Category: SEÇME YAZILAR

  • Rojava’da Yaşamını Yitiren Britanya Vatandaşı Kosta’nın Annesinden imza kampanyası

    Rojava’nın Qamîşlo kentine bağlı Til Berak’ta 2 Mart’ta yaşamını yitiren Britanya vatandaşı YPG’li savaşçı Konstandinos Erik Scurfield’in (Kemal) annesi Vasilis Scurfield Başbakan David Cameron, ABD Başkanı Barack Obama ve Avrupa Komisyonu’nun başkanı Jean-Claude Juncker’in dikkatine yönelik bir imza kampanyası başlattı.

    newroz20
    Konstandinos Erik Scurfield’in (Kemal) annesi Vasilis Scurfield

    DAİŞ’in durdurulmasında hükümetlerin kararlı hareket etmesi için konunun parlamentoda tartışılabilmesini sağlamak amacıyla yüz bin imzaya ihtiyaç olduğunu ifade eden anne Scurfield, imza kampanyasının mümkün olduğunca her kesime ulaştırılmasını talep etti. ”Stop ISIS. Act decisively” (DAİŞ’i durdurun. İstikrarlı Davranın) başlığıyla hazırlanan kampanyaya www.change.org üzerinden imza verilerek destek olunabilir.

    Anne Vasilis Scurfield’in kaleme aldığı imza kampanyası tam metni şu şekilde:

    ”Hepsinin birer ismi var. DAİŞ’in katlettiği her bir kişinin bir adı var ve her geçen gün zulüm ve terörden uzak yaşam haklarını korumaya çalışırken daha fazla insanlar ölüyor.

    Tüm iyi insanlar DAİŞ tarafından işlenen bu zulümler nedeniyle öfke ve dehşet içinde; yine de -hatta diğer aşırılık yanlısı örgütlerle ilişki içinde -DAİŞ engelsiz bir şekilde bu korkunç işlerine devam etmekte. Bu süre içerisinde, en iyi yaptığı şey sadece DAİŞ’i geçici olarak durdurmak olan bazı gönülsüz koalisyon hava saldırıları oldu. Buna rağmen, Kuzey Suriye özellikle Rojavalı Kürtler esasen destek almadan, tüm dinlerden ve etnik kökenden insanları ve sığınmacıları korumak için savaşıyorlar.

    Batılı hükümetler, Kürt halkını büyük ölçüde görmezlikten gelmekteler fakat bu Kürtler öne çıkıp direnmemiş olsaydı neler olacağını bir düşünün. DAİŞ şu anda Kuzey Suriye’nin büyük bölümüne hakim olmuş olurdu ve dünya çapında aşırılıkçı ideolojisini yayma amacı ile hızla ilerlerdi. Bunu düşünmesi bile katlanılmaz.

    Kürtlerin kaydettiği ilerlemelere rağmen DAİŞ mağlup edilemedi. Daha ne zamana kadar Kürtler destek almadan DAİŞ’i zaptetmeye devam edebilirler? Bu savaşta kaç tanesi daha ölmek zorunda? Kendi hükümetlerinin ilgisizliğinden utanan batıdan kaç kişi daha DAİŞ’e karşı savaşmak üzere gitmek zorunda? Batılı hükümetler arkasına yaslanıp izlerken, oğlum Kosta’nın yaptığı gibi, kaç tanesi daha yaşamlarını feda etmek zorunda? Dünyanın geri kalanının bu kötülüğün durdurulması amacıyla bir şeyler yapması için daha kaç sivilin vahşice katledilmesi gerekiyor?

    Bizim birlikte çalışmak ve yardımcı olmak için bir şeyler yapmamızın zamanı geldi.

    DAİŞ’i durdurma zamanıdır!

    Aşırılıkçılığa karşı mücadeleye katılın. Öne çık, cesur ol ve kampanyayı imzala. 100.000 imza edinmemize yardımcı ol ki hükümetler artık olanlara ilgisiz kalamasın.

    Taleplerimiz:

    1. Türkiye’nin tüm Suriye sınırı boyunca bir BM varlığının / gözlemcilerinin aşağıdakilerden emin olması:
    1. bu yolu kullanarak DAİŞ için malzeme ve gönüllülerin çatışma ortamına girmemesi ve eğer girişimde bulunulursa biran önce durdurulmaları
    1. tıbbi malzeme dahil, yardım ve DAİŞ geri çekildikten sonra kasaba ve köylerin yeniden inşaası için gerekli kaynakların istikrarlı bir şekilde Rojava’da sivilere ulaştırılması için insani bir koridorun açılması

    Gerekçe: A. DAİŞ bir yerlerden kendi malzeme ve yeni üyelerini ediniyor. Onların Türkiye’nin Suriye sınırından geliyor olduğuna işaret eden birçok bildirim var. Eğer öyleyse bu durumda kanıtların toplanması ve bunun biran önce durdurulması gerekiyor.

