Category: Haber

  • Her gün bizde ölüyoruz!

    Her gün bizde ölüyoruz!

    Geçtiğimiz yıl 100’den fazla gazeteci görevi başında katledildi, dünya çapında 348 gazeteci cezaevinde.

    Erem Kansoy

    Avrupa dışındaki ülkelerde basın özgürlüğünden bahsetmek neredeyse mümkün değilken, binlerce gazeteci işsiz, kurumları faşist yönetimlerce kapatılmış veya kıt kanaat geçimini sağlamaya çalışıyor. Darp girişimleri, sosyal medyada küfür ve hakaretler de ne kadar normal karşılansa da, Hayır! Normal değil ve aksine üzerine gidip ses çıkartılmalı. Mesleğine aşık gazeteciler bugün olduğu gibi faydalanılıp bir kenara atılmamalı.

    Her gün okuyucular kendilerine yakın gördükleri haber kaynaklarından çok hızlı şekilde habere erişmeye devam ederken, biz habercilerin yaşantısı ve ölüm ile yüzleşmesini kaçımız sorguluyoruz?

    Evet, gazetecilik yorucu bir meslek, işe başlama saatiniz vardır ama çıkış saatiniz belli değildir. Salonların yerine, sokakları tercih edersiniz çoğu zaman… Yeri gelir bir feryadın, yeri gelir bir acının içinde bulursunuz kendinizi… Bazen de içiniz kan ağlarken, cebinizde beş kuruş yokken; şen kahkahaların atıldığı bir zevk masasının halini ölümsüzleştirirsiniz objektifinizde. Annenizi, babanızı, eşinizi hatta çocuğunuzu saatlerce bekletirsiniz ama habere yetişmek veya haberi yetiştirmek için yeri gelir tüm zaman limitlerini zorlarsınız. Aşkla koşmazsanız haberin peşinden çabuk yorulursunuz. İçinizde aşk yoksa yapamazsınız bu işi… Öyle ki tüm bunların karşılığı ölüm, baskı, tehdit ve geçim mücadelesi olmamalıydı gazetecilerin.

    2016’da her 4 günde 1 gazeteci öldü!

    Birleşmiş Milletler’in dünyadaki basın özgürlüğü ile ilgili araştırmaları da bünyesinde yürüten UNESCO, geçtiğimiz günlerde kendi haber sitelerinde yayınladığı bir makaleye göre, geçtiğimiz yıl içerisinde ortalama 4 günde 1 gazeteci görevi başında yaşamını yitirdi. 2016’da UNESCO’ya göre görevi başında ölen gazeteci sayısı 101 fakat bunlar sadece bilinenler.

    Yayınlanan verilere göre ölen gazeteciler, Ortadoğu’da Arap Emirlikleri, Suriye, Irak, ve Yemen ayrıca Latin Amerika ve Karibeanlar’da çoğunlukta yaşamını yitirdi. Makalede yer alan bir diğer bilgi ise her ölümün ardından UNESCO Direktörü Irına Bokova olayının yaşandığı yerlerdeki otoriteleri özellikle arayıp ölümlerin aydınlatılmasını istemiş. Makalede ayrıca hem sorunlu hemde sorunlu olmayan bölgelerde çalışma yürüten gazetecilerin sağlık ve güvenliği ile alakalı bir de protokol oluşturulacağı bilgisi yer aldı. Uluslararası Haber Güvenliği Enstitüsü’ne göre ise 2015 yılında 115 gazeteci

    katledilirken, 2016 yılında ise Kolombiya, Meksika, Afganistan, Irak ve Rusya bölgelerinde en çok gazeteci ölümünün yaşandığı belirtiliyor.

    Öldürülen yerel gazetecilerin sayısı net olarak belirlenemezken, birçok gazetecinin öldürülmeden önce hem kendisinin hem de ailesinin tehdit aldığı ve saldırılara uğradığı da biliniyor.

    Gazeteciler için; Türkiye eşittir hapishane!

