KESK İstanbul Şubeler Platformu, Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Derya Yulcu ve bazı üyelerinin tutuklanmasını kınadı.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu, yaptığı açıklamayla Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Derya Yulcu ve bazı üyelerinin tutuklanmasına tepki gösterdi. Kadıköy ilçesinde bulunan Eğitim Sen 2 Nolu Şube binasında gerçekleştirilen açıklamaya sendika yönetici ve üyeleri katıldı.
BİRLİKTE MÜCADELE
Sendika adına açıklama yapan Eğitim Sen 5 Nolu Şube Kadın Sekreteri Nesrin Gülbahar, tutuklamaların hukuksuzluğuna dikkati çekerek, tarihsel ve toplumsal sorumlulukları gereği geçmişten bugüne kamu emekçilerinin, eğitim ve bilim emekçilerinin haklarının mücadelesini yürüttüklerini ifade etti.
Emekçilerin haklarının ancak adaletin, eşitliğin, özgürlüğün hâkim olduğu bir ülkede mümkün olduğunu bilenler olarak, emek, demokrasi ve barış mücadelesi yürüttüklerine dikkat çeken Gülbahar, tüm emekçilerin haklarının birlikte mücadele ile kazanılacağını söyledi.
SUÇ FAALİYETLERİ!
Gülbahar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşama dair en güzel, en gerçek olan her şeyin, mücadelenin, dayanışmanın arkadaşlarımıza ‘suç’ olarak ithaf edildiği bir gerçekliği yaşadık. Kadına yönelik şiddete, kadın cinayetlerine, tacize ve tecavüze karşı çıkmanın, 8 Martlarda ‘Vardık, varız, var olacağız’ diye haykırmanın, taşeron işçilerin hakları için mücadele etmenin,1 Mayıslarda emeğimize, haklarımıza sahip çıkmanın, 10 Ekim’de katledilen arkadaşlarımızı, dostlarımızı, çocuklarımızı anmanın, hasta yakını tarafından öldürülen sağlık emekçisi Dr. Ersin Arslan’ı ölüm yıldönümünde anmanın, işsizliğe, yoksulluğa, yolsuzluğa hayır demenin ‘suç’ olarak kayıtlara geçtiği bir karanlığı yaşadık.”
MÜCADELE RAHATSIZ ETTİ
AKP’nin, yürüttükleri mücadeleden duyduğu rahatsızlık nedeniyle tutuklamaları gerçekleştirdiğini vurgulayan Gülbahar, “Tarihimiz boyunca iktidarların hukuksuzluklarına, baskı politikalarına boyun eğmeyen bir geleneğin mirasını, kamu emekçileri, eğitim ve bilim emekçileri mücadelemizi onurla sürdürüyoruz. Dün olduğu gibi bugün de baskılara, ihraçlara, sürgünlere, tutuklamalara teslim olmadık, olmayacağız. Eşit, özgür, demokratik bir ülke mücadelemize inatla, umutla devam ediyoruz” diyerek, tutuklananların serbest bırakılmasını istedi.
Kariye’ye müze statüsü veren 1945 tarihli Bakanlar Kurulu kararını Danıştay’ın iptal etmesinin ardından, Kariye Müzesi’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmesine ve cami olarak ibadete açılmasına karar verildi.
İstanbul’un Fatih ilçesinde tarihi 6’ıncı yüzyıla dayanan ve Bizans döneminden günümüze iyi korunmuş bir şekilde gelen Kariye Müzesi’nin Resmi Gazete’de yayınlanan karar ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek ibadete açılmasına karar verildi.
Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Cumhurbaşkanı kararında, Danıştay 10. Dairesi’nin 11 Kasım 2019 tarihli kararı kapsamında Kariye’nin camiden müzeye dönüştürülmesine dair 1945 yılındaki Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesi üzerine “Kariye Camii’nin yönetiminin… Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek ibadete açılmasına karar verilmiştir” denildi.
