Author: ali

  • İngiltere son 30 yılın en büyük demiryolu grevine hazırlanıyor

    İngiltere son 30 yılın en büyük demiryolu grevine hazırlanıyor

    Birleşik Krallık’ta demiryolları sektöründe daha iyi ücret ve çalışma koşulları için son 30 yılın en büyük grevine hazırlık yapılıyor.

    Demiryolu sendikası RMT, daha iyi ücret ve çalışma koşulları için 21 ve 25 Haziran tarihleri arasında greve gideceklerini duyurdu.

    Sendika, 21 Haziran’da Londra metrosunda da 24 saatlik yeni bir greve gideceklerini duyurdu.  Mart ayında da grevler gerçekleşmişti.

    Sky News’e konuşan Sağlık Bakanı Sajid Javid, Covid-19 salgını ardından bu grevin ekonomi üzerinde yaratacağı etki konusunda uyardı.

    Toplumsal hareketlerin özellikle Glastonbury müzik festivali gibi büyük ölçekli birçok sportif ve kültürel etkinliği aksatabileceği belirtiliyor.

    RMT sendikası Salı günü yaptığı yazılı açıklamada “50.000’den fazla demiryolu işçisi bu ayın sonlarında üç günlük ulusal greve gideceğini” belirtirken, 1989’dan bu yana bu sektördeki en büyük grev olacağına dikkat çekti.

    Açıklamada 21, 23 ve 25 Haziran’da yapılacak bu sosyal hareketin “demiryolu işverenlerinin RMT ile müzakere edilmiş bir uzlaşmaya varamamasından kaynaklandığı” ifade edildi.

    RMT, demiryolu ağı operatörü Network Rail’in 2 milyar sterlinlik tasarruf planının bir parçası olarak en az 2.500 bakım işini ortadan kaldırmayı planladığını belirtti.

     

  • Kadınlar, 17. Zilan Kadın Festivali’ne hazırlanıyor 

    Kadınlar, 17. Zilan Kadın Festivali’ne hazırlanıyor 

    İngiltere’nin başkenti Londra’da Jiyan Kadın Meclisi tarafından her yıl geleneksel olarak yapılan Zilan Kadın Festivali’nin bu yıl 17.si düzenleniyor. 26 Haziran tarihinde gerçekleşecek festivalin bu yıl ki sloganı, ”Diren, Örgütlen, Özgür Yaşa!”. 

     Jiyan Kadın Meclisi tarafından 26 Haziran tarihinde gerçekleştirilecek 17. Zilan Kürt Kadın Festivali’nin hazırlıkları son aşamaya geldi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir çok etkinliklerin yer alacağı festival kapsamında saat 15:00’de Kurdish Community Centre, 11 Portland Gardens, Harringay Ladder, London N4 1HU adresinde sanatçılar Ayfer Düzdaş, Suna Alan, Paula Darwısh, Sevim Aslan, Group Yade, Group Piro ve Kurdish Women’s Choir sahne alacaklar. Milletvekili Feryal Clark ve insan hakları avukatı Melanie Gingell’ın konuşmacı olarak katılacağı festivalde müziğin yanısıra, folklor, davul ve zurna, yöresel kıyafet defilesi, sinevizyon gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca yemek ve kıyafet standlarının çeşitliliği ile çocuklar için de kreş ve etkinlikler olacak. 

    Jiyan Kadın Meclisi tarafından yapılan açıklamada festivale her kesimden kadının davetli olduğu ifade edilirken, Ortadoğu’da Kürt kadının öncülük ettiği devrim ile özgür bir toplumun inşa edildiğine vurgu yapıldı. Jiyan Kadın Meclisi yaptığı açıklamanın devamında ”Bu yıl ”Diren, Örgütlen, Özgür Yaşa!”diyerek buluşacağız ve direniş ezgilerimizle, halaylarımızla mücadeleye devam diyeceğiz. Sözlerimiz, ezgilerimiz, sloganlarımız direnişe odaklanacak. Sadece bir etkinlik değil bizimkisi, daha fazla güçlenmek için bir arada olacağız” dedi. 

     

  • Britanya Alevi Festivali’nde ‘Barış ve Adalet’ çığlığı

    Britanya Alevi Festivali’nde ‘Barış ve Adalet’ çığlığı

    DİREN DİCLE

    Binlerce kişinin katıldığı çok sayıda sanatçının sahne aldığı Britanya 11. Alevi Festivali’nde şarkılar, türküler ve şiirler ‘Barşı ve Adalet’ için söylendi.

