Category: Kültür Sanat

Kültür Sanat

  • Suna Alan ve SOAS Rebetiko halkların ezgilerini seslendirecek

    Suna Alan ve SOAS Rebetiko halkların ezgilerini seslendirecek

    Londra’Da 7 Mayıs günü Suna Alan ve SOAS Rebetiko Bandı ile Kürt, Yunan ve Türk komşu halkların ezgilerini dinleyerek ve dans ederek başlayın!

    The Neighbours projesi kapsamında ikonik Mildmay Club’ın ana salonunda Suna Alan ve SOAS Rebetiko Bandı Yunan, Kürt ve Türk komşuların şarkılarıyla, danslarıyla ve yemekleriyle sizi müzikal bir yolculuğa çıkaracaklar.

    7 Mayıs Cumartesi günü saat 19:00’da 33-34 Newington Green, London, N16 9PR adresinde bulunan The Mildmay Club’ın ana salonunda gerçekleşecek.

    Londra merkezli Kürt Alevi şarkıcı Suna Alan, geleneksel Kürt dengbêj müziği ve İzmir’de zengin bir kozmopolit kültür ortamı içinde büyüdü. Müziğinde ana odağı, Kürtçe folk şarkılar olan Alan’ın repertuarı Ermenice, Rumca, Arapça, Sefarad ve Türkçe şarkıları da içermektedir.

    SOAS Rebetiko Band, Yunanistan’ın ‘kentsel blues’u olarak adlandırılan Rebetiko müzik türünü çalan ve söyleyen bir grup müzisyen ve şarkıcıdan oluşmaktadır.

    Gazetemize konuşan sanatçı Suna Alan ”Günümüzde savaşların, komşu ülkeye saldırıların arttığı bir dönemde müziğin barış dili olduğuna inanıyorum. Birbirine çok yakın kültürel mirasa sahip komşu halkların müzisyenleri ile ortak sahnede buluşarak ve komşu halkları aynı konserde buluşturarak birlikte şarkılarımızı söylemek ve birlikte dans etmek için sabırsızlanıyoruz” dedi.

    Bilet fiyatı £10’dur ve https://mildmay.club/ adresinden rezerve edilebilir.

  • İki şair iki yaşam bir hikaye ‘Ben Kolay Ölmem’de buluştu

    İki şair iki yaşam bir hikaye ‘Ben Kolay Ölmem’de buluştu

    DİREN DİCLE

    Londra’da yaşayan Kürt hukukçu Ali Has’ın kaleme aldığı ve iki büyük şair Ahmed Arif ile Cemal Süreya’yı bir araya getiren ‘Ben Kolay Ölmem’ adlı oyun Londra’da sahnelendi.

    Londra’da yaşayan Kürt hukukçu Ali Has, Kürdistan ve Türkiye’de yakından bilinen Kürt şairler Ahmed Arif ve Cemal Süreyya’yı ‘Ben Kolay Ölmem’ adlı oyunla bir araya getirdi. Oyun, iki şairin yaşamlarını, acılarını, duygularını, kimliksel sancılarını ve Türkiye’nin yakın tarihteki kanlı süreçlerini izleyiciyle buluştururken, iki şair arasında ‘Kürt kimliği’ üzerinden şekillenen eleştirel sürece de dikkat çekiliyor.

    Londra’da yoğun istek üzerine bir kez daha sahneye konulan oyun, 3 gün boyunca Tower Tiyatro Salonu’nda kapalı gişe oynadı. Oyunda, Cemal Süreya karakterini Göktay Tosun; Ahmed Arif’i ise Cüneyt Yalaz canlandırdı.

    Yönetmenliğini Nesimi Kaygusuz’un üstlendiği oyunun müziklerini, oyuna özel yaptıkları besteleriyle Kardeş Türküler’den Vedat Yıldırım ve Bajar Grubu’ndan Cansun Küçüktürk sahnede canlı performans olarak eşlik etti. Ali Has, iki önemli şairi bir araya getirdiği ‘Ben Kolay Ölmem’i yazarken, Arif ve Süreyya’nın birçok otobiyografik belge, anı, röportaj ve mektuplarına ulaşarak ciddi bir araştırma ve emek harcayarak oyunu yazıyor.

