Category: İngiltere

İngiltere Haberleri

  • Londra Fransız Elçiliği önünde ‘9 Ocak’ protestosu

    Londra Fransız Elçiliği önünde ‘9 Ocak’ protestosu

    Londra’da Fransa Konsolosluğu önünde bir araya gelen kadınlar, Paris katliamının aydınlatılmasını isteyerek konsolosluğa siyah çelenk bıraktı.

    Paris’te 9 Ocak 2013’te  PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris Temsilci Fidan Doğan (Rojbin) ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez’in (Ronahi) katledilmesi Londra Fransız Büyükelçiliği önünde protesto edildi.

    Kürt Kadın Meclisi, Yeni Kadın ve Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) öncülüğünde yapılan eylemde, 3 Kürt kadın devrimcinin poster ve flamaları taşındı.

    Fransa devletinin aradan geçen 8 yıla rağmen halen olayı aydınlatmamasına tepki gösteren kadınlar,  sık sık “Jin jiyan azadi”, “Sara, Rojbin, Ronahi”, “Şehid namırın” sloganları attı.

    Elçilik önünde yapılan açıklamada, Paris’te katledilen 3 Kürt devrimci kadının faillerinin halen yargı önüne çıkarılmadığına dikkat çekilerek, katliamın failinin faşist Erdoğan rejimi olduğunun apaçık ortada iken Fransa devletinin bunu yok saydığına dikkat çekildi. Fransa’nın bu katliamın gerçek faillerini yargılamadığı ve bu katliamı gerçekleştirenlere karşı tutum almadığı müddetçe katliamın suç ortağı olmaktan kurtulamayacağı vurgulanan açıklamada, Saraların özgürlük mücadelesinin ürdüğü ifade edilen açıklamada, “Saraların ruhuyla kadın özgürlük mücadelesi Ortadoğu ve dünyanın dört bir yanında yükselerek büyüyor” denildi.

    Yapılan açıklamanın ardından kadın örgütlerinden oluşan bir heyet elçilik binası önüne siyah çelenk bıraktı. Eylem,  “Jin, jiyan, azadi”, “Sara, Rojbin, Ronahi” sloganları ile sona erdi.

  • GİK-DER’den Kasap Çiçek mesajı: Düşlerini yaşatacağız

    GİK-DER’den Kasap Çiçek mesajı: Düşlerini yaşatacağız

    Londra’da yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden sosyalist aktivist Kasap Çiçek için bir mesaj yayınlayan GİK-DER, “Tutarlı emekçiliği ve yoldaşlığıyla derin bir boşluk yaratarak ayrıldı aramızdan. Onu her zaman hatırlayacak, düşlerini yaşatacağız” dedi.

    Sosyalist devrimci Kasap Çiçek, yakalandığı amansız hastalık sonucu Londra’da hayatını kaybetti. Devrimci sosyalist mücadelenin emekçisi olan Kasap Çiçek, sol devrimci bir gelenekten gelen bir ailenin de ferdiydi. Londra’da büyük üzüntüye yol açan Kasap Çiçek’in vefatı dolayısıyla Göçmen İşçilerle Dayanışma Derneği (GİK-DER) bir mesaj yayınladı.

    Kasap Çiçek’in yaşadığı her yerde devrimcilerin dostu ve yardımcısı olduğu dile getirilen mesaj da, “Kürecik’te 23 Ekim 1964’de dünyaya gelen Kasap Çiçek’in yakalandığı amansız hastalığı sonucunda 30 Aralık’ta aramızdan ayrılışının hüznünü yaşıyoruz.

    2001 yılında Londra’ya gelen Kasap yoldaş geldiği günden itibaren kurumumuz GİK-Der’in bir üyesi olarak çeşitli dönemlerde daha da aktif olmak üzere faaliyetlerine katıldı.

