Category:

  • Zincirlerin Gölgesinden Özgürlüğün Şafağına: Demokratik Konfederalizm – Yunus Aslan

    Zincirlerin Gölgesinden Özgürlüğün Şafağına: Demokratik Konfederalizm – Yunus Aslan

    Sovyetlerin yıkılışından sonra dünya, sessiz bir gölgeyle kaplandı; adı konulmamış bir savaş, Üçüncü Dünya Savaşı, insanlığın ufkunda belirdi. Bu, ne top sesleriyle ne de tanklarla yürüyen bir çarpışmaydı; küresel sermaye, ulus-devlet eliyle halkların birlikte yaşam umudunu, demokratik toplum yapısını yıkma ve yeniden biçimlendirme hırsıydı. Katı merkeziyetçi yapılar, teknolojinin ve paranın özgür dansına zincir vuruyordu; kapitalist modernite, bu engelleri ya yerle bir etmeye ya da kendi elleriyle yoğurup dönüştürmeye yeminliydi. 35 yıldır süren bu mücadele, insanlığın ruhunu kemiren bir fırtına gibi esiyor. Ortadoğu, bu oyunun en yaralı sahnesi oldu. Birinci paylaşım savaşında cetvellerle çizilen ulus-devletler, sermayenin ileri karakolları olarak doğmuştu; ama zamanla efendilerinin ayaklarına dolanan birer prangaya dönüştü. Küresel tekelci eller, bu katı yapıları darmadağın ederken, yerine kendi çıkarlarına hizmet eden yeni gölgeler dikti. Teknolojinin ve sermayenin hükümranlığı, ulus-devletlerin sınırlarını aşındırdı; ama bu dönüşüm, özgürlük değil, yeni bir esaret getirdi. İnsanlık, betonlaşmış sistemlerin altında ezilirken, doğa talan edildi, kültürler yitip gitti. Bu yıkımın ortasında, demokratik konfederalizm bir bahar dalı gibi yükseliyor. Ulus-devletin tekçi zincirlerine, kapitalist modernitenin sömürü ağlarına karşı bir direniş türküsü bu. Halkların kendi elleriyle, aşağıdan yukarıya kurduğu bir dünya düşü; ne sınırlarla bölünmüş, ne sermayeyle kuşatılmış. Merkeziyetçiliğin soğuk gölgesi yerine, yerel özerkliğin sıcak nefesini taşıyor. Toplumun çok renkli kimlikleri, bir mozaik gibi birleşiyor; doğayla barış, insanla kardeşlik bu düşte hayat buluyor. Kürdistan, bu umudun en canlı tanığı. 1916’da Sykes-Picot’un hançeriyle parçalanmış, işgal ve ilhakla zincire vurulmuşken, bugün tarihin sunduğu bir şafakla karşı karşıya. Demokratik konfederalizm, bu topraklarda bir çağrı gibi yankılanıyor: halkların birliği, zulmün sonu, özgürlüğün başlangıcı. Ulus-devletin soykırımcı gölgesi, yüzyıllardır Kürtleri boğmaya çalıştı; ama bu gölge, sermayenin küresel oyunuyla birleştiğinde, sadece Kürtleri değil, tüm insanlığı tehdit eder hale geldi. Kapitalist modernite, dağları bombalıyor, nehirleri kurutuyor, toplulukları birbirine düşman kılıyor.
    Barış ve demokratik toplum, bu karanlığın panzehiri. Ama bu yol, kendiliğinden açılmaz; mücadeleyle, dayanışmayla örülür. 27 Şubat’ta yükseltilen ses, bir manifesto gibiydi: sorunlar demokratik siyasetle, hukuk ve özerklikle çözülür; halklar ancak böyle bir arada nefes alır. Sermaye ve ulus-devlet, bu çağrıyı yokuşa sürüyor; “teslim ol” diyor, “kendi ellerinle kendini yok et” diye dayatıyor. Ama tarih, hileyle yazılmış soykırım sahnelerini unutmadı; Sey Rıza’nın “Sizin yalanlarınızla baş edemedim” feryadı, hâlâ kulaklarda bir çınlama. PKK’nin ateşkes ilanı, barışa uzanan bir eldi; ama gökyüzü bombalarla kararmaya, dağlar ateşle yanmaya devam etti. Kapitalist modernitenin savaş makinesi, 45 yıldır insanlığı yutuyor; milyonlar açlık ve yoksullukla boğuşurken, doğanın son nefesi çalınıyor. Bu savaş, sadece bir coğrafyayı değil, insanlığın ruhunu hedef alıyor. Demokratik konfederalizm ise bu yangına bir su gibi akıyor: halkların ortak yaşamı, doğayla uyum, sermayeye karşı direniş. Ulus-devlet ve kapitalist modernite, dünyayı bir hapishaneye çevirdi. Beton duvarlar arasında sıkışan toplumlar, ya bu düzeni kırıp özgürlüğe yürüyecek ya da zincirlerin gölgesinde solacak. Demokratik konfederalizm, bu yol ayrımında bir meşale; halkların birleşik mücadelesiyle parlıyor. Ne efendilerin insafına sığınıyor ne de teslimiyeti kabul ediyor. Tarih bize şunu fısıldıyor: soykırımcı zihniyet, mücadele olmadan diz çökmez. Bu, bir kurtuluş destanı; ya hep birlikte yazacağız ya da hep birlikte susacağız.
  • Öcalan’ın özgürlüğü için Avrupa Konseyi’ne mektup