Kariye
71 yıldır müze olarak kullanılan Kariye, Khora Manastır kompleksinin kilisesi olarak 14. yüzyılda inşa edildi. Ancak manastırın erken tarihi 7. ila 9. yüzyıl arasında yazılı kaynaklardan izlenebiliyor. 1957 – 58 yıllarında yapılan arkeolojik kazılarda ise alt katmanlarda 6. – 7. yüzyıllara ait niteliği belirsiz kalıntıların yanı sıra 11. ve 12. yüzyıllarda inşa edilmiş kiliseye ait olduğu düşünülen kalıntılarda tespit edilerek, yapının mimari tarihi açısından önemli verilere ulaşıldı.
İstanbul’un fethinden sonra 1511 yılında Sultan II. Bayezid’in sadrazamlarından olan Atik Ali Paşa tarafından camiye çevrilen yapıdaki fresklerin ve mozaiklerin bir bölümü örtüldü.
Yapı 1948 yılında müzeye dönüştürüldüğünde 1960 yılına kadar süren restorasyon çalışmaları ile mozaik ve freskler yeniden açığa çıkarıldı. Freskler, Bizans Dönemi resim sanatının günümüze ulaşan önemli örnekleri arasında. Mozaikler ise figürlerdeki derinlik ve hareketlilik ile Rönesans sanatının habercisi kabul ediliyor.
Kariye 14. yüzyılda yapılan hayranlık uyandırıcı fresk ve mozaiklerini Logothetes (hazine sorumlusu) Theodoros Metokhites’e borçlu. Dış nartekste (Doğu Roma bazilika ve kiliselerinde genellikle batı giriş bölümü) Hz. İsa’nın hayatı, iç nartekste ise Hz. Meryem’in hayatını anlatan mozaikler bulunuyor. Canlı bir anlatıma sahip olan freskler de Hıristiyan teolojisinden önemli sahneleri betimliyor.
Antakya’da yol verme tartışması sırasında özel harekat polisi Sergen Özkanca, bir kişiyi öldürüp, bir kişiyi ağır yaraladı.
Hatay’ın Antakya ilçesi Kavaslı Mahallesi’nde özel hareket polislerini taşıyan sivil araçla seyir halindeki bir başka araç arasında yol verme tartışması yaşandı. Yolun tıkanması üzerine polisler ile araç sahibi arasında tartışma yaşandı. Özel harekat polisi Sergen Özkanca, tartışmayı yatıştırmaya çalışan esnaflar Mustafa Şahin ve Mehmet Yıldızbaş’a ateş açtı. Özkanca’nın açtığı ateş sonucu Şahin yaşamını yitirirken, Yıldızbaş da ağır yaralandı.
Polisin gözaltına alınıp alınmadığı konusunda bilgi alınamadı.
Kadıköy ilçesinde maskeyi düzgün takmadığı gerekçesiyle bir kadını darp ederek gözaltına alan polisler görevden uzaklaştırıldı.
İstanbul’un Kadıköy ilçesinde iki kadına maskesi burnunu kapatmadığı iddiasıyla durdurulup ceza kesilmek istendi. Daha sonra kadınlardan biri polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınan kadınlar bir süre sonra serbest bırakıldı. Gözaltı anına dair görüntülerin sosyal medya üzerinde gündem olmasıyla birlikte polisler görevden uzaklaştırıldı.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi gözaltına alınan kadının görüntüsünü paylaşarak, “Maskesi burnunu kapatmadığı iddiasıyla durdurulup ceza kesilmek istenen, daha sonra polislerin sözlü tacizine maruz kalan iki genç kadın darp edilerek gözaltına alındı. ‘Usulüne uygun maske takmamak’ iddiasının karşıtlığı ayaküstü sorgu, para cezası, taciz, darp ve TERS KELEPÇE ile gözaltı. Avukat arkadaşlarımız kadınların yanında ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunulacak” dedi.
POLİSİN DE MASKESİ YOK
Gözaltına alınan kadınlardan biri, Twitter adresinden yaptığı paylaşımda, polislerin de maskesinin olmadığı ve buna itiraz ettiği için gözaltına alındığını söyledi. Paylaşımında, “Kendilerinin de maskesi yoktu zaten. Bunu söyleyip cezayı itiraz ettiğim için beni karakola götürmek istedi. Reddettim ve olay yerinden uzaklaşırken arkamdan gelip beni yakaladı” ifadelerini kullandı.
