Category: SEÇME YAZILAR

  • Bozca-Der’in yeni başkanı Mehmet Koç oldu

    Bozca-Der’in yeni başkanı Mehmet Koç oldu

    LONDRA- 12. Olağan Kongresi’ni gerçekleştiren BOZCA-Der’in yeni başkanı Mehmet Koç oldu.

    Bozhöyük, Camili yurt ve civar yöre köylülerinin oluşturduğu Bozca-Der’in 12. Olağan Kongresi’ni dernek binasında gerçekleştirdi. Yoğun bir katılımın olduğu kongeye bir çok demokratik kitle örgütü temsilcisi de katıldı. Kongre saygı duruşu ve divan oluşumu ile başladı.Divan Kurulu’na Dr. Ali Doğan, Mustafa Mercan ve Suzan Pelüt se­çildi. Kongrenin açılış konuşmasını yapan ve aday olmayacağını açıklayan BOZCA-Der Başkanı Nesimi Keskin, “Derneğimizi daha da yu­karı taşımak için tüm iyi niyetimiz ve gayretimizle çalıştık. İnsan istiyor ki Bozca- Der’de ayrı gayrı olmasın. Geçmiş yönetimde yer alanlar yeni yönetimdekile ellerinden gelen des­teği versinler Bu yıl benimle görev alıp, sonuna kadar canla başla çalı­şan tüm yönetim kurulundaki arka­daşlarıma ve Bozca-Der’e hizmet et­miş geçmiş yönetimlere de teşekkür ederim” dedi. Keskin’in konuşmasının ardından yönetim ku­rulu faaliyet ve mali raporları, denetleme ve disiplin kurulu raporunun okundu ve tartışmaya açıldı. Yapılan tartışmaların ardından raporlar onaylanırken, tüzük te ise bazı değişikliklere gidildi. Raporların okunmasının ardından kongre de seçimlere gidildi. Tek liste ile gidilen seçimlere Mehmet Koç başkanlığında bir liste sunuldu.Yapılan oylama da tek liste oy çoğunluğu ile kabul edilerek, yeni yönetim oluşturuldu.  

    Denetim ve disiplin kurullarının seçiminin de gerçekleştiği seçimler de yeni yönetim ise şöyle oluştu: “Mehmet Koç, Ali Öz, Ali Hü­seyin Çifçi, Ali Güneş, Hasan Doğan, Şevket Yıldız, Abbas Buz, Halil Boy­raz, Ziya Demircan, Hüseyin Uzun, Döne Yıldız, Makbule Buz, Sema Boz­tepe, Yıldız Boztepe, Elif Aydın, Elif Şahin ve Naciye Çifçi.”

  • ‘Ben Kolay Ölmem’ avrupa turnesinde

    ‘Ben Kolay Ölmem’ avrupa turnesinde

    SUNA ALAN / LONDRA

    Ahmed Arif ve Cemal Süreya’yı bir araya getiren, “Ben Kolay Ölmem” tiyatro oyunu Avrupa turnesine hazırlanıyor.

    İki büyük şair Ahmed Arif ve Cemal Süreya’yı bir araya getiren, “Ben Kolay Ölmem” oyunu geçtiğimiz yıl Londra prömiyerini gerçekleştirmişti. Londra’da yaşayan hukukçu Ali Has’ın kaleme aldığı oyun, Avrupa turnesi öncesi Londra’da geçtiğimiz yıl dört kez kapalı gişe sahnelendi.

    Birbirine paralel yaşamlarından yola çıkarak, iki şairin yaşamlarını, mücadelelerini ve aşklarını anlatan oyunda Cemal Süreya’yı Göktay Tosun canlandırırken, Ahmed Arif’e Cüneyt Yalaz hayat verdi. Yönetmenliğini Nesimi Kaygusuz’un üstlendiği oyunun müziklerini, Vedat Yıldırım ve Cansun Küçüktürk icra etti.

     

    Hikayeleri şiirleriyle anlatılıyor

    Yaklaşık iki yıldır üzerine çalıştığı Ahmed Arif ve Cemal Süreya’yı ilk kez aynı sahnede buluşturan “Ben Kolay Ölmem” oyununun yazarı hukukçu Ali Has, “Ahmed Arif ve Cemal Süreya’nın birbirine paralel yaşamlarındaki kesişmelerden ve arkadaşlıklarından yola çıkarak, iki şairin yaşamlarını, mücadelelerini ve aşklarına değinen oyun, aynı zamanda Türkiye’nin Kürt ve Alevi halklarının iki ferdi ve Türkçe edebiyatının iki büyük üstadının özel hayat hikayelerini şiirleriyle anlatıyor” dedi.