    Öcalan’ın özgürlüğü için Avrupa Konseyi’ne mektup

    ALAETTIN SINAYIC-LONDRA

    İngiltere’deki Peace in Kürdistan Kampanyası üye ve hamileri, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AKBK) Başkanı Xavier Bettel’e mektup yazdı. İngiltere ve dünyanın farklı ülkelerinden akademisyen, parlamenter, hukukçu, yazar, insan hakları aktivisti, iş insanı, savaş karşıtı, sendikacı ve Lordlar Kamarası üyelerinden oluşan 66 isim, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması için kaleme aldıkları mektupta Bakanlar Komitesi’nin 17-19 Eylül’deki toplantısını hatırlattı.

    Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’dan beri tecrit altında tutulduğunun hatırlatıldığı mektupta, “15 Şubat 2025, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kaçırılışının 26. yıl dönümü olacak. O zamandan beri Türkiye’nin İmralı Adası’ndaki hapishanede tutuluyor. Ailesi ve avukatları tarafından yapılan ziyaretler tamamen Türk hükümetlerinin keyfi politikasına bağlı gerçekleşti” denildi.

    Mektupta Öcalan lehindeki 2014 tarihli AİHM Kararı ve Bakanlar Komitesinin 17-19 Eylül 2024 tarihli toplantısı kararı Başkan Mittel’e hatırlatılarak, şöyle denildi:

    “2014 yılında AİHM, Sayın Öcalan’ın şartlı tahliye olasılığını ortadan kaldıran ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme, Türkiye’nin yasalarını, mahkumların Umut Hakkı olarak bilinen nihai tahliye potansiyelinden haberdar olmalarını sağlayacak şekilde değiştirmesini tavsiye etti. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 17-19 Eylül tarihleri arasında yaptığı toplantıda Türkiye’ye bir kez daha AİHS 2014 kuralına uyum için acil adımlar atması yönünde baskı yaptı. Komite, 20 Eylül’e kadar ilerleme kaydedilmemesi halinde bir ara karar taslağı hazırlamayı değerlendireceği uyarısında bulundu.”

    ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük – Kürt Sorununa Siyasi Çözüm Hamlesi’ne dikkat çekilen mektupta, Türk devletinin sadece Bakur’da değil, Başur ve Rojava’ya saldırmasının, buraları istila ve işgal etmesinin Kürt sorununu uluslararası hale getirdiği kaydedildi.

    Mektupta şunlar ifade edildi:

    “10 Ekim 2023’ten bu yana Kürdistan’da ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan Sayın Öcalan’ın durumuna dikkat çekmek ve dünyanın dikkatini barışa giden yola çekmek için ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük – Kürt Sorununa Siyasi Çözüm’ kampanyasına katıldı. Sayın Öcalan’ın Türk-Kürt çatışması açısından taşıdığı siyasi önem göz ardı edilemez ve Türk ordusunun Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’taki bölgelere saldırması, buraları istila ve işgal etmesi nedeniyle artık Türkiye’nin sınırlarının ötesine taşan Türk-Kürt çatışmasının çözümü Ortadoğu’ya da barış getirebilir.

    69 Nobel ödüllünün yanı sıra, dünya çapında 1.500 avukat, sendikalar, sosyal hareketler, siyasi partiler, seçilmiş yetkililer, sanatçılar, aydınlar, aktivistler ve milyonlarca Kürt ve destekçileri gibi farklı kesimlerden insanlar da Sayın Öcalan’ın tecridine son verilmesi ve serbest bırakılması için Avrupa Konseyi’ne ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na çağrıda bulundu. Ayrıca, serbest bırakılması için çalışmak üzere çok sayıda uluslararası ağ kuruldu ve bu çabalar bugün de devam ediyor.”

