Category: İngiltere

İngiltere Haberleri

  • Oxford’un COVID-19 aşısı yaşlılarda güçlü bağışıklık tepkisi sağladı

    Oxford’un COVID-19 aşısı yaşlılarda güçlü bağışıklık tepkisi sağladı

    Financial Times, University of Oxford’un AstraZeneca Plc ile iş birliği içinde geliştirdiği yeni tip koronavirüs (COVID-19) aşısı deneylerinden elde edilen ilk sonuçların, en yüksek risk altında olan yaşlılarda güçlü bir bağışıklık tepkisi ürettiğini gösteriyor.

     

    FT’de yer alan ve konuya yakın iki kişiye dayandırılan habere göre aşının ileri yaş gruplarında koruyucu antikorları ve T hücrelerini tetiklediği keşfedildi. Bu sonuç araştırmacıları cesaretlendirdi.

    İmmünojenite kan testlerinin sonuçlarından haberdar olan iki kişinin açıklamalarına göre bulgular, temmuz ayında yayınlanan ve aşının 18 ila 55 yaşları arasındaki sağlıklı yetişkinler grubunda “güçlü bağışıklık tepkileri” ürettiğini gösteren verileri tekrarladı.

    Ancak FT, pozitif immünojenisite testlerinin, aşının nihayetinde yaşlı insanlarda güvenli ve etkili olacağını garanti etmediği konusunda uyardı.

     

    Oxford University araştırmacıları ile aşıyı geliştiren AstraZeneca, COVID-19’a karşı koruma amaçlı bir aşı üretme yarışında önde gittiği görülüyor.

    FT, bulgunun ayrıntılarının kısa süre içinde bir klinik dergide yayınlanmasının beklendiğini söyledi ancak derginin ismini vermedi.

    Oxford ve AstraZeneca’nın, Reuters haber ajansının açıklama talebine yanıt vermediği ifade edildi.

  • BBC : İngiltere’de salgınla mücadele için geçici olarak ‘günlük hayatın askıya alınması’ tartışılıyor

    BBC : İngiltere’de salgınla mücadele için geçici olarak ‘günlük hayatın askıya alınması’ tartışılıyor

    BBC son dakika haberi olarak İngiltere hükümetinin iki haftalık günlük hayatı askıya alma önlemlerini değerlendirdiğini açıkladı.

    İngiltere’de bugünden itibaren bölgelerin koronavirüs salgınının hızına göre sınıflandırdığı yeni önlem paketi uygulanıyor. Ülkede ayrıca “devre kesici” olarak nitelendirilen, günlük hayatın geçici bir süre -en az 2 hafta – “askıya alınması” tartışıyor. Başbakan Boris Johnson üzerinde de bu yönde baskılar artıyor.

    Başbakan Boris Johnson yeni önlem paketinin doğru yaklaşım olduğunu savundu. Ancak hükümetin Bilimsel Danışma Grubu’nun (SAGE) Eylül ayından bu yana “günlük hayatın geçici bir süre askıya alınmasını” tavsiye ettiği ortaya çıktı. Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Keir Starmer, hükümete derhal “devre kesici” önlem planı hazırlaması çağrısı yaptı.

    Bilim Kurulu SAGE tarafından hazırlananrapora göre, iki haftalık bir “devre kesici” önlem uygulamasının binlerce hayat kurtarabileceği ve hastaneler üzerindeki yükü çok ciddi şekilde azaltabileceğinin ortaya çıkmasıyla, Boris Johnson hükümetinin bu yöndeki baskılara ne kadar direnebileceği sorgulanmaya başlandı.

    Birleşik Krallık’ı oluşturan İngiltere dışındaki bölgeler, Kuzey İrlanda, Galler ve İskoçya özerk yönetimleri zaten salgına karşı önlem politikalarını kendileri oluşturuyor ve genel olarak İngiltere’den daha katı kurallar uyguluyorlar. Kuzey İrlanda yönetimi Pazartesi’den itibaren okulların kapanacağını ve Cuma akşamından itibaren pub, bar ve restoranların daha sıkı kurallara tabi olacağını açıkladı. Galler yönetimi de, “devre kesici” önlemleri ciddi şekilde değerlendiriyor.

    Halen İngiltere’nin büyük bölümünde, evden çalışmanın mümkün olan durumlarda teşvik edilmesi, pub ve barların gece 10’da kapanması, evlerde başka hanelerden 6’dan fazla kişinin bir araya gelmemesi, toplu taşımada maske kullanılması gibi kurallar uygulanıyor.

    Yeni açıklanan önlemler çerçevesinde yüksek alarm durumu sınıfına alınan Liverpool kentinde ise pub ve barlar kapatılıyor. Manchester ve Lancashire’ın durumunun da değerlendiği anlaşılıyor.

