DİYARBAKIR – Diyarbakır’da DTK binası ile birçok eve eş zamanlı baskın düzenlendi. Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı baskınlarda DTK’nin tabelası, çok sayıda evrak ve bilgisayara el konuldu.
Category: SEÇME YAZILAR
-

DTK binasına polis baskını: Çok sayıda gözaltı
Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) bulunduğu binaya bu sabah saatlerinde baskın düzenlendi. Bina kapısının kırıldığı baskın sonrası başlatılan arama sona erdi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Semra Güzel ve Remziye Tosun ile avukatlar, aramanın sona ermesinin ardından binaya alındı. Polisler, DTK binası kapısına asılı olan tabela, DTK Haklar ve İnançlar Komisyonu tabelası, pankart, bilgisayar kasaları, dergi ve kitaplara el koydu. Arama bitmesine rağmen bina içinde ve binanın bulunduğu sokakta polislerin bekleyişi devam ediyor.J&J YAYINLARINDA ARAMAMerkez Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan J&J yayınevine de baskın düzenlendi. Arama işlemlerinin devam ettiği yayınevinde birçok kitaba el konulduğu belirtildi.EŞBAŞKANIN EVİNE BASKINGörevden alınarak yerine kayyım atanan Batman Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Demir’in Batman’da ikamet ettiği ev de polisler tarafından basıldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Demir’in şehir dışında olduğu öğrenildi. Eş zamanlı olarak Demir’in Diyarbakır’daki kız kardeşlerinin evlerine de baskın düzenlendi.GÖZALTINA ALINANLARBaskınlarda gözaltına alınan kimi isimler şöyle: DTK Divan üyesi Jiyan Taş ve Hüseyin Kaya, Rosa Kadın Derneği yöneticisi Rojda Barış, ev hapsinde olan görevden alınan Silvan Belediye Eşbaşkanı Naşide Toprak, Hazro Belediye Meclis üyesi Fesih Balbey, Bismil Belediyesi Meclis üyeleri Enver Çelik ve Aynur Aktar, Çınar ilçesinden Enver Temiz, MEBYA-DER yöneticisi Yıldız Damla, DBP PM üyesi Leyla Bağatır, KESK Genel Meclis üyesi ve TÜM BEL-SEN üyesi Ayten Tekeş, Büro Emekçileri Sendikası (BES) Diyarbakır Şube Başkanı Suphi İzol, Makine Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu üyesi Arin Zümrüt, barış annesi Makbule Özbek, avukat Berdan Acun, HDP Kocaköy İlçe Eşbaşkanı Cahit Ay, Kulp eski HDP İlçe Eşbaşkanı Selva Akkoyun, Bağlar ilçesinden Gurbet Çakar, Silvan ilçesinden Mehmet Sağlam, Fatma Bülbül ve Tahir Turan.Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen kişilerin İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.Diyarbakır merkezli başlatılan operasyon kapsamında gözaltı sayısının artabileceği kaydedildi. -

Pirani: Kürt partileri saldırıların durması için çalışmalı
DİYARBAKIR – Azadi Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı Metin Pirani, Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’ ne yönelik saldırılarının çözüm olmadığını belirterek, “Kürt siyasi partileri olarak, bu saldırıların durması için çalışmalıyız” dedi.