    ‘BAKANLAR KOMİTESİ PROAKTİF TUTUM SERGİLEMELİ’

    AK Bakanlar Komitesi Başkanı Xavier Bettel’e yazılan mektubun devamında şunlar belirtildi: “Avrupa Konseyi ve küresel siyasi ve sivil toplum örgütlerinin baskısı nedeniyle DEM partisinin (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) siyasi heyetlerinin, Sayın Öcalan’ı hapishanede ziyaret etmelerine artık seçici olarak izin verilmesi olumlu bir gelişme olabilir. Ancak Sayın Öcalan halen çeşitli yasalar ve insan hakları sözleşmeleri ihlal edilerek tutulan siyasi bir mahkumdur. Süregelen durum, Türk liderliğinin ve hükümetinin barışa ne kadar az inandığını göstermektedir; Nelson Mandela’nın “sadece özgür bir insan müzakere edebilir” sözü de bu bağlamda geçerlidir. Artık bakanlar komitesinin, son gelişmeler ışığında, bu meselenin nihai çözümüne yönelik proaktif bir tutum sergilemesinin zamanı geldi. Sayın Öcalan, eşit olmayan koşullara rağmen barışçıl bir çözüm için istekli olduğunu ifade etmiştir. Kürt lider Abdullah Öcalan’ın avukatları ve ailesiyle görüşmesine izin verilmeli ve nihayetinde, Türkiye’nin onlarca yıllık Kürt sorununa adil ve demokratik bir siyasi çözüm bulunmasında rol oynamasına imkan tanıyacak koşullar altında serbest bırakılmalıdır.

    Kürt sorununun barışçıl siyasi çözümü için Sayın Öcalan’ın serbest bırakılmasına yönelik somut hukuki, diplomatik ve siyasi adımların atılması artık Bakanlar Komitesi’nin görevidir.”

    İMZACILARIN LİSTESİ

    Mektubu imzalayan Peace in Kurdistan Kampanyası üyeleri ve hamileri şöyle:

    “John Austin, eski milletvekili;

    Mike Arnott, İskoç Ticaret Birliği Komitesi (STUC) Başkanı;

    Starch Green’den Christine Blower, Lordlar Kamarası, eski GS NUT;

    Prof Bill Bowring, Birkbeck College, Londra Üniversitesi, Haldane Sosyalist Hukukçular Derneği;

    Jonathan Bloch, yazar ve işinsanı;

    Mickey Brady, Sinn Fein milletvekili;

    Noam Chomsky;

    Maggie Cook, UNISON kadın aktivisti;

    Dr. Mary Davis, Royal Holloway, Londra Üniversitesi’nde Misafir Profesör ve yazar;

    Lord Dholakia OBE DL, İngiltere Lordlar Kamarası;

    Liz Davies KC, avukat, yazar, aktivist;

    Penelope Dimond, aktör ve yazar;

    Simon Dubbins, UNITE Uluslararası Direktörü;

    Dr. Radha D’Souza, yazar, Uluslararası Hukuk, Kalkınma ve Çatışma Çalışmaları Profesörü, Westminster Üniversitesi;

    Desmond Fernandes, yazar;

    Russell Fraser, avukat, Garden Court Chambers, Londra;

    Lindsey German, Savaşı Durdurun Koalisyonu (STWC) Kurucusu;

    Dr. Michael Gunter, Genel Sekreter, AB Türkiye Sivil Komisyonu (EUTCC);

    Dr. Arsalan Ghani, Araştırmacı, Uluslararası Üretim, Mühendislik Bölümü (IFM) Cambridge Üniversitesi;

    Rahila Gupta, yazar, gazeteci;

    Chris Hazzard, Sinn Fein milletvekili;

    Nick Hildyard, politika danışmanı, yazar;

    Dafydd Iwan, Plaid Cymru Eski Başkanı;

    George Katsiaficas, Yunan-Amerikan tarihçi ve yazar;

    Ögmundur Jónasson, İzlandalı sendikacı ve siyasetçi;

    James Kelman, roman yazarı, Booker Ödülü Sahibi, İskoçya;

    Barones Helena Kennedy KC, Lordlar Kamarası;

    Jean Lambert, eski AP milletvekili;