    Kasap yoldaş Atılım gazetesinin dağıtımını üstlendi. Aynı zamanda bir ölümsüz ve tutsak yakını olarak Tutsakların Sesi Platformu ve Cezaevi Komitesi’nde emek harcadı, tutsakların sesini Avrupa’ya taşıdı. Kurumun bir emekçisi olarak nöbet tuttu, kurumu açtı-kapattı, tamir ve tadilat işleri söz konusu olduğunda ilk koşan oydu. Aldığı bir işi sonuna kadar kovalamak onu başkalarından ayıran özelliklerindendi. Yaşamı boyunca kurumumuz ve Londra’da faaliyet yürüten birçok göçmen emekçinin hayatına dokundu, sevdi ve kendini sevdirdi.

    Devrimci ölümsüz Hasan Çiçek’in anısını onurla her yerde en yükseklerde taşıyarak yaşadı. Hasan’ın ve kendi yoldaşlarının, devrimcilerin hep yanında yer aldı, kitleler içerisinde devrimci olanı savundu. Tutarlı emekçiliği ve yoldaşlığıyla derin bir boşluk yaratarak ayrıldı aramızdan. Onu her zaman hatırlayacak, düşlerini yaşatacağız.”

    Kansere yenik düşen Hasan Çiçek için taziyeler GİK-DER binasında kabul edilecek.

  • Britanya DGB: Hasta tutsaklar serbest bırakılsın

    Britanya DGB: Hasta tutsaklar serbest bırakılsın

    Britanya Demokratik Güç Birliği (DGB) kitlesel bir eylem ile Türk cezaevlerindeki hak ihlallerini protesto ederek, hasta tutsakların derhal serbest bırakılmasını istedi.

    Britanya’da 18 demokratik kitle örgütünden oluşan Demokratik Güç Birliği, cezaevlerindeki hasta tutsaklar ve baskılara dikkat çekmek amacıyla Londra Manor House Kütüphanesi önünde bir araya gelerek protesto eylemi düzenledi. Kalabalık bir kitlenin katıldığı eylemde, “Turkiye hapishanesinde katliam var” pankart ve dövizleri açıldı. Hasta tutsaklar ile Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk’un fotoğraflarının taşındığı eylemde, sık sık “Politik tutsaklara özgürlük”, Hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “Terörist devlet katil Erdoğan”, Aysel Tugluk’a özgürlük” sloganları atıldı.

    Burada DGB adına Abdullah Yoldaş ve Helin Peköz ortak basın açıklamasını İngilizce ve Türkçe olarak okudu.

    Kürdistan ve Türkiye cezaevlerinde hasta tutsakların ölüme terk edilmesinin infaz olduğu vurgulanan açıklamada,  19 Aralık 2000 yılında başlatılan tutsakların iradelerini teslim alma katliamının günümüze kadar süre geldigi belirtildi. Hapishanelerde şu an 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta tutsak olduğuna dikkat çekilen açıklamada, AKP-MHP faşist iktidarı içine düştüğü yapısal krizin etkisiyle artan toplumsal muhalefet karşısında yüreklerine düşen korku ile saldırılarını yoğunlaştırıyor. Garibe Gezer, Vedat Erkmen, Halil Güneş gibi devrimci yurtsever tutsakların katili devlettir. Tutsak eski HDP Milletvekili Aysel Tuğluk ve yüzlerce ilerici, devrimci ve yurtsever tutuklu ağır hastalık koşullarında direnişini sürdürmektedir” denildi.

    DGB, hasta tutsakların derhal serbest bırakılmasını isterken, Türk devletinin katliamlarına karşı birleşik mücadele çağrısı yaptı.

    Eylemde Kürt Halk Meclisi adına bir konuşma yapan Ercan Akbal, Türk devletinin gerçekleştirdiği Roboski katliamına dikkat çekerek, Kürt halkının asla boyun etmeyeceğini ve Kür devrimcilerin katliamların emrini verenlerden hesap soracağını ifade etti. Akbal’ın konuşmasını ardından, kitle “Katil devlet hesap verecek”, “Biji serok Apo” sloganları attı.