    Oyunun halklara yapılan tarihsel adaletsizliğin altını çizdiğini vurgulayan Has “Sevgisizliğin bu denli dayatıldığı coğrafyamızda en destansı aşk şiirleri, ezilmiş ve devrimci ruha sahip şairler tarafından yazılmıştır. Bu hikaye, öznel yaşamlarına ve onların halklarına uygulanan sevgisizliğin tüm dayatmalarına maruz kalmış iki şaire ve şiirlerinde bıraktıkları mirasın isyansı ruhuna tekrar yaşam vererek tarihsel bir adaletsizliği sorguluyor” ifadelerini kullandı.

    Onları oynamak büyük sorumluluk

    Ahmed Arif’i canlandıran Cüneyt Yalaz ve Cemal Süreya’ya hayat veren Göktay Tosun, iki usta ismi canlandırmanın çok değerli ve mutluluk verici olduğunu söyledi. Yalaz “Ahmed Arif gibi büyük bir halk şairini oynamak büyük bir sorumluluk. Ayrıca bu oyunda iki şairin kimliklerini, yaşama biçiminin sanatlarını nasıl etkilediğini tartışmaya açmak da çok değerli” dedi. Tosun ise “Ben Kolay Ölmem; zihinlerimizde iki ayrı uçtaymış gibi yer etmiş ama aslında aynı makus kaderi paylaşmış olan Türkiye’nin en önemli şairlerinden Ahmed Arif ve Cemal Süreya’yı ve de onların çok bilinmeyen dostluklarını ortaya koyması açısından önemli bir proje. Benim için onur verici” şeklinde konuştu.

    Yolculuklarına aynı trende şahitlik ediyoruz

    Oyunun müziklerini besteleyen ve sahnede icra eden sanatçılardan Vedat Yıldırım “Ahmed Arif ve Cemal Süreya’nın geçmişi ve tarihlerine farklı bir yaklaşım ve yolculuk… Bu yolculuktan ikisinin kaderinin aslında çakıştığını görmekteyiz. Onların etkileşimlerine, yolculuklarındaki duygularına müzikle eşlik etmeye çalıştık. Kimi zaman oyuna has bestelediğimiz müzikler ile kimi zaman da geleneksel müzikler ile bu duygu dünyasını yaşatmaya çalıştık” dedi.

    Müzisyen Cansun Küçüktürk ise ‘’Cemal Süreya ve Ahmed Arif’in müzik lokomotifi ile sonu olmayan bir şarkıya yolculuklarına aynı trende şahitlik ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Parlamentoya seçilen ilk Kürt ve Aleviyim

    Parlamentoya seçilen ilk Kürt ve Aleviyim

    İşçi Partisi’nden Britanya Parlamentosu’na seçilen ilk Kürt ve Alevi olan Feryal Demirci Clark, parlamentodaki ilk konuşmasını yaptı.

    Türkiye kökenli nüfusun yoğun olarak yaşadığı Londra’nın kuzeyindeki Enfield bölgesinde, İşçi Partisi’nden Britanya Parlamentosu’na seçilen ilk Kürt ve Alevi olan Feryal Demirci Clark, parlamentodaki ilk konuşmasını yaptı.

    İngiltere’de 300 ile 500 bin Alevi nüfusu olmasına karşın bu nüfusün yönetim kademelerinde yeterince temsil edilmediğini ifade eden Clark, “kısa” boyuna da işaret etti ve kısa boylu bir milletvekili olarak “kısa kadınlara da ilham vereceğini” söyledi.
    Kuzey Enfield seçim bölgesinde oyların yüzde 51’ini alan Malatya Kürecik doğumlu milletvekili, 7 yaşında ailesi ile birlikte Britanya’ya göç ettiğini ve ikinci vatanı haline gelen Britanya’ya günün birinde milletvekili olarak hizmet edeceğini hayal dahi edemediğini anlattı.