    Dr. Jennifer Langer, Direktör, Sürgün Yazarlar A.Ş;

    Alexandra Lort Phillips, Yapımcı, Yard Heads Ltd;

    Nasrin Parvaz, İranlı şair, yazar;

    Dr. Les Levidow, Open University UK ve siyasi aktivist;

    Gawain Little, GFTU Genel Sekreteri;

    Elfyn Llwyd, Galli avukat ve politikacı;

    John McDonnell, Milletvekili; ;

    Chris Law, SNP İskoçya Dundee West Milletvekili;

    Alastair Lyon, avukat BernbergPierceSolicitors;

    Mike Mansfield KC, avukat;

    David Morgan, gazeteci ve yazar ve Sosyalist Tarih Derneği;

    Conor Murphy, Sinn Fein Milletvekili;

    Dr. Thomas Jeffrey Miley Cambridge Üniversitesi’nde sosyoloji alanında öğretim görevlisi;

    Dr. Jessica Ayesha, Northey Coventry Üniversitesi Araştırma Profesörü;

    Richard Norton-Taylor, Savunma ve güvenlik analisti;

    Kate Osamor Milletvekili;

    Margaret Owen OBE, Demokrasi Yoluyla Barış için Dullar’ın kurucusu ve yöneticisi;

    Ali Gül Özbek, Eski Meclis Üyesi ve Haringey Belediye Başkanı, Londra;

    Gareth Peirce, avukat, BirnbergPierceSolicitors;

    Dr. Felix Padel, antropolog, yazar;

    Maxine Peake, aktör, yazar, aktivist;

    Dr. Thomas Phillips, Liverpool John Moores Üniversitesi;

    Mahmoud Patel, Güney Afrika’daki Kürt İnsan Hakları Eylem Grubu (KHRAG) Başkanı, hukukçu ve akademisyen;

    Louise Regan, Ulusal Eğitim Sendikası (NEU) Ulusal Yürütme Sorumlusu;

    Dr. Thomas Schmidt, ELDH Avrupa ;

    Bert Schouwenburg, Uluslararası Sendika Danışmanı;

    Roza Salih, İskoç politikacı;

    Tony Simpson, Bertrand Russell Barış Vakfı;

    Stephen Smellie, UNISON, İskoç Sendikalar Birliği yetkilisi;
    Kürdistan’da Barış Sendikası İrtibat Görevlisi;

    Jonathan Steele, gazeteci;

    Chris Stephens, SNP İskoçya Milletvekili;

    Gianni Tognoni, Daimi Halk Mahkemesi Genel Sekreteri, İtalya;

    Dr Federico Venturini, Yardımcı Araştırmacı, Udine Üniversitesi, İtalya;

    Dr. Tom Wakeford, Kamu Bilimi Okutmanı, Agroekoloji, Su ve Esneklik Merkezi, Coventry Üniversitesi;

    Dr. Derek Wall, Goldsmith Smith College, Londra Üniversitesi ve yazar;

    Julie Ward, eski AP milletvekili;

    Frances Webber, yazar ve Irk İlişkileri Enstitüsü eski Başkan Yardımcısı ve avukat;

    Hywel Williams, milletvekili Galli politikacı.”

  • Eowyn Fırtınası: İrlanda ve Birleşik Krallık’ta yüzbinlerce kişi elektriksiz

    Eowyn Fırtınası: İrlanda ve Birleşik Krallık’ta yüzbinlerce kişi elektriksiz

    Eowyn Fırtınası’nın yıkıcı etkileri devam ederken, İrlanda, Kuzey İrlanda ve İskoçya’da yüz binlerce ev hâlâ elektriksiz.

    ALAETTIN SINAYIC-LONDRA

    İngiliz Meteoroloji Servisi’nin, “son on yılın en güçlü fırtınası” olarak nitelendirdiği Eowyn, cuma günü bölgeyi etkisi altına aldı. Fırtına, bir kişinin hayatını kaybetmesine, okulların kapanmasına ve ulaşımda büyük aksamalara yol açtı.

    Eowyn Fırtınası sırasında İrlanda tarihindeki en güçlü rüzgarlar kaydedildi. Cumartesi akşamına kadar İrlanda elektrik sağlayıcısı ESB Networks, 366.000 haneye yeniden elektrik sağlandığını açıkladı, ancak 402.000 kişi hâlâ elektriksiz durumda.

    Kuzey İrlanda’da ise tedarikçi NIE Networks, yaklaşık 140.000 evin hâlâ elektriğe erişimi olmadığını bildirdi. İskoçya’da ise 35.000 hane elektriksiz kalmaya devam ediyor.