    Türkiye’de içi boş bir takım siyasetçiler halen rahatça ‘basınımız özgür’diye yalanlar söylemeyi becerebiliyor. Hem Türkiye hem de Avrupa’da onlarca gazeteciyi hapse atan, katleden, işsiz bırakan, darp eden Türki zihniyetten aksini söylemesi beklenemezdi zaten. Öte yandan uluslararası basın örgütleri ve kurumlar ise Türkiyede gazetecilere yönelik barbar tutum karşısında şok içerisindeler.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RWB) ve Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre dünyada en çok gazetecinin hapiste olduğu ülke 2 yıl sonraki araştırmalar neticesinde yine Türkiye. Dünya Basın Özgürlüğü raporunda iki sıra daha gerileyen Türkiye, 180 ülke arasında 151’inci sırada. Önünde Tacikistan, arkasında Demokratik Kongo Cumhuriyeti var. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) raporları ile rakamsal olarak örtüşen uluslararası kurumların raporlarında da belirtildiği üzere, Türkiye’de 148 gazeteci cezaevinde, 170’e yakın medya organı kapatıldı. Yaklaşık 2 bin 500 medya çalışanı ve rakam net olmamasıyla beraber 10 bine yakın tahmin edilen gazeteci ise işsiz. Yargı önündeki, darp edilen, ekstra işlerde çalışıp geçimini sağlamaya çalışan, tehdit ve baskı altındaki gazeteci sayısını kestirmek ise neredeyse imkansız.

    İngiltere ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden Türkiye’ye hassasiyet

    Özellikle Türkiye’deki gazeteci meslektaşları ve dava arkadaşlarını yalnız bırakmayarak yurt dışında yürüttükleri bilgilendirme toplantıları ve çalışmalar ile yabancı gazetecilerin Türkiye’yi de değerlendirmeleri sağlandı.

    İngiltere üzerinden, Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International), Avrupa Yazarlar Birliği (European PEN), Uluslararası Gazeteciler Birliği (IFJ), İngiltere Ulusal Gazeteciler Birliği (NUJ) geçtiğimiz yıldan bu yana Türkiye’deki gazeteciler ve yüzleştikleri katliamlar, tutuklamalar ile alakalı sayısız açıklamalar yapmıştı. Yine İngiltere’de oluşurulan yabancı gazeteci heyetleri de hem Kürdistan hem de Türkiye’ye gönderilmiş ve gazetecilerin yaşadığı zulüm yerinde incelenmişti.

    Alman Gazeteciler Birliği BM’ye kadar gitti

    Alman Gazeteciler Birliği (DJV) ise, BM yeni genel sekreteri Antonia Guterres’ten, savaş ve kriz bölgelerinde bulunan gazetecilerin daha etkili bir şekilde korunmasını talep etti.

     

  • Yaşamını Halkına Adayan Sakine Cansız Anısına

    Yaşamını Halkına Adayan Sakine Cansız Anısına

    Bulunduğumuz bölge derneği, Şehit Sakine Cansız belgeselinin gösterimini organize etti. İlk defa izlediğim belgesel, duygusal anlar yaşattığı kadar, nasıl bir yaşamın cevabını, Kürt mücadelesini bugünlere getiren olağanüstü emeğin akışını ve doğal devrimciliğin ne kadar hayati olduğunu hatırlattı bizlere.

    Bülent Bingöl

    Herkesin bir şekilde sonuçlar çıkardığı tarihimizi anlatan belgeselde, kişisel olarak iki sonuç çıkardım.

    A- Sakine Cansız’ın halkına yaklaşımı ve devrimci yaşamı bir kadının çocuğuna içgüdüsel ruh ve fedakarlıkla yaklaşımıdır.

    Modern sistemin bağımlısı yaşamımız ister kadın ister erkek olarak  hem ruhsal ve felsefi hem de fiziksel uğraşlarımız anlamında  asosyaldir ve ilerletmiyor.