    SESİMİ YÜKSELTEREK

    Feryal Demirci Clark, konuşmasında şunları söyledi:
    “İlk konuşmamı bu önemli toplantıda yapıyor olmaktan dolayı gururluyum. Bu salonda karşınızda olmaktan dolayı da onur duyuyorum. 30 yıl önce ailesi ile İngiltere’ye gelen bir göçmen çocuk olarak ikinci vatanım haline gelen bu ülkeye milletvekili olarak hizmet edeceğimi hayal dahi edemezdim. Sayın Meclis Başkan Yardımcısı ben parlamentoya seçilen Türk-Kürt kökenli ilk milletvekiliyim. Aynı zamanda Alevi mezhebinden de ilk milletvekiliyim. İngiltere’de 300 ile 500 bin Alevi nüfusu olmasına karşın bu nüfus yönetim kademelerinde yeterince temsil edilmiyor. Buraya gelmeden önce en kısa milletvekili olabileceğimi de düşünmüştüm ama 1.52’lik boyumun Hamstead-Kilburn temsilcisinden tam 1 santimetre uzun olduğunu öğrendim. Boyu kısa olan kadınlara da burada ilham kaynağı olabileceğimize inanıyorum. Ben seçmenlerime onlar için mücadele edeceğim sözünü verdim. Boydan kaybettiğimi sesimi yüksek çıkararak telafi edeceğim.”

    39 yaşında olan ve 30 yıldır İngiltere’de yaşayan Clark, daha önce de yine Türkiyeli nüfusun yoğun olarak yaşadığı Hackney bölgesinde, belediye başkan yardımcılığı görevi yapıyordu. Enfield’da her beş kişiden birinin Türkiye kökenli olduğu tahmin ediliyor. Türkçe bu bölgede İngilizce’den sonra en çok konuşulan dil konumunda.

  • Yeni Yaşam gazetesine dava

    Yeni Yaşam gazetesine dava

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Yeni Yaşam Yazı işleri Müdürü Aydın Keser hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, Türk ordusunun Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı işgalci saldırılara ilişkin gazetede çıkan “Bu pınardan barış akmaz” haberi, suçlama konusu yapıldı.
    Gazetenin 10 Ekim 2019 tarihindeki “TSK, ÖSO ile K.Suriye’ye yönelik operasyon başlattı, HDK, DTK HDP tepki gösterdi: BU PINARDAN BARIŞ AKMAZ” ve “Barış Pınarından Kan Akacak” başlıklı haberleri suç sayıldı.
    Savcılık, söz konusu haberler nedeniyle gazetenin “örgüt propagandası” yaptığını ileri sürdü.
    Gazetenin Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser 7 Şubat’ta İstanbul 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmaya çıkacak.

  • ‘Ciddiyetin Önemi’ 2’inci kez Londra’da 

    ‘Ciddiyetin Önemi’ 2’inci kez Londra’da 

    Londra ve Britanya genelinde hem Türkçe konuşan toplumu hem de İngilizce konuşan toplumları bir araya getiren sanatsal girişimleri ile Pan Productions UK, geçtiğimiz yıl yapımcılığını üstlendiği Ciddiyetin Önemi (The Importance of Being Earnest) ile elde ettiği büyük başarı sonrası ikinci kez Londra’da Tower Theatre’da sanatseverlerle buluştu. 

    Aslen İrlandalı olup, kendisi de Londra’da göçmen olarak yaşamış Oscar Wilde’in defalarca sahnelenmiş oyunu Ciddiyetin Önemi’ (The İmportance of Being Earnest) ilk defa coğunluğun Türkiyeli olduğu, Fransa, Yunanistan, Kanada-Macaristan ve Finlandiyalı göçmen oyuncular tarafından İngilizce olarak izleyiciyle buluştu. Ocak ayının 6’sında gösterime giren oyun 18 Ocak tarihine kadar sürecek.  Göçmen oyuncu grubu ile bir ilke imza atan oyun, hikayesindeki ‘kimlik karmaşası’ temalarını  daha kişisel bir düzlemde yansıtmayı başarırken, her oyuncu göçmen sıfatı ile beraberinde getirdikleri ‘kimlik karmaşası’ konusunu karakterleri ile birleştirerek Wilde’ın kültleşmiş oyununa yeni bir boyut katıyor.

    Oyunun ödüllü yönetmeni Aylin Bozok, “Göçmen ebeveynlerin çocuğu olarak, İsviçre’de doğdum, Türkiye’de büyüdüm ama ikisine de ait olduğumu hissetmedim. Şüphe etmeden söyleyebilirim ki, kendimi Londralı gibi hissediyorum. Bu klasik oyununa da yakınlık kurmakta zorlanmadım, çünkü kültürel farklılıklara rağmen insan insandır, gerçekliklerinde ve yalanlarında da” dedi.

