçe yapmaktadır.

    GERİLLA GÜÇLERİMİZİ EYLEMSİZLİK KONUMUNA ÇEKME KARARI ALDIK

    Savaşın şiddetlendiği, AKP’nin seçim ortamında seçim güvenliğini tehdit ettiğimiz yalanına sarıldığı ve başlattığı savaşın nedenlerini halktan gizlemeye çalıştığı bir ortamda, Türkiye içinden ve dışından gelen çağrıları da dikkate alan Hareketimiz, halkımıza ve gerilla güçlerine saldırılmadığı müddetçe gerilla güçlerimizin eylemsizlik konumuna çekme kararına varmıştır. Gerilla güçlerimiz bu süreçte planlı eylemler yapmaktan uzak duracak, mevcut konumunu koruma dışında bir hareketlilik içinde olmayacak, eşit ve adil bir seçimin yapılmasını engelleyecek veya sakatlayacak hiçbir girişimde bulunmayacaktır.

    AKP Hükümeti politikaları, tutum ve söylemleriyle seçimde baskı ve hile yapacağını açıkça ortaya koymaktadır. Böylesi bir kuşku Türkiye kamuoyunda da hiçbir zaman olmadığı kadar artmış bulunmaktadır. Bu açıdan içeriden ve Türkiye dışından birçok gözlemci heyetin başta Kürdistan olmak üzere tüm Türkiye’nin çeşitli bölgelerine dağılarak çalışması seçim güvenliğini sağlamak açısından son derece önemlidir. AKP’nin bir kez daha şu baskı yapıldı ve seçim sonuçları şöyle etkilendi demesinin önüne geçmek için böyle bir duyarlılık ve çalışma içinde olmak gerekmektedir. Hareketimiz tüm bu yönlü heyetlere gereken yardım ve kolaylığı gösterecek, etkili olduğu her yerde bu doğrultudaki çalışmalara kolaylık sağlayacaktır.

    TÜM ULUSLARARASI GÜÇLER, DEVLETLER VE TÜRKİYE’DEKİ ÇEVRELER SÜRECİ YAKINDAN TAKİP EDİP ROLLERİNİ OYNAMALI

    Attığımız bu adımın seçimin sağlıklı yapılması ve Türkiye açısından istenilen sonuçları doğurması için çağrı yapan tüm uluslararası güçler, devletler ve Türkiye’deki çevreler bu süreci yakından takip ederek rollerini oynamalı, gereken duyarlılığı göstererek yerinde çağrılar yapıp müdahalelerde bulunmalıdır. Kuşkusuz demokrasi güçleri de bu süreçte halkımızın özyönetim iradesine yapılacak saldırılara karşı demokratik tutumlarını ortaya koymalıdır. Demokrasi güçleri ve halkımız karşı saldırıları da dikkate alarak gevşemeye ve direniş ruhunun tavsamasına asla izin vermemeli, bu konuda yüksek bir duyarlılık içinde olmalıdır.

    Türkiye’nin devrimci demokratik güçleri, Türkiye halklarına karşı sorumluluk duyan tüm güçler yaklaşımımızın tamamen Türkiye’nin demokratikleşmesi, barış ve istikrar yönünde olduğunu görmelidir. Başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’nin temel sorunları çözülmediği müddetçe Türkiye’de kalıcı barış ve istikrar sağlamak mümkün değildir. Bu açıdan otoriter, hegemonik ve baskıcı politikaları aştırıp Türkiye’yi demokratikleşme yoluna sokmak için tüm demokrasi güçlerinin, devrimcilerin ve Türkiye halklarına sorumluluk duyan tüm güçlerin büyük çaba göstermesi ve bu yönlü mücadele içinde olması gerekir. Halkımızın varlığının tanınmadığı ve özgürlüğünün sağlanmadığı bir ortamda hep bizden fedakarlık beklemek sorunlara kalıcı bir çözüm ortaya çıkarmamaktadır.