    Kadın, yaşadığımız zamanda bile sistemin tüm kuşatılmışlığına ve bireyselliğe  sevk eden motivasyonuna rağmen çocuğa ruh ve yaşam veriyor. Ancak bugün mesele kadına bu verdiği olağanüstü emeğin kendisini ve çocuğunu yalnızlığa, bireyselliğe ve yenilgiye teslim edeceğini gösterecek somut uygulanabilir programın ortaya konmamasıdır.

    Sakine Cansız’ın halkını ve ülkesini bir kadının ve annenin içgüdüsel ruhuyla çocuğu yerine koyup o hassasiyetle emek vermesi Kürdistan mücadelesini büyütmekle kalmamış, insana asıl mutluluğun ve özgür yaşamın yolunu göstermiştir. Onun için Sakine Cansız büyük devrimcidir.

    Sakine Cansız’ın yaşamı kadın emeğinin bireysel ve küçük aile hezeyanlarıyla kadını tüketen anlayışın yerine kadın emeğini toplumsallaştırarak gerçek anlamda var olmanın yolunu gösteriyor.

    Bütün mesele başta kadına ve tüm insanlığa bireysel üretim ve yaşamlarının doğal toplumsallık (goygoycu -popülist toplumculuk değil) olmadan olamayacağını sosyal siyasal kültürel ve ekonomik  bütünlüklü kombinasyonla  gösterebilmektir.

    B- Sakine Cansız kendisini tamamen bireysellikten arındırarak, kapitalist sistemin tüm dayatmalarına karşı demokratik modern toplumun yaratıcısı ve ideal devrimcisi olmuştur.

    Sistem genel olarak toplumu maddiyata, çarpık fizikselliğe, apoletlere, statülere  boğarak  şahsiyet haline getirip popülist zehirinde kahır içinde ölüme terk eder.

    Sistemin bu anlayışının kurbanları sadece sıradan topluluklar olmamıştır, bir çok sözde devrimci geçinen üstenci grup ve liderler de kurban olmuşlardır.

    Bir çok devrimci örgütte başlangıçtakilerin olmasa dahi sonraki bir çok asalak  devrimci kılıklı tipler asosyallik veya mirasa konma hazanıyla statülere sığınarak devrimlere ihanet etmişlerdir.

    Statülerle , apoletlerle topluma çobanlık yapma niyetinde olmuşlardır. Sonları hüsran olmuştur.

    İşte bu noktada başta Kürt mücadalesinin Önderi, Öncüleri ve Sakine Cansızlar kendilerini halk içinde eriterek halkın iradesini ortaya çıkardılar.

    Sakine Cansız hiç bir statüye sığınmamış en yakın yoldaşının yanlışına haksızlığına siper olmuş, karşı duran ; şiyarı vijdan ve adalettir. Örgütü İçinde de devrimci ilkelere bağlı kalmış, yoldaş olabilmiş ve yine düşmana karşı da  en radikali olmuştur.

    Bulunduğu Amed cezaevindeki Kadın koğuşunda bir tek kadın mahkumun itirafçı veya işbirlikçi olmayışı onun olağanüstü yoldaşlığındandır.

    Amed Cezaevinde İşkenceci Esat Yıldıran’nın yüzüne halkı için tüküren odur.

    Halkının yaşadığı acıya karşılık Amed’te İşkence de göğüsleri kesilirken ah demeyi ayıp sayarak kendini halkına karşılıksız adayacak kadar fedaileşiyor.

    Belgeselde Sakine Cansız yaşadığımız sorunların çözümünü hayatıyla anlatıyor. Ortaya konulan emeğin toplumsal ve apoletsiz olmadan  vicdanın, ahlakın, adaletin, aklın, mutluluk ve refahın olamayacağını  anlatıyor.  Özgür bireye, mutlu küçük aileye büyük aile olunamadan asla  erişilemeyeceğini anlatıyor.