     

     

     

     

     

  • Prof. Michael Gunter: PKK’nin listeden çıkarılması barış için büyük bir adım olacaktır

    Prof. Michael Gunter: PKK’nin listeden çıkarılması barış için büyük bir adım olacaktır

    Amerika Tennessee Teknoloji Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü ve AB Türkiye Sivil Komisyonu (EUTCC) Genel Sekreteri Michael Gunter, PKK’nin yasaklı listeden çıkarılmasının Ortadoğu barışı için büyük bir adım olacağını kaydetti.

    PKK’yi AB’nin terör örgütleri listesinden çıkarmak ve Önder Apo’ya yönelik tecridine son vermek için 28 kişinin başlattığı imza kampanyasının öncü isimlerinden Prof. Michael Gunter, gazeteci Erem Kansoy’un sorularını yanıtladı.

    Michael Gunter, PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılmasının Türkiye’de ve Ortadoğu’da barış ve güvenliğin sağlanması için büyük bir adım olacağanın altını çizdi.

    “Türk devleti tarafından Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin aynı zamanda PKK ve Kürt halkının da tecrit edilmesidir” dedi.

    PKK’nin terör listelerinden çıkartılması, Türkiye, Irak ve Suriye’de huzuru getirecek akan kanı durduracaktır. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan; PKK’yi “terrorist” olarak etiketleyerek stratejisini kesinlikle yanlış bir şekilde belirlemiştir. Bu yöntem işe yaramaktadır, huzur ve barışın sağlanabilmesi adına Erdoğan’ı başka bir yöntem denemeye davet ediyoruz.

    Öcalan’ı tecrit ederek PKK’yi de tecrit ediyorlar ve PKK’yi terör örgütü olarak etiketleyerek olası barış görüşmelereinin de önünü kapatıyorlar. Öcalan’a yönelik tecrit uygulamasını ve PKK’yi “terrorist” örgütler listesinde tutma siyasetini, yani bu iki yöntemi bir biriyle uyumlu olarak yürütüyorlar.

    Michael Gunter son olarak, “PKK’yi “terörist” olarak etiketlemenin bir işe yaramadığını gördük, ABD ve AB artık yeni bir yöntem denenmelidir.”dedi.

    Eğer Amerika daha huzurlu ve barışçıl bir ortadoğu istiyorsa; Türkiye ve Kürt’lerle ilgili politikalarını değiştirmelidir. PKK’yi “terörist” olarak etiketlemey çalışmanın hiçbir işe yaramadığını gördük, yeni bir yöntem denenmelidir. ABD daha önce buna benzer birçok hata yaptı, Nelson Mandelayı’da terrorist ilan eden ABD idi ve bu durumun da tamamen siyasi nedenlerle alakalı olduğunu hatırlıyoruz.

  • Londra Dersimliler Dayanışma Gecesi 25 Aralık’ta düzenlenecek

    Londra Dersimliler Dayanışma Gecesi 25 Aralık’ta düzenlenecek

    Londra’da her yıl geleneksel olarak düzenlenen Dersimliler Dayanışma Gecesi, bu yıl sanatçı Diyar’ın katılımıyla 25 Aralık günü Prenses Düğün Salonu’nda gerçekleşecek.

    Dersimliler Dayanışma Derneği (Dersim-Der) tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Dayanışma Gecesi’ne bu yıl Kürt sanatçı Diyar, Grup Sinemili ve Hüseyin Güneş katılacak. Prenses Düğün Salonu’nda 25 Aralık Cumartesi akşamı düzenlenecek olan geceye yönelik hazırlıklar tamamlandı. Gece de konuşmaların yanı sıra davul-zurna ekbi de yer alacak. Dersim-Der’den geceye ilişkin yapılan açıklamada, herkesin katılabileceği geceye tüm devrimci, demokratları Dayanışma Gecesi’nde buluşma çağrısı yapıldı.