    1. Ayrıca malzeme ve yardımların Kürt halkına ulaşması engelleniyor. Korunan ve bağımsız bir koridor, ihtiyaç duydukları yardımı edinmelerini sağlamak için hayati önem taşımaktadır.
    1. Batılı hükümetler tarafından DAİŞ’i nihai bir şekilde yenilgiye uğratılmasında, neye ihtiyaçları olduğunu ortaya çıkarmak için Rojava’da YPG ile doğrudan bir diyaloğun başlatılması ve bunların tedarik edilmesi.

    Gerekçe: Ön cephedeki Rojavalı Kürtlere yardım etmenin en iyi yolu neye ihtiyaç duyduklarını onlara sormaktır. Bu oldukça açık. Neden hiç kimse onları dinlemiyor? Neden hiç kimse onlara sormuyor? YPG listelenen bir örgüt değil, o nedenle bunu yapmak için hiçbir engel yok.

    1. Şilhan Özçelik ve DAİŞ’e karşı savaşmak istediği için tutuklu bulunan diğer kişilerin biran önce serbest bırakılması.

    Gerekçe: DAİŞ’e karşı savaşmaya giden insanları öcü gibi göstermemeliyiz.

    1. PKK’nin listeden çıkarılması.

    Gerekçe: PKK uzlaşmacı olmaya çalışıyor. Türkiye ile olumlu bir ilişki yaratmak için çalışmaya hazır. DAİŞ’e karşı mücadelede yararlı bir müttefik olabilir. Eğer Küba’yı listeden çıkarabiliyorsak, İran’la ve IRA ile çalışabiliyorsak, PKK’yi de listeden çıkarabiliriz.

    1. DAİŞ tarafından kaçırılan ve köle olarak satılan her kadının aileleri ve toplumlarına uygun bir destekle geri getirilmesinden emin olmak için kaynakların adanması taahhütü

    Gerekçe: kölelik ve tecavüz hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu kadınların adalete ihtiyacı var.

    1. DAİŞ’i finanse eden ya da destek verme ihtimali olan Batılı ”müttefikler” içinde bir soruşturmanın başlatılması ve eğer bunu yaptıkları ortaya çıkarsa acil cezalandırıcı önlemlerin alınması

    Gerekçe: DAİŞ bir yerlerden finanse ediliyor, malzeme ve üye sağlanıyor ve tüm bunlar bir şekilde ulaşıyor. Bunlar bir yerlere petrol, antik eser ve kadın/çocuk satıyorlar. İlgili hükümetlerin bilgisi dahilinde ya da değil, bu olanlara bir son verilmesi gerekiyor.’’

    İMZALAMAK İÇİN BURAYI TIKLAYINIZ

    Suna Alan- Londra

  • Britanya Siyasetinde MANKURT Kürtler

    Britanya Siyasetinde MANKURT Kürtler

    7 Mayıs Britanya genel seçimleri yaklaştıkça insan Britanya ve Londra’nın siyasete atılmak ve seçilmek isteyen bazı Kürt adaylarından dolayı hayretlere giriyor.

    ZANA GENÇ-LONDRA

    Britanya Siyasetinde MANKURT Kürtler 1

    Liberal Democrats, Kuzey-Londra Tottenham bölgesi milletvekili adayı Dr Turhan Özen geçen hafta TRT TÜRK’e verdiği 3 dakikalık röportajı izledikten sonra ve bunu sosyal medya üzerinde kendisi ile doğrudan bazı seçmenlerin eleştirip tartıştığından sonra, bu yazıyı ele almaya karar verdim.

    Konuya girmeden önce, bilmeyenler için MANKURT kelimesine ilk olarak nerde ve nasıl rastladım, Mankurt’un veya Mankurt’laşma ne anlama geldiğini izah edeyim.

    2000’li yılların başında, Londra’da Kuzey Kürdistanlı toplumunu yakından tanımaya başlayan ve onların siyasi/toplumsal kurumlarından aktif rol almaya başlayan Xorasan-Quçan’lı (İran Horasanı) bir Kürd dost ile tanıştım, zaman ve yıllar geçtikçe dostluğumuz pekişti. Bir gün bana dedi ki ‘sana bir kitap, bir roman, sipariş edip hediye etmek istiyorum, ama bu kitabı iyi okumanı istiyorum ki seninle bir konuyu derinden sohbet edeyim.’

