Author: ali

  • ‘Edoğan’ı Tel Abyad Endişesi Sardı’

    ‘Edoğan’ı Tel Abyad Endişesi Sardı’

    Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’yu yakından takip eden Yazar Fehim Taştekin Erdoğan’ın Tel Abyad ile ilgili değerlendirmelerini köşesine taşıdı. ‘Tel Abyad düştü düşecek’ başlığıyla kaleme aldığı yazıda Erdoğan’ın son açıklamalarını İşid’e desteğin itirafı olarak yorumlayan Taştekin’in yazısı şöyle:

    ‘Edoğan’ı Tel Abyad Endişesi Sardı’ 1

    YPG Kobani ve Serekaniye arasındaki bölgede IŞİD’i süpürdükçe Erdoğan’ı Tel Ebyad endişesi sardı.

    Rojava’nın savunma gücü YPG’nin IŞİD’e karşı direndiği günlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Kobani düştü düşecek” sözünde bir müjde saklıydı. Şimdi Kürtler “Tel Ebyad düştü düşecek” diye nazire yapıyor.
IŞİD’in en fazla zorlandığı cephe Rojava oldu. YPG, Kobani’den çıkardığı IŞİD’i bugünlerde Tel Ebyad’da sıkıştırıp Kobani ile Cezire kantonları arasında bir hat açmaya çalışıyor. IŞİD, Tel Ebyad’da olduğu sürece hem Cezire hem Kobani’yi rahat bırakmayacak. Batıda Kobani’den, doğuda Serekaniye’den hareket eden YPG güçleri Tel Ebyad’ı iki koldan kıskaca almış durumda. Tel Ebyad, IŞİD’in merkez üssü haline getirdiği güneydeki Rakka’yı Türkiye sınırına bağlıyor.

    YPG sözcüsü Redur Halil ve yerel bir Arap kaynaktan edindiğim bilgilere göre IŞİD’i Kobani’nin güneyinde Sırrin ve Ayn İsa’ya kadar püskürten YPG, Tel Ebyad’a batıdan 10 km, doğudan 19 km yaklaştı. Bu savaşı Burkan el Fırat adlı koalisyondaki Arap ortaklarıyla birlikte yürüten YPG dün itibariyle Tel Ebyad’ın doğusundaki Süluk beldesinin doğusuna girdi. Ancak YPG ilerlerken temkinli davranıyor; nüfusun çoğunluğunu teşkil eden Arapların vereceği tepkiden ve sivil kayıplara yol açmaktan kaçınıyor. Bunun için Araplara koruma güvencesi vermeye çalışıyor. 
IŞİD, Halep’in kuzeyinde Türkmenlerin de yaşadığı bölgeye saldırdığında Rojava’nın üçüncü kantonu Afrin de teyakkuza geçmişti. Ancak IŞİD ileride Afrin etrafındaki diğer muhalif güçleri yenilgiye uğratsa bile bölgeye girmesi kolay olmaz. Düzlük olması nedeniyle saldırıya açık olan Kobani’den farklı olarak Afrin’in dağlık bölgeleri dışardan gelecek saldırılara karşı set görevi görüyor.

    Peki, bu savaş düzeninde Türkiye nerede duruyor? Rejime karşı Fetih Ordusu’nu silahlandıran hükümet YPG’nin ilerleyişinden dolayı mutsuz. Hem Azez civarındaki köylerde hem Serekaniye bölgesindeki Hamam beldesinde Türkmenleri tehdit eden taraf IŞİD olduğu halde Erdoğan ibretlik bir tepki verdi. “Kobani düştü düşecek” sözüyle Kürtleri kaybeden Erdoğan dün şu ifadeleri kullandı: 
”Tel Ebyad’da Arapları ve Türkmenleri uçaklarla vuran Batı ne yazık ki onların yerine terör örgütü PYD ve PKK’yı yerleştiriyor.”

    Bundan daha çarpıcı IŞİD’e destek itirafı olabilir mi? IŞİD lehine bu kadar net pozisyon aldıktan sonra “IŞİD, Türkiye’den Suriye’ye geçen binlerce savaşçıyla güç sağlıyor. Geçişleri engellemek için Türk yetkililer ihtiyaçları olan kapasiteyi tam olarak artırmış değiller” diyen ABD Başkanı Barack Obama’ya kızmanın alemi ne? 
YPG saflarında IŞİD’e karşı savaşırken ölen Türkiyeli Kürt gençlerin sayısı 500’ü aşmışken bir cumhurbaşkanı cenazelerle kavrulan kentlerin acılarıyla bu şekilde oynayabilir mi? Daha önceki gün Cezire’de yaşamını yitiren 10 gencin cenazesi Türkiye’ye getirildi. Yüzlerce insan Suriye ve Irak cephesinde sadece Kürtleri değil Arapları da Türkmenleri de Süryanileri de Ezidileri de korurken can verdi.

