Author: ali

  • Bakırköy Belediye’si Timtik ve Ünsal eyleminden dolayı bankları söktü

    Bakırköy Belediye’si Timtik ve Ünsal eyleminden dolayı bankları söktü

    İSTANBUL – Ebru Timtik ve Aytaç Ünsan’a destek olmak için Bakırköy Hastanesi önünde nöbet tutan kişilerin oturdukları banklar Bakırköy Belediyesi tarafından söküldü.

    Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, “Adil yargılama” talebiyle ölüm orucunda olan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın durumuna dikkati çekmek amacıyla Timtik’in tutulduğu Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde her gün bir araya gelerek basın açıklaması yapıyor. Timtik’in durumunun kötüleşmesi nedeniyle bu sabah itibariyle nöbet tutulmaya başlandı. Dayanışma için insanların hastane önünde oturdukları banklar kimsenin oturmaması için Bakırköy Belediyesi’ne ait olan kepçeler tarafından yerlerinden sökülüp götürüldü.

    Hastane önündeki bankların Büyükşehir Belediyesi’ne ait olmasına rağmen Bakırköy Belediyesi tarafından sökülmesi dikkat çekti.

  • Yüksek tansiyon ilaçları Kovid-19’un etkilerini hafifletiyor mu?

    Yüksek tansiyon ilaçları Kovid-19’un etkilerini hafifletiyor mu?

    Kovid-19 bir çok ülkede şiddetli bir şekilde ilerlerken, dünya genelinde 23 milyon 646 binden fazla kişi Kovid-19’a yakalandı. Virüs nedeniyle 813 binden fazla kişi yaşamını yitirdi.

    Independent Türkçe bazı yüksek tansiyon ilaçlarının Kovid-19’un etkisini hafiflettiğine dair bir araştırma yayınladı.

    28 bin hastayı kapsayan 19 çalışmanın bulgularını değerlendiren bilin insanları, bazı ilaçların virüsün etkisini hafiflettiğini saptadı

    Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan bir ilaç sınıfının, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) enfeksiyonunun hafif geçmesini sağladığı ve hayatta kalma oranını artırdığı belirlendi.

    Medicalpress’in haberine göre, Birleşik Krallık’ta East Anglia Üniversitesi’nin yürüttüğü araştırma çerçevesinde, kan basıncını düşüren bir ilaç sınıfı ile Kovid-19 arasındaki ilişkiyi inceleyen ve 28 bin hastayı kapsayan 19 çalışmanın bulguları değerlendirildi.

    Uzmanlar, anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri (ACEi) ya da anjiyotensin reseptör blokerleri (ARB) kullanan kişilerde Kovid-19’un ağır geçme ve virüsten ölme riskinin düştüğünü gözlemledi.

    Üniversitenin Norwich Tıp Okulu’ndan Dr. Vassilios Vassiliou şunları söyledi:

    Kardiyovasküler rahatsızlıkları bulunan hastaların, özellikle Kovid-19 enfeksiyonunu ağır geçirme riski altında olduğunu biliyoruz ancak salgının başında yüksek tansiyon için kullanılan bazı ilaçların Kovid-19 hastalarında daha kötü sonuçlarla bağlantılı olabileceği yönünde endişeler mevcuttu. Bu ilaçların, Kovid-19’lu kişiler üzerindeki etkisini keşfetmek istedik.

    Araştırmaya hastaneler destek verdi

    Vassiliou, çalışmada ACEi/ARB ilaçlarını alan Kovid-19’lu yüksek tansiyon hastalarının, bu ilaçları almayanlarla kıyaslandığında kritik veya ölümcül bir sonuçla karşılaşma olasılıklarının daha düşük olduğunu saptadıklarını ifade etti.

    Araştırmaya Norfolk ve Norwich Üniversite Hastanesi’nin de destek verdiği kaydedildi.

