Category: SEÇME YAZILAR

  • Oyun oynayan çocukları silahla kovalayan polis Meclis gündeminde

    Oyun oynayan çocukları silahla kovalayan polis Meclis gündeminde

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mardin milletvekilleri Ebru Günay, Pero Dündar ve Tuma Çelik, 25 Nisan’da ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Fırat Mahallesi’nde bulunan TOKİ konutlarında oynayan çocukları havaya ateş açarak kovalayan bir polisin, 8 yaşındaki B.E.’yi zırhlı araca götürerek tehdit etmesini Meclis gündemine taşıdı. Milletvekilleri, verdikleri soru önergesiyle konuyu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.

    Nusaybin Kaymakamlığı, sokakta oyun oynayan çocukları havaya ateş açarak kovalayan polisin açığa alındığını duyurdu.

    ‘KÜRT ÇOCUKLARINA YÖNELİK POLİS ŞİDDETİ DEVAM EDİYOR’HDP’li Ebru Günay, olayın ardından Nusaybin Kaymakamlığı’nın yaptığı açıklamada çocukların polislere taş attığı iddialarının gerçeği yansıtmadığının aile tarafından da belirtildiğini, çocukların oyun oynamak için bahçeye çıktıklarını söyledi. Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’ne rağmen Kürt çocuklarına yönelik polis şiddetinin devam ettiğinin belirtildiği önergede, “Yaşam hakkı ihlal edilen çocuklarla ilgili yargı organlarınca etkili ve adil bir soruşturma yürütülmemesi, faillerin gizlenmesi ve yargı karşısına çıkarılmaması, yargılanan faillerin de cezasızlıkla korunması, çocuklara yönelik güvenlik güçlerinin uyguladığı şiddetin önünü açmış ve onları bu ihlalleri sürdürmeye teşvik etmiştir. Kamuoyu vicdanını yaralayan böylesi olayların yaşanmaması için şiddet uygulayan güvenlik güçlerinin şeffaf yürütülecek yargılama sistemiyle cezalandırılması gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

    Mardin Barosu: Polis zor ve silah kullanma yetkisini aştı

    Mardin Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu, Nusaybin’de polisin havaya ateş açarak çocukları kovalamasına dair Kaymakamlık ve Emniyetin açıklamasına tepki gösterdi.

    ‘ÇOCUKLARA YÖNELİK ŞİDDET NEREDEN GELİRSE GELSİN CEZALANDIRILMALIDIR’HDP’li vekil Pero Dündar, çocuklara yönelik suçların mazeretinin olmayacağının altını çizdiği önergede, şunları kaydetti: “Devletler, çocuğa yönelik şiddet nereden gelirse gelsin bu suçu işleyenlere karşı gerekli cezai yaptırımları uygulamak ile yükümlüdür. Ancak çocuğa yönelik bu şiddet devletin kendi kolluk güçleri tarafından uygulandığı zaman bu suçlar çoğu zaman davaya dahi dönüşmeden cezasız kalmaktadır. Özellikle bu şiddet Kürt çocuklarına uygulandığında suç olarak dahi görülmemektedir.”

    ‘TRAVMA ÜZERİNE TRAVMA’

    Bölge kentlerinde polis ve askerlerin neden olduğu Cemile Çağırga, Uğur Kaymaz, Furkan ve Muhammed Yıldırım kardeşlerin ölümlerinin hatırlatıldığı önergede, “Daha öncede savaş ve şiddet politikalarının hedefi olan Kürt çocuklarına bugün yine travma üzerine travma yaşatılırken, Nusaybin Kaymakamlığı olayın üzerinden 16 gün sonra görüntülerin kamuoyuna yansıması ile birlikte ‘bir grubun’ devriye gezen polis ekibine taş attığını, bu gerekçe ile polisin havaya ateş açtığını gerekçe göstererek, olayın üstünü kapatacak yönlü bir açıklama yaparak, ilgili polisin geçici olarak görevden alındığını ve hakkında soruşturma başlatıldığını belirtmiştir” denildi.

    HDP Milletvekili Tuma Çelik de bir polisin havaya ateş açarak çocukları kovalamasına, olay yerinde bulunan diğer polislerin müdahale etmemesine dikkat çekti.

    Sancar, polisin silahla kovaladığı çocuğun ailesiyle görüştü: Nefret gücünü iktidardan alıyor

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Nusaybin’de polisler tarafından silahla kovalanan çocuğun ailesini arayarak, dayanışma mesajı verdi, olayın takipçisi olacaklarını belirtti.

    İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU’YA SORULDU HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel de, Nusaybin ilçesinde polisin havaya ateş açarak çocukları kovalamasına ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması talebiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

    9 Mayıs’ta sosyal medyaya yansıyan görüntülerde Mardin’in Nusaybin ilçesi Fırat Mahallesi’nde bulunan TOKİ konutlarında polislerin çocukları kovaladığı, bir polisin elindeki silahla engelli bir çocuğa şiddet uyguladığının görüldüğünü belirten Güzel, önergesinde şunları kaydetti:

    “Nusaybin Kaymakamlığı ise görüntülerin sosyal medyada yayılması ve tepki toplaması sonucu şiddet faili polise görevden el çektirme tedbiri uygulandığını açıklamış ve olayın sebebinin ‘taş atan gurubu dağıtmak’ olduğunu iddia etmiştir. Fakat B.E.’nin babası Mehmet E. ‘taş atma’ iddiasının gerçek olmadığını, çocukların bahçede sadece oynadığını dile getirmiştir. Şiddet uygulanan ve korkutulan B.E.’nin anne ve babası çocuklarının üç gün kendine gelemediğini, hala psikolojinin bozuk olduğunu belirtmiştir. Bu durumun kamuoyunda suç olması, bir insan hakları ihlali olması sebebi ile vicdanları yaralayan insanları dehşete düşüren bir durum olmasından kaynaklı çok fazla tepki toplamıştır. Bununla beraber artık özellikle bölge illerinde rutin bir hal olduğu da bilinmektedir. Görevli emniyet yetkilileri çocuklara ve gençlere kaba davranmakta, şiddet uygulamakta ve hakarete, küfüre varan söylemler kurmaktadırlar. Bu görüntülerin sosyal medyada yansıması her ne kadar tepki toplamaya yol açsa da görüntülerin münferit olmadığı, genel bir hal aldığı bilinmektedir.”

  • Koronavirüs: İngiltere’de Boris Johnson’un önlemleri hafifletme planları ‘belirsizlik’le suçlanıyor

    Koronavirüs: İngiltere’de Boris Johnson’un önlemleri hafifletme planları ‘belirsizlik’le suçlanıyor

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın kamuoyuna ana hatlarını duyurduğu koronavirüs önlemlerindeki ilk temkinli yumuşatma adımları eleştirilerle karşılandı.

    23 Mart’tan bu yana uygulanan “Evde Kal-Sağlık Sistemini Koru-Hayat Kurtar” olan mesajı, “Tedbiri Bırakma-Virüsü Kontrol Et-Hayat Kurtar” olarak değiştiren planla halka, dış mekanlarda daha uzun süre kalabilme ve ev halkı dışından bir kişiyle mesafeli olarak bir araya gelebilme izni veriliyor.

    Ama en önemlisi iki aya yakın süredir felce uğrayan ekonominin hareketlendirilmesi amacıyla evden çalışması mümkün olmayan, inşaat ve imalat sektörü gibi alanlarda çalışan işçilerin işe gitmesi teşvik ediliyor.

    Fakat yeni plan Birleşik Krallık içindeki özerk bölgeler İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler yönetimleri tarafından benimsenmedi, ana muhalefet İşçi Partisi’nin lideri Keir Starmer planın belirsizliklerle dolu olduğunu söyledi.

    İşçi sendikaları ‘işe dönme’ tavsiyesine temkinle yaklaşılması gerektiğini çünkü planın işçilerin sağlık ve güvenliğinin sağlanması konusunda net önlem ve güvenceler içermediğini söylediler.

    Başbakan Johnson planının ayrıntılarını bugün parlamentoda anlatacak ve planın ayrıntıları 50 sayfalık bir raporla açıklanacak.

    Planda neler var?

    Johnson planını açıklarken koronavirüs salgını önlemlerinden ayrıntılı olmayan ve “şartlı” bir tür “çıkış stratejisi” de verdi.

    Kontrolsüz bir salgın halinin 5, salgının yok edilmesinin ise 1 olarak tanımlandığı beş aşamalı bir plan içerisinde Mart ayından bu yana 4’üncü aşamada olunduğunu söyleyen Başbakan, şimdi temkinli bir şekilde 3’üncü aşamaya doğru bir adım atılmış olduğunu kaydetti.

    Başbakan, “her şeyin istendiği gibi gitmesi şartıyla yeni bir aşamaya geçilebileceğini,” kreş ve ilkokulların 1 Haziran tarihinde kısmen açılabileceğini, yine gidişata bağlı olmak koşuluyla ülkenin önemli bir gelir kaynağını oluşturan turizm sektörünün de kısmen Temmuz başında açılabileceğini söyledi.

    Bu kapsamda dış mekanı olan lokantalar, kafeler ile sosyal mesafe kurallarını uygulamak şartıyla ibadet yerleri ve bazı sinemalar da açılabilecek.

    Şu ana kadar evine kapanan ve günde bir kere egzersiz ya da alışveriş gibi ihtiyaçları için çıkması tavsiye edilen halka bundan böyle daha uzun süreyle egzersiz yapabilecekleri, plajlar ya da ulusal parklar gibi yerlere gidebilecekleri, balık tutma, golf ve tenis gibi faaliyetleri aile içinde kalmak koşuluyla yapabilecekleri söylendi.

    İnsanlar ayrıca dış mekanlarda spor yapar ya da otururken evlerinde yaşamayan bir diğer kişiyle mesafeli kalmak koşuluyla buluşabilecek.

    Eleştirenler ne söylüyor?

    Başbakan ekonominin tamamıyla faaliyete geçebilmesi için öncelikle salgının net bir şekilde kontrol altına alınmış olması gerektiğini söyledi ama özellikle inşaat ve imalat sektöründe çalışan yani evden çalışmayı sürdüremeyenleri işe gitmeye teşvik etmesi sendikaların endişeli açıklamalarıyla karşılandı.

    İşçi sendikaları planların açıklanmasından önce de bu konuda kaygılarını belirtmişler, işyerleri ve toplu taşımada koronavirüs önlemlerine riayet edilmesinin nasıl sağlanacağını sormuşlar, işçilerin güvenliğinin işverenin ‘iyi niyetine’ bırakılmaması gerektiğini söylemişlerdi.