     

    İKİYÜZLÜLÜĞE TEPKİ 

    Yapımcı Zeynep Dalkıran Oscar Wilde’in da bir göçmen olduğunu ama anlattığı hikayelerin göçmenlerle sınırlı kalmadığının altını çizdi. “O insan hikayelerini anlattı. Bizim de bu anlattığımız hikaye Türk, Yunan, Kanadalı, Fransız hatta İngiliz olmakla da sınırlı değil. Bu oyun için çalışmış herkes bu hikayeyi kendisinden, geçmişinden ve tecrübesinden bir şey katarak geliştirdi. Bu sentezi sizinle ikinci kez paylaşabileceğimiz için çok heyecanlıyız!” dedi. Ciddiyetin Önemi, Kraliçe Viktorya dönemindeki İngiliz toplumunun muhafazakar sosyal kalıpları üzerinden insanı insan yapan değerler ve kimlik üzerine sorular sorar. Taşlamalı bir güldürü olan oyun, aslında bireylerin sözde görkemli Viktorya çağında yaşadıkları saygın hayatlarına ve ikiyüzlülüğe olan tepkidir. Yunanistan, Fransa, Finlandiya, Kanada ve Türkiyeli oyuncuların sergilediği bu klasik İngiliz oyununun hikayesi nereden geldiğini bilen ama kim olduğunu bilmeyen Algernon ve kim ve nerede oldugunu bilen ama nereden geldiğini bilmeyen Earnest’i anlatır. 

    Ana dilleri başka olup, İngiltere’yi yuva bellemiş, yaşam mücadelesini İngilizce verip, İngilizce rüya gören göçmen gruplarını bu oyun çok yakından ilgilendiriyor. Oscar Wilde’nin yazdığı oyunu Aylin Bozok yönetirken, oyun kadrosunda ise, Louis Pottier Arniaud, Duncan Rowe, Pınar Öğün,
 Ece Özdemiroğlu,
 Irem Çavuşoğlu gibi deneyimli oyuncular bulunuyor. Stoke Newington’daki Tower Theatre’da sahnelenen oyun Pazar hariç her akşam 19:30’da gösterimleri bulunuyor. Bilet ve ayrıntılı bilgi için Zeynep Dalkıran ile 0794 443 03 49 nolu telefonda irtibat kurabilirsiniz.

  • Barış Küçük’ün katil zanlısı suçunu itiraf etti

    Barış Küçük’ün katil zanlısı suçunu itiraf etti

    LONDRA- Londra’da bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Barış Küçük’ün katil zanlısı Adam Tarık suçunu kabul ederek hırsızlık yaptığını ve bıçak taşıdığını itiraf etti. Zanlı Tarık, Küçük’e ‘öldürme kastı’ ile saldırmadığını ileri sürerken, jüri huzurunda yapılacak yargılama ise 3 Şubat’ta başlayacak.

    Londra’da 3 Haziran günü bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Barış Küçük’ün katil zanlısının yargılandığı dava Old Baley Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Küçük’ün yakınları ve sevenleri ile çok sayıda kişi katıldı. Delillerin toplandığı esas yargılamaya geçilmesi için hazırlıkların yapıldığı mahkeme de katil zanlısı Adam Tarık, aylardır süren duruşmalar sonucunda ilk defa suçunu kabul etti. Olayla ilgili beyan da bulunan Tarık, Küçük’ün cep telefonunu çaldığını ve bıçak taşıdığını kabul etti. Bıçak taşıyarak hırsızlık yaptığını itiraf eden Tarık, Barış Küçük’ü ‘öldürme kastı’ ile vurmadığını iddia etti. Küçük’ün cep telefonunu çaldığını söyleyen katil zanlısı Tarık, olayı ‘öldürme kastı’ ile gerçekleştirmediğini iddia etti.  Zanlı Tarık, özellikle kimliği hakkında yalan beyanlar da bulunarak, aylardır ‘avukat’ ve ‘tercüman’ gibi farklı gerekçelerle mahkemenin uzamasına yol açmış ve hiç bir soruya yorum  ve yanıtta bulunmamıştı. Tarık’ın daha önceki avukatlık bürosunu azlettiği için duruşmalar uzarken yeni avukatlık bürosu ile birlikte beyanda bulunmaya başladı.

