Author: ali

  • Uzman Çavuş’u tahliye eden hakim bir ay önce ‘yeni görev’ istedi

    Uzman Çavuş’u tahliye eden hakim bir ay önce ‘yeni görev’ istedi

    İpek Er’e tecavüz ederek ölümüne neden olan Uzman Çavuş Musa Orhan hakkında tahliye kararı veren hakimin kısa süre önce yeni görevlendirme talebinde bulunduğu, fakat bu talebinin reddedildiği öğrenildi.

    Batman’ın Beşiri ilçesinde tecavüze maruz kalması üzerine 16 Temmuz’da intihar girişiminde bulunarak, tedavi gördüğü hastanede 18 Ağustos günü yaşamını yitiren İpek Er’in ölümüyle ilgili “nitelikli cinsel saldırı” suçundan tutuklanan Uzman Çavuş Musa Orhan, Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla cezaevinden salıverildi.

    Uzman Çavuş Orhan, Er’in yaşamını yitirmesi üzerine oluşan tepkiler sonucu Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 19 Ağustos’ta tutuklanmıştı. Hakkında “nitelikli cinsel saldırı” suçundan hazırlanan iddianame mahkemece kabul edilen Orhan, 16 Ekim’de hakim karşısına çıkacaktı.

    Zanlı uzman çavuşun avukatı Mehmet Erkan Akkuş, müvekkilinin kaçma şüphesi bulunmadığını gerekçesiyle tutuklama kararına itirazda bulundu. Bu itirazı değerlendiren Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi, itiraz dilekçesinde belirtilen hususları yerinde görerek Orhan’ın dün gece tahliyesine karar verdi.

     

    GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ TALEP ETTİ

    Sadece bir hafta cezaevinde kalan uzman çavuş hakkında verilen tahliye kararının altında imzası olan isim ise, Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İsmail Kızılelma. Daha önce Yargıtay Tetkik Hâkimi görevinde bulunan Kızılelma, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi’nin 31/05/2019 tarihli ve 601 sayılı adlî yargı kararnamesi ile bu göreve atanmıştı.

    Yaklaşık 16 aydır Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yapan Kızılelma’nın kısa süre önce Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) tevziye (yeni görevlendirme) talebinde bulunduğu öğrenildi.

     

    HSK REDDETTİ

    Ancak Adli Yargı 2. Bölge Hâkimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesine İlişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 17/07/2020 tarihli ve 702 sayılı kararına göre Kızılelma’nın iş ve kadro durumu dikkate alınarak, tevziye ilişkin talebinin reddine karar verildi.

     

    MA

  • Başaran: Tecavüzü aklamaya çalışanların kim olduğu ortaya çıktı

    Başaran: Tecavüzü aklamaya çalışanların kim olduğu ortaya çıktı

    Tecavüz faili Uzman Çavuş Musa Orhan’ın tahliyesine tepki gösteren HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, İçişleri Bakanı Soylu’nun partilerine yönelik açıklamaları hatırlatarak, “Tecavüzü aklamaya çalışan, teşvik eden ve katilleri cesaretlendirenlerin kim olduğu ortaya çıkmış oldu” dedi.

    Batman’ın Beşiri ilçesinde tecavüze maruz bırakılıp, intihar eden İpek Er’in katil zanlısı Uzman Çavuş Musa Orhan’ın tahliye edilmesine yönelik tepkiler sürüyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, olayın ilk gün ortaya çıktığından beri üstünün örtülmeye çalışıldığını söyledi. Failin ısrarlı bir şekilde tutuklanmadığını ancak gelen tepkiler üzerine tutukladığını hatırlatan Başaran, “Hiçbir gerekçe serbest bırakma gerekçesi olamaz. Serbest bırakılma gerekçesini bilmesek de bu gerekçenin failin kimliği olduğunu ve bir koruma çalışması sonucu olduğunu görmüş olduk” dedi.