    Avrupa’nın en büyük Alevi festivallerinden biri olma özelliği taşıyan Britanya Alevi Festivali bu yıl ‘Barış ve Adalet’ şiarı ile 11’inci kez gerçekleşti. Bir hafta boyunca, panel, seminer, cem, tiyatro, çocuklar için özel atölyeler, resim sergileri ve dev konserler ile Londra görkemli bir festivale ev sahipliği yaptı. Alevi Festivali’nin ötesinde tüm dilleri, kimlikleri, renkleri ve farklılıkları ile binlerce kişiyi buluşturan festivalin ana teması ise ‘Adalet ve Barış’ oldu. Festival için yapılan çağrılır da, “Hep birlikte adalet ve barış için gelin canlar bir olalım’ deniyordu. Adalet ve eşitlik için Canların çağrısına Kürtçe ve lehçeleri, Rumca, İngilizce ve Türkçe gibi  bir çok dil, inanç ve kimlik şarkıları türküleri ile eşlik etti.

    ÇIRALAR ‘BARIŞ’ İÇİN YAKILDI

    Festivale, Can Dündar, Çilem Küçükkeleş, Barış Atay, Osman Baydemir, Abbas Tan, Turan Eser, Ferhat Tunç, Oğuz Aksaç, Ali Sizer, Erdal Yapıcı, Ayfer Düzdaş, Suna Alan, Pınar Aydınlar, Gani Pekşen, Derya Alibabaoğulları gibi onlarca sanatçı, aydın, gazeteci ve yazar katılırken, her cümlenin sonunda ‘eşitlik, özgürlük, adalet ve barış’ için ‘direniş ve mücadele’ haykırışı yer aldı. Aleviliğin inançsal olarak hoşgörü, barış ve özgürlük ile örüldüğü dile getirilen festivalde, pirlerin, dedelerin ve anaların yaktığı çıralar da  Cemler de ‘barış’ dileklerinde bulunuldu.  Tarihi sürgün ve katliamlarla örülen Kürt Alevilerin, Pir Seyit Rıza’nın ‘boyun eğmez’ tavrı ile  faşizme, zulme, baskıya karşı mazlumun yanın da olmanın vurgusu vardı.

    Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmeler ile birlikte AKP-MHP faşizmine tepki ve ortak mücadele vurgusu festival de yapılan konuşmaların temel öğesi oldu. Britanya’da bulunun Kürdistan ve Türkiyeli demokratik kitle örgütleri açık alan etkinliklerin de yaptıkları konuşmalar da, kapitalizme, sömürüye, baskıya ve faşizme karşı ortak mücadelenin önemine vurgu yaptı. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi direnişine katılanlara hakaretleri  ‘Jın jiyan azadi’ sloganı ile alanda karşılığını buldu.

    ADALET DEYİNCE ŞENYAŞA AİLESİ…

    Adalet deyince ‘Şenyaşar ailesi’, barış deyince Cumartesi annelerinin direniş deyince Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve daha binlerce siyasi tutsağın unutulmadığı festival de, Kürt sanatçıların konserlerinin yasaklanmasında tepki vardı.

    Üç gün boyunca süren açık alan konserlerine binlerce kişi katıldı. Kürtçe şarkıların deyişlerin söylendiği konser etkinliklerinde, ‘Yuh yuh’, ‘Bir şey yapmalı’, “Özgürlük mahkumları”. “Ciao bella” ve “Desmal” gibi şarkılara binlerce kişi eşlik etti. Gençler ve çocuklar müzik eğitmenleri eşliğinde bağlamaları ile sahne de deyişler seslendirdi. Davul zurna eşliğinde folklor gösterilerinin yapıldığı festival alanında, yöresel derneklerin yemek standların da kuyruklar oluştu. Heyva-Sor ile birlikte sosyalist ve devrimci kurumların kitap standlarına yoğun ilgi gösterilirken, alanda bazı yazarlar kitaplarını imzaladı.

    Konserlerin yapıldığı festival alanı panayırı andırırken, özellikle çocukların ve gençlerin  Kesk, sor u zer (Sarı, kırmızı, yeşil) puşi ve şal u şapıkların takarak alanda yerlerini alması ise Newroz havası oluşturdu.