    İskoç Hükümeti, bölgede karayolu, demiryolu, hava ve feribot bağlantılarındaki aksaklıkların sürdüğünü belirtti.

    Eowyn Fırtınası’nın etkileri henüz sona ermeden, hafta sonu İrlanda ve Birleşik Krallık’ı Herminia Fırtınası’nın vurması bekleniyor. İngiliz ve İrlanda Meteoroloji Servisleri, pazar ve pazartesi günleri için kar, buz, rüzgar ve yağmur uyarıları yayımladı.

    Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Kuzey İrlanda ve İskoçya’daki liderlerle iletişim kurarak Londra’nın sağlayabileceği destekleri görüştü.

    İskoçya Başbakanı John Swinney ise önümüzdeki günlerde daha fazla aksaklık yaşanabileceği konusunda uyarıda bulundu ve halkın hazırlıklı olmasını istedi.

  • Salih Müslim: Kürt diasporası sesini yükseltmeli

    Salih Müslim: Kürt diasporası sesini yükseltmeli

    ALAETTIN SINAYIC-LONDRA

    PYD Dış İlişkiler Sözcüsü Salih Müslim, Avrupa’daki Kürt diasporasının sesini yükseltmesi gerektiğini söyleyerek, “Nerede olursa olsun halkımız, harekete geçmelidir. Diplomatik baskı çok önemlidir” dedi.

    Londra Kürt Toplum Merkezi tarafından PYD Eşbaşkanı Xerib Hiso ve PYD Dış İlişkiler Sözcüsü Salih Müslim’in Skype üzerinden katılımı ile ‘Rojava ve son siyasal gelişmeler’ başlıklı panel düzenlendi.

    Panelde PYD yetkilileri bölgede yoğunlaşan saldırıyı, özgürlük savaşçılarının direnişini ve Kürt halkının karşılaştığı zorlukları aktardı.

    Xerib Xiso, konuşmasına kalabalığı selamlayarak başladığı konuşmasında son gelişmeler hakkında ayrıntılı bir değerlendirme yaptı. Bölgedeki çeşitli silahlı grupların doğrudan Türkiye tarafından desteklendiğini ve koordine edildiğini vurgulayan Xiso, “Rojava’daki savaş hem askeri hem de diplomatik olarak devam ediyor. Cihatçı gruplar, Türk devletinin desteğiyle varlıklarını sürdürüyorlar” dedi.

    Xerib, direnişin devam etmesi gerektiğini ve her alanın adalet ve özgürlük için bir savaş alanı olduğunu, bunun içinde Birleşik Krallık’taki toplulukların da yer aldığını belirtti.

    PYD Dış İlişkiler Sözcüsü Salih Müslim ise Minbic’da Kürt bölgelerine yönelik Türk devletinin koordine ettiği saldırılara dikkat çekerek, bu saldırıların, bölgeyi istikrarsızlaştırmayı ve onları zorla yerinden etmeyi amaçlayan girişimler olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin amacının, Kürtleri Fırat’ın batısından doğusuna sürmek ve oradan yeni saldırılar başlatmak olduğunu ifade eden Müslim, bu planların hegemonik güçlerden onay aldığına dikkat çekti.

    Muslim, durumun yaklaşık 125 bin kişinin yerinden edilmesine yol açtığını belirterek, “Bu silahlı grupların yol açtığı talan ve yıkımı kınıyoruz. Bunun Kürt kültürüne ve geçim kaynaklarına yönelik sistematik bir saldırıdır” diye kaydetti.

    Avrupa’daki Kürt diasporasının sesini yükseltmesi gerektiğini söyleyen Muslim, “Nerede olursa olsun halkımız, harekete geçmelidir. Diplomatik baskı çok önemlidir. Mücadele 2004’ten bu yana devam ediyor ve Kürtler aynı anda Suriye rejimine ve Türkiye destekli çetelere karşı direniş halinde” dedi.

    Londra Kürt Toplum Merkezi’ne yönelik operasyona da değinen Muslim, bunun Kürt’ün sesini susturmak amacıyla yapılan daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu belirtti. Muslim şöyle devam etti: “Toplum merkezlerinin kapanması bir baskı biçimidir. Bir can simidi kesildiğinde, baskıcı güçlerin koordineli kararlar aldığı açıktır. Bu yüzden her yerde direnişe ihtiyaç vardır.”