     

    Independent Türkçe

     


     

    Şelale Restaurant

  • ABD polisi bir siyahi yurttaşı daha vurdu

    ABD polisi bir siyahi yurttaşı daha vurdu

    HABER MERKEZİ – ABD’nin Wisconsin eyaletinde kavga eden iki kişiyi ayırmaya çalışan Jacob Blake  adlı siyahi yurttaş, polisin açtığı ateşle yaralandı. Olaya yönelik tepkiler sırasında çıkan olaylar üzerine kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    Amerika Birleşik Devlet’inde polislerin siyahi yurttaşlara dönük uyguladığı orantısız şiddete bir yenisi daha eklendi. Ülkenin Wisconsin eyaletinde, Jacob Blake adlı siyahi bir yurttaş, kendisine arkadan ateş açan bir polisin silahından çıkan kurşunla yaralandı.

    Ağır yaralanan siyahi yurttaş, kaldırıldığı hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı Yaşam mücadelesi veren Blake için olay sonrası yüzlerce kişi tepkilerini göstermek üzere sokağa çıktı. Ancak polisin protestoculara müdahale etmesi üzerine olayla çıktı. ABD polisi eylemcilere biber gazı ve plastik mermi ile müdahale etti. Protestocular ise Kenosha İlçe Adliyesini ateşe verdi. Protestoların giderek büyümesi üzere kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    TANIKLAR: BLAKE’NİN ELİ BOŞTU

    Görüntülere yansıyanlara göre, Jacob Blake, iki kişi arasındaki kavgayı ayırmaya çalışırken, kendisine yaklaşan polislerce kısa mesafeden vuruldu. Görgü tanıkları ise, Blake’in arabasına doğru hareket ettiği sırada polisin kendisine ateş ettiğini belirtti. Tanıklar ayrıca, Blake’nin elinin boş olduğunu ve üzerinde ise atlet ile tişört olduğunu anlattı.

    EYLEMCİLER: SESSİZ KALMAYACAĞIZ

    Ülkenin Minneapolis kentinde geçtiğimiz 25 Mayıs’ta George Floyd isimli siyahi gencin boğazına basan polislerce nefessiz bırakılarak yaşamını yitirmesi üzerine yüzbinlerce siyahi yurttaş birçok, kentte sokaklara dökülmüş, günlerce tepkilerini göstermişti.

    Flayd’un ölümüyle başlayan ırkçılık karşıtı gösteriler henüz bitmediğini kaydeden protestocular, ABD polisi tarafından öldürülen Jacob Blake, Trayford Pellerin, Breonna Taylor,  George Floyd,  Tony McDale,  Sean Reed, Michael Brownric, Garner,  Trayvon Martin  ve devlet tarafından yaşamı çalınan tüm siyahi hayatlar için adalet istediklerini belirtti.

  • Fikirlerinin yayılmasını önlemeye çalışıyorlar!

    Fikirlerinin yayılmasını önlemeye çalışıyorlar!

    Britanya’nın en büyük işçi sendikası Unite the Union’un uluslararası direktörü  ve Öcalan’a özgürlük kampanyası yeni direktörü Clare Baker, “Türk devleti, kendisini izole altında tutarak, Öcalan’ın fikirlerinin yayılmasını önlemeye çalışıyor.”

    Erem Kansoy-LONDRA

    Unite the Union’un uluslararası direktörü  ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası yeni direktörü Clare Baker, Erdoğan ve AKP yönetiminde Türkiye’nin demokrasiden uzak diktatoriyal sisteme yönelmesini, Öcalan’a özgürlük kampanyasıyla tanışması ve kampanyaya kendsinin de katılımı ile kampanyanın gelişimi ve ilerleyişini,  yine Türkiye’de Kürt kadınlarına yönelik hızla artan saldırılar ve baskıları, Türk devletinin 21 yıldır Kürt halk önderi Öcalan’ı izole altında tutmasını, PKK’nin terör listesinde olmasıyla nasıl başa çıktığını, Türkiye’nin uluslararası yasaları ve insan haklarını çiğnemesi konularına ilişkin gazetemize özel değerlendirmelerde bulundu.

