Category: Haber

  • Kobane Direnişi Komutanlarından Gelhat Gabar Londra’da anıldı

    Kobane Direnişi Komutanlarından Gelhat Gabar Londra’da anıldı

    Kobane direnişinin unutulmaz kahramanlarından Komutan Gelhat Gabar şehadetinin ikinci yıldönümünde Londra’da anıldı. Ailesinin de hazır bulunduğu anmada Komutan Gelhat Gabar’ın yaşamından ve mücadelesinden kesitler sunuldu.

     

    Tüm dünyanın ilgisini üzerine çeken Kobane direnişinin efsaneleşmiş komutanlarından olan Gelhat Gabar kod adlı Ercan Kayan 29 Ekim 2014 tarihinde Daiş çetelerine karşı verdiği mücadelede şehit düşmüştü.

    Bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anma Komutan Gelhat’ın yaşamının anlatıldığı sinevizyon gösterimi ile devam etti. Daha sonra ailesi adına ve Britanya Kürt Halk Meclisi adına konuşmalar yapıldı.

    Mücadele Arkadaşı Gelhat Gabar’ı Anf’ye Anlattı

    Siirt’in Eruh ilçesinde 1975 yılında dünyaya gelen Gelhat Gabar’ın  (Ercan Kaya) henüz  genç yaşındayken doğduğu Botan’ın dağlarına yüzünü dönerek mücadele saflarına katıldığını aktaran Doz, Komutan Gelhat’ın Gabar, Zagros, Cudi  ve Kürdistan dağlarının sarsılmaz komutanı olduğunu  söylüyor.

    Gelhat’ın Kürdistan’ın birçok alanında büyük bir özveri ve fedakarlıkla mücadele ettiğini hatırlatan Doz, onun örnek bir komutan, yoldaş ve mücadele insanı olduğuna dikkati çekiyor.

    ‘YAŞAMI İLE KOMUTA EDERDİ’

    Onun komutasında yer aldığını belirten Doz, Gelhat’ı şu sözlerle tarif ediyor: “Komutan Gelhat, iş yaptırmazdı, yapar ve yapılmasını sağlardı. Gabar Dağı’nın komutanı Gelhat, yoldaşları, savaşçıları için avcılık yapar, ağaçlardan meyveler toplayarak yiyecek tedarik ederdi. Gelhat’ın olduğu yerde çözümsüzlük, çaresizlik olmazdı. Gelhat, pratiği ile yaratır, üretir, örgütler ve komuta ederdi.”

    Komutan Gelhat’ın yaşamı öğretirken, komuta ederken yaratıcı yöntemlerle hareket ettiğini dile getiren Doz, “Komutan Gelhat, bazen espri yaparak, bazen en önde kendisi işe koşturarak, bazen kızarak ama yoldaşça sıcaklığını bir an olsun esirgemeden bizleri eğitir, değiştirir dönüştürürdü” diye ifade ediyor.

    gelhat-gabar
    Gelhat Gabar (Ercan Kaya)

    SON KARŞILAŞMA ZAGROS’TA

    Komutan Gelhat ile son kez Zagros’ta 2011 yılında karşılaştığını kaydeden Doz, bu karşılaşmasını şöyle anlatıyor: “Aradan yıllar geçmişti. Gelhat, her zamanki  kararlı ve güven veren duruşu ile alana geldi. Eskisine göre biraz daha sakin gördüm. Eskiden, bir şeyi kafasına koymuşsa, çok fazla kimseye bir şey sormadan yapardı, ancak bu karşılaşmamızda alınan kararları arkadaşlarla tartıştığını, görüşlerini aldığını gördüm. Yaratıcı, zeki, yaşamı ile öğreten komutanlığına bir de olgunluk, arkadaşlarını karar süreçlerine daha fazla dahil etme özelliklerinin de eklendiğini gördüm. Gelhat, her yönü ile komutan ve güven duygusu ifade ediyordu bizler için.”

    Doz, bu karşılaşmada komutan Gelhat ile aralarında geçen diyalogu da aktarıyor: “Gelhat, ile uzun zaman sonra karşılaşmıştık, beni görünce ‘Medya heval, insan arkadaşına bir hediye getirmez mi’ dedi gülerek. Ben de ona üzerinde ‘Amed’ yazan bir çakmak hediye etmiştim, çok sevinmişti ve çakmağı arkadaşlara gösterip duruyordu.”

    Gelhat ile son görüşmelerinin ise 2012 yılında olduğunu söyleyen Doz, Komutan Gelhat’ın bu tarihten sonra Cudi alanına gittiğini ve bunun son görüşmeleri olduğunu aktarıyor.

    ‘ADANMIŞLIĞI TARTIŞMASIZDI’

    Son görüşmelerinde kendisine dikkat etmesini söylediğini ifade eden Doz, Gelhat’ın ise “Eski arkadaşları korumaya çalışmayın, biz sonuna kadar direneceğiz” şeklinde cevap verdiğini belirtiyor. Doz, “Komutan Gelhat, bu kadar  direnmesine, bu kadar en önde olmasına  rağmen hiçbir zaman ‘Biraz da başkaları yapsın’ anlayışıyla hareket etmezdi. Komutan Gelhat’ın gelecek kaygısı, kendisini koruma kaygısı yoktu, adanmıştı ve bu tartışmasızdı” diye devam ediyor.

    KOBANÊ SAVUNMASINDA

    Gelhat Botan, 22 yılını Kürdistan ve Botan dağlarının amansız savaş ve coğrafik şartları içerisinde kahramanca bir komutanlık örneği sergileyerek geçirdikten sonra, Kobanê’ye gelir. Her zaman en zorlu alanların, savaşın en yoğun yaşandığı cephelerin komutanı olan Gelhat, Kobanê savunması için de ilk koşanlardan biri olur. DAİŞ çetelleri Ekim ayında Kobanê’ye girmeye başlarken aynı günlerde, 14 Ekim’de Gelhat Botan, Botan’ın yenilmez direniş ruhu ile Kobanê’ye ayak basar. Gelhat’ın Kobanê’ye geldiği günler, mücadele yaşamı boyunca her an her alanda yaşadığı gibi yine savaşın en zorlu ve kritik günleriydi. DAİŞ çeteleri Kaniya Kurda’dan Kobanê’ye girmiş ve kentin önemli bir kısmını işgal ederek Mürşitpınar Sınır Kapısı’na doğru ilerliyordu. Savaşın en şiddetli ve eşitsiz yaşandığı cephe doğu cephesiydi ve Gelhat gelir gelmez, doğu cephesinde yerini alarak direnişe geçer.