    ESAS YARGILAMA 3 ŞUBAT’TA

    Tarık’ın suçunu itiraf eden beyanları ile birlikte esas yargılamaya geçilmesi için de hazırlıklar son aşamaya geldi. Bugüne kadar görülen duruşmalar da deliller toplanarak kamera kayıtların dan görgü tanıklarına kadar bir dizi araştırmalar sonuçlandırıldı. Daha önceki duruşmalar da mahkeme heyeti zanlı hakkında toplanan delillerin yeterli olduğuna kanaat getirmiş ve olay yerinde bulunan kan örneklerinin zanlının kanıyla örtüştüğü yönündeki raporları açıklamıştı.

    Mahkeme heyeti son görülen duruşma da Jüri üyelerinin seçimi ve esas yargılamanın yapılması için mahkemeyi 3 Şubat tarihine ertelendi. Bu tarihte öncelikle jüri üyelerinin seçimi gerçekleştirilecek. Jürinin seçiminin ardından en az 2 hafta boyunca sürecek olan yargılama başlayacak. Jürili yargılama da zanlının suçu ve boyutları tüm yönleriyle ele alınacak ve mahkeme jüri heyetinin kanaati ile birlikte kararını verecek.

  • Hedef Süryanileri sindirmek

    Hedef Süryanileri sindirmek

    Mardin – Mardin Süryani Birliği Başkanı Yuhanna Aktaş, Nusaybin’de  Mor Yakup Kilisesi rahibi Sefer Bileçen ve Süryanilerin gözaltına alınmasının sindirme ve korkutma amaçlı olduğunu belirtti.

    Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı kırsal mahalleler Eskihisar (Marînê), Üçköy (Xarabalê) ve Üçyol’da (Sêderîyê) yapılan ev baskınlarında aralarında Mor Yakup Kilisesi Rahibi Sefer (Aho) Bileçen, Üçköy muhtarı Joseph Yar ile Musa Taştekin isimli Süryani yurttaşların olduğu 10 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Mardin İl Jandarma Komutanlığı TEM Şubesi’nde tutulurken, savcılığın getirdiği 24 saatlik avukat görüş yasağının ardından avukatlar müvekkilleri ile görüşme gerçekleştirdi.

    İddia: Yadım ve yataklık

    Avukatlarından alınan bilgiye göre Süryani rahip Bileçen ve beraberindekilerin “Örgüte yardım ve yataklık yapmak” iddiasıyla gözaltına alındığı öğrenilirken, Üçköy Muhtarı Joseph Yar’ın Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürüldüğü bildirildi. Rahip Bileçen ile beraber 4 kişinin ifadelerinin ise bugün tamamlanacağı belirtildi. İfade işlemlerinin ardından rahip Bileçen ve beraberindekilerin savcılığa sevk edilmesi bekleniyor.

    Hedef sindirme

    Rahip Bileçen ve beraberindekilerin gözaltına alınmasını değerlendiren Mardin Süryani Birliği Başkanı ve Denge Denetleme Ağı Mardin İl Koordinatörü Yuhanna Aktaş, operasyonu “Genelde gizli tanık ve asılsız ihbarlarla tamamen Süryanileri sindirmeye korkutmaya yönelik bir operasyon” diye yorumladı. “Bir rahip, İstanbul gibi bir metropolü bırakmış, Bagok Dağı eteklerine gelip burada dünyadan arınmayı tercih etmiş bir kişinin gözaltı gerekçesi ne olabilir” diye soran Aktaş, “Korkutmaya sindirmeye dönük bir operasyon. Süryani tarihinde bir rahibin gözaltına alındığı görünmemiştir. Papaz olmuştur ama rahip olmamıştır. Ticaretle siyasetle alakası olmayan bu insanı neden gözaltına alırsınız? İhbar gibi kirli yöntemlerle bir insanı neden gözaltına alırsınız. Bütün Süryaniler dünyanın her yerinde diken üzerinde. Türkiye’de olanların bu topraklarda yaşama güvenleri sarsılmış durumda. Bunu kesinlikle bunu kabul etmiyoruz. Süryaniler bu ülkenin kadim halklarındandır. Süryanileri buralardan sürmeye çalışmak, bu topraklara yapılacak en büyük kötülüktür. Bu gözaltılar tamamen, biz Süryanilere gözdağı vermek suretiyle bizi topraklarımızdan göçe zorlamaya yöneliktir. Rahip Aho’yu ve diğer Süryanileri derhal serbest bırakın” dedi.