     

  • Türk devletinin savaş suçlarına tepkiler büyüyor

    Türk devletinin savaş suçlarına tepkiler büyüyor

    Strasburg’tan insan hakları aktivisti ve Kürt hakları savunucusu Sarah Glynn ve İskoçya’dan UNISON Ulusal Yürütme Kurulu Üyesi Stephen Smellie gazetemize konuştu.

    Glynn ve Smellie, İngiltere’de kurulan kimyasal silah kullanımına karşı koalisyonun önemine dikkat çekti.

    Gazeteci Erem Kansoy’un sorularını yanıtlayan İnsan hakları aktivist Sarah Glynn, İngiltere’deki kimyasal silahlara karşı koalisyonun nasıl kurulduğunu anlattı. Kimyasal Silah Kullaımına Karşı Koalisyon’un önümüzdeki dönemde aralarında fizikçi, avukat, aktivist, siyasetçi ve gazetecilerin de bulunduğu bir heyeti bölgeye göndermek için çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.

    Türk Devleti’nin kimyasal silahlar kullanması aslında Kürt halkına karşı işlediği insan hakları ihlallerinden sadece bir tanesidir. Türkiye’nin kimyasal silah kullanımı 1980’lere dayanıyor. Bugüne kadar kimyasal silahlarla yapılan hiçbir saldırı araştırılmış değildir ve bu araştırmaların yapılmasına aslında Türkiye engel oluyor.

    Türk Devleti’nin kimyasal silahlarla saldırılar düzenlemesi, Kürt halkına karşı işlenen birçok savaş suçundan sadece bir tanesidir diyebiliriz.

    Koalisyon sözcülerinden ve Britanya’nın en büyük sendikalarından UNISON’ı temsilen Stephen Smellie ise uluslararası kurumları kimyasal silah iddiaları derhal araştırma başlatması gerektiğine işaret etti.

    Stephen Smelli-İskoç Unison Sendikası Yürütme Kurulu üyesi, kimyasal silahların kullanımına ilişkin araştırmaların yapılması OPCW ve IPPNW gibi uluslararası kurumların asli görevidir, fakat görevlerini yerine getirmiyorlar. Ortada çok ciddi iddialar var ve görevlerini yerine getirip bu araştırmaları yapmak zorundadırlar. Araştırmaları yapmamalarının sebebi ise karşılaşacakları sonucun işlerine gelmemesidir. Bölgede kimyasal silahlardan etkilenen ve yaşamını yitiren insanların hayatları umurlarında değil. Kimyasal silah kullanımına ilişkin araştırmalarını derhal yerine getirmelidirler.

    Sarah Glynn

    “Koalisyon, Kuzey Irak’ta Türk devletinin Kürt savaşçılara karşı kimyasal silah kullanarak saldırılar düzenlediğine ilişkin yapılan sayısız çağırıya uluslararası kurumların sessiz kalması ve halen bölgede araştırma yapamamsına bir tepki olarak kuruldu.

    Türk devletinin kimyasal silahlar kullanması aslında Kürt halkına karşı işlediği insan haklarına aykırı suçlarından sadece birtanesidir. Türkiye’nin kimyasalllar kullanması 1980’lere dayanıyor, bu güne kadar hiçbir kimyasal saldırıları araştırılmış değildir ve bu araştırmaların yapılmasını aslında Türkiye zorlaştırıyor. Fakat şuandaki durumda Türk devletinin kimyasal silahlarla saldırılar düzenlemesi, Kürt halkına karşı işlenen bir çok savaş suçlarında sadece birtanesidir diyebiliriz.”

    Stephen Smellie

    “Uluslarası kuruluşların kendi çıkarları doğrultusunda öncelikleri olduğunu açıkca görüyoruz. Bu duru aslında kurumların davranışlarından görebiliyoruz. Örneğin Suriye’de daha önceleri kimyasal silahlar kullanıldığına dair araştırmalar yapmışlardı, fakat Türk devletinin kimyasal silahlar kullandığına dair iddaları halen incelememede ve araştırma yapmamakta ısrar ediyorlar. Şunu söylemeliyiz ki bu kurumlar kendilerine uygun, işlerine geldiği şekilde davranıyorlar.