    Ülkede Covid-19 ölümleri bir günde 143 ile Haziran ayı başlarından bu yana en yüksek noktasına ulaşırken, İşçi Partisi’nin lideri Keir Starmer, Başbakan Boris Johnson’a “bilime uygun hareket etme” çağrısı yaptı.

    Keir Starmer hükümetin, her yerde farklı tedbirler öngören ve yerel yönetimler tarafından da eleştirilen plan yerine, ulusal düzeyde “devre kesici” diye tabir edilen sıkı önlemleri en az iki hafta uygulayarak salgının yayılışını durdurmasını istedi. İşçi Partisi lideri başbakanın virüsün kontrolünü kaybettiğini söyledi ve bir an önce Ekim ayı bitmeden İngiltere’nin her yerinde birden hayatı hemen tamamen durduracak düzeyde sıkı önlemler açıklanması gerektiğini savundu. Starmer, “Eğer yapmazsak, uzun ve karanlık kış mevsimine uyur gezer gibi gireceğiz” diye konuştu.

    Muhalefet liderinin bu çağrısına salgının şu anda en hızla yayıldığı İngiltere’nın kuzey bölgelerindeki kentlerin belediye başkanları da destek veriyor. Hükümetin baş bilim danışmanı Sir Patrick Vallance geçen ay yeni önlemler alınmadığı takdirde Kasım ayında, Covid-19 ölümlerinin günde 200 düzeyine çıkabileceği uyarısında bulunmuştu.

     

    Bilim danışmanlarının tavsiyeleri

    Başbakan Johnson’ın İngiltere için yeni sınırlı ve aşamalı önlemler paketini açıkladığı Pazartesi gününün akşamında, hükümete tavsiyelerde bulunan bilim kurulu SAGE’in, ta 21 Eylül tarihinde iki haftalık bir sıkı önlem uygulaması tavsiye ettiği ve aksi halde “yıkıcı sonuçlar doğabileceği” uyarısında bulunduğu, ancak hükümetin bu tavsiyelere uymadığı ortaya çıktı.

    Hükümetin ilan ettiği yeni ve sınırlı önlemler salgının hızlı yayıldığı bazı bölgelerde önlemlerin sıkılaştırılması yönünde oldu ama geri kalan yerlerde kurallar pek değişmedi. Salı günü ise hükümetin iki bilim danışmanı eğer 24 Ekim ile 7 Kasım arasında ‘devre kesici’ önlemler uygulanırsa, yıl sonuna kadar ölümlerin yarı yarıya azaltılabileceğini açıkladı.

    Devre kesici önlemler derken, salgının hızla yayıldığı ilkbaharda uygulanana yakın çok sıkı sokağa çıkma önlemleri kastediliyor. Bu, okulların, hayati faaliyetlerde bulunmayan bir çok işyerinin ve dükkanın kapanması anlamına gelebilir.

    Uzmanlar mini karantina dönemi diye de adlandırdıkları bu adım sayesinde, virüsün temas yoluyla yayılması bir süre için durdurularak, tamamlanması gereken diğer adımlar için “zaman kazanılabileceğini” söylüyorlar. Fakat birçok belirsizlik de var ve danışmanlar devre kesici önlemlerin ekonomi ve toplum üzerindeki etkilerinin de gözetilerek bir denge bulunması gerektiğini kaydediyorlar. Bilim danışma kurulu SAGE alınacak önlemlerle 28 gün içerisinde salgının yayılma hızının tersine çevrilebileceğini tahmin ediyor. BBC tarafından görülen ancak henüz yayınlanmayan bu raporun bulguları henüz başka bilim insanları tarafından kontrol edilmiş değil.

     

    ‘İki haftalık önlem ölümleri yarıya indirebilir’

    Bilim Kurulu SAGE Modelleme Grubu Başkanı Graham Medley ve Grip Salgınları Bilimsel Modelleme Grubu üyesi Matt Keeling, Louise Dyson, Michael Tildesley ve Edward Hill tarafından hazırlanan raporun hesaplamalarına göre, Ekim ayında başlayacak iki haftalık bir “devre kesici” uygulama, yıl sonuna kadar Covid-19 ölümlerini çok ciddi boyutlarda azaltabilir.

    Önlemlerin sıkılığına, ne zaman alınacağına ve süresinin ne olacağına göre farklı senaryolara bakıldığında, yıl sonuna kadar Covid-19 ölümlerinin yüzde 29-49 yani yarı yarıya bile azaltılması mümkün görülüyor. Bu hesaplamalara göre farklı senaryolarda yıl sonuna kadar alınacak farklı önlemler Covid-19 ölümlerini en az 800, en fazla 106 bin azaltabilecek. Ama gerçek hayatta rakamların en yüksek sayıya yaklaşması ihtimalinin çok düşük olduğu da kaydediliyor.