    Sakine Cansız İç içe geçmiş bütünlüklü Sosyal siyasal kültürel ve siyasal örgütlenmeler  kurulurken nasıl bir yaşamın cevabını veriyor .

    Doğa Ananın kızı Dersimin kızıl gülü Sakine can veriyor, yol gösteriyor.

    Minnetle…

     

  • Londra’da ’27 Kasım’ Kutlaması

    Londra’da ’27 Kasım’ Kutlaması

    PKK’nin 38’inci kuruluş yıldönümü Londra’da düzenlenen yürüyüş ve yapılan etkinlikle kutlandı.

     

     

     

     

    Partiya Karkerên Kurdistan-PKK’in kuruluş yıldönümü vesilesiyle Londra’da bir yürüyüş düzenlendi. Akşam saatlerinde Londra’nın Stoke Newington bölgesinde toplanan kitle Dalston’a doğru yürüyüşe geçti. Üzerinde ingilizce olarak ‘Başkan Apo’ya Özgürlük’ yazılı pankart açan kitle, PKK bayrakları ile beraber Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın posterlerini kaldırdı. Yürüyüş boyunca Kürtçe, ingilizce ve Türkçe olarak ‘PKK halktır halk burada’ sloganları atan kitle Dalston’da bulunan Halkevi binasına kadar yürüdü. Yürüyüşe MLKP’li bir grup ta destek verdi.
    https://youtu.be/gJv7-vF8EFg
    Halkevi’nde düzenlenen etkinlik devrim şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Sinevizyon gösterimi ve yapılan konuşmaların ardından müzik dinletisi ve çekilen halaylar ile etkinlik sona erdi.

    27-kasim-1

    27-kasim-8

    27-kasim2

    27-kasim3

    27-kasim4

    27-kasim5

    27-kasim9

    27-kasim10

    27-kasim11

     

  • Müslim, Britanya Parlamentosundan Ankara’ya Cevap Verdi

    Müslim, Britanya Parlamentosundan Ankara’ya Cevap Verdi

    Demokratik Birlik Partisi Eşbaşkanı Salih Müslim Britanya parlamentosundan Ankara’nın yakalama kararına cevap verdi. Müslim Britanya parlamentosunda yapılan toplantı öncesi yakalama kararı ile ilgili yaptığı açıklamada, mevcut kararın hukuk ile ilgisi olmadığını ve sultanın bir fermanı olduğunu ifade etti.

     

    Londra’da çalışmalarını yürüten Centre for Kurdish Progress’in organize ettiği bir toplantıda konuşan PYD Lideri Salih Müslim, Suriye ve Rojava’daki gelişmeler üzerine değerlendirmeler yaptı. Toplantı öncesi Ankara savcılığının yakalama kararı ile ilgili bir açıklama yapan Müslim şunları belirtti; ‘‘ Ankara’da yaşanan patlama ile ilgili hiçbir ilgimizin olmadığını kendileri de tüm dünya da biliyor. Biz ilk anda bombalı saldırıyı da kınadık. Saldırının faili olarak belirttikleri kişiyi de araştırdık ve Rojava’da böyle bir kişinin olmadığını açığa çıkarttık. Bu kararın hukuki bir yönü yok, tamamen sultanın fermanı niteliğindedir. Dünya bu kararı ciddiye almayacaktır.’’

    Ankara savcılığının yakalama kararı ile ilgili yaptığı açıklamadan sonra toplantı başladı. 200’u aşkın kişinin katıldığı toplantının ev sahipliğini İskoç Milletvekili Natalie McGarry yaparken Unite Sendika Yöneticisi Simon Dubbins, Kürtleri uzun yıllardır destekleyen Lord Hylton, Gölge Savunma Bakanı İşçi Partili Nia Griffith ve İskoç Milli Partisi (SNP) Savunma Sözcüsü Milletvekili Brendan O’hara da programda söz aldılar.