    Konuşmaların ardından etkinlik soru-cevap bölümüyle devam etti. Toplantıya katılan kitle, “Bijî Berxwedana Rojava” sloganları attı.

  • Londra’da yüzlerce kişi kriminalizasyona karşı yürüdü

    Londra’da yüzlerce kişi kriminalizasyona karşı yürüdü

    ALAETTIN SINAYIC-LONDRA

    Londra’da bir araya gelen binlerce Kürt ve dostu, Kürt Toplum Merkezi’ne yönelik İngiliz polisinin saldırısını protesto etti. Trafalgar Meydanı’ndan Scotland Yard’a ordan da Başbakanlık binasına yürüyen binler, “Bu faşizm, bu zorbalık, bu zulüm, bu hükümet döneminde gelişti. Kürtlerden elinizi çekin” dedi.

    İngiltere’nin başkenti Londra’da Kürtler ve dostları, İngiliz Polisi’nin 27 Kasım’da Kürt Toplum Merkezi ve Kürt aktivistlere yönelik operasyonunu protesto etti. Kürt Toplum Merkezi’ndeki polis ablukası ve Kürt aktivistlerin 5’inci günde polis merkezindeki ifadeleri sürerken, Kürdistanlılar ve dostları ise sokaklara çıktı.

    Aralarında Kürt, Alevi, sol, sosyalist ve devrimci örgüt ve kurumların yer aldığı Demokratik Güç Birliği ve Britanya Alevi Federasyonu’nun çağrısı ile binlerce kişi, Trafalgar Meydanı’nda bir araya geldi. Kitle sık sık, “Utanın”,  “Kürtlerden elinizi çekin”, “Jin jiyan azadî”, “Bê Serok jiyan nabe” sloganı attı.

    Trafalgar Meydanı’nda Sosyalist İşçi Partisi, Adalet Hareketi ve Haringey ve Barnet Birleşik Toplum Hareketleri adına birer konuşma yapıldı. Konuşmalarda, Kürt halkına karşı Türkiye’nin saldırıları sürerken, İngiltere’nin de bu operasyon ile ortak olduğuna dikkat çekildi.

    Kürt toplumu kriminalize ediliyor 

    İktidardaki İşçi Partisi’ne tepki gösteren konuşmacılar, “Bu hükümetin itibarı kalmadı. Bu faşizm, bu zorbalık, bu zulüm, bu hükümet döneminde gelişti” denildi. Yine İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy ve Kate Osamar gibi çok sayıda ismin Kürt Toplum Merkezi’ni onlarca kez ziyaret ettiği ve gözaltında olanların kendilerinin de yakın tanıdığı isimler olduğuna vurgu yapıldı. Konuşmalarda, “Utanın! Kürt toplumunu kriminalize ve terörize etmekten vazgeçin. Ellerinizi Kürtlerin üzerinden çekin” denildi.

  • Haringey’de Bulunan Kürt Toplum Merkezine Polis Baskını

    Haringey’de Bulunan Kürt Toplum Merkezine Polis Baskını

    ALAETTIN SINAYIC

    Metropolitan polisi gece yarısı Londra Haringey’deki Kürt Toplum Merkezi ile çok sayıda Kürt siyasetçi ve yurtseverin evine baskın yaptı. 

    Gece yarısı Londra Haringey’deki Kürt Toplum Merkezi ile çok sayıda Kürt siyasetçi ve yurtseverin evine baskın yapan İngiliz polisi Türk devletini aratmadı. Aralarında Türkçe konuşan polislerin de olduğu yüzlerce polis emir aldıklarını söyledi. Baskınlarda kapılar balyozla kırıldı, dernek ve evde bulunanlara şiddet uygulandı. 6 kişi gözaltına alınırken, dernek binası 9 gün boyunca kapatıldı.

    Metropolitan polisi bu sabah erken saatlerinde anti-terör timleriyle Londra Kürt Toplum Merkezi’ne (KCC) ve Kürt yurtseverlerin evlerine eş zamanlı baskın yaparak 7 Kürt aktivisti gözaltına aldı. Londra Terörle Mücadele Polisi yaptığı açıklamada toplumu koruma adı altında baskın gerçekleştirdiklerini iddia etti.