Azadi Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı Metin Pirani, Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarına tepki göstererek, Kürtlerin saldırıları durdurması için ulusal birlik sağlaması gerektiğini söyledi.‘SAVAŞ ÇÖZÜM DEĞİLDİR’Türkiye’nin bu dönemde geniş çaplı saldırılar yürütüldüğünü dile getiren Pirani, bunun sadece PKK’ye yönelik olmadığını, aynı zamanda Federe Kürdistan Bölgesi’nin toprak bütünlüğüne karşı olduğunu ifade etti. Savaşın çözüm olamayacağını hatırlatan Pirani, Türkiye’nin PKK’yle barışması halinde coğrafyanın huzura erişeceğini söyledi. Rojava’da yürütülen ulusal birlik çalışmalarının Kürdistan’ın bütün parçalarında ki devletleri korkuttuğunu dile getiren Pirani, “Birlik kararından sonra Suriye hükümeti ‘bakın Amerika yarın bölgeden gidecek’ şeklinde açıklamada bulundu. Türkiye koktu, İran ise saldırıya geçti. Bütün parçadaki devletler birliği bozmak istedi” dedi.‘ÜÇ TEMEL SÖYLEMDE BULUŞABİLİRİZ’Federe Kürdistan’a yönelik saldırıları bütün dünyanın izlediğini vurgulayan Pirani, kurtuluşun ancak Kürtler arasındaki ulusal birlikten geçtiğini belirtti. Cezayir’in birlik sürecinden örnek veren Pirani, “Bu saldırılar sonrası Cezayir devrimi aklıma geldi ve ilgimi çekti. Fransa’nın Cezayir’e saldırması sonrası hem Cezayir halkı hem de Arap halkı beraber ayağa kalkarak üç söylemde birlik oldular. Cezayir halkı ne dedi ‘Biz Arap’ız, dilimiz Arapça, toprağımızda Cezayir’dir’ dedi. Fransa’ya karşı bu şekilde ayağa kalkarak kazandılar. Eğer Kürt halkı da isterse bu üç temel söylemle birliğini oluşturabilir. Nedir bu üç söylem. ‘Biz Kürt’üz, dilimiz Kürtçedir, toprağımız da Kürdistan’dır. Biz bütün partilerde istiyoruz ki Kürdistan’ın egemenliği, bayrağı ve değerlerine sahip çıkın. İşte o zaman birlik sağlanır. Ama ideolojik yaklaşımlar bunun önüne geçiyor” diye konuştu.‘ULUSAL BİR ÇABA GEREKLİ’Rojava’da uluslararası güçlerin yapmış olduğu arabuluculuğa işaret eden Pirani, “Güney Kürdistan’da da aynen bu şekilde oldu. 20 yıl önce YNK ve KDP Amerika’nın sayesinde bir araya geldi. Bugünde Rojava’da ki güçler Fransa, Amerika ve Federe Kürdistan güçleri tarafından bir araya getirildi. Biz istemiyoruz emperyalist güçler tarafından bir araya getirilsin. Türkiye PKK’nin ‘terör örgütü’ listesinde olmasından kaynaklı saldırılarını sürdürüyor. Türkiye’nin bu saldırılarının sona erdirmek için Kürt halkının ulusal bir çaba içerisinde olması gerekiyor” diye belirtti.‘SALDIRILARI DURDURMALIYIZ’Federe Kürdistan’a her saldırıdan önce Irak hükümetinden izin aldığını sözlerine ekleyen Pirani, şunları söyledi: “Güney Kürdistan ve Kürt güçleri, Irak hükümetine, Birleşmiş Milletler’e (BM), Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) karşı sivil demokratik eylemler yaparak bu saldırıların durmasını talep etmeliler. Biz savaş taraftarı değiliz. Bizler barış yolunu sunuyoruz. Tüm Kürt siyasi partileri olarak, bu saldırıların durması için çalışmalıyız.” -

YNK’den Türkiye saldırılarına karşı harekete geçme çağrısı
HABER MERKEZİ – YNK, Uluslararası Güvenlik Konseyi’ne Türkiye’nin saldırılarına karşı harekete geçmesi çağrısı yaptı. Açıklamada ayrıca Türkiye’ye karşı dava açılması istendi.Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Irak Federe Kürdistan Bölgesi Süleymaniye kentine bağlı Şarbajer ilçesini havadan bombalanması sonucu 2 sivil yaşamını yitirdi. Daha önce de Şeladizê’de yapılan bombardımanda da 5 sivil yaşamını yitirmişti. Saldırılara tepki gösteren Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) grubu, Irak Cumhurbaşkanı, Başkanı ve Meclis Başkanı’na gönderdiği mektupta, Türkiye’nin uluslararası mahkemelerde yargılanması için dava açılmasını istedi.ROJnews’te yer alan habere göre; Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) grubu, Irak hükümetinin üç yöneticisine gönderdiği mektupta, içinde avukatların da olduğu bir kurulun kurularak, Türkiye’nin bombardımanında yaşamlarını yitirenler ile zararı olanlar için Türkiye’den tazminat almak amacıyla Uluslararası mahkemelerde dava açılmasını gerekçesiyle harekete geçilmesini istedi.YNK (Yeşiller Grubu), mektubun devamında: “Irak Dışişleri Bakanı ve aynı zamanda Güvenlik Konseyi Delegesi, Türkiye’nin bombardımanına son vermek için, Güvenlik Konseyi’ne acil toplantı çağrısı yapmalıdır. Irak Cumhurbaşkanı, başbakanı ve meclis başkanı Türkiye’nin saldırılarına karşı harekete geçmelidir.” -

Süleymaniye’de piknik alanı bombalandı: 3 sivil yaşamını yitirdi
Federe Kürdistan’ın Süleymaniye kentine bağlı Şarbajer ilçesi bombalandı. İlk belirlemelere göre 3 sivil hayatını kaybetti.