    Aynı sıkı önlemler sayesinde yine yıl sonuna kadar hastanelere yapılacak başvuruların da bu önlemlerle 132 binden 66 bine kadar inebileceği kaydediliyor. Bilim insanları bu önlemler için en iyi zamanlamanın “şimdi” olduğunu, ertelemek için bir sebep bulunmadığını da söylüyor. Fakat yine de çalışmalarında daha geç dönemlerde alınacak olası tedbirlerin etkilerini de inceledikleri anlaşılıyor.

    BBC’ye konuşan rapor ekibinden Warwick Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Matt Keeling, “Biz bu çalışmada herhangi bir polikayı savunmuyor, izlenecek hangi politikanın hangi sonucu vereceğini ortaya koyuyoruz” dedi ve önlemler ne kadar sıkılaştırılırsa etkisinin o kadar büyük olacağının görüldüğünü vurguladı.

    Ama bilim insanları devre kesici önlemlere gidilse bile bunun çözüm değil zaman kazandırıcı olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekiyorlar ve R sayısı denilen, 1 hastanın virüsü ortalama kaç kişiye yaydığı göstergesinin, 1’in altına düşürülmesi yani salgının yayılmasının durdurulmasının nihai amaç olduğunu söylüyorlar.

    Hükümetin test ve bunu izleyen temas-takip sisteminin salgının yayılma hızı karşısında zorlandığı da gözlenirken, devre kesici önlemlerin bu sistemi tekrar işler hale getirmek için bir fırsat penceresi de yaratabileceği kaydediliyor. Bir başka olasılık da kış boyunca dönem dönem bu tür mini yasaklamalar dönemleri uygulanması olabilir. Bilim insanları “devre kesici” diye tabir edilen önlemler uygulanırken üç şeye dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor:

    • Ekonomiye ve topluma ne ölçüde zarar veriyor?
    • İnsanlar daha sıkı önlemleri destekleyecek ve uyacak mı?
    • Aynı noktaya yeniden gelmemek için ne yapmak gerekir?

     

    Boris Johnson ‘devre kesici’ önlemlerden kaçınabilir mi?

    Kendisini “Özgürlük aşığı bir Muhafazakar Partili” olarak sunan Başbakan Boris Johnson sık sık insanların yaşamlarına sınırlama getirmenin kendisini ne kadar kaygılandırdığından söz ediyor. Fakat daha sıkı önlemler alması yönündeki çağrılara ne kadar direnebilir?

    Tavsiyelerini dinlemekle övündüğü bilim danışmanlarının, artık sıkı önlemler alma zamanı geldiğini düşündükleri çok net. SAGE toplantılarının tutanakları ve baş sağlık danışmanı Chris Whitty’nin açıkça ulusal düzeydeki önlemlerin yetersiz olduğu açıklamaları bu konuda hiç bir kuşkuya yer bırakmadı. Bu seslere ana muhalefet İşçi Partisi lideri de desteğini verdi ve hükümeti devre kesici önlemler ilan etmeye çağırdı. Kamuoyu yoklamaları halkın da salgının ikinci bir büyük dalgaya dönüşmesini önlemek için daha sıkı önlemlerden yana olduğuna işaret ediyor.

    Fakat iktidardaki Muhafazakar Parti içinde dengeler aksi yönde değişiyor ve giderek daha fazla milletvekili önlemleri sıkılaştırmak yerine “virüsle yaşamayı öğrenmek” yönünde tavır koyuyor. Ayrıca bakanların çoğu şu an açıklanan önlemlerin ilerisine gitme konusunda istekli değil. Özellikle alınacak önlemlerin ekonomik etkilerinden korkan Hazine, bu konuda ödün vermeyi hiç istemiyor.

    Seçeneklerin hiç biri kolay görünmüyor. Ama vaka sayısı hızla yükselmeye devam ederken, hükümet içindeki bazı kaynaklar BBC’ye, İngiltere’nin her yerinde kısa süreli sıkı bir sokağa çıkma paketi uygulama ihtimaline de hazırlanıldığını söylüyorlar.

    Başbakanlığın isteği bu değil ama hükümetin kullandığı bir kalıbı tekrarlamak gerekirse tartışma devam ediyor, yani böyle bir ihtimal var.

    Boris Johnson özgürlük aşkıyla övünüyor olabilir ama salgının başlarında karşı karşıya kaldığı, insanları koruyacak önlemleri almakta geciktiği suçlamalarını bir kez daha göğüslemeyi istemeyebilir.

     

    Kaynak: BBC

  • Faşizme karşı pratik bir tavır: Turkey Boycott

    Faşizme karşı pratik bir tavır: Turkey Boycott

    Kürdistan Dayanışma Ağı ve Boycott Turkey aktivisti Nick Matheou, Erdoğan rejiminin sadece Türkiye değil tüm Ortadoğu’yu istikrarsızlığa çevirdiğini vurgulayarak, ‘boykot’ sözcüğünün faşizme karşı pratik bir tavır ortaya çıkardığını belirtti.