    Biz 7 Haziran seçim sonuçlarına sahiplenildiği ve bu kazanımlar daha da geliştirildiği takdirde Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ve tüm sorunların çözümü açısından önemli gelişmeler yaratılacağına inanıyoruz. Bu açıdan tüm demokrasi güçlerini demokratikleşme ve sorunların kalıcı çözümü için tutumlarını açıkça ortaya koymaya çağırıyor, bu yönlü mücadelelerinde başarılar diliyoruz.“

  • Katliama yayın yasağı getirildi

    Katliama yayın yasağı getirildi

    Ankara’daki katliama ilişkin yayın yasağı getirildi.

    Katliama yayın yasağı getirildi 1

    Ankara’da barış isteyenlerin düzenlediği mitinge dönük katliama ilişkin Başbakanlık’ın isteği üzerine RTÜK, yayın yasağı getirdi.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun internet sitesinden yapılan açıklamada, şöyle denildi: “Başbakanlık, Ankara’da meydana gelen patlama hakkında geçici olarak yayın yasağı getirmiştir. Ankara’da bugün sabah saatlerinde meydana gelen terör saldırısı nedeniyle Başbakanlık konuya ilişkin geçici olarak yayın yasağı getirilmesine karar vermiştir.”

  • TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    Diasporada Alevilik inancı için önemli bir başarı elde edilerek yasal tanımlama çerçevesinde Aleviliğin dini bir inanç olduğu, Cemevlerinin de ibadethane olduğu kabul edildi.

    Britanya Alevi Federasyonu’nun yaptığı başvuruyu değerlendiren Vakıflar Komisyonu (Charity Commission) Aleviliği inanç, Cemevini de ibadethane olarak tanımladı.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    BAF çatısı altında faaliyet yürüten Cemevlerinin tümünü de vakıf olarak kabul eden Charity Commission dini inanç tanımlaması çerçevesinde Aleviliği inanç olarak kabul etti.

    Türkiye’de Aleviliğin tanımlanmasına ve Cemevlerinin yasal statüsüne ilişkin tartışmalar devam ederken, Charity Comission’ın bu kararı Britanya’da yaşayan Alevilerin inançlarını sürdürmelerine kolaylıklar sağlayacaktır.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    Pazar günü (4 Ekim) Dalston’da bulunan Cemevinde gerçekleşen, ve Charity Commission’ın kararının resmi olarak açıklandığı basın açıklamasında BAF ve Cemevi temsilcileri yanı sıra bir çok siyasetçi ve toplum temsilcisi bulundu.

    Alevilikte ‘Hak’ olarak tanrının tanımlanması yanı sıra, Britanya’da hapishanelerde mahkum olan Aleviler, dini lider olarak Alevi Dedesi talebinde bulunabilecek.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    Basın toplantısında konuşan BAF başkanı İsrafil Erbil “Aleviliğin binlerce yıldır yaşadığını biliyoruz. Fakat yaşadığımız ülke Resmi kurumları tarafından tanınması Aleviliğin geleceğe taşınması açısından ve Alevi kimliğimizle hayatın her alanında muhatap bulabilmemiz önemlidir” diye konuştu.

    Toplantıya Avrupa Parlamentosu Milletvekili Claude Moraes, Tottenham Milletvekili David Lammy ve çok sayıda belediye meclis üyeleri katıldı. Kilise yetkililerinin de olduğu basın açıklamasında saz eşliğinde deyişler söylendi.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    “KİMLİĞİMİZLE HAYATIN HER ALANINDA MUHATTAP BULABİLMEMİZ ÖNEMLİDİR”

    Konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen BAF başkanı İsrafil Erbil “Aleviliğin binlerce yıldır yaşadığını biliyoruz. Fakat yaşadığımız ülke Resmi kurumları tarafından tanınması Aleviliğin geleceğe taşınması açısından ve Alevi kimliğimizle hayatın her alanında muhatap bulabilmemiz önemlidir” diye konuştu.