     

    ‘TAHLİYE SİSTEMATİK BİR POLİTİKA’

    Orhan hakkında ailenin defalarca suç duyurusunda bulunduğunu fakat bu taleplerinin ret edildiğini hatırlatan Başaran, tahliyenin sistematik bir politikanın sonucu olduğunu dile getirdi. Başaran, “Maalesef gördük ki failin kimliği tutukluluğuna bir hafta müsaade ediyor. Daha önceden ‘ben bu meseleden kurtarırım’ diye kendisi de belirtmişti. Şuanda onun pratiklerini yaşıyoruz. İpek Er çığlını duyurabilmek iççin yaşına son verdi. Bundan daha başka tutuklama gerekçesi olabilir mi? Bugün tutuklanmayacak da ne zaman tutuklanacak? Kadınlar olarak takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

     

    ‘KİMLERİN CESARETLENDİRDİĞİ ORTAYA ÇIKTI’

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Musa Orhan’ın tutuklanmasına dair oluşan gündeme “Bu olayın bazı çevreler tarafından gündeme getirilmesinin temel nedeni HDP milletvekillerinin yaptıklarının üzerine örtmektir” sözlerini hatırlatan Başaran, şöyle konuştu: “Olay nasıl yaklaştıklarının bir göstergesi. İçişleri Bakanı, olayı araştıracaklarına, olayla ilgili kadının yanında yer almaları yönünde bir tavır sergileyeceklerine hedef gösteriyor. Olayın üstünü örtmeye çalıştıklarını bir kez daha gösterdi. Kadına yönelik şiddete ve tecavüze nasıl yaklaştıklarını bir kez daha gösterdi. Sürekli bizi hedef gösterme siyasetiyle aslında kendi suçlarını kendi pratiklerini toplumun gözü önünde yokmuş gibi gösterme yaklaşımıdır. Kadına yönelik şiddet kimden gelirse gelsin bu konudaki tutumumuz çok net. Bu tutumumuzu bütün kadınlar ve Türkiye toplumu gördü. Biz hiçbir olayın üstünü örtme gibi bir tavır seğrilemedik. Olay bize intikal ettiği anda net bur tutum koyarak tavır sergiledik. Tavır sergilemeyenler, tecavüzü aklamaya çalışanlar, kadın cinayetlerine teşvik edenler ve katilleri cesaretlendirenlerin kim olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu.”

  • Eşbaşkan Fatma Kavmaz tutuklandı

    Eşbaşkan Fatma Kavmaz tutuklandı

    HDP Bağlar İlçe Eşbaşkanı Fatma Kavmaz, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bağlar İlçe Eşbaşkanı Fatma Kavmaz, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. 24 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’da polis ekipleri, Fatma’yı arayıp “bir adet tebligatınız” var diyerek ev adresini istedi. Fatma’nın adresini vermesi üzerine ekipler adrese baskın yapıp Fatma’yı gözaltına aldı. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Fatma, ifadesi alındıktan sonra savcılığa sevk edildi.

    Savcılık Fatma’nın ifadesine başvurmadan tutuklama talebiyle Diyarbakır 4’üncü Sulh Ceza Mahkemesine sevk etti. Hakimlik, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) adına yürütülen faaliyetleri suç sayarak, Fatma’nın “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanmasına karar verdi.

    Fatma, kararın ardından Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

  • Polisten gazeteciye: Bombalar patlıyor, sorumluluğu almak istemezsin

    Polisten gazeteciye: Bombalar patlıyor, sorumluluğu almak istemezsin

    Diyarbakır’da polis oldukları belirtilen 3 kişi tarafından alıkonulan Evrensel Gazetesi Diyarbakır muhabiri Cengiz Anıl Bölükbaş, ajanlık dayatanların, “Bombalar patlıyor, sorumluluğu almak istemezsin” diye gözdağı verdiklerini söyledi.

    Diyarbakır’da 24 Ağustos’ta kendini istihbaratçı olarak tanıtan 3 kişi tarafından alıkonulan Evrensel Gazetesi Diyarbakır muhabiri Cengiz Anıl Bölükbaş, tehdit edilerek ajanlık dayatmasına maruz kaldı. Bölükbaş’ın, 14 ay boyunca takip edildiği belirtildi.