    Dünkü açıklamalardan sonra kamu çalışanları sendikası Unison’un başkanı Dave Prentis “İşe dönüş güvenli olmalı. Aceleye getirilmemeli ve acele edeceğiz derken çalışanların güvenliğiyle oynanmamalı. Ekonomi önemli ama hayatlar da önemli” dedi.

    Eğitim Sendikası NEU 1 Haziran’da ilkokulları açma planının çok tehlikeli olacağını henüz salgının yayılış hızının fazlasıyla yüksek olduğunu söyledi.

    Ulusal Sendikalar Konfederasyonu (TUC) Genel Sekreteri Frances O’Grady ise hükümeti işverenleri “sıkı” güvenlik önlemleri almaya zorlayan adımlar atmaya çağırdı.

    Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği de ayrıntı istedi ve “yeniden başlayıp, örgütleyip, işe girişebilmemiz için pratik sorulara cevap verilmesi gerekiyor” dedi.

    İşçi Partisi’nin lideri Keir Starmer Pazar akşamı “Başbakan fiilen milyonlarca insana yarın (Pazartesi) 12 saat sonra işe gidin demiş oldu. Fakat bunun kuralları belli değil. Toplu taşımada bunun nasıl yaşanacağını bilmiyoruz. Çok sayıda soru işareti var” diye konuştu.

    Muhalefetin gölge Çalışma Bakanı Ed Miliband ve çalışanların haklarından sorumlu bakan yardımcısı Andy McDonald, çalışanlara güvenliklerini nasıl sağlayacaklarına ilişkin bilgi verilmeden 12 saat öncesinden işe gidin tavsiyesi vermenin “sorumsuzca ve yanlış” bir adım olduğunu bildirdiler ve hükümeti işyerlerinde Covid-19 risk değerlendirmelerini yapılmasını ve mesafe önlemleri alınmasını zorunlu kılan adımları atmaya çağırdılar.

    Başbakan Johnson işe dönmeye teşvik ettiği “evden çalışması mümkün olmayan” işçilere, “toplu taşıma araçlarını mümkün olduğu kadar kullanmayın” dedi ama büyük şehirlerde, özellikle Londra’da bunun hayata geçirilmesi birçok çalışan açısından mümkün görünmüyor.

    Özerk bölgelerde ‘evde kal’ ısrarı

    Johnson’un açıklamaları Başbakan’ın “dört ulus” yaklaşımını da bölmüş oldu. Başbakan kararları alırken geniş kesimlere ve İngiltere’ye ek olarak İskoçya, Kuzey İrlanda, Galler özerk yönetimlerini de kastederek Birleşik Krallık içindeki dört ulusun temsilcilerine de danıştığını söylüyor.

    Fakat, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda yönetimleri “evde kal” mesajının yerine “tedbiri bırakma” mesajına geçmeyi kabul etmiş değil.

    İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon haftalardır uygulanan önlemlerin gevşetilmesinin vazgeçilmesinin felaket olacağını söyleyerek halka “evde kalmaya devam” mesajı verdi. Sturgeon, Başbakan Johnson’un “tedbiri bırakma” mesajının fazlaca muğlak olduğunu söyledi.

    Galler Başbakanı Mark Drakeford da bölgesinin halkına “evde kal” mesajının değişmediğini duyurdu. Bölgede sadece egzersizle ilgili kurallar biraz gevşetiliyor ve bahçe malzemesi satan dükkanların açılmasına izin veriliyor.

    Kuzey İrlanda yönetimi ise bölgede uygulanacak kuralları bugün değerlendirecek fakat Johnson’un açıklaması öncesinde “evde kal” tavsiyesinin sürmesi yönünde bir eğilim vardı.

    ‘İmkansızı yapmaya çalışıyor’

    BBC Sağlık Muhabiri Nick Triggle’ın analizi:

    Başbakan fiilen imkansızı yapmaya çalışıyor. Elindeki sınırlı imkanlarla virüsün yayılmasını kontrol altında tutarken bir yandan da normal hayata dönüşü başlatmak istiyor.

    Aşının yokluğunda hükümetin salgının yeniden hızlanmasını önlemesi şart.

    Fakat burada bir sorun var. Son bir ay içinde test sayısının çok artırılmasına rağmen İngiltere’nin virüsün yayılmasını engelleme kapasitesinde büyük boşluklar var. Test sonuçlarının alınması çok uzun, bazen günlerce sürüyor ve düzenli olarak test olması gereken bakımevi çalışanları gibi gruplar yer yer hala test imkanlarının yaratılmadığını bildiriyorlar.

    Hastalığa yakalanmış kişilerle yakın temas içinde olanların bulunup izlenmesini ne kadar başarabileceğimiz de belirsiz. Temasların bir cep telefonu uygulamasıyla belirlenmesi ve hastalık halinde uyarılmasını sağlayan sistem geçen hafta Isle of Wight’ta denendi. Sonuçları henüz bilmiyoruz. Dolayısıyla “görünmez bir düşman” karşısında tek kolumuz da bağlı bir şekilde ilerliyoruz.

    Yalnız değiliz aslında. Başka ülkeler de buna benzer sorunlar yaşıyor. Fakat bu konuda daha hazırlıklı olan Almanya ve Güney Kore gibi ülkelerin epey gerisinde olduğumuz kesin.

  • Normalleşme: İngiltere Başbakanı Johnson’ın kısıtlamaların kaldırılmasıyla ilgili açıkladığı planda neler var?