    Öclana Özgürlük Kampanyası Britanya’daki çalışmlarının döründcü yılını doldururken gün geçtikce kampanyaya destek de artıyor, iki sendikanın öncülüğünde başlayan kampanya Britanya genelinde en büyük 15 sendikanın desteğini alırken kampanyaya Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki sendikalardandan destek artıyor. Öcalana Özgürlük kampanyası 2018’deki Durham Madenciler festivalinin Öcalana adanmasının ardından geçtiğimiz günlerde de Online bir oturum ile Öcalana özgürlük çağırısı yaptı.

    ‘TÜRK DEVLETİ ÖCALAN’IN FİKİRLERİNİN YAYILMASINI ÖNLEMEYE ÇALIŞIYOR’

    Yaklaşık 21 yıldır tecrit altında tutulan Kürt halk önderi Öcalan’ı izole ederek özgün insan haklarından dahi yararlanmasına mâni olan Türk devletinin Kürt halkına yaklaşımını da ortaya koyduğunu söyleyen Baker, “Bence Öcalan’ı başlıca feminism eşitlik ve Kürt halkının özgürlüğü için olan fikirlerinin yayılmasını önlemek için izole altında tutuyorlar. O’nun tutsaklığı ve izole altında tutulması Türk devletinin genel anlamda Kürt halkına yaklaşımını da ortaya koyuyor.”

    ‘İNGİLİZ GAZETELERİ TÜRKİYENİN ALGI OPERASYONLARINA ALET OLUYOR’

    Kürt Özgürlük Hareketini, terör örgütü olarak nitelendirilen önyargı fişlemesi ile nasıl başa çıkabilir?

    Özellikle Avrupa’daki işbirlikçileri ile Kürt halkına yönelik kriminalize politikalarını derinleştiren ve yine Kürtlere yönelik algı operasyonlarına ilişkin de konuşan Baker, “basında Kürtlerle iligli yapılan fişlemler doğru değilidr.” Dedi.

    Baker, “Benim fikrim örneğin, daha fazla sendikal hareketler ve benimde dahil olduğum Öcalan’a özgürlük kampanyası gibi konulara daha çok özen gösterilmeli. Eğer ki bu alanlarda daha çok sesinizi duyurabilirseniz, eşitliği, özgürlüğü anlatabilirseniz insanlarda gerçeği daha çok görecek. Örneğin basının üzerindeki Türkiye baskısı…  Basında Kürtlerle ilgili, yapılan fişlemeler doğru değildir, İngiliz gazeteleri Türkiye’nin algı aleti oluyor. Kürt toplumu kendi özelliklerini kendi değerlerini dış toplumlara daha çok anlatabilirse, örneğin İşçi partisi hareketine sendikal harekete daha çok yaklaşıp Kürt halkı anlatılırsa bu fişleme ve önyargıda zamanla yıkılacaktır.”

    ‘KÜRT HALKININ ÖZGÜN DEĞERLERİNİ TANIDIKCA YÜREĞİME DOKUNDU’

    “Ben kampanyaya ilk zamanlarında katılmıştım, o dönemler Kobene savaşı devam ediyordu, evet işçi sedikaları olarak Türkiye’de ve ortadoğuda neler olduğunu nasıl sonuçlar getirdiğini görebiliyorduk fakat Kobane savaşı bir dönüm noktası olmuştu, Türk devletinin Kürt halkına ailelerini, arkadaşlarını DAİŞ barbarlığına karşı savunmasına izin vermediğine tanık olmuştuk.

    Buna tanık olduktan sonra birçok sendikacı, Kürtleri tanıdı, YPG-YPJ ve Abdullah Öcalan’ın fikirlerini tanıdı. Özellikle bu benim içinde çok önemli bir ilham kaynağı olmuştu, Kürt kadın hareketi, Kürt halkının özgün değerleri bana tanıdıkça daha önemli geldi ve yüreğime dokundu, Kürt insanlarına ve Kürt hareketine daha çok ısındım, bu kampanyaya elbette destek vermem kesinlikle kaçınılmazdı.”