    Elbette çatışmalar, IŞİD’in baskıları ve hava bombardımanları yüzünden insanlar evlerini terk ediyor. Ancak burada ciddi bir abartma ve manipülasyonla karşı karşıyayız. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa’ya sordum şunu söyledi:

    “Türkmenler sürülüyor denilince herkes endişeyle bize soruyor. Akçakale’ye temsilcilerimizi gönderdim, orada mülteci bulamadılar. Durum abartılıyor. Hamam’dan bir iki kişi gelmiş, onlar da dönmüş. Hamam’da Kürtler yok, IŞİD tehdidi var. Azez bölgesinden de muhalif güçlerle IŞİD arasındaki çatışmalar yüzünden 200-300 kişi geldi. Bunların Kürtlerle alakası yok.”

    Eğer bir etnik temizlikten bahsedilecekse Türkiye üzerinden Tel Ebyad’a sürülen Nusra ve Ahrar el Şam’ın Kürtlere yaptıkları belki bize bir şeyler anlatabilir. Kürtlerin Temmuz 2012’de kendi bölgelerinde kontrolü ele alınca Türkiye destekli cihatçı gruplar 19 Eylül 2012’de Tel Ebyad’a girmişti. Kürt Cephesi ile çatışmalar yaşandı, sonra sükûnet sağlandı. Bir yıl sonra, 19 Temmuz-5 Ağustos arasında camilerin hoparlörlerden Kürtlere Tel Ebyad’ı terk etmeleri yoksa öldürülecekleri anonsları yapıldı. Ardından evler tek tek basıldı, erkekler öldürüldü, kadın ve çocuklar rehine alındı. O zaman YPG 70 kişinin öldürüldüğünü, 400 kişinin kaçırıldığını açıkladı. (El Alem ise 120’si çocuk 330 kadının katledildiğini öne sürdü ama bu rakamlar başka kaynaklarca teyit edilmedi.) Bu tam anlamıyla etnik temizlikti. Kürtlerin sürülmesiyle Kobani ile Cezire kantonu da birbirinden koparılmış oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov meseleyi BM’ye taşıyıp kınama talep etti ama ‘devrime leke sürülmesin’ diye kimse üzerinde durmadı. Nusra-IŞİD ayrışmasına paralel olarak IŞİD, Ocak 2014’te eski ortaklarını kanlı bir şekilde bastırarak Tel Ebyad’da kontrolü ele aldı. Benzer katliamların listesi uzun. Mesela Nusra ve ortakları İdlib zaferi sonrası 25 Nisan’da İştebrak’ta onlarca Alevi’yi katletti. 10 Haziran’da da Nusra, İdlib’e bağlı Kalp Loze köyünde en az 20 Dürzi’yi öldürdü. 
Görüldüğü gibi Suriye’deki suç dosyası tahayyülünüzün ötesinde kabarık. Ve bu dosyalar düşeni arkasından kovalayacak kadar ağır!

    Radikal.com.tr

  • İskoçya Strathclyde Üniversitesi Öğrenci Derneğinden Öcalan’a Onur ödülü

    İskoçya Strathclyde Üniversitesi Öğrenci Derneğinden Öcalan’a Onur ödülü

    İskoçya’daki Strathclyde Üniversitesi Öğrencileri Derneği (USSA) Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a Onursal / Fahri üyelik ödülü verdi.

    İskoçya Strathclyde Üniversitesi Öğrenci Derneğinden Öcalan’a Onur ödülü 1
    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, İskoçya’daki Strathclyde Üniversitesi tarafından Onursal / Fahri üyelik ödülü verildi. Ödülü 20 Haziran’da düzenlenecek bir tören ile İmralı Heyeti üyesi Ceylan Bağrıyanık alacak.

    Üniversiteden yapılan yazılı açıklamada, Öcalan’ın 1999’da Kenya’nın başkenti Nairobi’de CIA ve Türkiye güçleri tarafından tutuklandığı belirtildi.

    Ödülü, Öcalan yerine, İmralı Heyeti üyesi Ceylan Bağrıyanık’ın alacağı da vurgulanan açıklamada, konuğun çeşitlilikten sorumlu, genel müdür ve avukat olan Roza Salih tarafından karşılanacağı vurgulandı.

    Çeşitlilikten sorumlu genel müdür Salih ise yaptığı açıklamada, “USSA’nın Abdullah Öcalan’ın mücadelesini tanıyıp ona ömür boyu onursal üyelik verdiği için çok memnunum. Öcalan bu ödülü hak etti. O Kürtler için demokrasi istiyor ve Kürt etnisitesinin, insan haklarına dayalı eşit bir toplumda yaşayan insanlarla birlikte tanınmasını istiyor” dedi.