    MİLLETVEKİLİ DAVID LAMMY: TÜRKİYE’DE TANIMALI

    Toplantıya katılan İşçi Partisi Tottenham Milletvekili David Lammy de, ABD’de siyahların haklarını savunan ve dünya tarihine ‘bir hayalim var’ cümlesi ile başlayan konuşmasıyla geçen Martin Luther King’i hatırlatarak , “Aleviler bugün burada bu zor ve meşakkatli yolun bir engelini aştılar. Ümit ederim en kısa zamanda Türkiye’de bunu Kabul eder” dedi.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

  • İskoçya Unison Sendika Heyeti Durum Analizi İçin Diyarbakır’a Gittiler

    İskoçya Unison Sendika Heyeti Durum Analizi İçin Diyarbakır’a Gittiler

    İskoçya Unison Sendika Heyeti Durum Analizi İçin Diyarbakır’a Gittiler 2

    İskoçya Unison sendikası, beş kişiden oluşan delegasyon ile sokağa çıkma yasağından kaynaklı Kürt halkı ve bölgedeki sendikaların yaşadıklarını tespit etmek için geziyi gerçekleştirdiler. Stephen Smellie, Viv Thomson, Sarah Collins, Paul Smellie yanı sıra Glasgow’da yaşayan, Kürt, Roza Salih delegasyon olarak Diyarbakır’da sivil toplum kuruluşları, toplum öncüleri ve sendikalarla görüşmeler gerçekleştirdiler.

    Unison İskoçya yetkilisi, Stephen Smellie, izlenimlerine ilişkin şöyle konuştu: ‘‘Türk devletinin PKK ile ateşkesi bitirme kararının ardından Kürt bölgesi tümden şiddetle sarsılmış durumda. Sendikalar saldırıya uğradılar- yerel sağlık çalışanları sendikasının kapısı kırılıp, çalışanları polis tarafından terörize edildiler. Kürtleri destekleyen, HDP’ye oy verilen kentlerde sokağa çıkma yasağı uygulandılar ve tüm bölge halkı tehdit edildi. Şimdi de aldığımız duyumlara göre, Kasım’da yapılacak seçimlerde, Suruç ve Cizre gibi kentlerde, sandık kurulmasının güvenli olmayacağı.’’

    İskoçya Unison Sendika Heyeti Durum Analizi İçin Diyarbakır’a Gittiler 1

    Delegasyon, yerel belediyenin yönettiği, üç bine yakın, çoğunlukla Ezidilerin bulunduğu mülteci kampını da ziyaret etti. Unison’ın Ulusal Kadın Komitesi başkanı Thomson, kamptaki kadınların zamanlarını yeni beceriler öğrenmek için geçirdiklerini görmenin kendisini cesaretlendirdiğini ifade etti. Thomson şöyle devam etti: ‘‘İngilizce, müzik ve el işleri kursları kurulmuş. Harika çanta, kıyafet ve takı yapıp, bölgedeki pazarlarda satıyorlar ve böylece başka kurslar için para topluyorlar.’’

    Thomson, bir çok temel ihtiyaçların da olduğunu anlattı: ‘‘Fakat, kalem ve kağıt, hijyenik ihtiyaçlar ve bebek maması şişeleri gibi ihtiyaçları var. Daha fazla dikiş makineleri ve bilgisayarları olsaydı ek dersler verebileceklerini anlattılar. Müzik terapisi kadınların yaşadıkları korkunç deneyimlerden kurtulmak için kullanılıyor ve daha fazla müzikal aletin olmasından memnun olurlar. Kadın ve çocukların iyileşmelerini sağlamak için temelli bulunacak bir psikiyatriste ücret ödeyebilmek istiyorlar. Yaşadıkları dehşeti düşünürsek, hayatlarını tekrar kendi kontrolları altına alıp daha iyi bir gelecek planlamak için büyük direnç ve güç gösteriyorlar.’’