    Deyişler, türküler. direniş şarkıları ile şiirlerin söylendiği festivalin özeti ise söylenen şu dizeler de idi: “Saraylar saltanatlar çöker. Kan susar birgün. Zulüm biter, Menekşelerde açılır üstümüzde Leylaklarda güler. Bugünlerden geriye, Bir yarına gidenler kalır Bir de yarınlar için direnenler.”

     

     

     

     

  • Kadın hikayeleri ‘Saklı Sesler: Bugünkü Hackney’in Oluşumu’ etkinliğinde 

    Kadın hikayeleri ‘Saklı Sesler: Bugünkü Hackney’in Oluşumu’ etkinliğinde 

    Kadın hakları aktivisti ve doktora adayı Feride Kumbasar girişiminde Türk ve Kürt göçmen kadınların Hackney’deki yeniden yerleşim hikayelerini paylaşmak, bugün Hackney’in oluşumuna ekonomik, sosyal ve kültürel katkılarını kutlamayı amaçladığı görsel ve işitsel sergilerle birlikte bir dizi interaktif etkinlik düzenlenecek. 

     9 – 11 Haziran tarihleri arasında 39A Newington Green, London N16 9PR adresindeki Newington Green Unitarian Church’de gerçekleşecek 3 günlük etkinlik kapsamında kısa film gösterimleri, dergi ve fotoğraf sergileri, atölye çalışmaları, müzik ve panel tartışmaları ile Türk ve Kürt kadınlarının göç, çalışma ve cinsiyet mücadelesi ve Newington Green ve çevresinde katkılarının tarihi vurgulanacak.  

     Türk ve Kürt topluluklarının ürettiği göç, yaşam tarzı ve gösteriler ile kısa tematik filmlerin toplumlarımızın üyelerinin çektiği videoların gösterileceği etkinlikte, kendi seslerinden 8 kadın hikayesine de audio sergisiyle yer verilecek. 

     Etkinlik ayrıca yerel politikacıları, topluluk ve kadın örgütlerinin temsilcilerini, sanatçıları, topluluk aktivistlerini, gazetecileri ve Hackney’in göçmen tarihi ve mirasına ilgi duyan öğrencileri bir araya getirecek. 

     Öyküler, konuşmacılar, tanıklık kayıtları, videolar ve sergiler aracılığıyla ele alınacak bazı temalar şöyle: Göç ve erken yeniden yerleşim, iş ve emek kimliği, Toplum Merkezleri mekan ve cinsiyet siyaseti, kadına yönelik şiddet kampanyası, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, sınır dışı edilmeyi önleme kampanyası, fabrika grevleri, 1 Mayıs eylemleri,  toplum festivalleri ve 2. Kuşağın katkısı.   

     Feride Kumbasar kimdir? 

    Hackney’de yaşayan Türk ve Kürt göçmen kadınlar üzerinde bir sözlü tarih çalışması yürüten ve öznelliklerinin inşasını ve Hackney’i bugün şekillendirmedeki paylarını incelemeyi amaçlayan bir Doktora adayıdır. Çalışma, Araştırma Konseyi’nden tam burs almaya hak kazanmıştır. 1989 dan beri Londra’da yaşayan Feride Kumbasar, Birkaç konuda uzmanlaştı; Ekonomi, Sosyoloji ve Kentsel Dönüşüm ve değişik Sivil Toplum Merkezlerinde 30 yıllık çalışma deneyimine sahip. Doktora eğitimine başlamadan önce yaklaşık 10 yıl IMECE Kadın Merkezi’ni yönetti. Kampanya ve lobi yapma yöntemiyle sosyal değişim yaratmak ve akademik bilgiyi tabandan gelen bilgiyle harmanlayarak kapsamlı bir politik bakış açısına ulaşmak amacıdır.   

  • Britanya KHM’den 11 Haziran çağrısı

    Britanya KHM’den 11 Haziran çağrısı

    Britanya Kürt Halk Meclisi, 11 Haziran günü ‘Kürdistan’ı savun’ şiarıyla Londra BBC binası önünde yapacakları eyleme tüm ilerici yurtsever, demokrat, aydın ve insanlık onurundan yana olan herkesi davet etti.