    20 Haziran’da Glasgow’da yapılacak törene KNK üyeleri de katılacak.

    Üniversite tarafında yapılan açıklamada PKK’nin Kürt halkının bağımsızlığı için 30 yıldır silahlı bir mücadele verdiği de hatırlatıldı.

    PKK’nin şu anda demokratik konfederalizmi benimsediği de kaydedilen açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Amed Newrozu’nda ateşkes çağrısı yaptığı da kaydedildi. Öcalan’ın bu çağrıyı bu yılki Newroz kutlamalarında yinelediği de vurgulanan açıklamada, Öcalan’ın 40 kitabın yazarı olduğu da belirtildi. ANF

  • Zilan Kadın Festivali 13-14 Haziran’da Gerçekleşecek

    Zilan Kadın Festivali 13-14 Haziran’da Gerçekleşecek

    Başkent Londra’da Roj Kadın Meclisi tarafından her yıl geleneksel olarak yapılan Zilan Kadın Festivali’in bu yıl On İkincisi düzenleniyor. 13-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin bu yılki sloganı, “Şengal’den Kobane’ye, Zilan’dan Arin’e Yaşasın Kadın Özgürlük Mücadelemiz”.

    Zilan Kadın Festivali 13-14 Haziran’da Gerçekleşecek 1

    Roj Kadın Meclisi tarafından 13 Haziran ile 14 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek Kürt Kadın Festivalinin hazırlıkları ise son aşamaya geldi. Festivale Kürdistan coğrafyasının 4 parçasından kadınların katılımı beklenirken, festival açılışı Rio sinemasında film gösterimi ve Nazan Üstündağ’ın katıldığı bir panel ile gerçekleştirilecek.

    Festivalin ikinci gününde de bir çok sanatçının yer aldığı bir konser gerçekleştirilecek. Roj kadın meclisi tarafından yapılan açıklamada festivale katılım çağrısı yapılırken Ortadoğu’da Kürt kadının öncülük ettiği devrime vurgu yapıldı.

    Festival Programı:

    13 Haziran 2015-Cumartesi-Saat:14:00

    Film gösterimi

    Panel: Ortadoğu’da Kürt Kadını

    Konuşmacı: Nazan Üstündağ

    Yer: Rio Sineması-Dalston

    14 Haziran 2015-Pazar-Saat: 16:00

    Konser

    Sanatçılar: Mizgin Tahir, Özlem Bağlayan, Koma Zelal, Hakan Xan

    Yer: Kürt Toplum Merkezi

    Zilan Kadın Festivali 13-14 Haziran’da Gerçekleşecek 2

  • DAY-MER Festivali başladı

    DAY-MER Festivali başladı

    İngiltere’de 1989 yılında kurulan ve kuruluşundan buyana önemli etkinliklere imza atan Türk v Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER) 26. Kültür ve Sanat Festivali önceki gün yapılan resepsiyonla başladı. Çok sayıda yazar, gazeteci, akademisyen, sendikacı, kitle örgütü yöneticisi ve DAY-MER üyelerinin katıldığı açılış resepsiyonu Londra Toplum Merkezi’nde gerçekleşti.

    DAY-MER Festivali başladı 1

    Her yıl olduğu gibi bu yıl da sendikacıların yoğun katılımı ile gerçekleşen festival resepsiyonunda konuşan DAY-MER Başkanı Aslı Gül, konuşmasına Avrupa’da HDP’ye en çok oy çıkan ülkelerden biri olan İngiltere’deki aktif çalışmalarınadan dolayı HDP Koordinasyonu’na teşekkür ederek başladı. İngiltere’deki kemer sıkma politikalarının hız kazanarak devam ettiğini belirten Gül, yabancıların hedef gösterilmeye devam ettiğini ve işçi ve emekçilerin haklarının yok edilmeye çalışıldığına dikkat çekerek, DAY-MER Festivali’nin, bütün bu saldırılara karşı bir mevzi olduğunu söyledi. Gül, DAY-MER Festivali’nin kitleselleşerek büyümeye devam ettiğine vurgu yaparak, üyelerinin olağanüstü çabalarının festivalin asıl motor gücü olduğunu söyledi.

    DAY-MER Festivali başladı 1
    Festival Sponsorlarına Teşekkür Plaketi Verildi

    Çevirmen Çağdaş Canbolat’ın sunumunu yaptığı resepsiyonda konuşan DAY-MER Sekreteri ve Ulusal Öğretmenler Sendikası (NUT) Hacney Şube yöneticisi Oktay Şahbaz da konuşmasında, yabancıların sürekli hedef gösterildiği bir dönemde, yerli ve yabancıların birlikteliğinin, ortak mücadelesinin bir platformu olan festivalin tüm kesimlere mal olmasının önemine değindi.