    Toplantıya katılanlar arasında Rojava’da yaşamını yitiren YPG’li İngiliz Dean Evans’ın annesi de kısa bir konuşma yaptı. Konuşmaya başladığında dinleyiciler ayakta alkışlarken, Britanya parlamentosu tarihinde ilk defa ‘şehid namirin’ sloganlarıyla da tanışmış oldu. Yaptığı konuşmada Britanya hükümetini, Türk devletinin yaptığı kıyımlara sessiz kalmakla suçlayan anne Evans daha fazla dayanışma çağrısı yaptı.

    Salih Müslim 2011’den beri süre gelen Suriye’deki çatışmayı değerlendirdi. Assad diktatörlüğünün yıkılmasını amaçlayan bu çatışmada Suudi Arabistan ve İran’ın da planları olduğunu hatırlatan Müslim Türkiye’nin ise bir Osmanlı İmparatorluğu değil Misak-ı Milli sınırları içerisinde olduğu savunulan Kerkük ve Musul gibi şehirleri isteyerek bir Türk imparatorluğu oluşturmaya çalıştığını gözlemlediğini söyledi. İran’ın da yeni Safavi İmparatorluğu kurmak isteminin olduğunu sözlerine ekledi.

    Müslim Rojava ve diğer kantonlarda YPG ve YPJ gibi silahlı güçlerle topraklarına sahip çıktıklarını ve bir toplumsal anlaşma ile Kürt, Arap, Türkmen ve diğer etnik ve dini gruplarla ile bir harmoni içinde yaşamaya çalıştıklarını söyledi. Kadın hakları ve insani değerlerin öne çıkarıldığı bu toplumsal sözleşmede yönetimin halkta olduğu ve bu modelin tüm Orta Doğu’ya örnek olacağını umduklarını söyleyen Müslim yine kendilerinin Daiş ve al-Nusra’ya karşı savaştıklarını söyledi. Müslim 1 Kasım tarihinin Kobanı günü olarak ilan edildiğini ve bunu destekleyen diğer ülkelere de teşekkürlerini iletti.

    En sonki Cenevre konuşmalarının ertelenmesiyle Suriye halkının umutlarının iyice azaldığını belirten Müslim uluslararası güçlerin siyasi desteğini istedi.

    Trump’ın Başkan seçilmesiyle Amerika’nın uluslarası politikasının değişmeyeceğine inandığını söyleyen Müslim Suriye Demokratik Güçleri ile koalisyonun Daiş’i yenmek için hala en iyi strateji olacağını ekledi.

    Ne zaman bir Kürdistan devleti kurulacağı sorusu üzerine Müslim şöyle dedi; ‘Kürt olmaktan gurur duyuyorum, Kürdistan’dan geliyorum. Ama ulus-devlet için çabalamıyorum, ben bölgede yaşayan kadim halkların bir arada yaşaması için çabalıyorum. Kürdü, Ermenisi, Hristiyanı, Türkmeni, Arabı, her etnik ve dini kesimin bir arada yaşayabileceği demokratik konfederasyon için çabalıyor ve mücadele veriyoruz. Türkiye hükümeti Türkleri yansıtmıyor, Türk kardeşlerimize nefretimiz yok. Biz kırıcı değil yapıcı politikalar yürüyoruz. Britanya Türkiye ilişkilerinin kesilmesini istemeyiz.’
    https://youtu.be/r23Yk_zIyIY
    Sendikacı Simon Dubbins Kürtlerin bölgedeki insan hakları, seküler demokrasi ve kadın hakları için verdikleri mücadeleleri Ünite olarak gönülden desteklediklerini söyledi. Türkiye Hükümeti’nden PKK ile tekrar masaya oturup barış için yeni görüşmelerin yapmasını beklediklerini ekleyen Dubbins uluslararası dayanışmayı sürdüreceklerini belirtti.

    Lord Hylton Suriye’deki savaşta uluslararası müdahale olduğunun farkında olduğunun ama savaşın bitmesi için Kürtlerle ve bölge insanıyla daha çok diyaloğun gerektiğini söyledi.