    Dünyanın bir çok ülkesinde 11 Haziran günü aynı anda yapılması planlanan ‘İşgale karşı Kürdistan’ı savun’ eylemine ilişkin Londra’da hazırlıklar tamamlandı. Kürt Halk Meclisi ve enternasyonalist örgütler öncülüğünde gerçekleşecek olan eyleme ilişkin yüzlerce bildiri dağıtıldı.  Eyleme ilişkin bir çağrı da bulunan Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Elif Sarıcan,

    11 Haziran Cumartesi saat 13:00’da BBC binası önünde bir miting düzenleyeceklerini ve ardından yürüyüş gerçekleştireceklerini belirtti. Eylemin dünyanın bir çok yerinde aynı anda gerçekleşeceğini ifade eden Sarıcan, “Küresel eylem gününe biz de burada örgütleniyoruz. Hem Kürdistan’ın dostları hem de Kürt halkı ile birlikte Türk devletinin savaş ve işgal politikalarına karşı Kürdistan’ı savun diyeceğiz. Türk devleti Kürt halkına karşı savaş suçları işliyor ve kimyasal silahlar kullanıyor. Yapacağımız eylemle aynı zaman da insanlık suçlarına karşı bir tavır koymuş olacağız” dedi. .

    ‘SİLAH SATIŞLARINI DURDURUN’ DİYECEĞİZ

    Özellikle batı ve NATO devletleri tarafından Türkiye’ye silah satışları diplomatik ve ticaret ilişkileri üzerinden verilen desteğin derhal çekilmesi gerektiğini vurgulayan Sarıcan, “Biz Londra’dan özellikle Britanya’nın Türk faşist rejimine silah satışlarını durdurması talebinde bulunacağız. Britanya diplomatik pozisyonunu kullanarak Türkiye’nin işgal politikalarını durdurması ve bir barış sürecinin tekrar başlatılmasına yönelik bir pozisyon alması çağrımız olacak” dedi.

    KHM’DEN İLERİCİ KESİMLERE ÇAĞRI

    Dünyanın neresinde olunursa Türk devletinin Kürtlere karşı bu kanlı ve kirli savaşına karşı harekete geçebileceğini bir kez daha göstereceklerini kaydeden Sarıcan,

    “Kürt halkına karşı insanlık suçları işleyen ve işgal politikaları ile Kürdistan’ı kana bulayan Türk devlet faşizmine karşı tüm ilerici yurtsever, demokrat ve insanlık onurundan yanayım diyen herkesi 11 Haziran eylemine davet ediyoruz” diye kaydetti.

  • Gazeteci Dündar: Muhalefetin yaptığı ibretlik bir şeydir

    Gazeteci Dündar: Muhalefetin yaptığı ibretlik bir şeydir

    DİREN DİCLE

    Gazeteci Yazar Can Dündar, AKP Hükümeti’nin Rojava’yayönelik savaş vaadlerinde bulunmasına karşılık muhalefetin tavrını eleştirerek, “Ancak baskıyla sonuç alabilen savaşla iktidarını sürdürebilen bir yapıdan bahsediyoruz. İşin korkunç bununla muhalefeti de bununla teslim alıyor. Çünkü bayrağı çekip silahla komşu ülkenin toprağına yürüdüğünüz zaman muhalefet buna alkış tutmaktan başka bir şey yapmıyor maalesef. Ve bu hepimiz için bu ibretlik bir şeydir”

    Bu yıl ‘Barış ve adalet’ şiarıyla düzenlenen Britanya 11’inci Alevi Festivali kapsamında ‘Barış ve Adalet’ konulu bir panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Cemevi Eşbaşkanı İbhahimHas’ın yaptığı panele, gazeteci Can Dündar, gazeteci ve HDP 25. dönem  Milletvekili Çilem Küçükkeleş ve TİP Milletvekili Barış Atay konuşmacı olarak katıldı.

    Panelde ilk olarak söz alan TİP Milletvekili Barış Atay, Gezi direnişinin sosyalist mücadele geleneğinin 2000’lere taşındığı bir dönem olduğunu belirterek, “Gezi kendi hayatını her açıdan baskı altında hissedenlerin itirazıydı. Ekolojik sorunlara bir karşıtlık yaratmak için milyonlarca insan meydanları doldurdu. AKP’nin 20 yıllık iktidarı boyunca en çok sarsıldığı dönem Gezi’dir. Bunun sebebi AKP iktidarının Türkiye halklarından böyle bir direnişi beklememesinden kaynaklanıyor. Gezi karakteri itibariyle bir sınıfsal bir direniş ve emek hareketi değildir. Bu nedenler iktidarı deviremedi.Bizim böylesi faşist bir iktidarı devirmek için sınıf karakterli bir direnişe ihtiyacımız var” dedi.