    DAY-MER Festivali başladı 1
    Londra Sivil Toplum Örgütleri Temsilicileri de Respesiyonda Hazır Bulundu

    “Onlar bizi dağıtmadan biz onları dağıtalım”

     

    Savaş Karşıtı Koalisyon içinde etkin rol oynayan ve Afganistan saldırısından önce, Londra’da yapılan ve 2 milyon kişinin katıldığı yürüyüşün organizasyonununda önemli rol oynayan yazar John Rees de yaptığı konuşmada, DAY-MER festivallerine daha önce de katıldığını ve böyle etkili bir etkinliğin parçası olmaktan gurur duyduğunu belirterek, DAY-MER üyelerini selamladı. Rees, İşçi ve emekçilerin İngiltere’de en saldırgan hükümetle karşı karşıya olduğunu belirterek “Onlar bizi dağıtmadan biz onları dağıtalım” dedi.

    Türkiye’de Metal işçileri ile dayanışma içinde olduklarını ve bu dayanışmanın DAY-MER üzerinden yapıldığını belirten Ulusan İşyeri Temsilciler Ağı Başkanı Rob Williams ise, “Biz diz çöktüğümüz zaman Cameron hükümeti güçlüdür. Ama dimdik ayakta olduğumuzda Cameron hükümetinin ne kadar zayıf olduğunu görürüz” diyerek, DAY-MER’le omuz omuza olmaya devam edeceklerini belirtti.

    HDP’nin baraj zaferini kutladılar

    Resepsiyona katılan bütün konuşmacılar, Türkiye’de HDP’nin zaferini kutlayarak, İlgiltere’de de buna benzer birlikteliklerin oluşmasının mümkün olacağını belirtildi. 7 Mayıs 2015 İngiltere genel geçimlerinden, Kuzey Lonrda’daki Tottenham semtinde, Sendikalar ve Sosyalistler Koalisyonu (TUSC) milletvekili adayı olan Jenny Sutton da konuşmasında, HDP’nin önemli bir zafer elde ettiğini ve uzun bir yol olmasına rağmen İngiltere’de de HDP başarısı gibi bir başarıyı elde edeceklerine inandığını belirterek, Tottenham’da aldığı oyların önemli bir bölümünün DAY-MER üyelerinin çalışmalarıyla olduğunu söyleyerek teşekkür etti.

    DAY-MER Festivali başladı 1
    Britanya demokratik güçbirliği platformu bileşenleri temsilcileri

    İngiltere Gazeteciler Sendikası (NUJ) adına konuşan Gary McFairlane de konuşmasına HDP’yi selamlayarak başladı. Yüzde 1’e karşı yüzde 99’un birleşmesi gerektiğini belirten McFairlane, işçi sınıfının dayanışma içinde olduğunu belirterek, NUJ Londra Şubesi olarak Türkiye’deki metal işçilerinin direnişini desteklemek için kamuoyunu bilgilendirdiklerini ve 100 sterlin de para gönderdiklerini söyledi.

    Ulusal Öğretmenler Sendikası (NUT) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Martin Power Davies de, HDP ve İngiltere’de HDP için çalışma yapanları kutlayarak konuşmasına başladı. DAY-MER’le bir kez daha bir festivalde birarada olmaktan onur duyduğunu belirten Davies, metal işçilerinin direnişinin kendileri için öğretici olduğunu söyledi. Haziran Direnişi’nde DAY-MER tarafından Türkiye’ye gönderilen sendikacılar heyetinde yer alan Davies, DAY-MER Festivali’nin ne kadar birleştirici olduğunu da sözlerin ekledi.

    DAY-MER Festivali başladı 1

    “Kocaman bir aile olduk”

    İngiltere’de 18 kurumun oluşturduğu Demokratik Güç Birliği adına bir konuşma yapan Helin Honca, barajları yıkarak bu günlere geldiklerini ve DAY-MER Festivali’nin artık herkesin festivali olduğunu belirterek “Kocaman bir aile olduk” dedi.

    Kürt Ulusal Meclisi adına bir konuşma yapan Doğan Genç de, Türkiye’de HDP’nin baraj zaferinden sonra DAY-MER Festivali’nde buluşmanın heyecan ve mutluluk yarattığını belirtti.

    Müzük dinletisi ve halkoyunları gösterisinin de yapıldığı resepsiyonda konuşan gazeteci Faruk Eskioğlu da, DAY-MER’in kuruluşundan beri yanında yer aldığını ve bundan da onur duyduğunu belirtti. DAY-MER’in logosunun da yaratıcısı olan Eskioğlu, DAY-MER üyelerinin başarılarını selamladı.