    ÖCALAN’IN FİKRLERİNİ SENDİKA ÜYELERİNE ANLATIYORUZ

    Kampanyanın yeni direktörü Baker, kampanyanın gelişimi ile iligli gazetemize yaptığı değerlendirmede ise, “Britanya genelinde şuanda kampanya 15 genel sendika tarafından ve ayrıca sendikalar federasyonu olan TUC tarafından da destekleniyor, ayrıca yurt dışından da bir çok sendika kampanyamıza destek veriyor.  Kampanya Britanya’da çok hızlı büyüyor, ayrıca belirttiğimgibi yurt dışında da destekcilerimiz var fakat bunuda aşmayı başardık ve sendikaların kökenine indik, Öcalan’ın fikirlerini, Kürt halkını, Öcalan’ın özgürlüğünün sadece Kürtler için değil tüm bölge için önemini artık sendika üyelerine anlatıyoruz.” Ifadelerine yer Verdi.

    ‘KÜRT KADIN ÖZGÜRLÜK HAREKETİNDEN ÖĞRENECEK ÇOK ŞEYİMİZ VAR’

    Ortadoğuda kadın özgürlüğü sizin için nekadar önemli ve sizce Kürt kadın hareketi bu yolda ciddi bir rol oynuyormu?

    “Bence Kadın hareketi gerçekten çok çok önemlidir çünkü Ortadoğu kadın haklarının tam anlamıyla hiçe sayıldığı bir yer kadın haklarını ne halde olduğunu gördük, buna ragmen bakınız o bölge içersinde küçük bir bölgede ise aslında dünayay örnek olacak büyüklükte kadın haklarının nasıl çalıştığını görüyoruz bu küçük yer aslında bütün ortadoğu için bir örnektir. Erdoğan gibi insanların Rojavaya saldırmasının bir diğer sebebide kendi ülkelerinde eşitlik ve özgürlükleri aslında istememeleridir. Kadın özgürlük hareketi küçük bölgeden çıkıp bütün bölgeye yayılırsa bu ortadoğu için muhteşem bir şey olurdu, sadece ortadoğu için değil kadınlar orada yaptıklarıyla bütün dünaya ilham kaynağı olurlardı.

    Britanya’da da kadın hakları mükemmel olmasada en azından burda bazı haklarımız var buna ragmen Kürt kadınlarından öğrenecek çok şeyimiz var, O’nların yaklaşımları daha etkileyici ve geniş çerçevededir.”

    SENDİKAL HAREKETİMİZ ERDOĞAN’IN KÜRTLERE YAPTIKLARINI UNUTMAYACAKTIR

    Türkiye uluslarası yasaları Kürt topraklarına işgal saldırılarıyla ve soykırım girişimleriyle devam ediyor, Erdoğan ve Türk devletine bu yönde ki mesajınız nedir?

    “Evet uluslarası yasaları Erdoğan hiçe sayıyor, aslında Erdoğan’ın yaptıklarını uluslarası platformda herkes görüyor, devletlerin içinde de bizim gibi insanlar var ve Erdoğan’ın yaptıklarının yalnış olduğunu söylüyorlar,  fakat yeterince kimse ses çıkarmıyor. Erdoğan bölgede çok önemli stratejik bir pozisyona sahip, çıkar politikaları yüzünden bir çok devlet Erdoğan’ın yaptıklarını deşifre etmiyor, fakat bizler Erdoğan’ın neler yaptığını çok iyi biliyoruz, sendikal hareket Erdoğan’ın Kürtlere ve Kuzey doğu Suriyedeki insanlara neler yaptığını asla unutmayacaktır. Erdoğan tam anlamıyla heryeri işgal dahi etsebizlerde hiç yorulmadan Rojava halkı yanında olmaya destek olmaya devam edeceğiz.”

  • Başbakan Johnson: Çocuklarınızı okula gönderin

    Başbakan Johnson: Çocuklarınızı okula gönderin

    Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) rağmen ebeveynlerden çocuklarını okula göndermelerini istedi.

    Yazılı açıklama yapan Johnson, okulları güvenli şekilde yeniden açmanın ahlaki bir görev olduğunu ve yaz boyunca bunun için çalışıldığını ifade etti.