    Nia Griffith ise bölgeden güvenilir bilginin gelmesinin çok önemli olduğunu yoksa İngiltere Hükümeti dahil uluslararası toplumların çözüm için harekete geçmekte zorluk çektiklerini söyledi.

    salih-uslim-parlamento1

    salih-uslim-parlamento2

    salih-uslim-parlamento3
    Salih Müslim
    salih-uslim-parlamento4
    Rojava’da yaşamını yitiren Dean Evans’ın annesi Tracey Howel

    salih-uslim-parlamento5

    salih-uslim-parlamento6
    Unite sendikası yöneticisi Simon Dubbins

    salih-uslim-parlamento7

    salih-uslim-parlamento8

    salih-uslim-parlamento9

    salih-uslim-parlamento10

    salih-uslim-parlamento11

    salih-uslim-parlamento12
    Lord Hylton
  • Ankara’nın Yakalama Kararına Salih Müslim’den Sert Cevap

    Ankara Cumhuriyet Başsavcısının yakalama kararı çıkarttığı PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, gazetemize yaptığı açıklamada, bu kararın ciddiyetten uzak bir karar olduğunu ve ne kendilerinin ne de dünyanın bu kararı ciddiye almayacağını söyledi.

    Aladdin Sinayiç

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği skandal karara Müslim’den yanıt geldi.

    Bir dizi etkinlik için Londra’da bulunan Müslim, gazetemizin bu karar ile ilgili sorusuna şu cevabı verdi; ‘‘Türkiye’de hukuk, kanun ve yasaların kalmadığını tüm dünya biliyor. Tümden diktatörlüğe girmiş bir süreç var. Alınan karar yargı kararı falan değil, tamamen sultanın fermanıdır. Ankara’daki patlamayla ne ilgimiz ve alakamız olabilir ki. Skandal bir karar. Daiş terror örgütü sıkıştıkça, Ankara’da rahatsızlık ve saldırganlık artıyor. Türkiye’nin saldırganlığı, Daiş’in yenilgisiyle bağlantılı. Bu yüzden Ankara’nın yakalama kararı vermesi, ciddiye alınacak bir karar değil.’’

    Müslim bu akşam Britanya parlamentosunda daha detaylı açıklamalarda bulunacak.

     

  • Londra’daki ‘Geceyi Geri Al’ Yürüyüşünde AKP Protestosu

    Londra’daki ‘Geceyi Geri Al’ Yürüyüşünde AKP Protestosu

    Başkent Londra’da düzenlenen ‘geceyi geri al’ yürüyüşünde yüzlerce kadın, taciz, tecavüz ve erkek şiddetini protesto etti. Yürüyüşe katılan Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar da AKP’nin tecavüzü meşrulaştırma ve tecavüzcüleri aklama yasasını protesto etti.

     

    Her yıl düzenli olarak dünyanın birçok merkezinde yapılan ‘Geceyi geri al’ yürüyüşünde bu yıl da binlerce kadın, kadına yönelik şiddete karşı sokaklara çıktı. Londra merkezde Cumartesi akşamı yapılan yürüyüşe katılan yüzlerce kadın, erkek şiddetini protesto ederek, ‘kamusal alanları korkusuzca kullanmak istiyoruz’ çağrısı yaptı.

    Yürüyüşte AKP protestosu

    London Feminist Network tarafından organize edilen yürüyüşe Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar da pankartlarıyla katılarak AKP’nin son kadın karşıtı pratiği olan tecavüzcüleri aklama yasa düzenlemesini protesto etti.

    Great College Street’ten başlayan yürüyüşün önünde üzerinde ‘kadına yönelik şiddete son’ yazılı büyük pankart kaldıran kadınlar attıkları sloganlarla da ‘kadınlara yönelik taciz ve tecavüze son’ çağrısı yaptı.