    Ceren Sağır’ın Filistin’de ve Erem Kansoy’un Kobane’de çektiği fotoğrafların da sergilenmeye başlandığı resepsiyonla başlayan festival 5 Temmuz’da Park şenliği ile sona erecek.

    DAY-MER Festivali başladı 1
    Festival kapsamında gazetemizin foto muhabirlerinden Erem Kansoy’un Kürdistan’da çektiği fotoğraflar da sergilendi

    Proğram yoğun

    DAY-MER 26. Kültür Sanat Festivali, 12 Haziran’da yapılacak müzik dinletisi ve 13 Haziran’da Holmleigh İlkokulu’nda yapılacak Çocuk Şenliği ile devam edecek. 19 Haziran’da şiir dinletisi, 21 Haziran’da çocuk tiyatrosu, 26 Haziran’da Gençlik Şenliği, 27 Haziran’da “Avrupa’da Sol Hareketler ve Seçimler” konulu panel, 28 Haziran’da film günü, ve 3 Temmuz’da Mustafa Yalçıner ve Erdoğan Aydın’ın katılacağı “Siyasal Durum ve Seçimler” konulu panel Londra Toplum Merkezi’nde gerçekleşecek. Festivalin son etkinliği olan ve on binlerce kişinin katılması beklenen Park Şenliği ise Clissold Park’da 5 Temmuz Pazar günü yapılacak. Şenlikte, Metin Kemal Kahraman’ın yanı sıra Erdal Bayrakoğlu, Özkan Orman ve yerel müzük grupları ve halk dansları yeralacak.

    Haber: Arif Bektaş

    Foto: Erem Kansoy

  • Morgan Has Avukatlık Firması Enfield’te Yeni Şubesini Açtı

    Morgan Has Avukatlık Firması Enfield’te Yeni Şubesini Açtı

    2012 yılının Ağustos ayından bu yana Londra’nın Stoke Newington bölgesinde deneyimli Ağır Ceza Avukatı Ali Has yönetiminde müşterilerine hizmet veren Morgan Has Avukatlık Bürosu hizmet alanını ve hukukçu kadrosunu genişleterek büyümeye devam ediyor.

    Morgan Has Avukatlık Firması Enfield’te Yeni Şubesini Açtı 1

    5 Haziran Cuma günü Avrupa Parlamentosu İngiltere Milletvekili Claude Moares, Kuzey Enfield İşçi Partisi Milletvekili Joan Ryan, Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Enfield Belediye Meclis üyesi Haydar Ulus, Westminister Ünivertesi Akademisyeni Ümit Çetin, Finans, Emlak ve Sigortacılık Sektöründe hizmet vermekte olan Çiçek Grup yöneticisi Yusuf Çiçek, Kılıç Kılıç Avukatlık firmasından Filiz Kılıç başta olmak üzere Londra’da yaşayan, bir çok kurum ve kuruluş temsilcileri ve davetlilerin katılımı ile Morgan Has Avukatlık Bürosu ikinci şubesi açıldı.

    Ceza davaları, Aile ve Çocuk davaları,  Kaza ve Kişsel İncinme Davaları, Anlaşmazlık Davaları, Göçmenlik ve Ankara Anlaşması, İşyeri ve Ev Alım-Satımı, Vasiyet/Miras davaları gibi alanlarda çalışmalarını yürüten Morgan Has Avukatlık Bürosu güçlü kadrosunu genişletmeye devam ediyor.

    Firmanın kurucusu ve direktörü Avukat Ali Has bugüne kadarki bilgi ve deneyimlerinden aldıkları güçle müvekkillerine kaliteli hizmet sunmayı hedeflediklerini belirterek sözlerine şöyle devam etti.

    Morgan Has Avukatlık Firması Enfield’te Yeni Şubesini Açtı 3

    “Amacımız Londra ve diğer bölgelerde yaşayan Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk toplumları başta olmak üzere genel olarak tüm toplumlara ve işletmelere, başka yerlerde hukuki yardım aramalarına gerek bırakmadan, tek çatı altında bir çok alanda tavsiye ve hukuki rehberlik hizmeti sunmaktır”

    Yaklaşık üç yıldır toplumlarımıza hizmet veren firmanın başta Cemevi davası olmak üzere birçok zorlu davayı müvekkillerinin lehine sonuçlandırarak müvekkil portfoyunu hızla büyüttüğüne dikkat çeken Has sözlerine şöyle devam etti.

    “müvekkil memnuniyeti bizim için çok önemli. En küçük davanın bir birey için taşıdığı önemin büyük bir şirketin finansal davası ile bir olduğunun bilinciyle, her müvekkilimize en kaliteli hizmeti sunma gayreti içerisindeyiz”

    Morgan Has Avukatlık Bürosu Enfield Soutbury’deki şubenin bütünüyle İşyeri ve Ev Alım-Satımı odaklı olarak çalışma yapacak.