    Nick Matheou
    Nick Matheou

    Türkiye’nin baskı, şiddet, tecavüz, işkence ve işgal politikaları şiddetlenerek artıyor. Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘katmerli bir faşizm’ olarak adlandırıların bu politikalarının merkezinde ise başta Kürtler olmak üzere, demokrat, sol, muhalif, hümanist ve liberal kesimler bulunuyor. Erdoğan rejiminin tüm bu baskı ve şiddet politikalarına karşı Avrupa’da da Kürt kurumları ve dayanışma ağları tarafından yürütülen Boycott Turkey adlı kampanya ise uluslararası toplumu hem bilgilendiriyor hem de bir tavır almaları için boykot tercihini sunuyor.  Boycott Turkey, akademik ve kültürel boykottan turizm ve ekonomik boyuta kadar bir çok alanda çalışma yürütürken, özellikle Türk devletine silah satan ülke ve şirketlere karşı yoğun bir sivil baskı oluşturuyor. Bu sivil eylemler sonucunda bazı ülkeler Türkiye’ye silah satışını askıya alırken, İsveç gibi ülkeler ise silah anlaşmalarını feshetmişti.

    Yine geçtiğimiz yıl dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda akademisyen, sanatçı ve entelektüelin Türkiye destekli kurumları boykot kararı almalarını sağladı.

    Özellikle turizm boykotu konusunda kampanya bileşenleri tarafından Erdoğan ve ailesinin ortak yada anlaşmalı olduğu havayolu ve turizm şirketlerine karşı protesto eylemleri düzenlerken, uluslararası toplumu bilinçlendirerek ‘boykot’ ile bir tavır ortaya çıkarmaya çalışıyor.

    Bir çok akademisyen yazar, sanatçı ve sendikal örgütün desteklediği Boycott Turkey Kampanyası’nın aktivistlerinden tarihçi Nick Matheou, hem boykotu hem de yaratacağı etkileri anlattı. Aynı zamanda Kürdistan  Dayanışma Ağı üyesi olan Nick Matheou, Boykott Turkey Kampanyası’nın faşizme karşı pratik bir tavır ortaya çıkardığına dikkat çekti.

    Turkey Boycott
    Turkey Boycott

    Neden Türkiye boykot kampanyasına ihtiyacımız var, buna ihtiyaç var mı?

    Boykot Türkiye kampanyasına çok ciddi bir ihtiyaç vardır. Siyasal boykotların tarihsel sürecine bakarsak, İngiliz emperyalizmine karşı İrlanda halkının tutumu orijinal bir boykot kampanyasıdır. ABD’de ırkçılığa karşı Sivil Haklar Hareketi’nin Otobüs boykotu yine Güney Afrika’da Apartheid rejimine karşı geliştirilen gösteriler okul, otobüs ve iş boykotları ve sonuçları bize boykotun ne kadar önemli olduğunu gösterecektir. Bu boykotların yol açtığı siyasi kazanımlara baktığınızda Turkey Boycott kampanyasının önemi anlaşılabilir. Bütün bu boykotlar siyasi mücadele sürecinde nasıl önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Boykot hareketleri iki şey yaparlar, bir yandan hedefe ekonomik olarak zarar verme potansiyeline sahiptirler diğer yandan ise mücadele ettiğiniz şey hakkında farkındalık yaratarak büyük kitlesel destekler oluşturarak size pratik bir yol sunarlar.

    Özellikle Türkiye örneğinde, bu iki nedenden dolayı bir boykot kampanyası gereklidir. Bir yandan, şu anda faşizmin kurumsallaştığı Türkiye’de ekonomi ciddi bir kriz içerisindedir. Tam da böylesi bir dönemde boykotun her alanda gelişmesi karşısında Türk ekonomisi bir boykot taktiğine karşı savunmasız bir haldedir. Boykot kampanyamız özellikle Türk ekonomisinin önemli bir sektörü olan ‘turizm’ için geçerlidir.

    Turkey Boycott
    Turkey Boycott

    Neden özellikle ‘turizm’i hedefliyorsunuz?

    Çünkü turizm ve havayolu endüstrisi yöneticileri AKP rejimi ve Erdoğan ailesi ile çok yakından bağlantılıdır. Hem ülkede hem de genel olarak bölgesel turizmi Erdoğan ailesi ve rejim tekelleştirmiş durumdadır. Bu açıdan turizm boykotu Erdoğan rejimine büyük ölçüde zarar verebilir niteliktedir. İşte tam da bu süreçte faşizme karşı en büyük sorumluluk bu rejime karşı sivil bir tavır takınmaktır. Bu tavır turizm boykotu ile gelişebilir.