    Normalleşme: İngiltere Başbakanı Johnson’ın kısıtlamaların kaldırılmasıyla ilgili açıkladığı planda neler var?

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, koronavirüs nedeniyle uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasıyla toplumsal yaşamın normalleşmesiyle ilgili kademeli ve bir dizi koşulun yerine gelmesine bağlı olarak hayata geçirilecek planın ayrıntılarını açıkladı.

    Johnson, televizyonlardan yayımlanan konuşmasında, evden çalışabilenlerin evden çalışmaya devam etmesi, sadece işini yapmak için gitmek zorunda olanların işlerine gitmeleri gerektiğini söyledi.

    Başta inşaat ve imalat olmak üzere, işyerinden çalışmak zorunda olanların işbaşı yapmasının “teşvik edildiğini” aktaran Johnson, işe gitmek zorunda olanlara ise toplu taşımayı değil, özel araçlarını kullanmaları çağrısı yaptı.

    İngiltere’de kısıtlamaların Covid-19 salgınının sağlık sisteminin kapasitesi üzerindeki etkileri, bir kişinin virüsü başka kaç kişiye bulaştırdığını gösteren R0 olarak da bilinen bulaştırma katsayısı ve yayılıma ilişkin verilerin değerlendirilmesi gibi bir dizi kritere göre hafifletilmesi öngörülüyor.

    Jonhnson, “İngiltere’nin koronavirüs kaynaklı can kayıplarının kontrol altına alma konusundaki kazanımlarını boşa çıkararak, ikinci bir sıçramanın ortaya çıkmasına izin vermesi şu aşamada delilik olur” dedi.İngiltere Başbakanı, daha erken saatlerde de hükümetin koronavirüs salgınıyla ilgili yeni mesajını duyurmuştu. Daha önce “Evde Kal-Sağlık Sistemini Koru-Hayat Kurtar” olan mesaj, “Tedbiri Bırakma-Virüsü Kontrol Et-Hayat Kurtar” olarak değiştirilmişti.

    İngiltere’de koronavirüs vaka sayısındaki artışın hızlanmasının ardından 23 Mart’ta sokağa çıkma kısıtlamaları getirilmişti.

    İngiltere’de toplam vaka sayısı, 219 bin 183’e yükselirken, can kaybı da 31 bin 855. Yeni vaka artışı devam etmesine karşın son dönemlerde artış hızında yavaşlama olduğu görülüyor.

    Hangi kısıtlamalar hafifletildi?

    Johnson, açıkladığı planı “toplumun normalleşmesine yönelik yol haritasının ilk taslağı” olarak nitelendirdi.

    Johnson, “Bu hafta, kısıtlamaları sona erdirmenin zamanı değil. Bunun yerine, aldığımız önlemlerin değiştirilmesine yönelik ilk temkinli adımları atıyoruz” diye konuştu.

    Johnson, başta imalat ve inşaat olmak üzere işini evinden yapması mümkün olmayan kişilerin “faal bir şekilde işe gitmeye teşvik edildiklerini” söyledi.

    Evden çalışabilenlerin ise bunu yapmaya devam etmeleri öngörülüyor. İşe gitmek zorunda olanlara toplu taşımayla değil, özel araçlarıyla işe gitmeleri çağrısı yapıldı.

    Açık havada yapılabilecek egzersizlerle ilgili sınırlamalar kaldırıldı. Johnson, halkın artık parklarda güneşlenebileceğini ve aynı evde yaşadığı kişilerle birlikte açık havada spor yapabileceğini vurguladı.

    Sosyal mesafe ile ilgili düzenlemeler ise korunacak. İş yerlerinde sosyal mesafenin korunmasına yönelik düzenlemelerin yapılması ve toplu alanlarda da sosyal mesafe kurallarının uygulanmaya devam edilmesi öngörülüyor.

    Bundan sonrasına ilişkin kararlar nasıl alınacak?

    Johnson, bundan sonraki adımların “en erken 1 Haziran’da” atılmasını umduğunu belirtti.

    Haziran başı itibarıyla bazı sınıflarda eğitimin yeniden başlaması ve bazı dükkanların tekrar açılması olasılık dahilinde. Ancak bu kararların alınması için bazı koşulların yerine gelmesi gerekiyor.

    Johnson, “Önümüzdeki iki ay boyunca, umut ya da ekonomik gerekliliklere göre hareket etmeyeceğiz. Bilim, veri ve kamu sağlığına göre hareket edeceğiz. Tüm bu kararların hepsinin koşulların yerine gelmesine ve bir dizi ‘eğer’in gerçekleşmesine bağlı olduğunu vurgulamak istiyorum” dedi.

    Johnson, restoran, kafe, pub ve bar gibi yerlerin ise en erken Temmuz’da açılabileceğini belirtti.

    Johnson’ın bugünkü konuşmasında ısrarla üzerinde durduğu bir konu da R0 olarak da bilinen bulaşma katsayısı oldu.

    Covid-19 gibi virüs kaynaklı hastalıklarda bir kişinin virüsü bulaştırdığı kişi sayısı olarak hesaplanan bulaşma katsayısının 1’in altında tutulması hedefleniyor.

    Johnson, bu katsayıyla ilgili halen bir miktar belirsizlik olsa da yapılan hesaplamalara göre R0’ın 0.5 ile 0.9 arasında olduğunu söyledi.

    İngiliz hükümetinin devreye soktuğu yeni Covid-19 uyarı sisteminde de düzeylerin R0 sayısı temelinde belirlenmesi öngörülüyor.