    “Çocuğun okuldan uzakta olması çok daha zararlı”

    Kovid-19 konusunda uzmanların tavsiyeleri doğrultusunda hareket ettiklerine dikkati çeken Johnson, “Okulda Kovid-19 kapma riski çok düşük. Gelişimi, sağlığı ve refahı açısından çocuğun okuldan uzakta olması çok daha zararlı” değerlendirmesinde bulundu.

    Johnson, bu nedenle çocukların öğrenmeleri ve arkadaşlarıyla olmaları için sınıflara geri dönmelerinin hayati derecede önemli olduğunu kaydetti.

    “Çocuklarda ölüm oranı milyonda 14”

    İngiltere, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler Kamu Sağlığı Başkan veya Başkan yardımcılarının açıklamasında da “ilk veya ortaokul çağındaki çocukların Kovid-19’dan ölme riskinin son derece düşük” olduğunu gösteren araştırmalara dikkat çekildi.

    5 ile 14 yaş arasındakilerin Kovid-19 enfeksiyonundan ölüm oranının milyonda 14 olarak tahmin edildiği belirtilen açıklamada, bunun da çoğu mevsimsel grip enfeksiyonundan daha düşük olduğu kaydedildi.

    Açıklamada, Kovid-19’a yakalanan çocukların ve gençlerin büyük çoğunluğunun hafif semptomlarla hastalığı geçirdiği veya hiç semptom göstermediğine dair birçok araştırma olduğu belirtildi.

    “Okulların sadece yüzde 0,01’inde salgın görüldü”

    Birleşik Krallık Halk Sağlığından yapılan açıklamada da çocukların okulda virüs kapma ihtimalinin düşük olduğu kaydedildi.

    Ülkede okulların sadece yüzde 0,01’inde salgın görüldüğü vurgulanan açıklamada, haziranda okul öncesi ve ilkokula giden 1 milyondan fazla çocuktan sadece 70’inin virüs kaptığı aktarıldı.

    Birleşik Krallık okullar salgın nedeniyle 20 Mart’ta kapatılmış ve ancak haziranda bazı sınıflar yeniden açılmıştı.

     

    Independent Türkçe

     


     

    Extra Cash & Carry

  • Türk Telekom’dan Kürtçe dışında dil bilmeyen anneye: Talebini ya Türkçe ya Arapça anlat

    Türk Telekom’dan Kürtçe dışında dil bilmeyen anneye: Talebini ya Türkçe ya Arapça anlat

    Türk Telekom, hattının kullanıma kapatılmasını isteyen ve Kürtçe dışında dil bilmeyen anneden, talebini “ya Türkçe ya Arapça” anlatmasını istedi. İki dili de bilmeyen annenin telefon hattı kapatılmadı.

    Batman’da yaşayan Fevziye Başaran, Türk Telekom’dan aldığı hattın kapatılmasını istedi. Ancak Kürtçe dışında başka bir dil bilmeyen Başaran’dan talebini ya Türkçe ya da Arapça yapılması istendi. Başaran’ın tercüman aracılığıyla derdini anlatması da yetmedi. Türk Telekom Müşteri Temsilcisi, hattın kullanıma kapatılması için Başaran’ın bu talebini Türkçe ya da Arapça yapması gerektiğini belirterek, hattı kullanıma kapatılmasını kabul etmedi.

    SADECE KÜRTÇE BİLİYOR 

    İstanbul’da yaşayan Başaran’ın oğlu Ömer Başaran, 20 Ağustos Perşembe günü kullandığı telefon hattını kapatmak için Türk Telekom’u aradığını belirterek, Türk Telekom Müşteri Temsilcisi’nin hattın annesi adına kayıtlı olduğunu, kapatılması için annesinin bizzat araması gerektiğini kendisine aktardığını dile getirdi. Müşteri Temsilcisi’ne annesinin Kürtçe dışında başka bir dil bilmediğini anlattığını kaydeden Ömer Başaran, Türk Telekom Müşteri Temsilcisi’nin müşterinin kendisi talepte bulunmadan hattı kapatamayacaklarını bildirmesiyle 21 Ağustos Cuma günü Batman’da ikamet eden annesinin yanına amcasının oğlunu gönderdiğini kaydetti.