    Morgan Has Avukatlık Firması Enfield’te Yeni Şubesini Açtı 1

    Deneyimli alım-satım avukatı Bektaş Çetin yönetimindeki Morgan Has Avukatlık Bürosu açılışı, Avrupa Parlamentosu İngiltere Milletvekili Claude Moares ve Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil tarafından 5 Haziran Cuma akşamı gerçekleştirildi.

    Morgan Has Avukatlık Bürosu aynı zamanda toplumun ekonomik olarak dezavantajlı üyelerine ücretsiz danışmanlık ve yardım sağlayarak desteğe muhtaç bireylere yardımcı olmayı da hedefliyor.

     

    Haber: Şükrü Bolat

  • KULİÇE

    KULİÇE

    HDP’nin zaferini çay içip yanında kuliçe’lerle kutlayalım istedim.

    Bu hafta hemen hepimiz kendimizi inanılması güç, aynı zamanda umut verici tarihi bir seçim sonucu ile karşı karşıya bulduk. 80 HDP milletvekili, başta Kürtler olmak üzere diğer pek çok azınlık toplumlar ve marjinalleştirilmiş grupları temsil etmek üzere Türkiye büyük millet meclisinde göreve başlayacaklar. Böylesine büyük bir zaferi kutlamak için sayfalara sığmayacak kutlama yemekleri tarifleri vermem gerekirdi belki de. Fakat öyle bir tesadüftür ki, sayfamızda yayınlanmasını istediğim ilk yemek tarifi olan Kuliçe’nin tarihi ve yapılış amacı bakımından bu önemli gelişmeye ne kadar uyduğunu gördüğümde sevincim iki katına çıktı diyebilirim.

    KULIÇE 1
    Foto: Fadime Tiskaya

     

    Arkeolog ve dilbimcilerinin buluntularına göre kuliçe, geçmişi Mezopotamya da Sümerler dönemlerine kadar dayanan bir çörek/ekmek çeşididir. Mitolojiye göre ünlü bereket ve aşk tanrıçası İştar’ın Sümer mitolojisindeki İnanna dan geldiğine inanılır. Sümerler İnnana’nın eşi Dummuzi’nin yeryüzüne dönüşünün ardından doğanın yeniden canlanışını her yıl 21 Mart (Newroz) ta, İnnana’nın şerefine diriliş bayramı’ yada yeni hayat /gün’ olarak kutlamışlarıdır. Kuliçe’nin o günden itibaren yeni yıl kutlamaları ve dini bayramlarda bolca yapılan ve İştar adına dağıtılan hamur işlerinden biri olduğu düşünülür. Günümüzde Türkçe ye ‘Hayat çöreği olarak çevrilmesi bir tesadüf olmadığı gibi, halen Hıristiyan, Süryani ve Müslüman Kürtlerin özel günlerinde ve dini bayramlarında yaptıkları çok özel bir hamur işidir. İlk yapılan türlerinin yuvarlak yassı pide ekmeği şeklinde olduğu ve parçalanarak bölüşüldüğü bilinmektedir.

    Seçim sonuçlarını Türkiye’nin önündeki süreçleri açısından bir bakıma bir dirilişin yada yeni gün’ün simgesi olduğunu düşünerek, yaptığım kuliçe’leri de de bu seçim sonuçlarını kutlamak üzere yapıp arkadaşlarımla çayın yanında afiyetle yediğimi büyük bir zevkle söyleyebilirim.

    Yapması çok basit, lezzeti muhteşem bir çörek. İçine giren baharatların kokuları mutfağı sararken, pişmelerini beklemek bir hayli zor oluyor. Eğer ertesi güne kalacak kadar yaptıysanız ve hepsini bir oturuşta bitirmediyseniz tadı ertesi gün çok daha güzelleşiyor.

    Sayfayı ziyaret edenleri de ilk misafirlerim olarak düşünürsem çayın yanında ikram edebileceğim Kulice tarifi ile de okuyucularıma tekrar hoşgeldiniz demek istiyorum. Ayrıca kuliçe’nin başka tariflerini bilen, yada benim tarifimi deneyen okuyucuların bana email yada facebook yolu ile ulaşmalarını beni çok mutlu edeceğini belirtmek istiyorum.

    Kuliçe

    12 tane Kuliçe yapar

    Malzemeler

    80 gr. tam yağlı süt

    2 tatlı kaşığı kuru maya- 12 gr.

    2 yemek kaşığı şeker

    360 gr. sade beyaz un

    120 gr. ince toz şeker

    bir tutam tuz

    8-10 tane karanfil

    1 yemek kaşığı mahlep-8 gr.