    Hangi yeni uygulamalar getirildi?

    Johnson’ın açıklamasıyla ilan edilen Covid-19 uyarı sistemi, 1’den 5’e kadar belirlenen düzeylerle salgının durumunun ciddiyetinin tespit edilmesi ve buna göre bazı önlemler alınması planlanıyor.

    Bu uyarı sistemi, İngiltere’nin terör tehdidi için kullandığı sisteme benziyor ve en yüksek seviye olan 5, salgının yaygın bir şekilde sürdüğü ve fazla sayıda can kaybına yol açtığı, 1 ise tehdidin ortadan kalktığı anlamına geliyor.

    Bu seviyenin yeni kurulan Ortak Biyogüvenlik Merkezi tarafından belirlenmesi öngörülüyor.

    Johnson, bu seviyenin ağırlıklı olarak R0 katsayısı ile koronavirüs vaka sayısına bağlı olarak belirleneceğini ve “sosyal mesafe önlemlerimiz konusunda ne kadar sıkı hareket etmemiz gerektiğini” göstereceğini ifade etti.

    Johnson, “İşin özü, bu düzey ne kadar düşükse, önlemler de o kadar az olacak. Bu düzey ne kadar yüksekse, önlemler de o kadar katı ve sert olacak” dedi.

    İngiltere, R0 katsayısının 1’in altına düşmesiyle şu anda 4’ten 3’üncü seviyeye geçiyor.

    Johnson’ın açıkladığı bir diğer yeni düzenleme de, havayoluyla ülkeye gelenlerle ilgili.

    Johnson, vaka sayılarındaki artışın kontrol altına alınmasıyla birlikte ülke dışından yeni vakaların gelmesini önlemek adına yakın bir zaman içerisinde havayoluyla gelenlere karantina uygulamasına başlanacağını vurguladı.

    Johnson’ın açıklamalarına tepkiler neler?

    İşçi Partisi lideri Keir Starmer, Johnson’ın açıklamasının sorulara yanıt vermekten çok, daha fazla soru doğurduğunu söyledi.

    Açıklamanın “net olmadığını ve görüş birliği içermediğini” aktaran Starmer, milyonlarca kişiye yalnızca 12 saat önceden haber vererek, işe gitmeleri ve bunu yaparken toplu taşıma kullanmamalarının söylendiğini belirtti.

    İngiltere’nin önde gelen sendikalarından Unison’ın Genel Sekreteri Dave Prentis, hükümetin bazı sektörlerde insanlara işbaşı yapma çağrısı yaparak hızlı hareket ettiğini ve güvenliği geri plana atmaması gerektiğini söyledi.

    Prentis, “Eğer güvenliğe azami önem verilmezse, o zaman vaka sayısı artar ve hem Ulusal Sağlık Sistemi’ni hem de sosyal hizmetleri riske sokan ikinci bir dalga görülür” dedi.

    Prentis, hükümetin sağlık çalışanlarına koruyucu ekipman tedarikini garanti altına alması ve test sayısının artırılarak, temas takip programını yürürlüğe koyması gerektiğini de sözlerine ekledi.

    Liberal Demokrat Parti’nin başkan vekili Sir Ed Davey, hükümetin neden bu aşamada verdiği mesajları değiştirme ihtiyacı duyduğunu anlamadığını ifade etti.

    Davey, “İnsanların bu kadar zaman yoğun bir şekilde mücadele ettikleri şeyleri riske atıyor” diye konuştu.

    İskoçya Özerk Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon, Jonhson’ın açıklamasında getirilen düzenlemelerin sadece İngiltere’yi kapsadığını “daha güçlü bir şekilde vurgulaması gerektiğini” söyledi.

    İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın kendi kısıtlamalarını uygulama yetkisi bulunuyor. İskoçya ve Galler, halka evde kalma çağrısı yapmayı sürdürürken, Kuzey İrlanda da kademeli bir şekilde normalleşmeye geçmeyi planladığını duyurdu.

  • Koronavirüs ölümleri: İngiltere neden Avrupa’nın en kötü durumdaki ülkesi haline geldi?

    Koronavirüs ölümleri: İngiltere neden Avrupa’nın en kötü durumdaki ülkesi haline geldi?

    İngiltere açıklanan son ölümlerle İtalya’yı geride bırakarak, Avrupa’da koronavirüsten en çok kişinin öldüğü ülke haline geldi.

    İngiltere Yerel Yönetim ve İskan Bakanı Robert Jenrick Çarşamba günkü koronavirüs bilgilendirme toplantısında son 24 saat içinde bildirilen 649 koronavirüs ölümüyle birlikte ülkede salgının başında bu yana yaşamını kaybedenlerin sayısının 30 bin 76’ya ulaştığını açıkladı.

    Düne kadar Avrupa’da salgında en büyük can kaybı yaşayan ülke olan İtalya’da toplam 29 bin 684 kişi yaşamını yitirdi.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde salgından ölenlerin sayısı ise 72 bine çıktı.

    Fakat sağlık uzmanları bu rakamların olayın boyutlarını kısmen yansıttığını söylüyorlar.

    Cambridge Üniversitesi’nden profesör David Spiegelhalter “Açıklanan rakamların virüs yüzünden ölenlerin gerçek sayısının çok altında olduğuna kuşkumuz yok” diyor.

    “Adı geçen ülkelerin hiçbirinde durumun iyi olmadığı açık ama bu Eurovision yarışması değil ve bir sıralama yapmaya çalışmak anlamlı değil” diye ekliyor.