    Dernektekilere işkence

    Kürt Toplum Merkezi’ne gece 03:00 sularında baskın yapan polisler tüm kapıları balyozlarla kırarak içeri girdi. İçeride bulunanları yere yatırarak şiddet uyguladı. Tüm teknik ve iletişim malzemelerine el koyan polis, derneği ‘arama’ bahanesi adı altında dağıttı. Baskın sırasında İngiliz polisinin şiddeti sonucu Tayfur Özer adlı Kürt yurtsever baygınlık geçirdi ve hastaneye kaldırıldı. Hakan Nemir de polis şiddetlinden nasibini alırken, ayakları ve yüzünde morluk ve şişlikler oluştu.

    Merkez ablukaya alındı

    Polis, Kürt Toplum Merkezi’nde karakol kurdu. Sokağı giriş ve çıkışlara kapatan polis tüm caddeyi abluka altında tutarken, içeride bulunan birçok malzemeyi ise hiçbir avukat ve hukukçu gözetimi olmadan el koydu. Polisin hem Kürt Toplum Merkezi binasına hem de baskın yaptığı evlerde 9 gün boyunca bulunma ve soruşturma gerekçesiyle ‘işgal’ hakkı bulunduğu bildirildi.

    Merkez önünde protesto

    Baskınların duyulması üzerine Kürtler ve dostları da Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezi binası önünde toplanmaya başladı. Burada “Terörist polis”, “Utanın”, “Biji serok Apo” şeklinde slogan atan kitle baskını protesto etti. Alevi ve devrimci kitle örgütleri de merkez önündeki eylem ve protesto gösterisine katılırken, kitle sık sık ve “Kahrolsun faşizm” şeklinde slogan attı.

    İngiliz polisi işkence yaptı

    KCC binasına yapılan baskında darp edilen Hakan Nemir, polisin kapıları kırarak dernek binasına girdiğini ifade ederek, “Hiçbir gerekçe sunmadan bizlere saldırmaya başladılar. Yaralandık. Bu bir işkenceydi. Bu halk, bizler terörist değiliz. Asıl bu şekilde işkence edenler faşizmden kaçıp buralara sığınan insanlara Kürt halkına baskı uygulayanlar teröristtir” dedi.

    Hastaneye kaldırıldı

    Darp edildiği için hastaneye kaldırılan  Tayfur Özer de polis şiddetini kınayarak, “İçeri girer girmez darp etmeye başladılar. Gözüm ve yüzümde morluklar oluştu. Şiddetten dolayı bayılmışım ve beni hastaneye kaldırdılar. Bu zülümdür bir halka. Bu halk onurlu bir halktır. Bizler değerlerimizden asla taviz vermeyeceğiz. Utansınlar, zulümlerinden utansınlar” diye tepki gösterdi.

    İngiliz polisi Türkçe bildiri bıraktı

    Polis tarafından Kürt Toplum Merkezi’nin PKK ile ilişkili olduğu iddiasının yer aldığı Türkçe hazırlanmış bir bildiri de çevrede bulunanlara dağıtıldı. Bildirede, “Bu tüm toplulukları terörizmden korumak içindir. Polise iletmek istediğiniz bir bilginiz var mı” ifadesi dikkat çekti.

  • Londra Kürt Halk Meclisi Kongresi’nde ‘tecrit’ ve ‘çetelerle’ mücadele vurgusu

    Londra Kürt Halk Meclisi Kongresi’nde ‘tecrit’ ve ‘çetelerle’ mücadele vurgusu

    Londra Kürt Halk Meclisi Olağan Kongresi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecrite karşı mutlak başar mesajı verilirken, yerel de özellikle çete gruplarına karşı ortak tavır ve mücadele vurgusu yapıldı.

    Londra Kürt Halk Meclisi Olağan Kongresi “Reber Apo felsefesinde örgütlenelim birlikte yönetelim” şiarı ile Haringey KCC binasında gerçekleşti. Yüzlerce kişinin katıldığı kongre,  Kürdistan devrim şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Kongreye, CİK Genel Başkanı Hafız Ahmet Turhallı, Britanya Demokratik Güç Birliği bileşenleri, Alevi örgütleri, Tutsakların Sesi Platformu, DAY-MER, Gik-Der, Tohum Kültür Merkezi, Partizan ve MLKP gibi bir çok örgüt ve kurum temsilcisi katılarak, kongreye ortak mücadele ve birlik mesajlarını iletti.

    Kongreye Kongra-Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal’da Skype üzerinden katılarak, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecrit, Kürt ulusal birliği ve faşizme karşı mücadele konuların da değerlendirmeler bulunarak, başarı dileklerini sundu.

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için 10 Ekim 2023’te başlatılan ‘Öcalan’a özgürlük Kürt sorununa barışçıl çözüm’ kampanyasına atfen salona pankart ve flamalar asıldı.