    Delegasyon, 7 Haziran seçimleri öncesi, HDP’nin Diyarbakır’daki mitinginde patlayan bomba sonucunda iki bacağını kaybeden sinemacı Lisa Çalan’ı da ziyaret ettiler.

    Ziyareti hakkında konuşan Salih, kampta konuştukları ailelerin bir çoğunun Avrupa’ya gelmek istediklerini fakat paraları olmadıklarını anlattıklarını belirtti.

    Delegasyon ziyaretleriyle ilgili yayımladıkları basın açıklamasında, sendikaların 10 Ocak’ta, Ankara’da yapacakları eyleme dikkat çekildi. Unison üyesi Sarah Collins şöyle konuştu: ‘‘Sendikaların çağrılarını dikkate almamız çok önemli. Avrupa’da büyüyen göçmenlik krizi arasında- bir çoğu Türkiye’nin Kürt bölgelerinden, Irak ve Suriye’den- Türkiye’deki hükümetin bölgede daha fazla şiddet kışkırtması iğrenç bir durum. HDP’nin seçilmiş yetkililerini hapse atmak ve HDP’nin destek aldığı bölgelerde askeri sokağa çıkma yasağı uygulamak tamamen anti-demokrat ve korku saçmak için kullanılıyor.’’

    Collins son olarak İskoç hükümetine çağrıda bulunarak şöyle konuştu: ‘‘İskoç hükümeti Türkiye’ye, seçimlerin adil yürütülmesi için çağrı yapmalı ve Kasım’da olacak seçimlere uluslararası seçim gözlemcilerin, seçimlerin nasıl yürütüldüğünü kaydetmek için, orada bulunacaklarının uyarısını yapmalılar. Herkese milletvekillerinin harekete geçmeleri için temas geçmelerine çağrı yapıyoruz.’’

  • Bozca-Der HDP Britanya Koordinasyonu Heyetini Kahvaltıda Ağırladı

    Bozca-Der HDP Britanya Koordinasyonu Heyetini Kahvaltıda Ağırladı

    Bozca-Der HDP Britanya Koordinasyonu Heyetini Kahvaltıda Ağırladı 1

    Yoğun bir şekilde seçim çalışmalarını yürüten HDP Britanya Koordinasyonu heyeti, Bozca-Der tarafından geçtiğimiz Cuma günü kahvaltıda ağırlandı.

    Bozca-Der’i ziyaret eden heyet üyeleri Hatice Güden, Doğan Genç ve Olcay Has 1 Kasım’da yapılacak seçimlere yönelik mesajlar verdi.

    Kahvaltıdan sonra ilk konuşmayı, HDP Britanya Kadın Koordinasyonu adına Hatice Güden yaptı.

    Güden, seçim çalışmalarının sadece bir partiye oy kazandırmak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini beliterek sözlerine şöyle devam etti: “Seçim süreçlerinin, demokratik talebi olanların, taleplerini dile getirdiği ve çözüm aradığı ve bunların gerçekleşmesi için hangi parti ve kişilerle yürümesi gerektiğine karar verdiği bir süreçtir. Dolayısıyla talep ve önerilerimize dile getirerek, HDP veya diğer partilerin sorunlarımıza demokratik anlamda çözüm bulmasının önünü açmış olacağız.”

    Kadın özgürlük mücadelesine de değinen Güden, “Bu mücadele tarihin bize armağan edeceği bir mücadele değil, bizim kazanabileceğimiz bir özgürlük hareketidir. Bu nedenle HDP’yi kadın özgürleşmesinin bir partisi haline getirmek bakımından kadınların büyük emeği geçmiştir. Bu seçimlerde kadınlarımızın özgürlük taleplerinin toplumsallaştırılması yani sadece kadınlara ait olmaktan çıkartıp toplumların tüm kesimleri tarafından sahiplenilebilecek bir politika haline getirmek istiyoruz. Aynı zamanda erkeklerinde kadınların özgürlük mücadelesini sahipleneceği bir hattan yürümek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki, toplumun bir yarısı özgür olmadıkça diğer yarısı da asla özgür olamaz. Tarih bize hep bunu gösterdi; bir kesim köle ise diğerinin özgürlüğü garanti altında olamaz” diye konuştu.