    Kıyaslamalar ne kadar anlamlı?

    Farklı ülkelerdeki koronavirüs ölümü sayılarını kıyaslamakta bazı sorunlar var.

    Gerek dün bilgilendirme toplantısını yöneten Yerel Yönetim ve İskan Bakanı Robert Jenrick gerekse parlamentoda bu konudaki soruları yanıtlayan Başbakan Boris Johnson, buna dikkat çektiler.

    İngiltere Kamu Sağlığı İdaresi yetkilisi profesör Yvonne Doyle da dünkü brifingde “Her ülke virüsü farklı şekilde test ediyor ve bu da uluslararası karşılaştırmaları çok zorlaştırıyor” dedi.

    Virüsün test edilmesindeki farklılıklara ek olarak, ölümlerin farklı sayılması ve nüfuslar arasındaki sayısal ve niteliksel farklılıklar da kıyaslamaların anlamını etkileyen faktörler olarak sayılıyor.

    Öncelikle her ülke ölümleri farklı yöntemlerle kayda geçiriyor.

    İngiltere hükümetinin baş sağlık danışmanı Chris Whitty “Her ülke ölümleri farklı sayıyor bu yüzden onları birbiriyle kıyaslamak verimli bir çaba değil” diyor.

    İtalya ile İngiltere’nin yöntemleri ilk bakışta benzerlikler gösteriyor. Her iki ülkede de sadece Covid-19 testi yapılıp pozitif çıkmış kişiler koronavirüs ölümü olarak kaydediliyor.

    Fakat, hastanelerde yaşamlarını yitirenler bakımından sayıların aşağı yukarı güvenilir olduğunu söylemek mümkün olsa da, aynı şeyi yaygın test yapılmayan dolayısıyla ölüm sebebinin testle belirlenemediği yaşlı bakımevlerindeki ölümler için söylemek zor.

    Bir başka faktör nüfus. İngiltere’nin nüfusu 66, İtalya’nınki 60 milyon.

    Dolayısıyla nüfusa oranlandığında ölümlerin daha fazla olması için aslında İngiltere’de İtalya’dan yüzde 10’u aşkın daha fazla ölüm olması gerekiyor.

    Nüfusun özellikleri de karşılaştırmalar açısından önemli.

    Örneğin koronavirüsün yaşlı insanları gençlere göre genellikle daha çok etkilediğini artık biliyoruz.

    Yaşça büyük insanların başka kronik hastalıkları da olması ihtimalinin yüksekliği, koronavirüsü onlar açısından daha tehlikeli hale getiriyor.

    İtalya nüfusuna baktığımızda yaşlıların nüfusa oranının daha yüksek, çocukların oranının ise daha düşük olduğunu küçük olduğunu görüyoruz.

    Dolayısıyla diğer bütün unsurlar aynı olsaydı dahi İtalya’da bu yüzden İngiltere’ye göre daha fazla ölüm olması beklenebilirdi.

    ‘Koronavirüs ölümü’ ne demek?

    İngiltere’de hükümetin gün gün açıkladığı rakamlar virüs ölümü olduğu teyitli kişileri kapsıyor. Ama aynı zamanda Ulusal İstatistik Kurumu, ölüm raporunda test yapılmış olsun olmasın bir şekilde Covid-19’dan bahsedilen her türlü ölümü kapsayan bir sayı veriyor.

    Belçika’nın koronavirüs ölümlerinin nüfusa oranı bakımından en çok yüksek olduğu ülke olduğu söyleniyor.

    Buna karşılık Belçika’da yetkililer, kendilerinin ölümleri dünyadaki bütün ülkelerden farklı bir şekilde saydığını söylüyorlar.

    Bu ülkede hastanelerde ve bakımevlerinde ölenlere ek olarak evinde yaşamını yitiren ve koronavirüsten şüphelenilen ama henüz onaylanmamış vakalar da istatistiklere dahil ediliyor.

    Belçika hükümet sözcüsü ve kendisi de virolog olan profesör Steven Van Gucht, hatalı karşılaştırmalar yapıldığını söylüyor.

    Ayrıca otoriter siyasi rejimlerin olduğu ülkelerden gelen verilerle ilgili de bir güven sorunu var.

    Çin’deki koronavirüs ölüm oranının (nüfusa oranla ölüm), sonradan Vuhan’daki ölüm rakamlarını yüzde 50 artırmalarından sonra bile çok düşük olduğu görülüyor.

    Sağlık uzmanları ölümlerin hesaplanmasında daha çok “fazla ölümlere” odaklanmayı tavsiye ediyor.

    Bu yöntemle her ülkede salgın döneminde, geçmiş yılların aynı dönemine kıyasla ne kadar fazla ölüm olduğuna bakılıyor.

    Fakat bu tür bilgilerin toplanması, anlamlandırılması ve salgının küresel etkisi konusunda tam bir resmin oluşması belki de aylar hatta yıllar alacak gibi görünüyor.

    İngiltere nerede hata yaptı?

    Salgının ilk aşamalarında çok kapsamlı test yapıp sonra hasta olduğu belirlenen herkesin temaslarını sıkı bir şekilde takip eden ülkeler, virüsün yayılmasını engellemekte en büyük başarıyı sağlamış görünüyor.

    Bu yöntemleri baştan itibaren uygulayan Alman ve Güney Kore’de diğer ülkelere kıyasla koronavirüsten daha az insan öldü.