    Önümüzdeki dönem de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine dikkat çeken Atay, meseleyi ve seçim sonucuna ve sandığa kitleyen her türlü mücadele biçiminin kaybetmeye mahkumolduğunu söyledi. Toplumsal muhalefeti örgütleyecek bir dinamiğin yaratılması gerektiğinin altını çizen Atay, “Bugün AKP-MHP gitse bile sadece bir aktör değişimi olacağının farkına varmaz isek bugün AKP gider bir 5 yıl psikolojik rahatlama yaşarız. ​Fakat bu gücü eline alan her iktidar sonunda aynı yere çıkar. İşte biz buna karşı bir örgütleme sağlamalıyız. Mesele kaç milletvekili yada belediye başkanı çıkarmamız değil artık sizin adınıza sizin istediklerinizi söyleyen bundan sonraki gelecek olan iktidara baskı uygulayacak ve bu iradeyi ortaya koyacak kamuoyu yaratacak bir siyaset oluşturmalıyız. Bunu birlikte yapmak zorundayız” dedi.

    ŞENYAŞAR AİLESİ BİR DİRENİŞ AİLESİDİR

    Gazeteci Çilem Küçükkeleş ise barış ve adaletin toplumsallaşması üzerine bir konuşma yaptı. Barış ve adaletintoplumsallaşması gerektiğine işaret eden Küçükkeleş, “Bugün sadece çatışanların ‘barış’ talep etmesi gerektiği vurgulanırken, parçalı parçalı barış taleplerinin sonuç alması güçtür. Savaşı üretenlerden barış talep ediyoruz. Halbuki bu silahları üreten bu devletler. Bu açıdan Alevilik açısından bakarsan bu ikrarın buradan gelişmesi çok kıymetlidir” dedi. Adalet konusunda Şenyaşar ailesinin katliamdan geçmesine rağmen sergilediği direnişi örnek gösteren Küçükkeleş, adaleti devletin değil toplumların sağlayacağı bir şey olduğunu ifade etti.

    PARİS KATLİAMI ADİL OLMAYACAKLARINI GÖSTERDİ

    Paris katliamını örnek göstererek devletlerin hiçbir zaman adil olmayacağına dikkat çeken Küçükkeleş, “Hiçbir devlet hiçbir zaman adil olamayacaktır. Eğer toplum bu adalet davasının içerisinde olmazsa devlet adil olmayacaktır. Bunu en net Fransa’da gördük. Paris’te 3 kadın siyasetçi katledildi. Bugün ortada ne bir katil var ne bir dava var ne de bir başka bir şey var. Bir taraftan bir kadın cinayeti bir taraftan bir siyasi cinayet ve o çok büyük demokrasi içerisinde bunun adaleti kaybolup gitti. Adalet gerçekten toplumlardan gelirse mücadele ile gelirse yerli yerine oturur. Devletler her zaman adaletsiz alanlardır. Bölgesel barış hareketleri yerine küresel bir barış hareketi kurmamız gerekiyor” diye kaydetti.

    Gazeteci Can Dündar ise Gezi’nin halklar için umut iktidar için korku olduğunu ifade ederek,

    “Gezi davasında yargılanlardan biriyim. Gezi davasında bizden şikayetçi olan dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan şimdi Erdoğan’dan şikayetçi duruma geldiler. Bir Sedat Peker örneği yaşıyoruz. Gezi bir yanıyla Erdoğan’ın içinde bir korku bizim içimizde bir umut olarak yaşamaya devam ediyor” dedi.

    TEMEL MESELEMİZ DEVLETLEDİR

    Bütün katliamların altından devletin çıktığına dikat çeken Dündar, “Bütün çatışmaların bütün kışkırtmaların bütün tehditlerin, katliamların, provakasyonların, suikastların altını kazdığınız da karşınıza devlet çıkıyor. Bizim temel meselemiz devletle. Adalet arayışımızın muhattabı devlet. Barış arayışımızın muhattabı devlet. Ve bu devlet gerçekten bölmek için adaletsizlik için ve toplumu ancak bölerek yönetebildiği için bu gücü kazandı ve böyle sürdürebileceğini düşünüyor” diye kaydetti.