VALİLİKTEN ÜZÜNTÜ AÇIKLAMASI
İstanbul Valiliği konuyla ilgili açıklama yaparak, “Gözaltına alınma esnasında kesinlikle görmek istemediğimiz görüntülerin yaşanması bizi çok üzmüştür” dedi. Valiliğin başlattığı soruşturma kapsamında polisler görevden uzaklaştırıldı.
Kars – HDP’li Kars Belediyesi, önceki yönetimler tarafından bırakılan borçlar nedeniyle haciz işlemi gerçekleşti. Belediye malzemeleri, “kamu yararı” ve “haczedilemez” kararına rağmen haczedilirken, Eşbaşkan Ayhan Bilgen, “Kars halkı belediyelerine sahip çıkmalı” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetiminde bulunan Kars Belediyesi, daha önceki yönetimler tarafından bırakılan borçlar gerekçesiyle bir kez daha icralarla karşı karşıya kaldı. Bugün mesai saati bitiminde belediye binasına gelen haciz memurları eşbaşkanların ve birim odalarında bulunan koltuk, masa ve bilgisayarlara haciz işlemi yaptı.
‘MAZLEMELER İÇİN HACZEDİLEMEZ KARARI VAR’
Belediye binasında haciz işlemi devam ederken görüştüğümüz Eşbaşkan Ayhan Bilgen, malzemelerin daha önceki haciz dosyaları dolayısıyla farklı firmalar tarafından kendilerine Yediemin olarak teslim edildiğini belirtti. Yediemin hukukunun açık olduğunu ifade eden Bilgen, “Daha önce başka firmalar tarafından haczi gerçekleştirilmiş ve yediemin listesinde bulunan malzemelerin bir başka firma tarafından mevcutlu hacze konu edilemez. Yine aynı malzemeler meclis kararıyla kamu yararı ve haczedilemez kararı alınmıştır” dedi.
‘KARS HALKI BELEDİYELERİNE SAHİP ÇIKMALIDIR’
Haczedilmeye çalışan bilgisayarlarda belediyenin evraklarının kayıtlı olduğunu ifade eden Bilgen, bu malzemelerin icra malzemesi olmadığını ve kamu yararına yönelik çalışmaların yürütmek için kullanılan malzemeler olduğunu belirtti. Bilgen, “Bu malzemelerin haczedilemeyeceği kanunla da açıktır. Kanun ve meclis kararına rağmen yapılan bu iş belediyeyi çalıştırmama işidir. Bu firma alacağıyla ilgili mükerrer işlem yapmış. Yani hem tebliğ etmiş hem de kendi tahsil etmeye çalışıyor. Tebliğ edilen bir şeyin yeniden tahsili zaten söz konusu olamaz, bu kasıtlı bir tutumdur. Firma sahibinin özellikle Belediye Eşbaşkanlarının odalarının haczini ısrarla talep etmesi de kötü niyetli olduğunu ve belediyeyi yıpratarak çalışamayacak duruma getirmek istediği çok açıktır. Bu nedenle Kars halkı belediyelerine sahip çıkmalıdır” sözleriyle tepki gösterdi.
Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemiden kaynaklı bu yıl online düzenlenen 11’inci Londra Kürt Film Festivali 4’üncü gününde ‘Ekranda Savaş’ temasıyla devam etti. 15 Ağustos’ta başlayan ve 10 gün sürecek olan festival boyunca Sınırların Ötesinde, Mücadele Sürüyor, Sinemada Kadınlar, Ekranda Savaş, Bir Zamanlar Kürdistan’da ve Sinemada Çocuklar temaları altında toplamda 50 kısa film gösterilecek.
15 Ağustos’ta başlayan festivalin 1’inci gününde ‘Sınırların Ötesinde’ teması altında 5 film gösterilirken, 2’inci gününde Mücadele Sürüyor teması adı altında 6, 3’üncü gününde Sinemada Kadınlar teması altında 6, 4’üncü gününde ise Ekranda Savaş teması altında ise 6 film gösterildi. Her gün yapılan film gösterimlerinin ardından filmlerin yönetmenleri ile canlı söyleşiler gerçekleştiriliyor.