    Daha ilk günden doğu cephesinde savaşın gidişatı üzerinde Gelhat’ın etkisi görülmeye başlar. DAİŞ çetelerinin o günlerde tüm kapsamlı saldırı girişimleri Gelhat öncülüğünde boşa çıkarılır. Savaş tüm şiddetiyle devam ederken, Gelhat, Botan’da olduğu gibi yine en önde ve kahramanca direnerek, savaşçı yapısına direnişin nasıl oması gerektiği mesajını net biçimde verir.

    DAİŞ İLE GÖĞÜS GÖĞÜSE ÇARPIŞIYOR

    DAİŞ çeteleri ile bir evde göğüs göğüse çarpışmaya giren Gelhat, evde kuşatmaya alınır, telsizden durumunu bildiren Gelhat, sonuna kadar direneceğini savaşçılara bildirir. Komutan Gelhat’ın kararlı sesini dinleyen savaşçılar harekete geçerek ablukayı kırar ve duvarı delerek Gelhat’ın evden çıkarılmasını sağlar.

    GELHAT’IN KALDIĞI BİNA ‘KELA DİM DİMÊ’ OLUYOR

    Gelhat, doğu cephesinde dengeleri değiştirmeye devam ediyor. İlk günlerde birçok saldırının püskürtülmesinde önemli rol oynarken, sonraki günler de daha sonra Kobanê savaşında Kela Dim Dime (Dim Dim Kalesi) olarak anılacak olan binaya geçerek doğu cephesi direnişini buradan komuta ediyor. Bu binaya DAİŞ çeteleri defalarca kapsamlı saldırılar düzenliyor, binada kurşun değmeyen, bombalanmayan bir yer kalmıyor, ama komutan Gelhat ve savaşçıları bu binayı bırakmıyor ve binada yaşanan muazzam direniş DAİŞ çetelerini her seferinde geri püskürtüyor. Komutan Gelhat’ın eşsiz direnişine tanıklık eden binaya daha sonra YPG’liler “Kela Dim Dime” ismini veriyor. Bina bugünlerde hâlâ, direniş ve savaşın boyutunu taşıyan tüm izleri ile birlikte Kobanê direnişinin sembollerinden biri olarak duruyor.

    KOMUTAN GELHAT: ARTIK SALDIRIYA GEÇİYORUZ

    Komutan Gelhat, DAİŞ saldırılarına karşı artık hamleye geçmeleri gerektiğini söyleyerek, DAİŞ saldırılarını karşılamak yerine,  saldırın grupları hazırlıyor ve DAİŞ saldırmadan etkili darbeler vurmaya başlıyor. Bu hamle ile birlikte DAİŞ’in doğu cephesinden sınır kapısına doğru saldırıları günbegün geriletilirken, çatışmalar şiddetinden bir şey kaybetmiyor. Komutan Gelhat, Kobanê’de artık 15. gününü doldurmuştu. Kobanê savaşında kısa sürede etkisini gösteren Gelhat, savaşçı yapısına güven veren duruşu, en önde savaşa katılımı ile büyük bir güç ve moral kaynağı haline geliyor.

    DİRENİŞ SEMBOLLERİNDEN BİRİ OLUYOR

    Gelhat, 29 Ekim günü gündüz saatlerinde Kela Dim Dime olarak adlandırılan binadan hazırladığı saldırı gruplarını harekete geçiriyor. İlk sadırı kolunu konumlandıran Gelhat, ikinci saldırı grubunda bizzat yer alıyor. Arkadaşlarının savaşı koordine etmesi ve saldırı kolunda yer almaması gerektiği yönündeki telkinlerini “Savaşçıların çoğu yeni ve genç savaşçılar. Onlarla olmalıyım” diyerek reddediyor. Gelhat, ikinci saldırı kolu ile birlikte yerinde duramıyor, silahı ile en önde yer alıyor. Bir ara bir evin damına çıkarak, buradan Bisiving ile çetelere darbe üstüne darbe indiriyor. Komutan Gelhat, çatışmanın ortalarına doğru yer değiştirmek isterken, suikast ile vuruluyor.

    Gabar, Zagros ve Cudi’nin sarsılmaz komutanı Gelhat, Kobanê’deki kısa direnişinde bir Botan efsanesine dönüşüyor. Gelhat’ın Kobanê direnişinde kısa sürede yarattığı gelişme, DAİŞ’te yarattığı kırılma, savaşçılara aşıladığı direniş ruhu Cudi söylencelerinde rastgelinen kahramanlık efsanelerinin Kobanê’de vücut bulmasıydı. Gelhat, Botan direniş ruhunun Kobanê’de yaşam bulması oluyordu.

    ‘GELHAT’TAN SONRA DOĞU CEPHESİ DAİŞ’E CEHENNEM OLDU!’

    Komutan Gelhat’ın savaşçısı, mücadele arkadaşı Medya Doz, Gelhat’ın şehadetinden sonra doğu cephesinin DAİŞ için bir cehenneme dönüştüğünü, savaşçı yapısının Gelhat’ın intikamını DAİŞ’ten katbekat aldığını kaydediyor. Komutan Gelhat’ın Kobanê savaşında kısa sürede belirleyici bir etkisinin olduğunun altını çizen Doz, Kobanê direnişinin zaferle sonuçlanmasında Gelhat’ın en önde yer alanlardan olduğunu paylaşıyor.

    Doz, Gelhat’ın ruhunun Kürdistan dağları ve Kobanê sokaklarında her daim yaşayacağını ekliyor.

    gelhat-gabar-anma4

    gelhat-gabar-anma5

    gelhat-gabar-anma6

  • Londra’dan AKP’ye Öfke

    Londra’dan AKP’ye Öfke

    Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı ve KJA Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın tutuklanması ve özgür basına yönelik saldırılar İngiltere’nin başkenti Londra’da yüzlerce kişi tarafından protesto edildi.