    Kürt ve Alevi halklarının iki önemli ferdi olan Ahmed Arif ve Cemal Süreyya’nın bir tren vagonunda buluşarak çıktıkları bir yolculuk ile başlıyor oyun.  Bu yolculuk, bir yüzleşme olduğu kadar iki şairin yaşamlarında etki bırakan olaylara ve derin izlere yer veriyor. Her iki şairin kesişen hayatları, arkadaşlıkları ve mücadelelerinin anlatıldığı yolculukta Cemal Süreyya’nın bir Dersim sürgünü olarak şehirlilerin, Ahmed Arif’in ise dağların ovaların sokakların şairi olduğu hissediliyor. Yine de şehirlerin, dağların ve ovaların bu iki Kürt şairin, iktidarların acımasız baskılarına karşı muhalif devrimci mücadeleleri anlatılıyor. Ahmed Arif’in cezaevi günlerinde onu yalnız bırakmayan Cemal Süreyya’nın dostluk, arkadaşlık ve sevgi dili oyunda yerini buldu.

    33 KURŞUN’DAN DERSİM KATLİAMINA 

    Oyun boyunca Türkiye’nin yakın tarihi gözler önüne seriliyor, bunun da sol, sosyalist ve devrimci çevreleri nasıl etkilediği iki şairin gözüyle anlatılıyor. Ahmed Arif’in Van’ın Özalp İlçesi’nden 1943 yılında Türk askerlerince 33 Kürt’ün kurşuna dizilerek katledilmesine atfen yazdığı ’33 Kurşun’ şiiri ile başlayan oyunda her iki şairin dizelerine yansıyan, darbeler, yasaklamalar, baskılar, sürgünler, trajik aşklar anlatılıyor. Ahmed Arif’in direnişçi ama aynı zaman da kırılgan yanı ile  Cemal Süreyya’nın aşk ve sevgiye dair mısraları yolculuk boyunca etkileyici bir dille sahnede buluşuyor. Oyunda 33 kurşun hikayesini Cemal Süreyya anlatırken, Ahmed Arif’in “Pasaporta ısınmamış içimiz. Budur katlimize sebep suçumuz, Gayri eşkiyaya çıkar adımız, Kaçakçıya, Soyguncuya Hayına…” mısraları eşlik ediyor.

    KATLİAM, SÜRGÜN VE ASİMİLASYON  

    Cemal Süreyya, Dersim katliamının ardından ‘sürgün’ yiyen Kürt Alevi bir ailenin çocuğu olduğu kadar katliamın yarattığı ürkek ve çekingen hali vurgulanmış oyunda. Her iki şair de Kürt oldukları halde kimlikleri üzerindeki bu acımasızlık ve asimilasyon süreçlerinin etkileri ile yüzleşiyor. Oyunda, Ahmed Arif ve Cemal Süreyya birbirlerine arasına mısralar sıkıştırılmış onlarca mektup yazıp gönderiyor. Cemal Süreyya,  “Son kötü günleri yaşıyoruz belki/İlk güzel günleri de yaşarız belki/Kekre bir şey var bu havada/Geçmişle gelecek arasında/Acıyla sevinç arasında/Öfkeyle bağış arasında…” derken Ahmed Arif, “Dört yanım puşt zulası/Dost yüzlü/Dost gülücüklü/Cıgaramdan yanar/Alnım öperler/Suskun, hayın, çıyansı/Dört yanım puşt zulası/Dönerim dönerim çıkmaz/En leylim  gecede ölesim tutmuş/Etme gel/Ay karanlık…” diye sesleniyor.