2001 yılında başlayan ve ilk Kürt Film Festivali olma özelliği olan festival aynı zamanda ilk online Kürt film festivali ünvanını da bu şekilde almış oldu. Youtube ve Facebook başta olmak üzere farklı sosyal medya hesapları üzerinden yapılan gösterimleri binlerce kişi takip ederken, yönetmenlerini tanıma ve filmleri hakkında daha fazla bilgi edinme imkanı buluyor. Tüm filmlerin ücretsiz olarak izlenebildiği festivalde, canlı gösterimleri kaçıranlar için filmler 10 gün boyunca festivalin youtube sayfasından izlenebilecek.
Mücadele Sürüyor
Festivalin ikinci gününde ‘Mücadele Sürüyor’ teması altında The Heart Of Rakka (Rakka’nın kalbi), Anons, Heval, Kayıp, Yar ve Beni dinliyormusun Anne filmleri gösterildi. The Heart Of Rakka kısa belgeseli, Londra Kürt Film Festivali’nin uzun yıllar emektarlığını yapan ve 2017 Eylül’ünde Rakka’da şehit düşen gazeteci ve film yapımcısı Mehmed Aksoy’u konu alıyor. Yönetmenliğini Rita Duarte, yapımcılığını da genç Kürt kadın Berfin Bingöl’ün yaptığı filmde arkadaşları ve ailesi Memed’i anlatıyor. Gösterimin ardından filmin yapımcısı ve Memed Aksoy’un kardeşi ile gerçekleştirilen söyleşide, sinema sanatının Memed’in yaşamında çok özel bir yeri olduğu ve bu sanatı mücadelesiyle süslediği ifade edildi.
Duyuyor musun Anne?
Yönetmenliğini Tuna Kaplan’ın yaptığı Duyuyor musun Anne adlı filmde ise bir Kürt annenin dramı anlatılıyor. Zindandaki oğluna para vermek, kazak örmek gibi suçlardan altı yıl hapis cezasına çarptırılan anne cezasının bir bölümünü ev hapsinde elektronik kelepçe ile geçiriyor. Diğer büyük oğlu ise annesinin sessiz gardiyanına dönüşür. İsyan ile itaat arasında sıkışan oğul, annesinin mahkumiyeti ile kendi sınırlarını da keşfeder. Gösterimin ardından filmin yönetmeni Tuna Kaplan ile bir söyleşi gerçekleştirildi.
Halis Sarıtağ’ın yönetmenliğini yaptığı Kêm (eksik) filminde ise adalet arayışı kapsamında Galatasaray Meydanına getirilen ayakkabının tekini anlatıyor. Cabbar Alp’ın yönetmenliğini yaptığı Anons filminde ise Diyarbakır’ın Sur ilçesinde sokağa çıkma yasaklarında yaşam mücadelesi veren bir aileyi konu ediniyor. Aynı tema çerçevesinde Payam Laghari’nin yönetmenliğini yaptığı Heval ve Aram Hassan’ın yönettiği Yar filmleri gösterildi.
Sinemada Kadınlar
Festivalin üçüncü gününde Sinemada Kadınlar teması altında Volkan Uludağ’ın The sprinkle, Mostafa Shahrokhi’nin For camera, Kaveh Jahed’in Zhwan, Zhino Hadi‘nin Rojek li rojan, Siavash Saed Panah’ın Life gone with the wind ve Emmanuel Temps, Hugo Voisin, Marion Bideplan, Guillaume Montoya ve Noumi Thiriet yönetmenliğini beraber yaptığı animasyon film Rojava filmlerinin gösterimi yapıldı.
Kadına yönelik şiddeti ve kadın mücadelesini konu edinen filmlerin gösteriminin ardından Kamera için filminin yönetmeni Mostafa Shahrokhi ve günlerden bir gün filiminin yönetmeni Zhino Hadi ile birer söyleşi gerçekleştirildi. Mostafa Shahrokhi’nin Kamera için adlı kısa belgesel filminde kendi ailesi içinde yaşanan gerçek şiddeti çekerek cesur bir filme imza atmış.