    Test sayısının nüfusa oranı bu konuda ölüm oranındaki düşüklükle bağlantılı bir istatistik.

    Fakat test verileri de bir çok ülke tarafından farklı kaydediliyor. Bazı ülkeler test yapılan kişi sayısını kayda geçirirken, diğerleri kaç test yapıldığını (aynı kişiye birden fazla kez test yapılabiliyor) sayıyor.

    Testlerin salgının hangi döneminde yapıldığı sadece hastanelerde mi yoksa yaygın olarak bir çok yerde mi yapıldığı da kıyaslamalarda hesaba katılması gereken faktörler.

    Örneğin Almanya ve Güney Kore salgın ilk başgösterdiği sırada yaygın test yapma politikası izledi ve virüsün tam olarak nasıl ve nerede yayıldığını çok daha iyi takip etmiş oldu.

    Fakat İtalya yine çok test yapmasına rağmen çok fazla can kaybı yaşadı. Bu İtalya’nın test kapasitesini salgın iyice yayıldıktan sonra artırması dolayısıyla geç kalmasına bağlanıyor.

    Test kapasitesini çok geç artırmakla eleştirilen İngiltere de bu bakımdan İtalya’ya benziyor.

    Ana muhalefet İşçi Partisi milletvekili doktor Rosena Allin-Khan hükümeti, yaygın test yapmakta gecikmesinin hayatlara mal olduğunu söyleyerek eleştirdi.

    Koruyucu malzeme eksikliği

    İngiltere hükümeti testleri yaygınlaştırmakta gecikmesinin yanısıra sağlık hizmetleri ve bakımevlerinde çalışan personele yeterli koruyucu giysi ve malzeme sağlayamamakla da eleştiriliyor.

    Nisan ayı başlarında Ulusal Bakımevleri Birliği’nden Nadra Ahmed “En çok ‘Maske bulamıyorum’ ya da “Kimsede eldiven var mı, bizdeki stoklar bitti’ gibi şikayetler alıyoruz” demişti.

    Hükümet politikalarının hayata geçirilmesinden sorumlu bakan Michael Gove 2 Mayıs’da İngiltere çapında sağlık hizmetleri ve bakımevlerine toplam 1 milyar 80 bin koruyucu malzeme sağlandığını söyledi.

    Ancak BBC’nin Panorama programının yaptığı araştırma bu sayının çoğunun eldivenler, maskeler ve dezenfektan gibi malzemeler olduğunu hatta eldivenlerin de çift değil tek tek sayıldığını ortaya çıkarmıştı.

  • Ankara Anlaşmalıların Başvurabileceği Destek ve Yardımlar

    Ankara Anlaşmalıların Başvurabileceği Destek ve Yardımlar

    Birleşik Krallık hükümetinin açıkladığı Koronavirüs destek paketinden Ankara Anlaşması ile ülkede kalanların faydalanıp faydalanamayacağı veya faydalanacaksa hangi destek ve yardıma başvurabileceği bir süredir tartışılmasına rağmen net olmayan yönleri vardı. İşçi Partili milletvekili Feryal Clark Demirci gazetemizde yayınlanan Halkın Gündemi programında hükümetin gerekli birimleri ile iletişime geçtiği ve cevap aldığında bunu halk ile paylaşacağını ifade etmişti.

     

    Konuyla ilgili gazetemize yazılı bir açıklama gönderen İşçi Partili Kuzey Enfield milletvekili Feryal Clark Demirci Ankara Anlaşması vizesi ile Birleşik Kralllık’ta kalan Türkiyeli vatandaşların başvurabileceği destek ve yardımların listesini paylaştı.

    Demirci yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti; ”Birçok insanımızın COVID-19 salgınının getirdiği belirsizlikten kaynaklı endişeli olduğunu biliyorum. Yerel kurumlarımızın kriz sürecinde yaptığı çalışmalar ve kriz ile mücadeleleri çok değerli ve aynı zamanda yüreklendirici.  Kuzey Enfield’teki kurumlar ve kuruluşlar, bu zor dönemde ihtiyacı olan herkesin desteklenmesini sağlamak için bir araya geldiler ve bunun devam edeceğini biliyorum, ve hepsine gönülden teşekkür etmek istiyorum. Yerel NHS çalışanlarımız, bakım çalışanlarımız, Enfield Belediye ekibimiz ve ön saflardaki çalışanlarımız, bu virüsün neden olduğu zorlukları çözmemize yardımcı olmak için olağanüstü bir iş yapıyorlar.”

    Ankara Anlaşmalıların başvurabilecekleri destek ve yardımlar

    Demirci açıklamasının devamında Ankara Anlaşması vizesi ile ülkede kalan kişilerin başvurabileceği yardımları şöyle sıraladı;

    ”Ankara anlaşması ile Birleşik Krallık’ta yaşayan halkımıza da bazı konularda netlik elde edeceğimi söylemiştim. Hükümetin anons ettiği maddi destek paketinden Ankara anlaşması ile bu ülkede yaşayan işletmeciler ve bireyler de yararlanabiliyor.”