    HÜR İRADESİYLE KONUŞMADI!

    Amcaoğlunu annesine tercümanlık yapmak üzere annesinin yanında gönderdiğini, annesinden hattın kapatılması yönündeki talebi aldığını, bunu Türk Telekom Müşteri Temsilcisi’ne nasıl aktarması gerektiğini annesine anlattığını vurgulayan Ömer Başaran, “Amcamın oğlu hattın kullanıma kapatılması için Türkçe söylediği şeylerin annemin tekrarlamasını istedi. Ancak Türk Telekom Müşteri Temsilcisi, annemin hür iradesiyle konuşmadığını belirterek talebi reddetti” dedi.  Olaya Twitter hesabı üzerinden tepki gösteren Başaran’a kısa süre içerisinde binlerce kişi destek verdi.

    ‘TÜRKİYE’NİN ANADİLİ TÜRKÇE’DİR’

    Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Ömer Başaran, başından geçen olayı şöyle anlattı: “19 Ağustos Perşembe günü Türk Telekom’u aradım ve hattımı kapatmak istediğimi söyledim. Bana yardımcı olabileceklerini söylediler. Sonra ‘Hat sahibi siz misiniz?’ diye sordular. Ben de hat sahibi ben değilim annemdir dedim. Annemim Türkçe bilmediğini, Batman’da ikamet ettiğini söyledim. Onlar da hat sahibi konuşmazsa hattı kapatma onayı veremeyeceklerini söyledi. Telefonu kapatıp, Batman’da yaşayan amcamın oğluyla iletişime geçtim. Annemin yanına gönderdim onu. Amcamın oğluna annemin yanına gitmesini, müşteri hizmetlerini aramasını ve Türkçe konuşup aynı cümlelerinde annem tarafından tekrarlanmasını söyledim. Batman’da müşteri hizmetlerini aradılar. Annem, amcam oğlunun söylediklerini tekrarlıyordu. Ancak müşteri hizmetleri, ‘Anneniz hür iradesiyle ve Türkçe söylemesi gerekiyor’ dedi. Annem Türkçe bilmiyor. O Batman’da, ben İstanbul’da yaşıyorum. Hattı kullanan benim. Onlara ‘Annem Türkçe bilmiyor bu yaştan sonra Türkçe mi öğrenecek’ dedim. ‘Annem Kürtçe konuşsun siz çevirin’ diye talep ettim. Bana ‘Türkiye’nin anadili Türkçedir. Türkçe konuşup Türkçe anlaşıyoruz’ dediler. ‘Neden Arapça anonsunuz var da Kürtçe yok?’ diye sordum. Annemin isterse Arapça konuşabileceğini, Kürtçe prosedürlerinin olmadığını söylediler. Hattı kapatmayıp yardımcıda olmadılar.”

    30 MİLYON KÜRT VAR

    Türk Telekom’un bu tavrına tepki gösteren Başaran, “Tamamen asimilasyon politikaları çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor bu olayı. Şimdi Türkiye’de kaç milyon Arap var? 3 milyon. Ancak 30 milyon Kürt var. Benim annem 65 yaşında bir kadın. O dönem okul olmadığı için Türkçe öğrenmemiş. Yani Türk Telekom gibi bir şirket Kürtçe bir çevirmen tutamıyor mu?” diye sordu.

    TEPKİ ÜZERİNE ARADILAR 

    Olayın sosyal medyada yayılması üzerine tepki toplayan Türk Telekom’un kendisini arayıp, özür dilediğini aktaran Başaran, “Onlara, ‘Annem gibi Türkçe bilmeyen insanlar sizi aradığında ne yapacaksınız?’ diye sordum. ‘Bu konuda bir prosedürümüz olabilir’ dediler. Açıkçası inanmadım. Ne zamandan beridir yok, şimdi mi olacak?” ifadesini kullandı.