    Bu boykot geniş kitlelere yayılır mı?

    Kürt Özgürlük Hareketi’ne son sekiz yılda çok ciddi ve bilinçli bir uluslararası destek oluşmuş durumdadır. Geçtiğimiz yıl Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik işgal girişimine karşı dünya çapında büyük protesto gösterileri düzenlenmiş ve Kürt hareketine büyük bir destek ortaya konmuştur. İşte bu desteği daha örgütlü bir çalışmaya dönüştürerek destekçilerin boykota katılarak destek sunmalarını oluşturmaya çalıştık. En önemlisi ‘boykot’ sözcüğü Türk devletine karşı daha pratik bir tavır yolu ortaya çıkmıştır.

    Boykotun önemi daha fazla ortaya konarsa ve bu bilinç yayılırsa geniş bir yelpazede sivil toplum gruplarının da desteğiyle geniş bir tabana yayılan kampanya olma potansiyeline sahiptir. Çünkü Türk devletinin eylemleri tüm Ortadoğu’yu istikrarsızlığa sürüklemekte ve bir tehdit oluşturmaktadır. Bu açıdan sadece Kürtler ve Kürdistan için değil tüm Ortadoğu halkları için boykot önemlidir.

     

    Boykot kampanyasına kimler destek veriyor?

    Biz dayanışma ağlarının Boykot çağrısı ile birlikte Kürt Halk Meclisi ve bileşenleri ile birlikte bir çok genel yapı boykot kampanyasına destek vererek katılım sağlıyor. Özellikle Türk devletinin Afrin’i işgal etmesinin ardından KCDK-E’nin Türk turizmini boykot çağrısının ardından bizlerde harekete geçtik. Kürt Halk Meclisi ve enternasyonalist aktivistler olarak çalışmalarımıza başladık ve öncelikle kampanyanın amacını anlatan www.boycott-turkey.net adlı bir web sitesi kurduk. Burada boykot çağrıları ve kapsamının yanı sıra Türk askeri sanayisine ilişkin geniş bilgiler de aktardık. Yine turizm boykotunun yanı sıra kültürel ve akademik boykot çağrıların da bulunduk. Akademik boykot kararımız Barış için Akademisyenler Topluluğu’nun barış çağrısı ardından Erdoğan rejiminin tutuklama ve baskıları sonrası gelişti. Yine Türk devletinin soykırımcı politikalarına karşı da kültürel boykot çağrılarını geliştirdik.

     

     

    Boykot Erdoğan rejimine karşı nasıl bir etki elde edebilir?

    Bakın başarılı boykotlor Apartheid rejimine karşı Güney Afrika örneği yine İsrail Devleti’nin Filistin halkına karşı baskılarına karşı geliştirilen BDS hareketine baktığımız da boykot kampanyanları ile çok şeyin mümkün olduğunu görebiliriz. Filistin İçin İsrail’i Boykot Girişimi olarak bilinen BDS Hareketi bugün İsrail Devleti ve rejimi tarafından ne kadar ciddiye aldığını görmek gerekiyor. Aynı durum Türk devleti için de geçerli. Boykot kampanyası ile gelişen uluslararası sivil tavır karşısında İsveçli silah şirketleri Türk devletine silah satışlarını tamamen durdurdu ve son verdi.

     

     

    Boykot için bir manifestonuz var mı?

    Boykotun formları açısından bir kaç ağ oluşturduk. Bir araştırma ağı ile öncelikle Türk devletinin Kürt halkına karşı geliştirdiği kirli savaşa neden ihtiyaç duyduğunu, bu silahlara nasıl kaynak yarattığını ve dünya çapında ulus devletlerin bundaki rolü ve silah ticaretine ilişkin araştırmalar yaptık ve buna karşı bir farkındalık yaratılmasıydı. Farkındalık ile birlikte yerel dayanışma ağları ile birlikte bu silah şirketlerine karşı sivil eylemler geliştirmeye çalıştık.

    Boykotun ikinci kısmında  ise Türk devletinin işlediği savaş suçlarına ortaklık eden başta Türk Hava Yolları (THY) ve BEKO gibi belirli şirketlerden başlayarak Türk mallarının boykot edilmesi yönünde çağrılar ve eylemler de bulunuyoruz. Elbetteki Türk devletinin işlediği savaş suçları ve rejimi destekleyen NİKE markası ve TUI gibi turizm firmalarını da boykot kampanyasının hedefindedir. Bu firmalar bu savaş suçlarına rejimi ekonomik olarak ayakta tutarak ortak olmuşlardır. Bizler önce bu firmaların neden boykot edilmesi konusunda bir farkındalık yaratıyoruz ki bir bilinç oluşturuyoruz ve daha sonra bunu pratik olarak boykota dönüştürüyoruz. Sonuç olarak Türk devletinin markalarından başlayıp uluslararası ortaklarına kadar uzanan bir boykotu inşa etmeye çalışıyoruz.