    ”Aşağıdaki listede bulunan bütün yardımlara baş vurma hakkına sahipler:

     

    • The Coronavirus Job Retention Scheme (CJRS)
    • The Self Employment Income Support Scheme (SEISS)
    • Rebates for Statutory Sick Pay (SSP) for SMEs
    • The Coronavirus Business Interruption Loan Scheme (CBILS)
    • The Bounce Back Loan Scheme (BBL) for SMEs
    • VAT deferral for up to 12 months
    • The Time To Pay scheme, through which businesses and self-employed individuals in financial distress, and with outstanding tax liabilities, can receive support with their tax affairs
    • Protection for commercial leaseholders against automatic forfeiture for non-payment until June 30, 2020

     

    Daha fazla bilgi edinmek veya başvuru yapmak için aşağıdaki adresi ziyaret edebilirsiniz.

    https://www.businesssupport.gov.uk/coronavirus-business-support

    COVID-19’dan etkilenen bireyler için destek ayrıntılarını bu linte bulabilirsiniz:

    https://www.gov.uk/government/publications/support-for-those-affected-by-covid-19/support-for-those-affected-by-covid-19

    Demirci açıklamasının sonunda halkı mecbur kalmadıkça evde kalma çağrılarına uyması gerektiğini ifade ederek, ‘Birlikte, bu virüsü yenebilir ve hayat kurtarabiliriz’ dedi.

     

  • Britanya KHM Dersim katliamında yaşamını yitirenleri andı

    Britanya KHM Dersim katliamında yaşamını yitirenleri andı

    Britanya Kürt Halk Meclisi, Dersim katliamının yıl dönümü dolayısı ile bir açıklama yaparak yaşamını yitirenleri andı.

    Britanya KHM’nin açıklaması şöyle:
    “83 yıl önce gerçekleştirilen Dersim katliamını yapanları, yaptıranları şiddetle lanetliyor,başta Seyit Rıza ve arkadaşlarını, yine katledilen mazlum Dersim halkını minnet ve saygıyla anıyoruz.
    1937, 4 Mayıs’nda tekçi, milliyetçi, dinci gericiliğin temsilcileri oluşturdukları kurulda Dersime harekat kararı alarak, 70 bin Alevi can ve Kürdü, bombalarla, kurşuna dizerek ve zehirli gazlarla zehirleyerek katletmişlerdir. Tekçi ve soykırımcı Türk devlet sistemi, Dersim halkı Kürt ve Alevi olduğu için bu katliamı gerçekleştirmiştir. Bu katliamla Kürtleri, Alevileri ve Türkiyedeki diğer farklı kimlik ve kültürleri sindirerek tamamen yok etmeyi amaçlamışlardır. Devamında katliamdan kalan Dersimlilere yönelik, katı bir asimilasyon politikası uygulayarak amaçlarına ulaşmayı hedeflemişlerdir.

    DERSİM KATLİAMINI YAŞAMA TEHLİKESİ HALA YAKIN BİR TEHLİKEDİR
    Dersim de mağaralara sığınan insanları zehirleyerek,
    kurşuna dizerek katleden katiller topluluğu ile Cizre bodrumlarında insanları diri diri yakanlar arasında zihniyet kardeşliği bulunmaktadır. Şu anda AKP-MHP iktidarı ve onlara bağlı çetelerin ve AKP-MHP’nin yönlendirdikleri toplulukların önemli bölümü,Dersim katliamını yapanlardan daha tehlikeli ve daha fazla dinci milliyetçi bir karaktere sahiptir.
    Bu açıdan Dersim geride kalmamış, Türkiye halkları için Dersimi yaşama tehlikesi hala yakın bir tehlike olarak durmaktadır.

    Dersim katliamının yıl dönümünde sadece katliamcıları kınamak ve Dersimin kayıp çocuklarının akibetini sormak, yine Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarlarının akibetini sormak yetmez. Bunlar tabi ki yapılmalıdır. Ancak bu katliamı yapanlardan intikam almak ve bir daha Dersim gibi katliamların olmasının önüne geçmek için, yerine getirilmesi gereken en temel görev faşist sisteme karşı mücadeleyi büyütmek ve Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesinde yer almaktır. “

  • Koronavirüs Gölgesinde 1 Mayıs Dayanışması

    Koronavirüs Gölgesinde 1 Mayıs Dayanışması

    Erem Kansoy

    Avrupa’nın bir çok başkentinde olduğu gibi Londra’da da 1 Mayıs İşçi ve Emekçi bayramını kutlayanlar aynı zamanda sosyal mesafeyi de korudu.

    Dünya, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü salgının gölgesinde kutluyor, daha önceki yıllarda kalabalık toplantılara, halaylara, çoşkuya ve protestolara sahne olan eylemler, bu kez sıkı önlemler altında düzenleniyor.

    LONDRA’DAN SELAMLADILAR

    Londra’nın ünlü Trafalgar meydanında bir asırı aşkındır alışık olduğumuz görüntülerin dışında 2020’nin 1 Mayısın’da sadece tek pankart gözlere takıldı. Partizan okurları tarafından açılan pankart ile 1 Mayıs birlik mücadele ve zafer günü selamladı. Uzun yıllardır ünlü Trafalgar meydanındaki 1 mayıs mitinglerinde en ön saflarda görmeye alışık olduğumuz “ Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao, yaşasın 1 Mayıs yaşasın Proleterya Enternasyonalizimi.” Yazılı pankart bu kez tek başına Partizan okurları tarafından Trafalgar meydanını süsledi.

    Korona Virüs salgını gölgesinde dünyada Türkiye’den Honkong’a, Paris’ten Seul’a kadar emekçiler 1 Mayısı sosyal mesafe ile koruyarak tarihe geçen görüntüler ortaya koydu.