    MA / Cahit Özbek

  • Giresun’da sel değil HES felaketi

    Giresun’da sel değil HES felaketi

    Giresun’da yaşanan sel felaketinin sonuçları suların çekilmesiyle ortaya çıktı. HES’lerin yıkılması sonucu Dereli ilçe merkezinin yanı sıra fındık bahçeleri sular altında kaldı.

    Giresun’da dün sabah saatlerinden itibaren etkili olan sağanak yağışın sele dönüşmesi sonucu şehrin birçok ilçesinde büyük felaket yaşandı. Sel sırasında 1’i asker 4 kişi yaşamını yitirdi, 11 kişi de kayboldu. Yollar ve köprülerin hasar görmesi sonucu onlarca kişi mahsur kaldı. Dereli ilçesinin yakınlarından geçen Aksu Deresi üzerinde kurulu Hidroelektrik Santrali’nin (HES) taşması sonucu ilçe merkezi sel suları altında kaldı. Selin taşıdığı çamur ve moloz yığınlarının 2 metreye yaklaştığı ilçe merkezinde hasar büyük. Yine aynı bölgede yaşanan yol çöküntüleri sonucu Giresun-Dereli-Sivas yolu kapatıldı.

    YOLLAR KÖPRÜLER YIKILDI

    Selin etkilediği diğer bir ilçe olan Espiye’de ise Gelevera Deresi boyunca istinaf duvarlarının çökmesi sonucu yollar yıkıldı. Soğukpınar beldesine çıkan yollar kapanırken, Güce ilçesine geçmek için kullanılan köprünün çökmesi sonucu ilçeye ulaşım sağlanamıyor. Gelevera Deresi üzerine kurulan Martı Hidroelektrik Santrali’nin yıkıldığı selde dere etrafında bulunan fındık bahçeleri ve ekili tarım arazileri de sular altında kaldı. Hasarın büyük olduğu Espiye’den Güce ve Yağlıdere ilçeleri ile Soğukpınar beldesine ise ulaşım tamamen kesildi.

    Yine dün akşam saatlerinde menfez çökmesi sonucu içinde 6 kişinin bulunduğu jandarma aracının sele kapıldığı Tirebolu-Doğankent yolu ise ulaşıma kapandı.

    YAŞANANLAR HES’LERİN SONUCU

    Sel felaketiyle ilgili ajansımıza konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Espiye İlçe Başkanı Eşref Bodur, yaşanan felaketin dereler üzerine yapılan HES sonucu oluştuğunu kaydetti. Suların birdenbire yükseldiğini söyleyen Bodur, “Kimse malını kurtaramadı, ancak canını kurtarabildi ve yüksek yerlere doğru kaçmak zorunda kaldı. Felaketi gördük, bundan sonra umarım bu HES’lerin sonu olur” dedi.

    DOĞANIN DENGESİNİ BOZDULAR 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Giresun İl Temsilcisi Hulusi Bilgin ise, “Doğaya sahip çıkılsaydı bu felaket yaşanmazdı” dedi. Vadi planlaması yapılmadan inşa edilen HES’ler sonucu bu felaketin olduğunu aktaran Bilgin, derelerin kenarlarına kurulan taş ocaklarının da bu felakette payının olduğunu vurguladı. Doğanın dengesinin bozulması sonucu yağış oranlarının değiştiğini söyleyen Bilgin, çözüm olarak yeniden bir vadi planlaması yapılması ve var olan HES’lerin yıkılması gerektiğini vurguladı.

    Bu yıkımlara alışmak zorunda kaldıklarını dile getiren Bilgin, belki 15-20 gün sonra bunların yine yaşanacağını söyledi. Yurttaşların ürünlerinin sele kapıldığını da sözlerine ekleyen Bilgin, “Biz yeniden felaket yaşamak istemiyoruz. Bizi yönetenlere sesleniyoruz; eğer yönetemiyorsanız biz halklar olarak yönetmeye talibiz” diye konuştu.

     

    MA / Tolga Güney