Irak Federe Kürdistan Bölgesi Süleymaniye kentine bağlı Şarbajer ilçesi havadan bombalandı. Şarbajer Kaymakamı Şaho Osman, uçaklarca Kunemasi bölgesindeki piknik alanın bombalandığını, ölü ve yararlıların olduğunu kaydetti. Osman, uçakların hangi ülkeye ait olduklarını bilmediklerini söylerken, Rojnews uçakların Türkiye’ye ait olduğunu duyurdu.
Görgü tanıklarının anlatımına göre uçaklardan atılan bombalardan birinin bir dükkana isabet etmesi sonucu ölümlerin yaşandığını belirtti.
-

AKP’ye ‘savaş siyasetine son ver’ çağrısı
Türkiye’nin Kobanê’ye bağlı bir köye düzenleyip, 3 kadının yaşamını yitirdiği hava saldırısını kınayan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, sonuç vermeyen savaş siyasetine son verilmesi çağrısında bulundu.Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Kadın Meclisi ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kobanê kentine bağlı bir köye dün düzenleyip, 3 kadının yaşamını yitirdiği hava saldırısını yaptıkları açıklama ile kınadı.Düzenlenen basın toplantısında konuşan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, siyasi iktidarın sınır ötesi operasyonlarla katliamlar gerçekleştirdiğini, en son katliamın ise Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kobanê kentine bağlı köye düzenlenen hava saldırısı olduğunu ifade etti.‘SAVAŞ SİYASETİ SONUÇ VERMEDİ’Bu katliamlarının “Çöktürme Planı”nın bir parçası olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, siyasi iktidarın 4 parçadaki Kürtleri yok etmeye çalıştığını kaydetti. Siyasi iktidarın Kürt halkına diz çöktürmek için yıllardır sonuç alınmayan bir savaş yürüttüğünü belirten Hatimoğulları, savaşı bir rant olarak görüp, bundan beslenen siyasi iktidarın toplumu kutuplaştırıp, ayrıştırdığını dile getirdi.Hatimoğulları, “Bugüne kadar çok sayıda Kürt siyasetçi kadın katledildi. Bugüne kadar Kürt halkına dönük çok büyük operasyonlar ve katliamlar gerçekleşti. Ama buna rağmen Kürt halkı dört parça Kürdistan’da mücadelesini büyüterek bugüne kadar geldi. Bugün 3 kadının katledildiği Kobanê bütün dünyada IŞİD’e geri adım attıran, IŞİD’in yenilenebileceğini gösteren bir direniş sergilemiştir. Kobanê’yi bütün dünya bu direnişle tanımıştır. Bu direnişle meşru görmektedir. IŞİD’e karşı Kobanê ve Rojava’da en büyük mücadeleyi kadınlar yürütmüştür” dedi.Kadınların iradelerine kırmaya dönük olduğunu belirttiği saldırının aynı zamanda ‘eşbaşkanlık’ sistemine yönelik olduğunu da söyleyen Hatimoğulları, “Onlar bu iradeyi katlettikçe, bu irade daha da güçlenmektedir” diye konuştu.‘SİVİL KATLİAMLARA SON VERİN!’Hatimoğulları, yayılmacı politikalarını kabul etmediklerinin altını çizdiği siyasi iktidara bu politikalardan vazgeçmesi, sivil katliamlara son vermesi çağrısında bulundu. Savaşın Türkiye ekonomisini batırıp, halkı yoksullaştırdığını belirten Hatimoğulları, “Bu iktidarın yürüttüğü savaş siyaseti bu ülkeyi daha fazla açlığa ve yoksulluğa itmektedir. O sebeple savaş derhal bitmelidir. Savaş aynı zamanda kadınların daha fazla katledilmesi, daha çok taciz ve tecavüz anlamı taşımaktadır. Bu sebeple savaş siyaseti son bulmalıdır” dedi. -

Mezbahalar niçin Covid-19 virüsünün yayılmasına uygun?