    Yine Kardeş Türküler’den Vedat Yıldırım, yer yer uzun havalarla, yer yer her iki şairin şiirlerini müzik ile buluşturması ise oyunu daha etkileyici hale getiriyor. Oyun bittiğinde ise izleyiciler dakikalarca oyuna emeği geçenleri ayakta alkışlayarak tam not verdi.

    ‘İKİ ŞAİR, İKİ YAŞAM, BİR HİKAYE’ 

    Oyunun yazarı Ali Has, her iki şairi aynı sahnede tasvir ederek yazdığı oyunun sadece onların yazma metotları değil aynı zaman da trajik yaşam hikayeleri olduğunu ifade etti.

    Arif ve Süreyya’nın iyi birer arkadaş oldukları ve çok şey paylaştıklarını ifade eden Has, “Kalemleri üslup açısından birbirinde farklı olsa da, hayat hikayelerinde tam bir paralellik var diyebilirim. Bu nedenle “iki şair, iki yaşam, bir hikaye” söylemini kullanmaktayım. Doğrusunu söylemek gerekirse, onların kimliklerinin bastırılması amacıyla yaşamlarındaki üstü kapalı ve açık asimilasyonun etkin kullanımının, onların kişisel yaşamları, şiirleri ve yazıları üzerinde derin bir etkisi olmuştur.

    ASİMİLASYONA BOYUN EĞMEDİLER  

    İki şairin bu hikayede temsil ettiği halkların kaderinin bugünkü Türkiye gerçeğinde de aynı kaldığını ve tarihin kendini tekerrür ettiğini dile getiren Has, asimilasyona boyun eğmeyenlerin suçlu ve marjinal gösterildiğine dikkat çekti.

    Her iki şairin sistem tarafından kara listeye alınarak ‘suçlu’ olarak damgalandığını ve hapsedildiklerini hatırlatan Has, “Bu sert asimilasyonun bilincinde olanlar, kötü muamele görmekte ve adeta dayatılan bir ürkeklik ve cesaret arasında bir denge kurmaya çalışarak yaşamlarına ciddi bir travma ile devam etmek zorundadırlar. Böylelikle de onların kendini ifade etme özgürlüğü sınırlandırılmıştır. Bu kadar yoğun bir şekilde sevgisizliğe zorlanan coğrafyamızda, en epik aşk şiirleri her zaman ezilen devrimci ruha sahip şairler tarafından yazılmıştır. Nitekim aşk, tarih boyunca her zaman ayakta dimdik durdu ve nefrete karşı galip geldi. Çünkü umudun ümitsiz kaldığı yerde aşk ortaya çıkar ve tekrar umut olur; bir yaşam kaynağı ve sevgisizliğe karşı bir isyan olur, masum, barışçıl ve soylu bir devrime dönüşür. Bu hikaye, bu iki şairi ve şiirlerinde, halklarına uygulanan tüm sevgisizlik baskılarına rağmen, şiirlerinde savundukları asi ruhu yeniden canlandırarak tarihi bir adaletsizliği sorgulamaktadır” diye kaydetti.

     

     

  • Londra KCC’de Kültür Sanat Kursları başlıyor

    Londra KCC’de Kültür Sanat Kursları başlıyor

    Kürt Toplum Merkezi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Kültür Sanat Komisyonu tarafından bu yıl ‘tembur, gitar, erbane. yan flüt, tiyatro, sinema ve Kürt Dili başta olmak üzere bir çok alanda kurslar başlatılıyor.

    Londra Kürt Halk Meclisi bünyesinde bulunan Kültür Sanat Komisyonu tarafından 2021-22 eğitim planlamaları kapsamında müzik ve tiyatro alanında bir çok kurs açılacak.
    Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezi binasında verilecek olan kurslar herkese açık olacak. Eylül ayında açılması planlanan kurslar, hafta sonu ve hafta içi sınıflardan oluşacak. Kürt Dil kursları ve folklor eğitim kurslarının yanı sıra müzik alanında çok sayıda kurs verilecek.