    Koalisyon sözcülerinden Stephen Smellie son olarak uluslararası kuruluşları kimyasal silahların kullanamına ilişkin araştırmalar yapması için acilen bölgeye gitmesi gerektiğine dikkat çekti.

    KİMYASAL SİLAHLARA KARŞI KOALİSYON’DAN ÇAĞIRI

    “ULUSLARARSI KURUMLAR ACİLEN BÖLGEDE ARAŞTIRMALARA BAŞLAMALIDIR”

    Kimyasal silahların kullanımına ilişkin araştırmaların yapılması OPCW ve IPPNW giib uluslararası kurumların asli görevidir, fakat görevlerini yerine getirmiyorlar. Ortada çok ciddi iddalar var ve görevlerini yerine getirip bu araştırmaları yapmak zorundadırlar, araştırmaları yapmamalarının sebebi ise karşılacakları sonucun işlerine gelmemesidir. Bölgede kimyasal silahlardan etkilenen ve yaşamını yitiren insan hayatları umurlarında değil, kimyasal silah kullanımına ilişkin araştırmalarını derhal yerlerine getirmelidirler.

  • Londra’da katliamlara karşı direniş çağrısı

    Londra’da katliamlara karşı direniş çağrısı

    Londra’da düzenlenen ‘Katliamları unutmadık’ anmasında konuşan Ferhat Encü, “Hukukta umut yok. Direniş ile Roboski şahsında bütün katliamların hesabını soracağız” dedi.

    Britanya Demokratik Güç Birliği tarafından, 1978 yılında Alevilere yönelik Maraş Katliamı, 19 Aralık 2000 yılında ‘Hayata Dönüş’ adı altında yapılan cezaevleri katliamı ve 28 Aralık 2011’de Türk devletinin çoğu çocuk 34 Kürdü katlettiği Roboski Katliamı’nda katledilenler kitlesel olarak anıldı.

    Britanya DGB tarafından İngiltere Alevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen anmaya Kürt siyasetçi Osman Baydemir, Alevi örgütleri eşbaşkanları ile demokratik kitle örgütü temsilci ve üyeleri katıldı.

    Bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anmada, katliamlar da yaşamını yitirenler için ‘çıra’ yakıldı. Ardından bir konuşma yapan İAKM Eşbaşkanı Filiz Koç, Aralık ayının tarihe utançla yazılan üç büyük karanlık katliamın yaşandığı bir ay olduğunu ifade etti. Maraş, Roboski ve 2001 Cezaevi katliam katliamlarının ortak özellliğinin sindirme, yıldırma, dayatma ve yok sayma olduğunu ifade eden Eşbaşkan Koç, “Maraş’ta Alevilere dönük düzenlenen katliamda yüzlerce Alevi hunharca katledilmiştir. Katliamın üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen ne adalet sağlandı nede yüzleşme. Roboski’de savaş uçakları 19’u çocuk 34 sivil Kürt katledildi. Tıpkı 33 Kürdün kurşuna dizilmesi gibi bu katliam gerçekleşti” dedi.

    İAKM Eşbaşkanı İbrahim Has’ın, Ahmed Arif’in 33 kurşun şiirini okuduğu anmada, katliamların karşısında durarak hesap sormanın tüm canlara olan bir borç olduğu ifade edildi.

    DGB adına bir konuşma yapan İsrafil Erbil ise katliamcı faşist zihniyetin hala sürdüğünü belirterek, iktidarlar değişse bile sistem değişmediği müddetçe zulmün devam edeceğinin altını çizdi. Anmaya ‘online’ olarak katılan Yazar Aziz Tunç ve Av. Seyid Sönmez’de birer konuşma yaparak Maraş katliamının detaylarını ve hukuksal süreci anlatıldı.