     

    ‘SENİ TAKİP ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ’ 

    Yaşananları Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlatan Bölükbaş, 24 Ağustos Pazartesi günü Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan arkadaşının yanına gittiği esnada 3 şahsın kendisini durdurarak bir konu hakkında konuşmak istediklerini söyledi. Kendisi karşı kaldırımda bulunan tostçuya çay içip sohbet edelim diye götürdüklerini kaydeden Bölükbaş, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Hangi şubeden olduklarını sorduklarımda, istihbarattan olduklarını söylediler. Bana ait birkaç bilgiyi sıraladılar. Daha öncesinde Antep Üniversitesinde Makine Mühendisliği okuduğumu, son 13- 14 aydır Diyarbakır’da yaşadığımı, aynı zamanda Evrensel Gazetesinde muhabirlik yaptığımı söylediler. Onun dışında kimi ailevi bilgilerimi paylaştılar. 4 tane kardeşimin olduğundan bahsettiler. Ardından hakkımda açılan dava ve soruşturmalarla ilgili konuştular. Bu soruşturmaların yarın öbür gün karşıma çıkabileceğini söylediler. Kız kardeşimin sınava girdiğini, devlet memuru olmak istediğinde, herhangi bir siyasi olaya bulaşmasa dahi aileden biri olarak, bu davalarımın kız kardeşimin karşısına engel olarak çıkacağını belirttiler. Ve bu konuda eğer istersem yardım edebileceklerini söylediler. Ardından ‘maddi ve manevi kimi destek sağlarız’ dediler. Bunun karşılığında ise bana ‘Sen Evrensel Gazetesi muhabirisin, aynı zamanda Emek Partisi üyesisin, burada çalışmalar yürütüyorsun, yaptığın iş legal ama yarın öbür gün illegal alana kayabilir, çünkü sizin politik olarak durduğunuz eksende bir değişiklik olmadı. Bu yüzden bunlar illegal şeylere sebep olabilir. Bu konuda dikkatli olmanı istiyoruz. Burada kimi toplantılar ve çalışmalar oluyor, biz bu işlerin bir kısmını teknik imkanlarla, devletin imkanlarıyla çözüyoruz. Ancak çözemediğimiz yüzde 20’lik bazı kısımlar var. Bu kısımlarda bize bilgi vermeni istiyoruz. Bizim bir odamız olur. 3 kişiyiz orada. Bu 3 kişinin dışında kimsenin senin varlığından haberi olmaz. Biz seni aradığımızda müsait olduğunda o odaya gideriz. Sende bize gerekli bilgileri aktarırsın. Sonra geri çıkarsın. Ve varlığından kimsenin haberi olmaz’ dediler. Bu teklifin açık bir biçimde ajanlık teklifi olduğunu söyledim. Bana ‘hayır sen bunu bir ajanlık olarak düşünme, bunu sadece bir arkadaşlık olarak düşün. Biz de devlet memuruyuz ancak kapitalizme karşıyız. O yüzden seni anlıyoruz’ dediler.  Ben bu teklifi kabul etmeyeceğimi belirttiğimde tekrardan şu cümleyi kurdular, ‘O odadaki koltuk boş duruyor ama devlet eninde sonunda bir şekilde o muhbirlik koltuğunu doldurur. Yarın sen doldurmasan da öteki arkadaşın doldurur’ gibi bir söylemde bulundular. Bunun ardından ısrarla bu işi yapmayacağımı, ne teklif ederlerse etsinler işimi bırakmayacağımı, ajanlık teklifini kabul etmeyeceğimi belirttim. Bana tekrardan ‘Tamam siz legal iş yapıyorsunuz ama bazen kimi örgütler buralarda illegal işlere bulaşıyor, bombalar patlıyor, bunun sorumluluğunu almak istemezsin’ dediler.”

     

    ‘14 AYDIR SENİ TAKİP EDİYORUZ’

    Bölükbaş,  Emek Partisinin legal bir parti olduğunu, yaptığı işin herhangi bir illegal tarafının olmadığını ifade ettiğini belirterek, “Ancak yarın öbür gün illegal olabilir gibi bir söylemle, bir tarafıyla terörize ederek, sende bunun sorumlusu olursun denilerek tehdit edildim. Israrla yok dediğimde ‘hemen hayır deme bir iki gün düşün’ dediler. Bende ‘hayır ben sizinle oturmayacağım’ diyerek bu teklifi de reddettim. Israrla ‘tekrar ararım yemek yeriz’ denildi. Ben yine telefonla aranılsa dahi açmayacağımı, yok diyeceğimi belirttim. Bunun ardından şunu söylediler, ‘Sen 13-14 aydır Diyarbakır’a geldiğinden beridir seni takip ediyoruz. Koşullar olgunlaşınca seninle konuşmak istedik. Sen bu işe yok desen bile biz seni takip etmeye devam edeceğiz’ diyerek ısrarla taciz edeceklerini açıkça beyan ettiler. Daha sonra onların yanından ayrıldım” diye konuştu.