    ‘Geceyi Geri Al’ yürüyüşüne katılan Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar da üzerinde ingilizce, Kürtçe ve Türkçe dillerinde ‘İtaat yok, isyan var’, ‘Jin Jiyan Azadi’, ‘Türkiye’de Pedofili Meşrulaşıyor’ yazılı pankartlarla yürüyüşte yerlerini aldı.

    Kadın-Erkek eşitliği yok

    Parlamento binasının yanından geçerek St Paul’s Cathedrali önünde mini bir miting düzenleyen kadınlar adına Polly Neate, Emily Jacob ve Elizabeth Carola adlı kadın hakları savunucuları birer konuşma yaptı. Yapılan konuşmalarda, kadınlar olarak yaşamın her alanında taciz, tecavüz ve şiddete maruz kaldıkları ifade edilirken, bunlar devam ettiği müddetçe kadın-erkek şiddetinden bahsedilemeyeceği belirtildi.

    İngiltere’de yılda 85 bin kadın, 12 bin erkek tecavüze maruz kalıyor

    Kadın kurumlarının açıkladıkları dehşet verici verilere göre, İngiltere’de yılda 85,000 kadın ve 12,000 erkek tecavüze maruz kalıyor. Bu sadece bir saatte 11 yetişkinin tecavüze maruz kaldığı anlamına geliyor.

    Eylem 1977’den beri organize ediliyor

    ‘Geceyi Geri Al-Reclaim the Night’ yürüyüşleri 1977’den bu yana İngiltere’de organize ediliyor. 2004’ten bu yana da her yıl düzenli olarak London Feminist Network adlı kadın organizasyonu tarafından organize ediliyor.

    Türkiye’de AKP hükümetinin, ‘çocuğa cinsel istismar’dan yargılanan faili, evlenme şartıyla en az 16 yıl hapisten kurtaran düzenlemesi ülke genelinde büyük tepkilere neden olmuştu.

    Fotoğraflar: www.charlottebarnes.co.uk

    reclaim-the-night1

    reclaim-the-night4

    reclaim-the-night2

    reclaim-the-night3

    reclaim-the-night5

    reclaim-the-night6

  • Edinburgh’da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor

    Edinburgh’da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor

    HDP Eş Başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş, DBP Eş Başkanı Sebahat Tuncel ile 9 milletvekilinin tutuklanması, İskoçya’nın başkenti Edinburg’da protesto edildi.

     

    PYD İskoçya Temsilciliği, Edinburg Pir Sultan Abdal Derneği, Edinburg Göçmen Aileleri Birliği ve Demokratik Alevi Federasyonu’nun çağrısı ile bugün sabah saatlerinde Edinburg’daki Türk Konsolosluğu önünde bir araya gelen yaklaşık 200 kişi, “AKP faşizmine geçit vermeyeceğiz” mesajı verdi.

    “Faşist AKP siyasetçi soykırımına son ver”, “20 milyon Kürdün iradesini tanı” yazılı pankart açan eylemciler, “Katil Erdoğan”, “Diktatör Erdoğan”, “Hırsız, katil Erdoğan”, “HDP biziz, Biz HDP’yiz” “DAİŞ destekçisi katil AKP” şeklinde sloganlar attı.

    İskoç sosyalistler ve ırkçılık karşıtı grupların da destek verdiği eylemde HDP’lilerin derhal serbest bırakılması talep edildi.

    Eylem boyunca sürekli slogan atan, zılgıt çeken, ıslık çalan eylemcilere çevredeki esnaf da yoğun ilgi gösterdi.

    Eylemde ortak bir açıklamada yapıldı. Hafta içi her gün eylemlerin kesintisiz bir şekilde süreceği dile getirilen açıklamada, Perşembe günü İskoçya Parlamentosu önünde yapılacak eyleme kitlesel katılım çağrısında da bulunuldu.

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1

    Edinburgh'da HDP İle Dayanışma Eylemleri Aralıksız Devam Ediyor 1