    Müzik kursları şu branşlardan oluşacak, “Tembur-bağlama, gitar, erbane, ses eğitim, yan flüt, piano, koro ve ukelele.” Kültür Sanat alanı sadece müzik ile sınırlı kalmayacak. Bu yıl deneyimli eğitmenler eşliğinde sinema, tiyatro ve resim alanlarında da kurslar açılacak.

    Kurs kayıt başvuruları Haringey’deki KCC binasında yapılacak. Aynı zamanda telefon ile gerekli bilgileri alınarak kayıt tarihi alınabilecek.

    Kayıt adres ve iletişim bilgileri ise şöyle: “Kurdish Community Centre 11 Portland Gardens /London Posta Kodu: N4 1HU İrtibat telefonları: 07500465441 / 07365491597”

    KHM Kültür Sanat Komisyonu, kursların herkese açık olduğunu belirterek, “Bizler sanatımızla sözümüzle kültürümüzle edebiyatımızla yaşamı güzelleştirebilir ve göçün getirdiği yıkıcı etkilerden arınabiliriz. Kültürel sanatsal alan aynı zaman da tüketici toplumdan üretici paylaşımcı fedakar bir topluma yürümenin yoludur. Kültürel ve sanatsal çalışmalarımız ile toplumsal bilincimizi dilimizi değerlerimizi geleceğe taşırmak hepimizin sorumluluğudur. KCC’de başlattığımız kurslarımız da alanında deneyimli eğitmenlerimiz ve arkadaşlarımız olacak” denildi.

  • Londra’lı klarnet ustası Saygın Akbudak’ın kitabı yolda

    Londra’lı klarnet ustası Saygın Akbudak’ın kitabı yolda

    Yakın zamanda Londra’ya yerleşen klarnet ustası Saygın Akbudak, 2019 yılında çıkardığı Başlangıç ve orta seviye için detaylı anlatımları içeren ‘Sol Klarnet Eğitim Kitabı 1’ kitabının devamı niteliğinde olan 2. cildini bu yıl içinde çıkaracağının müjdesini verdi.

    Başarılı müzisyen Akbudak, müziğe erken yaşlarda ilgi duymaya başlamış, müzik yolculuğuna gitarla başlayıp piyano, kabak kemane, saksafon ve klarnet ile devam etmiştir. İlk kitabının tanıtımını, ders vermek üzere davet edildiği klarnet virtüözü Hüsnü Şenlendirici’nin her yıl düzenlediği ve dünya çapından pek çok katılımcının yeraldığı Klarnet Kampı’nda yapan müzisyen Akbudak, ikinci kitabının tanıtımını da Londra’da müzikseverler ile birarada yapmayı planlıyor.

    Klarnet özel dersleri vererek eğitmenliğini sürdüren müzisyen Saygın Akbudak, pandemi kısıtlamalarının giderek gevşetildiği şu günlerde, Londralı bir çok şarkıcı ve müzisyenin projelerine davet ettiği bir isim.

    Oldukça başarılı bir müzik eğitimi ve geçmişine sahip usta müzisyen Akbudak, Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü’nde piyano ve kabak kemane eğitimi aldı ve Klarnet Meslek Çalgısı’ndan mezun olan ilk öğrenci olarak okulu tamamladı. Yine Ege Üniversitesi’nde Pedagojik Formasyon eğitimini de tamamladı. Saygın Akbudak, bir çok TV projelerinde ve çeşitli orkestralarda yer aldı. Aynı zamanda bir kolejde müzik öğretmeliğine devam etti. 2013 yılında Hüsnü Arkan’ın orkestrasına klarnet ve geri vocal olarak dahil oldu.  Başarılı müzisyen Akbudak halen başta Hüsnü Arkan ve Gürol Ağırbaş orkestraları olmak üzere çeşitli orkesterlarda klarnet ve saksafon çalarak müzik hayatına devam etmekte, klarnet özel dersleri vermekte ve beste çalışmaları yapmaktadır.