     

    Dün akşam saatlerinde Londra’nın Edmonton bölgesinde bir araya gelen yüzlerce Kürdistanlı ve dostları AKP hükümetini uyararak, Kürt halkının siyasi temsilcilerine yönelik saldırıları derhal durdurması çağrısı yaptı.

    Britanya Kürt Halk Meclisi’nin organize ettiği, Daymer, Gik-Der ve Dersim-Der’in destek verdiği eylem Edmonton bölgesinde toplanan yüzlerce kişinin yürüyüşe geçmesiyle başladı. Üzerinde ‘Kürt Halkı Büyük Saldırı Altında’, ‘İrademe dokunma’ ve ‘Medyamıza dokunma’ gibi pankartların taşındığı yürüyüşte kitle sık sık ‘Faşizme karşı birleşin’, ‘Adalet istiyoruz’, ‘Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek’, ‘Hırsız katil Erdoğan’, ‘Biz PKK’yiz, PKK burada’ şeklinde sloganlar atıldı.

    Yapılan uzun yürüyüşten sonra Seven Sisters bölgesine varan kitle burada bir miting düzenledi. Devrim şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşundan sonra Britanya Kürt Halk Meclisi adına Ercan Akbal bir konuşma yaptı. Kürt halkının büyük saldırılarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Akbal, bu saldırıların topyekün direnişleriyle boşa çıkartılacağını belirtti. Akbal, ‘Faşist Erdoğan ve çeteleri kendi iktidarlarını sürdürmek için, devletin tüm imkanlarını sefer ederek Kürt halkına saldırmaktadır. Tüm muhalif sesler kısılmış, Kürt halkının siyasi temsilcileri tutuklanıyor. Erdoğan Ortadoğu’daki kaosu daha da derinleştirme peşindedir. Kürt özgürlük hareketinin öncülüğünde halkların bir arada yaşama iradesine saldırarak faşizmin tarihini yeniden yazmaktadır. Ama çok iyi bilsinler ki, ne yaparlarsa yapsınlar Kürt halkı diz çökmneyecektir, mücadelemizi büyüterek devam edeceğiz.’’

    Akbal konuşmasının sonunda eylemleri büyütme çağrısı yaptıktan sonra, Britanya hükümetinin yaşanan insanlık ve hukuk dışı uygulamalara daha fazla sessiz kalmaması çağrısı yaptı.

    Britanya Demokratik Güçbirliği adına bir konuşma yapan Feyzullah Canpolat ise yaptığı konuşmada tüm muhaliflerin ortak direnişiyle bu saldırıların boşa çıkartılacağını belirtti.
    https://youtu.be/hnyq6ARxWI8
    Dersimliler Dayanışma derneği adına bir konuşma yapan Kudret Güneş ise Dersim bölgesinde bir hafta önce yaşamını yitiren devrimcileri de andıktan sonra, ‘Size sözümüz olsun, dizimiz toprağa değerse, alacağımız nefes bize haram olsun.’ dedi. Gülten Kışanak’ın; ‘Ant olsunki biz kadınlar en büyük kariyerimizi sizin saltanatınızı yıkarak yapacağız.’ Sözünü tekrarlayan Güneş, ‘Kışanak’a kelepçe vuran faşist zihniyeti lanetliyoruz’ diyerek konuşmasını sonlandırdı.

    Yapılan konuşmalardan sonra eylem sona erdi.

    edmonton-protesto12

    edmonton-protesto11

    edmonton-protesto10

    edmonton-protesto8

    edmonton-protesto7

    edmonton-protesto4

    edmonton-protesto3

    edmonton-protesto2

  • Hafta Sonu Yapılacak Konferansa Türkiye’den Önemli İsimler Katılacak

    Hafta Sonu Yapılacak Konferansa Türkiye’den Önemli İsimler Katılacak

    Türkiye ve Britanya’dan gazeteci, yazar ve akademisyenlerin katılacağı ‘Başarısız Darbe Girişimi Sonrası Türkiye ve Demokrasi Mücadelesi’ konulu bir konferans düzenlenecek.

     

    29 Ekim’de Londra’da bulunan National Union of Teacher (NUT) merkezinde düzenlenecek olan konferans gün boyu sürecek.

    Saat sabah 10’da başlayacak olan programa Türkiye’den Fatih Polat (Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni), Aydın Çubukçu (Hayat Tv – gazeteci yazar), Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı (Türkiye İNsan Hakları Vakfı – TİHV Başkanı) ve Fehim Taştekin (Gazeteci Yazar) katılacak.

    Konferans, 29 Ekim günü saat 10-17 arasında “Hamilton House, Mabledon Place, London WC1H 9BD” adresindeki National Union of Teacher (NUT) Merkezi’nde yapılacak.

    Solidarity with People of Turkey’in (SPOT) organize ettiği konferanstaki kesinleşen konuşmacılar şöyle:

    – Christine Blower (NUT Genel Sekreteri)

    – Steve Hedley (Rail, Maritime & Transport Union -RMT Genel Sekreter Yardımcısı)

    – Owen Tudor (Trade Union Congress – TUC, Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Başkanı)

    – Chris Baugh ( Public & Commercial Services Union – PCS Genel Sekreter Yardımcısı)

    – Fatih Polat (Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

    – Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı (Türkiye İNsan Hakları Vakfı – TİHV Başkanı)

    – Fehim Taştekin (Gazeteci Yazar)

    – Kate Osamor (İşçi Partisi milletvekili ve gölge devlet bakanı)

    – Aydın Çubukçu (Hayat Tv – gazeteci yazar)

    – Lindsey German (Stop The War)

    – Prof. Dr. İbrahim Sirkeci (Regents Üniversity London)

    – Sean Hoyle (RMT Başkanı)

    – Weyman Bennett (Stand Up To Racism)

    – Ege Dündar (PEN International)

    Ücretsiz olan konferansta yer ayırtmak için spot@daymer.org adresine e-posta gönderebilirsiniz.