     

    ‘İKTİDARIN BASINA BAKIŞININ GÖSTERGESİ’

    Gazetecilere yönelik baskıların özelikle Kürt illerinde belirgin olarak görüldüğünü kaydeden Bölükbaş, “Bu memlekette muhalif olan, halkın haber alma hakkını savunan, gerçekleri bir şekilde dile getiren gazeteciler, bu tür baskılara maruz kalıyor. Yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek üyelik, propaganda tarzı davalar açılıyor. Kimi arkadaşlarımız gözaltında tehditlere maruz kalıyor. Bu tutum açıkça iktidarın bugün basın özgürlüğüne dair nasıl bir tutum takındığının açıkça göstergesidir. Bu istisna bir durum değil. Evrensel Gazetesi, 25 yıldır nasıl bir gazetecilik pratiği sergilediği ortada. İşçilerin, emekçilerin hakların sesi olmuş, onların taleplerini dile getirmiş, hiçbir zaman gerçekleri yazmaktan vazgeçmemiş bir gazete. Kendi şahsım üzerinde, nasıl ki Evrensel Gazetesi bunca yıldır baskılara ve tehditlere maruz kalmış ve vazgeçmemişse, bizde bu baskılara karşı hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Asla gazetecilik faaliyetlerimizin bu şekilde terörize edilmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

     

    ‘AJANLIK DAYATMASI İŞKENCE BİÇİMİDİR’

    Bu tarz ajanlık dayatmalarının bir işkence biçimi olduğunu vurgulayan Bölükbaş, şunları söyledi: “Bu baskıları açıkça kişinin karakterine, kişisel değerlerine yönelik bir saldırı olarak yorumluyorum. İşin diğer tarafı Diyarbakır’da yaşadığım 13-14 aylık süreç içerisinde beni takip ettiklerini, bu teklifi kabul etmememe rağmen ısrarlı bir şekilde takip edeceklerini beyan etmeleri, ısrarlı bir taciz biçimidir. Bu ısrarlı tacizden vazgeçilmesini istiyorum. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Bu saldırı, benim şahsımda bu memlekette basın özgürlüğünü savunan, gazetecilik faaliyeti yürüten tüm meslektaşlarıma yönelik bir saldırıdır. Bu konuda meslektaşlarımı, tüm demokratik kamuoyunu dayanışma içerisinde olmaya çağırıyorum.”

    MA / Cahit Özbek 

     

  • İpek Er’e tecavüz eden Uzman Çavuş Musa Orhan tahliye edildi

    İpek Er’e tecavüz eden Uzman Çavuş Musa Orhan tahliye edildi

    Batman’da tecavüze maruz kalıp yaşamına son veren 18 yaşındaki İpek Er’e yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçlaması ile hakkında dava açılan Uzman Çavuş Musa Orhan, mahkemenin tahliye kararı ile tutuklu bulunduğu cezaevinden salıverildi.

    Batman’ın Beşiri ilçesinde tecavüze maruz kalıp, 16 Temmuz’da intihar girişiminde bulunan ve tedavi gördüğü hastanede 18 Ağustos günü yaşamını yitiren İpek Er’in ölümüyle ilgili “nitelikli cinsel saldırı” suçlaması hakkında dava açılıp tutuklanan Uzman Çavuş Musa Orhan tahliye edildi. Er’in intihar girişiminde bulunması üzerine daha önce gözaltına alınıp serbest bırakılan uzman çavuş, Er’in yaşamını yitirmesi üzerine oluşan tepkiler sonucu 19 Ağustos’ta tutuklanmıştı.

    Hakkında “nitelikli cinsel saldırı” suçundan iddianame hazırlanan uzman çavuşun 16 Ekim’de Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıkması bekleniyordu.

