Category: Fadime Tiskaya

  • KULİÇE

    KULİÇE

    HDP’nin zaferini çay içip yanında kuliçe’lerle kutlayalım istedim.

    Bu hafta hemen hepimiz kendimizi inanılması güç, aynı zamanda umut verici tarihi bir seçim sonucu ile karşı karşıya bulduk. 80 HDP milletvekili, başta Kürtler olmak üzere diğer pek çok azınlık toplumlar ve marjinalleştirilmiş grupları temsil etmek üzere Türkiye büyük millet meclisinde göreve başlayacaklar. Böylesine büyük bir zaferi kutlamak için sayfalara sığmayacak kutlama yemekleri tarifleri vermem gerekirdi belki de. Fakat öyle bir tesadüftür ki, sayfamızda yayınlanmasını istediğim ilk yemek tarifi olan Kuliçe’nin tarihi ve yapılış amacı bakımından bu önemli gelişmeye ne kadar uyduğunu gördüğümde sevincim iki katına çıktı diyebilirim.

    KULIÇE 1
    Foto: Fadime Tiskaya

     

    Arkeolog ve dilbimcilerinin buluntularına göre kuliçe, geçmişi Mezopotamya da Sümerler dönemlerine kadar dayanan bir çörek/ekmek çeşididir. Mitolojiye göre ünlü bereket ve aşk tanrıçası İştar’ın Sümer mitolojisindeki İnanna dan geldiğine inanılır. Sümerler İnnana’nın eşi Dummuzi’nin yeryüzüne dönüşünün ardından doğanın yeniden canlanışını her yıl 21 Mart (Newroz) ta, İnnana’nın şerefine diriliş bayramı’ yada yeni hayat /gün’ olarak kutlamışlarıdır. Kuliçe’nin o günden itibaren yeni yıl kutlamaları ve dini bayramlarda bolca yapılan ve İştar adına dağıtılan hamur işlerinden biri olduğu düşünülür. Günümüzde Türkçe ye ‘Hayat çöreği olarak çevrilmesi bir tesadüf olmadığı gibi, halen Hıristiyan, Süryani ve Müslüman Kürtlerin özel günlerinde ve dini bayramlarında yaptıkları çok özel bir hamur işidir. İlk yapılan türlerinin yuvarlak yassı pide ekmeği şeklinde olduğu ve parçalanarak bölüşüldüğü bilinmektedir.

    Seçim sonuçlarını Türkiye’nin önündeki süreçleri açısından bir bakıma bir dirilişin yada yeni gün’ün simgesi olduğunu düşünerek, yaptığım kuliçe’leri de de bu seçim sonuçlarını kutlamak üzere yapıp arkadaşlarımla çayın yanında afiyetle yediğimi büyük bir zevkle söyleyebilirim.

    Yapması çok basit, lezzeti muhteşem bir çörek. İçine giren baharatların kokuları mutfağı sararken, pişmelerini beklemek bir hayli zor oluyor. Eğer ertesi güne kalacak kadar yaptıysanız ve hepsini bir oturuşta bitirmediyseniz tadı ertesi gün çok daha güzelleşiyor.

    Sayfayı ziyaret edenleri de ilk misafirlerim olarak düşünürsem çayın yanında ikram edebileceğim Kulice tarifi ile de okuyucularıma tekrar hoşgeldiniz demek istiyorum. Ayrıca kuliçe’nin başka tariflerini bilen, yada benim tarifimi deneyen okuyucuların bana email yada facebook yolu ile ulaşmalarını beni çok mutlu edeceğini belirtmek istiyorum.

    Kuliçe

    12 tane Kuliçe yapar

    Malzemeler

    80 gr. tam yağlı süt

    2 tatlı kaşığı kuru maya- 12 gr.

    2 yemek kaşığı şeker

    360 gr. sade beyaz un

    120 gr. ince toz şeker

    bir tutam tuz

    8-10 tane karanfil

    1 yemek kaşığı mahlep-8 gr.