Ekranda Savaş
Ekranda Savaş teması altında 4’üncü gün gösterilen kısa filmlerde Kürdistan’da yaşanan savaşlar ve etkileri konu ediniyor. Hossein Mirza Mohammadi’nin Akam, Gülsün Odabaş’ın Son Eylül, Zanyar Azizi’nin Ölüm için dans, Azad Jannati’nin The Pattern, Farshid Abdi’nin Emir ve Savas Boyraz’ın içinde bulunduğumuz devlet adlı filmleri gösterildi.
Festival 25 Ağustos’a kadar devam edecek. Festivali lkff.co.uk web sitesi ve youtube kanalından takip edebilir ve tüm gösterimleri ücretsiz izleyebilirsiniz.
Festival boyunca her gün yapılan söyleşiler dışında panel ve çalışma atölyeleri düzenlenecek. Kadın yönetmenler Beri Shalmashi, Soleen Yusef, Halima Ilter, ve Sêvînaz Evdikê‘nin katılacağı panelde ‘Filmlerde Kadın’ konusu tartışılacak. Çatışma süreçlerinde belgesel film yapmak adlı ikinci panele ise Jiyar Gol, Apo Bazidi, ve Maryam Ashrafi konuşmacı olarak katılacak. Kürt yönetmen Kazım Öz ve William Brown tarafından da film yapımı konulu ustalık dersleri verilecek.
Festival kapsamında 7’inci Yılmaz Güney En İyi Kısa Film Ödülü ve LKFF Onur Ödülü verilecek.
Yakın zamanda kurulan Gik-Der Çocuk Kulübü, “kendi oyuncağını kendin yap” etkinliğinin ikincisini 16 Ağustos Pazar günü gerçekleştirdi. Yaklaşık 100 çocuk ve ailelelerinin katıldığı etkinlik, Gik-Der Kültür ve Sanat Bahçesi’nde yapıldı.
Her ne kadar etkinliğin adı “kendi oyuncağını kendin yap” olsa da, asıl amaç çocukları sanatla buluştururken eğlenmelerini sağlamaktı. Gün boyu sanat atölyelerinde bir araya gelen çocuklar kendi becerilerine ve isteklerine göre faaliyetlerde bulundular. 4 ve 14 yaş arası çocuklar kendilerine hazırlanan standlarda el becerilerini kullanarak hem öğrendiler, hem eğlendiler hem de ürettiklerini sergileyip giderken de yaptıkları eserleri evlerine götürdüler. Tablet, televizyon, telefon yani genel olarak ekran dışındaki oyunların ne kadar eğlendirebileceğini deneyimlediler. Gik-Der tarafından kurulan çadırların altında yağmura rağmen çocuklar becerilerini gösterebilmek için adeta yarıştılar. Çocuklar kendi aralarında hünerlerini sergilerken aileler de pandeminin etkisiyle evlerde bunalmış çocukların mutluluklarına tanıklık etme sevincini yaşadılar.
GİK-DER Çocuk Klübü Etkinliği
Açılış konuşmasını Gik-Der Eşbaşkanları İbrahim Avcıl ve Paula yaptılar. Çocukları evrensel ölçekte sanatla buluşturacaklarını dile getirerek tüm alanı çocuklara bıraktılar. Ahşap kesme ve boyama, kumaştan kukla yapımı, resim, müzik, hamurdan heykel yapımı, masal atölyesi gibi bir çok alanda çocuklar hem eğlendiler, hem öğrendiler. Etkinlik, sanat yönetmeni Veli Ergün, ressam ve karikatürist Mehmet Aslan, oyuncu ve tiyatro öğretmeni Ada Burke, moda tasarımcısı Turan Zorlu, boyama atölyesi sorumlusu Nuray Aslan , Gik-Der Yönetim Kurulu ve gönüllüleri tarafından gerçekleştirildi.
Gik-Der eş başkanı İbrahim AVCIL ‘çocukları böylesine mutlu eden, gelişimlerine katkı sağlayan bir etkinliği düzenlemekten son derece mutlu ve gururlu’ olduklarını belirtti ayrıca ailelere de çağrı yaparak çocuklarını GIK_DER Çocuk Klübüne kayıt ettirmeleri halinde yeni etkinliklerden haberdar olabileceklerini bildirdi.