     

    7 GÜN TUTUKLU KALDI

    Fakat tutuklama kararına itiraz eden avukatı Dr. Mehmet Erkan Akkuş, dilekçesinde müvekkilinin kaçma şüphesinin bulunmadığını öne sürdü. Bu itirazı değerlendiren Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Avukat Akkuş’un itiraz dilekçesinde belirtilen hususları yerinde görerek Orhan’ın tahliyesine karar verdi.

    Mahkemenin bu kararı ile birlikte Orhan tutuklu bulunduğu cezaevinden dün akşam salıverildi.

    Tecavüze maruz kalması sonrası arkasında bir mektup bırakarak intihar girişiminde bulunan İpek Er, kaldırıldığı hastanede 20 gün yaşam savaşı verdikten sonra hayatını kaybetmişti.

    Zanlı Uzman Çavuş Musa Orhan hakkında “nitelikli cinsel istismar” suçundan açılan davanın yanı sıra Er ailesinin avukatları zanlı hakkında “intihara sürükleme” suçu işlediğini belirttikleri dilekçeleri ile önceki gün Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

     

    SOYLU ‘YARGI ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAKTIR’ DEMİŞTİ!

    İpek Er’in yaşamını yitirmesi sonrası oluşan tepkiler karşısında Hürriyet’ten Ahmet Hakan’a konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, zanlı Orhan’ı değil, tepki gösterenleri suçlamıştı.

    Soylu, şu sözleri sarf etmişti: “Bir güvenlik mensubu, bu tür bir olayın içinde yer aldığında önce açığa alırız, ardından da ihraç ederiz. Bu uzman çavuşla ilgili açığa alma işlemi bir ay önce gerçekleşti, ayrıca ihraç işlemi de hemen başlatıldı. Olayı tüm evreleriyle ele alıp titizlikle incelemek lazım. Cenaze, bizim cenazemizdir. İki nedenden dolayı bizim cenazemizdir: Görevimiz gereği mesuliyetimiz var, bu bir. İkincisi de bu aile bir polis ailesi. Genç kızımızın abisi mesai arkadaşımız, bir polis memuru. Bu açıdan da mesuliyetimiz var.Bu konuda yargının önüne ne konmuştur, yargının önünde ne vardır, bunu yargı inceliyor. Yargının da üzerine düşen görevi yapacağına inancım ve güvenim tamdır.”

  • Diyarbakır’daki polis ve bekçi şiddeti Meclis gündeminde

    Diyarbakır’daki polis ve bekçi şiddeti Meclis gündeminde

    Diyarbakır’da gözaltına almak istedikleri bir kişiyi yüzü koyun yere yatırarak boğazına dizleriyle basan polis ve bekçilerin uyguladığı şiddet HDP’li Remziye Tosun tarafından soru önergesiyle Meclis gündemine taşındı.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 23 Ağustos akşamı Karacadağ Caddesi üzerinde bir kişiyi gözaltına almak isteyen polis ve bekçiler, yüzü koyun yere yatırdıkları kişinin boğazına dizleriyle basarak şiddet uygulamış, bu kişi ile birlikte duruma tepki gösteren 4 yurttaş gözaltına alınmıştı. O anlar ise çevredekiler tarafından cep telefonu ile kayıt altına alınmıştı.

    Tepkilere yol açan görüntülerin ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili verdiği soru önergesi ile konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na önerge sunan Tosun, önergesinde yaşananlara dair “Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesi eski Mardin-Diyarbakır Karayolu üzerinde bulunan Karacadağ Caddesi’ndeki bekçiler, bir kişiyi gözaltına almak istedi. Olay çevre sakinleri tarafından görüntülendi. Gece saatlerinde meydana gelen ve nedeni öğrenilmeyen söz konusu olayın görüntülerinde, bekçilerin zor kullanarak bir kişiyi yolda yatırıp üzerine çıktığı görülüyor. Bekçi tarafından yere yüzüstü yatırılan ve diziyle boynuna basılan kişi, boynunu kurtarınca çıkan arbedede olayı fark eden çevre sakinlerinin tepki göstermeleri üzerine bekçiler olay yerine polis ekiplerini çağırıyor. Olay yerine çok sayıda zırhlı araçla gelen Terörle Mücadele ve Asayiş ekipleri tepkileri yatıştırmak için çevredekileri olay yerinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Ancak çevre sakinleri, bekçilerin uyguladığı şiddete dair tepkilerini sürdürünce polisin tepki gösteren bir gencin yüzüne yakın mesafeden biber gazı sıktığı görülüyor. Ayrıca olayı yatıştırmak için çağrılan polis ekipleri tarafından da bekçilerin şiddet uyguladığı şahsa tekme atıldığı ve fiziksel şiddet uygulandığı açıkça görülüyor. Polis tepkileri dindiremeyince olay yerindeki 4’ü çevre sakini biri de bekçilerin şiddet uyguladığı kişi olmak üzere 5 kişiyi gözaltına alıyor” değerlendirmelerinde bulundu.