    1 yemek kaşığı toz tarçın

    1.5 yemek kaşığı anason veya rezene tohumu

    2 yemek kaşığı susam

    2 yemek kaşığı tereyağı- oda sıcaklığında

    2 yemek kaşığı zeytinyağı veya ayçiçek yağı

    3 yumurta

     

    Üzeri için

    1 yumurta sarısı

    çörek otu. anason ve susam

    Yapılışı

     

    1. Sütü bir cezvede ılıt, içine mayayı ve şekeri koy eriyene kadar karıştır ve bi kenarda beklet.
    2. Geniş bir kase içerisine unu ele, üzerine şekeri, tuzu ekle. Karanfil ve mahlep tanelerini bir havanda toz haline gelene kadar döv, diğer bahratlar ve susamla birlikte hepsini una ekle ve iyice karıştır.
    3. Tereyağı, zeytinyağı yumurta ve süt karışımını una ekle. Bütün malzemeleri yumuşak bir hamur elde edinceye kadar ellerinle yoğur. Gerekirse biraz daha un ekle. Hamurun üzerini hava almayacak şekilde kapakla veya plastik kaplayıcı ile kapat ve en az 2 saat mayalamaya bırak. (Şekerli hamurların mayalanması uzun sürer. Hatta bir gece öncesinden hazırlanan hamur çok daha iyi sonuç verir)
    4. Hamur bir buçuk katına çıkmışsa hazır demektir. Hamuru ikiye böl ve her parçayı beze haline getir. Bezeleri geniş bir tahta üzerinde oklava ile 1.5 -2 cm ( baş parmak ) kalınlığında aç ve istenen şekilde bıçakla veya kurabiye kalıpları ile kes ve yağlanmış tepsiye diz. Üzerine ıslak bir bez ser ve 30 dakika daha beklet.
    5. Fırını 200 C derece ısıt, Kuliçelerin üzerine fırça yardımı ile yumurta sarısı sür, üzerine istendiği kadar çörek otu, susam ve anason serp ve fırına ver. 8-10 dakika kadar pişirdikten sonra fırının derecesini 140 C düşür ve 30 dakika kadar daha, üzerleri kızarsan kadar pişir. Tepsiden alıp metal telin üzerinde soğumaya bırak ve çayla servis yap.

    KULİÇE 1

    Sevdiklerinizle Sağlıklı, mutlu ve umutlu geçireceğiniz en güzel anlarınızda yiyeceğiniz Kuliçeniz ile şimdiden afiyet olsun.

    Haftaya yeni bir lezzette buluşmak umuduyla.

    Sevgiler

  • Bu Sayfa nasıl başladı?

    Bu Sayfa nasıl başladı?

    Uzun yıllara dayanan yemeğe ve yemek yapmaya olan sevgim ve ilgimin ana kaynaklarından biri yemeğe meraklı bir aile ve kültürden gelmemdir. Londra da yaşamaya başladıktan sonra, benim için paha biçilmez olduğunu düşündüğüm, dünya mutfaklarını keşfetme ve yakından tanıma fırsatım oldu. Bu yeni keşifler büyüdüğüm bölgelerin yemeklerini de yeniden keşfetmeme ve aynı zamanda kendi mutfağıma aktarma çabasını da başlattı.

    Bu Sayfa nasıl başladı? 1

    Bütün bu yemek serüvenleri Kürt yemeklerine farklı bir gözle bakmama mahal veren bazı düşünceleri de uyandırdı. Örneğin Kürt yemeklerinin dünya mutfakları arasında “sessiz kahramanlar” rolünü oynadıklarını ve bunun Kürt kimliğine ve kültürüne olan genel bir tutumun sonuçlarından sadece biri olduğunu gördüm. Nasıl ki Kürt kimliği Orta Doğu toplumları arasında yok sayılmışsa, Kürt yemekleri de çevresinde bulunan, egemenlikleri altında oldukları ülkeler tarafından ya yok sayılmış yada sahiplenilmiştir. Bu düşünceler ve gelişmeler sürecinde Kürt yemeklerini sadece kendim için değil toplum genelinde kayıtlarının da yapılması gerekliliği kaygısı da başladı. Bu sebeplerle kendi çabalarımla bir araya getirmeye başladığım yemek tariflerini Londra’da yaşayan, öncelikle Kürtlere ve aynı zamanda Türkiyeli ilgili diğer toplumların da ulaşmalarına mahal tanıyacak bir çalışmanın hem çok gerekli hem de aynı derecede faydalı olduğunu düşündüm. Bütün bunların sonucunda Çêja Mezopotamya (Mezopotamya Tatları) köşesini Telgraf gazetesi aracılığı ile başlatma kararı aldık

    Neden Kürt Yemekleri ?