    Hafta Sonu Yapılacak Konferansa Türkiye’den Önemli İsimler Katılacak 1

  • Demirtaş: ‘Sona Yaklaşıyoruz’

    Demirtaş: ‘Sona Yaklaşıyoruz’

    Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bir dizi program için bulunduğu Londra’da ülkedeki son gelişmeleri değerlendirdi. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş , geçtiğimiz Pazar günü Wood Green bölgesinde bulunan Dominion Centre’de yapılan Yeni Özgür Politika ile dayanışma gecesinde

    Demirtaş, ‘Tüm zorluklara rağmen ülkede halkın fedakarlığı ve kararlığı bize moral veriyor. Hiçbir zaman olmadığı kadar kendimize özgüvenimiz var. Yenilmez olduğumuzu biliyoruz.’ dedi. Türk devletinin son saldırılarını da değerlendiren Demirtaş; ‘‘Sona yaklaşıyoruz artık. Ellerindeki tüm saldırı mekanizmalarını, ellerindeki tüm fişekleri tükettiler. Eğer kullanabilecekleri başka yöntem kalmazsa, ki artık kalmıyor mecburen tüm dünya taleplerimizi kabul etmek zorunda kalacak.’’ açıklamasında bulundu.

     Özgür basın üzerindeki baskılara da değinen Demirtaş; ‘‘Dünyadaki büyük devletlerin Mars’ta, Ay’da şehir kurmayı, oralarda yeni kentler inşa etmeyi tartıştıkları bir dönemde Türkiye’de televizyon, gazete kapatıyorlar. Ortada büyük bir utanç var, ama bu utanç bizim değil, bunu yapanlarındır, Erdoğan başta olmak üzere AKP zihniyetinin utancıdır.’’

    Alkış ve zılgıtlarla sık sık konuşması kesilen Demirtaş, televizyon ve gazeteleri kapatmakla halk ile aralarındaki bağı koparamayacaklarını ifade ederek, halk ile aralarındaki manevi bağın anlaşılmadığının altını çizdi. ‘‘Öyle zannediyorlar ki televizyonlar, gazeteler kapanınca, halk ile aramızdaki bağ tümden kopmuş olacak aramızda kurduğumuzun bağın bu halkın mücadele eden evlatlarıyla halk arasında kurulan bağın nasıl bir maneviyata sahip olduğunu bilmiyorlar. Özgür Gündem gazetesi çok uzun yıllar Kürdistan’da olağanüstü hal ve sıkıyönetim nedeniyle girişi yasaklıydı. Gizli gizli el altından dağıtılırdı. Televizyon yoktu, internet siteleri de yoktu. El ile yazılmış bildiriler ve çoğaltılmış bildirilerle propaganda yapma imkanı vardı. Buna rağmen o zor koşullarda halk ile mücadele arasındaki bağ hiç kopmadı. Çünkü kimin neye ihtiyacı varsa, hangi halkın ihtiyacı neyse, halk onu elde etmek için her türlü zorluğu aşar. Hani su akar yatağını bulur derler ya, Kürt halkı bir su gibidir, gürül gürül akıyor. Önüne baraj koymanın, bend koymanın, bu suyu bu seli durdurmanın imkanı yoktur. Bir değil, bin televizyon da kapatırsanız bu seli durdurmazsınız.’’

    Dünya Mars’ta Kent Kurmak İle Uğraşırken, Türkiye Televizyon Kapatmakla Meşgul

    AKP hükümetinin Kürt halkına karşı topyekün savaş yürüttüğünü ifade eden Demirtaş konuşmasına şöyle devam etti; ‘‘Dünyadaki büyük devletlerin Mars’ta, Ay’da şehir kurmayı, oralarda yeni kentler inşa etmeyi tartıştıkları bir dönemde Türkiye’de televizyon, gazete kapatıyorlar. Ortada büyük bir utanç var, ama bu utanç bizim değil, bunu yapanlarındır, Erdoğan başta olmak üzere AKP zihniyetinin utancıdır. Bu nasıl bir korkudur, nasıl bir paniktir ki, yürüttüğümüz siyasi mücadeleye siyasetle mücadele edemiyorlar, ellerindeki tankı, topu, jopu gazıyla, yargısıyla, medyasıyla bize karşı topyekün bir savaş yürütüyorlar.

    Kürtlerin Canlısından Değil Çizgisinden Bile Korkar Oldular

    Bunların Kürtçe çizgi filme bile tahammülleri yok. Kürtçe çizgi filmden bile korkuyorlar. Kürtlerin artık canlısı değil, çizgisi bile onları korkutuyor. Onunla bile baş etmek için her türlü hukuk dışı, yolu deniyorlar.

    Sosyal medya iletişim için iyi bir alternatiftir. Haberlerin yaygınlaştırılması, doğrunun, hakikatin gerçeklerin bütün dünyaya ulaştırılması elinizdeki imkanı kullanmalıyız. Iletişim ve bilişim çağındayız. Öyle televizyon kapatmakla bütün iletişimi kesemeyeceklerini göstermemiz lazım. Avrupa’da yaşayan genç arkadaşlarımızın alternatif medya kanallarını yaratması lazım. Çünkü doğruyu ve hakikati dünyaya ne kadar iyi anlatırsak kendi sorunlarımızın çözümünde o kadar ittifaklarımız ve desteğimiz artar.

    manset-foto1
    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş

    Tecavüz Ordusuna Karşı Direnen Halkın Evlatları Terörist Değildir

    Barbar İşid’e en kahramanca direnişi veren bir halkın evlatları terörist olarak tanımlanıyorsa, biz o halkın evlatlarının kahramanlığını bütün dünyaya anlatmakla sorumluyuz. Asıl teröristin kim olduğunu tüm dünya her dakika her saniye görmelidir. Dünyanın en barbar ve tecavüzcü ordusuna karşı Kerkük’ten Musula, Şengal’den Afrine kadar, Kobani’de Cezire’de kahramanca direnen bu halkın evlatlarını hiç kimse terörist ilan edemez. Asıl İşid’i yaratan, onu besleyen, silahını veren, parasını veren, istihbaratını veren, AKP iktidarı, Suudi ve Katar dünyanın en büyük terör hareketi olarak anılacaklardır. Asıl terörist zihniyet onların yaptıklarıdır. Kürt halkının ne terörler, ne teröristle işi olmadı, kendisini savundu sadece. Dilini kültürünü, vatanını, kendi onurunu savundu sadece. Her canlının kendini savunma hakkı vardır. Kimse buna asla terörizm diyemez. Kürtler İşid’e karşı bu savaşı verirken, sadece kendisini korumuyor, bütün dünyanın güvenliğini sağlayan, Kürtlerin mücadelesidir.