    ‘MUHALEFETİN DURUMU İBRETLİKTİR’

    AKP iktidarının Rojava’ya yönelik savaş vaadinde bulunması ve muhalefetin ‘neden barışa dayalı bir mulalefetgeliştirmiyor’ yönündeki soruları yanıtlayan Dündar, şunları söyledi: “İktidar savaş ile ayakta kalabiliyor. Devletmekanizması şiddet ve silah zoruyla ayakta kalabilen bir baskı aletidir. Bugün bunu çok net AKP iktidarında görebiliyoruz. Ancak baskıyla savaşla sonuç alabilen iktidar da kalabilen ve ancak toplumu bölerek iktidarını sürdürebilen bir yapıdan bahsediyoruz. İşin korkunç yanı bununla muhalefeti debununla teslim alıyor. Çünkü bayrağı çekip silahla komşu ülkenin toprağına yürüdüğünüz zaman muhalefet buna alkış tutmaktan başka bir şey yapmıyor maalesef. Ve bu hepimiz için bu ibretlik bir şeydir. İktidar için de bu öğretici bir şey ve sık sık buna başvuruyor” diye kaydetti.

    Dündar, 2023 yılında AKP’nin gideceğini ve tekrar ülkeye döneceklerini söyleyerek, Ancak şunu unutmayalım; Onu yapacak olan 5’li çete 6’lı masa olmayacak. Onun temelleri şu anda hapishaneler de sürgünde atılıyor. Onun temellerini Figen Yüksekdağ, Canan Kaftancıoğlu ve Osman Kavala hapishane de atıyor. Bizler bir arada olarak atıyoruz” dedi.


     

  • Londra Cemevi’nde ‘Ben kolay ölmem’ sahnelendi

    Londra Cemevi’nde ‘Ben kolay ölmem’ sahnelendi

    Bu yıl ‘Barış ve Adalet’ şiarı ile düzenlenen Britanya 11’inci Alevi Festivali kapsamında Londra Cemevi’nde Cemlerin gerçekleştiği salonda bu kez bir tiyatro oyunu sahnelendi.

    Britanya 11’inci Alevi Festivali kapsamında Cemevi’nde Kürt hukukçu Ali Has’ın kaleme aldığı ve iki büyük şair Ahmed Arif ile Cemal Süreya’yı bir araya getiren ‘Ben Kolay Ölmem’ adlı oyun sahnelendi. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği oyuna, Cemevi Eşbaşkanları Filiz Koç ve İbrahim Has, gazeteci-yazar Can Dündar, demokratik kitle örgütü temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. Oyun da, Cemal Süreya karakterini Göktay Tosun; Ahmed Arif’i ise Cüneyt Yalaz canlandırdı. Yönetmenliğini Nesimi Kaygusuz’un üstlendiği oyunun müziklerini, oyuna özel yaptıkları besteleriyle Kardeş Türküler’den Vedat Yıldırım ve Bajar Grubu’ndan Cansun Küçüktürk sahnede canlı performans olarak eşlik etti

    İki şairin yaşamları ile birlikte Türkiye’nin yakın tarihteki kanlı süreçlerini izleyiciyle buluşturan oyun izleyici de duygusal bir etki bıraktı. Özellikle 1943 yılında Türk askerlerince 33 Kürt’ün kurşuna dizilerek katledilmesi ve  Dersim katliamının işlendiği replik ve şiirler sırasında izleyici gözyaşlarına hakim olamadı. Kardeş Türküler’den sanatçı Vedat Yıldırım’ın Kürtçe uzun havaları da izleyiciden tam not aldı.

    BEN KOLAY ÖLMEM

    Londra’da yaşayan Kürt hukukçu Ali Has tarafından kaleme alınan ‘Ben Kolay Ölmem’ adlı oyun her iki şairin de bir çok otobiyografik belge, anı, röportaj ve mektuplarına ulaşılarak yoğun bir araştırma sonucu ortaya çıkmış.

    Kürt ve Alevi halklarının iki önemli ferdi olan Ahmed Arif ve Cemal Süreyya’nın bir tren vagonunda buluşarak çıktıkları bir yolculuk ile başlıyor oyun, Bu yolculuk, bir yüzleşme olduğu kadar iki şairin yaşamlarında etki bırakan olaylara ve derin izlere yer veriyor. Her iki şairin kesişen hayatları, arkadaşlıkları ve mücadelelerinin anlatıldığı yolculukta Cemal Süreyya’nın bir Dersim sürgünü olarak şehirlilerin, Ahmed Arif’in ise dağların ovaların sokakların şairi olduğu vurgusu yapılıyor.

    HABER-FOTO: DİREN DİCLE