    Klarnet ustası Saygın Akbudak
    Klarnet ustası Saygın Akbudak

     

     

  • Rengin Kadın Korosu 4 Temmuz’da ilk konserini verecek

    Rengin Kadın Korosu 4 Temmuz’da ilk konserini verecek

    Kasım ayında Londra’da kurulan Rengin Kadın Korosu, ilk konserine hazırlanıyor. 4 Temmuz pazar günü Milfield Tiyatro’sunda gerçekleşecek konsere yoğun ilgi bekleniyor.

     

    Covid-19 kısıtlamaları nedeniyle herkesin eve kapandığı karantina doneminde Göçmen İsçiler Dernegi (Gik-Der) ve Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB)  öncülüğünde bir kadın korosu oluşturuldu.

    Londra’da yaşayan 40 kadının bir araya gelerek hayat verdiği Rengin ilk konseri için geri sayıma başladı.

    Kısıtlamalar nedeniyle sosyal dayanışma ağlarından yoksun kalan Turkiyeli kadınlara destek amacıyla ilk aşamada online yürütülen çalışma, yasakların azalmasıyla yüzyüze yapılmaya başlandı.

    Koronun şefliğini yürüten Zuhal Yıldırım Gök farklı meslek, yaş ve deneyimden gelen kadınlar için bir ifade platformu olusturduklarını söyledi, “Toplumda inanılanın aksine, kadın kadının kurdu değil, yurdudur gerçeği ile hareket ediyoruz” diyen Gök, Rengin Kadın Korosu’nun dayanışmayı yükselteceğini belirtti.

    Günlük hayat içinde yüzlerce sorun ile boğuşan kadınlar için bir nefes alma alanı yarattıklarını vurgulayan Gök, 4 Temmuz’da yapılacak ilk konserlerine bütün duyarlı kesimlerden destek beklediklerini söyledi.

  • 27 yıldır cezaevinde bulunan şair İlhan Sami Çomak’ın yeni otobiyografik kitabı çıktı

    27 yıldır cezaevinde bulunan şair İlhan Sami Çomak’ın yeni otobiyografik kitabı çıktı

    Şair ve yazar İlhan Sami Çomak’ın çocukluğunu, tutuklanma hikâyesini ve cezaevi yıllarını anlatışının yanı sıra şiirini, şiirinin arkasında yatanları, hayata bakışını ve bir ömür süren adalet arayışını da anlattığı ‘Karınca Yuvasını Dağıtmamak’ isimli otobiyografisi İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    “… adalet hayatıma çelme taktı, yere düştüm, yere çok kötü düştüm ve doğrulup kalkmak yıllarımı aldı ama beni zehirleyecek hislerden, insan olmanın güzel yönlerini hatırımdan çıkarmayarak, bir şekilde sakınmayı bildim.” 

    Şairin öz yaşam öyküsünü anlattığı kitabı Karınca Yuvasını Dağıtmamak dışında da onlarca düzyazı ve makalesinin yanı sıra sekiz de şiir kitabı bulunmaktadır. Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülü bulunan Çomak’ın şiirleri İngilizce, Norveççe, Rusça ve Galce dillerinde de çevirilip yayınlanmıştır. Çomak, Türkiye Pen üyesi olmasının yanı sıra Kürt Pen (PENa Kurd), Norveç Pen ile Galler PenCymru Yaşam Boyu Onur Üyesi ve Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir.

    Daha fazla bilgi için: https://bit.ly/3nWqRgT

    İlhan Sami Çomak kimdir? 