    İran-Xorasan Kürdleri ağırlıklı olarak Dêrsim, Çemişgezek havzasından yaklaşık 600 yıl önce Xorasana göç ettirildi. Şu an orda bir milyonu aşkın bir Kürd nüfusu, binlerce köyde, yüzlerce kasabada, ve onlarca şehirlerde yaşamakta. Günümüzde Xorasanlı Kürdler kimliğini, folklorik gelenek ve Kürtçe dilini Türkiye Kürdistanın birçok bölgesinden daha iyi koruyabilmişlerdir.

    Xorasan-Quçanlı dostum bana “Gün Olur Asra Bedel” (İngilizcesi The Day Lasts More Than a Hundred Years) adlı kitabı sipariş edip hediye etti. Bana hediye etmesinin ve ısrarla benim bu kitabı okumamı istemesinin amacı, Kuzeyli (Türkiye) Kürdlerin uğradığı ve günlük hayatlarında yaşadığı, benliklerine hücrelerine işlediği asimilasyonu, başkalaşma, kendi diline, toplumuna düşmanlaşma ve köle mantığını nasıl içselleştirdiğini daha iyi kavramam içindi. “Gün Olur Asra Bedel” kitabı, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde, 1980’de, ve daha sonra dünyaca tanınan Kırgız yazar, Cengiz Aytmatov, tarafından Rusça yazılmıştı, ve daha sonra birçok dile çevrildi.

    Cengiz Aytmatov, romanında “Mankurt” kavramını bir sosyoloji terimi yapacak derecede çarpıcı sosyolojik saptama yapar. Mankurt, Aytmatov’dan sonra, geçmişini unutmuş, bedeniyle ve ruhuyla karşı tarafın buyruğu altına girmiş, yeni efendisine yaranmak için kendi değerlerine, ailesine ihanet edenlerin ortak adıdır.
    Mankurt bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir.
    Kelime aslen Türkik bir kelimedir, Kırgızistan, Kazakistan ve Moğolistan çevresinde ilk kullanılmıştır, Türkiye’de ülkücü ve Turancılar bu kelimeyi çok kullanır.
    Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanında bir Orta Asya efsanesi, bir bilinçsiz köleden bahsediliyor. Mankurt haline getirilmek istenen kişinin başı kazınır, başına ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak Güneş altında bırakılır. Deve derisi kurudukça gerilir. Gerilen deri başı mengene gibi sıkar ve inanılmaz acılar vererek aklını yitirmesine neden olur. Böyle bir kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgusuzca yapan bir köleye dönüşür.

    Osmanlıda Hıristiyan çocukların zorla alınarak devşirilip yetiştirilmesi ile oluşturulmaya başlanan Yeniçeri Ocağı da bir Mankurt’laşma yöntemidir, çünkü büyüyen ve ordulaşan çocuklar daha sonra kendi toplumuna karşı acımasızca hunharca kullanıldılar.

    Bu uzun serüveni ve açıklamayı yaptıktan sonra, Britanya Siyasi arenasında siyasete, 7 Mayıs genel seçimlerinde milletvekilliliğine atılmaya çalışan bir ‘Mankurt’ Kürdü tanıyalım.

    Dr Turhan Özen, Britanya’nın Liberal Demokrat Partisinden 7 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlerde Kuzey-Londranın Tottenham bölgesinde milletvekili adayı. Elazığlı muhafazakar bir Kürd, 1997’den beri Britanya’da yaşamakta, okumuş, yüksek eğitim görmüş bir insan, ve 2007’de beri şuan yer aldığı Liberal Demokrat partisinde aktif. Yıllardır Kürd toplumuna ve Kürd kurumlarına kendisini tanıtmaya sevdirmeye çalışan biri.

    Temsil ettiği parti, Liberal Demokrat, isminden de anlaşıldığı gibi Tottenham, Londra ve Britanya’daki kültürel çoğulculuğu, özgürlükleri, farklı kimlikleri kucaklayan, farklı isimleri ile adlayan, zorla kimlik giydirmeyen bir siyasi çizgi gütmekte ve savunmakta.

    Genelde Kuzey-Londra ve özelde Tottenham bölgesinde yoğun bir Kürd nüfusu yaşamakta, bunların çoğu Türkiye Kürdistan’ından askeri, siyasi ve ekonomik baskıların 1990’lı yılların başında arttığı dönemde Londra’ya siyasi sığınmacı olarak geldiler. Burada, özelikle Haringey, Hackney, Enfield ve Islington belediyeleri sınırları içinde son 20-25 yılın içinde zorluklara rağmen, kendi öz Kürd kimlikleri altında örgütlendiler, siyasal, inançsal, yöre, ve ekonomik kurumlaşmalara gittiler.