    Yenilmez Olduğumuzu Biliyoruz

    İngiltere’nin Ortadoğu’daki yayılmacı, emperyal politikaları, 1916 Syces Picot antlaşması ile Kürdistan’ı bölüp parçalayan politikasını teşhir edilmesi lazım.

    Biz çaresiz, örgütsüz korkacak bir halk değiliz. Yüzyıl öncekinden daha güçlüyüz. Irademiz de güçlü, örgütlülüğümüz de güçlü, halkımızın kararlığı da yüzyıl öncekinden daha güçlüdür. Bugün Londra’da bu salonda bir araya gelen topluluk yüzyıl önce Kürdistan’da bir araya gelemiyordu. O örgütlülük yoktu, ama bugün dünyanın neresine giderseniz gidin, sizin mücadelenizin yarattığı gücü görmek mümkündür. Asla kendinizi zayıf hissetmeyin. Ellerindeki medya propaganda gücüyle sanki bir başarı, zafer elde etmişler gibi yalan haberler yapıyorlar. Bunların hiçbirine inanmayın. Tüm zorluklara rağmen ülkede halkın fedakarlığı ve kararlığı bize moral veriyor. Hiçbir zaman olmadığı kadar kendimize özgüvenimiz var. Yenilmez olduğumuzu biliyoruz.

    Ortadoğu Bir kez Daha Altüst Yaşıyor

    Ortadoğu’da, Kürdistan’da, Mezopotamya coğrafyasında halkın var olduğu medeniyetin beşiği dediğimiz o topraklarda bir kez daha bir altüst oluş yaşanıyor. Halkların kaderi yeniden çiziliyor. Bizim yapmaya çalıştığımız tek şey kendi kaderimizi kendimiz çizmek istiyoruz. Tüm halklar kendi kaderini kendisi belirlesin diye ortak mücadele veriyoruz. Başkaları gelip artık bize elbise biçmesin. Ne giyeceğimize ne yiyeceğimize nasıl yaşayacağımıza biz karar vereceğiz. Orası bizim anavatanımız ve anavatanımızda kendi kaderimizi kendimiz belirleyeceğiz.

    Oturma, İzleme ve Bekleme Lüksümüz Yok

    O yüzden süreç çok tarihidir. Sıradan bir dönem değil. Seçimler gelip geçidir, telafisi mümkündür. Kaybettiğiniz seçimi bir sonrakinde daha fazla çalışarak tekrar kazanabilirsiniz. Ama tarihi süreçleri kaybederseniz yüzyıl daha beklemek zorunda kalırsınız. Bizim bu dönemde kaybedecek, oturarak, izleyerek, bekleyerek süreci kaçıracak lüksümüz yok. Yüzyılda bir önümüze gelen fırsatları, ulusal birliğimizi daha da güçlendirerek, Kürt halkının tüm siyasal güçleri arasında daha güçlü ittifaklar kurarak ve tabi ki bedel ödenmesi gereken yerde bedel ödemekten geri durmayarak, çekinmeyerek bu tarihi süreci kazanmak zorundayız. Mücadelemizin tüm bugün için değil gelecek içindir. Bugün artık bedel ödeme günüdür. Gözlerini karartarak, acımasızca bize saldırdıkları yerde, karşılarında kahramanca yazılmış destanlar görmeliler. Cizre’deki gibi, Mehmet Tunç gibi, orada direnen arkadaşlarımız gibi, günlerce o bodrumlarda aç susuz olmalarına rağmen teslim olmayan kararlı irade gibi durmalıyız ki kazanabilelim. Tarih bunu bize bir sorumluluk olarak yüklemiştir.

     Hangi Dilden Anlıyorlarsa O Dil İle Mücadele Edeceğiz

    Buralar bir mücadele alanıdır. Ortadoğu’nun kaderinin çizilmek istendiği merkezlerden birisidir Londra. Bu anlamda İngiltere önemli bir ülkedir. Burada çıkaracağınız ses, örgütlü güçler yaratacağınız etki, ülkede mücadele eden hepimize büyük bir destek sunar. Daha rahat nefes almamızı sağlar. Bizim taleplerimiz meşru taleplerdir. Biz bizden çalınanı geri istiyoruz. Kendi anavatanımızda onurumuzla yaşamak istiyoruz. Bu haklarımızı gasp edenler, vermiyorsa, o zaman hangi dilden anlıyorlarsa o dil ile mücadele edeceğiz. Çünkü bu vazgeçebileceğimiz bir mesele değil. Onur meselesidir. İnsanı insan yapan şey onurudur. Eğer bunu koruyamazsak et ile kemikten ibaret oluruz.

    ah5a8644
    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş

    Sona Yaklaşıyoruz

    Sona yaklaşıyoruz artık. Ellerindeki tüm saldırı mekanizmalarını, ellerindeki tüm fişekleri tükettiler. Eğer kullanabilecekleri başka yöntem kalmazsa, ki artık kalmıyor mecburen tüm dünya taleplerimizi kabul etmek zorunda kalacak. Çünkü kullanabilecekleri hiç bir yöntem kalmadı. Hepsini denediler. Ölümü zulümü katliamı, tutuklama, işkenceyi hepsini denediler.