Salgın Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezleri’nin yaptığı çalışmaya göre et-işleme tesisleri virüsün çoğalıp yayılması için ideal bir ortam oluşturuyor.
Yapılan incelemelerde bu tesislerde özellikle de üretim bandı usulüyle çalışılıyorsa çalışanların birbiriyle sağlıklı bir mesafeyi korumalarının çok zor olduğu görüldü.
Aynı şekilde işçilerin ara verdiklerinde kullandıkları dinlenme odalarında da mesafeyi korumak çok zordu. Bu nedenle bir çok fabrika dış mekanlarda dinlenme alanları yaratmaya girişti.
Fabrikalardaki üretimin hızı ve fiziki olarak gerektirdiği işler, işçilerin yüzlerini örtmesini çok zorlaştırıyordu. Uzmanlar gözlemleri sırasında işçilerin burunlarını değil sadece ağızlarını kapattıklarını ve sık sık maskeleriyle oynadıklarını tespit ettiler.
Telegraph gazetesine konuşan Cambridge Üniversitesi’nden Profesör James Wood, üretim bandının hızının da etkili olduğunu düşünüyor.
“Mezbaha ve et işleme tesislerindeki bir sorun da işin çok hızlı yapılıyor olması ve içerdeki havanın da bu hızla dolaşması olabilir” diyor.
Uzmanlar fabrikaların gürültülü ortamının da işçileri, birbirini duyabilmek için yaklaşmaya ya da bağırmaya zorlayabileceğini ve bunların da virüsün yayılmasını hızlandırıcı bir unsur olabileceğini düşünüyorlar.
Hangi ülkelerin mezbahalarında salgın çıktı?
Londra’daki Tropikal Hastalıklar ve Hijyen Fakültesi tarafından yapılan bir araştırma, et kesim ve işleme tesislerindeki toplu vakaların, koronavirüsün yaygın bir özelliği haline geldiğini saptadı.
Şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya, Fransa, İspanya, Avustralya, İngiltere de dahil olmak üzere bir çok ülkedeki mezbahalarda toplu koronavirüs vakaları çıktı.
Fransa’daki iki mezbahada 100 den fazla vaka bildirildi.
İngiltere ve Galler’deki et kesim tesislerinde de geçen hafta en az üç yerde işçiler arasında sayıları 250’ye ulaşan toplu vakalar tespit edilmesi bu ülkede de dikkatin mezbahalara toplanmasına sebep oldu.
Gana’daki bir balık ürünleri tesisinde 534 vaka ABD’de, Güney Dakota’daki Sioux Falls kesim tesislerinde 518 vaka ortaya çıktı.
Geçen ay Salgın Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezleri tarafından hazırlanan bir rapora göre, Amerika Birleşik Devletlerindeki et kesim ve işleme tesislerinde çalışan tahminen 5 bin kişide koronavirüs vakası çıktı, ve yapılan değerlendirmeler ABD’de şimdiye kadar yaşanan tüm Covid-19 vakalarının yarısı bu tesislerden yayılmış olabileceğine işaret ediyor.
Kültürel ve sosyo–ekonomik faktörlerin rolü var mı?
Salgın Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezleri’nin raporunda, inceleme yapılan bir fabrikada 40 farklı dilin konuşulduğu aktarılıyor ve dil farklarının sosyal mesafe ve güvenli çalışma önlemlerinin iyi anlatılması ve anlaşılmasını zorlaştırabileceği de kaydediliyor.