    Ve kendilerini beli bir derecede yılların mücadelesi ve emeği ile Türkiye’de yasaklanmış, yok sayılmış, baskı görmüş, sürgün edilmiş, Kürd kimliklerini hem yerel hem de merkezi Britanya devlet kurumlarına kabul ettirmeyi başardılar.

    Liberal Demokratlar Tottenham bölgesi milletvekili adayı Dr Turhan Özen geçen hafta TRT TÜRK’e verdiği 3 dakikalık röportajı izledikten sonra ve bunu sosyal medyada kendisi ile direk bazı seçmenlerin eleştirip tartıştığından sonra, bu yazıyı ele almaya karar verdim.

    3 dakikalık röportajda Ankaralı ve Kürdlerin damadı olan muhabir, Mehmet Bal, bastıra bastıra gaz vere vere Turhan Özen’e soruyor; “İngiltere’nin ilk TÜRK milletvekili olma şansın var, Kuzey Londra’nın, Tottenham’ın, Haringey’in TÜRK toplumu için ne demek, nasıl bir duygu TÜRK milletvekili adayı olmak?”

    Turhan Özen’in sunucuya verdiği birkaç cevabı kısaca sizlerlen paylaşayım; “Tottenham TÜRK nüfusunun çok yoğun olduğu bir bölge, bugüne kadar TÜRK geçmişe, TÜRK asılı yok İngiltere Parlamentosunda, Lordlar Kamerasında bir bayan MERAL ECE hanım var, ama o KIBRISLI (yani o Kıbrıslı, TÜRK değil, ama bizim mankurt TIRK oğlu TIRKdır)”

    “İngiltere’nin milletvekili olması TÜRKLERİN İngiltere’de, politika konusunda TÜRK fikrinin ne olduğunu, TÜRK asıllı, TÜRKÇE konuşan insanların ne düşündüğünü bilmesi faydalı olacak, İngiltere politikası için”

    …….

    Bu röportajı ve Kürdlere tekrar ve maalesef bu sefer mankurt bir Kürd tarafından zorla giydirilmeye çalışılan Türk kimliğini, sosyal medya üzerinden eleştiren Britanyadaki Kürdler, seçmenine, şöyle cevap verme cüretini Turhan Özen kendinden bulabiliyor

    “Kürt bir aileden geliyorum, sonradan dahil olduğum bir toplum değil, o yüzden şunu da net olarak söyleyebilirim. Kürt ve Türk kelimeleri bizim için bir fark ifade etmiyor. Kürtlerin çoğunluğu için. Bu konuda aşırı ısrarcı arkadaşlar da hem Kürtlerin özgürlük alanına rahatsızlık veriyor, hem de diğer ırklar ile gereksiz bir düşmanlık havası oluşturuyor. Artık Kürt toplumu da BNPvari (yani Britanya nın ırkçı MHPsi) refleksleri ile de yüzleşmeli.”

    Buna karşı bazı yorumcular tepkilerini şöyle ifade ettiler,“Liberal Demokrat Parti’den aday olduğuna emin misin? MHP adayı gibi konuşuyorsun da! ‘Türk asıllı’, ‘Türk geçmişine sahip’, Türk milletvekili’ ‘Türkleri etkinleştirmek’ vs.

    Seçim sürecinde katıldığı her panelde Kürt olduğunu söylemiş ama TRT Türk mikrofonunu görünce her ne olmuşsa artık, ağız alışkanlığı değişip Türklüğünü hatırlamış. Bugün Türkiye’de AKP ve CHP’de bile böyle siyasetçi bulmak zor. Kürt toplumunu temsil edemeyeceği çok açık.

    Bu uzun yazıdan sonra, bu arkadaşa cevap verecek olan, öncelikle 7 Mayısda oy kullanacak Kürd seçmenidir, daha sonra da dirsek temasında olduğu desteğini ve yardımını esirgemeyen Britanya’daki Kürd şahsiyetler ve Kürd kurumlarıdır.

    Artı yeni bir Ozan Ceyhuna yolu açmayalım diyorum. Ozan Ceyhun Almanya’da Yeşiller Partisinden milletvekilliydi, daha sonra SDP (Sosyal Demokrat Partisi) ve şuan 2015 Türkiye genel seçimleri için AKP’den adaydır….