    Dersimlilere Mesaj

    HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş konuşmasının sonunda Dersimli esnafın kepenk kapatma nedeniyle soruşturma açılmasına değinerek, bunun büyük bir ahmaklık örneği olduğunu vurguladı. ‘‘Öyle çılgınlaşmışlar ki bugün Dersim’de, tüm Dersim esnafına kepenk kapattıkları için soruşturma açmışlar. Bunun nasıl büyü bir ahmaklık olduğunun farkında değiller. İşte bu korkunun göstergesi. Yani sen Dersim’in tüm esnafına soruşturma açtığında zannediyorlar ki tüm Dersim fikrin, değiştirecek ve bir anda AKP’li olacak. Bu kadar akılsız ve kafasızlar. Ben Dersim esnafının yerinde olsam yarın sabah, hep birlikte adliyeye giderim. On bin Dersimli esnaf Dersim adliyesinin önüne ifade vermeye geldik desin. Savcılar bir yıl boyunca o ifadeleri alsın. Kolay mı öyle tüm Dersimi soruşturmaya almak. Bir defa yapabildiniz onu; 37-38’de yaptınız. Bir daha asla. Birde daha teslim alamazsınız. Dersimin iradesini kıramazsınız.’’

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Amed’e Giden Britanyalı Heyetten Dayanışmayı Büyütme Çağrısı

    Amed’e Giden Britanyalı Heyetten Dayanışmayı Büyütme Çağrısı

    Bir süredir tutuklu bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in duruşmasına Britanya’dan da bir heyet katıldı. İngiltere’ye döndükten sonra yazılı bir açıklama yapan heyet, Türkiye’de yaşananların kaygılarını arttırdığını belirterek uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk alarak dayanışma mücadelesini büyütmesi gerektiğini ifade etti. 

     

    İşçi Parti milletvekili ve gölge bakanı Kate Osamor ve Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins’den oluşan heyet 7 Ekim’de Diyarbakır ağır ceza mahkemesinde görülen duruşmaya katıldı. Duruşmada tahliye edilen DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in Nisan ayında Britanya parlamentosunda yaptığı konuşması da suç unsuru olarak iddianameye alınmıştı.

    DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek GMB ve Unite sendikası tarafından Milletvekili Kate Osamor ev sahipliğinde Britanya parlamentosunda yapılan toplantıya katıldıktan iki hafta sonra Türkiye’de tutuklanmıştı.

    İşçi Parti milletvekili ve gölge bakanı Kate Osamor ve Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins’den oluşan heyet CHP, HDP ve AKP’li yetkililerle yaptıkları görüşmede yaşanan gelişmelerle ilgili duydukları kaygıları dile getirdiler.

    britanya-heyet-kate-osamor
    Kamuran Yüksek, Simon Dubbins, Kate Osamor, Sabahat Tuncel, Dilek Öcalan

    ULUSLARARASI TOPLUM DAHA FAZLA SORUMLULUK ALMALI

    DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in tahliye kararından mutlu olduklarını belirten milletvekili Kate Osamor, Yüksek’in tekrardan özgür bir şekilde siyasi çalışmalarına devam edebilmesinin önemine değindi. Osamor açıklamasında; ‘‘Biz Türkiye’de kaygılarımızı en düzeyde dile getirdik. Türkiye’deki bu tehlikeli türbülans döneminde sivil hakların ve özgürlüğün güvenceye alınması için uluslarası toplumun daha fazla sorumluluk alması gerekir.’’ dedi.

    MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM

    Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins ise yaptığı açıklamada Kürt halkına karşı şiddetli baskılardan duyduğu kaygıyı ifade etti. Dubbins açıklamasında; ‘‘Binlerce emekçi işinden edildi, tutuklandı ve onlarca basın kurumu devlet tarafından kapatıldı. Sendikalar ve sivil toplum büyük saldırı altında. Demokrasi ve sorunların barışçıl çözümü için daha fazla dayanışma çabası içerisinde olup dayanışma mücadelesini büyüteceğiz.’’ dedi.

    SAVCI KAMURAN YÜKSEK’İN TAHLİYESİNE İTİRAZ ETTİ

    Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma savcısı, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’in tahliye edilmesine itiraz etti.

    Partisinin eylem ve etkinliklerinde yaptığı konuşmalar gerekçe gösterilerek Mayıs ayında tutuklanan ve 7 Ekim’deki ilk duruşmasında tahliye edilen Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’in serbest bırakılmasına savcılık itirazda bulundu. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz eden savcı, Yüksek’in katıldığı eylemlerde yaptığı konuşmaların siyasi parti faaliyeti olmadığını ve bunların “Yasadışı örgüt faaliyeti” olduğunu iddia etti. Savcı, tahliye edilen Yüksek’in tutuklanmasını istedi.

    Önümüzdeki günlerde itirazı değerlendirecek olan mahkemenin, itirazı reddetmesi durumunda savcı bir üst mahkemeye başvurabilecek.

    Duruşma için Amed’e giden Britanyalı heyet DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in tahliyesinden sonra DBP genel merkezine giderek Yüksek’i ziyaret etmişti.

  • İnsanlık uğruna bir yudum yaşam: Konstandinos Erik Scurfield – Yazı Dizisi 1

    Umudun Peşinden Giden Heval Kemal 27 Yaşında 

    Rojava’da yaşamını yitiren ilk İngiliz devrimci-YPG’li Konstandinos Erik Scurfield’ın insanlık için adadığı yaşamını araştırdık. DAİŞ çetelerine karşı direnişte, İngiliz vatandaşı YPG savaşçısı Konstandinos Erik Scurfield Rojava’nın Til Berak kentinde 2 Mart 2015’te DAIŞ çeteleri ile savaşırken yaşamını yitirmişti. YPG saflarında Daişe karşı onurlu bir mücadele veren Kostas Scurfield geçtiğimiz hafta 27 yaşına girdi. Bu genç devrimcinin yaşamı ile ilgili ailesiyle yaptığımız görüşmeyi sizler için 4 sayılık bir yazı dizisi şeklinde düzenledik.

    Erem Kansoy

    Yaşamı boyunca fedakarlıkları, samimi dostlukları ve özgüveni ile ön plana çıkan Kostas Erik Scurfield (Heval Kemal), attığı her adımda ve yaşamını ortaya koyduğu insanlık mücadelesi ile ailesinin gurur kaynağı.