    1 yemek kaşığı toz tarçın

    1.5 yemek kaşığı anason veya rezene tohumu

    2 yemek kaşığı susam

    2 yemek kaşığı tereyağı- oda sıcaklığında

    2 yemek kaşığı zeytinyağı veya ayçiçek yağı

    3 yumurta

     

    Üzeri için

    1 yumurta sarısı

    çörek otu. anason ve susam

    Yapılışı

     

    1. Sütü bir cezvede ılıt, içine mayayı ve şekeri koy eriyene kadar karıştır ve bi kenarda beklet.
    2. Geniş bir kase içerisine unu ele, üzerine şekeri, tuzu ekle. Karanfil ve mahlep tanelerini bir havanda toz haline gelene kadar döv, diğer bahratlar ve susamla birlikte hepsini una ekle ve iyice karıştır.
    3. Tereyağı, zeytinyağı yumurta ve süt karışımını una ekle. Bütün malzemeleri yumuşak bir hamur elde edinceye kadar ellerinle yoğur. Gerekirse biraz daha un ekle. Hamurun üzerini hava almayacak şekilde kapakla veya plastik kaplayıcı ile kapat ve en az 2 saat mayalamaya bırak. (Şekerli hamurların mayalanması uzun sürer. Hatta bir gece öncesinden hazırlanan hamur çok daha iyi sonuç verir)
    4. Hamur bir buçuk katına çıkmışsa hazır demektir. Hamuru ikiye böl ve her parçayı beze haline getir. Bezeleri geniş bir tahta üzerinde oklava ile 1.5 -2 cm ( baş parmak ) kalınlığında aç ve istenen şekilde bıçakla veya kurabiye kalıpları ile kes ve yağlanmış tepsiye diz. Üzerine ıslak bir bez ser ve 30 dakika daha beklet.
    5. Fırını 200 C derece ısıt, Kuliçelerin üzerine fırça yardımı ile yumurta sarısı sür, üzerine istendiği kadar çörek otu, susam ve anason serp ve fırına ver. 8-10 dakika kadar pişirdikten sonra fırının derecesini 140 C düşür ve 30 dakika kadar daha, üzerleri kızarsan kadar pişir. Tepsiden alıp metal telin üzerinde soğumaya bırak ve çayla servis yap.

    KULİÇE 1

    Sevdiklerinizle Sağlıklı, mutlu ve umutlu geçireceğiniz en güzel anlarınızda yiyeceğiniz Kuliçeniz ile şimdiden afiyet olsun.

    Haftaya yeni bir lezzette buluşmak umuduyla.

    Sevgiler

  • ‘Düşlediğiniz konfor, bir NILL’S kadar yakın’

    ‘Düşlediğiniz konfor, bir NILL’S kadar yakın’

    Nill’s Furniture design çok yakında Londra’da hizmetinizde

    Dostlarımız, ailemiz, evimiz, eşyalarımız ve mobilyalarımız… Mobilyalar, evlerimizde sürekli olarak kullandığımız ürünlerdendir. Bazı ev eşyaları gibi çok sık alınmazlar, bu yüzden biz tüketiciler, aldığımız mobilyaları uzun süre sorun çıkarmadan kullanmayı bekleriz. Başarısını teslimat sonrası müşteri memnuniyeti ile ölçen Nill’s Furniture Design; üstün kalite ve dayanaklılık hedefiyle; en ince el işçiliğini ileri teknolojiyle harmanlayarak ortaya çıkarılan evrensel kalitedeki lüks mobilyaları çok yakında Londra Edmonton’da ulaşılabilir kılıyor.

    Nill's Logo No Web Black

    Alev Almayan Özel Yapıya Sahip Tasarımlar

    Türkiye’de ve dünyada büyük bir güce sahip olup hızla büyümeye devam eden ve kültürümüze ait öğeleri modern çizgiyle sentezleyerek İngiltere standartlarına uyumlu mobilya haline getiren Nill’s Furniture Design tasarımlarında, estetik ve işlevselliğin yanı sıra İngiltere standartlarına uyumlu üretim sayesinde alev almama özelliği bulunuyor.  Nill’s Furniture Design’da sade, zarif tasarımlardan, modern ve gösterişli parçalara kadar tüm mobilyalar, kalite, şıklık ve rahatlıklarıyla adeta her yaşam şekline uyum sağlıyor.

    ‘Düşlediğiniz konfor, bir NILL’S kadar yakın’ 1

    Ünlü tasarımcıların ve kendi bünyesinde faaliyet gösteren Nill’s Furniture Design tasarımcılarının düşlerini olağanüstü isçilikle buluşturup birinci sınıf malzemelerle mobilyaya dönüştüren Nill’s Furniture Design, tasarımlarında kullandıkları ürünlerin içerdikleri ham maddelere çok güveniyor. Mobilya tasarımlarındaki tüm hammaddelerin insan sağlığı ve çevre açısından dünya standardlarınca öngörülen özelliklerde olduğunu söyleyen firma yetkilileri, E1 normlu hammaddelerden üretilen mobilyaların ayrıca üzerinde kullanılan boyaların kurşun ihtiva etmediğini dile getiriyor.