    Hemen hepimizin bildiği gibi yemek fiziksel bir eylemin çok ötesinde bir faaliyettir. Yemek yeme, üretme, hazırlama, pişirme, saklama şekilleri bir toplum hakkında, o toplumun yaşam tarzları, kültürel değerleri, coğrafyası vs. dahil olmak üzere o toplum ile ilgili çok detaylı veriler sunar. Örneğin dünyadaki pek çok halk gibi Kürtler de duygularını genellikle yemek aracılığıyla ifade eden bir halk diye tanımlanabilinirler. Misafirperverliklerini, sevgilerini saygılarını mutluluklarını genellikle pişirdikleri ve sundukları yemekler aracılığıyla gösterirler. Yemek, düğün, doğum, ölüm, bayram, ve benzeri bir çok ritüellerin ayrılmaz bir parçasıdır mesela. Bu sebeple bir kültürün nesillerden nesillere aktarılmasını sağlayan en büyük unsurlarından birinin o toplumun dili kadar yemekleri olduğu göz ardı edilmemesi gereken çok mühim bir faktördür. Bu çok mühim sebepten dolayı Kürt yemeklerinin gelecek nesillere aktarılmasının bir yolunun yazılı kaynakların oluşturulması olduğu düşüncesiyle bu yolculuğa giriştik.

    Londra da Kürt Yemekleri

    Tarih boyunca ve günümüzde Kürtler göç etmeye mahkum edilmişlerdir. Göçün kaçınılmaz sonuçlarından biri kültür unsurlarının zamanla kaybolması olarak görülse de, bazen bu göçler gidilen yerlere kendi toplumların kültür unsurlarını taşıma ve oradaki kültürlerden etkilendiği kadar onları da etkileme fırsatları da yaratır. Örneğin yemek kültürünü düşünecek olursak Londra’da kebap yada lahmacun yememiş yabancı uyruklu çok insan yoktur. Hele ki Kuzey Londara’da ve Haringey Green Lanes yakınlarında yaşıyorlarsa. Ya çökelek ve ıspanakla yapılan pek çok yerde gözleme olarak satılan, marifetli Kürt kadınlarının hemen her köşe başındaki lokanta ve kafe camekanlarında yaptıkları, yabancıların hayranlıkla yedikleri katma’lara ne demeli?

    Ama pek çoğumuz biliyoruz ki Kürt mutfağı lezzet zenginlikleri açısından kebap, lahmacun ve katmaların çok ötesindedir. Kendine ait karakteristik niteliklerinin yanında çevresindeki toplum ve kültürden etkilenmiş yemek çeşitleri saymakla bitmez. 

    Sayfamızın Amacı

    Sayfamızın amacını başta Kürt yemeklerinin haklarının iadesini talep etmek ve böylelikle Kürt lezzetlerinin de dünyadaki hakkı olan yerini almasına yönelik bir çabanın başlangıcı olarak tanımlayabiliriz.

    Bu temel hedefler aracılığı ile Kürt yemeklerini araştırmak, güncelleştirmek, tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarmak yapacağımız önemli çalışmaların başında geliyor. Bütün bunları yaparken, aynı zamanda Londra’da yaşayan Kürt coğrafyasından gelen bireylerle iletişim fırsatları yaratıp, yemek kültürlerinin nasıl yaşatıldığı ile ilgili veriler elde etmek ve okuyuculara paylaşmak ta bu çalışmanın başka bir yönü olacak.

    Sayfanın Düzeni

    Amacımız başlangıç olarak Londra’da yaşayan bireylere ulaşıp yaşadıkları bölgelere ait yemek tariflerini öğrenme, yeniden yaratma ve okuyucularla paylaşma ve bu vesilelerle Kürt Kültürünü de tanıma ve tanıtma fırsatlarımız olacak.

    Bu sayfada paylaşılan tariflerin bazıları orjinal eski Kürt yemeklerinin yanı sıra etkilendikleri toplumlardan mutfaklarına alınan pek çok yemek tariflerine de yer verilecektir.

    Bu sayfa aracılığı ile Kürt lezzetlerini okuyuculara buluşturmayı umduğumuz için sayfanın adının Kürtçe’de lezzet anlamına gelen Çêj olmasına karar verdik.

    Çok büyük heyecanlarla başladığımız bu yolcuğumuza, okuyucuların destekleri ve katılımları ile daha da coşkulu bir hal alacağına inanıyor ve hedeflediğimiz amaca hep beraberce ulaşma umuduyla sayfamıza hoş geldiniz diyoruz.

    Hûn bi xêr hatin Çêja Mezopotamya.

    Gelecek hafta KULÎÇE tarifinde görüşmek umuduyla.