    Bozca-Der HDP Britanya Koordinasyonu Heyetini Kahvaltıda Ağırladı 1

    HDP Britanya Kadın Koordinasyonu’nun geçtiğimiz dönem seçim çalışmalarına 20 gönüllü kadın ile başladıklarını belirten Güden, “Bu dönem ki seçim çalışmaları elliye yakın gönüllü kadın ile yürütülüyor” dedi.

    HDP Britanya Kadın Koordinasyonu Bileşenlerinin HDP’yi kadın özgürlükçü bir parti olarak tanımladıklarını ve bu nedenle HDP için seçim çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Güden, “HDP’nin milletvekili aday kriterlerinden biri kadına yönelik şiddet uygulayan ve birden fazla evlilik yapan erkekler HDP’den aday olamaz. Hiçbir partide böyle bir kriter bulamazsınız. Aynı zamanda yerel yönetimler dahil eş başkan sistemini uygulayan tek partidir” dedi.

    Doğan Genç yaptığı konuşmasında 18 Ekim’de Londra’ya gelecek olan HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ziyareti konusunda bilgilendirme yaptı. Aynı zamanda İngiltere’de nerede ve ne zaman oy kullanılacağına dair bilgilerin detaylarını iletti.

  • Savara Firingiyan – Domatesli Bulgur pilavı.

    Savara Firingiyan – Domatesli Bulgur pilavı.

    Bu hafta çok mütevazi ama pek çoğumuz için gönüllerde ki yeri tartışılmaz olan lezzetlerden domatesli bulgur pilavı tarifi ile beraberiz.

    Savara Firingiyan - Domatesli Bulgur pilavı. 1

    Buğdayın Kürdistan topraklarındaki keşfi ile başlayan önemli yolculuk, bulgur ve un gibi buğday ürünlerinin üretimini yaşamın önemi bir parçası haline getirmiştir. Bulgur yapımı Kürdistan’da özellikle geçmiş zamanlarda tam anlamıyla bir yaşam tarzı idi. Buğdayın ekiminden hasatına, saplarından ayrıştırılmasından kaynatılmasına, kurtulmasına, öğütülmesinden saklanmasına her aşaması fevkalade emek isteyen, ince detay içeren,  hayatın akışının hemen en önemli parçası olan bir gelenekti. Bunu düşündüğümüzde bulgurun Kürtlerin hayatındaki anlamını ve müthiş önemini daha iyi anlayabiliriz.

    Bulgur yapımının temelde insan gücü ile yapıldığı dönemlerini bilenler yada görenlerin bu bahsettiğim aşamaları unutmalarının mümkün olduğunu düşünmüyorum. Benim hafızamda kalanlar ise saplarından ayrılması, kaynatılması ve öğütülmesi aşamaları idi. At yada eşek gibi bir hayvana bağlanan kam yada gam (döğen) denilen, altına keskin çakıllar yerleştirilmiş yassı, kapı büyüklüğündeki tahta, düz bir zemine yerleştirilmiş buğday saplarının üzerinde daire şeklinde gezdirilerek taneleri saplarından ayrıştırılırdı.

    Çocukken kendi etrafında hızla dönen kam’ın üzerinde oturmak sabırsızlıkla beklediğim en heyecanlı oyunlardan biriydi. Her seferinde sadece bir çocuk oturabildiği için kuzenler ve kardeşimle beklemesi çok zor bir sıraya girmek zorundaydık. O kadar hızlı dönerdi ki kam’a sıkı tutunmadıysanız küçük bedeniniz üzerinden fırlayabilirdi. Bu da “oyuna” daha da heyecan katan bir durumdu. Kam’ın üzerindeyken içime çektiğim saman kokusu ise asla unutamayacağım, benzerini bulamayacağım bir kokuydu diyebilirim. Güneş’te kurumuş taptaze altın rengi saplar parçalanıp havada uçuşurken havaya muhteşem bir koku saçıyorlardı. Günün sonunda her tarafımı saman kaplamış toz içinde saçlarım ve elbiselerimle, başı dönmüş şekilde eve dönmek acayip güzel bir duyguydu.