    1973 Bingöl-Karlıova doğumlu İlhan Sami Çomak 1994 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü’nde öğrenciyken 22 yaşında ”örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklandı. Gözaltında ve daha sonra da tutukluluk sürecinde büyük işkenceler gördüğünü ve işkence altında hazırlanmış olan tutanaklarla yargılandığını iddia ettiği dava sonucunda 2000 yılında  DGM (Devlet Güvenlik Mahkemeleri) Çomak’a idam cezası verdi. Ancak idam cezasının kalkması sebebiyle cezası müebbet hapse çevrildi.  Yargıtay’daki onama kararının ardından tüm iç hukuk yolları tükenmiş olduğu için AİHM ‘e (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) başvuru yapan Çomak hakkında AİHM, 2007 yılında Çomak için ”adil yargılama yapılmamıştır” kararı verdi. Defalarca tutuksuz yargılanmak için başvuruda bulundu ancak başvuru talepleri kabul edilmedi. AİHM’in yeniden yargılama kararından 6 yıl sonra 2013’te ikinci kez yargılanmaya başladı. Ancak, Çomak’ın cezası 2016’da Yargıtay tarafından somut hiçbir delil bulunamamasına rağmen bir kez daha onandı. İlhan Sami Çomak bugün itibariyle aralıksız 27 yıldır cezaevinde ve 27 yıldır düzyazı ve şiirlerini yazmaya devam ediyor.

  • Göçmen ve Mülteci Müzik Festivali online gerçekleşiyor

    Göçmen ve Mülteci Müzik Festivali online gerçekleşiyor

    Festival boyunca dünyanın değişik yerlerinden mülteci ve göçmen sanatçı ve müzik grupları şarkılarını seslendirecek.

    Dünyanın dört bir yanına dağılmış olan göçmenler ve mülteci şarkıcılar ve müzik grupları, “Aynı Gökyüzünün Altında Festivali”nde şarkılarını seslendirecek. Corona günlerindeki zorlu yaşam koşullarında hayatta kalmaya çalışan mülteci ve göçmen sanatçılar bu festival aracılığıyla seslerini duyurmayı amaçlıyor.

    Ana teması yeni coğrafya, yeni hayatlar ve yeni umutlar olan “Aynı Gökyüzünün Altında” Festivali 27 Mart 2021 tarihinde İngiltere saatiyle 17.00’da, Türkiye saatiyle de 20.00’da başlayacak. Youtube ve Zoom üzerinden canlı olarak yayınlanacak olan festivalde çoğunlukla amatör mülteci veya göçmen sanatçı ve müzik grupları sahne alacak. Ayrıca festivale ünlü şarkıcı ve müzik gruplarının misafir olarak katılacak.

    Türkçe ve İngilizce canlı sunulacak olan festivalde yayın akışı, katılımcı grupların mülteci ve göçmenlik koşulları altında müzik hayatlarına nasıl devam ettiklerini anlatan 3-4 dakikalık kliplerle zenginleştirilecek.

    Festival katılımcıları
    “Aynı Gökyüzü Altında” festivaline Suriye’den Almanya’ya, Türkiye’den Avustralya’ya kadar pek çok müzisyen katılıyor. Göçmen ve mülteci müzisyenlerin yanı sıra konuk olarak da pek çok sanatçı yer alacak.

    Türkiye’den Enzo İkah, Omar Alkilani, Wassim Mataoui, Alaa Alkhatib, Mohammed Nader, Hamta, Tambi Cimuk, Çerkez, Qıam Ashoori; İngiltere’den Hakan Kilman, Sibel Tüzün, Onur Uz, Suna Alan, Penny Waterhouse, Tamara Raven, Dolunay Obruk; Almanya’dan Yurdal Çağlar; Amerika’dan Feyza Eren ve Avusturya’dan da Sakina Teyna şarkılarını seslendirecek.

    Ayrıca Ahmet Kenan Bilgiç, Gülinler, Bilge Su, İrfan Alış (Peyk Band), Evrim Demirel, Güvenç Dağüstün, Tuğrul Tülek (YaDa Band), Özgün Semerci, Philip Arditti, Hibla Mukba da konuk sanatçılar olarak sahne alacak.

    Aynı Gökyüzü Altında Festivali Türkiye’de Mugyed ve RefugeenewsTürkiye, İngiltere’de Mavi Production UK tarafından yönetiliyor.