     

    Boykotun bir diğer boyutu, akademisyenlerin ve kültürel figürlerin Türkiye’de çalışmamasını veya Türk kurumlarıyla işbirliği yapmasını isteyen ve ayrıca öğrencilere üniversite kampüslerinde boykot kampanyası oluşturmalarını isteyen akademik ve kültürel boykot ağıdır. Örneğin, birçok İngiliz üniversitesi silah ticaretine yatırım yapıyor, bu nedenle yoksunluk isteyen öğrenciler kampanyaların daha da büyümesi için çok önemli. Son olarak, #DontHolidayinTurkey turizmi, turizme ve kampanyanın özellikle stratejik bir bölümüne odaklanmıştır.

     

    Boykot ötesinde Covid-19 verilerini gizleyen bir ülkeye gitmek güvenlimidir?

    Cevap oldukça basit: Evet, çok tehlikeli ve oraya seyahat etmek çok mantıksız. AKP-MHP rejimi, ekonomik olarak tam bir kilitlenmeden kurtulamayacağını biliyordu ve bu yüzden önlem almaktansa verileri gizleyip, virüsün ülkede yayılmasını kapladı. Bu, kendi vatandaşlarına karşı iğrenç bir eylemdir ve tüm bölgeyi riske atar. Türkiye’ye gitmemek için diğer nedenlerin yanı sıra, en azından bu nedenden de olsa o ülkeye gitmemek gerekiyor.

     

    Boykotu kimler destekliyor ve ne düşünüyorlar?

    Bize göre ‘Boykot’ kampanyamız çok sayıda istatiksel rakamla ciddi bir desteğe ulaşıyor. Akademik ve kültürel boykot konusunda yüzlerce isimden destek aldık. Bakın internet sitemizde Kanada’dan Meksika’ya Çin, İngiltere, Amerika, Afrika, Brezilya, Avustralya ve daha bir çok ülkeni üniversite ve sanatçıları boykot çağrı metnimize imza attılar. Bu konuda internet sitemizde boykot metni ve imzacıların isimleri yer alıyor. Dikkate değer bir isim olarak ünlü Antropolog David Graeber, hem NATO ülkelerinde hem de diğer devletlerin Türk devletine karşı tavır geliştirmeleri ve silah anlaşmalarına son verilmesi çağrısında bulunmuştu.

     

    Ne tür eylemler ve faaliyetler yapmayı planlıyorsunuz?

    Birçok eylem planlıyoruz tabi ki. Özellikle dijital ağ üzerinden daha fazla insana ulaşmaya ve kampanyayı etkili kılmaya çalışıyoruz. Örneğin, Kadınların Savunması Rojava, #RiseUp4Rojava ve Bir daha Rojava Yeşili’nin eylem çağrılarını dikkatle izliyor ve ortaklaşıyoruz. Türk turizmine destek veren karları için vazgeçmeyen TUI gibi şirketlere iletişim engelleme gibi bir takım eylemler planlıyoruz. Sosyal medyalarını bloke etme ve telefonlarını sürekli arayarak kilitleyerek sivil yaratıcı eylemlerimizi hayata geçireceğiz. Böylesi bir yaratıcı eylem ağımız olacak. Yine bu firmaların Türkiye pazarından tamamen çekilmeleri için baskı yapıyoruz. Daha geleneksel gösteriler, dilekçeler ile farkındalık yaratmanın yanı sıra yaratıcı eylemlerimiz gelişecek mutlaka.

     

    Telgraf News / Diren Amed

  • İngiltere Başbakanı Johnson üç aşamalı salgınla mücadele planını açıkladı, Liverpool’da tüm publar kapatılıyor

    İngiltere Başbakanı Johnson üç aşamalı salgınla mücadele planını açıkladı, Liverpool’da tüm publar kapatılıyor

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, hükümetin koronavirüs salgınıyla mücadele amacıyla hazırladığı planı Avam Kamarası’nda açıkladı. Plan kapsamında ilk olarak çarşamba günü Liverpool’daki tüm publar, barlar ve bahis dükkanları kapatılacak.

    Hükümetin planı; İngiltere’yi hastalığın yayılış hızı ve salgının oluşturduğu tehdidin büyüklüğüne göre orta, yüksek ve çok yüksek alarm bölgelerine ayırıyor ve her biri için ayrı sosyal mesafe önlemleri öngörüyor.