    Heval Kemal’ın şehid olması ile İngiliz basını başta olmak üzere batılı basın İngiliz YPG’linin ölümüne büyük yer verirken, Vasiliki ve Chris çifti evinin kapılarını Telgraf’a açtı. Bir çok gence yaşantısıyla örnek olacak Kostas’ın bilinmeyen yönleri ile ölümünün ardından annesinin ‘Kostas Olive Tree’ (Kosta Zeytin Ağacı) vakfı ve çalışmaları hakkında da bilgi aldık.

    Heval Kemal kod adlı Konstandinos Erik Scurfield’ın inişli çıkışlı hayatı, ailesi ve çocukluğu, çevresi ile yaşantısına dair bilinmeyen bir çok önemli kesiti annesi Vasiliki Scurfield ve babası Chris Scurfield ile konuştuk. Ayrıca Rojava’da DAİŞ çetelerine karşı yürütülen bir çok operasyonda da Heval Kemal ile birlikte mücadele veren İngiliz YPG’li savaşçı Macer Gifford’da arkadaşı ile ilgili özel detayları okuyucularımız ile paylaştı.

    Konstandinos Erik Scurfield (Heval kemal)’in anne ve babasını da yakından tanıyarak kendi çocuklarını ve Kürt mücadelesine uluslararası desteği ile İngiltere’den bir ailenin bakışını, kendilerinden dinledik.

    5 Newroz resepsiyonu ericin annesi ve kızkardesi
    Vasiliki Scurfield

    Kısaca Scurfield ailesini tanıyalım

    Vasiliki (Kostas’ın Annesi): “Adım Vasiliki Scurfield, Ocak 1966’da, Afrika’nın Zimbabwe ülkesinde doğdum. Yunan vatandaşıyım, İngiltere’de yaşam sürdürüyorum. Benim babam Yunan, annem İngiliz. Ben 1986 yılında İngiltere’ye 21 yaşlarında iken Arkeoloji üzerine üniversite okumaya gelmiştim. Eşim Chris ile oğlumuz Kosta’nın doğduğu yıl olan 1989’da evlenmiştik. Kosta’nın doğum günü 22 Eylül 1989.”

    Chris (Kostas’ın Babası): “Ben Chris Scurfield, İngiliz vatandaşıyım, Yorkshire bölgesinde doğdum ve yaşantımı hep burada lokal olarak sürdürdüm. Vasiliki ile üniversite öncesinde tanışmıştık, eğitimi tamamlamadan evlenmiştik. O dönemler işsizlik ve ekonomik sıkıntılardan dolayı Vasiliki ile üniversite okumaya karar vermiştik, Kosta ve kız kardeşi de bizimleydi. Üniversite için Nottingham’a taşınmıştık. Vasiliki Arkeoloji klasikleri bense Arkeoloji üzerine okumuştum. Okulumuzu tamamladığımızda Kosta 2 buçuk yaşında idi. Kız kardeşi George üniversiteye başladığımızda 6 aylık ve David’de üniversiteyi bitirdiğimizde 6 aylıktı.”

    Üniversitenin ardından hayata atılan ve geçim mücadelesi veren aile, bir çok zorluk aşarak 3 çocuklarını yetiştirmeye koyulur.

    Vasiliki: “Bizim için o dönemlerde yaşam oldukça zordu, Arkeoloji üzerine okuduğumuz için bu alanda iş bulmak çok zordu. Kosta 5-6 yaşlarında iken hala biz okul okuyorduk, biz üniversiteyi 1996 yılında bitirdik. O zamanlarda Arkeolojide sadece geçici işler bulmak mümkündü, kalıcı bir iş bulmak çok zordu. Özellikle çocuklu bir kadınsanız neredeyse imkansızdı, çünkü bir yerlere gidip çadırlarda yaşayarak kazı yapmanız mümkün değil. Bu sebepten dolayı Chris her zaman uzakta çalışıyordu ve sürekli gidip geliyordu. Ayrıca Arkeolojide büyük paralarda kazanmanız mümkün olmadığı için bizim için en zor şey işimiz gereği ülkenin bir çok yerine gidip oralarda sürekli kısa süreliğine yaşamlar inşa etmek zorunluluğuydu. Chris, Nottingham’daki işinin ardından Lancester’de iş bulmuştu ve oraya taşınmıştık, ardından Weakfield.

    kostas-7-8-yaslarinda
    Kostandinos Eric Scurfield

    Yaşantımızda yer değiştirme hiç eksik olmadı. Chris’in kendi işletmesini yine ayni alanda açması ile artık nerede yaşadığımız önemli değildi. Nottingham’a dönmüştük ve bende O dönemler çocuklara İngilizce öğretmek üzere eğitim almıştım.”

    Ailenin uzun yıllar İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde yaşaması hayatın zorluklarını ikiye katlasa da olumlu yönleri de vardı. Çocukları İngiltere’de çeşitli bölgelerdeki kültürü almış, geniş bir çevre edinmiş ve aile toplum içerisinde sevgi-saygınlığı ile de yer edinmişti.

    Chris: “Yaşantımızda bir dönem sürekli yer değiştirmemizin olumsuz olduğu kadar olumlu yönleri de vardı. Çocuklarımız farklı çevreler edinme imkanı buldu. Bunun pozitif yansımalarını zaten hayatlarında sergilediler.”

    Vasiliki: “Çocuklarımız eğitimleri süresince bir çok okul değiştirdi, gençlik yıllarınızda biliyorsunuz arkadaşlarınız sizin için çok önemli oluyor, fakat oğlumuz Kosta için gençlik yıllarında bu çok önemli değildi. Kendisi özgür doğmuştu ve çocukluğunda, gençliğinde de kimseye veya arkadaş grubuna bağlı olmadan hareket edebiliyordu. Kosta hiçbir zaman insanlara uyum sağlama konusunda veya ortama ayak uydurma konusunda kendi üzerinde bir baskı hissetmedi. Aslında çocuklarımız her yerde arkadaş sahibi olunabileceğini öğrenmişlerdi. Hiçbir yerde bir adaptasyon sorunu yaşamamıştık.