    Çocukken yapılan bu işlemler çoğu kez sadece heyecan veren oyunlar gibi geldiğinden onlara doğal olarak gereken takdiri verdiğim söylenemez. Ama zamanla bulgurun sadece bir tahıldan ibaret olmadığını anlamaya başlamamın, bulgurla yaptığım yemeklere bakışımı çok değiştirdiğini, özellikle de son yıllarda inanılmaz bir saygı duymaya başladığımı söyleyebilirim.

    Kürt insanının bulgur gibi “mütevazi” bir malzemeyi inanılmaz lezzetli yemeklere dönüştürebilmeleri, popülerliğini korumasına ve yerini başka bir yiyeceğe kaptırmamasına yardımcı olmuştur. Bulgurun pişirilen diğer malzemelerin tadını ve özünü içine çekebilme ve bambaşka bir lezzete çevirebilme özelliğinden dolayı ne ile pişirilirse pişirilsin ortaya çıkan sonuç hem çok farklı oluyor ve her defasında inanılmaz bir lezzet tadıyorsunuz. Pişirmesi kolay, lezzeti harika ve yerken insana inanılmaz bir rahatlık ve huzur veren bir yemek bulgur. İngilizlerin deyimiyle tam anlamıyla comfort food dedikleri şey yani. Bütün bunlardan dolayı bulgur bana göre mutfakların baş tacı olmasını tümüyle hak etmiştir.

    Bulgurdan yapılan yemekleri saymaya yeltenmeyeceğim bile. Fakat ileriki zamanlarda köşemiz de pek çoğunu görebileceğinizi söylemek isterim. Buradaki tarifte taze kekik ve domates bulgurla özdeşleşip eşsiz bir lezzet sunuyor. Taze domateslerin sezonu tam geçmeden bu basit ama lezzetli pilavı deneyin derim.

    Haftaya yeni bir lezzette buluşmak dileği ile yorumlarınızı bekliyorum.

    Savara Firingiyan – Domatesli Bulgur pilavı.
 

    Iki kişilik

    500 gr. taze büyük domates (kabukları soyulmuş & ince doğranmış veya püre haline getirilmiş.

    85 gr. Tereyağı

    1 büyük ince doğranmış kuru soğan

    1 tane ince doğranmış tatlı kırmızı biber.

    6 dal taze kekik (yada 1 tatlı kaşığı kuru kekik)

    1-2 kırmızı acı biber

    4 dal ince doğranmış taze soğan

    Tuz & karabiber
 
2

    50 gr. (Bir bardak) bulgur

    250 gr.(bir bardak) kaynamış su

    En son; 
 40 gr. Tereyağı -buzdolabından çıkmış, küp şeklinde doğranmış.

    Bir avuç ince doğranmış taze maydanoz

    Servise alırken;