     

    Alınan önlemler çerçevesinde üçlü önlemler şu şekilde belirleniyor:

    Halen İngiltere’nin büyük bölümünü kapsayan ve “orta tehdit” değerlendirmesi yapılan yerlerde, şu anda uygulanan genel önlemler devam edecek. Buralarda toplu taşıma araçlarında maske takma zorunluluğu, restoran ve barların 22.00’de kapanması ve ayrı evlerden en fazla altı kişinin bir araya gelebilmesi kuralları uygulanıyor.

    “Yüksek tehdit” değerlendirmesi yapılan bölgelerde, farklı haneler arasında iç mekanlarda bütün buluşmalar yasaklanacak ve dış mekanlarda sadece 6 kişi bir araya gelebilecek.

    “Çok yüksek tehdit” altında görülen bölgelerde ise iç mekanlarda bütün sosyal buluşmalar yasaklanacak, barlar ve publar tamamen kapatılacak. Liverpool ve bağlı olduğu Merseyside bölgesi bu kategoriye giriyor.

     

    ‘Tek tip kısıtlamanın doğru yol olduğuna inanmıyorum’

    Başbakan Johnson konuşmasına, niçin ülke çapında geçerli olacak tek tip sokağa çıkma kısıtlaması planı ilan etmediğini açıklayarak başladı.

     

    Johnson “Bunun doğru yol olduğuna inanmıyorum” dedi ve sokağa çıkma kısıtlamalarının ekonomiye zarar verdiğini, okul çağındaki çocukların da bundan olumsuz etkilendiğini söyledi.

    Bu yaklaşıma karşı hiç önlem almamayı savunanların da olduğunu belirten Johnson, “Fakat bu yolu izler ve virüsün yolunu açarsak, hesaplamalar sadece büyük can kaybı vereceğimize değil ama aynı zamanda sağlık sistemimiz, doktorlarımız, hemşirelerimiz üzerinde ağır bir baskı oluşacağına ve kanser, kalp hastalıkları ve diğer rahatsızlıkların tedavisinin sürdürülemeyeceğine işaret ediyor” dedi.

    Başbakan Boris Johnson, daha sonra yeni önlemlerden etkilenecek bölgelere sağlanacak mali destekleri açıkladı.

    Maliye Bakanı Rishi Sunak’ın yakında gelirini kaybedenler için zaten görülmemiş boyutlarda genel sosyal destek paketleri açıkladığını söyleyen Johnson, yasaklar nedeniyle kapanan işyerlerinde çalışanların ücretlerinin üçte ikisinin devlet tarafından ödeneceğini hatırlattı.

    Boris Johnson ayrıca hükümetin Birleşik Krallık genelinde yerel yönetimlere şimdiye kadar sağlanan 3,6 milyar sterlinlik fona ek olarak 1 milyar sterlin daha destek verilceğini söyledi.

    Johnson ayrıca çok yüksek tehdit altında görülen bölgelerde, pozitif testlerin temaslarının takibi için de mali destek sağlanacağını kaydetti.

     

    İşçi Partisi, Başbakan Johnson’ı eleştirdi

    Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Keir Starmer ise hükümetin koronavirüsü kontrol altına alacak bir planı olduğuna dair “şüpheleri” olduğunu söyledi. Keir Starmer, “Giderek Sayın Johnson’ın birkaçadım geriden geldiği hissine kapılıyorum” dedi.

    Starmer, “Bugün sorulması gereken soru, Başbakan’ın açıkladığı kısıtlamaların ülkeyi uçurumun eşiğinden alıp alamayacağıdır” diye konuştu.

    İngiltere’de Pazar günü 12 bin 872 kişide koronavirüs tespit edildiği ve 65 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı. Ülkede virüs bulaştırma katsayısı olan R’nin 1,2 ile 1,5 arasında olduğu sanılıyor. Katsayının 1’in üzerinde olması, vakaların arttığını gösteriyor.

     

    Kaynak : BBC

     

  • Rojbuna te piroz bê Mamoste Verdon!

    Rojbuna te piroz bê Mamoste Verdon!

    Kurdish Community Centre ‘da uzun yıllar gönüllü İngilizce eğitimi veren Verdon Edgar’ın doğum gününü öğrencileri sürpriz bir parti ile KCC’de kutladı.

    On yılı aşkın bir süredir eğitmenlik yapan Verdon ve eşi Regina hem öğrencileri hem de KCC dostları tarafından çok sevilen öğretmenler. Pazartesinden Perşembe’ye 11 ile 13 saatleri arasında eğitim veren Verdon ve Regina öğrencilerine İngiltere’deki sosyal yaşamın içine kolay adapte olabilmeleri için özverili bir şekilde İngilizce eğitimi vermekte.

    KCC’de Mamoste olarak çağrılan Verdon’a Telgraf Ekibi olarak da nice yıllar diliyoruz.