Araştırmalar çoğu tesiste işçilerin tesislere ya otobüslerle ya da aynı araçla birlikte geldiklerini, ayrıca çoğunun kalabalık bir kaç kuşak aile fertlerinin birlikte kaldığı evlerde yaşadıklarını ortaya koyuyor ve bu da virüsün yayılma hızını artıran bir faktör olabilir.
Fabrikalarda işçilerin iş güvencesinden yoksun, sigortasız, günlük, saatlik kontratlarla çalıştırılıyor olmasının da işçilerin rahatça doktora gidemeyişi, hastalık izni kullanmak istemeyişi gibi sonuçlar doğurarak soruna katkıda bulunmuş olabileceği düşünülüyor.
Uzmanlara göre güvencesiz işler ve düşük gelirle yaşayan ve zor koşullarda çalışan işçilerin, genellikle daha çok sigara içen ve daha çok solunum hastalıkları ve ciddi sağlık sorunları yaşayan bir kesim olması da, kaçınılmaz olarak bağışıklık sistemlerini etkilemek suretiyle virüsü kapmalarını kolaylaştırıyor.
Virüs soğuk ve karanlık ortamı daha mı çok seviyor?
Telegraph Gazetesine konuşan bir başka uzman Liverpool Üniversitesi’nin çocuk sağlığı ve salgın hastalıklar bölümünden Profesör Calum Semple, Covid-19’un yayılma hızını artıran en büyük faktörün çevresel koşullar olabileceğini düşünüyor.
Et kesim ve işleme tesislerinin ortak özelliği soğuk ve loş olmaları.
Profesör Semple “Bir virüsü saklamak istesem ideal olarak soğuk, karanlık bir ortamda ya da mor ötesi ışık almayan serin bir ortamda, bir buzdolabı ya da et işleme tesisinde saklardım” diyor.
Semple, “Örneğin burnunuz soğuksa, virüs oraya daha kolay tutunur ve bağırdığınızda da fazla virüslü zerrecik saçarsınız” de ekliyor.
Profesör Semple’a göre, toplu koronavirüs vakalarının örneğin neden sebze meyve sektöründe değil de et işleme sektöründe görüldüğünün yanıtı da burada yatıyor olabilir çünkü virüs en uzun süre serin ve karanlık yerlerde yaşayabiliyor.
-

Anayasa Mahkemesi, infaz paketini ve milletvekilliği düşürülen HDP’lilerin itirazını görüşecek
Anayasa Mahkemesi,üç kritik düzenlemeyi gündemine aldı. Yüksek Mahkeme, son infaz yasasının iptali istemi ile şehirlerası yollarda gösteri yasağı düzenlemelerinin iptal istemini görüşecek. AYM ayrıca vekillikleri düşürülen 2 HDP’li ismin itirazını da karara bağlayacak. Üç başlık da Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nda yarın ele alınacak.
Nisan ayında Meclis’te kabul edilen infaz düzenlemesi ile binlerce mahkum cezaevlerinden erken tahliye ya da izin kullandırılarak serbest bırakıldı. Ancak düzenlemenin bazı suçlarla sınırlı tutulması muhalefetin tepkisini çekti. CHP düzenlemenin bazı hükümlerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Yüksek mahkeme başvuruyu gündemine aldı. Yasanın kapsamının genişleyip genişlemeyeceği AYM’nin vereceği karar ile belli olacak.
Şehirlerarası yollarda gösteri yasağı
AYM, son baro başkaları eyleminde de gündeme gelen şehirlerarası yollarda gösteri yapılmasını yasaklayan düzenlemenin iptal istemini de gündeme aldı…Manisa İdare Mahkemesi, Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda yer alan “şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptalini istedi. Yüksek Mahkeme iptal istemini esastan karara bağlayacak. Bir iptal kararı verilmesi durumunda şehirlerarası yollarda gösteri yasağı kalkacak.
HDP’li Güven ve Farisoğullarının vekilliklerinin düşürülmesi
AYM’nin bir diğer kritik gündemi ise siyasete ilişkin olacak. HDP’li Leyla Güven ve Musa Farisoğlulları’nın vekillerinin düşürülmesinin iptal istemi de yüksek mahkeme tarafından karara bağlanacak.