    İngiltere’nin En Büyük Türk Mobilya Mağazası

    Dünyanın en önemli mobilya fuarlarında en beğenilen ve ilgi gören standlarıyla gözde marka olan Nill’s Furniture Design’a günden güne talepler daha da artmaktadır. İşte bu yüzden Türkiye ve dünya genelinde premium mobilya segmenti alanında lider olan Nill’s Furniture Design, Oturma Gruplarından Yatak Odalarına, Yemek Odalarından TV Üniteleri ve ayrica Bebek, Çocuk ve Genç Odalarına kadar ev dekorasyonuna yönelik her türlü ihtiyacı aynı çatı altında sunacak olan mağazasıyla şimdi de İngiltere genelinde farklı zevkler ve mekanlarla buluşmaya hazırlanıyor.  Tüketiciyi yüksek kaliteyle buluşturacak sağlam, işlevsel, şık ve konforlu tasarımların sunulacağı iki kattan oluşan 1,000 metrekareyi aşkın alanıyla İngiltere’nin en büyük Türk mobilya mağazası özelliğini taşıyan Nill’s Furniture Design showroom açılışı çok yakında gerçekleştirilecek.

    ‘Düşlediğiniz konfor, bir NILL’S kadar yakın’ 2

    Nill’s Furniture Design, yenilikçi ve özgün tasarımları, bol seçenekleri, modern çizgisi ve üstün kalitesi ile dünya genelinde tercih edilen marka olmaya devam ediyor.

    Müşteri odaklı yaklaşımıyla tüketicilerinin beklentilerini en iyi şekilde karşılayan Nill’s Furniture Design, dünya standartlarında üretim yaparak ürün kalitesinden asla taviz vermeden yenilikçi çizgisini, modern üretim ve pazarlama anlayışını yılların tecrübe ve birikimiyle birleştirerek mobilya sektöründe standartları sürekli yükseltmeyi başarmıştır. İngiltere mobilya sektörüne ve en önemlisi tüketicilerin yaşamlarına değer katmak için çok yakında Londra’daki ilk mağazasını açacak olan marka, ev dekorasyonundaki en yeni trendleri daima yakından takip ederek tüketicilerinin farklı ihtiyaçlarına ve yaşam biçimlerine uygun ürünleri tasarlıyor. Yoğun araştırma geliştirme çalışmalarıyla şekillenen özel koleksiyonlarıyla her yıl tuketicilerine sunduğu yepyeni mobilyalarla dikkatleri üzerine çeken Nill’s Furniture Design, üstün kalitesi, gösterişli tasarımları ve özenli detaylarıyla göze çarpıyor.

    ‘Düşlediğiniz konfor, bir NILL’S kadar yakın’ 3

    Tüketicinin hayatını kolaylaştıran avantajlar

    Nill’s Furniture Design müşterileri ayrıcalıklıdır diyen firma yetkilileri, peşin fiyatına tam 5 yıla varan faizsiz taksit olanağı, ücretsiz teslimat ve ücretsiz kurulum hizmetleri, satış sonrası hizmetleri, ürün garantisi gibi servislerin, sunacakları avantajlardan yanlızca bazıları olduğunu ve daha pek çok sürpriz teklif ve kampanyalarla müşterilerin yüzünü güldüreceklerini dile getirerek; üstün kalitedeki şık, gösterişli ve sağlam mobilyaları kolay ulaşılabilir kılacaklarının da müjdesini veriyor.

    “Sahip olduklarına değer verenler, değerli şeylere sahip olmayı da önemserler.” diyerek kalite ve estetiğin yeni tanımı olan Nill’s Furniture Design, üstün üretim standardı ve piyasada çok büyük fark yaratacak ev dekorasyonununun yönünü belirleyen tasarımlarıyla İngiltere mobilya piyasasına yepyeni bir soluk getirmeye hazılanıyor.

    ‘Düşlediğiniz konfor, bir NILL’S kadar yakın’ 6

    Dünyada milyonlarca evi şıklık ve rahatlıkla buluşturan Nills Furniture Design estetik, fonksiyonel ve üstün kalitedeki mobilya tasarımlarını çok yakında İngiltere’de, Londra Edmonton’da Advantage Avukatlık Bürosu ile aynı adreste tüketiciyle buluşturuyor.

    Adres: 273 Fore Street, Edmonton London N9 0PD

    0845 340 67 89 | www.nillsfurniture.co.uk | facebook/nillsfurnitureuk

    ‘Düşlediğiniz konfor, bir NILL’S kadar yakın’ 4