  • Londra’da Öcalan’a Özgürlük Yürüyüşü

    Londra’da Öcalan’a Özgürlük Yürüyüşü

    10 Ekim Öcalan’a Özgürlük Günü dolayısı ile Londra’da bir araya gelen yüzlerce kişi 9 Ekim komplosunu kınayarak, “Şimdi Önder Apo’ya özgürlük zamanı” dedi.

    Londra’da Kürt Halk Meclisi, MLKP, Kurdish Solidarity Network ve demokratik kitle örgütü temsilcileri ile dört parça Kürdistan’dan yüzlerce kişi 10 Ekim Öcalan’a Özgürlük Günü dolayısı ile Edmonton Angel Corner’da bir araya geldi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın poster ve pankartlarını taşıyan kitle, sık sık “Biji serok Apo”, “Dün Mandela bugün Öcalan”, “Başur bakur rojhelat Apo serokè welat” sloganları atıldı.

    Devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşunu işe başlayan eylemde, Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal, Elif Sarıcan, KCDK-Başur Temsilcisi Heval Şiwan, MLKP’den Ufuk Yoldaş ve Kurdish Solidarity Network’tan Nick Matheou birer konuşma yaptı.

    Londra’da Öcalan’a Özgürlük Yürüyüşü
    Londra’da Öcalan’a Özgürlük Yürüyüşü

     

    GÜNEŞİMİZİ KARARTAMAZSINIZ!

    Konuşmalarda 9 Ekim komplosunun gerillanın ve halkların büyük direnişi ile boşa çıkarıldığını ve Ortadoğu’da özgürlük güneşinin halkları aydınlatmaya devam ettiğini vurgulandı.

    Yağmura rağmen kitle alkış, zılgıt ve sloganlar eşliğinde yürüyüşünü gerçekleştirdi
    Yağmura rağmen kitle alkış, zılgıt ve sloganlar eşliğinde yürüyüşünü gerçekleştirdi

     

    ZAMANI GELDİ!

    Türk devletinin imha, inkâr baskıcı faşist politikalarına rağmen halkların Öcalan’ı büyük bir direniş ve mücadele ruhuyla sahiplendiği ifade edilen konuşmalarda, “Komplo 22. yılında bugüne kadar yapılan halkın direniş ve devrimci mücadelenin gelişimiyle başarıya ulaşamamıştır. Türk devlet faşizmi ve faşist Erdoğan rejimi bu ruh ve güç karşısında yeniliyor yenilecektir. Bizler, önderliğin özgürlüğü için her şeyi yapmaya hazırız. Güneşimizi karartamayacaksınız. Zamanı geldi Önder Apo’ya özgürlük zamanı geldi” diye kaydetti.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle kortej halinde Seven Sisters meydanına doğru yürüyüşe geçti. Yağmura rağmen kitle alkış, zılgıt ve sloganlar eşliğinde yürüyüşünü gerçekleştirirken. Eyleme yol boyunca yoğun ilgi gösterildi.

  • Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ standları

    Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ standları

    Londra Kürt Halk Meclisi tarafından ‘Özgürlüğü sağlama zamanı’ kampanyası kapsamında kentin Kuzey bölgesinde ‘Öcalan’a özgürlük’ stantları açarak, Öcalan’a ilişkin broşürler dağıttı.

    Kürt Halk Meclisi tarafından “Tecride, Faşizme, İşgale Son; Özgürlüğü Sağlama Zamanı” kampanyası kapsamında Kuzey Londra’nın Edmonton ve Tottenham bölgesinde stantlar kuruldu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarının yer aldığı standtar da, Öcalan’ın Ortadoğu  halkları açısından önemi ve AKP-MHP faşizminin katliam, baskı ve işgal politikalarını anlatan broşürler dağıtıldı.

    Standlara ilginin yoğun olduğu gözlenirken, görevliler tarafından ziyaretçilere bilgilendirmeler yapıldı.

    Kürt Halk Meclisi Örgütlenme Komisyonu üyesi Mehmet Dersim, kampanyanın daha fazla büyüyüp gelişmesi için çalışmalarının sürdüğünü belirterek, “Sömürgeci faşist Türk devletinin saldırıları her geçen gün artıyor. Türkiye ve Kürdistan’da yürüttüğü katliam, işgal ve baskı politikalarını tüm Ortadoğu’ya yaymış durumdadır. Önder Apo üzerindeki tecrit kırılmadan özgürlüğü sağlanmadan Ortadoğu’nun demokratik ve özgür bir geleceğini kurumayız. Önder Apo şahsında halklar esaret altındadır. Halkların özgür geleceği için faşizme karşı topyekun mücadele ve Önder Apo’yu özgürleştirme zamanı gelmiştir” dedi.

    Dersim, tecride ve faşizme karşı 10 Ekim Dünya Abdullah Öcalan’a Özgürlük Günü’nde gerçekleştirecekleri kitlesel eylemlere katılım çağrısında bulundu.