     

    ABD’Lİ GEORGE FLOYD’U HATIRLATTI

    Tosun, olayın kendilerine Amerika’da polis tarafından yere yatırılıp, boğazına diziyle bastırılması sonucu yaşamını yitiren George Floyd’un yaşadığı ırkçı yaklaşımı hatırlattığını da ifade etti.

     

    ‘POLİS-BEKÇİ ŞİDDETİNİN ARTMASININ NEDENİ NEDİR?

    HDP’li vekil, önergesinin devamında Bakan Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    “* Olayda yaşanan polis ve bekçi şiddeti ile ilgili Bakanlığınız bir soruşturma başlatmış mıdır?  Başlatmışsa bu soruşturmanın içeriği nedir?

    * Olaya karışan kamu görevlilerinden idari/adli ceza alan var mıdır?

    * Bakanlığınıza bağlı kolluk kuvvetleri tarafından yaşanan şiddet olaylarına karşı benzer saldırıların bir daha yaşanmaması için aldığı idari önlemler var mıdır, varsa nelerdir?

    * Türkiye’nin genelinde polis ve bekçilerin yurttaşlara uyguladığı açık şiddetin her geçen gün artmasının nedeni nedir?

    * Söz konusu olayda gözaltına alınan vatandaşların akıbeti nedir, gözaltına alınma gerekçeleri nedir?”

  • Kaliforniya’da devam eden yangınlarda 7 kişi hayatını kaybetti

    Kaliforniya’da devam eden yangınlarda 7 kişi hayatını kaybetti

    ABD’nin Kaliforniya eyaletinde geçen hafta başlayan ve halen devam eden orman yangınlarında, 7 kişinin öldüğü, 100 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı bildirildi.

    Kaliforniya İtfaiyesi tarafından yapılan açıklamada, 15 Ağustos’tan bu yana devam eden orman yangınlarında 7 kişinin hayatını kaybettiği ve toplamda 1,2 milyon dönümden fazla ormanlık alanın tahrip olduğu belirtildi.

    Açıklamada, 700 bin dönümlük alandaki yangınların yıldırım düşmesi sonucu çıktığı, eyalet tarihindeki en büyük yangınlar arasında olduğu aktarıldı.

    KOVİD-19 SALGINI ŞARTLARI ZORLAŞTIRDI

    Eyaletin bazı bölgelerinde mevcut hava şartlarının yangının gelişmesine elverişli olmasından dolayı birçok okul ve parkın kullanıma kapatıldığı, evlerini kaybeden 10 binlerce kişinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle akraba veya arkadaşlarının yanına sığınmaktan çekindiği ifade edildi.

    Bölgenin itfaiye birimi tarafından yapılan açıklamada, yıldırım düşme oranının geçen haftaya göre daha seyrekleştiği için yangın söndürme çalışmalarının biraz kolaylaştığı, ancak alanın büyüklüğünden kaynaklanan zorluklar nedeniyle tamamen söndürülmesinin çok uzun zaman alacağı belirtildi.

    Öte yandan, Ulusal Meteoroloji Servisi tarafından yapılan bilgilendirmede, Kaliforniya eyaletinde “kırmızı bölge” ilan edilen alanda yaşayan 10 milyondan fazla insanın risk altında olduğu, en az 1200 evin yangında küle döndüğü kaydedildi.

     

    Evrensel

     


     

     

    İpek Mobilya