    ince doğranmış taze soğan, maydanoz ve kiraz domates

    1. Domatesleri soymak için bıçakla bir kaç tane çizik atıp kaynamış suyun içinde 1 kaç dakika kadar bekletin. Ince doğrayın, rendeleyin yada blenderda püre haline getirin bir kenara alın.
    1. Genişçe sağlam tabanlı bir tencerede tereyağını eritin. Soğanları ekleyip düşük ateşte 5 dakika kadar yumuşayıncaya kadar kızartın, ardından kırmızı biberi, kekik i, acı biberi, taze soğanı ekleyin ve bir kaç dakika kadar daha kızartmaya devam edin. Tuz ve karabiberi ekleyin.
    1. Hazırlamış olduğunuz domatesleri ekleyip kaynama notasına getirin ve kısık ateşte kapağı açık şekilde 20 dakika kadar, domateslerin miktarı hemen hemen yarıya inene kadar pişirmeye devam edin. Bu aşama domateslerin lezzetinin yoğunluğu ve dolayısıyla yemeğin lezzeti açısından önemli o yüzden aceleye getirmeyin.
    1. Bulguru ekleyip domatesler bulgurun her yanını iyice kaplayana kadar karıştırın ve ardında kaynamış suyu ekleyin. Kapağı kapatıp çok kısık ateşte bulgur bütün suyu çekene ve iyice yumuşayana kadar 5 – 7 dakika kadar pişirin.
    1. Tencereyi ateşten alın 40 gr. tereyağını ve maydanozu ekleyip tahta bir kaşıkla hızlı bir şekilde tereyağı tamamen eriyene kadar karıştırın. Tuz ve karabiberini kontrol edip kapağı kapalı şeklide 5 dakika kadar dinlendirin.

    Servise alırken üzerine kiraz domatesleri, taze soğanları ve maydanozu serpiştirin ve servise alın.

    Afiyet olsun…

  • Birleşik Krallık’ta Ne Zaman Nerde Oy Kullanacaksınız?

    Birleşik Krallık’ta Ne Zaman Nerde Oy Kullanacaksınız?

    Yirmi Altıncı Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için Londra’da oy kullanma işlemi 22-23-24-25 Ekim 2015 tarihlerinde (Perşembe-Cuma-Cumartesi-Pazar)10:00-19:00 saatleri arasında gerçekleşecek. Londra’da oy kullanacak seçmenler daha önceki seçimlerde de kullanılan Olympia Sergi ve Konferans Merkezi’nde (Kensington, Londra, W14 8UX) oylarını kullanabilecek.

    secim-oykullanma1

    Vatandaşların oy kullanabilmek için Londra Başkonsolosluğuna kayıtlı olup olmadıklarını www.ysk.gov.tr adresinden kontrol ederek teyit etmeleri ve seçimlere üzerinde T.C. kimlik numarası bulunan, fotoğraflı ve geçerli nüfus cüzdanı veya pasaportla gitmeleri gerekmektedir. 
*Seçim günü nüfus cüzdanında veya pasaportunda T.C. kimlik numarası kayıtlı olan vatandaşlar oy kullanabilecektir.

    Bu nedenle, nüfus cüzdanında veya pasaportunda T.C. kimlik numarası kayıtlı olmayan vatandaşların en kısa sürede kimlik belgelerini T.C. Londra Başkonsolosluğunda yenilemeleri gerekmektedir.

    Nüfus cüzdanınızı Başkonsolosluğa posta ile müracaat ederek yenilemeniz mümkün olup pasaport yenilemek için Başkonsolosluğa şahsen müracaat etmeniz gerekmektedir.

    Nüfus cüzdanı yenileme işlemleri için gerekli belgeler: http://www.turkishconsulate.org.uk/tr/nufus.asp

    Pasaport yenileme işlemleri için gerekli belgeler: http://www.turkishconsulate.org.uk/tr/pasaport.asp

    Londra Başkonsolosluğunda kayıtlı olmayan veya geçerli kimlik belgesi ibraz etmeyen vatandaşların söz konusu tarihlerde Londra’da oy kullanmaları mümkün olmayacak, ancak yurtdışı seçmen kütüğünde kayıtlı olanların 8 Ekim-1 Kasım 2015 tarihleri arasında gümrük kapılarında oy verme imkanları bulunacaktır.

    Yurtdışı seçmen kütüğüne göre Edinburg Başkonsolosluğunda kayıtlı olan seçmenler ise yine Londra ile aynı tarihlerde Edinburg Başkonsolosluğunda (Forsyth House, 93 George Street, Edinburgh, EH2 3 ES) oylarını kullanabileceklerdir