    Kosta nereye gittiysek her bölgede popüler olmayı başarmıştı. Okul yıllarında Nottingham’da iken burada Kürt arkadaş çevresi edinmişti. Kosta’nın okulu küçük bir okuldu fakat bölgenin en iyi okuluydu çünkü bölgede bulunan üniversitedeki öğretim görevlilerinin ailelerinin çocuklarının gittiği bir okuldu, burada birçok Kürt arkadaş edinmişti. Bununla beraber bölgedeki üniversite sayesinde Kosta daha çocuk yaşındayken bir çok farklı kültürden insanla tanışıp arkadaşlık kurma fırsatı yakalamıştı. Bu imkan aslında çocuklarımızın açık görüşlü yetişmesine de yardım etti.

    Kosta eğitimi süresince koleje de gitmişti, fakat kolej eğitiminden memnun kalmamış ve A Level testlerini başarıyla bitirip koleji terk etmişti. Oğlumuz kolej eğitiminden vazgeçip o dönemler çok meraklı olduğu Sirk göstericiliği eğitimine gitmişti. Bu sadece 3 aylık bir kurstu, fakat Kosta bunu çok sevmişti, 2005 yılındaydı. Kosta her zaman çocukluğundan beri bir aktör olmayı istiyordu.”

    Şehirden şehre göçen 3 çocuklu ailenin en büyük oğlu Kosta yaşantısını hep bağımsız yürütüyor ve ailesine de psikolojik destek oluyordu, Kosta’nın hayali bir aktör olmaktı.

    Chris: “Kostas gerçekten iyi bir aktör olmak istiyordu, bu hayalinde vardı ve bunun için kendini hazırlıyordu. Sirk eğitiminin ardından, biz O’nu bir tiyatro okuluna yazdırmıştık, burada eğitim alırken bir kaç tiyatro oyununda kısa sürede sahne almayı başarmıştı. Daha 17 yaşlarında iken, bulunduğu bir kaç oyun içerisinde konuşma bölümleri olmasa da arka planda ek oyuncu olarak, Kostas kısa sürede yer edinmeyi başarmıştı. Kostas Okula geri dönerek yine Drama üzerine A Level testlerini başarıyla tamamlamıştı.”

    kostas-ve-kiz-kardes%cc%a7i-georgie

    Vasiliki: “Kostas aktörlük konusunda çok inatçıydı ve gerçekten bu alanda da çok iyiydi kendini kanıtlamıştı. Biz ona ailesi olarak bu konuda destek oluyorduk. Kostas’ın ayrıca doğaya karşıda bir aşkı vardı, evimizin arka bahçesinde her zaman Kostas’ın yetiştirdiği bir şeyler vardı, kuşları besliyordu tavuklara bakıyordu… Daha küçük yaşına rağmen sorumluluk alması ve bahçe ile hayvanlarla ilgilenmesi bizi çok sevindiriyordu ayrıca kendisinde ne kadar çalışkan olduğunu gösteriyordu. Kosta bahçede bir şeyler yetiştirmeyi doğayla iç içe olmayı çok seviyordu. Ayrıca hayvan bakıcılığından da büyük zevk alıyordu.”

    Chris: “Biz Kostas’a doğayla ilgili sadece bazı tavsiyelerde bulunuyorduk, yumurta toplamak için kendisi çaba göstermiş ve öğrenmişti, arka bahçeden sürekli bir şeyler ekip biçiyordu ve bunu yaparken ben ona öğretmiyordum kendisi zevkle keşfediyor ve üretiyordu. Kosta daha sonraları bir arkadaşı ile şehir dışında küçük bir bahçe kiralamıştı ve burada çeşitli sebzeler yetiştiriyordu. Buraya yılda sadece 15 Pound ödeyerek bir çok tavuk, ördek ve sebzeleri bu küçük bahçeye sığdırmıştı.”

    -Devam Edecek-

     

  • CEFTUS 5. Toplumsal Başarı Ödülleri 9 Ekim’de Sahiplerini Bulacak

    CEFTUS 5. Toplumsal Başarı Ödülleri 9 Ekim’de Sahiplerini Bulacak

    Türkiye Araştırmalar Merkezi’nin (CEFTUS) her yıl geleneksel olarak organize ettiği ‘Toplumsal Başarı Ödülleri’nin beşincisi 9 Ekim Pazar akşamı Londra’da İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn’in de katılacağı bir törenle sahiplerine takdim edilecek.

     

    1000’i aşkın kişinin katılmasının beklendiği, Park Plaza Westminster Otel’de gerçekleştirilecek ve geleneksel hale getirilen ‘Toplumsal Başarı Ödülleri’ bu yıl yine İngiltere’deki Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk toplumlarının başarılarının kutlandığı şık bir törene sahne olacak. 
Başta 100’den fazla Britanya parlamentosu milletvekili ve politikacı olmak üzere Türkiye ve İngiltere’den yüzlerce davetlinin bir araya gelmesinin beklediği tören için hazırlıklar tamamlandı.

    CEFTUS 5. Yıl kutlamalarında sanatçı Zülfü Livaneli Piano ve Cello resitali ile katılırken, Yaşar Kurt ve Olcay müzik programları ile katkı sunacaklar.

    CEFTUS 5. Toplumsal basari ödülleri için son aday gösterme tarihinin sona erdiğini açıklayan direktör Ibrahim Doğuş, aralarında Haringey belediye başkanı Ali Gul Özbek, İşadamları Ahmet Akdogan, Kemal Kaya, Metin Pekin, Ibrahim Ahmet, Derviş Aslan, Mustafa Topkaya ve Altan Kemal’inde bulunduğu Jüri üyelerinin gösterilen yüzlerce adaydan finale kalanlar arasında seçimini yapıp kararını törende açıklayacağını belirtti.

    CEFTUS adına açıklamada bulunan Ibrahim Doğuş 9 Ekim Pazar gecesi gerçekleştirilecek etkinliğe bir çok siyasetçi ve işveren ile toplum liderlerinin katılacağını belirterek “5. Yıl kutlamalarına İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Muhafazakar Partili hukumetten devlet bakanlari, Turkiye’den Ak Parti, CHP ve HDP’li milletvekili ve siyasetçiler ile Britanya’dan önde gelen Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk işverenlerin katılmasını bekliyoruz dedi.