    Erbil’in konuşmasının ardından tanık ve mağdurların anlatımlarıyla ‘Maraş katliamı’ ile ilgili bir sinevizyon gösterildi. Anmada, katliamın tanıkları Nevroz Duman, Mustafa Duman, Elif Tabak, Dilek Boz, Güllü Bayır ve Cemal Top sahneye çıkarak, o günleri anlattı.  Ardından katliamlar da yaşamını yitirenler için ağıtlar seslendirildi.

    Roboski katliamında 27 yakınını kaybeden HDP İstanbul Eşbaşkanı Ferhat Encü ise ‘skype’ üzerinden bağlandığı anmada, Roboski katliamını anlattı. Encü, ilk günkü gibi acılarının taze olduğunu ifade ederek, “Bir hukuk bir adalet mücadelesi verdik. Bu katliamları yaşatanlara karşı ‘bir daha asla’ mücadelesini verdik. Bu mücadeleyi yürütürken tutuklandık, darp edildik, gözaltına alındık ve sayısız dava ile mücadele ediyoruz. Öbür yanda bu katliamı yaşatanlar yeni katliam yapmaya devam ediyorlar. Katliama ‘kaçınılmaz hata’ dediler. AKP’li milletvekilleri bunu söylediler Meclis’te . Bilinçli ve planlı bir katliama ‘kaçınılmaz hata’ diyebildiler. Yargı yolu da kapatıldı. Söz konusu egemenler olunca mağdurlar mazlumlar olunca uluslararası mahkemeler bile işlemiyor. Egemenlerin suçları örtüldü” dedi.

    ‘DİRENİŞ İLE HESAP SORULUR’

    O günden bugüne bir çok şey değiştiğini ancak hiç bir şeyin değişmediğini dile getiren Encü, “Acı hiç bir zaman değişmedi. Katliamın 10’uncu yılına girerken bu davadan ve mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Roboski suçüstü bir katliamdır. Genelkurmay Başkanlığı’nda planlanmış ve organize edilmiştir. Katliamın sorumlusu bugün hala katliam düzenleyen iktidar ve sistemdir. Hukuksal olarak bu ülkede Roboski’nin hesabının sorulacağı yönünde bir umudumuz kalmadı. Hukukta umut yok. Bizim ortaya koyacağımız direniş ile Roboski şahsında bütün katliamların hesabını soracağız. Yeter ki birbirimiz ile dayanışalım ve birlikte mücadeleyi yükseltelim” diye kaydeti. Encü, devrimci, demokrat ve yurtseverleri Roboski’nin sesi olmaya çağırdı.

    Ercü’nün ardından Roboski katliamını anlatan sinevizyon gösterildi. Ardında Roboski üzerine sanatçılar ağıtlar yakarken, duygusal anlar yaşandı.

    ‘KÜRDİSTAN OLDUĞUMUZ İÇİN…’

    Kürt siyasetçi Osman Baydemir ise yaptığı konuşmada, Kürdistan halkının yarasının da acısınında bir olduğunu vurgulayarak, “Bir kez daha görüyoruz ki, bize yaşatılan katliamların tek nedeni sadece devletin zulmü değildir. Katliamın temel sebebi devletsizliktir, sahipsizliktir. Sadece Alevi olduğumuz için Maraşlı Roboskili olduğumuz için katliama maruz kalmadık. Bu katliamlar Kürdistan olduğumuz için, Kürtsüzleştirme ve insansızlaştırma operasyonuyla yapıldı. Bu operasyon Afrin’de yaşanıyor. Aynı akıl aynı mantalite ile yapılıyor bunlar. Bu devlet Kürdün varlığını dilini bekasının bir tehditi olarak görüyor. Bu kanayan yara nasıl iyileşecek. Elbetteki bu yaranın paylaşılması aktarılması gerekiyor. Ama bu yetmez. Yüzleşilmeden bu yara kapanmaz, kucaklaşma helalleşme olmaz. Celladımızdan umut duymamamız lazım. Kürtlerin dermanı birliktir” diye kaydetti.

    Baydemir’in konuşmasının ardından 19 Aralık katliamı ile ilgili gösterilen sinevizyonun ardından, anma programı sona erdi.