    ‘ÇÖZÜM DEMOKRATİK ULUS PARADİGMASIDIR’

    Kongre siyasal değerlendirme raporu ile başladı. Kürt ve Filist sorunundaki çözümsüzlüğün uluslararası sermayenin Ortadoğu’daki hesaplarının ve çıkarlarının gereği olduğuna vurgu yapılarak bu cehennemden çıkışın yolunun hakların ortak ve eşit yaşamı esas alan ‘Demokratik ulus paradigması’ olduğunun altı çizildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a Ortadoğu halklarının birlikte ve eşit yaşam paradigmasının mimarı olmasının bedelinin ödetildiği ifade edilen raporda, uluslararası güçlerin onayı ile Öcalan’a 25 yıldır eşi ve benzeri görülmemiş ağır tecrit uygulandığı belirtildi. Son 36 aydır uygulanan deliksiz ve katı tecridin özünde ise Kürt halkı ve özgür yaşam paradigmasının tecrit edilmeye ve ve Kürt halkının soykırımdan geçirmeye dayalı hesabın yatmakta olduğuna dikkat çekildi. Raporda, Öcalan’ın özgürlüğünün bir insanın özgürlüğü değil bir halkın özgürlüğü olduğuna vurgu yapılarak, tüm bu faşizme ve savaş politikalarına karşılık 10 Ekim hamlesinin mutlak başarıya ulaştırmanın kararlılığı ifade edildi.

    ETKİLİ EYLEMLER ZAMANI

    Kongre de özellikle Britanya’nın Kürdistan ve Ortadoğu ile ilgili politikalarının geliştirildiği ve pek çok kararın alındığı bir ülke olduğuna dikkat çekilerek, bu alan da özellikle Birleşik Krallık’ın Türk devletinin soykırımcı politikalarına sunduğu desteği teşhir edecek güçlü, etkili, sonuç alıcı eylem ve etkinlilerin geliştirilmesi gerektiği kaydedildi.

    ROLÜMÜZÜ OYNAYAMIYORUZ

    Kongre de siyasal süreç değerlendirmesinin yanı sıra Örgütsel raporlar okundu. Raporların ardından yoğun tartışmalar gerçekleştirildi. Meclislerin tüm toplumsal renkleri ve kimlikleri içersine alarak demokratik komünal toplumun inşası ve yaşamsallaştırılmasında rolünü oynamadığı yönünde sert eleştiriler yöneltildi. Dar ve kişisel yaklaşımların mücadeleye zarar verdiği ifade edilen konuşmalar da, toplumun bekletlireni karşıylayacak politikala ve projelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğinin altı çizildi. Yine Kürt dilinin önemine vurgu yapılarak, özellikle Kuzey Kürdistanlıların Kürtçe’yi tercih etmemesi eleştirildi.

    ÇETELERE KARŞI MÜCADELE KARARLILIĞI

    Londra’da son dönemler de özellikle çete savaşlarına dikkat çekilen konuşmalar da, Kürt ve Türkiye halklarına etkileyen bu çetelere karşı bir komisyon kurulması ve bu tür yapılara karşı tutum alınması gerektiğinin altı çizildi.

    İngiliz Devleti’nin göçmenlere yaklaşımının bir sonucu olarak çetelere karşı herhangi bir adım atmaması ve Türk devlet çetelerinin Londra’daki çetelerle olan bağlarına dikkat çekilirken, Kürt Halk Meclisi’nin öncülüğünde en yakın zamanda bir komisyonun oluşturulması kararlaştırıldı.

    KOMİSYON KURULACAK

    Yapılan tartışmalar da Kürt Alevi gençleri içerisinde yaygınlaşan intihalar, çeteleşmenin önlenmesi gibi  konular da tüm toplumsal kurum ve kesimleri ortak bir mücadele etrafında örgütlemek amacıyla bir komisyonnun kurulması önerisi delegelerin oy birliği ile karar altında alındı.  Kongre de, göçmenlerin sorunları İngiliz devletinin ‘Ruanda planı’ ve asimilasyon gibi konular da tartışılarak önümüzdeki dönem de bu konular da daha yüksek duyarlılğın ve toplumsal mücadeleninin geliştirilmesi konusunda ortak fikirler sunuldu.

    Kongre, yapılan tartışmalar ve konuşmaların ardından seçim gündemine geçildi. Yapılan seçimler de Türkan Budak ve İshak Milani Londra Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanlığına seçildi.